Konusunu Oylayın.: La ilahe illallah fazileti

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
La ilahe illallah fazileti
  1. 07.Temmuz.2011, 06:22
    1
    Misafir

    La ilahe illallah fazileti






    La ilahe illallah fazileti Mumsema La ilahe illallah fazileti nedir hadislerle açıklar mısınız?


  2. 07.Temmuz.2011, 06:22
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 07.Temmuz.2011, 07:52
    2
    sevim yalçın
    Sürgün dünya....

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ekim.2010
    Üye No: 80045
    Mesaj Sayısı: 217
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 26

    Cevap: la ilahe illallah fazileti




    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    Ben de dahil bütün peygamberlerin söylemiş olduğu en faziletli söz 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike leh'tir. (Allah'tan başka ma'bud yoktur. Allah birdir; O'nun ortağı yoktur!).17
    Kim 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh, leh'ül- mülkü ve leh'ül-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr' (Allah'tan başka ma'bud yoktur. Allah birdir; O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur ve hamd O'na mahsustur. O, herşeye kâdirdir) sözünü hergün yüz defa söylerse, bu kendisi için on köle âzâd etmeye denktir. Aynı zamanda kendisine yüz iyilik yazılır ve defterinden de yüz kötülük silinir. O gün akşama kadar şeytanın şerrinden korunur. Bu sözleri kendisinden daha fazla söyleyenler müstesna, hiç kimse de onun yaptığından daha üstün bir amel yapmış olmaz.18
    Abdestini güzelce aldıktan sonra gözlerini göklere çevirerek 'Ben Allah'tan başka ma'bud olmadığına, O'nun bir olup ortağı olmadığına ve Hz. Muhammed'in de O'nun kulu ve de Rasûlü olduğuna şâhidlik ederim' diyen kul için cennetin bütün kapıları açılır. Böylece bu kişi cennete istediği kapıdan girebilir.19
    Lâ ilâhe illallah diyenler için, ne kabirlerinde ve ne de mahşer gününde herhangi bir yalnızlık ve üzüntü yoktur. Sûr'un üfürülmesi ânında bu kişilerin başlarından topraklar saçıldığı halde kalkarak 'Hamd, bizden üzüntüyü uzaklaştıran Allah'a mahsustur. Rabbimiz affedici ve şükredenlerin şükrünü kabul edicidir' dediklerini şimdiden görür gibi oluyorum.20
    Hz. Peygamber birgün Ebu Hüreyre'ye şunları söyler: 'Ey Ebu Hüreyre! Kıyamet gününde, işlediğin her hasene tartılır. (Yani tartıya dahildir) Ancak Allah'tan başka ma'bud olmadığına şâhidlik etmen bu hükmün dışındadır; bu şehâdet, teraziye konulmaz. Çünkü ihlâsla getirilen şehâdet terazinin bir kefesine yedi kat gök ve yedi kat arz da diğer kefesine konsa yine de lâ ilâhe illallah ağır basar'.21
    Huzuruna, yer dolusu günah ile de gelse, Allah Teâlâ sıdk ile lâ ilâhe illallah diyen kimsenin bütün günahlarını affeder.22
    Hz. Peygamber, Ebu Hüreyre'ye şöyle der: 'Ey Ebu Hüreyre! Can çekişen kimseye lâ ilâhe illallah'ı telkin et; zira lâ ilâhe illallah, günahlar yığınını yıkıp târûmâr eder'. Ebu Hüreyre'nin 'Ey Allah'ın Rasûlü! Bu ölüler için böyle...
    Peki diriler için durum nasıldır?' diye sorması üzerine de şöyle buyurur: 'Diriler için, günahları daha fazla ortadan kaldırıcıdır'.33
    İhlâsla lâ ilâhe illallah diyen kimse cennete girer.24
    Hz. Peygamber birgün, 'Cennete girmekten imtinâ edip Allah'tan, ürken develerin sahiplerinden kaçışı gibi kaçan kimseler müstesna hepiniz (mü'min olduğunuz için) cennete gireceksiniz' buyurdu. Bunun üzerine 'Ey Allah'ın Rasûlü! Cennete girmekten imtina ederek Allah'tan ürküp kaçanlar da kimlerdir?' diye soruldu. Rasûlullah buna şöyle cevap verdi: 'Kim lâ ilâhe illallah demezse işte o, cennete girmekten imtinâ etmiş ve Allah'tan ürkerek kaçmıştır.
    Bu bakımdan onunla aranıza perdeler gerilmeden önce bu mübarek kelimeyi çokça söyleyin; çünkü tevhid ve ihlâs keli-mesi budur. Takvâ kelimesi ve kelime-i tayyibe budur. Bu kelime hakkın dâveti ve kopmaz kulpudur. Bu kelime aynı zamanda cennetin de bedelidir'.25
