Konusunu Oylayın.: İnsanlar neden engellileri anlamıyor veya neden onları eşit görmüyor?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İnsanlar neden engellileri anlamıyor veya neden onları eşit görmüyor?
  1. 25.Haziran.2011, 19:41
    1
    Misafir

    İnsanlar neden engellileri anlamıyor veya neden onları eşit görmüyor?

  2. 26.Haziran.2011, 13:17
    2
    HİZMETKAR
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2011
    Üye No: 86992
    Mesaj Sayısı: 371
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Dertlerin Babası

    Cevap: İnsanlar neden engellileri anlamıyor veya neden onları eşit görmüyor?




    Her varlık gibi, insanlar da Allah'ın mülküdür. Bırakın bir insanı, bir taşı ya da ağacı bile hakir görmek, Allah'ın sanatına hakarettir. Bu açıdan çok dikkatli olmak gerekir.
    Engelli insanları hakir görmek büyük bir günahtır. Bu hem Allah hakkına hem kul hakkına girer. Böyle bir hatayı işleyen kimse, hem Allah'tan af dilemeli, hem de hakkını çiğnediği kimse ile helalleşmelidir.
    İnsan büyük bir varlık olmakla beraber, cahilliğinden Allah'ın sanat eserlerine gerekli değeri vermeyebiliyor. Bu nedenle Allah'ı, imanı, İslamı, hak ve hukuku anlatan eserler okumak gerekir. İnsanlar iman noktasından bilinçlendikçe, Allah'ın her eserine daha saygılı olacaklardır.
    Engelli kardeşlerimiz, bunun bir imtihan olduğunu bilmeli ve insanların davranışlarını değil, Allah'ın kendilerine vereceği ikram ve ihsanları düşünerek hayatlarından lezzet almaya bakmalıdır.Allah mülk sahibidir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Kimse Ona karışamaz ve Onun îcâdına müdâhale edemez. Senin vücudunun zerrelerini yaratan, tüm sistemini düzenleyip insanî kimlik bahşeden Allah (cc)'tır Sen bunları sana lûtfeden Allah'a daha evvel bir şey vermemişsin ki, Onun karşısında bir hak iddia edebilesin...

    Eğer sen, sana verilenler karşılığında Allaha bir şey vermiş olsaydın, "Bir göz değil iki göz ver, bir el değil iki el ver!" gibi iddialarda bulunmaya; "Niye iki tane değil de bir ayak verdin?" diye itiraz etmeye belki hakkın olurdu. Halbuki sen Allaha (c.c) bir şey vermemişsin ki -hâşâ- O' na adaletsizlik iddiasında bulunasın. Haksızlık, ödenmeyen bir haktan gelir. Senin O' na karşı ne hakkın var ki yerine getirilmedi de sana karşı haksızlık edildi!..

    Allahuteâlâ Hazretleri seni yokluktan çıkarıp var etmiş: hem de insan olarak... Dikkat etsen; senin altında birçok mahlûkat var ki, pekâlâ onlara bakıp ne kadar fazla nimetlere mazhar olduğunu düşünebilirsin.

    2. Cenâb-ı Allah, bazen insanın ayağını alır; onun karşılığında ahirette pek çok şey verir. Ayağını almakla o kimseye aciz bir mahluk olduğunu, zayıflığını, ve ihtiyacının ne kadar fazla olduğunu hissettirir. Kalbini kendisine çevirtip, o insanın duygularını geliştirirse, çok az bir şey almakla, pek çok şeyler vermiş olur. Demek ki görünüşte olmasa bile, hakikatte bu ona, Allahın lûtfunun ifâdesidir. Tıpkı şehit edip cenneti vermesi gibi... Bir insan, savaş esnasında şehit olur. Bu şehit olmakla haşirde kurulacak büyük mahkemede ve Allah'ın huzurunda, sıddıkların, sâlihlerin gıpta edeceği bir makama yükselir. Onu gören başkaları "Keşke Allah bize de harp meydanında şehâdet nasip etseydi." derler. Bundan dolayı, böyle bir insan parça parça da olsa çok şey kaybetmiş sayılmaz. Belki aldığı şey ona nispeten çok daha büyüktür.

    Çok nâdir olarak, bazı kimseler, bu mevzûda küskünlük, kırgınlık, kötümserlik ve aşağılık duygusu ile sapsalar bile, pek çok kimselerde bu gibi eksiklikler, daha fazla, Allah'a yönelmeye vesile olmuştur. Bu itibarla zararlı böcekler gibi bir kısım kimselerin, bu meseledeki kayıplarının yayılmaya çalışılması yerinde bir davranış değildir. Bu konuda esas olan, ebedi hayata aday olan ruhlarında o âleme âit arzuları uyarmaktır. Bu ârızalı da, ârızasının itmesiyle Hakka yönelmesi; başkalarında da ondan ibret alarak kanatlanmaları şeklinde kendini gösteriyorsa, maksada uygun ve hikmetlidir.

