Konusunu Oylayın.: Türbanla ilgili ayet ve hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 5 kişi
Türbanla ilgili ayet ve hadisler
  1. 27.Haziran.2011, 08:17
    1
    Misafir

    Türbanla ilgili ayet ve hadisler






    Türbanla ilgili ayet ve hadisler Mumsema türbanla ilgili ayet ve hadisler


  2. 27.Haziran.2011, 14:24
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Türbanla ilgili ayet ve hadisler




    Ayette başın örtülmesi özellikle emredilmiş ve örtünmenin na­sıl yapılacağı da belirtilmiştir.

    “Başörtülerinin bir kısmını yakalarının üstüne vursunlar....” (Nur 24/31)

    Eskiden kadınlar yakaları açık elbiseler giyinirler, boyunları ve göğüs kısmı gözükürdü.[5] Bu emirle başörtülerinin bir bölümüyle boyunlarını ve yakalarını örtmeleri istenmiştir.

    Bütün mezhepler müslüman kadının başını örtmesinin farz ol­duğu konusunda tam bir görüş birliği içindedirler. Ancak Malikî mezhebi ile ilgili olarak bazılarının zihnini karıştıran bir konu var­dır.

    Malikî mezhebinde saçlar (avret-i hafife) hafif avret sayıldığın­dan, acaba Malikî mezhebine göre bir kadın başörtüsü kullanmadan, saçı açık olarak dışarı çıkamaz mı?

    Malikî mezhebinde kaba avret (avret-i muğallaza) ve hafif avret (avret-i hafife) ayırımı yalnız namaz açısından yapılmıştır. Kadının yabancı erkekler yanında örtünmesi gerekli yerler açısından böyle bir ayırım yoktur. Bilindiği gibi avret yerlerinin kapatılması namazın farzlarındandır. Hanefî, Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre na­mazda başörtüsü açılan bir kadının namazı bozulur.[6] Ancak Malikî mezhebi bu durumda kadının namazının bozulmayacağını belirt­miş, fakat vakit çıkmadan namazın iade edilmesini istemiştir. Çünkü baş, namaz açısından hafif avrettir, bu her ne kadar namazı bozmasa da kadının başını açması haram olduğundan namaz kılar­ken işlenen bu haram fiilin günahından kurtulmak için henüz vakit çıkmadan namazın iade edilmesi gerekli görülmüştür. Vakit çıktık­tan sonra namazı iade imkanı ortadan kalkar.[7]

    Malikî mezhebine göre kadının yabancı erkekler karşısındaki davranışı şöyledir:

    Kadın, müslüman olan bir yabancı erkek karşısında eli ve yüzü dışındaki bütün organlarını kapamak zorundadır. Bu ona farzdır. Eğer bir fitne korkusu yoksa yabancı erkek kadının yüzüne ve elle­rine bakabilir. Fitneden korkulduğunda kadının elini ve yüzünü de kapamasının farz olduğunu söyleyen Malikî alimler olmuştur. “Kadının bir sorumluluğu yoktur, bu durumda erkeğin bakmaması farzdır.” diyen Malikî alimler de vardır. Malikî mezhebine göre ka­dın, müslüman olmayan bir yabancı erkeğe yüzü ve elleri de dahil hiç bir organını gösteremez.[8]

    Demek ki, bütün İslâmî kaynaklar müslüman bir kadının ya­bancı erkekler karşısında başını örtmesinin farz olduğu konu­sunda tam bir görüş birliği içindedir.

    Ayetin ilgili kısmı şöyledir: وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ

    (ضرب)' ın Türkçe karşılığı ‘vurmak' tır. Bu, Arapça’da bir şeyi bir şeyin üstüne düşürmek ve sabitlemek olarak açıklanmaktadır.[9]

    Burada fiil (على) harf-i cerri ile kullanılmıştır. Kur' an-ı Kerim’de (ضرب) fiilinin bu şekilde kullanıldığı başka ayetler de vardır. O ayetler buradaki mananın tam olarak ne olması gerektiği konusunda bizi aydınlatır.