    'İyiliğin karşılığı ancak iyiliktir' (Rahmân/60) ayetinin tefsirinde şöyle denilmiştir: 'Dünyadaki iyilik lâ ilâhe illallah 'tır'. Ahirette verilecek olan iyilik ise cennettir'.
    Şu ayet de aynı şekilde tefsir edilmiştir: 'Güzel davrananlara (iman edip güzel amel işleyenlere) daha güzel bir karşılık (cennet) ve fazlası vardır'. (Yûnus/26)
    Berâ b. Âzib, Hz. Peygamber'den şöyle rivayet eder:
    'Kim on defa 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr' (Allah'tan başka ilah yoktur. Allah tektir ve O'nun ortağı yoktur. Mülk ve hamd O'na aittir. O herşeye kâdirdir) derse, bir köle âzâd etmekten elde edilen ecre denk bir ecir elde etmiş olur.26
    Bu hadîsin başka bir rivayetinde 'köle' tâbiri yerine 'nefis' mânasına gelen 'neseme' tâbiri yer almaktadır.
    Amr b. Şuayb, babasından, o da kendi babasından Rasûlullah'ın (s.a) şu hadîsini rivayet etmektedir:
    Kim günde ikiyüz defa 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr' derse kendisinden önce gelen hiçbir kimse onun önüne geçemediği gibi, kendisinden sonra gelen hiçbir kimse de ona yetişemez. Ancak onun bu amelinden daha faziletli bir amelde bulunan kimse müstesnadır.27
    Kim (çarşıda veya) pazarda 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve alâ külli şey'in kadîr' (Allah'tan başka hak ma'bud yoktur. Allah birdir ortağı yoktur. Mülk ve hamd O'na aittir. Dirilten ve öldüren O'dur. O herşeye kâdirdir) derse, Allah Teâlâ ona bir milyon iyilik yazdığı gibi onun bir milyon kötülüğünü de defterinden siler ve kendisi için cennette bir köşk binâ eder.28
    Bir rivayette; kul, lâ ilâhe illâllah dediği zaman, bu kelime o kulun defterine gelir, o defterdeki herhangi bir hatayı tedkik ânında görürse siler. Böylece kendisi gibi bir haseneyi görünceye kadar devam eder. Bu haseneyi gördükten sonra onun yanında karar kılar diye vârid olmuştur.
    Sahih'de Ebu Eyyûb, Hz. Peygamber 'den şöyle rivayet eder:
    'Allah'tan başka mâ'bud yoktur. Allah bir'dir. O'nun ortağı yoktur. Mülk ve hamd O'na aittir. O herşeye kâdirdir' meâlindeki kelimeleri on defa okuyan kimse, Hz. İsmail'in evlâtlarından esir düşen dört kişiyi azâd etmiş gibi olur.29
    Yine Sahih'de Ubâde b. Sâmit tarafından Hz. Peygamber'den şöyle rivayet edilmiştir: Geceleyin uyanıp, 'Allah'tan başka ma'bud yoktur. Allah birdir. O'nun şeriki yok. Mülk ve hamd O'na mahsustur. O herşeye kâdirdir ve bütün noksanlıklardan münezzehtir. Hamd yalnızca O'na mahsustur. O'ndan başka ma'bud yoktur. O herşeyden daha yücedir. Günahtan dönüş ve ibâdete yöneliş ancak yüce Allah'ın kuvvet ve kudretiyle olur' mealindeki kelimeleri okuyan bir kimse bundan sonra 'Ey Allahım! Beni affeyle derse, günahları affolunur; dua ederse duası kabul edilir; abdest alarak namaz kılarsa na-mazı kabul olunur.30
    17) Kitab'ul-Hac, İkinci Bölüm'de geçmişti.
    18) Buhârî ve Müslim, (Ebu Hüreyre'den)
    19) Ebu Dâvud, (Ukbe b. Âmir'den)
    20) Ebu Ya'lâ, Taberânî ve Beyhakî, (İbn Ömer'den zayıf bir senedle)
    21) Irâkî, hadîsin uydurma olduğunu kaydetmektedir. Ancak hadîsin son
    kısmı Müstağfirî tarafından rivayet edilmiştir.
    22) Hadîsin bu ibaresinin garib olduğu belirtilmiştir. Tirmizî Enes'ten başka bir ibare ile nakletmektedir.
    23) Deylemî, Müsned'ül-Firdevs, (Ebu Hüreyre'den)
    24) Taberânî, (Zeyd b. Erkam'dan zayıf bir senedle)
    25) Hâkim, Buhârî, İbn Adiy, Ebu Ya'lâ ve Taberânî, (değişik ibare ve ilâvelerle...)
    26) Hâkim, Müstedrek; İmam Ahmed, Müsned, ('on defa' tabiri Müsned'de yoktur)
    27) İmam Ahmed,(İkiyüz defa' yerine 'yüz defa' tâbiriyle); Hâkim, Müstedrek, (kuvvetli bir senedle)
    28) Ebu Ya'lâ, (Enes'den zayıf bir senedle)


