Konusunu Oylayın.: Kırıcı olmama ve iyi bir insan olmanın çaresi nedir,lütfen bana yardımcı olurmusunuz?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Kırıcı olmama ve iyi bir insan olmanın çaresi nedir,lütfen bana yardımcı olurmusunuz?
  1. 25.Haziran.2011, 19:31
    1
    Misafir

    Kırıcı olmama ve iyi bir insan olmanın çaresi nedir,lütfen bana yardımcı olurmusunuz?






    Kırıcı olmama ve iyi bir insan olmanın çaresi nedir,lütfen bana yardımcı olurmusunuz? Mumsema iyi gunler lutfen bana yardimci olun.ben toplum icinde sevilen birisi olmak istiyorum.yani iyi bir insan olmak istiyorum.tamam once allahin sevgisini kazanmak daha onemli biliyorum.fakat ben insanlar arasinda cok kirici konusuyorum.yani sivri dilli derler ya onun gibi ve bu huyumu hic sevmiyorum ne yapabilirim iyi biri olabilmek icin. dini bilgileri elimden geldigince yapmaya calisiyorum ama dilime sahip olamiyorum ne olur yardim edin en kisa zamandda.simdiden allah razi olsun


  2. 25.Haziran.2011, 19:31
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    iyi gunler lutfen bana yardimci olun.ben toplum icinde sevilen birisi olmak istiyorum.yani iyi bir insan olmak istiyorum.tamam once allahin sevgisini kazanmak daha onemli biliyorum.fakat ben insanlar arasinda cok kirici konusuyorum.yani sivri dilli derler ya onun gibi ve bu huyumu hic sevmiyorum ne yapabilirim iyi biri olabilmek icin. dini bilgileri elimden geldigince yapmaya calisiyorum ama dilime sahip olamiyorum ne olur yardim edin en kisa zamandda.simdiden allah razi olsun


    Benzer Konular

    - Bu sözden ötürü bende günaha girermiyim lütfen yardımcı olurmusunuz ?

    - Nefsimle çok savaş verdiğim bir konuda lütfen yardımcı olurmusunuz

    - Kur'anı kerimi tecvitli öğrenmek istiyorum yardımcı olurmusunuz lütfen

    - Gelen vücut sıvısı hakkında bir bilgim yok lütfen bana yardımcı olurmusunuz?

    - Gusül abdesti hakkında bilinmesi gerekenler Lütfen yardımcı olurmusunuz

  3. 25.Haziran.2011, 19:46
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Kırıcı olmama ve iyi bir insan olmanın çaresi nedir,lütfen bana yardımcı olurmusunuz?




    Kardeşim öncelikle bu konuda nefsini terbiye etme metodlarını öğrenmeni tavsiye ederim.
    Nefsi terbiye etme metodunu aşağıda okuyabilirsin.
    Aleme kendi duygularımızla bakarız. Bu dünyada olan olayları kendi bakış tarzımıza göre değerlendiririz. Mesela "Nefs–i Emmare" (Yusuf, 12/53) gözlüğüyle bakarsınız, hiç bir şeyi görmezsiniz, inkar edersiniz. "Levm" (Kıyame, 75/2) gözüyle bakarsınız, çok güzel şeyler görmenize rağmen sabit–i kadem olamazsınız. Bakarken Cenab–ı Hak sana varlığını ihsas ettirir. Bu, "mülhime" dediğimiz makamdır. Hemen ürperirsin.
    Kısaca ahlaki yapımızda huylar vardır. Ahlak, huyların ardı ardına sıralanarak devam etme halidir.

    Her insanda güzel huy da vardır, kötü huy da vardır. Ahlak, bu güzel huyların yan yana gelip devamlı olmasıdır. Cömertlik sende de vardır, bende de vardır; ama sen bunu devamlı surette yaparsan cömertlik senin ahlakın olur.
    Yapmazsan cimrilik senin ahlakın olur. İşte bu ahlak dediğimiz, nefsi terbiye dediğimiz şeyin ısrarla üzerinde durduğumuz zaman geliştiğini müşahede ederiz. Onun için "Yok, benim yaratılışım budur, şudur" deyip, birtakım mazeretlerin arkasına gizlenerek mesuliyetten kurtulmak hiç ama hiç mümkün değildir. Düzelmeye mecburuz ve de memuruz.


