Konusunu Oylayın.: Hz. Adem İle İlgili Dini Hikayeler

5 üzerinden 4.33 | Toplam : 6 kişi
Hz. Adem İle İlgili Dini Hikayeler
  1. 01.Temmuz.2011, 11:10
    1
    Misafir

    Hz. Adem İle İlgili Dini Hikayeler






    Hz. Adem İle İlgili Dini Hikayeler Mumsema Hz. Adem (a.s) İle İlgili Dini Hikayeler


  2. 01.Temmuz.2011, 11:10
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 01.Temmuz.2011, 19:49
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hz. Adem (a.s) İle İlgili Dini Hikayeler




    Hz.Ademin Cennetteki yaşamı
    “Dedi ki:Ey Adem sen ve eşin cennete yerleşin. İkinizde ondan neresinden dilerseniz bol bol yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın.yoksa (kendinize) yazık edenlerden olursunuz.”(Bakara Suresi Ayet no:35)
    Yukarıdaki ayette Rabbimiz Hz.Adem’e yeme miktarı konusunda(nimetlenme) büyük bir özgürlük vermektedir.Ama orda bulunan bir ağaç konusunda da bir yasak emri vermektedir.Elbette o ağaç ne ağacı idi veya Rabbimiz daha önceki ayetlerde Hz. Ademe isimleri öğretmedeki sembolizmi(bence isimler demek ilmi ve onu kullanmanın tüm detayları ile öğretmek) kullanarak ağacı da bir yasak sembolizmi olarak mı kullanıyor bilemiyoruz.Ama Hz.Adem ve eşini cennete sokmuştur.Ve cennette o yasak ağaca karşı bir dirayet göstermeleri isteniyordu.Buradan onların yine bir sınava tabii olduklarını anlıyoruz.Evet Hz.Adem ve onun eşi cennette serbest olarak yaşarlarken yalnızca bir tek o ağaç konusunda maarifet göstermeleri istenmektedir.Elbette insanın ilk imtihan yerinin cennet olduğunu söyleyebiliriz.Böylece olay biraz daha karışmakta çünkü gerçek cennetden şeytan indirilmiş ve kovulmuş idi böyle iken nasıl oluyor da Hz Adem‘e ve onun eşine ebedilik ağacı hakkındaki yanıltıcı sözlerini doğrultabiliyor? Bunun dolaylı veya direk olarak bir çaresini şeytan bulmuş durumdadır. Veya şeytanın kovulduğu cennet ile Hz.Ademin koyulduğu cennet farklı yerler olabilir.Çünkü gerçek cennette hiçbir yasak olmamalıdır.

    Şeytan Hz.Adem’e aşağıdaki ayette
    “Ey Adem sana ebedilik ağacı ve asla yok olmayacak bir saltanat konusunda yol göstereyim mi?”(Taha Suresi-Ayet no:120) demektedir.
    Buradan Hz.Ademin ebedilik ve sahip olduğu saltanatı için şüphesinin olduğu ve bu şüphenin şeytan tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.Belki de Hz.Adem’e bir çok yaratılan duyduğu veya gördüğü bilgileri anlatarak onun orada ebedi olmadığını bir gün oradan çıkarılacağını anlatmıştır.Onlar bu bilgiye nerden aldılar bilmiyoruz.Ama Hz.Adem tam anlamıyla bir ikilem içindedir.O yasak ağaçın var olduğunu bilmesinden sonra rahatı ve huzuru bitmiştir.Bir çok nimetten faydalanmakla beraber aklı fikri hep o ebedilik ağacında kalmıştır.Bu konuda Rabbimiz onu uyarmıştır.Hatta şeytan hakkında bile uyarılmıştır.Ama bütün bunlara rağmen Hz.Adem o ağaça yaklaşmıştır.Yasağı çiğnemiştir.
    Olayı biraz daha açalım;
    İblis kovulduktan sonra bir yolunu bularak Hz.Adem ve eşine şöyle dedi: ”Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması,yalnızca sizin iki melek olmamanız veya sonsuza dek yaşayanlardan kılınmamanız içindir.”Ve gerçekten ben size öğüt verenlerdenim” diye yemin de etti.’(Araf Suresi-Ayet no:20-21)

