Konusunu Oylayın.: Oyun ve Oyuncak - Öznur Görür Kısar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Oyun ve Oyuncak - Öznur Görür Kısar
  1. 26.Haziran.2011, 00:28
    1
    Misafir

    Oyun ve Oyuncak - Öznur Görür Kısar






    Oyun ve Oyuncak - Öznur Görür Kısar Mumsema Oyun ve Oyuncak
    .





    --------------------------------------------------------------------------------
    Öznur Görür Kısar

    "Çocuk oyun yardımıyla büyür ve gelişir." Dowling


  2. 26.Haziran.2011, 00:28
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 27.Haziran.2011, 14:54
    2
    m.deniz
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 30.Ocak.2011
    Üye No: 83734
    Mesaj Sayısı: 1,194
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: .......

    Cevap: Oyun ve Oyuncak - Öznur Görür Kısar




    "Çocuk oyun yardımıyla büyür ve gelişir." Dowling
    Oyun ve oyuncağın geçmişinin insanlık tarihi kadar eski olduğu arkeologların yaptığı çalışmalarda ortaya konmuştur. Bugün bilinen pek çok oyunun çok eski çağlarda da bilindiğini gösteren belgeler, buluntular vardır.
    Oyun çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları kendi deneyimleriyle öğrenmesi yöntemidir. Oyun geçmiş ile bağlantı kurar, gelecek için de bir kaynak oluşturur. Aynı zamanda oyun, keşfetme, deneyim kazanma, iletişim kurma ve yetişkinliğe hazırlanma aracıdır.
    Yeryüzünde var edilen bütün yaratılmışlar içinde zekâ seviyesi en yüksek varlık insandır. Olgunlaşmak için en uzun süreye ihtiyacı olan da yine odur. Bu uzun çocukluk dönemi, yetişkinliğe hazırlanmak için on binlerce çeşitte öğrenilmesi gereken şeyle dolacaktır. Bebeklikten itibaren öğrenilmesi gereken bu on binlerce şeyin planlı ve çabalı olmasının düşüncesi bile insana sıkıntı verir. Oysa oyun denilen mucizevî nimet sayesinde hem zevk alır, hem coşar hem öğrenir. Mevlana oyun için şöyle der: Oyun, çocuğu büyümeye ve olgunlaşmaya doğru çeken bir iç güçtür. Onu belli bir düzeyden daha olgun, daha akıllı bir düzeye çeker götürür, birçok şey oyun sayesinde normal seyrini izler.
    Oyun çocuk için çok önemli bir uğraştır. Yetişkin gözüyle oyun çocuğun eğlenmesine, oyalanmasına yarayan amaçsız bir uğraştır. İşi olmayan ya da dinlenmek isteyen kişi tarafından oyun oynanır.
    En geniş anlamıyla oyun, belli bir amaca yönelik olan ve olmayan kurallı ya da kuralsız olarak gerçekleştirilen, her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı fiziksel, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişimin bir parçası ve çocuk için en etkin öğrenme süreci şeklinde tanımlanır.
    Zekâ, yetenek, sosyalleşme, öğrenme vb. değerleri kapsayan kişiliğin temel malzemesi oyundur. Çocuklar için yaşamı öğrenme aracı olan oyun, çocuğun fiziksel, psiko motor, duygusal, sosyal, zihinsel ve dil gelişiminde etkili olmaktadır. Oyun oynamayan çocuğun, bedensel, zihinsel, ruhsal yönden sağlıklı olduğu söylenemez. Oyun oynamayı sınırlayan ve engelleyen etmenler, çocuğun kişiliği üzerinde zedeleyici ve sağlıksız etkilere yol açar. Oyun her zaman çocuğun gelişimine katkıda bulunduğundan, eğitimde temel rol oynamıştır.
    Oyunda Anne Babanın Yeri