  4. 07.Temmuz.2011, 07:52
    2
    Sürgün dünya....



    Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    Ben de dahil bütün peygamberlerin söylemiş olduğu en faziletli söz 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike leh'tir. (Allah'tan başka ma'bud yoktur. Allah birdir; O'nun ortağı yoktur!).17
    Kim 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerike leh, leh'ül- mülkü ve leh'ül-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr' (Allah'tan başka ma'bud yoktur. Allah birdir; O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur ve hamd O'na mahsustur. O, herşeye kâdirdir) sözünü hergün yüz defa söylerse, bu kendisi için on köle âzâd etmeye denktir. Aynı zamanda kendisine yüz iyilik yazılır ve defterinden de yüz kötülük silinir. O gün akşama kadar şeytanın şerrinden korunur. Bu sözleri kendisinden daha fazla söyleyenler müstesna, hiç kimse de onun yaptığından daha üstün bir amel yapmış olmaz.18
    Abdestini güzelce aldıktan sonra gözlerini göklere çevirerek 'Ben Allah'tan başka ma'bud olmadığına, O'nun bir olup ortağı olmadığına ve Hz. Muhammed'in de O'nun kulu ve de Rasûlü olduğuna şâhidlik ederim' diyen kul için cennetin bütün kapıları açılır. Böylece bu kişi cennete istediği kapıdan girebilir.19
    Lâ ilâhe illallah diyenler için, ne kabirlerinde ve ne de mahşer gününde herhangi bir yalnızlık ve üzüntü yoktur. Sûr'un üfürülmesi ânında bu kişilerin başlarından topraklar saçıldığı halde kalkarak 'Hamd, bizden üzüntüyü uzaklaştıran Allah'a mahsustur. Rabbimiz affedici ve şükredenlerin şükrünü kabul edicidir' dediklerini şimdiden görür gibi oluyorum.20
    Hz. Peygamber birgün Ebu Hüreyre'ye şunları söyler: 'Ey Ebu Hüreyre! Kıyamet gününde, işlediğin her hasene tartılır. (Yani tartıya dahildir) Ancak Allah'tan başka ma'bud olmadığına şâhidlik etmen bu hükmün dışındadır; bu şehâdet, teraziye konulmaz. Çünkü ihlâsla getirilen şehâdet terazinin bir kefesine yedi kat gök ve yedi kat arz da diğer kefesine konsa yine de lâ ilâhe illallah ağır basar'.21
    Huzuruna, yer dolusu günah ile de gelse, Allah Teâlâ sıdk ile lâ ilâhe illallah diyen kimsenin bütün günahlarını affeder.22
    Hz. Peygamber, Ebu Hüreyre'ye şöyle der: 'Ey Ebu Hüreyre! Can çekişen kimseye lâ ilâhe illallah'ı telkin et; zira lâ ilâhe illallah, günahlar yığınını yıkıp târûmâr eder'. Ebu Hüreyre'nin 'Ey Allah'ın Rasûlü! Bu ölüler için böyle...
    Peki diriler için durum nasıldır?' diye sorması üzerine de şöyle buyurur: 'Diriler için, günahları daha fazla ortadan kaldırıcıdır'.33
    İhlâsla lâ ilâhe illallah diyen kimse cennete girer.24
    Hz. Peygamber birgün, 'Cennete girmekten imtinâ edip Allah'tan, ürken develerin sahiplerinden kaçışı gibi kaçan kimseler müstesna hepiniz (mü'min olduğunuz için) cennete gireceksiniz' buyurdu. Bunun üzerine 'Ey Allah'ın Rasûlü! Cennete girmekten imtina ederek Allah'tan ürküp kaçanlar da kimlerdir?' diye soruldu. Rasûlullah buna şöyle cevap verdi: 'Kim lâ ilâhe illallah demezse işte o, cennete girmekten imtinâ etmiş ve Allah'tan ürkerek kaçmıştır.
    Bu bakımdan onunla aranıza perdeler gerilmeden önce bu mübarek kelimeyi çokça söyleyin; çünkü tevhid ve ihlâs keli-mesi budur. Takvâ kelimesi ve kelime-i tayyibe budur. Bu kelime hakkın dâveti ve kopmaz kulpudur. Bu kelime aynı zamanda cennetin de bedelidir'.25
    'İyiliğin karşılığı ancak iyiliktir' (Rahmân/60) ayetinin tefsirinde şöyle denilmiştir: 'Dünyadaki iyilik lâ ilâhe illallah 'tır'. Ahirette verilecek olan iyilik ise cennettir'.