    Burada şeytanın Rabbimizi kötülemesi,kendinin doğruluğu hakkında kendi kendini teyit etmesi ve ardından da yemin etmesi olaylarını çıkarmaktayız.şeytan Hz.Adem’e Rabbimizin evet onların cennette ebedi olarak kalmalarını istemediğini bunu sağlayan melekleşme ağacına onun için dokunmalarına izin vermediğini söylemektedir.Böylece bu ağaca dokunursanız gerçekte melek olursunuz böylece cennetten çıkmazsınız ve saltanatınızda sonsuz olur fikirlerinin Hz.Ademe söylendiğini anlamaktayız.Halbuki Rabbimiz Hz.Ademi yoktan var etmiştir.Onu halife yapmıştır.O yukarıdaki olayda Hz.Ademi şeytana karşı tutmuştur.şeytana yanılgısını ispat etmek üzere mühlette vermiştir.şeytan konusunda Hz.Ademi uyarmıştır.Son olarak ağaç konusunda da Hz.Ademi uyarmıştır.Tüm bunlara rağmen Hz.Adem hepsini bir anda unutup şeytanın fikrinin doğruluğu konusunda şüpheye düşmüştür.Evet onda bir zan ,karışık bir zan oluşmuştur.

    “şeytan kendilerinden ‘örtülüp gizlenen çirkin(ayıp yerlerini) yerlerini açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki:Rabbinin size bu ağacı yasaklaması,yalnızca ,sizin iki melek olmamanız ve ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir.”(Araf Suresi –Ayet no:20)
    Yukarda yazılan ayette ise insanın gizli tutulan çirkin yerleri olduğunu ve şeytanın bu aldatması sayesinde bu çirkin yerlerin artık gizli kalamayacak duruma geldiğini belirtmektedir.Bu çirkin yerler nereler ise onların açığa çıktığı anlatılmaktadır.Fikrime göre insanın çok iyi davranışı olduğu gibi çok kötü davranışları da olmaktadır.Bence burada bahsedilen bizim bildiğimiz elbise değildir.O ağaca yaklaşmakla insan kendi çirkinliğini ortaya çıkarmıştır.Bu çirkin yerler dediği insanların zaafları olmalıdır.
    “Ey Ademoğulları biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size süs kazandıracak bir giyim indirdik.Takva ile kuşanıp –donanmak ise bu daha hayırlıdır.”(Araf Suresi-Ayet no:26)
    Elbette din insanların çirkinliğini kapatıp onları saadete ulaştırmaktadır.Bir manevi elbise görevini de görmektedir.Rabbimiz Yüce Kitabımızın bazı yerlerinde bu tip benzetmeler yapabilmektedir.Benim acizane fikrimce bu elbise dindir.Bunun süsü ise takvadır.İşte bu şekilde Hz.Adem ve eşi zaaflarının esiri olarak sahip oldukları din elbisesinin yasağını çiğneyip çirkinliklerini ortaya serdiler.Ve böylece Hz.Adem ve eşi asi oldular günaha girdiler.Yasağı çiğnediler.