    Allahın sevgisini kazanırsan insanların sevgisinide kazanırsın.
    Dilini tutmaya gelince Peygamberimizin bir hadisinde şöyle buyuruyor.
    Kim diline ve iki bacak arasına sahip olursa ona cennette kefilim diyor.


  4. 25.Haziran.2011, 19:46
    2
    Editör



    Kardeşim öncelikle bu konuda nefsini terbiye etme metodlarını öğrenmeni tavsiye ederim.
    Nefsi terbiye etme metodunu aşağıda okuyabilirsin.
    Aleme kendi duygularımızla bakarız. Bu dünyada olan olayları kendi bakış tarzımıza göre değerlendiririz. Mesela "Nefs–i Emmare" (Yusuf, 12/53) gözlüğüyle bakarsınız, hiç bir şeyi görmezsiniz, inkar edersiniz. "Levm" (Kıyame, 75/2) gözüyle bakarsınız, çok güzel şeyler görmenize rağmen sabit–i kadem olamazsınız. Bakarken Cenab–ı Hak sana varlığını ihsas ettirir. Bu, "mülhime" dediğimiz makamdır. Hemen ürperirsin.
    Kısaca ahlaki yapımızda huylar vardır. Ahlak, huyların ardı ardına sıralanarak devam etme halidir.

    Her insanda güzel huy da vardır, kötü huy da vardır. Ahlak, bu güzel huyların yan yana gelip devamlı olmasıdır. Cömertlik sende de vardır, bende de vardır; ama sen bunu devamlı surette yaparsan cömertlik senin ahlakın olur.
    Yapmazsan cimrilik senin ahlakın olur. İşte bu ahlak dediğimiz, nefsi terbiye dediğimiz şeyin ısrarla üzerinde durduğumuz zaman geliştiğini müşahede ederiz. Onun için "Yok, benim yaratılışım budur, şudur" deyip, birtakım mazeretlerin arkasına gizlenerek mesuliyetten kurtulmak hiç ama hiç mümkün değildir. Düzelmeye mecburuz ve de memuruz.


    Allahın sevgisini kazanırsan insanların sevgisinide kazanırsın.
    Dilini tutmaya gelince Peygamberimizin bir hadisinde şöyle buyuruyor.
    Kim diline ve iki bacak arasına sahip olursa ona cennette kefilim diyor.


  5. 25.Haziran.2011, 19:47
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kırıcı olmama ve iyi bir insan olmanın çaresi nedir,lütfen bana yardımcı olurmusunuz?

    İnsan olmanın temel amacı; kamil insan olmaktır. Kemali, olgunluğu tercih etmedikten sonra, insan olmak bir kenara, yaşamak bile anlamsız olur. Kamil insan; dünyayı sırtında taşımaz, dünyanın sırtına biner. O, en mütevekkil insandır. Kaza ve kader anlayışının en iyi temsilcisi kamil insandır diyebiliriz. Mevlana; insandan söz ederken asıl olan insan-ı kamil olmayı hedefler. Onun için bazı hususlara dikkat edilmesini ister. O yüce insana göre, kamil insan olmak için şunları yerine getirmelidir: a)Dert ve Sıkıntı Çekmek Bir çocuk ve bir hayvan yavrusu dünyâya gelir gelmez, bütün a’zâları ve his organları çalışmağa başlıyor. Bunların âhenkli, muntazam çalışmalarıyla yaşamağa devâm ediyor. Bu hâl, bütün akıl sâhiplerini, bütün ilim adamlarını hayretde bırakıyor. Bu organları var eden ve böyle çalışdıran sonsuz kuvvet sâhibinin ismi (Allah)’tır.
    Allahın var olduğunu anlamayan kimse yokdur. İnsanların gözünde kuvvet olsaydı, kendisini görürlerdi. Her insana, her iyiliği, her râhatlığı gönderen ve her derdi, her sıkıntıyı gönderen Allahdır. Ni’met gelince şükür, dert gelince, istiğfâr ve sabır etmelidir. Dertler, ni’metin kıymetinin anlaşılmasına sebeb olmaktadır. İstigfârın ve sabrın sevâbı pek çokdur. Dünyadaki dertler, âhırette çok sevâp verilmesine sebep olmaktadır. Dert, çile, sıkıntı... insanı olgunlaştırır. Dert çekmeyenler, hayatın tadını bilemezler. O bakımdan; “Kışın ayağı üşümeyenler, yazın kıymetini bilmez” denir. Peygamberler, sıkıntının en büyüğünü çekmişlerdir. Dertsiz insan, insan olamaz. Mevlana; bu konuyu çok güzel ele almış ve bizlere mesajlar vermiştir. “Maden der ki: “Yiğit beni bağla. Öküz kuyruğundan yapılma kamçı ile başıma, sırtıma vur. Fakat deşeleme. Kamçı yarasından hayat bulayım. Musa’nın öküzü yüzünden dirilen maktul gibi dirileyim.” “Ağrı, sızı ve hastalık hazinedir. Rahmetler ondadır.

