Konusunu Oylayın.: Zina İle İlgili Sorular

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Zina İle İlgili Sorular
  1. 23.Haziran.2011, 05:44
    1
    Misafir

    Zina İle İlgili Sorular






    Zina İle İlgili Sorular Mumsema Zina İle İlgili Sorular


  2. 23.Haziran.2011, 05:44
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 23.Haziran.2011, 07:40
    2
    Muhammed
    الله اكبر

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 16.Haziran.2010
    Üye No: 76755
    Mesaj Sayısı: 7,671
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10
    Yaş: 27
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: Zina İle İlgili Sorular ve cevaplar




    Zina İle İlgili Sorular ve cevapları

    Zina eden birisinin evlenmesi

    Zina işleyen bir şahsın zina işleyen bir başka şahısla izdivacı ? Zina işleyen bir erkeğin bu cürmünü gizleyerek (yahut gizlemeden karşılıklı mutabakat sağlanarak) iffetli bir kadınla evlenmesi? Bu hususlarda detaylı bilgi almak istiyorum.


    Cevabımız
    Değerli Kardeşimiz;
    Nur suresi üçüncü ayet-i kerimede "zina yapan erkek, zina yapan kadınla ya da bir müşrik kadınla evlenir. zina yapan kadın da zina yapan bir erkekle ya da müşrik bir erkekle evlenir." buyurulmuştur. Peki yanlışlıkla bu yola sapmış birisi sonradan tevbe-i nasuh ile tevbe ederse durum ne olur?
    Bu ayet ile ilgili açıklamaları Elmalı Merhumun Tefsirinden şöyle özetleyebiliriz. Önce farklı görüşleri verip, 7. maddede sonucu belirteceğiz:

    1- Bazıları " bu ayette maksat, nikahın hükmünü açıklamak değil, zinanın kötülüğünü açıklamadır. Burada nikah çiftleşme manasındadır ve bu sebepten haramlık ta zinanın haramlığıdır" demişlerse de anlamsızdır. Çünkü Kur'an da nikah, hep akit "nikahlanma" manasına geldiğinden çiftleşme manası verilmesi doğru değildir. Bir de bu manaca ayetin hiçbir fayda ifade etmemiş olacağı gösterilmiştir.

    2- Hz. Aişe (r.a) dan rivayet edilmiştir ki: "Bir erkek bir kadınla zina etse onu nikahlayamaz, bu ayette haramdır. O işe başladığında zina etmiş olur…" Ebu Hayyan tefsirinde: Ashab-ı kiramdan İbn-ü Mesud ve Bera b.Azib (r.anhüma) nin de görüşlerinin böyle olduğu bildirilmiştir.(1) Fakat buna karşılık Hz. Peygamber (sav)den bu konu sorulmuş "Evveli akılsızlık, ahiri nikahtır, haram, helali haramlaştırmaz." (2) buyurduğu nakledilmiştir. Ebu Bekr'i Sıdık, İbnü Ömer, İbnü Abbas ve Cabir'den ve Tavus, Said b. Müseyyeb, Cabir b. Zeyd, Ata, Hasen'den ve dört İmam'dan naklonunan görüşte caiz oluşudur. (3) Ancak Fahrür Razi tefsirinde zikredildiği üzere zina eden erkek ve zina eden kadının iffetli erkek ve iffetli kadın ile ve iffetli erkek ve iffetli kadının, zina eden erkek ve zina eden kadın ile evlenmesinin haram olması, Hz. Aişe ve İbnü Mes'ud gibi Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali'nin de mezhepleridir, (4)deniliyor.

    3- Hasen'in görüşüne göre bu haramlık, belirli zina eden erkek ve zina eden kadın haklarındadır. Had cezası dediğimiz sopa vurulmuş zina eden erkek, ancak zina etmiş bir kadınla evlenebilir, Hz.Ali böylesinin nikahını reddetti diye, rivayet edilmiştir.

    4- Bazıları bu hükmün Medine de İslam'ın başlangıcında gelmiş olup, daha sonra nesh edildiğini söylemişlerdir. Said b. Müseyyeb bu süredeki "Aranızdaki bekarları evlendirin." (Nûr 24/32) ve Nisa süresindeki "Size helal olan kadınlardan nikahlayın." (Nisa 4/3)ayetlerinin umumlarıyla birlikte neshedildiği rivayet edilmiş ve bu görüş yaygınlık kazanmıştır.(5) Mutezilen Cübbai de icma ile nesholunmuştur, demiş. Fakat Fahrür-Razi tefsirinde açıkladığı üzere araştırmacı alimler bu iki görüşün ikisinin de zayıf olduğunu anlatmışlardır. (6) Çünkü neshedenin icma olduğunu söylemek ise, icmanın nasih olmayacağı Fıkıh usülü ilminde sabittir. Bir de Ebu Bekir, Ömer, Ali gibi zatların muhalefetleri bulunan bir konuda icma sahih olamaz. Bu sebepten icma ile nesholunmuştur, demek doğru olmayacağı gibi mensuh olduğuna icma edilmiş demek te doğru değildir. Çünkü açıklandığı üzere aksi sabittir. Gerçi " ve enkihul eyame minkum" ve "fenkihu ma dabe lekum" emirleri geneldir. Fakat bunların da dinen bir engel bulunmayanlara ait olduğunda şüphe yoktur. Bundan dolayı diğer haramlar gibi buradaki haram kılınmanın da engellerden biri olması düşünülebilir.

