Konusunu Oylayın.: Aşura günüyle alakalı bidat'lar ve uydurma hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Aşura günüyle alakalı bidat'lar ve uydurma hadisler
  1. 27.Haziran.2011, 08:23
    1
    Misafir

    Aşura günüyle alakalı bidat'lar ve uydurma hadisler






    Aşura günüyle alakalı bidat'lar ve uydurma hadisler Mumsema Aşura günüyle alakalı bidat'lar ve uydurma hadisler


  2. 27.Haziran.2011, 08:23
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 13.Temmuz.2011, 18:28
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Aşura günüyle alakalı bidat'lar ve uydurma hadisler




    Şeyhu’l-İslam İbni Teymiyye şöyle der: "Hüseyin (ra)’nın öldürül(erek şehid edil)mesi sebebiyle şeytan insanlar arasında iki bid’at çıkarmıştır: Aşura Gününde hüzünlenmek ve feryat etmek, yüze vurmak, bağırıp çağırmak, ağlamak ve kasideler okuma bid’atı ile; mutluluk ve sevincin paylaşılması bid’atı. Yani, bazıları hüznüni, bazıları da sevincini ifade etmiş ve sürme çekmek, gusletmek, ailesi için harcama yapmak, Aşura Günü için özel yemekler hazırlamak fikrini sevmeyi başlatmışlardır. Her bid’at sapkınlıktır. Müslümanların 4 imamı ile onlardan başkalarından hiçbiri bunlardan birini (ne hüzün günü edinmeyi ne de sevinç günü edinmeyi) tasdik etmemiştir." (Minhac el-Sünne, 4/554-556)

    el-Fetava el-Kubra’nın 5. cildinde yer alan bir fetvasında Şeyhu’l-İslam İbni Teymiyye'ye, insanların Aşura günü yapmakta oldukları, göze sürme sürmek, gusül (edip boy abdesti almak), kına sürmek, birbirleriyle tokalaşmak, hububat (kullanılarak o güne has bir yemek) pişirmek ve sevinç duymak gibi şeyler hakında; (bunların) Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den naklonulan sahih hadislerde olup olmadığı, eğer bunlar sahih hadislerde yer almayan şeylerse (bu durumda) bu gibi şeyleri yapmanın bi’dat olup olmadığı, diğerlerinin (Rafızilerin o günde yapmakta oldukları) kederlenme, matem, (o gün boyunca) hiç su içmeme, methiyelerde bulunma ve feryatlar etme, deliler gibi (kasideler/ağıtlar) okuma ve elbiselerini yırtma gibi şeylerin bir aslının olup olmadığı sorulmuş, bunun üzerine o şöyle cevap vermiştir:

    "Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Ne Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'den, ne de ashabından bu konuda sahih bir şey rivayet olunmamıştır. Müslümanların imamlarından –ne dört imam ne de diğer alimlerden- hiçbiri böyle bir şeyi ne teşvik etmişler ne de tavsiye etmişlerdir. Hiçbir güvenilir alim bunun gibi birşeyi, ne Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den ne sahabelerden ne de onlardan sonraki (tabiin)lerden bu konuda ne sahih ne de zayıf bir rivayet olarak ne Sahihler’de ne Sünenler’de ne de Müsnedler’de rivayet etmemişlerdir. Faziletli üç dönemde (selef-i salihin döneminde) bu hadislerden hiçbir şey bilinmemektedir. Fakat bazı müteahhir raviler, bu konuda hadisler rivayet etmişlerdir tıpkı şöyle denilen hadis gibi: "Herkim Aşura günü gözlerine sürme çekerse, o yıl göz ağrısı çekmez."; "Herkim Aşura günü yıkanır (boy abdesti alır)sa, o yıl hastalanmaz." Buna benzer (uydurma) hadisler... Ayrıca Aşura Gününde kılınması faziletli olduğu söylenilen namaz hakkında rivayetler ve yine Adem (as)’ın Aşura Gününde tevbe ettiği, Nuh (as)’ın gemisinin Cudi dağının üzerine Aşura günü yerleştiği, Yusuf (as)’ın Yakub (as)’a Aşura Günü kavuştuğu, İbrahim (as)'ın, ateşten Aşura günü kurtarıldığı, İsmail (as) yerine kurban olarak bir koçun Aşura günü gönderildiği vb. konularda birtakım hadisler rivayet etmişlerdir. Yine, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'e yalan ve iftira sayılan şu hadisi rivayet etmişlerdir: "Kim Aşura günü aile halkına cömert davranırsa, Allah da senenin diğer günlerinde ona cömert davranır." Bunları Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den nakletmek yalan söylemekle aynı manadadır.