    Deri yırtıldı mı iç tazelenir.” “Kardeş, karanlık yere, soğuğa, gama, kırıklığa ve hastalığa sabret.” “Gama yoldaş ol, vahşetle ünsiyet kesbet.ölümünden uzun bir ölüm isteyip durma. “Gam ye de, gam artıranların, seni derde sokanların ekmeğini yeme. Çünkü akıllı adam gam yer, çocuksa şeker...” “Neşe şekeri, gam bahçesinin meyvesidir. Bu ferah yaradır, o gam merhem. “Gamı gördün mü, aşkla kucakla. Şam’a Rübve tepesinden bak!” “Gam, çalışıp çabalayan kimsenin önünde bir aynaya benzer. Bu zıt olan şeyde buna zıt olan şeyi görür, sabırda muradına ulaşmayı, gamda neşeyi seyreder.” “Zahmetten, eziyetten sonra da onun zıddı, yani genişlik, zevk ve neşe yüz gösterir.”
    “Yumruğunu sıktıktan sonra mutlaka açarsın.” “Varılan yerin tatlılığı, lezzetleri, seferde çekilen zahmetlerle ölçülür.” “Ne kadar gurbet çeker, mihnetler, zahmetlere uğrarsan. Şehrinden, akrabandan o derece lezzet alır, zevk bulursun.” “Dertten şikayet etme. Çünkü dert, insanı yokluğa sürüp götüren rahvan .bir attır.” “Acı imtihanı bir rahmet bil. Belh ve Merv ülkelerine sahip olmayı bir gazap say.” “ İbrahim (Hz. İbrahim), telef olmaktan çekinmedi, ateşe atıldı, fakat yanmadı. Bu İbrahim, şereften, saltanattan kaçtı, kendisini ateşe attı.” “Şaşılacak şey, ateş onu yakmadı, bunu yaktı. İstek yolunda böyle tersine nallar vardır...” “Ateşi; gül ve ağaç haline getiren, bunu da zararsız bir hale getirebilir.” “dikenden gül çıkaran, kışı da bahar edebilir.” “Her selviyi hür bir halde sere serpe yücelten, derdi de neşe haline getirir.” “Bedene can verip dirilten, dirilttiğini öldürmezse ziyana mı girer?” “Gama giriftar oldun mu, çeviksen derhal sıçrar, o ümitsizlik deminden kurtulursun.”
    “Mamur yerlerde kuduz köpekler vardır. yücelik ve nur definesi; yıkık yerlerdedir.” “Buz; soğuk rüzgarları, zemheriyi, yaz günlerinde o güç zamanları söyler.” “Lezzet açlıktan gelir, yeni bir yemekten değil. Açlıkla yenen arpa ekmeği, şekerden lezzetlidir.” “dert; eski ilacı yeniler. Dert; her usanmış, bezmiş dalı kırar.” “Eskileri yenileyen kimya derttir. Nerede dert varsa orada usanç ne gezer.” “Kendine gel de, usançtan soğuk soğuk ah etme. Dert ara, dert ara, dert ara...” “Abes ilaçlar, derde derman aramak için hile düzerler. Yol kesicidirler, baç diye para almaya kalkışırlar.” “Acı su; içildiği zaman soğuktur, hoş gelir ama susuzluğu kesmez.” “İnsanın düzgün elbisesi bulunmamalı. Çünkü sabırdan kurtuldu mu, derhal baş köşeye sıçrar.” “İnsanın; eli tırnağı olmamalı. Eli, tırnağı oldu mu, ne din düşünür, ne doğruluk”
    “İnsanın; belalar içinde ölmesi daha iyidir. Nefis, nimeti inkar eder, sapıktır.” “Hayat; ölümde ve mihnettedir. Âb-ı hayat; karanlıklar içindedir.” b)Alçak Gönüllü Olmak Alçak gönüllülük; tevazu ile anlatılır. Ahlakın bir parçasıdır. Meyveli dalın başı öne eğik olur denir. Tevazu, ağırbaşlılıktır. Kendini, her şeyi bilir pozisyonunda görmek, halk tabiriyle ukalalık yapmak kimsenin tasvip etmediği bir tutumdur. Alçak gönüllülük; miskinlik değildir. Alçak gönüllü olmak demek; her kötülüğe, her çirkinliğe, her olumsuzluğa; “Evet” demek değildir. Sevgili peygamberimiz; “Bir kötülük gördüğünüz zaman önce elinizle değiştirmeye çalışın. Buna gücünüz yetmezse dilinizle değiştirmeye çalışın, buna da gücünüz yetmezse kalben gidermeye çalışın....” buyurur. Bu; doğru, güzel, ahlaki, ilahi emirlere ters olmayan, insanlara yararlı olan... şeylere onay vermek anlamı taşır. Alçak gönüllülük; kamil insan olmanın bir boyutudur. Mevlana, Mesnevi’de bu konuyu şöyle ele alır:
    “Yusuf’a karşı nazlanma, güzellik iddia etme. Yakupcasına niyaz etmek ve ah eylemekten başka bir şey yapma.” “Baharların tesiriyle taş yeşerir mi? toprak ol ki, renk renk çiçekler bitiresin.” “Yıllarca gönüller yırtan, kalplere elem veren taş oldun. Bir tecrübe et, bir zaman da toprak ol.” “Hangi hoş vardır ki nahoş olmamıştır? Yahut hangi tavan vardır ki yıkılmamış, yere serilmemiştir?” “Ululuk, zehirli bir şaraptır. O şarapla aptal kişi sarhoş olur.” “Onun zehirli olduğuna inanmıyorsan, bak da gör; Âd kavmine o zehir neler etti?” “Kılıç, boynu olanın boynunu keser. Gölge, yerlere döşenmiştir, o hiç yaralanmaz.” “Ululuk; fazla ateştir a azgın! Kendini ateşe nasıl atıyorsun?” “Yerle bir olan, bak hele, oklara hedef olur mu hiç?” “Fakat yerden baş kaldırdı mı, o zaman hedefler gibi çaresiz yaralanır.” ( diğer kısımları başka yazılarımda ele alacağım) ( 24 ŞUBAT 2009)
    Kaızm Öztürk