    (7)
    5- Abdullah b. Ömerden, İbnü Abbastan (r.anhüm) Mücahidden, Said b. Cübeyr'den ve yine Said b. Müseyeb'den gelen rivayetlere göre bu ayetin iniş sebebi şudur: Cahiliye devrinde fahişeleri işleten kirahaneler (Kerhaneler) kerhaneciler vardı. İslam geldiği vakit Medine de bunlardan Ümmü Mehzûl gibi meşhur karılarla, kapıları bayraklı, alametli dokuz kadar kerhane bulunuyordu. Bu karılar, bu kerhaneciler hep müşriklerden idi. İçlerinde servet edinmiş olanları vardı.İslamda zina haram olduğundan bu fahişelerden bazıları, yeni müslüman olmuş olan bazısına nikah teklif temiş ve kabul ederlerse nafakalarını taahhüt etmek istemiş, onlarda fakirlikleri ve ihtiyaç içinde bulunduklarından dolayı Resülullahtan izin istemişler, bunun üzerine bu ayet indirilmiş, o nikahın mü'minlere haram olduğu anlatılmıştır.

    Bundan dolayı bazı tefsirciler bu haramlığın nüzul sebebi olanlara mahsus olduğunu zannetmişlerdir ki, "elif lamlar" ahd için demek olur. Gerçi karine tamam olduğu zaman hüküm, nüzul sebebine tahsis oluna bilir. Fakat burada hüküm, umumi sıfat üzerine gelmiş ve bu suretle haramlığa sebep olanların şahıslarında değil; ötede zinakarlık, beride iman vasıfları arasında zıtlıkta gösterilmiştir. Bu ise tamim, yani umumilik karinesidir. Öyle ki "lam" ahde yorumlansa bile, hükmün kıyas ile genelleştirilmesi zorunlu olacaktır. Bundan dolayı, nüzul sebebine mahsustur, diyenlerin muradı da bu haram kılmanın özellikle kerhane fahişeleri hakkında olduğunu söylemektir.
    Ve bu fahişelerin belirgin özelliği ise zinayı helal kabul etme veya hafife alma demektir ki, küfürdür. İslamiyetin hakimiyeti ile o cahiliyet kalıntısı olan kerhaneler kalkmış ve had cezalarının konulması ve uygulanması İslam topraklarında artı öylelerinin ortaya çıkmasına meydan bırakmamış olduğu müddetçe, bunların nevi şahıslarına münhasır kalmış olmasından dolayı bu, onların şahıslarına mahsus kaldı, diyenler de olmuştur. Bununla beraber:

    6- Tefsircilerin çoğunun açılamasına göre, bu haram kılma, zina edenleri nikahlamaktan müminleri sakındırıp korkutmak için mübalağa içindir. Çünkü diyorlar; zina damgası basılmış fasıkların peşine takılmak caiz değil, mahzurludur. Fasıklara benzemesine, töhmet mevkiinde bulunmasına, hakkında kötü lakırdılar edilmesine ve daha birçok bozgunculuğa sebeptir. Günahkarlar topluluğunda oturmakta bile günahlar işlemeye maruz kalmak tehlikesi ne kadar çoktur! Artık zina eden kadınlar, kahpelerle evlenmek nasıl olur? " Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin" (Nur, 24/32) emrindeki "salah" "iyi olanlar" kaydında da bu manaya dikkat çekilmiştir.Ancak bir mümin, kaçınılması gereken böyle haram bir nikahı -faraza- yapmış olsa o nikah nikah olur mu? Yoksa o da bir zinamı olur?

    7- Şimdi bunu özetlemekle ayetin manasını tesbit edelim: Burada üç kısım vardır: Müşrikler, zinayı helal kabul edip hafife alanlar, bir de böyle olmayanlar.
    BİRİNCİSİ: Herhangi bir mümin erkeğin veya mümin kadının, şirk koşan bir kadın veya şirk koşan bir erkekle nikahı sahih olmaz, kesinlikle haramdır, o bir zina olur.

    İKİNCİSİ: Zina eden erkek ve zina eden kadın, ayetin nuzul sebebi olan kerhaneciler ve sermaye olarak kullandıkları kadınlar gibi zinayı helal gören veya zinayı hafife alan takımdan ise, haramlığı nass ile benimsenmiş olanı helal kabul etme veya hafife alma küfür olduğu için, bunlar müşrik hükmünde olduklarından, nikahları nikah olmaz, kesinlikle haramdır, müşrik nikahı gibidir.Onun için ayette zina eden erkek ve kadın, müşrik erkek ve kadına denk tutulmuş, "Bu müminlere haram kılınmıştır" buyurulmuştur. Ayet bu iki kısmın nikahının haram oluşuna delildir. Ancak gerçekten tövbe etmiş olanlar başkadır.

    ÜÇÜNCÜSÜ: Helal sayma veya hafife alma gibi küfür delili olmayarak zinası tesbit olunmuş, önceden de başından hiç nikah geçmemiş ise, iffet sahibi müminlerin bunları nikahlamaları tahrimen mekruh, fakat nikahları sahih olur. ayetin tahriminin bu kısmı içine aldığı hususunda bir çeşit şüphe vardır. Onun için içtihada yol açmıştır. İşte zikredilen ihtilaf, bu kısım hakkındadır. Yalnız Hz. Aişe ve İbnü Mesud ve Bera b. Azib hiçbirisinde nikahlanmayı uygun bulmamış, bu kısmın haramlığını da diğer iki kısım derecesinde tutmuşlardır.
    Özetle söylemek gerkirse Zinayı helal sayanlar ancak zina eden biriyle evlenmelidir. Zinanın haram olduğunu kabul edip nefsini uyarak zina eden bir müminin zina etmeyen birisiyle evlenmesi helaldir. Ayrıca içten ve samimi yapılan tövbeler inşallah kabul edilir.