    Ebeveyn çocuğu hakkında ne kadar fazla bilgi sahibi olursa çocuğuna o ölçüde yararlı olacaktır. Ebeveyn, çocuğunu yakından izleyebilen, gözleyebilen kişidir. Böylece çocuğun gelişiminde bir düzensizlik varsa bir an evvel el atıp, ilgili uzmanlarla işbirliğine geçebilir. Oyun çocuğun işi olduğuna göre, çocuğu gözleyerek tanımayı sağlayan en iyi araçta oyundur. Ebeveynin bu gözlemlerinde daha bilinçli dolayısıyla da daha yararlı olabilmesi için, çocukların davranışları ile ilgili bazı temel bilgilere gereksinimi vardır. Bu bilgilerle donanmış olan anne ve babalar, çocuklarının gelişimlerini izleyebilir, zekâ, yetenek, beceri ve kusurlarını görebilir, olanaklarını ve çevreyi ona göre ayarlayabilir, dolayısıyla mutlu çocuklar yetiştirebilirler.
    Bebeğin gözlerini dünyaya açmasına vesile olan, sonra ona yetişmesine kadar olan her adımda destek olan ana baba tabii olarak çocuğun oyununda da bulunacaktır. Çocuğun büyümesi ile birlikte oyun faaliyetleri hem süre olarak, hem çeşit olarak artar. Bazen yalnız oynar, bazen birlikte. Kararsız olduğu anlarda sıkıntı ve huzursuzluk belirtileri gösterir. Çocuk iyi bir yönlendirme ile kararsızlığını atlatabilir. Ona önerdiğiniz oyunu belki de birlikte oynamanız gerekir.
    Çocuk enerji ve merakla dopdoludur. Ana baba onun bu doğal güdülerini oyuna katılmaya kanalize edebilirler veya saptırıp, çocuğu pasif gözlemci haline getirebilirler. Yani ya çocuğu oynamaya özendirirler ya da onu televizyonun karşısına oturturlar. Hâlbuki daha birçok özelliğinde olduğu gibi; çocuğun dikkatini yoğunlaştırabilmesi, aklını, kol ve bacaklarını etkin bir biçimde kullanabilme derecesi, ilgileri sonuçta annebabanın eseridir. Bunları çocuğu karşınıza alıp geliştiremezsiniz. Ancak oyunun içinde, gezme esnasında yada bir olayın içinde yapacağınız öneriler, yönlendirmeler, izahlar etkili olur. işte bu nedenle günümüzde bir çok şeyi oyun içinde, oyunla öğrenme yöntemi üstün ve etkili görülmektedir.
    Çocuk bazen sizin de oyuna katılmanızı ister, bazen da ilgili bir seyirci olarak orada bulunmanızı ister. Ne olursa olsun onun bu isteğini reddetmeyin. Başlangıçta merak ve faaliyette
    bulunma gereksinimi çocuğu oyun oynamaya iter. Oyun sayesinde çocuğun ilgilerinin geliştiği de unutmamalıdır. İlgilerini keşfeden ve geliştiren çocuk, onu yaşantısına uyarlayarak meslek ve özel hayatında mutlu olabilir. Ebeveyne düşen en önemli görev, çocuğun merakını söndürmemek ve faaliyetlerini gereksiz şekilde engellememektir.
    Ebeveyn çocuğa oyun yeri temin ederek onu oyuna teşvik etmelidir. Oyun yeri, herhangi bir yer olabildiği gibi, her yerde olabilir. Başlangıçta çocuğun yattığı oda, bir yatak odasından çok bir oyun odası olarak düzenlenebilir. Daha az özen gerektiren eşyalarla döşetilebilir. Çocuğa oyun yeri göstermek, onu oyuna özendirmek, ona çeşitli ve pahalı oyuncaklar vermekten daha değerlidir. Özellikle sosyoekonomik düzeyi yüksek olan ailelerde, çocuk âdete oyuncaklara boğulur, fakat yeterli bir oyun yeri gösterilmez ve uzun süre oynamasına izin verilmez. Bu durum, çocuklara oyuncak alınmamalıdır anlamına gelmez. Fazla oyuncak çocuğun dikkatini dağıtır. Çoğu zaman çocuğun odası oyuncak deposu haline gelir. Önemli olan çocuğun oyuncaklarla oynamasını sağlamaktır. Sonuç olarak; çocuk oyuncağa sahip olmaktan çok, oyun yerine sahip olmalıdır.
    Çocuk kendi kendine oynamayı başarabildiği kadar, başkaları ile de oynayabilmelidir. Çocukta genellikle bu iki yetenek kendiliğinden gelişir, fakat yetişkinler çoğu zaman engelleme yoluna giderler.
