Konusunu Oylayın.: Dua ile ilgili hadisler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Dua ile ilgili hadisler
  1. 26.Haziran.2011, 23:18
    1
    Misafir

    Dua ile ilgili hadisler

  2. 27.Haziran.2011, 13:22
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Dua ile ilgili hadisler




    Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

    “Büyük zorluklara dûçar olduğunuz zaman “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir” zikr-i ce-mîlîne devam ediniz.” (1)

    “Cenâb-ı Hak, duada fazla ısrar edenleri sever.” (2)

    “Eğer bir kul, Cenâb-ı Hakk’a bir hususda duâ eder de icâbet olunmazsa onun yerine bir hasene, yani bir sevâb yazılır.” (3)

    “Bir babanın oğlu için duâsı, bir peygamberin ümmeti hakkındaki duâsı gibi makbuldür.” (4)

    “İyilik görenlerin iyilik gördükleri kimseler hakkında ettikleri hayır duâları reddolunmaz.” (5)

    “Ezân ile ikâmet arasında yapılan duâ müs-tecâbdır. Bu arada hemen duâ ediniz.”(6)



    “Kaderden sakınmak kaderi def etmez. Lâkin sâlihlerin duâsı, nüzûl etmiş ve edecek olan elem ve musîbeti def etmeğe ve kaldırmağa medâr olur. İş böyle olunca ey Allah’ın kulları, duâ ediniz.” (7)

    “Kur’ân-ı Azîmü’ş-şan her ne vakit hatmolu-nursa akabinde yapılan bir duâ müstecâbdır.” (8)

    “Bir kimsenin sevdiği bir kimse aleyhinde olan duâsının kabul olunmamasını Cenâb-ı Hakk’tan istirhâm eyledim.” (9)

    “Bir farz namazını huşû’ ile edâ eden kimsenin o namazın akabinde vakı’ olacak bir duâsı müstecâb olur.” (10)

    “Mazlumun bedduâsından sakınınız. Zîra bir kıvılcım sür’atiyle semâya icabete yükselir.”

    Fâcir de olsa mazlûmun duâsı makbûldür.” (11)

    “Cenâb-ı Allah buyurmuşdur ki: “Kim bana duâ etmezse ona gadab ederim.” (12) Zîrâ bu hal ya gafletten, yahut kibirden ileri gelir

    “Müslüman kardeşinin ayıp ve çıplak yerlerini setrederek onu dünyâda rüsvay etmeyen kimsenin ayıplarını Cenâb-ı Hakk kıyâmet gününde setreder.” (13)

    “Bir yerde yangın vuku’ bulduğunu gördüğünüz zaman ”Allahü Ekber’ diyerek tekrar tekrar tekbîr alınız. Zîra tekbir yangını söndürür.” (14)

    “Dünyânın geniş vakitlerinde, yani sıhhat ve servet ve asâyiş ve emniyet gibi esbâb-ı istirahat mükemmel olduğu bir zamanda Cenâb-ı Hakk’a ibâdet ve tâat ile kendini takdîm et ki muzâyakalı sıkıntılı bir zamanda seni lutf ile yâd edip gözetsin.”(15)

    “Ana ve babaya iyilik ömrü artırır. Yalan söylemek rızkı noksanlaştırır, duâ kazaya siper olur.” (16)

    “Kendisine iltica ile bir ricada bulunan kimsenin ricasını kesip atanın duâ ve ricasını da Allah kesip atar.” (17)

    “Bir mü’mine yapılan zillet ve hakareti görüp de men’ine muktedir olduğu halde muâvenette bulunmayanları Cenab-ı Hak mahşerde zelîl eder.” (18)

    “Her kim duâlarının kabûlünü, gam ve üzüntülerinin def olup kaldırılmasını arzu ederse sıkıntıda bulunanların imdâdına yetişsin.” (19)

    “İşlerde istihâre edenler, yani Allah’dan hayır dileyerek rızâsına muvafık hareket edenler zarar etmezler. İstişâre edenler de işin sonunda pişman olmazlar. İdâr-i maîşetinde isrâf etmeyip i’tidâl yolunu iltizâm edenler de fakr u zarurete düşmezler.” (20)

