Konusunu Oylayın.: Duâ, rûhun gıdasıdır, bu gıda rûha fâsılasız verilmelidir

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Duâ, rûhun gıdasıdır, bu gıda rûha fâsılasız verilmelidir
  1. 26.Haziran.2011, 23:15
    1
    Misafir

    Duâ, rûhun gıdasıdır, bu gıda rûha fâsılasız verilmelidir






    Duâ, rûhun gıdasıdır, bu gıda rûha fâsılasız verilmelidir Mumsema Duâ, rûhun gıdasıdır, bu gıda rûha fâsılasız verilmelidir


  2. 27.Haziran.2011, 13:40
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Duâ, rûhun gıdasıdır, bu gıda rûha fâsılasız verilmelidir




    Dua Konusunda söylenen Peygamberimizin sözleri..

    Mealen
    Dua, bir yakarış ve küçükten büyüğe, arzdan, arzlılardan semâlar ötesine bir yöneliş, bir talep, bir niyaz ve bir iç dökmedir.
    Dua, kıvrana kıvrana ve duânın ayrılmaz bir şartı olan yalvarış, yakarış edâsıyla.. meselâ; deniz ortasında, bir tahta parçası üzerinde kalmış ve bütün ümitlerin tükendiğini anlamış bir insanın teslîmiyeti içinde yapılmalıdır.
    Dualar bize hedef verir, şuuru besler, gönüllerimizi kanatlandırır, kudretimizin sınırlılığını idrak ettirir ve "her şeye gücü yeten birisine" sığınma ihtiyacını hissettirir.
    Dualar bir yönüyle Cenâb-ı Hakk’ın “nâçâr kaldığımız yer”lerde “birden bir perde açması” ve derdimize derman olması açısından yeri başka hiçbir dinamik ile doldurulamayacak öneme haizdirler.
    İnsanın çaresi olan şeylerde çare araması, kendi iradesini güçlendirmesi ve kuvve-i maneviye sini takviye etmesi ancak dua ile olur.
    Dua öncesi maddî planda üzerimize düşen her şeyi yapmalıyız. Ardından da dua dua Rabbimize yalvarmalıyız..

    Dua, ruhun gıdasıdır, bu gıda ruha fâsılasız verilmelidir.
    İmanın zevkine ermiş ve ibadette hassaslaşmış ruhlar, katiyen duada kusur etmezler.
    · Allah, kulu kendisine dua etmek için ellerini kaldırdığını gördüğünde; O elleri boş çevirmeden haya eder, utanır.
    · Acele etmediği müddetçe her birinizin duasına cevap verilir. Ancak şöyle diyerek acele eden var: "Ben Rabbime dua ettim duamı kabul etmedi.
    · Cevap verilme hususunda, bir kimsenin bir başka, orada bunmayan, kimseye yaptığı dua en süratle kabul olunan duadır.
    · Kardeşinin gıyabında dua eden için melek de: "Bir misli de sana olsun" der.
    · Dua ibadetin kendisidir.
    · Ayet: Rabbimiz: ''Bana dua edin ki size karşılık vereyim. Bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir.
    · Kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir.
    Allah'tan talep edilen dünyevî şeylerden, Allah'ın en çok sevdiği afiyettir.
    Duada elleri açmak bir yana, insan asıl gönlünü açmalıdır.
    · Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit musibet için faydalıdır.
    · Bir hadisenin olmasını sadece dua geri çevirir. Öyle ise siz dua etmeniz gerekir.
    · Günah veya akrabalardan irtibatı koparıcı olmamak şartıyla bir Müslüman Allah’tan bir talepte bulundu mu? Allah, ya onun dileğini yerine getirir, ya karşılığını ahrete bırakır, ya da ondan, onun mislince bir günahı siler.
    · Allah, her gece gecenin son üçte birinde, "Kim bana dua ediyorsa ona cevap vereyim. Kim benden bir şey istemişse onu vereyim, kim Bana tövbe ediyorsa onu bağışlayayım." der.
    · En çok kabul edilen dua; Gecenin sonunda yapılan dua ile farz namazların ardından yapılan dualardır."
    · Ezanla kamet arasında yapılan dua reddedilmez, mutlaka kabul olur.
    · Kul Rabbine en ziyade secdede iken yakın olur, öyle ise secdede duayı çok yapın.
    · Allah'ın kabul ettiği üç dua vardır, bunlara cevap verilmesi hususunda hiçbir şüphe yoktur. Mazlumun duası, misâfirin duası, babanın evladına duası."
    · Allah'a duayı, size cevap vereceğinden emin olarak yapın. Şunu bilin ki Allah, bu inançla olmayan ve başka meşguliyetlerle oyalanan kalbin duasını kabul etmez.
    · Bir kimse dua ederken önce Allah’ı Teâlâ'ya hamd u senâ ederek başlasın, sonra Hz. Peygamber (S.A.V.)'e salavat okusun, sonra da dilediğini istesin, sonra yine salavat getirsin ve amin desin.
    · Sakın kendinizin aleyhine, çocuklarınızın aleyhine, birlikte olduğunuz kimselerin aleyhine, mallarınızın aleyhine … dua etmeyin. Allah'ın duaları kabul ettiği saate rast gelir de, istediğiniz kabul ediliverir.
    · Allah c.c. Kendisinden istenmesini sever, kendisinden istenmediği zaman kızar.
    · Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları ezberlerse cennete girer.
    Allah’ım, ne azabına dayanacak hâlim, ne de rahmetinden mahrum kalmaya mecâlim var...
    Allah’ım, vefasızlık edip Senden uzak kalsam da, hâlim, Sensiz edemeyeceğimi haykırmaktadır.. vefasızlığım itibarıyla değil, ihtiyacıma göre Senin lütfuna tâlibim...!

