Konusunu Oylayın.: Mutluluğa ve Ahirete Yatırımın Diğer Adı: İnfak / Ahmed KALKAN

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mutluluğa ve Ahirete Yatırımın Diğer Adı: İnfak / Ahmed KALKAN
  1. 26.Haziran.2011, 00:34
    1
    Misafir

    Mutluluğa ve Ahirete Yatırımın Diğer Adı: İnfak / Ahmed KALKAN






    Mutluluğa ve Ahirete Yatırımın Diğer Adı: İnfak / Ahmed KALKAN Mumsema Mutluluğa ve Ahirete Yatırımın Diğer Adı: İnfak / Ahmed KALKAN


  2. 26.Haziran.2011, 13:22
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Mutluluğa ve Ahirete Yatırımın Diğer Adı: İnfak / Ahmed KALKAN




    Mutluluğa ve âhirete yatırımın diğer adı: İnfak -

    Ahmed KALKAN

    Para, madde, eşya insanı yöneten efendi olmuş; insana hizmet etmesi gereken bunlar, insanı kendisine kul köle yapmış. Çağdaş insan bunlar için yaşıyor, bunlar için çalışıyor, bunlar için âhiretini ve huzurunu mahvediyor. Sahabe birbirleriyle hayırda yarışıyordu; şimdiki insan ise fani eşyada yarışıyor. Evine yaptığı yatırım kadar âhirete, cennet köşklerine yatırım yapamadan ölüp gidiyor.

    İnsanın dünyevi olarak zaruri ihtiyacı, beslenme/gıda, giyinme/tesettür ve ev/barınma’dan ibaret olduğu ve bu gereksinmelerini israfa ve lükse kaçmadan helal yoldan temin etmesi, kalan birikimlerini infak etmesi gerektiği halde, tüketim toplumunun bir ferdi olarak insan, günümüzde ihtiyaç labirentinde yolunu şaşırmaktadır.

    Bütün bu ve benzeri problemlerin tek çözümü var: İnfak. Malı veya benzeri ihtiyaç maddelerini hayır yolunda harcamak demektir infak. Yoksul ve muhtaç olanlara para veya maişet yardımı yaparak onların geçimini sağlamak, Allah için her çeşit hayır yapmak demektir.

    İnfak, zekât ve diğer sadakaları içerdiği gibi, gerekli yerlere ve uygun tarzda Allah için yapılmış her türlü bağış, yardım ve hayırları, kendi ailesine ve yakınlarına yardım gibi bütün mal ile yapılan ibadetleri de içine alır. İnfak; paradan, maldan olduğu gibi, ilimden, güzel sözden, güler yüzden de olur. Ayrıca sağlığın, saadetin, gençliğin de infakı vardır. Ve infak, farz olan cihadın bir şubesidir.

    İnfak, Allah’a ibadetin öyle bir parçasıdır ki, onsuz din olmaz. Cömertliğin göstergesi olan “infak” kavramı, Kur’an’da türevleriyle birlikte 73 yerde geçmektedir: “Sana hangi şeyi infak edeceklerini, nafaka vereceklerini sorarlar. De ki: İhtiyacınızdan artanı verin” (2/Bakara, 219).

    Verilen maddi bir varlığın infak olabilmesi için her şeyden önce onun Allah rızası için verilmesi gerekmektedir. Cömertlik vasfının elde edilebilmesi için yardımın gönüllü olarak yapılması (59/Haşr, 5; 57/Hadîd, 11-18; 5/Mâide, 13); karşılığında hizmet, övgü, mükâfat beklenilmemesi (76/İnsan, 8-l0); yardım edileni rencide edebilecek davranışlardan kaçınılması (2/Bakara, 263-264); yapılan yardımın sahibi katında üstün bir değeri olması (3/Âl-i İmrân, 92) şarttır.