    Görülüyor ki yetişkinler her evrede çocuğun oyununa yön verme ve düzenlemede önemli rol oynarlar. Anlayışlı bir ebeveyn, ne zaman çocuğuyla beraber oynayacağını, ne zaman onu kendi kendine veya arkadaşları ile beraber oynamaya özendireceğini bilir. Bunun yanı sıra çocuğun giriştiği faaliyetin nitelik ve niceliğini de devamlı olarak kontrol eder. Televizyon karşısında saatlerce oturmak, çok pasif bir faaliyettir ve çocuğa fazla bir şey vermez. Çocuğu fazla aktivite gerektiren oyunlara itmek de onun için zararlı olabilir. Ebeveyn zaman zaman çocuğu ile oynadığında, ona daha fazla yaklaşma olanağı bulacağından, onun özel becerilerinin gelişimine de yardımcı olabilir. Ayrıca bu yaklaşım sırasında, onun sosyal kuralları öğrenmesini de sağlayabilir. Çocuğu ile beraber oyun, bir anne veya babaya da bazı değerler kazandırır, şöyle ki onun düzeyine inebildiğinde tolerans gücü artar. Oyunun çocuğun gelişimi ve eğitimi için önemli olduğunu düşünerek, çocuklarımızın bu faaliyetlerine zaman ayırmaya çalışılmalıdır.
    Oyunun Çocuğun Gelişimindeki Önemi:
    * Oyun çocuğu sıkılmaktan ve boş yere zaman harcamaktan kurtaran eğlenceli bir etkinliktir.
    * Oyun sırasında çocuklar gözlemleme, araştırma keşfetme, tahmin etme ve taklit etme yollarıyla yeni beceriler geliştirirler yani kazanmış oldukları bu becerileri de oyun içinde kullanırlar.
    * Oyun ortamları, çocuklara kızgın olma, korkma gibi rahatsızlık veren duygularını zararsız yollarla gidermesi için fırsatlar verir.
    * Okul öncesi çocuklarının en sık yaptıkları şey, büyükleri taklit etmektir. Anne ile özdeşimin kurulmasında ve çocuğun cinsel kimlik kazanmasında oyun önemli rol oynar.
    * Oyun, çocuğun sembolik anlama ve kavram oluşumu, gelişimine yardım eder.
    * Oyun, çocuğun yaratıcılığını geliştirir.
    * Su, kum, kil, çamur gibi doğal malzemelerle yapılan oyunların, karalama, çizme, boyama gibi kalem, fırça kullanımı gerektiren etkinliklerin en ve parmak kaslarının hareket gelişimine katkıları büyüktür. Ayrıca çocuklar yürüme, koşma, atlama, tırmanma, merdiven inmeçıkma gibi becerileri de oyun içinde kazandırırlar.
    * Çocuk kişiliğini, duygu ve düşüncelerini oyun yoluyla doğal olarak ortaya koymakta, dilin yetersiz kaldığı yerde oyun dilini kullanmaktadır.
    Oyuncak
    Oyuncak, sanayileşmiş toplumlarda bireyselliği, sahip olmayı, tüketiciliği yansıtır. Geleneksel toplumda ise varoluşun üretmenin, yaratmanın önceliğini gösteriyor demektir. Oyuncak, toplumun değer sistemini yansıtır.
    Biz hep belli bir konu, olay, kişiler ve durumlar hakkındaki bilginin söz ve yazıyla aktarılacağını düşünürüz. Hâlbuki işaretler ve semboller kısa yoldan ve etkili bir şekilde istenen bilgilendirmeyi gerçekleştirirler.
    Batıda ve onunla ilişkili ülkelerde çizgi film ve oyuncak sektörü tam bir işbirliği içinde çalışmaktadırlar. Gösterilmeye başlanan çizgi filmlerdeki sembol kahramanlar aynı şekilde oyuncak olarak piyasaya çıkar. Böylece iki sahanın ürünleri birbirlerinin etki gücünü pekiştirirler. Filmi seyreden çocuk oyuncağı ister ve alır.
    Annebabalar, çocuklarına bebek veya başka oyuncakları verirlerken, oyuncakların temsil ettiği yaşam tipi ile neyin ima edildiğini kendi kendilerine sormak zorundadırlar. Verdiğiniz her oyuncak sizin onayınızı taşır. Bu dünyanın böyle olduğu ve böyle olması gerektiği konusunda çocuğunuza açık bir mesajdır. Elbette bu konuda dikkatli ve itinalı davranmamız sadece sizin çabanızın yeterli olacağını göstermez, yakın çevreniz içinde olan, gidip geldiğiniz arkadaşlarınızın da bu tür oyuncaklar konusunda sizinle benzer bir tavırda olmaları gerekir. Bu dayanışma, çocukların televizyon yoluyla satın alma isteklerini kırmanızda büyük ölçüde yardımcı olur. "Oyun; Hayal ile gerçek arasında bir köprüdür. Bırakalım çocuklarımız buköprü üzerinde mutlulukları yaşasınlar."