    Hz. Süleyman yağmur duasına çıkmıştı. Giderken de çoluk çocuk kim varsa hepsini götürmüştü.Orada herkes yalvaracak, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetini celbetmek için herkes kendi diliyle niyazda bulunacaktı.Hz. Süleyman ve yanındakiler yolda giderken, bir manzara Nebi’nin dikkatini çekti: Sırtüstü yatmış, büyükçe bir karınca, antenlerini el gibi kullanarak havaya kaldırmış ve kendi diliyle bir şeyler söylüyordu. Hz. Süleyman dikkat kesildi ve karıncanın şu şekilde dua etmekte olduğunu duydu: “Allah’ım, ben senin mahlukatından bir mahlukum. Senin vereceğin rızktan ayrı olamam. Eğer bize su gönderirsen sulanırız, rızka mashar oluruz. Gayrı ne diyeyim. Bundan böyle ya su gönderir bizi yaşatırsın ya da biz böyle helak olur, gideriz.”Hz. Süleyman, karıncanın bu içli feryadını duyunca etrafındakilere şöyle dedi: “Artık geriye dönün. Sizin duanızdan başka bir dua sebebiyle Allah yağmur gönderecektir...
    Karınca bütün bunları sevk-i ilahî ile, Cenab-ı Hakk’-ın ilham ve irşadıyla yapıyordu.


  3. 27.Haziran.2011, 13:40
    2
    Silent and lonely rains



    Dua Konusunda söylenen Peygamberimizin sözleri..

    Mealen
    Dua, bir yakarış ve küçükten büyüğe, arzdan, arzlılardan semâlar ötesine bir yöneliş, bir talep, bir niyaz ve bir iç dökmedir.
    Dua, kıvrana kıvrana ve duânın ayrılmaz bir şartı olan yalvarış, yakarış edâsıyla.. meselâ; deniz ortasında, bir tahta parçası üzerinde kalmış ve bütün ümitlerin tükendiğini anlamış bir insanın teslîmiyeti içinde yapılmalıdır.
    Dualar bize hedef verir, şuuru besler, gönüllerimizi kanatlandırır, kudretimizin sınırlılığını idrak ettirir ve "her şeye gücü yeten birisine" sığınma ihtiyacını hissettirir.
    Dualar bir yönüyle Cenâb-ı Hakk’ın “nâçâr kaldığımız yer”lerde “birden bir perde açması” ve derdimize derman olması açısından yeri başka hiçbir dinamik ile doldurulamayacak öneme haizdirler.
    İnsanın çaresi olan şeylerde çare araması, kendi iradesini güçlendirmesi ve kuvve-i maneviye sini takviye etmesi ancak dua ile olur.
    Dua öncesi maddî planda üzerimize düşen her şeyi yapmalıyız. Ardından da dua dua Rabbimize yalvarmalıyız..