    "Her işte hikmeti vardır, Abes fiil işlemez Allah." (Erzurumlu İ. Hakkı Hazretleri)


    Sorularla İslamiyet


  3. 26.Haziran.2011, 13:17
    2
    Devamlı Üye



    Her varlık gibi, insanlar da Allah'ın mülküdür. Bırakın bir insanı, bir taşı ya da ağacı bile hakir görmek, Allah'ın sanatına hakarettir. Bu açıdan çok dikkatli olmak gerekir.
    Engelli insanları hakir görmek büyük bir günahtır. Bu hem Allah hakkına hem kul hakkına girer. Böyle bir hatayı işleyen kimse, hem Allah'tan af dilemeli, hem de hakkını çiğnediği kimse ile helalleşmelidir.
    İnsan büyük bir varlık olmakla beraber, cahilliğinden Allah'ın sanat eserlerine gerekli değeri vermeyebiliyor. Bu nedenle Allah'ı, imanı, İslamı, hak ve hukuku anlatan eserler okumak gerekir. İnsanlar iman noktasından bilinçlendikçe, Allah'ın her eserine daha saygılı olacaklardır.
    Engelli kardeşlerimiz, bunun bir imtihan olduğunu bilmeli ve insanların davranışlarını değil, Allah'ın kendilerine vereceği ikram ve ihsanları düşünerek hayatlarından lezzet almaya bakmalıdır.Allah mülk sahibidir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder. Kimse Ona karışamaz ve Onun îcâdına müdâhale edemez. Senin vücudunun zerrelerini yaratan, tüm sistemini düzenleyip insanî kimlik bahşeden Allah (cc)'tır Sen bunları sana lûtfeden Allah'a daha evvel bir şey vermemişsin ki, Onun karşısında bir hak iddia edebilesin...

    Eğer sen, sana verilenler karşılığında Allaha bir şey vermiş olsaydın, "Bir göz değil iki göz ver, bir el değil iki el ver!" gibi iddialarda bulunmaya; "Niye iki tane değil de bir ayak verdin?" diye itiraz etmeye belki hakkın olurdu. Halbuki sen Allaha (c.c) bir şey vermemişsin ki -hâşâ- O' na adaletsizlik iddiasında bulunasın. Haksızlık, ödenmeyen bir haktan gelir. Senin O' na karşı ne hakkın var ki yerine getirilmedi de sana karşı haksızlık edildi!..

    Allahuteâlâ Hazretleri seni yokluktan çıkarıp var etmiş: hem de insan olarak... Dikkat etsen; senin altında birçok mahlûkat var ki, pekâlâ onlara bakıp ne kadar fazla nimetlere mazhar olduğunu düşünebilirsin.

    2. Cenâb-ı Allah, bazen insanın ayağını alır; onun karşılığında ahirette pek çok şey verir. Ayağını almakla o kimseye aciz bir mahluk olduğunu, zayıflığını, ve ihtiyacının ne kadar fazla olduğunu hissettirir. Kalbini kendisine çevirtip, o insanın duygularını geliştirirse, çok az bir şey almakla, pek çok şeyler vermiş olur. Demek ki görünüşte olmasa bile, hakikatte bu ona, Allahın lûtfunun ifâdesidir. Tıpkı şehit edip cenneti vermesi gibi... Bir insan, savaş esnasında şehit olur. Bu şehit olmakla haşirde kurulacak büyük mahkemede ve Allah'ın huzurunda, sıddıkların, sâlihlerin gıpta edeceği bir makama yükselir. Onu gören başkaları "Keşke Allah bize de harp meydanında şehâdet nasip etseydi." derler. Bundan dolayı, böyle bir insan parça parça da olsa çok şey kaybetmiş sayılmaz. Belki aldığı şey ona nispeten çok daha büyüktür.

    Çok nâdir olarak, bazı kimseler, bu mevzûda küskünlük, kırgınlık, kötümserlik ve aşağılık duygusu ile sapsalar bile, pek çok kimselerde bu gibi eksiklikler, daha fazla, Allah'a yönelmeye vesile olmuştur. Bu itibarla zararlı böcekler gibi bir kısım kimselerin, bu meseledeki kayıplarının yayılmaya çalışılması yerinde bir davranış değildir. Bu konuda esas olan, ebedi hayata aday olan ruhlarında o âleme âit arzuları uyarmaktır. Bu ârızalı da, ârızasının itmesiyle Hakka yönelmesi; başkalarında da ondan ibret alarak kanatlanmaları şeklinde kendini gösteriyorsa, maksada uygun ve hikmetlidir.

    "Her işte hikmeti vardır, Abes fiil işlemez Allah." (Erzurumlu İ. Hakkı Hazretleri)


    Sorularla İslamiyet





+ Yorum Gönder