    Şu ayet de aynı şekilde tefsir edilmiştir: 'Güzel davrananlara (iman edip güzel amel işleyenlere) daha güzel bir karşılık (cennet) ve fazlası vardır'. (Yûnus/26)
    Berâ b. Âzib, Hz. Peygamber'den şöyle rivayet eder:
    'Kim on defa 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerike leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şeyin kadîr' (Allah'tan başka ilah yoktur. Allah tektir ve O'nun ortağı yoktur. Mülk ve hamd O'na aittir. O herşeye kâdirdir) derse, bir köle âzâd etmekten elde edilen ecre denk bir ecir elde etmiş olur.26
    Bu hadîsin başka bir rivayetinde 'köle' tâbiri yerine 'nefis' mânasına gelen 'neseme' tâbiri yer almaktadır.
    Amr b. Şuayb, babasından, o da kendi babasından Rasûlullah'ın (s.a) şu hadîsini rivayet etmektedir:
    Kim günde ikiyüz defa 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr' derse kendisinden önce gelen hiçbir kimse onun önüne geçemediği gibi, kendisinden sonra gelen hiçbir kimse de ona yetişemez. Ancak onun bu amelinden daha faziletli bir amelde bulunan kimse müstesnadır.27
    Kim (çarşıda veya) pazarda 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yümît ve hüve alâ külli şey'in kadîr' (Allah'tan başka hak ma'bud yoktur. Allah birdir ortağı yoktur. Mülk ve hamd O'na aittir. Dirilten ve öldüren O'dur. O herşeye kâdirdir) derse, Allah Teâlâ ona bir milyon iyilik yazdığı gibi onun bir milyon kötülüğünü de defterinden siler ve kendisi için cennette bir köşk binâ eder.28
    Bir rivayette; kul, lâ ilâhe illâllah dediği zaman, bu kelime o kulun defterine gelir, o defterdeki herhangi bir hatayı tedkik ânında görürse siler. Böylece kendisi gibi bir haseneyi görünceye kadar devam eder. Bu haseneyi gördükten sonra onun yanında karar kılar diye vârid olmuştur.
    Sahih'de Ebu Eyyûb, Hz. Peygamber 'den şöyle rivayet eder:
    'Allah'tan başka mâ'bud yoktur. Allah bir'dir. O'nun ortağı yoktur. Mülk ve hamd O'na aittir. O herşeye kâdirdir' meâlindeki kelimeleri on defa okuyan kimse, Hz. İsmail'in evlâtlarından esir düşen dört kişiyi azâd etmiş gibi olur.29
    Yine Sahih'de Ubâde b. Sâmit tarafından Hz. Peygamber'den şöyle rivayet edilmiştir: Geceleyin uyanıp, 'Allah'tan başka ma'bud yoktur. Allah birdir. O'nun şeriki yok. Mülk ve hamd O'na mahsustur. O herşeye kâdirdir ve bütün noksanlıklardan münezzehtir. Hamd yalnızca O'na mahsustur. O'ndan başka ma'bud yoktur. O herşeyden daha yücedir. Günahtan dönüş ve ibâdete yöneliş ancak yüce Allah'ın kuvvet ve kudretiyle olur' mealindeki kelimeleri okuyan bir kimse bundan sonra 'Ey Allahım! Beni affeyle derse, günahları affolunur; dua ederse duası kabul edilir; abdest alarak namaz kılarsa na-mazı kabul olunur.30
    17) Kitab'ul-Hac, İkinci Bölüm'de geçmişti.
    18) Buhârî ve Müslim, (Ebu Hüreyre'den)
    19) Ebu Dâvud, (Ukbe b. Âmir'den)
    20) Ebu Ya'lâ, Taberânî ve Beyhakî, (İbn Ömer'den zayıf bir senedle)
    21) Irâkî, hadîsin uydurma olduğunu kaydetmektedir. Ancak hadîsin son
    kısmı Müstağfirî tarafından rivayet edilmiştir.
    22) Hadîsin bu ibaresinin garib olduğu belirtilmiştir. Tirmizî Enes'ten başka bir ibare ile nakletmektedir.
    23) Deylemî, Müsned'ül-Firdevs, (Ebu Hüreyre'den)
    24) Taberânî, (Zeyd b. Erkam'dan zayıf bir senedle)
    25) Hâkim, Buhârî, İbn Adiy, Ebu Ya'lâ ve Taberânî, (değişik ibare ve ilâvelerle...)
    26) Hâkim, Müstedrek; İmam Ahmed, Müsned, ('on defa' tabiri Müsned'de yoktur)
    27) İmam Ahmed,(İkiyüz defa' yerine 'yüz defa' tâbiriyle); Hâkim, Müstedrek, (kuvvetli bir senedle)
    28) Ebu Ya'lâ, (Enes'den zayıf bir senedle)


