Konusunu Oylayın.: Hz. şuayb (a.s) İle İlgili Dini Hikayeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hz. şuayb (a.s) İle İlgili Dini Hikayeler
  1. 01.Temmuz.2011, 11:17
    1
    Misafir

    Hz. şuayb (a.s) İle İlgili Dini Hikayeler






    Hz. şuayb (a.s) İle İlgili Dini Hikayeler Mumsema Hz. şuayb (a.s) İle İlgili Dini Hikayeler


  2. 01.Temmuz.2011, 11:17
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 01.Temmuz.2011, 11:21
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hz. şuayb (a.s) İle İlgili Dini Hikayeler




    Allah, gönderdiği elçiler vesilesiyle insanlara sonsuz kudretini, makamının yüceliğini ve üstünlüğünü, Kendisi’ne karşı gelenler için hazırladığı azabın şiddetini ve büyüklüğünü detaylı olarak bildirmiştir. Elçilerin bu tebliğinden sonra insanların yapması gereken, bu gerçekleri samimi olarak derin bir şekilde tefekkür etmek, niyetinde ve yaptığı işlerde hep bu gerçeklerin bilincinde bir tavır göstermektir.
    Geçmişte yaşamış ve helak edilmiş olan tüm kavimler incelendiğinde, bunların kendilerine yapılan tebliğe rağmen Allah’tan korkmayan, çirkin sapıklıklar yapan, başkalarının haklarına tecavüz eden, utanma duygularını kaybetmiş, yalnızca kendi menfaatlerini ve dünyevi çıkarlarını düşünen insanlar oldukları görülmektedir.
    Bu şekilde helaka uğrayan kavimlerden bir tanesi de Medyen kavmidir. Bu kavmin de en önemli özelliklerinden biri, pek çok farklı yöntem kullanarak ticarette hile yapmalarıdır. Hz. Şuayb (as)’ın kavmini bu konuda uyardığı ve bunu terk etmemeleri durumunda helak ile karşılacaklarını hatırlattığı Kur’an’da detaylı olarak yer almaktadır.
    Hz. Şuayb Kavmini Doğruluğa Davet Etmiştir
    İnsan, Allah’ın haram kıldığı yollardan dünyada bir zenginlik elde edebilir. Ancak bu şekilde kazanılan para ve mal, sahibine hiçbir zaman fayda getirmez. Bu kişi kazandıkları ile hiçbir zaman tatmin olamaz, istediği gibi bir fayda sağlayamaz. Daha da önemlisi, Allah’ın rızasını göz ardı ederek sınırlarını çiğneyen ve bu şekilde haksız kazanç elde eden kişi, tövbe etmemesi durumunda ahirette de sonsuza kadar cehennem azabı ile karşılık görebilecektir. Kur’an’da, bu gerçeklerin bilincinde olan Hz. Şuayb (as)’ın, hileli düzenlerle kazanç elde eden kavmini, hileden sakınmaları gerektiği konusunda şöyle uyardığı bildirilmiştir:
    “Ey kavmim; ölçüyü ve tartıyı -adaleti gözeterek- tam tutun ve insanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Eğer mü’minseniz, Allah’ın bıraktığı (helal işlerden olan kazanç) sizin için daha hayırlıdır. Ben, sizin üzerinizde bir gözetleyici değilim.” (Hud Suresi, 11/85 ve 86)
    Allah’ın sınırlarını titizlikle koruyarak elde edilen kazanç ise her zaman bolluk ve hayır getirir. Çünkü Rabbimizin insanlara, Kur’an’da bildirdiği yol, en doğru ve en rahmani yoldur. Bu nedenle, Kur’an ahlakına uygun yaşam sürenler ve kazançlarını Allah’ın sınırlarını koruyarak elde edenler, hem dünyada hem ahirette bunun karşılığını fazlasıyla alır, onun bereketi ve huzuru ile yaşarlar. Yüce Rabbimiz, dünyada ve ahirette iman edenlere, haram şeylerden sakınmalarının karşılığında, nimetlerini fazlası ile vereceğini vaad etmiştir. Bu durum bir ayette şu şekilde bildirilir.
    “İnsanların mallarından artsın diye, verdiğiniz faiz Allah Katında artmaz. Ama Allah’ın yüzünü (rızasını) isteyerek verdiğiniz zekat ise, işte (sevablarını ve gelirlerini) kat kat artıranlar onlardır.” (Rum Suresi, 30/39)
    Medyen kavmi, güzel ahlakını ve üstün kişiliğini bildikleri halde kendilerini iman etmeye ve doğruluğa çağıran Hz. Şuayb (as)’ın çağrısını kabul etmemiş, inkar eden diğer kavimler gibi kendilerince çeşitli gerekçeler göstererek karşı çıkmışlardır:
    “Dediler ki: ’Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın.’’ (Hud Suresi, 11/87)
    Elçilerin görevi, insanları Allah’a iman etmeye çağırmak, bunun için yol göstermek ve ıslah etmektir. Bundan sonra hidayeti verecek olan Allah’tır. Medyen halkına gönderilen Hz. Şuayb (as) da Allah’ın elçisi olduğunu hatırlatmış ve bildirdiği din ahlakının Allah’ın emirleri olduğuna dikkat çekerek, tek amacının onları doğru yola çağırmak olduğunu söylemiştir. Nitekim Hz. Şuayb (as) kendi görevini hakkıyla yerine getiren bir elçi olarak başarının da yalnızca Allah’ın dilemesiyle gerçekleşeceğini bildirmiştir:
    “De ki: ’Ey kavmim görüşünüz nedir söyler misiniz? Ya ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve O da beni Kendisi’nden güzel bir rızık ile rızıklandırmışsa? Ben, size yasakladığım şeylere (kendim sahiplenmek suretiyle) size aykırı düşmek istemiyorum. Benim istediğim, gücüm oranında yalnızca ıslah etmektir. Benim başarım ancak Allah iledir; O’na tevekkül ettim ve O’na içten yönelip dönerim.” (Hud Suresi, 11/88)
    Hz. Şuayb da Kavmini Azaba Karşı Uyarmıştır
    Hz. Şuayb (as) kavmine, Allah’ın verdiği nimetleri hatırlatmış ve bunlar için şükretmeleri gerektiğini bildirmiştir. Ayrıca, Allah’ın emirlerine karşı gelip bozgunculuk yapmaya ve haksız kazanç sağlamaya devam ederlerse azabla karşılaşacaklarını bildirmiştir. Hz. Şuayb (as)’ın bu hikmetli tebliği bir ayette şöyle haber verilmektedir:
    “Medyen (halkına da) kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Dedi ki: ’Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka İlahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın; gerçekten sizi bir ’bolluk ve refah (hayır)’ içinde görüyorum. Doğrusu sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum.’’ (Hud Suresi, 11/84)