    (ضربت عليهم الذلة) Bu ayet Rağıb el-İsfahânî' nin Müfredat' ında şu şekilde açıklanmaktadır: (إلتحفتهم الذلة التحاف الخيمة بمن ضربت عليه) "Alçaklık onları, üzerine çadır kurulan kişiyi çadırın örttüğü gibi örtmüştür. (ضربت عليهم المسكنة) ayeti de aynı şekilde açıklanmıştır.[10]

    Demek ki, (ضرب) fiili (على) harf-i cerri ile kullanılınca üstünü örtmek anlamına geliyormuş.

    Cüyûb: Ayette geçen (جيوب) kelimesi( جيب)kelimesinin çoğuludur. Ceyb Arapçada yaka anlamınadır.

    Ayette başörtüleri diye tercüme edilen kelime (خُمُر) dır. Bu, (خِمار) kelimesinin çoğuludur. Bunun da kökü (خَمْر)dir. Güvenilir bir Kur' an lugatı olan Müfredât' ta şöyle denmektedir. (خَمْر)' ın kök anlamı bir şeyi örtmektir. (خمار) da örtü anlamındadır. Ancak Arap örfünde kadının başını örttüğü örtüye isim olmuştur. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Başörtülerinin bir kısmını yakalarının üstüne vursunlar....” (Nur 24/31)

    Aklın bulunduğu yeri örttüğü için şaraba da (خَمْر) adı verilmiştir.[11]

    Güvenilir hadis lügatı olan İbn' ül-Esîr' in en-Nihâye' sinde :

    (أنه كان يمسح على الخُفِّ والخِمار) "O, mestinin ve hımarının üzerini meshederdi." hadisindeki (خمار) kelimesi ile ilgili olarak şöyle deniyor: "Burada sarığı kastetmiştir. Çünkü erkek onunla başını örter. Nitekim kadın da başını hımar ile örter. Bu şundandır: Arap sarığını örter ve onu çenesinin altından döndürürse her vakitte açamaz. O zaman o, mestler gibi olur. Ama bu durumda başının az bir kısmını meshetmesi gerekir. Kaplama mesh yerine de sarığının üstünü mesheder.[12]

    (خمار) kelimesinin kadının başörtüsü anlamına geldiği eski sözlüklerde yazılıdır. (الخمار للمرأة وهو النصيف) Hımar kelimesi kadın için nasîf anlamındadır.[13] Nasif de başörtüsüdür.[14]

    İçinde (خمار) kelimesi geçen çok sayıdaki hadisten üç örnek verelim:

    1- Allah' ın Elçisi Sallallahu Aleyhi Vesellem ipekli elbiseler getirilmişti. Ömer' e bir elbise gönderdi. Üsâme b. Zeyd' e bir elbise gönderdi. Ali b. Ebî Talib' e bir elbise verdi ve dedi ki;

    (شققها خمرا بين نسائك) Onu karıların arasında başörtüsü olarak parçalara ayır.... Akşamüstü Üsame elbisesinin içinde çıkageldi. Allah' ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem ona farklı bir bakışla bakınca yaptığından hoşlanmadığını anladı. Dedi ki, "Ya Resulellah bana neden bakıyorsun, onu bana sen göndermiştin.Buyurdu ki, "Ben onu sana giyesin diye göndermedim. Ama onu sana gönderdim ki, kadınların arasında başörtüler olarak parçalayasın. (لتشققها خمرا بين نسائك) (Müslim, Libas7-2068)

    2- Alkame b. ebî Alkame annesinin şöyle dediğini naklediyor: Abdurrahman' ın kızı Hafsa Allah' ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellemin eşi Ayşe' nin yanına girdi Hafsa' nın üzerinde ince bir başörtüsü vardı. Ayşe onu parçaladı ve ona kalın bir başörtüsü giydirdi.

    (وكستها خمارا كثيفا) (El-Muvatta, Libas, 4, hadis no 6)

    3- Hz. Aişe Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle dediğini bildirmiştir. (لا يقبل الله صلاة حائض إلا بخمار) Allah adet gören (yani büluğ çağına ermiş) bir kadının namazını başörtülü olmadan kabul etmez". (Ebu Davud Salat 58, hadis no 641)



  3. 27.Haziran.2011, 14:24
    2
    Silent and lonely rains



    Ayette başın örtülmesi özellikle emredilmiş ve örtünmenin na­sıl yapılacağı da belirtilmiştir.