  5. 07.Temmuz.2011, 11:42
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: la ilahe illallah fazileti

    "Onlarin (ilah diye) taptiklari da Rablerine daha yakin olmak için vesile ararlar. O'nun rahmetini umar, azabindan korkarlar." Isra, 57

    "Ibrahim, babasina ve kavmine demisti ki: "Beni yaratan hariç sizin taptiginiz seylerden uzagim." Zuhruf, 26-27

    "Onlar ALLAH'i birakip hahamlarini, rahiplerini ve Meryem oglu Mesih'i rab edindiler. Halbuki ALLAH'tan baska ibadete layik ilah yoktur. ALLAH, onlarin ortak kostuklari seylerden münezzehtir." Tevbe, 31

    "Insanlardan bazisi ALLAH'tan baska varliklari O'na esler kosarlar. Onlari ALLAH'i sevdikleri gibi severler. Iman edenlerin ALLAH'a olan sevgisi ise herseyden fazladir." Bakara, 165

    Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem söyle buyuruyor:

    "Kim 'La ilahe illALLAH' der ve ALLAH'tan baska tapilanlari reddederse, mali ve kani haram olur. Onun hesabi ALLAH'a aittir." (Müslim)

    Ebu hureyre ( r.a. ) şöyle dedi: Resulullah ( s.a.s )'a dedim ki: Ya Resulullah, kıyamet gününde şefaatine en çok mutlu olacak sevinecek insan kimdir. Diye sordum. Resulullah ( a.s. ); Ey eba hureyre senin hadis nakletmeye olan gayretini bildiğim için ben zaten bu soruyu senden önce başkasının sormayacağını biliyordum. Kıyamet gününde şefaatim ile en fazla mutlu olacak kişi; halis bir şekilde kalbinden " La ilahe illallah " diyendir. ( Buhari )

    Ubade b. Sabit'ten; Resulullah ( a.s.) şöyle buyurdu. Kim şehadet ederse ki Allah ( c.c.)'dan başka ilah yoktur. Sadece O vardır ve O'nun hiçbir ortağı yoktur. Muhammed ( s. a. s. ) O'nun kulu ve Resulüdür. İsa ( a.s. ) O'nun kulu ve Resuludür. Allah ( c.c.)'nın Meryem'in rahmine attığı kelimesidir. ( Yani ol emriyle olmuştur. ) ve Allah ( c.c. ) tarafından rahmettir. Ve şehadet ederse ki cennet ve cehennem haktır ameli ne olursa olsun Allah onu cennete sokar ( Şeyhan ve Tirmizi )

    Cenade rivayetinde: Cennetin 8 kapısının hangisinden isterse ondan girer. ( Buhari ve Müslim )

    Kim şehadet ederse ki Allah ( c.c.)'tan başka ilah yoktur. Ve Muhammed ( s.a.s. ) O'nun Resülüdür. Allah ( c.c. ) ona cehennemi haram kılar.

    1- Kelime-i Sehadet'in (tevhidin) yasanmasi herseyden önce gelir. Insanin salih kimseleri ALLAH'la kendisi arasinda vasita tayin ederek bunlarin kendisini ALLAH'a yaklastiracagina inanmasi veya zannetmesi büyük sirktir. Isra suresinin 57. ayetinde, ALLAH'a yakin olan salih kimselere, peygamberlere ve meleklere tapan müsriklere, bu yapmakta olduklarinin büyük sirk oldugu bildirilmistir.

    2- Tevbe suresinin 31. ayetinde, yalniz ALLAH'a ibadet etmekle emrolunduklari halde ehli kitabin, haham ve rahiplerini ALLAH'tan baska rabler edindikleri açiklanmistir. Yahudi ve hristiyanlarin (ehli kitap) haham ve rahiplerini rab edinmeleri, bunlara dua ve ibadet etmeleri seklinde degil; ALLAH'a isyan olan hususlarda onlara itaat etmeleri suretindedir.