    (1)Ebu Hayan a.g.c. VI, 430
    (2) Alûsi a.g.c. XVIII, 88.
    (3) Kurtubi, el-Camiu li Ahkami'l- Kur'an, XII, 169; Süyuti, ed-Durrul-Mansur,VI,126-130.
    (4)Fahrü'r Razi, a.g.c.XXIII, 151.
    (5) Alusi Ruhul Meani IX, 87
    (6) Fahrür Razi a.g.e. XXIII,152
    (7) Suyuti, ed durul Mansur,VI, 128, 130.
    Selam ve dua ile...

    ÜÇÜNCÜSÜ: Helal sayma veya hafife alma gibi küfür delili olmayarak zinası tesbit olunmuş, önceden de başından hiç nikah geçmemiş ise, iffet sahibi müminlerin bunları nikahlamaları tahrimen mekruh, fakat nikahları sahih olur...Denirken " önceden de basından hiç nikah geçmemiş" şartı biraz daha acılabilirmi?(Zinayı helal saymadan vede hafife almaksızın nefsine uayarak buna dahil olmus ve tövbe etmiş Dul bir kadınla sahih nikah edilemiyeceği mi anlamına geliyor?)

    Cevabımız
    Değerli Kardeşimiz;
    Burada kendileriyle evlenmenin haram ya da tahrimen mekruh olduğu kast edilen kadınlar, isteyerek ve meslek edinerek bu işi yapanlar hakkındadır. yoksa, nefsine uyarak zinayı işleyen ve bundan ciddi manada muzdarip olup tevbe edenler ile evlenmek caizdir.

    Özetle söylemek gerkirse Zinayı helal sayanlar ancak zina eden biriyle evlenmelidir. Zinanın haram olduğunu kabul edip nefsini uyarak zina eden bir müminin zina etmeyen birisiyle evlenmesi helaldir. Ayrıca içten ve samimi yapılan tövbeler inşallah kabul edilir.
    Selam ve dua ile...

    Hayata Allah'ım affetsin bizleri maalesef bu hatayı bu ayetin varlığından bi haberken yaptım fakat daha önce danıştığım birisi dini konularda epey araştırma yapmış ve hakikaten dinine sahip birisidir. o bu konuda hocaların fetva vermekten kaçındığı ve tövbe edilse bile kesilen cezayı çekmek zorunda olduğunu söylemişti ben şu an evlilikle burun burunayım ve ayeti duyduğumdan beri korku ve kaygı içindeyim çünkü talip olduğum kişi kurs terbiyesi gömüş dini bilgileri fazlaca olan bir kişi korkum bu izdivaç helal mı olur yoksa haram mı aydınlatırsanız çok müteşekkir kalırım.

    Cevabımız
    Değerli Kardeşimiz;
    Başta da açıklandığı gibi bu konudaki hükümler 7 maddede özetlendi. Özellikle 7. maddeyi tekrar okumanızı rica ederiz.
    Buna göre zinayı haram bilen ve onu hafife almayan bir müslüman zina etse bile, zina etmeyen bir kadınla evlense helal olur.
    Zina meselesinin hükmü İslam Dininde açıktır. Suçunu ikrar eden veya dört şahidi bulunan birisi hakkında karar verilir. Şayet bu insan evli ise recm cezası, yoksa bekar bir insan için verilecek karar recm değildir, yüz değnek sopa vurulur.

    Fakat hem kendisi suçunu açık bir şekilde itiraf etmemiş veya yaptığı bu fiili kimse görüp şikayet etmemiş ise bu insanın yapacağı tek şey günahından dolayı pişmanlık gösterip bir daha yapmamak üzere tövbe etmektir.
    Ayrıca böyle bir suç işleyen kimse suçunu itiraf etse bile şu anda bunun cezasını uygulayacak bir merci yoktur. Geriye iki şey kalıyor. Biri kul hakkıdır. Varsa helalleşmek gerekir. Diğeri de Allah hakkı için tövbe, istiğfar etmek ve bir daha o günaha girmemektir.

    İnsan hem iyilik hem de kötülük yapmaya uygun yaratılmıştır. Onun için zaman zaman isteyerek veya istemeyerek günahlara girebiliyor. Bu konuda Kur’anı Kerim de, “Allah, kendisine şirk koşulmasının dışındaki istediği kimselerin bütün günahlarını bağışlar.(Nisa Süresi,48;116)” buyurarak hangi günah olursa olsun affedebileceğini bildirmektedir.

