Konusunu Oylayın.: Kul hakkı... Ahirette bunun sonucu ne olur?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Kul hakkı... Ahirette bunun sonucu ne olur?
  1. 03.Temmuz.2011, 15:40
    1
    Misafir

    Kul hakkı... Ahirette bunun sonucu ne olur?






    Kul hakkı... Ahirette bunun sonucu ne olur? Mumsema Kul hakki dedigimiz bana hep çok agir gelmi$tir. Bunun adina hep hal ve davrani$larimi, elimden geldigi kadar düzeltiyorum. 19 ya$inda bir genç kizim, hakkimin yenildigi halde yine elimden geldigi kadar susuyorum, kinlenmemeye çali$iyorum ve Allah'a havale ediyorum. Ya$adigimiz dünya'nin acimasiz oldugunu bilerek, adaletin mümküniyetine kendimi inandiriyorum. Yukarda Allah var deyip kendimi Allah'in adaletine teslim ediyorum.
    Insanlar çok acimasiz, acimasiz olan hayat degil. Hergün kalplerimizi paramparça ediyorlar. Biz iyi davrandikça insanlar bu durumdan faydalaniyor. Içimdeki vicdaniyeti bir türlü atamiyorum, hep vicdanim bana engel oluyor. Kötülük yapamiyorum.
    Engelli birine a$ik oldum; bana $öyle dedi : " sana sadece bedenimi verebilirim, ask veremem ". Bir ay kadar ugrastim olmadi. Meger niyeti bozukmu$. Bana hakkini helal et dedi. Ne önemli var dedim, içten söylemedikten sonra. Allah biliyor içimi helal olsun diyemedim. Bunun hükmü nedir ? Ben hakkimi helal edemedim; içime dert oldu ama helal etsem yine içime dert olurdu.
    Ahirette bunun sonucu ne olur ?


  2. 03.Temmuz.2011, 15:40
    1
    Vicdannn - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Vicdannn
    Misafir



    Kul hakki dedigimiz bana hep çok agir gelmi$tir. Bunun adina hep hal ve davrani$larimi, elimden geldigi kadar düzeltiyorum. 19 ya$inda bir genç kizim, hakkimin yenildigi halde yine elimden geldigi kadar susuyorum, kinlenmemeye çali$iyorum ve Allah'a havale ediyorum. Ya$adigimiz dünya'nin acimasiz oldugunu bilerek, adaletin mümküniyetine kendimi inandiriyorum. Yukarda Allah var deyip kendimi Allah'in adaletine teslim ediyorum.
    Insanlar çok acimasiz, acimasiz olan hayat degil. Hergün kalplerimizi paramparça ediyorlar. Biz iyi davrandikça insanlar bu durumdan faydalaniyor. Içimdeki vicdaniyeti bir türlü atamiyorum, hep vicdanim bana engel oluyor. Kötülük yapamiyorum.
    Engelli birine a$ik oldum; bana $öyle dedi : " sana sadece bedenimi verebilirim, ask veremem ". Bir ay kadar ugrastim olmadi. Meger niyeti bozukmu$. Bana hakkini helal et dedi. Ne önemli var dedim, içten söylemedikten sonra. Allah biliyor içimi helal olsun diyemedim. Bunun hükmü nedir ? Ben hakkimi helal edemedim; içime dert oldu ama helal etsem yine içime dert olurdu.
    Ahirette bunun sonucu ne olur ?


    Benzer Konular

    - Kul hakkı ahirette nasıl ödenir ?

    - Kul Hakkı / Ahirette Hesaplaşmak?

    - Bakire ölen bir kız ahirette huri olacakmış diye duydum bunun aslı var mı?

    - Bir Müslüman bir gayri müslimin hakkını yediğinde, bunun sonucu ahirette ne olacaktır?

    - Ahirette kul hakkını kul hakkı ile ödemek

  3. 16.Temmuz.2011, 20:28
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kul hakki... Ahirette bunun sonucu ne olur?