    “Bir işe başlamak istediğin zaman âkıbetini iyice tefekkür edip hayr u sevâbı mûcib ise devam et, şerr ü ıkâbı mûcib ise ictinâb et!” (21)

    “Hikmet on parçadır. Dokuzu uzlette, diğer biri de sükûttadır. Yâni mâlâyâniden, kendisini ilgilendirmeyen ve lüzumsuz bulunan şeylerden hıfzeylemektedir.” (22)

    “Akâid-i fâside ve bid’at sâhiplerinin amellerini, ibâdetlerini Cenâb-ı Allah kabul etmek istemez.” (23) Eğer tevbe edip ehl-i sünnet ve’l-cemâat i’tikadına rûcû’ ederlerse kabûl eder.
    Ebû Hüreyre radıyallahu anh der ki: Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:

    “Her bir peygambere etmesi için bir duâ verilmiştir. Ben ise ümmetime şefâat olmak üzere duâmı âhirete bırakmak istiyorum.” (24)

    Enes bin Mâlik’den gelen rivayette ise Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

    “Her bir nebî Allah’dan bir dilekte bulundu. Yahud, her bir peygamberin Allah’a edeceği bir duâsı vardı. Her biri duâsını yaptı ve kabul olundu. Ben ise duâmı kıyâmet gününde ümmetim için şefâat kıldım.” buyurmuşlardır.

    Enbiyây-ı izâmın her duâsının müstecâb olması kuvvetle umulur ise de, kat’î olmayıp yalnız bir duâlarının kesin olarak kabûl edileceği kendilerine bil-dirilmişdir. O duâ, her bir nebîye Allah tarafından husûsî olarak verilen duâdır.

    Ezcümle Hazret-i Âdem -aleyhisselâm bu müstecâb duâsını tevbesinin kabûl olması için; Hazret-i Nuh aleyhisselâm- kavmininin helâki ve berâberindeki mü’minlerin kurtulması için, Hazret-i İbrahim-aleyhisselâm- -i Mükerreme ve Beytullah için, Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- Fir’avn’ın helâki için, Hazret-i îsâ -aleyhisselâm- gökten bir mâide, sofra indirilmesi için etmişler ve müstecâb olmuşdur.

    Hazret-i Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz ise, bu kesinlikle kabul olunacağı Allah tarafından te’min olunan duâsını, ümmetine şefâat için âhirete bırakmıştır. Ne mutlu O’nun sünnetine sımsıkı sarılan mü’minlere.



  3. 27.Haziran.2011, 13:22
    2
    Silent and lonely rains



    Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:

    “Büyük zorluklara dûçar olduğunuz zaman “Allah bize yeter. O ne güzel vekildir” zikr-i ce-mîlîne devam ediniz.” (1)

    “Cenâb-ı Hak, duada fazla ısrar edenleri sever.” (2)

    “Eğer bir kul, Cenâb-ı Hakk’a bir hususda duâ eder de icâbet olunmazsa onun yerine bir hasene, yani bir sevâb yazılır.” (3)

    “Bir babanın oğlu için duâsı, bir peygamberin ümmeti hakkındaki duâsı gibi makbuldür.” (4)

    “İyilik görenlerin iyilik gördükleri kimseler hakkında ettikleri hayır duâları reddolunmaz.” (5)

    “Ezân ile ikâmet arasında yapılan duâ müs-tecâbdır. Bu arada hemen duâ ediniz.”(6)



    “Kaderden sakınmak kaderi def etmez. Lâkin sâlihlerin duâsı, nüzûl etmiş ve edecek olan elem ve musîbeti def etmeğe ve kaldırmağa medâr olur. İş böyle olunca ey Allah’ın kulları, duâ ediniz.” (7)

    “Kur’ân-ı Azîmü’ş-şan her ne vakit hatmolu-nursa akabinde yapılan bir duâ müstecâbdır.” (8)

    “Bir kimsenin sevdiği bir kimse aleyhinde olan duâsının kabul olunmamasını Cenâb-ı Hakk’tan istirhâm eyledim.” (9)

    “Bir farz namazını huşû’ ile edâ eden kimsenin o namazın akabinde vakı’ olacak bir duâsı müstecâb olur.” (10)

    “Mazlumun bedduâsından sakınınız. Zîra bir kıvılcım sür’atiyle semâya icabete yükselir.”