    Daha sonra,
    O zaman Rableri kendilerine seslendi :‘Ben size bu ağaçtan (yemeyi) yasaklamamış mıydım!.Ve şeytan sizin için gerçekten apaçık bir düşmandır dememiş miydim.’(Araf Suresi-Ayet no:22)
    “Andolsun biz daha önce Ademe ahid vermiştik.Ne var ki,O ahdi-tavsiyeyi unuttu.Onda bir sabır ve kararlılık bulamadık”.(Taha Suresi-Ayet no:115)
    Bunu üzerine ikisi de (şeytanın sözüne aldanıp yasak)ağaçtan yediler,hemen ayıp yerleri açığa çıkıp görünüverdi.Üzerlerini cennet yaprağından örtmeye başladılar.Adem yanılarak da olsa Rabbine asi oldu ve şaşırıp kaldı.Sonra yalvarmaya başladı yine Rabbi onu seçti de tövbesini kabul etti.ve ona doğru yolu gösterdi.
    Allah buyurdu ki;”Birbirinize düşman olarak oradan inin.Artık benden bir rehber geldikçe kim benim hidayetime uyarsa,ne sapar ne de bedbaht olur.”(Taha Suresi-Ayet no:123)
    Yukardaki ayetlerin ışığında Rabbimiz Hz.Ademi ve eşini azarlamaktadır.Ahdi unuttuğunu söyleyerek Rabbimizin ahid ölçüsünün genişliğini de anlayabiliriz.Onun ahid ölçüsünde sadece ben sizin Rabbiniz değil miyim sorusunun cevabı varmış gibi görünürken birden Hz Adem’i ahdini unutmakla itham etmesi aslında ahid ölçüsünün sınırının ne kadar kapsamlı olduğunu da anlatmaktadır..Kısaca haram haramdır.Ama harama giden yollarda haramdır.Bir diğer husus Hz.Adem’in yapmış olduğu asiliği Rabbimiz yanılarak yapılan hata olarak ifade etmektedir.(Belkide böylece Hz.Ademin yalvarması ile tövbesinin kabulü söz konusu oldu).Bu yanılma olayını biraz daha derin ele alırsak ;Hz.Ademin yanılmasında sadece karışık bir zan ve şüphe vardı.Bu şekilde şeytanın kasıtlı aldatması da eklendiğinde buna Hz. Adem’in yalvarması da ilave edilince tövbesi kabul edildi.Sonra ona doğru yolu Allah tekrar gösterdi.Hz.Adem ve eşini birbirinin düşmanı olarak ordan indirdi.Elbette şeytanın vesilesi ile birbirlerine düşman olduklarını Rabbimiz anlatmaya çalışmaktadır.


    Hz.Ademin sürgüne gönderilmesi;
    Şeytanın dolduruşuna gelen Hz.Adem ve eşi yukarda belirtilen hatadan dolayı affedildiyseler de Rabbimiz onları bir birine düşman olarak oradan (Cennetten)indirdi. Sonrada onların kaderi takdir olmuş oldu.
    Allah buyurdu ki:”Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin,yeryüzünde ecelinizin geleceği zamana kadar kalmak ve geçinmek artık sizin için takdir edilmiştir.(Araf Suresi Ayet no:24)
    Yukarıdaki ayette Rabbimiz Hz.Adem ve eşinin yaptığı hatalarından dolayı onlara takdir edilmiş bir hayatın varlığından bahsetmektedir. Buradan açıkça takdir edilen hayatın gerçekleşmesinde yüzde yüz Hz.Adem ile eşinin hatalarının payı olduğu anlaşılmaktadır.

    Ayrıca Rabbimizin bu tür hatalara karşı insanlara ön gördüğü planları olduğu anlaşılmaktadır.Kısacası Rabbimizin A,B,C……..planları olduğu ve bu planları yapılan hatalara bağlı olarak uyguladığı ortaya çıkmaktadır.Büyük bir ihtimalle sonsuz hata sonsuz plan getirir.Bu şekilde dünyada her şey olabilmektedir.Bir de bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak ifadesi de ayette geçmektedir.Burada aralarında yasak ağaçtan yeme fikrinin ikisinden birinden çıktığı ve sonra ikisininde bunu uyguladığı böylece fikri vermeyenin diğerine karşı senin yüzünden bak başımıza ne geldi diyerek bir birlerine karşı düşmanlık beslediği de ortaya çıkmaktadır.Doğrusunu O bilir.Bir diğer ihtimalde Rabbimiz birbirlerinin düşmanı olarak Hz.Adem (ve eşi) ve iblisi kasd ediyor olabilir.Veya da Hz.Adem ve eşinin soyundan gelecekleri kapsayan bir hitapta olabilir bu.
    “Derken Adem,Rabbinden bir takım kelimeler aldı,(Allah’da)bunun üzerine tövbesini kabul etti.Şüphesiz O tövbeleri kabul edendir.Çok Merhametlidir. “Ya Rabbi biz nefislerimize zulm ettik.”(Araf Suresi-Ayet no:23)
    Yukarıdaki ilgili ayetlerde Hz.Adem bir kul gibi davranarak günahını itiraf etti,hatasından dolayı pişmanlık duydu,Allah’ın Rahmetinden ümidini kesmedi,kendini kınadı ve Rabbinden öğrendiği bir takım kelimelerle tövbe etti.Böylece Rabbi onu affetti.Ancak iblis ise Günahını kabul etmedi,pişmanlık duymadı,kendine kızmadı,tövbe etmedi,Allah’tan ümidini kesti.Böylece Rabbi onu affetmedi.