    Kul hakkı, Allah'ın yarattığı her kulun sahip olduğu ve de Allah'ın verdiği bir haktır. Bu, Allah tarafından verilen öyle bir haktır ki, eğer başkası tarafından alınırsa veya çiğnenirse en büyük günahlardan birisi işlenmiş olur. Kul hakkının çiğnenmesi, çiğneyene çok büyük bir mesuliyet ve çok büyük bir günah getirir.
    Müslüman, kul haklarına son derece titizlik göstermelidir. Bilerek veya bilmeyerek başkalarının hakkını alan kimse, o hakkı ödemek ve helalleşmek suretiyle kendisini kurtarmaya çalışmalıdır. Haksızlık edip de, hak sahibine hakkını vermeyenler; Ahirette pişmanlık duyacaklar ve çetin bir azaba uğrayacaklardır.
    Bir gün bu fani hayat son bulacak, gerçek hayat dediğimiz Ahiret hayatı başlayacak ve herkes dünyadaki hayatından hesaba çekilecektir. Nitekim Cenâbı Hak, Kur’an-ı Kerim’de “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı kötülük işlerse, onu görür“(1) buyurmaktadır.
    Sevgili Peygamberimiz ise; “Bir kimsenin diğer bir kimsenin haysiyetine, yahut malına tecavüzden dolayı üzerinde bir hak bulunursa, altın ve gümüşün geçmediği hesap günü gelmeden helalleşsin. Aksi takdirde, yaptığı haksızlık ölçüsünde, iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa, hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden kimseye yüklenir”(2) buyurmaktadır.
    Şu halde Cenab-ı Hakkın huzuruna, kul hakkıyla gitmemeli; şayet hak sahibini biliyorsak bizzat helalleşmeli, bilemediklerimiz için de onlar adına tasaddukta bulunup sevaplarını yine onlara bağışlamalıyız
    Sevgili Peygamberimiz: “Gerçek Müslüman, dilinden ve elinden diğer Müslümanların emniyette oldukları kimsedir.”(3) buyurmaktadır.Buradan anlaşılan şudur ki, bir müslüman kimsenin hakkına tecavüz etmemelidir.Zira bunun hesabı kolayca verilemeyecektir. Herkesin hesap endişesiyle titrediği kıyamet gününde hiçbir suale tabi tutulmadan Cennete girecek olan şehidin bile hesap vereceği tek husus, "kul hakkı"dır.
    Kul hakkı açısından adam öldürme ile kuyrukta önüne geçme arasında çok fark yoktur.Her ikisinde de o kişi hakkını helal etmedikçe Allah onu affetmiyecektir.
    Bir gün Hz.Peygamber, Sahabe-i Kirama, kimin kendisinde bir hakkı varsa istemesini, yahut da helâl etmesini istedi.
    Ukkaşe Hazretleri söz istedi ve “Ya Resûlellah ! Sizinle bir sefere çıkmıştık. Siz devenizi kırbaçlarken, yanlışlıkla kırbacınızla bana vurmuştunuz. O konudaki hakkımı istiyorum” dedi. Efendimiz hemen sırtını döndü ve kırbaçla sırtına vurmasını rica etti.
    Bu defa Ukkaşe Hazretleri, “Ya Resûlellah, o zaman benim sırtım açıktı ve kırbaç tenime değip çok acı vermişti, onun için ben de sizin çıplak vücudunuza vurmak istiyorum” dedi. Peygamberimiz hiç düşünmeden gömleğini çıkardı ve çıplak vücuduna kırbaçla vurmasını istedi.
    Ancak Ukkaşe Hazretleri Efendimizin sırtına vurmak ne kelime, koşarak onun sırtındaki peygamberlik mührünü öptü.