    Vuslat makale no:1164
    Sayı:46


  4. 27.Haziran.2011, 14:54
    2
    Devamlı Üye



    "Çocuk oyun yardımıyla büyür ve gelişir." Dowling
    Oyun ve oyuncağın geçmişinin insanlık tarihi kadar eski olduğu arkeologların yaptığı çalışmalarda ortaya konmuştur. Bugün bilinen pek çok oyunun çok eski çağlarda da bilindiğini gösteren belgeler, buluntular vardır.
    Oyun çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları kendi deneyimleriyle öğrenmesi yöntemidir. Oyun geçmiş ile bağlantı kurar, gelecek için de bir kaynak oluşturur. Aynı zamanda oyun, keşfetme, deneyim kazanma, iletişim kurma ve yetişkinliğe hazırlanma aracıdır.
    Yeryüzünde var edilen bütün yaratılmışlar içinde zekâ seviyesi en yüksek varlık insandır. Olgunlaşmak için en uzun süreye ihtiyacı olan da yine odur. Bu uzun çocukluk dönemi, yetişkinliğe hazırlanmak için on binlerce çeşitte öğrenilmesi gereken şeyle dolacaktır. Bebeklikten itibaren öğrenilmesi gereken bu on binlerce şeyin planlı ve çabalı olmasının düşüncesi bile insana sıkıntı verir. Oysa oyun denilen mucizevî nimet sayesinde hem zevk alır, hem coşar hem öğrenir. Mevlana oyun için şöyle der: Oyun, çocuğu büyümeye ve olgunlaşmaya doğru çeken bir iç güçtür. Onu belli bir düzeyden daha olgun, daha akıllı bir düzeye çeker götürür, birçok şey oyun sayesinde normal seyrini izler.
    Oyun çocuk için çok önemli bir uğraştır. Yetişkin gözüyle oyun çocuğun eğlenmesine, oyalanmasına yarayan amaçsız bir uğraştır. İşi olmayan ya da dinlenmek isteyen kişi tarafından oyun oynanır.
    En geniş anlamıyla oyun, belli bir amaca yönelik olan ve olmayan kurallı ya da kuralsız olarak gerçekleştirilen, her durumda çocuğun isteyerek ve hoşlanarak yer aldığı fiziksel, bilişsel, dil, duygusal ve sosyal gelişimin bir parçası ve çocuk için en etkin öğrenme süreci şeklinde tanımlanır.
    Zekâ, yetenek, sosyalleşme, öğrenme vb. değerleri kapsayan kişiliğin temel malzemesi oyundur. Çocuklar için yaşamı öğrenme aracı olan oyun, çocuğun fiziksel, psiko motor, duygusal, sosyal, zihinsel ve dil gelişiminde etkili olmaktadır. Oyun oynamayan çocuğun, bedensel, zihinsel, ruhsal yönden sağlıklı olduğu söylenemez. Oyun oynamayı sınırlayan ve engelleyen etmenler, çocuğun kişiliği üzerinde zedeleyici ve sağlıksız etkilere yol açar. Oyun her zaman çocuğun gelişimine katkıda bulunduğundan, eğitimde temel rol oynamıştır.
    Oyunda Anne Babanın Yeri
    Ebeveyn çocuğu hakkında ne kadar fazla bilgi sahibi olursa çocuğuna o ölçüde yararlı olacaktır. Ebeveyn, çocuğunu yakından izleyebilen, gözleyebilen kişidir. Böylece çocuğun gelişiminde bir düzensizlik varsa bir an evvel el atıp, ilgili uzmanlarla işbirliğine geçebilir. Oyun çocuğun işi olduğuna göre, çocuğu gözleyerek tanımayı sağlayan en iyi araçta oyundur. Ebeveynin bu gözlemlerinde daha bilinçli dolayısıyla da daha yararlı olabilmesi için, çocukların davranışları ile ilgili bazı temel bilgilere gereksinimi vardır. Bu bilgilerle donanmış olan anne ve babalar, çocuklarının gelişimlerini izleyebilir, zekâ, yetenek, beceri ve kusurlarını görebilir, olanaklarını ve çevreyi ona göre ayarlayabilir, dolayısıyla mutlu çocuklar yetiştirebilirler.
