Konusunu Oylayın.: Hak yoluna erişebilmek için dua

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hak yoluna erişebilmek için dua
  1. 27.Haziran.2011, 21:28
    1
    Misafir

    Hak yoluna erişebilmek için dua

  2. 02.Temmuz.2011, 11:25
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Hak yoluna erişebilmek için dua




    Âyet-i kerîmede “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zâriyat, 56) buyuruluyor. Arapça “ibâdet” kelimesinin lügatte iki manası vardır. Birincisi kul olmak, kulluk yapmak, yani Yaratıcı"ya ve hayatın sahibine tam manasıyla itaat etmek, emrettiklerini yapıp menettiklerinden uzak durmak demektir. İkincisi ise Türkçemizde yaygın olan manasıyla belirli şekillerde tapınmak ve tazim göstermektir.
    Ömür boyu yaşam biçimi, fikirlerinin ve sözlerinin canlı şâhidi olan ve hep İslâmiyetin aşk derecesinde bir samimiyetle yaşanması gerektiğini savunan Mevlâna Hazretleri, daima insanları ruhun istikâmetine, yüce Yaratıcı"ya, onun Peygamber"inin yoluna, gerçek özgürlüğe, huzura ve barışa çağırmıştır. O"na göre insan, tabiatte ham halde bulunan ve içerisinde maden cevheri olan bir mineral topağına benzer ve ideal manada ancak aşk potasında ıstırap ve sırla yoğrulup eriyerek saflaşabilir; der ki “Bu riyâzetler, bu cefalar ocağın gümüşü tortudan ayırması içindir. (1/232) Derd çekmeden dermana eremezsin. Can vermedikçe cânânın vuslatına yol bulamazsın. [Rub. Genc. Ter.100] Bu aşk, peygamberleri de şan, şöhret sahibi yapmıştır. (1/220) Bizim peygamberimizin yolu da aşk yoludur.” [Rub. Genc. Ter.49] Bu aşk, inanan kişinin bütün hayatını, ânını kuşatan, benliğini saran bir duygudur ve dâimî bir kulluk şuurunu ve ibadet şevkini de doğurur. Nitekim Mesnevi"nin muhtelif yerlerinde ibadetlerimiz hakkında şöyle deniyor: “Bil ki tanıklar için tezkiye lâzımdır! Senin dâvanı kabul etmek, tanığı tezkiyeye bağlıdır. (5/252) Bu namaz, oruç ve cihad inanca tanıklık etmektedir. (5/183) Melek gibi Allah"ı tespih etmeyi kendine gıda yap da onlar gibi ezadan kurtul! (5/298) Yoksullara bağışta bulundun, zekât verdin, elinle bir hayır yaptın mı, bu iyilikler öbür dünyada ağaçlık, çayırlık, çimenlik olur. (3/3460) Peygamber (a.s.) buyurdu ki: "Bu yol için amelden daha vefalı bir arkadaş, bir yoldaş yoktur." (5/1051) İbadet edenlerdeki doğruluk, takvâ ve yakîn rengi, ebediyen bâkidir. (6/4712)
    Bu noktada şunu da vurgulayalım ki Hz. Pîr, bütün ibadetlerin titizlikle yerine getirilmesini tavsiye eder; ama “İbadetlerin netice vermesi için zevk, tohumun ağaç olması için iç gerek” (2/3396) sözüyle de ihlâs ve samimiyetin şart olduğunu bildirir; bilhassa namaz ve oruç üzerinde önemle durur.


  3. 02.Temmuz.2011, 11:25
    2
    Editör



    Âyet-i kerîmede “Ben insanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım” (Zâriyat, 56) buyuruluyor. Arapça “ibâdet” kelimesinin lügatte iki manası vardır. Birincisi kul olmak, kulluk yapmak, yani Yaratıcı"ya ve hayatın sahibine tam manasıyla itaat etmek, emrettiklerini yapıp menettiklerinden uzak durmak demektir. İkincisi ise Türkçemizde yaygın olan manasıyla belirli şekillerde tapınmak ve tazim göstermektir.
    Ömür boyu yaşam biçimi, fikirlerinin ve sözlerinin canlı şâhidi olan ve hep İslâmiyetin aşk derecesinde bir samimiyetle yaşanması gerektiğini savunan Mevlâna Hazretleri, daima insanları ruhun istikâmetine, yüce Yaratıcı"ya, onun Peygamber"inin yoluna, gerçek özgürlüğe, huzura ve barışa çağırmıştır. O"na göre insan, tabiatte ham halde bulunan ve içerisinde maden cevheri olan bir mineral topağına benzer ve ideal manada ancak aşk potasında ıstırap ve sırla yoğrulup eriyerek saflaşabilir; der ki “Bu riyâzetler, bu cefalar ocağın gümüşü tortudan ayırması içindir. (1/232) Derd çekmeden dermana eremezsin. Can vermedikçe cânânın vuslatına yol bulamazsın. [Rub. Genc. Ter.100] Bu aşk, peygamberleri de şan, şöhret sahibi yapmıştır. (1/220) Bizim peygamberimizin yolu da aşk yoludur.” [Rub. Genc. Ter.49] Bu aşk, inanan kişinin bütün hayatını, ânını kuşatan, benliğini saran bir duygudur ve dâimî bir kulluk şuurunu ve ibadet şevkini de doğurur. Nitekim Mesnevi"nin muhtelif yerlerinde ibadetlerimiz hakkında şöyle deniyor: “Bil ki tanıklar için tezkiye lâzımdır! Senin dâvanı kabul etmek, tanığı tezkiyeye bağlıdır. (5/252) Bu namaz, oruç ve cihad inanca tanıklık etmektedir. (5/183) Melek gibi Allah"ı tespih etmeyi kendine gıda yap da onlar gibi ezadan kurtul! (5/298) Yoksullara bağışta bulundun, zekât verdin, elinle bir hayır yaptın mı, bu iyilikler öbür dünyada ağaçlık, çayırlık, çimenlik olur. (3/3460) Peygamber (a.s.) buyurdu ki: "Bu yol için amelden daha vefalı bir arkadaş, bir yoldaş yoktur." (5/1051) İbadet edenlerdeki doğruluk, takvâ ve yakîn rengi, ebediyen bâkidir. (6/4712)
    Bu noktada şunu da vurgulayalım ki Hz. Pîr, bütün ibadetlerin titizlikle yerine getirilmesini tavsiye eder; ama “İbadetlerin netice vermesi için zevk, tohumun ağaç olması için iç gerek” (2/3396) sözüyle de ihlâs ve samimiyetin şart olduğunu bildirir; bilhassa namaz ve oruç üzerinde önemle durur.





+ Yorum Gönder