    Kul hakkının önemi sevgili peygamberimizin şu hadisi şerifi ile daha iyi ortaya çıkmaktadır: Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: Peygamberimiz:
    ”- Müflis kimdir, bilir misiniz ? buyurdu. Orada bulunanlar:
    - Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir, dediler. Peygamberimiz:
    - Gerçekte benim ümmetimden müflis, kıyamet gününde, namaz, oruç ve zekatla gelecek olan kimsedir. (Yani namazını kılmış, orucunu tutmuş ve malının zekatını vermiş olan kimsedir.) Ama şuna sövmüş, bunun kanını dökmüş, diğerini de dövmüştür (Yani bu günahları da işlemiştir.) Bundan dolayı onun iyiliklerinden adı geçenlerin her birine verilir. Üzerinde olan haklar ödenmeden iyilikleri tükenirse, hak sahiplerinin günahları o kimseye yükletilir. Sonra o kimse cehenneme atılır,” buyurdu.
    Bir kimse aleyhine yanlış karar vermek de kul hakkını çiğnemek demektir.
    Bir gün Hz.Peygamber A.V. Efendimiz,Eşi Ümmü Seleme’nin kapısı önünde bir kavga işitti ve çıkarak şöyle buyurdu:
    “Şüphesiz ben de sizin gibi bir insanım.Zaman olur ki, bana sizden iki hasım gelir de, bazınız (haksızken) daha düzgün ifade-i meram etmiş olabilir, ben de o beliğ sözleri doğru zannederek, onun lehine hükmedebilirim. Binanaleyh kimin lehine bir müslimin (ve gayri müslimin) hakkıyla hükmettimse, (bilsin ki) bu hak, ateşten bir parçadır.İster onu alsın, ister bıraksın.”
    Kıyamet Günü Mü’minler Sırat Köprüsünde Tutulur ve Kul Hakkı Olanlar Hakkını Öderler ve Cennete Öyle Girerler.
    Ebû Saîd-i Hudrî radiya'llâhu anh, Hz.Peygamber’in şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir.
    “Kıyâmette mü'minler Cehennem (üzerine kurulmuş Sırat) dan kurtulduktan sonra Cennet'le Cehennem arasındaki (ikinci bir) köprüde tevkîf olunurlar. Burada dünyâda aralarında bulunan (ufak tefek) mezâlimden bir birine hakkını vererek hesaplaşırlar. (Küçük günahlarından da) pâklanıp arındıkları zaman, bunların Cennet'e girmelerine izin verilir. (Sonra Resûl-i Ekrem):
    Muhammed salla'llâhu aleyhi ve sellem'in hayâtı yed-i kudretinde olan Allâh'a yemîn ederim ki: o mü'minlerden biri Cennet'teki ârâmgâhını dünyâda yaşadığı meskeninden daha iyi bilir ve (kılavuzsuz) bulur”, buyurmuştur.
    Değerli Dostlar,
    Görüldüğü gibi, İslâm’da kul hakkı çok önemli bir konudur. Ahirette Allah ve Resulünün huzurunda mahcup duruma düşmemek, cennete kavuşabilmek için, her ne sebeple olursa olsun başka birinin hakkını çiğnenmesi doğru değildir. Aksi halde sırat köprüsünde çok çetin bir hesap görülecek, cennete girmeyi beklerken, kul hakkı borcumuz sebebiyle, cehennem azabına muhatap olabileceğiz.
    Konu ile ilgili kaleme aldığım bir şiirimi de burada paylaşmak istiyorum.
    İyi bir insan, iyi bir kul olmak ve kul hakkı çiğnemeden yaşamak dileğiyle.

