Konusunu Oylayın.: Sakal Kesmenin Hükmü ne? "Haram mı, Mübah mı?"

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Sakal Kesmenin Hükmü ne? "Haram mı, Mübah mı?"
  1. 03.Temmuz.2011, 12:35
    1
    Misafir

    Sakal Kesmenin Hükmü ne? "Haram mı, Mübah mı?"

  2. 03.Temmuz.2011, 14:09
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Sakal Kesmenin Hükmü ne? "Haram mı, Mübah mı?"




    Sakal ve sünnet

    "Sakalın hükmü nedir? Bazı kitaplarda bırakmanın sünnet olduğu geçiyor, bazılarında da kazımanın haram olduğu bildiriliyor. Eğer sünnetse terki nasıl haram oluyor, kesmek haramsa bırakmak farz olmaz mı?"

    İlgili kaynaklarda sakalı kazımanın hükmü "Haram, mekruh ve mubah" diye üç şekilde verilmiştir; yani bu konuda farklı yorumlar vardır (Helaller Haramlar isimli kitabıma bakın.)

    Bu vesile ile Peygamberimizin örnekliği konusundaki bir yazımı bir daha okuyalım:

    "Allah'a ve ahirete umut bağlayan, Allah'ı dilinden ve şuurundan düşürmeyenler için Resûlullah'ta, elbette güzel bir örneklik vardır" (Ahzab: 33/21).

    Örnek gösteren Allah, örnek olan O'nun elçisi, Son Peygamberi, Sevgisinin Rehberi, alemlere Rahmet, bir adı da Ahmed olan Efendimiz (s.a.v.), örnek alacak olanlar ise müminler, ama sıradan müminler değil, umudunu Allah'a ve ahiret (ebedî hayat) mutluluğuna, dünyada ve ahirette Allah'ın lütfuna bağlamış olan, O'nu gönül, şuur ve dilinden düşürmeyen, O'nunla var olan, her işin önünde içinde ve sonunda O'nunla olan, olmak isteyen müminler. İşte bunlar için, bizzat Allah'ın, Kitabı'nda gösterdiği örnek Muhammed Mustafa'dır (s.a.v.).

    İnsan önce hedefini belirleyecek, sonra da bu hedefe ulaşabilmek için gerekli tedbirlere başvuracaktır; tedbirler içinde en işe yarar olanı birikmiş tecrübelerden yararlanmaktır. En iyi yol bilinen yoldur, daha önce denenmiş ve hedefe ulaştırdığı sabit olmuş tedbirler ve yöntemlerdir. Fanî dünya hayatında kendilerine bir hedef seçenler, bu hedefi daha önce yakalamış kimseleri örnek alırlar. Fanî dünya hayatını, ebedî mutluluğun bir aracı, bir köprüsü, bir müsveddesi olarak görenler hedeflerine ulaşabilmek için bu dünya hayatını nasıl yaşamaları gerektiğini bilmek ihtiyacındadırlar. Katıksız, katışıksız, ebedî ve gerçek mutluluğun yolcuları, bu yolu kat ederek hedefe ulaştığı bilinen birini bilir ve bulurlarsa, onun gibi yaşar ve yürürlerse elbette maksutlarına ereceklerdir. Bütün insanlık aleminde hayatı ve hayat yolu bilinen, örnek alınması mümkün bulunan, örnek alındığı takdirde "seven ve sevilen, hoşnut olan ve ilahî hoşnutluk devletine eren" birisi olarak yaşayıp ebedî aleme geçme şansı veren tek insan Muhammed Mustafa'dır (s.a.v.). O'nun kemalinin ve yolunun test edilmeye ihtiyacı yoktur, ondan başka kim varsa hepsinin yol ve yönteminin test edilmeye ihtiyacı vardır; test aracı, mihenk taşı, iyiyi kötüden, sahteyi sahihten, işe yarayanı yaramayandan ayıracak ölçüt O'nun aklı, yaptıkları ve öğrettikleridir.