    Dua, ruhun gıdasıdır, bu gıda ruha fâsılasız verilmelidir.
    İmanın zevkine ermiş ve ibadette hassaslaşmış ruhlar, katiyen duada kusur etmezler.
    · Allah, kulu kendisine dua etmek için ellerini kaldırdığını gördüğünde; O elleri boş çevirmeden haya eder, utanır.
    · Acele etmediği müddetçe her birinizin duasına cevap verilir. Ancak şöyle diyerek acele eden var: "Ben Rabbime dua ettim duamı kabul etmedi.
    · Cevap verilme hususunda, bir kimsenin bir başka, orada bunmayan, kimseye yaptığı dua en süratle kabul olunan duadır.
    · Kardeşinin gıyabında dua eden için melek de: "Bir misli de sana olsun" der.
    · Dua ibadetin kendisidir.
    · Ayet: Rabbimiz: ''Bana dua edin ki size karşılık vereyim. Bana ibadet etmeyi kibirlerine yediremeyenler alçalmış olarak cehenneme gireceklerdir.
    · Kime dua kapısı açılmış ise ona rahmet kapıları açılmış demektir.
    Allah'tan talep edilen dünyevî şeylerden, Allah'ın en çok sevdiği afiyettir.
    Duada elleri açmak bir yana, insan asıl gönlünü açmalıdır.
    · Dua, inen ve henüz inmeyen her çeşit musibet için faydalıdır.
    · Bir hadisenin olmasını sadece dua geri çevirir. Öyle ise siz dua etmeniz gerekir.
    · Günah veya akrabalardan irtibatı koparıcı olmamak şartıyla bir Müslüman Allah’tan bir talepte bulundu mu? Allah, ya onun dileğini yerine getirir, ya karşılığını ahrete bırakır, ya da ondan, onun mislince bir günahı siler.
    · Allah, her gece gecenin son üçte birinde, "Kim bana dua ediyorsa ona cevap vereyim. Kim benden bir şey istemişse onu vereyim, kim Bana tövbe ediyorsa onu bağışlayayım." der.
    · En çok kabul edilen dua; Gecenin sonunda yapılan dua ile farz namazların ardından yapılan dualardır."
    · Ezanla kamet arasında yapılan dua reddedilmez, mutlaka kabul olur.
    · Kul Rabbine en ziyade secdede iken yakın olur, öyle ise secdede duayı çok yapın.
    · Allah'ın kabul ettiği üç dua vardır, bunlara cevap verilmesi hususunda hiçbir şüphe yoktur. Mazlumun duası, misâfirin duası, babanın evladına duası."
    · Allah'a duayı, size cevap vereceğinden emin olarak yapın. Şunu bilin ki Allah, bu inançla olmayan ve başka meşguliyetlerle oyalanan kalbin duasını kabul etmez.
    · Bir kimse dua ederken önce Allah’ı Teâlâ'ya hamd u senâ ederek başlasın, sonra Hz. Peygamber (S.A.V.)'e salavat okusun, sonra da dilediğini istesin, sonra yine salavat getirsin ve amin desin.
    · Sakın kendinizin aleyhine, çocuklarınızın aleyhine, birlikte olduğunuz kimselerin aleyhine, mallarınızın aleyhine … dua etmeyin. Allah'ın duaları kabul ettiği saate rast gelir de, istediğiniz kabul ediliverir.
    · Allah c.c. Kendisinden istenmesini sever, kendisinden istenmediği zaman kızar.
    · Allah'ın doksan dokuz ismi vardır. Kim bunları ezberlerse cennete girer.
    Allah’ım, ne azabına dayanacak hâlim, ne de rahmetinden mahrum kalmaya mecâlim var...
    Allah’ım, vefasızlık edip Senden uzak kalsam da, hâlim, Sensiz edemeyeceğimi haykırmaktadır.. vefasızlığım itibarıyla değil, ihtiyacıma göre Senin lütfuna tâlibim...!

    Hz. Süleyman yağmur duasına çıkmıştı. Giderken de çoluk çocuk kim varsa hepsini götürmüştü.Orada herkes yalvaracak, Cenâb-ı Hakk’ın rahmetini celbetmek için herkes kendi diliyle niyazda bulunacaktı.Hz. Süleyman ve yanındakiler yolda giderken, bir manzara Nebi’nin dikkatini çekti: Sırtüstü yatmış, büyükçe bir karınca, antenlerini el gibi kullanarak havaya kaldırmış ve kendi diliyle bir şeyler söylüyordu. Hz. Süleyman dikkat kesildi ve karıncanın şu şekilde dua etmekte olduğunu duydu: “Allah’ım, ben senin mahlukatından bir mahlukum. Senin vereceğin rızktan ayrı olamam. Eğer bize su gönderirsen sulanırız, rızka mashar oluruz. Gayrı ne diyeyim. Bundan böyle ya su gönderir bizi yaşatırsın ya da biz böyle helak olur, gideriz.”Hz. Süleyman, karıncanın bu içli feryadını duyunca etrafındakilere şöyle dedi: “Artık geriye dönün. Sizin duanızdan başka bir dua sebebiyle Allah yağmur gönderecektir...
    Karınca bütün bunları sevk-i ilahî ile, Cenab-ı Hakk’-ın ilham ve irşadıyla yapıyordu.





+ Yorum Gönder