    1-Zilzal suresi:7-8
    2-Sahih-i Buhari, Tecrid Terc.C.7
    S.375.
    3- Buhârî, İman 4; Müslim, İman 64, (40);
    Ebu Dâvud, Cihâd 2, (2481); Nesâî, İman 9, (8, 105).
    4- Müslim, Kitabu'l-Birr ve's-Sıle, 15.


  4. 16.Temmuz.2011, 20:28
    2
    Silent and lonely rains



    Kul hakkı, Allah'ın yarattığı her kulun sahip olduğu ve de Allah'ın verdiği bir haktır. Bu, Allah tarafından verilen öyle bir haktır ki, eğer başkası tarafından alınırsa veya çiğnenirse en büyük günahlardan birisi işlenmiş olur. Kul hakkının çiğnenmesi, çiğneyene çok büyük bir mesuliyet ve çok büyük bir günah getirir.
    Müslüman, kul haklarına son derece titizlik göstermelidir. Bilerek veya bilmeyerek başkalarının hakkını alan kimse, o hakkı ödemek ve helalleşmek suretiyle kendisini kurtarmaya çalışmalıdır. Haksızlık edip de, hak sahibine hakkını vermeyenler; Ahirette pişmanlık duyacaklar ve çetin bir azaba uğrayacaklardır.
    Bir gün bu fani hayat son bulacak, gerçek hayat dediğimiz Ahiret hayatı başlayacak ve herkes dünyadaki hayatından hesaba çekilecektir. Nitekim Cenâbı Hak, Kur’an-ı Kerim’de “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu görür. Kim de zerre miktarı kötülük işlerse, onu görür“(1) buyurmaktadır.
    Sevgili Peygamberimiz ise; “Bir kimsenin diğer bir kimsenin haysiyetine, yahut malına tecavüzden dolayı üzerinde bir hak bulunursa, altın ve gümüşün geçmediği hesap günü gelmeden helalleşsin. Aksi takdirde, yaptığı haksızlık ölçüsünde, iyi amellerinden alınıp hak sahibine verilir. İyiliği yoksa, hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden kimseye yüklenir”(2) buyurmaktadır.
    Şu halde Cenab-ı Hakkın huzuruna, kul hakkıyla gitmemeli; şayet hak sahibini biliyorsak bizzat helalleşmeli, bilemediklerimiz için de onlar adına tasaddukta bulunup sevaplarını yine onlara bağışlamalıyız
    Sevgili Peygamberimiz: “Gerçek Müslüman, dilinden ve elinden diğer Müslümanların emniyette oldukları kimsedir.”(3) buyurmaktadır.Buradan anlaşılan şudur ki, bir müslüman kimsenin hakkına tecavüz etmemelidir.Zira bunun hesabı kolayca verilemeyecektir. Herkesin hesap endişesiyle titrediği kıyamet gününde hiçbir suale tabi tutulmadan Cennete girecek olan şehidin bile hesap vereceği tek husus, "kul hakkı"dır.
    Kul hakkı açısından adam öldürme ile kuyrukta önüne geçme arasında çok fark yoktur.Her ikisinde de o kişi hakkını helal etmedikçe Allah onu affetmiyecektir.
    Bir gün Hz.Peygamber, Sahabe-i Kirama, kimin kendisinde bir hakkı varsa istemesini, yahut da helâl etmesini istedi.
    Ukkaşe Hazretleri söz istedi ve “Ya Resûlellah ! Sizinle bir sefere çıkmıştık. Siz devenizi kırbaçlarken, yanlışlıkla kırbacınızla bana vurmuştunuz. O konudaki hakkımı istiyorum” dedi. Efendimiz hemen sırtını döndü ve kırbaçla sırtına vurmasını rica etti.
    Bu defa Ukkaşe Hazretleri, “Ya Resûlellah, o zaman benim sırtım açıktı ve kırbaç tenime değip çok acı vermişti, onun için ben de sizin çıplak vücudunuza vurmak istiyorum” dedi. Peygamberimiz hiç düşünmeden gömleğini çıkardı ve çıplak vücuduna kırbaçla vurmasını istedi.