    Kitaplarımız da canı gönülden yapılan tövbenin Allah tarafından kabul edileceği ifade edilir. Nitekim Allah’u Teala, “Ey iman edenler, nasuh tövbe ile tövbe edin ki Allah da sizin kabahatlerinizi affetsin ve altlarından ırmaklar akan cennetlerine koysun.” (Tahrim Suresi,8) buyurarak yapılan tövbelerin kabul edileceğini beyan eder. Ayette geçen nasuh tövbe ise şöyledir:

    1-Allah’a karşı günah işlediğini bilerek, bu günahtan dolayı Allah’a sığınmak ve pişman olmak.
    2-Bu suçu işlediği için üzülmek, Yaratıcıya karşı böyle bir günah işlediğinden dolayı vicdanen rahatsız olmak.
    3-Bir daha böyle bir suça dönmeyeceğine dair bir karar içerisinde olmak.
    4-Kul hakkını ilgilendiriyorsa onunla helalleşmek.
    Bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuş. Nasuh tövbe şudur:
    -Günahlara pişmanlık.
    -Farz ibadetleri yapmak.
    -Zulüm ve düşmanlık yapmamak.
    -Kırgın ve küskünlerle barışmak.
    -Bir daha o günaha dönmemek üzere karar vermek.
    İnşallah bu şartları yerine getirirsek Allah’ın tövbelerimizi kabul edeceğinden ümitli oluruz.
    Ancak insan her zaman korku ve ümit içerisinde olmalı. Ne ibadetlerimize güvenip övünebiliriz. Ne de günahlarımızdan ümitsizliğe düşebiliriz. Ben çok iyiyim, bu işi hallettim demek ne kadar yanlışsa; ben bittim, beni Allah kabul etmez demek de o kadar yanlıştır. Ayrıca, suçunu anlayıp tövbe edip, Allah’a sığınmak da büyük bir ibadettir.

    Zina eden kimse tövbe etse bağışlanır mı?

    Çok fazla zina yapan bir insan sonra tövbe edip af dilersen doğru yolu bulursa af olunurmu mu?


    Cevabımız
    Değerli Kardeşimiz;
    Zina meselesinin hükmü İslam Dininde açıktır. Suçunu ikrar eden veya dört şahidi bulunan birisi hakkında karar verilir. Şayet bu insan evli ise recm cezası, yoksa bekar bir insan için verilecek karar recm değildir, yüz değnek sopa vurulur.

    Fakat hem kendisi suçunu açık bir şekilde itiraf edip ceza istemeyen veya yaptığı bu fiili kimse görüp şikayet etmemiş ise bu insanın yapacağı tek şey günahından dolayı pişmanlık gösterip bir daha yapmamak üzere tövbe etmektir.
    Ayrıca böyle bir suç işleyen kimse suçunu itiraf etse bile şu anda bunun cezasını uygulayacak bir merci yoktur.Geriye iki şey kalıyor. Biri kul hakkıdır. Varsa helalleşmek gerekir. Diğeri de Allah hakkı için tövbe, istiğfar etmek ve bir daha o günaha girmemektir.

    İnsan hem iyilik hem de kötülük yapmaya uygun yaratılmıştır. Onun için zaman zaman isteyerek veya istemeyerek günahlara girebiliyor. Bu konuda Kur’anı Kerim de, “Allah, kendisine şirk koşulmasının dışındaki istediği kimselerin bütün günahlarını bağışlar.(Nisa Süresi,48;116)” buyurarak hangi günah olursa olsun affedebileceğini bildirmektedir.

    Kitaplarımız da canı gönülden yapılan tövbenin Allah tarafından kabul edileceği ifade edilir. Nitekim Allah’u Teala, “Ey iman edenler, nasuh tövbe ile tövbe edin ki Allah da sizin kabahatlerinizi affetsin ve altlarından ırmaklar akan cennetlerine koysun.” (Tahrim Suresi,8) buyurarak yapılan tövbelerin kabul edileceğini beyan eder. Ayette geçen nasuh tövbe ise şöyledir:

    1-Allah’a karşı günah işlediğini bilerek, bu günahtan dolayı Allah’a sığınmak ve pişman olmak.
    2-Bu suçu işlediği için üzülmek, Yaratıcıya karşı böyle bir günah işlediğinden dolayı vicdanen rahatsız olmak.
    3-Bir daha böyle bir suça dönmeyeceğine dair bir karar içerisinde olmak.
    4-Kul hakkını ilgilendiriyorsa onunla helalleşmek.

    Bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuş. Nasuh tövbe şudur:
    -Günahlara pişmanlık.
    -Farz ibadetleri yapmak.
    -Zulüm ve düşmanlık yapmamak.
    -Kırgın ve küskünlerle barışmak.
    -Bir daha o günaha dönmemek üzere karar vermek.
    İnşallah bu şartları yerine getirirsek Allah’ın tövbelerimizi kabul edeceğinden ümitli oluruz.

    Ancak insan her zaman korku ve ümit içerisinde olmalı. Ne ibadetlerimize güvenip övünebiliriz. Ne de günahlarımızdan ümitsizliğe düşebiliriz. Ben çok iyiyim, bu işi hallettim demek ne kadar yanlışsa; ben bittim, beni Allah kabul etmez demek de o kadar yanlıştır. Ayrıca, suçunu anlayıp tövbe edip, Allah’a sığınmak da büyük bir ibadettir.
    Selam ve dua ile...

    Nişan olunca Allahu teala bizim işlediğimiz günahları affeder mi? Ayrıca evliliğimiz helal olur mu?

    Cevabımız
    Değerli Kardeşimiz;
    Erkek ve kadın zina ettiği kimse ile evlenebilir.
    Nişan nikah değildir. Bu nedenle nikahlanmadan yapılacak kadın erkek ilişkileri haramdır. Ayrıca nikahlanmak bir ibadet olmakla beraber nikahtan önce işlenen günahkları yok etmez. Günahların bağışlanması için gerekli şartlar vardır. Bunları yerine getirmek gerekir.