    Fâcir de olsa mazlûmun duâsı makbûldür.” (11)

    “Cenâb-ı Allah buyurmuşdur ki: “Kim bana duâ etmezse ona gadab ederim.” (12) Zîrâ bu hal ya gafletten, yahut kibirden ileri gelir

    “Müslüman kardeşinin ayıp ve çıplak yerlerini setrederek onu dünyâda rüsvay etmeyen kimsenin ayıplarını Cenâb-ı Hakk kıyâmet gününde setreder.” (13)

    “Bir yerde yangın vuku’ bulduğunu gördüğünüz zaman ”Allahü Ekber’ diyerek tekrar tekrar tekbîr alınız. Zîra tekbir yangını söndürür.” (14)

    “Dünyânın geniş vakitlerinde, yani sıhhat ve servet ve asâyiş ve emniyet gibi esbâb-ı istirahat mükemmel olduğu bir zamanda Cenâb-ı Hakk’a ibâdet ve tâat ile kendini takdîm et ki muzâyakalı sıkıntılı bir zamanda seni lutf ile yâd edip gözetsin.”(15)

    “Ana ve babaya iyilik ömrü artırır. Yalan söylemek rızkı noksanlaştırır, duâ kazaya siper olur.” (16)

    “Kendisine iltica ile bir ricada bulunan kimsenin ricasını kesip atanın duâ ve ricasını da Allah kesip atar.” (17)

    “Bir mü’mine yapılan zillet ve hakareti görüp de men’ine muktedir olduğu halde muâvenette bulunmayanları Cenab-ı Hak mahşerde zelîl eder.” (18)

    “Her kim duâlarının kabûlünü, gam ve üzüntülerinin def olup kaldırılmasını arzu ederse sıkıntıda bulunanların imdâdına yetişsin.” (19)

    “İşlerde istihâre edenler, yani Allah’dan hayır dileyerek rızâsına muvafık hareket edenler zarar etmezler. İstişâre edenler de işin sonunda pişman olmazlar. İdâr-i maîşetinde isrâf etmeyip i’tidâl yolunu iltizâm edenler de fakr u zarurete düşmezler.” (20)

    “Bir işe başlamak istediğin zaman âkıbetini iyice tefekkür edip hayr u sevâbı mûcib ise devam et, şerr ü ıkâbı mûcib ise ictinâb et!” (21)

    “Hikmet on parçadır. Dokuzu uzlette, diğer biri de sükûttadır. Yâni mâlâyâniden, kendisini ilgilendirmeyen ve lüzumsuz bulunan şeylerden hıfzeylemektedir.” (22)

    “Akâid-i fâside ve bid’at sâhiplerinin amellerini, ibâdetlerini Cenâb-ı Allah kabul etmek istemez.” (23) Eğer tevbe edip ehl-i sünnet ve’l-cemâat i’tikadına rûcû’ ederlerse kabûl eder.
    Ebû Hüreyre radıyallahu anh der ki: Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuşlardır:

    “Her bir peygambere etmesi için bir duâ verilmiştir. Ben ise ümmetime şefâat olmak üzere duâmı âhirete bırakmak istiyorum.” (24)

    Enes bin Mâlik’den gelen rivayette ise Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

    “Her bir nebî Allah’dan bir dilekte bulundu. Yahud, her bir peygamberin Allah’a edeceği bir duâsı vardı. Her biri duâsını yaptı ve kabul olundu. Ben ise duâmı kıyâmet gününde ümmetim için şefâat kıldım.” buyurmuşlardır.

    Enbiyây-ı izâmın her duâsının müstecâb olması kuvvetle umulur ise de, kat’î olmayıp yalnız bir duâlarının kesin olarak kabûl edileceği kendilerine bil-dirilmişdir. O duâ, her bir nebîye Allah tarafından husûsî olarak verilen duâdır.