    Bu ayetin tefsiri ile ilgili olarak Imam Ahmed, Tirmizi ve Ibn Cerir su hadiseyi naklederler:

    Cömertligi ile meshur olan Hatem et-Tai'nin oglu Adiyy, Islamin ortaya çikisinda Sam'a kaçmis ve hristiyanligi kabul etmisti. Kiz kardesi ve kabilesi müslümanlarin eline esir düsmüslerdi. Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem, her zaman yaptigi gibi onlara da iyi muamelede bulunup serbest birakti. Adiyy'in kiz kardesi Sam'a giderek agabeyinin affedildigini bildirdi. Beraber Medine'ye döndüler.

    Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem'in huzuruna girdigi zaman, Adiyy'in boynunda gümüsten bir haç vardi. O esnada Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem:

    "Onlar ALLAH'i birakip hahamlarini, rahiplerini ve Meryem oglu Mesih'i rabler edindiler" ayetini okuyordu. Bunlari isiten ve o sirada hristiyanliga mensup bulunan Adiyy itiraz etti. Hadiseyi bizzat kendisi söyle anlatiyor:

    "Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem'e: "Onlar rahiplerine tapmiyorlar ki!" dedim. Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem:

    "Evet tapiyorlar! Rahipler helal olani haram, haram olani helal kildiklarinda, onlar buna itaat ediyorlar. Iste bu onlara ibadet etmektir." buyurdu. Adiyy radiyALLAHu anh bundan sonra müslüman olup Islama hizmet etmistir.

    ALLAH celle celalehu söyle buyuruyor:

    "Ey ademoglu! Ben size; 'apaçik düsmaniniz olan seytana degil yalniz bana ibadet edin, dosdogru yol budur.' diye bildirmedim mi?" Yasin, 60-61

    "ALLAH'a hiçbir seyi es kosmayalim, ALLAH'i birakip birbirimizi rabler edinmeyelim..." Ali imran, 64

    "Nefsini ilah edineni gördün mü? Furkan, 43

    Ve benzeri pek çok ayette geçen seytana ibadet etmenin, insanlarin birbirlerini rab tanimasinin, kendi nefsini ilah edinmenin, alim ve rahiplere tapmanin manasi, onlarin karsisinda diz çöküp yere kapanmak degildir. Bu sekildeki bir tapinma ne seytana ne de insana yapilmis degildir ki, Kur'an bunu ifade etmis olsun. Buradaki nefsini ilah edinmekten maksat; insanin bizzat kendisine ibadet etmesi olmayip, heva ve hevesine uyarak, nefsi isteklerinin kölesi durumuna gelmesidir.



  6. 07.Temmuz.2011, 11:42
    3
    Silent and lonely rains
    "Onlarin (ilah diye) taptiklari da Rablerine daha yakin olmak için vesile ararlar. O'nun rahmetini umar, azabindan korkarlar." Isra, 57

    "Ibrahim, babasina ve kavmine demisti ki: "Beni yaratan hariç sizin taptiginiz seylerden uzagim." Zuhruf, 26-27

    "Onlar ALLAH'i birakip hahamlarini, rahiplerini ve Meryem oglu Mesih'i rab edindiler. Halbuki ALLAH'tan baska ibadete layik ilah yoktur. ALLAH, onlarin ortak kostuklari seylerden münezzehtir." Tevbe, 31

    "Insanlardan bazisi ALLAH'tan baska varliklari O'na esler kosarlar. Onlari ALLAH'i sevdikleri gibi severler. Iman edenlerin ALLAH'a olan sevgisi ise herseyden fazladir." Bakara, 165

    Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem söyle buyuruyor:

    "Kim 'La ilahe illALLAH' der ve ALLAH'tan baska tapilanlari reddederse, mali ve kani haram olur. Onun hesabi ALLAH'a aittir." (Müslim)

    Ebu hureyre ( r.a. ) şöyle dedi: Resulullah ( s.a.s )'a dedim ki: Ya Resulullah, kıyamet gününde şefaatine en çok mutlu olacak sevinecek insan kimdir. Diye sordum. Resulullah ( a.s. ); Ey eba hureyre senin hadis nakletmeye olan gayretini bildiğim için ben zaten bu soruyu senden önce başkasının sormayacağını biliyordum. Kıyamet gününde şefaatim ile en fazla mutlu olacak kişi; halis bir şekilde kalbinden " La ilahe illallah " diyendir. ( Buhari )