    Selam ve dua ile...


  4. 23.Haziran.2011, 07:40
    2
    Muhammed - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    الله اكبر



    Zina İle İlgili Sorular ve cevapları

    Zina eden birisinin evlenmesi

    Zina işleyen bir şahsın zina işleyen bir başka şahısla izdivacı ? Zina işleyen bir erkeğin bu cürmünü gizleyerek (yahut gizlemeden karşılıklı mutabakat sağlanarak) iffetli bir kadınla evlenmesi? Bu hususlarda detaylı bilgi almak istiyorum.


    Cevabımız
    Değerli Kardeşimiz;
    Nur suresi üçüncü ayet-i kerimede "zina yapan erkek, zina yapan kadınla ya da bir müşrik kadınla evlenir. zina yapan kadın da zina yapan bir erkekle ya da müşrik bir erkekle evlenir." buyurulmuştur. Peki yanlışlıkla bu yola sapmış birisi sonradan tevbe-i nasuh ile tevbe ederse durum ne olur?
    Bu ayet ile ilgili açıklamaları Elmalı Merhumun Tefsirinden şöyle özetleyebiliriz. Önce farklı görüşleri verip, 7. maddede sonucu belirteceğiz:

    1- Bazıları " bu ayette maksat, nikahın hükmünü açıklamak değil, zinanın kötülüğünü açıklamadır. Burada nikah çiftleşme manasındadır ve bu sebepten haramlık ta zinanın haramlığıdır" demişlerse de anlamsızdır. Çünkü Kur'an da nikah, hep akit "nikahlanma" manasına geldiğinden çiftleşme manası verilmesi doğru değildir. Bir de bu manaca ayetin hiçbir fayda ifade etmemiş olacağı gösterilmiştir.

    2- Hz. Aişe (r.a) dan rivayet edilmiştir ki: "Bir erkek bir kadınla zina etse onu nikahlayamaz, bu ayette haramdır. O işe başladığında zina etmiş olur…" Ebu Hayyan tefsirinde: Ashab-ı kiramdan İbn-ü Mesud ve Bera b.Azib (r.anhüma) nin de görüşlerinin böyle olduğu bildirilmiştir.(1) Fakat buna karşılık Hz. Peygamber (sav)den bu konu sorulmuş "Evveli akılsızlık, ahiri nikahtır, haram, helali haramlaştırmaz." (2) buyurduğu nakledilmiştir. Ebu Bekr'i Sıdık, İbnü Ömer, İbnü Abbas ve Cabir'den ve Tavus, Said b. Müseyyeb, Cabir b. Zeyd, Ata, Hasen'den ve dört İmam'dan naklonunan görüşte caiz oluşudur. (3) Ancak Fahrür Razi tefsirinde zikredildiği üzere zina eden erkek ve zina eden kadının iffetli erkek ve iffetli kadın ile ve iffetli erkek ve iffetli kadının, zina eden erkek ve zina eden kadın ile evlenmesinin haram olması, Hz. Aişe ve İbnü Mes'ud gibi Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Ali'nin de mezhepleridir, (4)deniliyor.

    3- Hasen'in görüşüne göre bu haramlık, belirli zina eden erkek ve zina eden kadın haklarındadır. Had cezası dediğimiz sopa vurulmuş zina eden erkek, ancak zina etmiş bir kadınla evlenebilir, Hz.Ali böylesinin nikahını reddetti diye, rivayet edilmiştir.

    4- Bazıları bu hükmün Medine de İslam'ın başlangıcında gelmiş olup, daha sonra nesh edildiğini söylemişlerdir. Said b. Müseyyeb bu süredeki "Aranızdaki bekarları evlendirin." (Nûr 24/32) ve Nisa süresindeki "Size helal olan kadınlardan nikahlayın." (Nisa 4/3)ayetlerinin umumlarıyla birlikte neshedildiği rivayet edilmiş ve bu görüş yaygınlık kazanmıştır.(5) Mutezilen Cübbai de icma ile nesholunmuştur, demiş. Fakat Fahrür-Razi tefsirinde açıkladığı üzere araştırmacı alimler bu iki görüşün ikisinin de zayıf olduğunu anlatmışlardır. (6) Çünkü neshedenin icma olduğunu söylemek ise, icmanın nasih olmayacağı Fıkıh usülü ilminde sabittir. Bir de Ebu Bekir, Ömer, Ali gibi zatların muhalefetleri bulunan bir konuda icma sahih olamaz. Bu sebepten icma ile nesholunmuştur, demek doğru olmayacağı gibi mensuh olduğuna icma edilmiş demek te doğru değildir. Çünkü açıklandığı üzere aksi sabittir. Gerçi " ve enkihul eyame minkum" ve "fenkihu ma dabe lekum" emirleri geneldir. Fakat bunların da dinen bir engel bulunmayanlara ait olduğunda şüphe yoktur. Bundan dolayı diğer haramlar gibi buradaki haram kılınmanın da engellerden biri olması düşünülebilir.