    Hz. Adem ile eşi ve iblis dünyaya indirildiler(sürgüne)
    O’nun izni olmadan hiçbir şey olmaz. Onun iradesi böyle gerçekleşti ve ilk insan yeryüzü hayatına başladı.Elbette Hz. Adem’in ve eşinin cennetten nasıl indikleri ve nereye indikleri konularını bilmiyoruz.Ancak yeryüzüne indiler ve geçim için çalıştılar.
    Elbette Yüce Rabbimiz onların tövbesini kabul etti ancak takdir edilen de tahakkuk etmiş oldu bu şekilde cennette kolay yaşamaktan ve nimetlenmekten alıkonuldular.Dünyada emek sarfetmek ve çalışmak zorunda kaldılar.Burda şunu da söyleyebiliriz ki; Hz.Adem ilk uygar insan olarak dünyaya indi öyle ki; ilk uygar aileyi kurdu.Ve böylece uygar toplumun ilk nüvesini de atmış oldu. Elbette kendi ailesini de eğitti çünkü Hz Adem nesnenin isimlerini(sembolik olarak) biliyordu.Kurulan bu uygar toplumun nufusu ne idi? veya bunlar dünyanın neresinde yaşıyorlardı.?Bunu bilmiyoruz.Hemen akla gelen ilk soru şu olmalıdır ki?Bu topluluğa bir peygamber gelmesi gerekmez miydi?Eğer yüce Rabbimiz onları insan fıtratı ile sorumlu tutacaksa elbette.Hatta Hz.Adem ve eşine cennetten geldikleri bilgisi verilmiş miydi.?Yani onlar yeryüzüne indiklerinde yukarda yaşanan tüm olaylara vakıf olarak mı?gelmişlerdi.?Eğer bu şekilde gelmişlerse o zaman cennetteki yaşamlarından kendi oğullarına bilgi verirlerdi.
    “Gerçek şu ki; Allah Adem’i,Nuh’u,İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti
    Onlar birbirlerinden türeyen (Tek)bir zürriyettir.Allah İşitendir bilendir.(Ali İmran Suresi-Ayet no:33-34)


  4. 01.Temmuz.2011, 19:49
    2
    Silent and lonely rains



    Hz.Ademin Cennetteki yaşamı
    “Dedi ki:Ey Adem sen ve eşin cennete yerleşin. İkinizde ondan neresinden dilerseniz bol bol yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın.yoksa (kendinize) yazık edenlerden olursunuz.”(Bakara Suresi Ayet no:35)
    Yukarıdaki ayette Rabbimiz Hz.Adem’e yeme miktarı konusunda(nimetlenme) büyük bir özgürlük vermektedir.Ama orda bulunan bir ağaç konusunda da bir yasak emri vermektedir.Elbette o ağaç ne ağacı idi veya Rabbimiz daha önceki ayetlerde Hz. Ademe isimleri öğretmedeki sembolizmi(bence isimler demek ilmi ve onu kullanmanın tüm detayları ile öğretmek) kullanarak ağacı da bir yasak sembolizmi olarak mı kullanıyor bilemiyoruz.Ama Hz.Adem ve eşini cennete sokmuştur.Ve cennette o yasak ağaca karşı bir dirayet göstermeleri isteniyordu.Buradan onların yine bir sınava tabii olduklarını anlıyoruz.Evet Hz.Adem ve onun eşi cennette serbest olarak yaşarlarken yalnızca bir tek o ağaç konusunda maarifet göstermeleri istenmektedir.Elbette insanın ilk imtihan yerinin cennet olduğunu söyleyebiliriz.Böylece olay biraz daha karışmakta çünkü gerçek cennetden şeytan indirilmiş ve kovulmuş idi böyle iken nasıl oluyor da Hz Adem‘e ve onun eşine ebedilik ağacı hakkındaki yanıltıcı sözlerini doğrultabiliyor? Bunun dolaylı veya direk olarak bir çaresini şeytan bulmuş durumdadır. Veya şeytanın kovulduğu cennet ile Hz.Ademin koyulduğu cennet farklı yerler olabilir.Çünkü gerçek cennette hiçbir yasak olmamalıdır.