    Ubade b. Sabit'ten; Resulullah ( a.s.) şöyle buyurdu. Kim şehadet ederse ki Allah ( c.c.)'dan başka ilah yoktur. Sadece O vardır ve O'nun hiçbir ortağı yoktur. Muhammed ( s. a. s. ) O'nun kulu ve Resulüdür. İsa ( a.s. ) O'nun kulu ve Resuludür. Allah ( c.c.)'nın Meryem'in rahmine attığı kelimesidir. ( Yani ol emriyle olmuştur. ) ve Allah ( c.c. ) tarafından rahmettir. Ve şehadet ederse ki cennet ve cehennem haktır ameli ne olursa olsun Allah onu cennete sokar ( Şeyhan ve Tirmizi )

    Cenade rivayetinde: Cennetin 8 kapısının hangisinden isterse ondan girer. ( Buhari ve Müslim )

    Kim şehadet ederse ki Allah ( c.c.)'tan başka ilah yoktur. Ve Muhammed ( s.a.s. ) O'nun Resülüdür. Allah ( c.c. ) ona cehennemi haram kılar.

    1- Kelime-i Sehadet'in (tevhidin) yasanmasi herseyden önce gelir. Insanin salih kimseleri ALLAH'la kendisi arasinda vasita tayin ederek bunlarin kendisini ALLAH'a yaklastiracagina inanmasi veya zannetmesi büyük sirktir. Isra suresinin 57. ayetinde, ALLAH'a yakin olan salih kimselere, peygamberlere ve meleklere tapan müsriklere, bu yapmakta olduklarinin büyük sirk oldugu bildirilmistir.

    2- Tevbe suresinin 31. ayetinde, yalniz ALLAH'a ibadet etmekle emrolunduklari halde ehli kitabin, haham ve rahiplerini ALLAH'tan baska rabler edindikleri açiklanmistir. Yahudi ve hristiyanlarin (ehli kitap) haham ve rahiplerini rab edinmeleri, bunlara dua ve ibadet etmeleri seklinde degil; ALLAH'a isyan olan hususlarda onlara itaat etmeleri suretindedir.

    Bu ayetin tefsiri ile ilgili olarak Imam Ahmed, Tirmizi ve Ibn Cerir su hadiseyi naklederler:

    Cömertligi ile meshur olan Hatem et-Tai'nin oglu Adiyy, Islamin ortaya çikisinda Sam'a kaçmis ve hristiyanligi kabul etmisti. Kiz kardesi ve kabilesi müslümanlarin eline esir düsmüslerdi. Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem, her zaman yaptigi gibi onlara da iyi muamelede bulunup serbest birakti. Adiyy'in kiz kardesi Sam'a giderek agabeyinin affedildigini bildirdi. Beraber Medine'ye döndüler.

    Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem'in huzuruna girdigi zaman, Adiyy'in boynunda gümüsten bir haç vardi. O esnada Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem:

    "Onlar ALLAH'i birakip hahamlarini, rahiplerini ve Meryem oglu Mesih'i rabler edindiler" ayetini okuyordu. Bunlari isiten ve o sirada hristiyanliga mensup bulunan Adiyy itiraz etti. Hadiseyi bizzat kendisi söyle anlatiyor:

    "Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem'e: "Onlar rahiplerine tapmiyorlar ki!" dedim. Rasulullah sallALLAHu aleyhi ve sellem:

    "Evet tapiyorlar! Rahipler helal olani haram, haram olani helal kildiklarinda, onlar buna itaat ediyorlar. Iste bu onlara ibadet etmektir." buyurdu. Adiyy radiyALLAHu anh bundan sonra müslüman olup Islama hizmet etmistir.

    ALLAH celle celalehu söyle buyuruyor:

    "Ey ademoglu! Ben size; 'apaçik düsmaniniz olan seytana degil yalniz bana ibadet edin, dosdogru yol budur.' diye bildirmedim mi?" Yasin, 60-61

    "ALLAH'a hiçbir seyi es kosmayalim, ALLAH'i birakip birbirimizi rabler edinmeyelim..." Ali imran, 64

    "Nefsini ilah edineni gördün mü? Furkan, 43

    Ve benzeri pek çok ayette geçen seytana ibadet etmenin, insanlarin birbirlerini rab tanimasinin, kendi nefsini ilah edinmenin, alim ve rahiplere tapmanin manasi, onlarin karsisinda diz çöküp yere kapanmak degildir. Bu sekildeki bir tapinma ne seytana ne de insana yapilmis degildir ki, Kur'an bunu ifade etmis olsun. Buradaki nefsini ilah edinmekten maksat; insanin bizzat kendisine ibadet etmesi olmayip, heva ve hevesine uyarak, nefsi isteklerinin kölesi durumuna gelmesidir.