    (7)
    5- Abdullah b. Ömerden, İbnü Abbastan (r.anhüm) Mücahidden, Said b. Cübeyr'den ve yine Said b. Müseyeb'den gelen rivayetlere göre bu ayetin iniş sebebi şudur: Cahiliye devrinde fahişeleri işleten kirahaneler (Kerhaneler) kerhaneciler vardı. İslam geldiği vakit Medine de bunlardan Ümmü Mehzûl gibi meşhur karılarla, kapıları bayraklı, alametli dokuz kadar kerhane bulunuyordu. Bu karılar, bu kerhaneciler hep müşriklerden idi. İçlerinde servet edinmiş olanları vardı.İslamda zina haram olduğundan bu fahişelerden bazıları, yeni müslüman olmuş olan bazısına nikah teklif temiş ve kabul ederlerse nafakalarını taahhüt etmek istemiş, onlarda fakirlikleri ve ihtiyaç içinde bulunduklarından dolayı Resülullahtan izin istemişler, bunun üzerine bu ayet indirilmiş, o nikahın mü'minlere haram olduğu anlatılmıştır.

    Bundan dolayı bazı tefsirciler bu haramlığın nüzul sebebi olanlara mahsus olduğunu zannetmişlerdir ki, "elif lamlar" ahd için demek olur. Gerçi karine tamam olduğu zaman hüküm, nüzul sebebine tahsis oluna bilir. Fakat burada hüküm, umumi sıfat üzerine gelmiş ve bu suretle haramlığa sebep olanların şahıslarında değil; ötede zinakarlık, beride iman vasıfları arasında zıtlıkta gösterilmiştir. Bu ise tamim, yani umumilik karinesidir. Öyle ki "lam" ahde yorumlansa bile, hükmün kıyas ile genelleştirilmesi zorunlu olacaktır. Bundan dolayı, nüzul sebebine mahsustur, diyenlerin muradı da bu haram kılmanın özellikle kerhane fahişeleri hakkında olduğunu söylemektir.
    Ve bu fahişelerin belirgin özelliği ise zinayı helal kabul etme veya hafife alma demektir ki, küfürdür. İslamiyetin hakimiyeti ile o cahiliyet kalıntısı olan kerhaneler kalkmış ve had cezalarının konulması ve uygulanması İslam topraklarında artı öylelerinin ortaya çıkmasına meydan bırakmamış olduğu müddetçe, bunların nevi şahıslarına münhasır kalmış olmasından dolayı bu, onların şahıslarına mahsus kaldı, diyenler de olmuştur. Bununla beraber:

    6- Tefsircilerin çoğunun açılamasına göre, bu haram kılma, zina edenleri nikahlamaktan müminleri sakındırıp korkutmak için mübalağa içindir. Çünkü diyorlar; zina damgası basılmış fasıkların peşine takılmak caiz değil, mahzurludur. Fasıklara benzemesine, töhmet mevkiinde bulunmasına, hakkında kötü lakırdılar edilmesine ve daha birçok bozgunculuğa sebeptir. Günahkarlar topluluğunda oturmakta bile günahlar işlemeye maruz kalmak tehlikesi ne kadar çoktur! Artık zina eden kadınlar, kahpelerle evlenmek nasıl olur? " Aranızdaki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin" (Nur, 24/32) emrindeki "salah" "iyi olanlar" kaydında da bu manaya dikkat çekilmiştir.Ancak bir mümin, kaçınılması gereken böyle haram bir nikahı -faraza- yapmış olsa o nikah nikah olur mu? Yoksa o da bir zinamı olur?

    7- Şimdi bunu özetlemekle ayetin manasını tesbit edelim: Burada üç kısım vardır: Müşrikler, zinayı helal kabul edip hafife alanlar, bir de böyle olmayanlar.
    BİRİNCİSİ: Herhangi bir mümin erkeğin veya mümin kadının, şirk koşan bir kadın veya şirk koşan bir erkekle nikahı sahih olmaz, kesinlikle haramdır, o bir zina olur.

    İKİNCİSİ: Zina eden erkek ve zina eden kadın, ayetin nuzul sebebi olan kerhaneciler ve sermaye olarak kullandıkları kadınlar gibi zinayı helal gören veya zinayı hafife alan takımdan ise, haramlığı nass ile benimsenmiş olanı helal kabul etme veya hafife alma küfür olduğu için, bunlar müşrik hükmünde olduklarından, nikahları nikah olmaz, kesinlikle haramdır, müşrik nikahı gibidir.Onun için ayette zina eden erkek ve kadın, müşrik erkek ve kadına denk tutulmuş, "Bu müminlere haram kılınmıştır" buyurulmuştur. Ayet bu iki kısmın nikahının haram oluşuna delildir. Ancak gerçekten tövbe etmiş olanlar başkadır.

    ÜÇÜNCÜSÜ: Helal sayma veya hafife alma gibi küfür delili olmayarak zinası tesbit olunmuş, önceden de başından hiç nikah geçmemiş ise, iffet sahibi müminlerin bunları nikahlamaları tahrimen mekruh, fakat nikahları sahih olur. ayetin tahriminin bu kısmı içine aldığı hususunda bir çeşit şüphe vardır. Onun için içtihada yol açmıştır. İşte zikredilen ihtilaf, bu kısım hakkındadır. Yalnız Hz. Aişe ve İbnü Mesud ve Bera b. Azib hiçbirisinde nikahlanmayı uygun bulmamış, bu kısmın haramlığını da diğer iki kısım derecesinde tutmuşlardır.
    Özetle söylemek gerkirse Zinayı helal sayanlar ancak zina eden biriyle evlenmelidir. Zinanın haram olduğunu kabul edip nefsini uyarak zina eden bir müminin zina etmeyen birisiyle evlenmesi helaldir. Ayrıca içten ve samimi yapılan tövbeler inşallah kabul edilir.