  4. 01.Temmuz.2011, 11:21
    2
    Silent and lonely rains



    Allah, gönderdiği elçiler vesilesiyle insanlara sonsuz kudretini, makamının yüceliğini ve üstünlüğünü, Kendisi’ne karşı gelenler için hazırladığı azabın şiddetini ve büyüklüğünü detaylı olarak bildirmiştir. Elçilerin bu tebliğinden sonra insanların yapması gereken, bu gerçekleri samimi olarak derin bir şekilde tefekkür etmek, niyetinde ve yaptığı işlerde hep bu gerçeklerin bilincinde bir tavır göstermektir.
    Geçmişte yaşamış ve helak edilmiş olan tüm kavimler incelendiğinde, bunların kendilerine yapılan tebliğe rağmen Allah’tan korkmayan, çirkin sapıklıklar yapan, başkalarının haklarına tecavüz eden, utanma duygularını kaybetmiş, yalnızca kendi menfaatlerini ve dünyevi çıkarlarını düşünen insanlar oldukları görülmektedir.
    Bu şekilde helaka uğrayan kavimlerden bir tanesi de Medyen kavmidir. Bu kavmin de en önemli özelliklerinden biri, pek çok farklı yöntem kullanarak ticarette hile yapmalarıdır. Hz. Şuayb (as)’ın kavmini bu konuda uyardığı ve bunu terk etmemeleri durumunda helak ile karşılacaklarını hatırlattığı Kur’an’da detaylı olarak yer almaktadır.
    Hz. Şuayb Kavmini Doğruluğa Davet Etmiştir
    İnsan, Allah’ın haram kıldığı yollardan dünyada bir zenginlik elde edebilir. Ancak bu şekilde kazanılan para ve mal, sahibine hiçbir zaman fayda getirmez. Bu kişi kazandıkları ile hiçbir zaman tatmin olamaz, istediği gibi bir fayda sağlayamaz. Daha da önemlisi, Allah’ın rızasını göz ardı ederek sınırlarını çiğneyen ve bu şekilde haksız kazanç elde eden kişi, tövbe etmemesi durumunda ahirette de sonsuza kadar cehennem azabı ile karşılık görebilecektir. Kur’an’da, bu gerçeklerin bilincinde olan Hz. Şuayb (as)’ın, hileli düzenlerle kazanç elde eden kavmini, hileden sakınmaları gerektiği konusunda şöyle uyardığı bildirilmiştir:
    “Ey kavmim; ölçüyü ve tartıyı -adaleti gözeterek- tam tutun ve insanların eşyasını değerden düşürüp-eksiltmeyin ve yeryüzünde bozguncular olarak karışıklık çıkarmayın. Eğer mü’minseniz, Allah’ın bıraktığı (helal işlerden olan kazanç) sizin için daha hayırlıdır. Ben, sizin üzerinizde bir gözetleyici değilim.” (Hud Suresi, 11/85 ve 86)
    Allah’ın sınırlarını titizlikle koruyarak elde edilen kazanç ise her zaman bolluk ve hayır getirir. Çünkü Rabbimizin insanlara, Kur’an’da bildirdiği yol, en doğru ve en rahmani yoldur. Bu nedenle, Kur’an ahlakına uygun yaşam sürenler ve kazançlarını Allah’ın sınırlarını koruyarak elde edenler, hem dünyada hem ahirette bunun karşılığını fazlasıyla alır, onun bereketi ve huzuru ile yaşarlar. Yüce Rabbimiz, dünyada ve ahirette iman edenlere, haram şeylerden sakınmalarının karşılığında, nimetlerini fazlası ile vereceğini vaad etmiştir. Bu durum bir ayette şu şekilde bildirilir.