    Kur’an-ı Kerim’de cömertlik, cihat ile aynı seviyede tutulmakta; Allah’ın insanlara verdiği rızıktan diğer kulların da yararlandırılması istenmektedir (2/Bakara, 254). Kur’an-ı Kerim’de, “Şeytan sizi fakirlikle korkutur, size cimriliği emreder” (2/Bakara, 268) buyurulmaktadır. Oysaki Allah Teâlâ’nın bildirdiğine göre, “Mal ve servet insan için bir imtihandır” (39/Zümer, 49-52). Bu imtihandan başarılı çıkmanın yolu da cömertçe Allah yolunda infak etmektir. (64/Teğâbun, 15-17)

    İnfakın faydaları, hikmetleri

    Bakara Sûresi’nin girişinde (2/Bakara, 3) Kur’an’ın hidayet vereceği muttakilerin özellikleri anlatılırken imandan sonra iki amele vurgu yapılır: Namaz ve Allah’ın verdiği rızıktan infak. Namaz, kişinin Allah’a karşı görevlerini belirten bir baş örnek; infak da topluma karşı vazifelerin prototipi ve simgesidir. İnfak, toplumsal ibadettir: "Onların mallarından sadaka al. Onunla kendilerini temizlemiş ve tezkiye etmiş olursun” (9/Tevbe, 113).

    İnfak, Allah’ın verdiği nimetlere, özellikle mal ve para cinsinden maddi nimetlere şükürdür.

    İnfak, fakirin kıskançlık duygusunu körletir; zenginin şahsiyetini geliştirir. İnfak sayesinde zenginle fakir arasında güven, saygı ve sevgi oluşur. İslâm kardeşliği de bu yollarla hayata geçer.

    İnfak eylemi, mümine, dağıttığı şeylerin kendi özel malı olmadığını hatırlatarak onun bağış bencilliğini kırar; asıl verenin, asıl sahip olanın Allah olduğunu hatırlatır.

    İnfak, israf ve lüks gibi şeytani eğilimleri azaltır; kalbin katılaşmasını önler; kalbe sevinç, mutluluk ve huzur verir. İnfak insanlarda şefkat ve merhameti artırır; dost kazanmaya sebep olur; insanı Allah’tan başkasına ihtiyaç duymama faziletine yükseltir.

    İnfak, malı çoğaltır, malın bereketini artırır: "Allah, faize verilen malı noksanlaştırır; sadakalara, zekâta verilen malı ise çoğaltır” (2/Bakara, 276). İnfak, malı âfetlerden, kişiyi belalardan korur. İnfak, fakir-zengin uçurumunu önler. Dilencilik ve başa kakma gibi onur kırıcı davranışlardan insanları korur. Kapkaççılık, hırsızlık, soygun, terör gibi olaylara giden yolu tıkar.

    İnfak edilmesi gereken kişiler

    Kimlere infak etmemiz gerektiğini, hangi infakın daha önemli olduğunu Kur’an bildiriyor: "Onlar hangi şeyden infak edeceklerini sana sorarlar. De ki: Maldan infak edeceğiniz şey annenin, babanın, akrabanın, yetimlerin, yoksulların, yolcunun hakkıdır” (2/Bakara, 215). İnfak edilecek bu gruptan yetimler, günümüzde hayli ihmale uğramış vaziyettedir. Ümmetin yetimleri, bu mahrumiyetlerinin sonucu insanca ve Müslümanca yetiştirilemedikleri için yarın (manevi babaları ve anneleri olan/olması gereken) bizlerin, özellikle zenginlerimizin yakasına yapışacaklardır.

    Allah, yetimleri öylesine himayesine alır ki, Mâûn Sûresi’nde yetime yapılan kötü muamele bir çeşit “dini inkâr” olarak tavsif edilir (107/Mâûn, 1-3). Yetime yapılacak infak, himaye gibi her çeşit iyilik Kur’an’da en muteber ameller, gerçek iyilikler arasında zikredilir (2/Bakara, 177).