    (1)Ebu Hayan a.g.c. VI, 430
    (2) Alûsi a.g.c. XVIII, 88.
    (3) Kurtubi, el-Camiu li Ahkami'l- Kur'an, XII, 169; Süyuti, ed-Durrul-Mansur,VI,126-130.
    (4)Fahrü'r Razi, a.g.c.XXIII, 151.
    (5) Alusi Ruhul Meani IX, 87
    (6) Fahrür Razi a.g.e. XXIII,152
    (7) Suyuti, ed durul Mansur,VI, 128, 130.
    Selam ve dua ile...

    ÜÇÜNCÜSÜ: Helal sayma veya hafife alma gibi küfür delili olmayarak zinası tesbit olunmuş, önceden de başından hiç nikah geçmemiş ise, iffet sahibi müminlerin bunları nikahlamaları tahrimen mekruh, fakat nikahları sahih olur...Denirken " önceden de basından hiç nikah geçmemiş" şartı biraz daha acılabilirmi?(Zinayı helal saymadan vede hafife almaksızın nefsine uayarak buna dahil olmus ve tövbe etmiş Dul bir kadınla sahih nikah edilemiyeceği mi anlamına geliyor?)

    Cevabımız
    Değerli Kardeşimiz;
    Burada kendileriyle evlenmenin haram ya da tahrimen mekruh olduğu kast edilen kadınlar, isteyerek ve meslek edinerek bu işi yapanlar hakkındadır. yoksa, nefsine uyarak zinayı işleyen ve bundan ciddi manada muzdarip olup tevbe edenler ile evlenmek caizdir.

    Özetle söylemek gerkirse Zinayı helal sayanlar ancak zina eden biriyle evlenmelidir. Zinanın haram olduğunu kabul edip nefsini uyarak zina eden bir müminin zina etmeyen birisiyle evlenmesi helaldir. Ayrıca içten ve samimi yapılan tövbeler inşallah kabul edilir.
    Selam ve dua ile...

    Hayata Allah'ım affetsin bizleri maalesef bu hatayı bu ayetin varlığından bi haberken yaptım fakat daha önce danıştığım birisi dini konularda epey araştırma yapmış ve hakikaten dinine sahip birisidir. o bu konuda hocaların fetva vermekten kaçındığı ve tövbe edilse bile kesilen cezayı çekmek zorunda olduğunu söylemişti ben şu an evlilikle burun burunayım ve ayeti duyduğumdan beri korku ve kaygı içindeyim çünkü talip olduğum kişi kurs terbiyesi gömüş dini bilgileri fazlaca olan bir kişi korkum bu izdivaç helal mı olur yoksa haram mı aydınlatırsanız çok müteşekkir kalırım.

    Cevabımız
    Değerli Kardeşimiz;
    Başta da açıklandığı gibi bu konudaki hükümler 7 maddede özetlendi. Özellikle 7. maddeyi tekrar okumanızı rica ederiz.
    Buna göre zinayı haram bilen ve onu hafife almayan bir müslüman zina etse bile, zina etmeyen bir kadınla evlense helal olur.
    Zina meselesinin hükmü İslam Dininde açıktır. Suçunu ikrar eden veya dört şahidi bulunan birisi hakkında karar verilir. Şayet bu insan evli ise recm cezası, yoksa bekar bir insan için verilecek karar recm değildir, yüz değnek sopa vurulur.

    Fakat hem kendisi suçunu açık bir şekilde itiraf etmemiş veya yaptığı bu fiili kimse görüp şikayet etmemiş ise bu insanın yapacağı tek şey günahından dolayı pişmanlık gösterip bir daha yapmamak üzere tövbe etmektir.
    Ayrıca böyle bir suç işleyen kimse suçunu itiraf etse bile şu anda bunun cezasını uygulayacak bir merci yoktur. Geriye iki şey kalıyor. Biri kul hakkıdır. Varsa helalleşmek gerekir. Diğeri de Allah hakkı için tövbe, istiğfar etmek ve bir daha o günaha girmemektir.

    İnsan hem iyilik hem de kötülük yapmaya uygun yaratılmıştır. Onun için zaman zaman isteyerek veya istemeyerek günahlara girebiliyor. Bu konuda Kur’anı Kerim de, “Allah, kendisine şirk koşulmasının dışındaki istediği kimselerin bütün günahlarını bağışlar.(Nisa Süresi,48;116)” buyurarak hangi günah olursa olsun affedebileceğini bildirmektedir.