    “Başörtülerinin bir kısmını yakalarının üstüne vursunlar....” (Nur 24/31)

    Eskiden kadınlar yakaları açık elbiseler giyinirler, boyunları ve göğüs kısmı gözükürdü.[5] Bu emirle başörtülerinin bir bölümüyle boyunlarını ve yakalarını örtmeleri istenmiştir.

    Bütün mezhepler müslüman kadının başını örtmesinin farz ol­duğu konusunda tam bir görüş birliği içindedirler. Ancak Malikî mezhebi ile ilgili olarak bazılarının zihnini karıştıran bir konu var­dır.

    Malikî mezhebinde saçlar (avret-i hafife) hafif avret sayıldığın­dan, acaba Malikî mezhebine göre bir kadın başörtüsü kullanmadan, saçı açık olarak dışarı çıkamaz mı?

    Malikî mezhebinde kaba avret (avret-i muğallaza) ve hafif avret (avret-i hafife) ayırımı yalnız namaz açısından yapılmıştır. Kadının yabancı erkekler yanında örtünmesi gerekli yerler açısından böyle bir ayırım yoktur. Bilindiği gibi avret yerlerinin kapatılması namazın farzlarındandır. Hanefî, Şafiî ve Hanbelî mezheplerine göre na­mazda başörtüsü açılan bir kadının namazı bozulur.[6] Ancak Malikî mezhebi bu durumda kadının namazının bozulmayacağını belirt­miş, fakat vakit çıkmadan namazın iade edilmesini istemiştir. Çünkü baş, namaz açısından hafif avrettir, bu her ne kadar namazı bozmasa da kadının başını açması haram olduğundan namaz kılar­ken işlenen bu haram fiilin günahından kurtulmak için henüz vakit çıkmadan namazın iade edilmesi gerekli görülmüştür. Vakit çıktık­tan sonra namazı iade imkanı ortadan kalkar.[7]

    Malikî mezhebine göre kadının yabancı erkekler karşısındaki davranışı şöyledir:

    Kadın, müslüman olan bir yabancı erkek karşısında eli ve yüzü dışındaki bütün organlarını kapamak zorundadır. Bu ona farzdır. Eğer bir fitne korkusu yoksa yabancı erkek kadının yüzüne ve elle­rine bakabilir. Fitneden korkulduğunda kadının elini ve yüzünü de kapamasının farz olduğunu söyleyen Malikî alimler olmuştur. “Kadının bir sorumluluğu yoktur, bu durumda erkeğin bakmaması farzdır.” diyen Malikî alimler de vardır. Malikî mezhebine göre ka­dın, müslüman olmayan bir yabancı erkeğe yüzü ve elleri de dahil hiç bir organını gösteremez.[8]

    Demek ki, bütün İslâmî kaynaklar müslüman bir kadının ya­bancı erkekler karşısında başını örtmesinin farz olduğu konu­sunda tam bir görüş birliği içindedir.

    Ayetin ilgili kısmı şöyledir: وَلْيَضْرِبْنَ بِخُمُرِهِنَّ عَلَى جُيُوبِهِنَّ

    (ضرب)' ın Türkçe karşılığı ‘vurmak' tır. Bu, Arapça’da bir şeyi bir şeyin üstüne düşürmek ve sabitlemek olarak açıklanmaktadır.[9]

    Burada fiil (على) harf-i cerri ile kullanılmıştır. Kur' an-ı Kerim’de (ضرب) fiilinin bu şekilde kullanıldığı başka ayetler de vardır. O ayetler buradaki mananın tam olarak ne olması gerektiği konusunda bizi aydınlatır.