    İki yol var: Biri dünyevileşme, dünyayı âhirete tercih; ikincisi ise infak köprüsü kurarak dünyayı ebedi hayatın kapısı yapmak. Bugün yol ayrımındayız: Ya nefsimizin hevası veya Rabb’imiz. Ya geçici menfaat veya dava. Ya fâni olan, ya bâki olan. Bunlardan birini seçmemiz gerekiyor. Tercih bize kalmış. Tercihini Allah’tan yana yapanlara selâm olsun!


  3. 26.Haziran.2011, 13:22
    2
    Silent and lonely rains



    Mutluluğa ve âhirete yatırımın diğer adı: İnfak -

    Ahmed KALKAN

    Para, madde, eşya insanı yöneten efendi olmuş; insana hizmet etmesi gereken bunlar, insanı kendisine kul köle yapmış. Çağdaş insan bunlar için yaşıyor, bunlar için çalışıyor, bunlar için âhiretini ve huzurunu mahvediyor. Sahabe birbirleriyle hayırda yarışıyordu; şimdiki insan ise fani eşyada yarışıyor. Evine yaptığı yatırım kadar âhirete, cennet köşklerine yatırım yapamadan ölüp gidiyor.

    İnsanın dünyevi olarak zaruri ihtiyacı, beslenme/gıda, giyinme/tesettür ve ev/barınma’dan ibaret olduğu ve bu gereksinmelerini israfa ve lükse kaçmadan helal yoldan temin etmesi, kalan birikimlerini infak etmesi gerektiği halde, tüketim toplumunun bir ferdi olarak insan, günümüzde ihtiyaç labirentinde yolunu şaşırmaktadır.

    Bütün bu ve benzeri problemlerin tek çözümü var: İnfak. Malı veya benzeri ihtiyaç maddelerini hayır yolunda harcamak demektir infak. Yoksul ve muhtaç olanlara para veya maişet yardımı yaparak onların geçimini sağlamak, Allah için her çeşit hayır yapmak demektir.

    İnfak, zekât ve diğer sadakaları içerdiği gibi, gerekli yerlere ve uygun tarzda Allah için yapılmış her türlü bağış, yardım ve hayırları, kendi ailesine ve yakınlarına yardım gibi bütün mal ile yapılan ibadetleri de içine alır. İnfak; paradan, maldan olduğu gibi, ilimden, güzel sözden, güler yüzden de olur. Ayrıca sağlığın, saadetin, gençliğin de infakı vardır. Ve infak, farz olan cihadın bir şubesidir.

    İnfak, Allah’a ibadetin öyle bir parçasıdır ki, onsuz din olmaz. Cömertliğin göstergesi olan “infak” kavramı, Kur’an’da türevleriyle birlikte 73 yerde geçmektedir: “Sana hangi şeyi infak edeceklerini, nafaka vereceklerini sorarlar. De ki: İhtiyacınızdan artanı verin” (2/Bakara, 219).

    Verilen maddi bir varlığın infak olabilmesi için her şeyden önce onun Allah rızası için verilmesi gerekmektedir. Cömertlik vasfının elde edilebilmesi için yardımın gönüllü olarak yapılması (59/Haşr, 5; 57/Hadîd, 11-18; 5/Mâide, 13); karşılığında hizmet, övgü, mükâfat beklenilmemesi (76/İnsan, 8-l0); yardım edileni rencide edebilecek davranışlardan kaçınılması (2/Bakara, 263-264); yapılan yardımın sahibi katında üstün bir değeri olması (3/Âl-i İmrân, 92) şarttır.