    Not) Eklenen yazı konu hakkında güzel nasihatlar
    içeriyor bir pay çıkarıp uygulanırsa özel bir çaba
    göstermeye gerek kalmadan toplum içinde itibar ve
    saygınlık kendiliğinden artacaktır.Çünkü bu vasıflara
    sahip Müslüman herkes tarafından sevilir ve sayılır.
    Hayırlarla....


  6. 25.Haziran.2011, 19:47
    3
    Silent and lonely rains
    İnsan olmanın temel amacı; kamil insan olmaktır. Kemali, olgunluğu tercih etmedikten sonra, insan olmak bir kenara, yaşamak bile anlamsız olur. Kamil insan; dünyayı sırtında taşımaz, dünyanın sırtına biner. O, en mütevekkil insandır. Kaza ve kader anlayışının en iyi temsilcisi kamil insandır diyebiliriz. Mevlana; insandan söz ederken asıl olan insan-ı kamil olmayı hedefler. Onun için bazı hususlara dikkat edilmesini ister. O yüce insana göre, kamil insan olmak için şunları yerine getirmelidir: a)Dert ve Sıkıntı Çekmek Bir çocuk ve bir hayvan yavrusu dünyâya gelir gelmez, bütün a’zâları ve his organları çalışmağa başlıyor. Bunların âhenkli, muntazam çalışmalarıyla yaşamağa devâm ediyor. Bu hâl, bütün akıl sâhiplerini, bütün ilim adamlarını hayretde bırakıyor. Bu organları var eden ve böyle çalışdıran sonsuz kuvvet sâhibinin ismi (Allah)’tır.
    Allahın var olduğunu anlamayan kimse yokdur. İnsanların gözünde kuvvet olsaydı, kendisini görürlerdi. Her insana, her iyiliği, her râhatlığı gönderen ve her derdi, her sıkıntıyı gönderen Allahdır. Ni’met gelince şükür, dert gelince, istiğfâr ve sabır etmelidir. Dertler, ni’metin kıymetinin anlaşılmasına sebeb olmaktadır. İstigfârın ve sabrın sevâbı pek çokdur. Dünyadaki dertler, âhırette çok sevâp verilmesine sebep olmaktadır. Dert, çile, sıkıntı... insanı olgunlaştırır. Dert çekmeyenler, hayatın tadını bilemezler. O bakımdan; “Kışın ayağı üşümeyenler, yazın kıymetini bilmez” denir. Peygamberler, sıkıntının en büyüğünü çekmişlerdir. Dertsiz insan, insan olamaz. Mevlana; bu konuyu çok güzel ele almış ve bizlere mesajlar vermiştir. “Maden der ki: “Yiğit beni bağla. Öküz kuyruğundan yapılma kamçı ile başıma, sırtıma vur. Fakat deşeleme. Kamçı yarasından hayat bulayım. Musa’nın öküzü yüzünden dirilen maktul gibi dirileyim.” “Ağrı, sızı ve hastalık hazinedir. Rahmetler ondadır.