    O bir peygamberdir, güzel kişilik, ahlak ve hayat örneğidir, ama aynı zamanda bir beşerdir, bütün insanların yaratıldığı asıldan, özden yaratılmıştır, bütün insanlar için ortak olan nitelikleri vardır; acıkır, susar, bazı yiyecek ve içecekleri sever, bazılarını sevmez, hastalanır, tedavi görür, acı çeker, korkar, sevinir, eşi, çoluk çocuğu olur, vahyin gelmediği konularda ve zamanlarda kendi re'yi (düşünce ve ictihadı) ile hareket eder... O'nun örnekliği beşerî hayatı ve tercihleri ile değil, Allah rızasına götüren yolu, davranış ve sözleri ile ilgilidir. Bir mümin, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) beşerî olarak sevmediği bir yemeği, rengi, kokuyu, tipi sevse O'nun örnekliğinden ayrılmış olmaz, ama Allah rızası ile ilgili bir konuda O'nun yapmadığını yapsa, yaptığını yapmasa örnekliğini terletmiş, yolundan ayrılmış olur. Şu halde O'nun örnekliğinden istifade ederek hedefe ulaşabilmek için müminlerin önünde iki mesele vardır: 1. O'nun örnekliğinin bilgi kaynağı Kur'dan ve Sünnet (yaptıkları ve söyledikleri) olduğuna göre bu kaynakları defalarca okuyarak bilgi edinmek. 2. Örnek olan davranışlarını böyle olmayanlardan ayırmak ve örnek olanlarını kendine rehber, hayat yolu ve tarzı edinmek. Diyelim ki, seçmede hata ettik, bazen örnek olanı olmayanla karıştırdık, niyetimiz iyi, anlamak ve bilmek için tuttuğumuz yol da sağlam oldukça bu yanılgı (ictihad hatası) bizi yolumuzdan alıkoymayacak, O'nun örnekliğinden mahrûm kılmayacaktır. Diyelim ki, bir mümin "O'nun şu şekilde sakalı vardı ve dişlerini misvak denilen bir ağacın çubuk parçası ile temizlerdi, bu iki davranışı da bağlayıcı ve örnek idi, ben de bunları aynen uygulayacağım" dedi, böyle bildi, bu şekilde değerlendirdi ve yaptı; bu davranışı dînin özüne, maksatlarına zarar vermedikçe varsın olsun, o bundan umduğu sonucu alabilir. Bir başka mümin de "Sakal bir kültür, bir beşerî adet idi, misvak de o gün diş temizliği için bulunan ve bilinen en uygun araç idi, bunlar örneklik alanına giren davranışlar değildi, bugün hem sakal adeti hem de diş temizleme araçları değişti, ben günümüzde en maksada en uygun olanı kullanırım" dedi ve böyle de yaptı, bu mümin de manevî amacına ulaşabilir, O'nun örnekliğini terketmiş olmaz. Geçmişte, büyük alimlerin ve ahlak önderlerinin yapıp ettiklerini, sözlerini ve yorumlarını gözden geçirenler, yukarıda yazılanları tasdik husûsunda tereddüde düşmezler.

    Hayrettin KARAMAN




  3. 03.Temmuz.2011, 14:09
    2
    Devamlı Üye



    Sakal ve sünnet

    "Sakalın hükmü nedir? Bazı kitaplarda bırakmanın sünnet olduğu geçiyor, bazılarında da kazımanın haram olduğu bildiriliyor. Eğer sünnetse terki nasıl haram oluyor, kesmek haramsa bırakmak farz olmaz mı?"

    İlgili kaynaklarda sakalı kazımanın hükmü "Haram, mekruh ve mubah" diye üç şekilde verilmiştir; yani bu konuda farklı yorumlar vardır (Helaller Haramlar isimli kitabıma bakın.)