    Bebeğin gözlerini dünyaya açmasına vesile olan, sonra ona yetişmesine kadar olan her adımda destek olan ana baba tabii olarak çocuğun oyununda da bulunacaktır. Çocuğun büyümesi ile birlikte oyun faaliyetleri hem süre olarak, hem çeşit olarak artar. Bazen yalnız oynar, bazen birlikte. Kararsız olduğu anlarda sıkıntı ve huzursuzluk belirtileri gösterir. Çocuk iyi bir yönlendirme ile kararsızlığını atlatabilir. Ona önerdiğiniz oyunu belki de birlikte oynamanız gerekir.
    Çocuk enerji ve merakla dopdoludur. Ana baba onun bu doğal güdülerini oyuna katılmaya kanalize edebilirler veya saptırıp, çocuğu pasif gözlemci haline getirebilirler. Yani ya çocuğu oynamaya özendirirler ya da onu televizyonun karşısına oturturlar. Hâlbuki daha birçok özelliğinde olduğu gibi; çocuğun dikkatini yoğunlaştırabilmesi, aklını, kol ve bacaklarını etkin bir biçimde kullanabilme derecesi, ilgileri sonuçta annebabanın eseridir. Bunları çocuğu karşınıza alıp geliştiremezsiniz. Ancak oyunun içinde, gezme esnasında yada bir olayın içinde yapacağınız öneriler, yönlendirmeler, izahlar etkili olur. işte bu nedenle günümüzde bir çok şeyi oyun içinde, oyunla öğrenme yöntemi üstün ve etkili görülmektedir.
    Çocuk bazen sizin de oyuna katılmanızı ister, bazen da ilgili bir seyirci olarak orada bulunmanızı ister. Ne olursa olsun onun bu isteğini reddetmeyin. Başlangıçta merak ve faaliyette
    bulunma gereksinimi çocuğu oyun oynamaya iter. Oyun sayesinde çocuğun ilgilerinin geliştiği de unutmamalıdır. İlgilerini keşfeden ve geliştiren çocuk, onu yaşantısına uyarlayarak meslek ve özel hayatında mutlu olabilir. Ebeveyne düşen en önemli görev, çocuğun merakını söndürmemek ve faaliyetlerini gereksiz şekilde engellememektir.
    Ebeveyn çocuğa oyun yeri temin ederek onu oyuna teşvik etmelidir. Oyun yeri, herhangi bir yer olabildiği gibi, her yerde olabilir. Başlangıçta çocuğun yattığı oda, bir yatak odasından çok bir oyun odası olarak düzenlenebilir. Daha az özen gerektiren eşyalarla döşetilebilir. Çocuğa oyun yeri göstermek, onu oyuna özendirmek, ona çeşitli ve pahalı oyuncaklar vermekten daha değerlidir. Özellikle sosyoekonomik düzeyi yüksek olan ailelerde, çocuk âdete oyuncaklara boğulur, fakat yeterli bir oyun yeri gösterilmez ve uzun süre oynamasına izin verilmez. Bu durum, çocuklara oyuncak alınmamalıdır anlamına gelmez. Fazla oyuncak çocuğun dikkatini dağıtır. Çoğu zaman çocuğun odası oyuncak deposu haline gelir. Önemli olan çocuğun oyuncaklarla oynamasını sağlamaktır. Sonuç olarak; çocuk oyuncağa sahip olmaktan çok, oyun yerine sahip olmalıdır.
    Çocuk kendi kendine oynamayı başarabildiği kadar, başkaları ile de oynayabilmelidir. Çocukta genellikle bu iki yetenek kendiliğinden gelişir, fakat yetişkinler çoğu zaman engelleme yoluna giderler.
    Görülüyor ki yetişkinler her evrede çocuğun oyununa yön verme ve düzenlemede önemli rol oynarlar. Anlayışlı bir ebeveyn, ne zaman çocuğuyla beraber oynayacağını, ne zaman onu kendi kendine veya arkadaşları ile beraber oynamaya özendireceğini bilir. Bunun yanı sıra çocuğun giriştiği faaliyetin nitelik ve niceliğini de devamlı olarak kontrol eder. Televizyon karşısında saatlerce oturmak, çok pasif bir faaliyettir ve çocuğa fazla bir şey vermez. Çocuğu fazla aktivite gerektiren oyunlara itmek de onun için zararlı olabilir. Ebeveyn zaman zaman çocuğu ile oynadığında, ona daha fazla yaklaşma olanağı bulacağından, onun özel becerilerinin gelişimine de yardımcı olabilir. Ayrıca bu yaklaşım sırasında, onun sosyal kuralları öğrenmesini de sağlayabilir. Çocuğu ile beraber oyun, bir anne veya babaya da bazı değerler kazandırır, şöyle ki onun düzeyine inebildiğinde tolerans gücü artar. Oyunun çocuğun gelişimi ve eğitimi için önemli olduğunu düşünerek, çocuklarımızın bu faaliyetlerine zaman ayırmaya çalışılmalıdır.