    Şeytan Hz.Adem’e aşağıdaki ayette
    “Ey Adem sana ebedilik ağacı ve asla yok olmayacak bir saltanat konusunda yol göstereyim mi?”(Taha Suresi-Ayet no:120) demektedir.
    Buradan Hz.Ademin ebedilik ve sahip olduğu saltanatı için şüphesinin olduğu ve bu şüphenin şeytan tarafından kullanıldığı anlaşılmaktadır.Belki de Hz.Adem’e bir çok yaratılan duyduğu veya gördüğü bilgileri anlatarak onun orada ebedi olmadığını bir gün oradan çıkarılacağını anlatmıştır.Onlar bu bilgiye nerden aldılar bilmiyoruz.Ama Hz.Adem tam anlamıyla bir ikilem içindedir.O yasak ağaçın var olduğunu bilmesinden sonra rahatı ve huzuru bitmiştir.Bir çok nimetten faydalanmakla beraber aklı fikri hep o ebedilik ağacında kalmıştır.Bu konuda Rabbimiz onu uyarmıştır.Hatta şeytan hakkında bile uyarılmıştır.Ama bütün bunlara rağmen Hz.Adem o ağaça yaklaşmıştır.Yasağı çiğnemiştir.
    Olayı biraz daha açalım;
    İblis kovulduktan sonra bir yolunu bularak Hz.Adem ve eşine şöyle dedi: ”Rabbinizin size bu ağacı yasaklaması,yalnızca sizin iki melek olmamanız veya sonsuza dek yaşayanlardan kılınmamanız içindir.”Ve gerçekten ben size öğüt verenlerdenim” diye yemin de etti.’(Araf Suresi-Ayet no:20-21)

    Burada şeytanın Rabbimizi kötülemesi,kendinin doğruluğu hakkında kendi kendini teyit etmesi ve ardından da yemin etmesi olaylarını çıkarmaktayız.şeytan Hz.Adem’e Rabbimizin evet onların cennette ebedi olarak kalmalarını istemediğini bunu sağlayan melekleşme ağacına onun için dokunmalarına izin vermediğini söylemektedir.Böylece bu ağaca dokunursanız gerçekte melek olursunuz böylece cennetten çıkmazsınız ve saltanatınızda sonsuz olur fikirlerinin Hz.Ademe söylendiğini anlamaktayız.Halbuki Rabbimiz Hz.Ademi yoktan var etmiştir.Onu halife yapmıştır.O yukarıdaki olayda Hz.Ademi şeytana karşı tutmuştur.şeytana yanılgısını ispat etmek üzere mühlette vermiştir.şeytan konusunda Hz.Ademi uyarmıştır.Son olarak ağaç konusunda da Hz.Ademi uyarmıştır.Tüm bunlara rağmen Hz.Adem hepsini bir anda unutup şeytanın fikrinin doğruluğu konusunda şüpheye düşmüştür.Evet onda bir zan ,karışık bir zan oluşmuştur.

    “şeytan kendilerinden ‘örtülüp gizlenen çirkin(ayıp yerlerini) yerlerini açığa çıkarmak için onlara vesvese verdi ve dedi ki:Rabbinin size bu ağacı yasaklaması,yalnızca ,sizin iki melek olmamanız ve ebedi yaşayanlardan kılınmamanız içindir.”(Araf Suresi –Ayet no:20)
    Yukarda yazılan ayette ise insanın gizli tutulan çirkin yerleri olduğunu ve şeytanın bu aldatması sayesinde bu çirkin yerlerin artık gizli kalamayacak duruma geldiğini belirtmektedir.Bu çirkin yerler nereler ise onların açığa çıktığı anlatılmaktadır.Fikrime göre insanın çok iyi davranışı olduğu gibi çok kötü davranışları da olmaktadır.Bence burada bahsedilen bizim bildiğimiz elbise değildir.O ağaca yaklaşmakla insan kendi çirkinliğini ortaya çıkarmıştır.Bu çirkin yerler dediği insanların zaafları olmalıdır.
    “Ey Ademoğulları biz sizin çirkin yerlerinizi örtecek bir elbise ve size süs kazandıracak bir giyim indirdik.Takva ile kuşanıp –donanmak ise bu daha hayırlıdır.”(Araf Suresi-Ayet no:26)
    Elbette din insanların çirkinliğini kapatıp onları saadete ulaştırmaktadır.Bir manevi elbise görevini de görmektedir.Rabbimiz Yüce Kitabımızın bazı yerlerinde bu tip benzetmeler yapabilmektedir.Benim acizane fikrimce bu elbise dindir.Bunun süsü ise takvadır.İşte bu şekilde Hz.Adem ve eşi zaaflarının esiri olarak sahip oldukları din elbisesinin yasağını çiğneyip çirkinliklerini ortaya serdiler.Ve böylece Hz.Adem ve eşi asi oldular günaha girdiler.Yasağı çiğnediler.