    Bu vesile ile Peygamberimizin örnekliği konusundaki bir yazımı bir daha okuyalım:

    "Allah'a ve ahirete umut bağlayan, Allah'ı dilinden ve şuurundan düşürmeyenler için Resûlullah'ta, elbette güzel bir örneklik vardır" (Ahzab: 33/21).

    Örnek gösteren Allah, örnek olan O'nun elçisi, Son Peygamberi, Sevgisinin Rehberi, alemlere Rahmet, bir adı da Ahmed olan Efendimiz (s.a.v.), örnek alacak olanlar ise müminler, ama sıradan müminler değil, umudunu Allah'a ve ahiret (ebedî hayat) mutluluğuna, dünyada ve ahirette Allah'ın lütfuna bağlamış olan, O'nu gönül, şuur ve dilinden düşürmeyen, O'nunla var olan, her işin önünde içinde ve sonunda O'nunla olan, olmak isteyen müminler. İşte bunlar için, bizzat Allah'ın, Kitabı'nda gösterdiği örnek Muhammed Mustafa'dır (s.a.v.).

    İnsan önce hedefini belirleyecek, sonra da bu hedefe ulaşabilmek için gerekli tedbirlere başvuracaktır; tedbirler içinde en işe yarar olanı birikmiş tecrübelerden yararlanmaktır. En iyi yol bilinen yoldur, daha önce denenmiş ve hedefe ulaştırdığı sabit olmuş tedbirler ve yöntemlerdir. Fanî dünya hayatında kendilerine bir hedef seçenler, bu hedefi daha önce yakalamış kimseleri örnek alırlar. Fanî dünya hayatını, ebedî mutluluğun bir aracı, bir köprüsü, bir müsveddesi olarak görenler hedeflerine ulaşabilmek için bu dünya hayatını nasıl yaşamaları gerektiğini bilmek ihtiyacındadırlar. Katıksız, katışıksız, ebedî ve gerçek mutluluğun yolcuları, bu yolu kat ederek hedefe ulaştığı bilinen birini bilir ve bulurlarsa, onun gibi yaşar ve yürürlerse elbette maksutlarına ereceklerdir. Bütün insanlık aleminde hayatı ve hayat yolu bilinen, örnek alınması mümkün bulunan, örnek alındığı takdirde "seven ve sevilen, hoşnut olan ve ilahî hoşnutluk devletine eren" birisi olarak yaşayıp ebedî aleme geçme şansı veren tek insan Muhammed Mustafa'dır (s.a.v.). O'nun kemalinin ve yolunun test edilmeye ihtiyacı yoktur, ondan başka kim varsa hepsinin yol ve yönteminin test edilmeye ihtiyacı vardır; test aracı, mihenk taşı, iyiyi kötüden, sahteyi sahihten, işe yarayanı yaramayandan ayıracak ölçüt O'nun aklı, yaptıkları ve öğrettikleridir.