    Deri yırtıldı mı iç tazelenir.” “Kardeş, karanlık yere, soğuğa, gama, kırıklığa ve hastalığa sabret.” “Gama yoldaş ol, vahşetle ünsiyet kesbet.ölümünden uzun bir ölüm isteyip durma. “Gam ye de, gam artıranların, seni derde sokanların ekmeğini yeme. Çünkü akıllı adam gam yer, çocuksa şeker...” “Neşe şekeri, gam bahçesinin meyvesidir. Bu ferah yaradır, o gam merhem. “Gamı gördün mü, aşkla kucakla. Şam’a Rübve tepesinden bak!” “Gam, çalışıp çabalayan kimsenin önünde bir aynaya benzer. Bu zıt olan şeyde buna zıt olan şeyi görür, sabırda muradına ulaşmayı, gamda neşeyi seyreder.” “Zahmetten, eziyetten sonra da onun zıddı, yani genişlik, zevk ve neşe yüz gösterir.”
    “Yumruğunu sıktıktan sonra mutlaka açarsın.” “Varılan yerin tatlılığı, lezzetleri, seferde çekilen zahmetlerle ölçülür.” “Ne kadar gurbet çeker, mihnetler, zahmetlere uğrarsan. Şehrinden, akrabandan o derece lezzet alır, zevk bulursun.” “Dertten şikayet etme. Çünkü dert, insanı yokluğa sürüp götüren rahvan .bir attır.” “Acı imtihanı bir rahmet bil. Belh ve Merv ülkelerine sahip olmayı bir gazap say.” “ İbrahim (Hz. İbrahim), telef olmaktan çekinmedi, ateşe atıldı, fakat yanmadı. Bu İbrahim, şereften, saltanattan kaçtı, kendisini ateşe attı.” “Şaşılacak şey, ateş onu yakmadı, bunu yaktı. İstek yolunda böyle tersine nallar vardır...” “Ateşi; gül ve ağaç haline getiren, bunu da zararsız bir hale getirebilir.” “dikenden gül çıkaran, kışı da bahar edebilir.” “Her selviyi hür bir halde sere serpe yücelten, derdi de neşe haline getirir.” “Bedene can verip dirilten, dirilttiğini öldürmezse ziyana mı girer?” “Gama giriftar oldun mu, çeviksen derhal sıçrar, o ümitsizlik deminden kurtulursun.”
    “Mamur yerlerde kuduz köpekler vardır. yücelik ve nur definesi; yıkık yerlerdedir.” “Buz; soğuk rüzgarları, zemheriyi, yaz günlerinde o güç zamanları söyler.” “Lezzet açlıktan gelir, yeni bir yemekten değil. Açlıkla yenen arpa ekmeği, şekerden lezzetlidir.” “dert; eski ilacı yeniler. Dert; her usanmış, bezmiş dalı kırar.” “Eskileri yenileyen kimya derttir. Nerede dert varsa orada usanç ne gezer.” “Kendine gel de, usançtan soğuk soğuk ah etme. Dert ara, dert ara, dert ara...” “Abes ilaçlar, derde derman aramak için hile düzerler. Yol kesicidirler, baç diye para almaya kalkışırlar.” “Acı su; içildiği zaman soğuktur, hoş gelir ama susuzluğu kesmez.” “İnsanın düzgün elbisesi bulunmamalı. Çünkü sabırdan kurtuldu mu, derhal baş köşeye sıçrar.” “İnsanın; eli tırnağı olmamalı. Eli, tırnağı oldu mu, ne din düşünür, ne doğruluk”