    Daha sonra,
    O zaman Rableri kendilerine seslendi :‘Ben size bu ağaçtan (yemeyi) yasaklamamış mıydım!.Ve şeytan sizin için gerçekten apaçık bir düşmandır dememiş miydim.’(Araf Suresi-Ayet no:22)
    “Andolsun biz daha önce Ademe ahid vermiştik.Ne var ki,O ahdi-tavsiyeyi unuttu.Onda bir sabır ve kararlılık bulamadık”.(Taha Suresi-Ayet no:115)
    Bunu üzerine ikisi de (şeytanın sözüne aldanıp yasak)ağaçtan yediler,hemen ayıp yerleri açığa çıkıp görünüverdi.Üzerlerini cennet yaprağından örtmeye başladılar.Adem yanılarak da olsa Rabbine asi oldu ve şaşırıp kaldı.Sonra yalvarmaya başladı yine Rabbi onu seçti de tövbesini kabul etti.ve ona doğru yolu gösterdi.
    Allah buyurdu ki;”Birbirinize düşman olarak oradan inin.Artık benden bir rehber geldikçe kim benim hidayetime uyarsa,ne sapar ne de bedbaht olur.”(Taha Suresi-Ayet no:123)
    Yukardaki ayetlerin ışığında Rabbimiz Hz.Ademi ve eşini azarlamaktadır.Ahdi unuttuğunu söyleyerek Rabbimizin ahid ölçüsünün genişliğini de anlayabiliriz.Onun ahid ölçüsünde sadece ben sizin Rabbiniz değil miyim sorusunun cevabı varmış gibi görünürken birden Hz Adem’i ahdini unutmakla itham etmesi aslında ahid ölçüsünün sınırının ne kadar kapsamlı olduğunu da anlatmaktadır..Kısaca haram haramdır.Ama harama giden yollarda haramdır.Bir diğer husus Hz.Adem’in yapmış olduğu asiliği Rabbimiz yanılarak yapılan hata olarak ifade etmektedir.(Belkide böylece Hz.Ademin yalvarması ile tövbesinin kabulü söz konusu oldu).Bu yanılma olayını biraz daha derin ele alırsak ;Hz.Ademin yanılmasında sadece karışık bir zan ve şüphe vardı.Bu şekilde şeytanın kasıtlı aldatması da eklendiğinde buna Hz. Adem’in yalvarması da ilave edilince tövbesi kabul edildi.Sonra ona doğru yolu Allah tekrar gösterdi.Hz.Adem ve eşini birbirinin düşmanı olarak ordan indirdi.Elbette şeytanın vesilesi ile birbirlerine düşman olduklarını Rabbimiz anlatmaya çalışmaktadır.


    Hz.Ademin sürgüne gönderilmesi;
    Şeytanın dolduruşuna gelen Hz.Adem ve eşi yukarda belirtilen hatadan dolayı affedildiyseler de Rabbimiz onları bir birine düşman olarak oradan (Cennetten)indirdi. Sonrada onların kaderi takdir olmuş oldu.
    Allah buyurdu ki:”Bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak inin,yeryüzünde ecelinizin geleceği zamana kadar kalmak ve geçinmek artık sizin için takdir edilmiştir.(Araf Suresi Ayet no:24)
    Yukarıdaki ayette Rabbimiz Hz.Adem ve eşinin yaptığı hatalarından dolayı onlara takdir edilmiş bir hayatın varlığından bahsetmektedir. Buradan açıkça takdir edilen hayatın gerçekleşmesinde yüzde yüz Hz.Adem ile eşinin hatalarının payı olduğu anlaşılmaktadır.