  7. 07.Şubat.2014, 05:12
    4
    find
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Mayıs.2007
    Üye No: 802
    Mesaj Sayısı: 732
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 9

    Cevap: la ilahe illallah fazileti

    lailaheillallah sözünün fazileti

    7094 - Kudame İbnu İbrahim el-Cümahî radıyallahu anh'ın anlattığına göre: "Kendisi, Hz. Abdullah İbnu Ömer İbni'l-Hattab radıyallahu anhüma'ya gidip geliyordu. Bu uğramaları esnasında yaşça delikanlı ve üzerinde kırmızıya boyanmış iki parça giyecek vardı. Kudâme devamla der ki: "Abdullah İbnu Ömer bize Resülullah aleyhissalatu vesselâm'ın kendilerine şunu anlattığını söyledi: "Allah'ın kullarından bir kul dedi ki: "Ey Rabbim! Senin zâtının celaline ve senin hâkimiyetinin azametine layık şekilde sana hamd olsun." Bu hamd kulun amelini yazmakla muvazzaf iki meleği aciz bıraktı. Onlar (bunun sevabını) nasıl yazacaklarını bilemediler. Bunun üzerine melekler göğe çıktılar ve: "Ey Rabbimiz! Senin kulun öyle bir kelam söyledi ki, nasıl yazacağımızı bilemiyoruz" dediler. AllahTeâla hazretleri, -kulun söylediği sözü en iyi bilen olduğu halde-: "Benim kulum ne söyledi?" diye sordu. Melekler: "Ey Rabbimiz! O kul: "Ya Rabbi lekel-hamdu kemâ yenbaği li-Celâli vechike ve azîmi sultânike" söyledi" dediler. Bunun üzerine Allah Teâla hazretleri o iki meleğe buyurdu ki: "Kulum bana kavuşup da ben onu söylediği söze (hamde) karşılık mükâfaatlandırıncaya kadar siz o sözü kulumun söylediği gibi yazınız" buyurdu."


    7095 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm sevdiği bir şeyi görünce: "Hamd o Allah'a mahsustur ki sâlih şeyler sadece onun lütuf ve nimetiyle tamamlanır" derdi. Hoşlanmadığı bir şey görünce de: "Her durum üzerine Allah'a hamd olsun" derdi."





  8. 07.Şubat.2014, 05:12
    4
    Devamlı Üye
    lailaheillallah sözünün fazileti

    7094 - Kudame İbnu İbrahim el-Cümahî radıyallahu anh'ın anlattığına göre: "Kendisi, Hz. Abdullah İbnu Ömer İbni'l-Hattab radıyallahu anhüma'ya gidip geliyordu. Bu uğramaları esnasında yaşça delikanlı ve üzerinde kırmızıya boyanmış iki parça giyecek vardı. Kudâme devamla der ki: "Abdullah İbnu Ömer bize Resülullah aleyhissalatu vesselâm'ın kendilerine şunu anlattığını söyledi: "Allah'ın kullarından bir kul dedi ki: "Ey Rabbim! Senin zâtının celaline ve senin hâkimiyetinin azametine layık şekilde sana hamd olsun." Bu hamd kulun amelini yazmakla muvazzaf iki meleği aciz bıraktı. Onlar (bunun sevabını) nasıl yazacaklarını bilemediler. Bunun üzerine melekler göğe çıktılar ve: "Ey Rabbimiz! Senin kulun öyle bir kelam söyledi ki, nasıl yazacağımızı bilemiyoruz" dediler. AllahTeâla hazretleri, -kulun söylediği sözü en iyi bilen olduğu halde-: "Benim kulum ne söyledi?" diye sordu. Melekler: "Ey Rabbimiz! O kul: "Ya Rabbi lekel-hamdu kemâ yenbaği li-Celâli vechike ve azîmi sultânike" söyledi" dediler. Bunun üzerine Allah Teâla hazretleri o iki meleğe buyurdu ki: "Kulum bana kavuşup da ben onu söylediği söze (hamde) karşılık mükâfaatlandırıncaya kadar siz o sözü kulumun söylediği gibi yazınız" buyurdu."


    7095 - Hz. Aişe radıyallahu anhâ anlatıyor: "Resülullah aleyhissalâtu vesselâm sevdiği bir şeyi görünce: "Hamd o Allah'a mahsustur ki sâlih şeyler sadece onun lütuf ve nimetiyle tamamlanır" derdi. Hoşlanmadığı bir şey görünce de: "Her durum üzerine Allah'a hamd olsun" derdi."








+ Yorum Gönder