    “İnsanın; belalar içinde ölmesi daha iyidir. Nefis, nimeti inkar eder, sapıktır.” “Hayat; ölümde ve mihnettedir. Âb-ı hayat; karanlıklar içindedir.” b)Alçak Gönüllü Olmak Alçak gönüllülük; tevazu ile anlatılır. Ahlakın bir parçasıdır. Meyveli dalın başı öne eğik olur denir. Tevazu, ağırbaşlılıktır. Kendini, her şeyi bilir pozisyonunda görmek, halk tabiriyle ukalalık yapmak kimsenin tasvip etmediği bir tutumdur. Alçak gönüllülük; miskinlik değildir. Alçak gönüllü olmak demek; her kötülüğe, her çirkinliğe, her olumsuzluğa; “Evet” demek değildir. Sevgili peygamberimiz; “Bir kötülük gördüğünüz zaman önce elinizle değiştirmeye çalışın. Buna gücünüz yetmezse dilinizle değiştirmeye çalışın, buna da gücünüz yetmezse kalben gidermeye çalışın....” buyurur. Bu; doğru, güzel, ahlaki, ilahi emirlere ters olmayan, insanlara yararlı olan... şeylere onay vermek anlamı taşır. Alçak gönüllülük; kamil insan olmanın bir boyutudur. Mevlana, Mesnevi’de bu konuyu şöyle ele alır:
    “Yusuf’a karşı nazlanma, güzellik iddia etme. Yakupcasına niyaz etmek ve ah eylemekten başka bir şey yapma.” “Baharların tesiriyle taş yeşerir mi? toprak ol ki, renk renk çiçekler bitiresin.” “Yıllarca gönüller yırtan, kalplere elem veren taş oldun. Bir tecrübe et, bir zaman da toprak ol.” “Hangi hoş vardır ki nahoş olmamıştır? Yahut hangi tavan vardır ki yıkılmamış, yere serilmemiştir?” “Ululuk, zehirli bir şaraptır. O şarapla aptal kişi sarhoş olur.” “Onun zehirli olduğuna inanmıyorsan, bak da gör; Âd kavmine o zehir neler etti?” “Kılıç, boynu olanın boynunu keser. Gölge, yerlere döşenmiştir, o hiç yaralanmaz.” “Ululuk; fazla ateştir a azgın! Kendini ateşe nasıl atıyorsun?” “Yerle bir olan, bak hele, oklara hedef olur mu hiç?” “Fakat yerden baş kaldırdı mı, o zaman hedefler gibi çaresiz yaralanır.” ( diğer kısımları başka yazılarımda ele alacağım) ( 24 ŞUBAT 2009)
    Kaızm Öztürk

    Not) Eklenen yazı konu hakkında güzel nasihatlar
    içeriyor bir pay çıkarıp uygulanırsa özel bir çaba
    göstermeye gerek kalmadan toplum içinde itibar ve
    saygınlık kendiliğinden artacaktır.Çünkü bu vasıflara
    sahip Müslüman herkes tarafından sevilir ve sayılır.
    Hayırlarla....





+ Yorum Gönder