    Ayrıca Rabbimizin bu tür hatalara karşı insanlara ön gördüğü planları olduğu anlaşılmaktadır.Kısacası Rabbimizin A,B,C……..planları olduğu ve bu planları yapılan hatalara bağlı olarak uyguladığı ortaya çıkmaktadır.Büyük bir ihtimalle sonsuz hata sonsuz plan getirir.Bu şekilde dünyada her şey olabilmektedir.Bir de bir kısmınız bir kısmınıza düşman olarak ifadesi de ayette geçmektedir.Burada aralarında yasak ağaçtan yeme fikrinin ikisinden birinden çıktığı ve sonra ikisininde bunu uyguladığı böylece fikri vermeyenin diğerine karşı senin yüzünden bak başımıza ne geldi diyerek bir birlerine karşı düşmanlık beslediği de ortaya çıkmaktadır.Doğrusunu O bilir.Bir diğer ihtimalde Rabbimiz birbirlerinin düşmanı olarak Hz.Adem (ve eşi) ve iblisi kasd ediyor olabilir.Veya da Hz.Adem ve eşinin soyundan gelecekleri kapsayan bir hitapta olabilir bu.
    “Derken Adem,Rabbinden bir takım kelimeler aldı,(Allah’da)bunun üzerine tövbesini kabul etti.Şüphesiz O tövbeleri kabul edendir.Çok Merhametlidir. “Ya Rabbi biz nefislerimize zulm ettik.”(Araf Suresi-Ayet no:23)
    Yukarıdaki ilgili ayetlerde Hz.Adem bir kul gibi davranarak günahını itiraf etti,hatasından dolayı pişmanlık duydu,Allah’ın Rahmetinden ümidini kesmedi,kendini kınadı ve Rabbinden öğrendiği bir takım kelimelerle tövbe etti.Böylece Rabbi onu affetti.Ancak iblis ise Günahını kabul etmedi,pişmanlık duymadı,kendine kızmadı,tövbe etmedi,Allah’tan ümidini kesti.Böylece Rabbi onu affetmedi.

    Hz. Adem ile eşi ve iblis dünyaya indirildiler(sürgüne)
    O’nun izni olmadan hiçbir şey olmaz. Onun iradesi böyle gerçekleşti ve ilk insan yeryüzü hayatına başladı.Elbette Hz. Adem’in ve eşinin cennetten nasıl indikleri ve nereye indikleri konularını bilmiyoruz.Ancak yeryüzüne indiler ve geçim için çalıştılar.
    Elbette Yüce Rabbimiz onların tövbesini kabul etti ancak takdir edilen de tahakkuk etmiş oldu bu şekilde cennette kolay yaşamaktan ve nimetlenmekten alıkonuldular.Dünyada emek sarfetmek ve çalışmak zorunda kaldılar.Burda şunu da söyleyebiliriz ki; Hz.Adem ilk uygar insan olarak dünyaya indi öyle ki; ilk uygar aileyi kurdu.Ve böylece uygar toplumun ilk nüvesini de atmış oldu. Elbette kendi ailesini de eğitti çünkü Hz Adem nesnenin isimlerini(sembolik olarak) biliyordu.Kurulan bu uygar toplumun nufusu ne idi? veya bunlar dünyanın neresinde yaşıyorlardı.?Bunu bilmiyoruz.Hemen akla gelen ilk soru şu olmalıdır ki?Bu topluluğa bir peygamber gelmesi gerekmez miydi?Eğer yüce Rabbimiz onları insan fıtratı ile sorumlu tutacaksa elbette.Hatta Hz.Adem ve eşine cennetten geldikleri bilgisi verilmiş miydi.?Yani onlar yeryüzüne indiklerinde yukarda yaşanan tüm olaylara vakıf olarak mı?gelmişlerdi.?Eğer bu şekilde gelmişlerse o zaman cennetteki yaşamlarından kendi oğullarına bilgi verirlerdi.
    “Gerçek şu ki; Allah Adem’i,Nuh’u,İbrahim ailesini ve İmran ailesini alemler üzerine seçti
    Onlar birbirlerinden türeyen (Tek)bir zürriyettir.Allah İşitendir bilendir.(Ali İmran Suresi-Ayet no:33-34)





+ Yorum Gönder