    “İnsanların mallarından artsın diye, verdiğiniz faiz Allah Katında artmaz. Ama Allah’ın yüzünü (rızasını) isteyerek verdiğiniz zekat ise, işte (sevablarını ve gelirlerini) kat kat artıranlar onlardır.” (Rum Suresi, 30/39)
    Medyen kavmi, güzel ahlakını ve üstün kişiliğini bildikleri halde kendilerini iman etmeye ve doğruluğa çağıran Hz. Şuayb (as)’ın çağrısını kabul etmemiş, inkar eden diğer kavimler gibi kendilerince çeşitli gerekçeler göstererek karşı çıkmışlardır:
    “Dediler ki: ’Ey Şuayb, atalarımızın taptığı şeyleri bırakmamızı ya da mallarımız konusunda dilediğimiz gibi davranmaktan vazgeçmemizi senin namazın mı emrediyor? Çünkü sen, gerçekte yumuşak huylu, aklı başında (reşid bir adam)sın.’’ (Hud Suresi, 11/87)
    Elçilerin görevi, insanları Allah’a iman etmeye çağırmak, bunun için yol göstermek ve ıslah etmektir. Bundan sonra hidayeti verecek olan Allah’tır. Medyen halkına gönderilen Hz. Şuayb (as) da Allah’ın elçisi olduğunu hatırlatmış ve bildirdiği din ahlakının Allah’ın emirleri olduğuna dikkat çekerek, tek amacının onları doğru yola çağırmak olduğunu söylemiştir. Nitekim Hz. Şuayb (as) kendi görevini hakkıyla yerine getiren bir elçi olarak başarının da yalnızca Allah’ın dilemesiyle gerçekleşeceğini bildirmiştir:
    “De ki: ’Ey kavmim görüşünüz nedir söyler misiniz? Ya ben Rabbimden apaçık bir belge üzerinde isem ve O da beni Kendisi’nden güzel bir rızık ile rızıklandırmışsa? Ben, size yasakladığım şeylere (kendim sahiplenmek suretiyle) size aykırı düşmek istemiyorum. Benim istediğim, gücüm oranında yalnızca ıslah etmektir. Benim başarım ancak Allah iledir; O’na tevekkül ettim ve O’na içten yönelip dönerim.” (Hud Suresi, 11/88)
    Hz. Şuayb da Kavmini Azaba Karşı Uyarmıştır
    Hz. Şuayb (as) kavmine, Allah’ın verdiği nimetleri hatırlatmış ve bunlar için şükretmeleri gerektiğini bildirmiştir. Ayrıca, Allah’ın emirlerine karşı gelip bozgunculuk yapmaya ve haksız kazanç sağlamaya devam ederlerse azabla karşılaşacaklarını bildirmiştir. Hz. Şuayb (as)’ın bu hikmetli tebliği bir ayette şöyle haber verilmektedir:
    “Medyen (halkına da) kardeşleri Şuayb’ı (gönderdik). Dedi ki: ’Ey kavmim, Allah’a ibadet edin, O’ndan başka İlahınız yoktur. Ölçüyü ve tartıyı eksik tutmayın; gerçekten sizi bir ’bolluk ve refah (hayır)’ içinde görüyorum. Doğrusu sizi çepeçevre kuşatacak olan bir günün azabından korkuyorum.’’ (Hud Suresi, 11/84)





+ Yorum Gönder