    O bir peygamberdir, güzel kişilik, ahlak ve hayat örneğidir, ama aynı zamanda bir beşerdir, bütün insanların yaratıldığı asıldan, özden yaratılmıştır, bütün insanlar için ortak olan nitelikleri vardır; acıkır, susar, bazı yiyecek ve içecekleri sever, bazılarını sevmez, hastalanır, tedavi görür, acı çeker, korkar, sevinir, eşi, çoluk çocuğu olur, vahyin gelmediği konularda ve zamanlarda kendi re'yi (düşünce ve ictihadı) ile hareket eder... O'nun örnekliği beşerî hayatı ve tercihleri ile değil, Allah rızasına götüren yolu, davranış ve sözleri ile ilgilidir. Bir mümin, Hz. Peygamber'in (s.a.v.) beşerî olarak sevmediği bir yemeği, rengi, kokuyu, tipi sevse O'nun örnekliğinden ayrılmış olmaz, ama Allah rızası ile ilgili bir konuda O'nun yapmadığını yapsa, yaptığını yapmasa örnekliğini terletmiş, yolundan ayrılmış olur. Şu halde O'nun örnekliğinden istifade ederek hedefe ulaşabilmek için müminlerin önünde iki mesele vardır: 1. O'nun örnekliğinin bilgi kaynağı Kur'dan ve Sünnet (yaptıkları ve söyledikleri) olduğuna göre bu kaynakları defalarca okuyarak bilgi edinmek. 2. Örnek olan davranışlarını böyle olmayanlardan ayırmak ve örnek olanlarını kendine rehber, hayat yolu ve tarzı edinmek. Diyelim ki, seçmede hata ettik, bazen örnek olanı olmayanla karıştırdık, niyetimiz iyi, anlamak ve bilmek için tuttuğumuz yol da sağlam oldukça bu yanılgı (ictihad hatası) bizi yolumuzdan alıkoymayacak, O'nun örnekliğinden mahrûm kılmayacaktır. Diyelim ki, bir mümin "O'nun şu şekilde sakalı vardı ve dişlerini misvak denilen bir ağacın çubuk parçası ile temizlerdi, bu iki davranışı da bağlayıcı ve örnek idi, ben de bunları aynen uygulayacağım" dedi, böyle bildi, bu şekilde değerlendirdi ve yaptı; bu davranışı dînin özüne, maksatlarına zarar vermedikçe varsın olsun, o bundan umduğu sonucu alabilir. Bir başka mümin de "Sakal bir kültür, bir beşerî adet idi, misvak de o gün diş temizliği için bulunan ve bilinen en uygun araç idi, bunlar örneklik alanına giren davranışlar değildi, bugün hem sakal adeti hem de diş temizleme araçları değişti, ben günümüzde en maksada en uygun olanı kullanırım" dedi ve böyle de yaptı, bu mümin de manevî amacına ulaşabilir, O'nun örnekliğini terketmiş olmaz. Geçmişte, büyük alimlerin ve ahlak önderlerinin yapıp ettiklerini, sözlerini ve yorumlarını gözden geçirenler, yukarıda yazılanları tasdik husûsunda tereddüde düşmezler.

    Hayrettin KARAMAN




  4. 04.Temmuz.2011, 07:01
    3
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Sakal Kesmenin Hükmü ne? "Haram mı, Mübah mı?"

    1 tutam bırakmak Sünnettir , kazımak haramdır , normal kirli sakal gibi bırakmak haramdan kurtarır.

    Alıntı
    "Sakalın hükmü nedir? Bazı kitaplarda bırakmanın sünnet olduğu geçiyor, bazılarında da kazımanın haram olduğu bildiriliyor. Eğer sünnetse terki nasıl haram oluyor, kesmek haramsa bırakmak farz olmaz mı?"
    1 tutamı sünnet , normal kirli sakal gibi bırakmak , sünnetin terkidir sadece ama haram değildir.. sünnetin terki haram değil , Kirli sakal gibi bırakmak vacip oldugu için kazımak haramdır..



  5. 04.Temmuz.2011, 07:01
    3
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    1 tutam bırakmak Sünnettir , kazımak haramdır , normal kirli sakal gibi bırakmak haramdan kurtarır.

    Alıntı
    "Sakalın hükmü nedir? Bazı kitaplarda bırakmanın sünnet olduğu geçiyor, bazılarında da kazımanın haram olduğu bildiriliyor. Eğer sünnetse terki nasıl haram oluyor, kesmek haramsa bırakmak farz olmaz mı?"
    1 tutamı sünnet , normal kirli sakal gibi bırakmak , sünnetin terkidir sadece ama haram değildir.. sünnetin terki haram değil , Kirli sakal gibi bırakmak vacip oldugu için kazımak haramdır..