    Ancak Ukkaşe Hazretleri Efendimizin sırtına vurmak ne kelime, koşarak onun sırtındaki peygamberlik mührünü öptü.
    Kul hakkının önemi sevgili peygamberimizin şu hadisi şerifi ile daha iyi ortaya çıkmaktadır: Ebû Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: Peygamberimiz:
    ”- Müflis kimdir, bilir misiniz ? buyurdu. Orada bulunanlar:
    - Bize göre müflis, parası ve malı olmayan kimsedir, dediler. Peygamberimiz:
    - Gerçekte benim ümmetimden müflis, kıyamet gününde, namaz, oruç ve zekatla gelecek olan kimsedir. (Yani namazını kılmış, orucunu tutmuş ve malının zekatını vermiş olan kimsedir.) Ama şuna sövmüş, bunun kanını dökmüş, diğerini de dövmüştür (Yani bu günahları da işlemiştir.) Bundan dolayı onun iyiliklerinden adı geçenlerin her birine verilir. Üzerinde olan haklar ödenmeden iyilikleri tükenirse, hak sahiplerinin günahları o kimseye yükletilir. Sonra o kimse cehenneme atılır,” buyurdu.
    Bir kimse aleyhine yanlış karar vermek de kul hakkını çiğnemek demektir.
    Bir gün Hz.Peygamber A.V. Efendimiz,Eşi Ümmü Seleme’nin kapısı önünde bir kavga işitti ve çıkarak şöyle buyurdu:
    “Şüphesiz ben de sizin gibi bir insanım.Zaman olur ki, bana sizden iki hasım gelir de, bazınız (haksızken) daha düzgün ifade-i meram etmiş olabilir, ben de o beliğ sözleri doğru zannederek, onun lehine hükmedebilirim. Binanaleyh kimin lehine bir müslimin (ve gayri müslimin) hakkıyla hükmettimse, (bilsin ki) bu hak, ateşten bir parçadır.İster onu alsın, ister bıraksın.”
    Kıyamet Günü Mü’minler Sırat Köprüsünde Tutulur ve Kul Hakkı Olanlar Hakkını Öderler ve Cennete Öyle Girerler.
    Ebû Saîd-i Hudrî radiya'llâhu anh, Hz.Peygamber’in şöyle buyurduğunu rivâyet etmiştir.
    “Kıyâmette mü'minler Cehennem (üzerine kurulmuş Sırat) dan kurtulduktan sonra Cennet'le Cehennem arasındaki (ikinci bir) köprüde tevkîf olunurlar. Burada dünyâda aralarında bulunan (ufak tefek) mezâlimden bir birine hakkını vererek hesaplaşırlar. (Küçük günahlarından da) pâklanıp arındıkları zaman, bunların Cennet'e girmelerine izin verilir. (Sonra Resûl-i Ekrem):
    Muhammed salla'llâhu aleyhi ve sellem'in hayâtı yed-i kudretinde olan Allâh'a yemîn ederim ki: o mü'minlerden biri Cennet'teki ârâmgâhını dünyâda yaşadığı meskeninden daha iyi bilir ve (kılavuzsuz) bulur”, buyurmuştur.
    Değerli Dostlar,
    Görüldüğü gibi, İslâm’da kul hakkı çok önemli bir konudur. Ahirette Allah ve Resulünün huzurunda mahcup duruma düşmemek, cennete kavuşabilmek için, her ne sebeple olursa olsun başka birinin hakkını çiğnenmesi doğru değildir. Aksi halde sırat köprüsünde çok çetin bir hesap görülecek, cennete girmeyi beklerken, kul hakkı borcumuz sebebiyle, cehennem azabına muhatap olabileceğiz.
    Konu ile ilgili kaleme aldığım bir şiirimi de burada paylaşmak istiyorum.
    İyi bir insan, iyi bir kul olmak ve kul hakkı çiğnemeden yaşamak dileğiyle.

    1-Zilzal suresi:7-8
    2-Sahih-i Buhari, Tecrid Terc.C.7
    S.375.
    3- Buhârî, İman 4; Müslim, İman 64, (40);
    Ebu Dâvud, Cihâd 2, (2481); Nesâî, İman 9, (8, 105).
    4- Müslim, Kitabu'l-Birr ve's-Sıle, 15.





+ Yorum Gönder