    Kitaplarımız da canı gönülden yapılan tövbenin Allah tarafından kabul edileceği ifade edilir. Nitekim Allah’u Teala, “Ey iman edenler, nasuh tövbe ile tövbe edin ki Allah da sizin kabahatlerinizi affetsin ve altlarından ırmaklar akan cennetlerine koysun.” (Tahrim Suresi,8) buyurarak yapılan tövbelerin kabul edileceğini beyan eder. Ayette geçen nasuh tövbe ise şöyledir:

    1-Allah’a karşı günah işlediğini bilerek, bu günahtan dolayı Allah’a sığınmak ve pişman olmak.
    2-Bu suçu işlediği için üzülmek, Yaratıcıya karşı böyle bir günah işlediğinden dolayı vicdanen rahatsız olmak.
    3-Bir daha böyle bir suça dönmeyeceğine dair bir karar içerisinde olmak.
    4-Kul hakkını ilgilendiriyorsa onunla helalleşmek.
    Bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuş. Nasuh tövbe şudur:
    -Günahlara pişmanlık.
    -Farz ibadetleri yapmak.
    -Zulüm ve düşmanlık yapmamak.
    -Kırgın ve küskünlerle barışmak.
    -Bir daha o günaha dönmemek üzere karar vermek.
    İnşallah bu şartları yerine getirirsek Allah’ın tövbelerimizi kabul edeceğinden ümitli oluruz.
    Ancak insan her zaman korku ve ümit içerisinde olmalı. Ne ibadetlerimize güvenip övünebiliriz. Ne de günahlarımızdan ümitsizliğe düşebiliriz. Ben çok iyiyim, bu işi hallettim demek ne kadar yanlışsa; ben bittim, beni Allah kabul etmez demek de o kadar yanlıştır. Ayrıca, suçunu anlayıp tövbe edip, Allah’a sığınmak da büyük bir ibadettir.

    Zina eden kimse tövbe etse bağışlanır mı?

    Çok fazla zina yapan bir insan sonra tövbe edip af dilersen doğru yolu bulursa af olunurmu mu?


    Cevabımız
    Değerli Kardeşimiz;
    Zina meselesinin hükmü İslam Dininde açıktır. Suçunu ikrar eden veya dört şahidi bulunan birisi hakkında karar verilir. Şayet bu insan evli ise recm cezası, yoksa bekar bir insan için verilecek karar recm değildir, yüz değnek sopa vurulur.

    Fakat hem kendisi suçunu açık bir şekilde itiraf edip ceza istemeyen veya yaptığı bu fiili kimse görüp şikayet etmemiş ise bu insanın yapacağı tek şey günahından dolayı pişmanlık gösterip bir daha yapmamak üzere tövbe etmektir.
    Ayrıca böyle bir suç işleyen kimse suçunu itiraf etse bile şu anda bunun cezasını uygulayacak bir merci yoktur.Geriye iki şey kalıyor. Biri kul hakkıdır. Varsa helalleşmek gerekir. Diğeri de Allah hakkı için tövbe, istiğfar etmek ve bir daha o günaha girmemektir.

    İnsan hem iyilik hem de kötülük yapmaya uygun yaratılmıştır. Onun için zaman zaman isteyerek veya istemeyerek günahlara girebiliyor. Bu konuda Kur’anı Kerim de, “Allah, kendisine şirk koşulmasının dışındaki istediği kimselerin bütün günahlarını bağışlar.(Nisa Süresi,48;116)” buyurarak hangi günah olursa olsun affedebileceğini bildirmektedir.

    Kitaplarımız da canı gönülden yapılan tövbenin Allah tarafından kabul edileceği ifade edilir. Nitekim Allah’u Teala, “Ey iman edenler, nasuh tövbe ile tövbe edin ki Allah da sizin kabahatlerinizi affetsin ve altlarından ırmaklar akan cennetlerine koysun.” (Tahrim Suresi,8) buyurarak yapılan tövbelerin kabul edileceğini beyan eder. Ayette geçen nasuh tövbe ise şöyledir:

    1-Allah’a karşı günah işlediğini bilerek, bu günahtan dolayı Allah’a sığınmak ve pişman olmak.
    2-Bu suçu işlediği için üzülmek, Yaratıcıya karşı böyle bir günah işlediğinden dolayı vicdanen rahatsız olmak.
    3-Bir daha böyle bir suça dönmeyeceğine dair bir karar içerisinde olmak.
    4-Kul hakkını ilgilendiriyorsa onunla helalleşmek.

    Bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuş. Nasuh tövbe şudur:
    -Günahlara pişmanlık.
    -Farz ibadetleri yapmak.
    -Zulüm ve düşmanlık yapmamak.
    -Kırgın ve küskünlerle barışmak.
    -Bir daha o günaha dönmemek üzere karar vermek.
    İnşallah bu şartları yerine getirirsek Allah’ın tövbelerimizi kabul edeceğinden ümitli oluruz.

    Ancak insan her zaman korku ve ümit içerisinde olmalı. Ne ibadetlerimize güvenip övünebiliriz. Ne de günahlarımızdan ümitsizliğe düşebiliriz. Ben çok iyiyim, bu işi hallettim demek ne kadar yanlışsa; ben bittim, beni Allah kabul etmez demek de o kadar yanlıştır. Ayrıca, suçunu anlayıp tövbe edip, Allah’a sığınmak da büyük bir ibadettir.
    Selam ve dua ile...

    Nişan olunca Allahu teala bizim işlediğimiz günahları affeder mi? Ayrıca evliliğimiz helal olur mu?

    Cevabımız
    Değerli Kardeşimiz;
    Erkek ve kadın zina ettiği kimse ile evlenebilir.
    Nişan nikah değildir. Bu nedenle nikahlanmadan yapılacak kadın erkek ilişkileri haramdır. Ayrıca nikahlanmak bir ibadet olmakla beraber nikahtan önce işlenen günahkları yok etmez. Günahların bağışlanması için gerekli şartlar vardır. Bunları yerine getirmek gerekir.

    Selam ve dua ile...





+ Yorum Gönder