    Oyunun Çocuğun Gelişimindeki Önemi:
    * Oyun çocuğu sıkılmaktan ve boş yere zaman harcamaktan kurtaran eğlenceli bir etkinliktir.
    * Oyun sırasında çocuklar gözlemleme, araştırma keşfetme, tahmin etme ve taklit etme yollarıyla yeni beceriler geliştirirler yani kazanmış oldukları bu becerileri de oyun içinde kullanırlar.
    * Oyun ortamları, çocuklara kızgın olma, korkma gibi rahatsızlık veren duygularını zararsız yollarla gidermesi için fırsatlar verir.
    * Okul öncesi çocuklarının en sık yaptıkları şey, büyükleri taklit etmektir. Anne ile özdeşimin kurulmasında ve çocuğun cinsel kimlik kazanmasında oyun önemli rol oynar.
    * Oyun, çocuğun sembolik anlama ve kavram oluşumu, gelişimine yardım eder.
    * Oyun, çocuğun yaratıcılığını geliştirir.
    * Su, kum, kil, çamur gibi doğal malzemelerle yapılan oyunların, karalama, çizme, boyama gibi kalem, fırça kullanımı gerektiren etkinliklerin en ve parmak kaslarının hareket gelişimine katkıları büyüktür. Ayrıca çocuklar yürüme, koşma, atlama, tırmanma, merdiven inmeçıkma gibi becerileri de oyun içinde kazandırırlar.
    * Çocuk kişiliğini, duygu ve düşüncelerini oyun yoluyla doğal olarak ortaya koymakta, dilin yetersiz kaldığı yerde oyun dilini kullanmaktadır.
    Oyuncak
    Oyuncak, sanayileşmiş toplumlarda bireyselliği, sahip olmayı, tüketiciliği yansıtır. Geleneksel toplumda ise varoluşun üretmenin, yaratmanın önceliğini gösteriyor demektir. Oyuncak, toplumun değer sistemini yansıtır.
    Biz hep belli bir konu, olay, kişiler ve durumlar hakkındaki bilginin söz ve yazıyla aktarılacağını düşünürüz. Hâlbuki işaretler ve semboller kısa yoldan ve etkili bir şekilde istenen bilgilendirmeyi gerçekleştirirler.
    Batıda ve onunla ilişkili ülkelerde çizgi film ve oyuncak sektörü tam bir işbirliği içinde çalışmaktadırlar. Gösterilmeye başlanan çizgi filmlerdeki sembol kahramanlar aynı şekilde oyuncak olarak piyasaya çıkar. Böylece iki sahanın ürünleri birbirlerinin etki gücünü pekiştirirler. Filmi seyreden çocuk oyuncağı ister ve alır.
    Annebabalar, çocuklarına bebek veya başka oyuncakları verirlerken, oyuncakların temsil ettiği yaşam tipi ile neyin ima edildiğini kendi kendilerine sormak zorundadırlar. Verdiğiniz her oyuncak sizin onayınızı taşır. Bu dünyanın böyle olduğu ve böyle olması gerektiği konusunda çocuğunuza açık bir mesajdır. Elbette bu konuda dikkatli ve itinalı davranmamız sadece sizin çabanızın yeterli olacağını göstermez, yakın çevreniz içinde olan, gidip geldiğiniz arkadaşlarınızın da bu tür oyuncaklar konusunda sizinle benzer bir tavırda olmaları gerekir. Bu dayanışma, çocukların televizyon yoluyla satın alma isteklerini kırmanızda büyük ölçüde yardımcı olur. "Oyun; Hayal ile gerçek arasında bir köprüdür. Bırakalım çocuklarımız buköprü üzerinde mutlulukları yaşasınlar."



    Vuslat makale no:1164
    Sayı:46





+ Yorum Gönder