    Ezcümle Hazret-i Âdem -aleyhisselâm bu müstecâb duâsını tevbesinin kabûl olması için; Hazret-i Nuh aleyhisselâm- kavmininin helâki ve berâberindeki mü’minlerin kurtulması için, Hazret-i İbrahim-aleyhisselâm- -i Mükerreme ve Beytullah için, Hazret-i Mûsâ -aleyhisselâm- Fir’avn’ın helâki için, Hazret-i îsâ -aleyhisselâm- gökten bir mâide, sofra indirilmesi için etmişler ve müstecâb olmuşdur.

    Hazret-i Resûl-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem-Efendimiz ise, bu kesinlikle kabul olunacağı Allah tarafından te’min olunan duâsını, ümmetine şefâat için âhirete bırakmıştır. Ne mutlu O’nun sünnetine sımsıkı sarılan mü’minlere.



  4. 02.Nisan.2012, 08:41
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,586
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Dua ile ilgili hadisler

    Dullar hakkında hadis


    Hadis

    Hadisleri


    Hadis No: 0170
    Tanim: Hz. Peygamber (sav): "Ben ve yanakları kararmış kadın kıyamet günü şu iki şey gibi yan yanayız. - Hadisi rivayet eden Yezid İbnu Zürey, baş ve orta parmaklarıyla işaret yaptı - O kadın ki, mevkii, makamı bulunan kocasından dul kalmıştır, (maddi imkanlarından başka) neseb ve güzelliği yerindedir. Bütün bunlara rağmen (evlenmez) ve yetimler büyüyünceye veya ölünceye kadar kendini onlara hasreder." (Hadiste geçen "yanakları kararmış kadın" tabiriyle Hz. Peygamber (sav) yetimlerim büyütmek gayesiyle süslenmeyi ve rahat yaşamayı terkeden, çektiği sıkıntılar sebebiyle cildi kararan dul kadını ifade buyurmuştur)

    Kategori: BİRR (EBEVEYNE İYİLİK) BÖLÜMÜ/Evlad Ve Akrabalara İyilik

    Hadis No: 5643
    Tanim: Resulullah (sav): "Dul kadın kendisiyle istişare edilmeden nikahlanamaz, bakire de izni sorulmadan nikahlanamaz" buyurmuşlardı. Ashabı sordu: "Ey Allah'ın Resulü! Onun izni nasıl olur?" "Sükut etmesiyle!" buyurdular.

    Kategori: NİKAH BÖLÜMÜ/Veliler Ve Şahidler



  5. 02.Nisan.2012, 08:41
    3
    Moderatör
    Dullar hakkında hadis


    Hadis

    Hadisleri


    Hadis No: 0170
    Tanim: Hz. Peygamber (sav): "Ben ve yanakları kararmış kadın kıyamet günü şu iki şey gibi yan yanayız. - Hadisi rivayet eden Yezid İbnu Zürey, baş ve orta parmaklarıyla işaret yaptı - O kadın ki, mevkii, makamı bulunan kocasından dul kalmıştır, (maddi imkanlarından başka) neseb ve güzelliği yerindedir. Bütün bunlara rağmen (evlenmez) ve yetimler büyüyünceye veya ölünceye kadar kendini onlara hasreder." (Hadiste geçen "yanakları kararmış kadın" tabiriyle Hz. Peygamber (sav) yetimlerim büyütmek gayesiyle süslenmeyi ve rahat yaşamayı terkeden, çektiği sıkıntılar sebebiyle cildi kararan dul kadını ifade buyurmuştur)

    Kategori: BİRR (EBEVEYNE İYİLİK) BÖLÜMÜ/Evlad Ve Akrabalara İyilik

    Hadis No: 5643
    Tanim: Resulullah (sav): "Dul kadın kendisiyle istişare edilmeden nikahlanamaz, bakire de izni sorulmadan nikahlanamaz" buyurmuşlardı. Ashabı sordu: "Ey Allah'ın Resulü! Onun izni nasıl olur?" "Sükut etmesiyle!" buyurdular.

    Kategori: NİKAH BÖLÜMÜ/Veliler Ve Şahidler






+ Yorum Gönder