  6. 05.Kasım.2011, 18:01
    4
    ferdi16
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 24.Mart.2008
    Üye No: 14301
    Mesaj Sayısı: 227
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3
    Yaş: 28

    Cevap: Sakal Kesmenin Hükmü ne? "Haram mı, Mübah mı?"

    haram veya helal demek kolay değildir Allahın ve resulun bunu yapmayın demediği bir şeye haram demek büyük sözdür


  7. 05.Kasım.2011, 18:01
    4
    Devamlı Üye
    haram veya helal demek kolay değildir Allahın ve resulun bunu yapmayın demediği bir şeye haram demek büyük sözdür


  8. 05.Kasım.2011, 18:26
    5
    islamyolu
    Emekli

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Mayıs.2011
    Üye No: 87477
    Mesaj Sayısı: 2,615
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0

    Cevap: Sakal Kesmenin Hükmü ne? "Haram mı, Mübah mı?"

    Alıntı
    haram veya helal demek kolay değildir Allahın ve resulun bunu yapmayın demediği bir şeye haram demek büyük sözdür


    Ehli sünnet Alimleri bu fetvayı veriyor. onlarda Kafasına göre vermiyorlar. 4 mezheptede sakal kazımak haramdır. İmam şafiye göre haram şafi mezhebi alimlerinin cumhuruna göre Mekruh tur. tabiki ben bir hadise bir ayete bakarak Haram helal diyemem. o yetkiye sahip degilim. içtihat yetkim yok. yani fetva benim anlattıgım gibidir. Tabiki arada bazı hocalar inkar eder. bende Fethullah Gülen hocanın yorumunu görmüştüm Sakal bırakmak Adettir demişti. bu düşünce çok yanlıştır. Bediüzzaman Hazretleri bile Kabul etmiştir Sakal bırakmanın sünnet oldugunu. Ama hapiste bunlar benim sakalımı keserlerse ölümden acı olur benim için onun için bırakmıyorum ve tek yapmadıgım sünnette sakal bırakmak demiştir.



  9. 05.Kasım.2011, 18:26
    5
    islamyolu - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Emekli
    Alıntı
    haram veya helal demek kolay değildir Allahın ve resulun bunu yapmayın demediği bir şeye haram demek büyük sözdür


    Ehli sünnet Alimleri bu fetvayı veriyor. onlarda Kafasına göre vermiyorlar. 4 mezheptede sakal kazımak haramdır. İmam şafiye göre haram şafi mezhebi alimlerinin cumhuruna göre Mekruh tur. tabiki ben bir hadise bir ayete bakarak Haram helal diyemem. o yetkiye sahip degilim. içtihat yetkim yok. yani fetva benim anlattıgım gibidir. Tabiki arada bazı hocalar inkar eder. bende Fethullah Gülen hocanın yorumunu görmüştüm Sakal bırakmak Adettir demişti. bu düşünce çok yanlıştır. Bediüzzaman Hazretleri bile Kabul etmiştir Sakal bırakmanın sünnet oldugunu. Ama hapiste bunlar benim sakalımı keserlerse ölümden acı olur benim için onun için bırakmıyorum ve tek yapmadıgım sünnette sakal bırakmak demiştir.



  10. 29.Mart.2012, 12:07
    6
    Fetva Meclisi
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 23.Ocak.2007
    Üye No: 6
    Mesaj Sayısı: 9,482
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 102

    Cevap: Sakal Kesmenin Hükmü ne? "Haram mı, Mübah mı?"

    Sakal Bırakmanın Hükmü Nedir? Sakal bırakmanın hükmü hakkındaNureddin yıldız hocanın görüntülü sohbeti




  11. 29.Mart.2012, 12:07
    6
    Moderatör
    Sakal Bırakmanın Hükmü Nedir? Sakal bırakmanın hükmü hakkındaNureddin yıldız hocanın görüntülü sohbeti







+ Yorum Gönder