    (ضربت عليهم الذلة) Bu ayet Rağıb el-İsfahânî' nin Müfredat' ında şu şekilde açıklanmaktadır: (إلتحفتهم الذلة التحاف الخيمة بمن ضربت عليه) "Alçaklık onları, üzerine çadır kurulan kişiyi çadırın örttüğü gibi örtmüştür. (ضربت عليهم المسكنة) ayeti de aynı şekilde açıklanmıştır.[10]

    Demek ki, (ضرب) fiili (على) harf-i cerri ile kullanılınca üstünü örtmek anlamına geliyormuş.

    Cüyûb: Ayette geçen (جيوب) kelimesi( جيب)kelimesinin çoğuludur. Ceyb Arapçada yaka anlamınadır.

    Ayette başörtüleri diye tercüme edilen kelime (خُمُر) dır. Bu, (خِمار) kelimesinin çoğuludur. Bunun da kökü (خَمْر)dir. Güvenilir bir Kur' an lugatı olan Müfredât' ta şöyle denmektedir. (خَمْر)' ın kök anlamı bir şeyi örtmektir. (خمار) da örtü anlamındadır. Ancak Arap örfünde kadının başını örttüğü örtüye isim olmuştur. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Başörtülerinin bir kısmını yakalarının üstüne vursunlar....” (Nur 24/31)

    Aklın bulunduğu yeri örttüğü için şaraba da (خَمْر) adı verilmiştir.[11]

    Güvenilir hadis lügatı olan İbn' ül-Esîr' in en-Nihâye' sinde :

    (أنه كان يمسح على الخُفِّ والخِمار) "O, mestinin ve hımarının üzerini meshederdi." hadisindeki (خمار) kelimesi ile ilgili olarak şöyle deniyor: "Burada sarığı kastetmiştir. Çünkü erkek onunla başını örter. Nitekim kadın da başını hımar ile örter. Bu şundandır: Arap sarığını örter ve onu çenesinin altından döndürürse her vakitte açamaz. O zaman o, mestler gibi olur. Ama bu durumda başının az bir kısmını meshetmesi gerekir. Kaplama mesh yerine de sarığının üstünü mesheder.[12]

    (خمار) kelimesinin kadının başörtüsü anlamına geldiği eski sözlüklerde yazılıdır. (الخمار للمرأة وهو النصيف) Hımar kelimesi kadın için nasîf anlamındadır.[13] Nasif de başörtüsüdür.[14]

    İçinde (خمار) kelimesi geçen çok sayıdaki hadisten üç örnek verelim:

    1- Allah' ın Elçisi Sallallahu Aleyhi Vesellem ipekli elbiseler getirilmişti. Ömer' e bir elbise gönderdi. Üsâme b. Zeyd' e bir elbise gönderdi. Ali b. Ebî Talib' e bir elbise verdi ve dedi ki;

    (شققها خمرا بين نسائك) Onu karıların arasında başörtüsü olarak parçalara ayır.... Akşamüstü Üsame elbisesinin içinde çıkageldi. Allah' ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellem ona farklı bir bakışla bakınca yaptığından hoşlanmadığını anladı. Dedi ki, "Ya Resulellah bana neden bakıyorsun, onu bana sen göndermiştin.Buyurdu ki, "Ben onu sana giyesin diye göndermedim. Ama onu sana gönderdim ki, kadınların arasında başörtüler olarak parçalayasın. (لتشققها خمرا بين نسائك) (Müslim, Libas7-2068)

    2- Alkame b. ebî Alkame annesinin şöyle dediğini naklediyor: Abdurrahman' ın kızı Hafsa Allah' ın Elçisi sallallahu aleyhi ve sellemin eşi Ayşe' nin yanına girdi Hafsa' nın üzerinde ince bir başörtüsü vardı. Ayşe onu parçaladı ve ona kalın bir başörtüsü giydirdi.

    (وكستها خمارا كثيفا) (El-Muvatta, Libas, 4, hadis no 6)

    3- Hz. Aişe Peygamber sallallahu aleyhi ve sellemin şöyle dediğini bildirmiştir. (لا يقبل الله صلاة حائض إلا بخمار) Allah adet gören (yani büluğ çağına ermiş) bir kadının namazını başörtülü olmadan kabul etmez". (Ebu Davud Salat 58, hadis no 641)






+ Yorum Gönder