    Rafıziler, batınen zındık ve kafir yada cahil ve de istek ve hevalarına uymakta olan kişiler olmalarına rağmen, Ehl-i Beyt’e sadakati zahirlerinde gösteriş (mevzusu) yaparlar. Nasibiler ise Ali (ra) ve ashabından –fitne ve savaşların zuhur etmesi sebebiyle- nefret ederler. Müslim’in Sahih’inde rivayet edilmektedir ki: "Sakif kabilesinden bir yalancı ile bir kan dökücü çıkacaktır." (Hadiste mevzu bahis edilen) yalancı Ehl-i Beyt’e bağlılığı gösteriş eden, Hüsetin ibni Ali (ra)’yı öldüren kimselerin techizatını sağlayan Irak valise Ubeydullah ibni Ziyad’ı öldüren ve daha sonra kendisinin de peygamber olduğunu ve de Cebrail (as)’ın kendisine de vahiy getirdiğini iddia ederek kendisinin (hadiste bahis edilen) yalancı olduğunu ortaya koyan Muhtar ibni Ebi Ubey el-Sakafi’dir … (Hadiste geçen) kan dökücü ise, Ali (ra)’ya ve ashabına muhalefette bulunan Haccac ibni Yusuf el-Sakafi’dir. Haccac Nasibi, Muhtar ise Rafızidir. Bu Rafızi, daha yalancı ve uydurmacılık ile sapıklıkta daha suçludur çünkü peygamber olduğunu iddia etmiştir.



    Cahil, sapık bir grup (olan Rafıziler) ki onlar ya zındık ve münafık yahut da saptırılmış ve yanıltılmıştırlar, ona ve aile halkına bağlılıklarını gösteriş yaparak Aşura Gününü matem ve feryat günü edindiler ki bu günde onlar yüzlerine vurma, elbiselerini parçalama, cahiliye dönenmindeki gibi yas tutma gibi cahiliye döneminin geleneklerini açıkça ortaya koyarlar.




  4. 13.Temmuz.2011, 18:28
    2
    Editör



    Şeyhu’l-İslam İbni Teymiyye şöyle der: "Hüseyin (ra)’nın öldürül(erek şehid edil)mesi sebebiyle şeytan insanlar arasında iki bid’at çıkarmıştır: Aşura Gününde hüzünlenmek ve feryat etmek, yüze vurmak, bağırıp çağırmak, ağlamak ve kasideler okuma bid’atı ile; mutluluk ve sevincin paylaşılması bid’atı. Yani, bazıları hüznüni, bazıları da sevincini ifade etmiş ve sürme çekmek, gusletmek, ailesi için harcama yapmak, Aşura Günü için özel yemekler hazırlamak fikrini sevmeyi başlatmışlardır. Her bid’at sapkınlıktır. Müslümanların 4 imamı ile onlardan başkalarından hiçbiri bunlardan birini (ne hüzün günü edinmeyi ne de sevinç günü edinmeyi) tasdik etmemiştir." (Minhac el-Sünne, 4/554-556)

    el-Fetava el-Kubra’nın 5. cildinde yer alan bir fetvasında Şeyhu’l-İslam İbni Teymiyye'ye, insanların Aşura günü yapmakta oldukları, göze sürme sürmek, gusül (edip boy abdesti almak), kına sürmek, birbirleriyle tokalaşmak, hububat (kullanılarak o güne has bir yemek) pişirmek ve sevinç duymak gibi şeyler hakında; (bunların) Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den naklonulan sahih hadislerde olup olmadığı, eğer bunlar sahih hadislerde yer almayan şeylerse (bu durumda) bu gibi şeyleri yapmanın bi’dat olup olmadığı, diğerlerinin (Rafızilerin o günde yapmakta oldukları) kederlenme, matem, (o gün boyunca) hiç su içmeme, methiyelerde bulunma ve feryatlar etme, deliler gibi (kasideler/ağıtlar) okuma ve elbiselerini yırtma gibi şeylerin bir aslının olup olmadığı sorulmuş, bunun üzerine o şöyle cevap vermiştir:

    "Hamd, Alemlerin Rabbi olan Allah'a mahsustur. Ne Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'den, ne de ashabından bu konuda sahih bir şey rivayet olunmamıştır. Müslümanların imamlarından –ne dört imam ne de diğer alimlerden- hiçbiri böyle bir şeyi ne teşvik etmişler ne de tavsiye etmişlerdir. Hiçbir güvenilir alim bunun gibi birşeyi, ne Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den ne sahabelerden ne de onlardan sonraki (tabiin)lerden bu konuda ne sahih ne de zayıf bir rivayet olarak ne Sahihler’de ne Sünenler’de ne de Müsnedler’de rivayet etmemişlerdir. Faziletli üç dönemde (selef-i salihin döneminde) bu hadislerden hiçbir şey bilinmemektedir. Fakat bazı müteahhir raviler, bu konuda hadisler rivayet etmişlerdir tıpkı şöyle denilen hadis gibi: "Herkim Aşura günü gözlerine sürme çekerse, o yıl göz ağrısı çekmez."; "Herkim Aşura günü yıkanır (boy abdesti alır)sa, o yıl hastalanmaz." Buna benzer (uydurma) hadisler... Ayrıca Aşura Gününde kılınması faziletli olduğu söylenilen namaz hakkında rivayetler ve yine Adem (as)’ın Aşura Gününde tevbe ettiği, Nuh (as)’ın gemisinin Cudi dağının üzerine Aşura günü yerleştiği, Yusuf (as)’ın Yakub (as)’a Aşura Günü kavuştuğu, İbrahim (as)'ın, ateşten Aşura günü kurtarıldığı, İsmail (as) yerine kurban olarak bir koçun Aşura günü gönderildiği vb. konularda birtakım hadisler rivayet etmişlerdir. Yine, Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'e yalan ve iftira sayılan şu hadisi rivayet etmişlerdir: "Kim Aşura günü aile halkına cömert davranırsa, Allah da senenin diğer günlerinde ona cömert davranır." Bunları Rasulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)’den nakletmek yalan söylemekle aynı manadadır.

    Rafıziler, batınen zındık ve kafir yada cahil ve de istek ve hevalarına uymakta olan kişiler olmalarına rağmen, Ehl-i Beyt’e sadakati zahirlerinde gösteriş (mevzusu) yaparlar. Nasibiler ise Ali (ra) ve ashabından –fitne ve savaşların zuhur etmesi sebebiyle- nefret ederler. Müslim’in Sahih’inde rivayet edilmektedir ki: "Sakif kabilesinden bir yalancı ile bir kan dökücü çıkacaktır." (Hadiste mevzu bahis edilen) yalancı Ehl-i Beyt’e bağlılığı gösteriş eden, Hüsetin ibni Ali (ra)’yı öldüren kimselerin techizatını sağlayan Irak valise Ubeydullah ibni Ziyad’ı öldüren ve daha sonra kendisinin de peygamber olduğunu ve de Cebrail (as)’ın kendisine de vahiy getirdiğini iddia ederek kendisinin (hadiste bahis edilen) yalancı olduğunu ortaya koyan Muhtar ibni Ebi Ubey el-Sakafi’dir … (Hadiste geçen) kan dökücü ise, Ali (ra)’ya ve ashabına muhalefette bulunan Haccac ibni Yusuf el-Sakafi’dir. Haccac Nasibi, Muhtar ise Rafızidir. Bu Rafızi, daha yalancı ve uydurmacılık ile sapıklıkta daha suçludur çünkü peygamber olduğunu iddia etmiştir.



    Cahil, sapık bir grup (olan Rafıziler) ki onlar ya zındık ve münafık yahut da saptırılmış ve yanıltılmıştırlar, ona ve aile halkına bağlılıklarını gösteriş yaparak Aşura Gününü matem ve feryat günü edindiler ki bu günde onlar yüzlerine vurma, elbiselerini parçalama, cahiliye dönenmindeki gibi yas tutma gibi cahiliye döneminin geleneklerini açıkça ortaya koyarlar.







+ Yorum Gönder