    Kur’an-ı Kerim’de cömertlik, cihat ile aynı seviyede tutulmakta; Allah’ın insanlara verdiği rızıktan diğer kulların da yararlandırılması istenmektedir (2/Bakara, 254). Kur’an-ı Kerim’de, “Şeytan sizi fakirlikle korkutur, size cimriliği emreder” (2/Bakara, 268) buyurulmaktadır. Oysaki Allah Teâlâ’nın bildirdiğine göre, “Mal ve servet insan için bir imtihandır” (39/Zümer, 49-52). Bu imtihandan başarılı çıkmanın yolu da cömertçe Allah yolunda infak etmektir. (64/Teğâbun, 15-17)

    İnfakın faydaları, hikmetleri

    Bakara Sûresi’nin girişinde (2/Bakara, 3) Kur’an’ın hidayet vereceği muttakilerin özellikleri anlatılırken imandan sonra iki amele vurgu yapılır: Namaz ve Allah’ın verdiği rızıktan infak. Namaz, kişinin Allah’a karşı görevlerini belirten bir baş örnek; infak da topluma karşı vazifelerin prototipi ve simgesidir. İnfak, toplumsal ibadettir: "Onların mallarından sadaka al. Onunla kendilerini temizlemiş ve tezkiye etmiş olursun” (9/Tevbe, 113).

    İnfak, Allah’ın verdiği nimetlere, özellikle mal ve para cinsinden maddi nimetlere şükürdür.

    İnfak, fakirin kıskançlık duygusunu körletir; zenginin şahsiyetini geliştirir. İnfak sayesinde zenginle fakir arasında güven, saygı ve sevgi oluşur. İslâm kardeşliği de bu yollarla hayata geçer.

    İnfak eylemi, mümine, dağıttığı şeylerin kendi özel malı olmadığını hatırlatarak onun bağış bencilliğini kırar; asıl verenin, asıl sahip olanın Allah olduğunu hatırlatır.

    İnfak, israf ve lüks gibi şeytani eğilimleri azaltır; kalbin katılaşmasını önler; kalbe sevinç, mutluluk ve huzur verir. İnfak insanlarda şefkat ve merhameti artırır; dost kazanmaya sebep olur; insanı Allah’tan başkasına ihtiyaç duymama faziletine yükseltir.

    İnfak, malı çoğaltır, malın bereketini artırır: "Allah, faize verilen malı noksanlaştırır; sadakalara, zekâta verilen malı ise çoğaltır” (2/Bakara, 276). İnfak, malı âfetlerden, kişiyi belalardan korur. İnfak, fakir-zengin uçurumunu önler. Dilencilik ve başa kakma gibi onur kırıcı davranışlardan insanları korur. Kapkaççılık, hırsızlık, soygun, terör gibi olaylara giden yolu tıkar.

    İnfak edilmesi gereken kişiler

    Kimlere infak etmemiz gerektiğini, hangi infakın daha önemli olduğunu Kur’an bildiriyor: "Onlar hangi şeyden infak edeceklerini sana sorarlar. De ki: Maldan infak edeceğiniz şey annenin, babanın, akrabanın, yetimlerin, yoksulların, yolcunun hakkıdır” (2/Bakara, 215). İnfak edilecek bu gruptan yetimler, günümüzde hayli ihmale uğramış vaziyettedir. Ümmetin yetimleri, bu mahrumiyetlerinin sonucu insanca ve Müslümanca yetiştirilemedikleri için yarın (manevi babaları ve anneleri olan/olması gereken) bizlerin, özellikle zenginlerimizin yakasına yapışacaklardır.

    Allah, yetimleri öylesine himayesine alır ki, Mâûn Sûresi’nde yetime yapılan kötü muamele bir çeşit “dini inkâr” olarak tavsif edilir (107/Mâûn, 1-3). Yetime yapılacak infak, himaye gibi her çeşit iyilik Kur’an’da en muteber ameller, gerçek iyilikler arasında zikredilir (2/Bakara, 177).

    İki yol var: Biri dünyevileşme, dünyayı âhirete tercih; ikincisi ise infak köprüsü kurarak dünyayı ebedi hayatın kapısı yapmak. Bugün yol ayrımındayız: Ya nefsimizin hevası veya Rabb’imiz. Ya geçici menfaat veya dava. Ya fâni olan, ya bâki olan. Bunlardan birini seçmemiz gerekiyor. Tercih bize kalmış. Tercihini Allah’tan yana yapanlara selâm olsun!





+ Yorum Gönder