Konusunu Oylayın.: Mescid-i Dırar ve bugünkü münafıklar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mescid-i Dırar ve bugünkü münafıklar
  1. 22.Haziran.2011, 23:28
    1
    Misafir

    Mescid-i Dırar ve bugünkü münafıklar






    Mescid-i Dırar ve bugünkü münafıklar Mumsema Mescid-i Dirar ve bugünkı münafikleri


  2. 22.Haziran.2011, 23:28
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 24.Haziran.2011, 07:51
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Mescid-i Dırar ve bugünkü münafıklar




    Mescid-i dırar demek, zarar veren bir mescid demektir. Kime zarar verecek? Hem Islam cemaatına zarar verecek, hem de böyle bir mescid açanlara ve açmak isteyenlere.


    Islam cemaatına zarar verecek; Çünkü Islam birliğini, müslüman cemaatını bölecek, tefrika çıkaracak ve müslüman topluluğunu parçalayacaktır. Işte bu, müslümanlara ve müslümanlığa vurulacak en büyük bir darbedir ve korkunç bir zarardır. Kendilerine de zarardır. Çünkü kendilerini camii ve cemaatleriyle birlikte cehenneme atmışlardır. Bundan daha büyük bir zarar, korkunç bir azap olur mu? Olmaz!..


    Demek oluyor ki, mescid-i dırar öyle bir mesciddir ki, öyle bir camidir ki, hem dine zarar hem de o cami yapanlara ve açanlara; üstelik oraya gidip namaz kılanlara. Aman Ya Rabb'i! Ne korkunç şey! Cami açacaksınız, o camide namaz kılacaksınız, namaz kıldıracaksınız. Ondan sonra da hep birlikte cehenneme yuvarlanıp gideceksiniz. Bu nasıl olur? Evet, maalesef olmuş, olabiliyor ve olabilecektir...Şöyle ki;


    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Medine'ye gelmiş, Islam güneşi bütün berraklığıyla parlamaya başlamıştı. Bundan gözleri kamaşan Islam düşmanları, savaş meydanlarında mağlup olunca yön değiştirmişler. Ne yapacaklar? Islam maskesini takacaklar, „Biz de müslüman olduk!" diyecekler, müslümanların içine girecekler, müslümanlara şirin görünecekler, müslümanın sarığını saracak, cübbesine bürünecekler; daha da ileri gidip, camiler açacaklar, camilerin bir kısmını oralara çekip, bir taraftan da Islam aleyhindeki oyunlarını oynayacaklar, entrikalarını çevirecekler,münafıklarını yapacaklardı. Öyle de oldu!


    Ebu Amir adındaki bir Islam düşmanı savaş meydanlarında mağlup olduktan sonra Şam'a kaçmıştı. Medine'deki münafıklara haber gönderir ve der ki; „Kuba Mescidi'ne yakın bir yerde yeni bir mescid yapın, Peygamber'i de çağırın, oraya gelip bir namaz kıldı mı, müslümanlar a o mescide gelmeye başlarlar. Ben de oraya gelir imam olurum. Orada toplantımızı yapar, Islam'ı yıkmak için planlarımızı hazırlarız. Kaleyi içinden yıkmaya çalışırız!" der. Islam düşmanından bu tâlimatı alan Medine münafıkları, çok hızlı ve heyecanlı bir çalışma ile kısa zamanda Kuba Mescidi'ne yakın bir yerde bir mescid bina ederler. Peygamber'e gelip bir sefer namaz kılmasını isterlerse de Peygamberimiz(s.a.v.), „Şimdi Tebük seferine gidiyoruz, döndüğümüzde inşaallah olur!" cevabını vermişti. Dönüşünde mealini okuyacağımız ayet-i kerime nazil oldu: „Bir de şunlar var ki, tuttular da bir mescid yaptılar inadına; zarar vermek için, küfür için, mü'minlerin arasına tefrika sokmak için ve bundan evvel Allah ve Peygamber'iyle savaşanlara gözcülük yapıvermek için. Bununla beraber, „Iyi niyyetten başka bir maksadımız yoktur!" diye yemin de edecekler.

    Fakat Allah şahittir ki, bunlar şeksiz şüphesiz yalancıdırlar. O mescidin içinde ebediyyen (gidip) namaz kılma! Daha ilk günden itibaren temeli takva üzerine kurulan (Kuba) mescidi içinde kıyamına (namaz kılmana) devam etmen elbette daha layık ve müstehaktır. Onun içerisinde öyle erler var ki, çok temizlenmeyi severler. Allah da çok temizlenenleri sever. O halde binasını Allah korkusu ve rızası üzerine kurmuş olan mı hayırlıdır, yoksa binasını sel kenarında sarkan bir yarın üzerine kurup da onunla beraber cehenneme yuvarlanan mı? Allah zalimler güruhunu hidayete erdirmez. Onların kurmuş oldukları binaları (mescidleri) bir münafıklık ve ızdırap kaynağı olup kalacak ve bu, kalpleri parçalanıncaya kadar devam edecektir."


    Işte aziz müslümanlar!
    Bu ayet-i kerime'ler bir taraftan mescid-i dırarı, yani münafıkların mescidini anlatırken, bir taraftan da müslümanları çok dikkatli, çok uyanık olmaya çağırmaktadır. Bugün de münafıkların, Islam düşmanlarının bu şekilde bölme, parçalanma hareketleri, korkunç oyunları alabildiğine hüküm sürmekte ve ortalığı kasıp kavurmaktadır. Hem de din ismi altında, cübbe ve sarık kisvesi altında, hem de bir çok cepheden. Biri çıkıp diyor ki, „ Bize Islam devleti ne lazım?!.


    Zaten Islam'da siyaset yoktur. Islam devletinden bahsedilen camiye biz gitmeyiz, ayrı bir cami açar, namazımızı kılar, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayız!" derler ve Islam cemaatından ayrılır gider kendilerine bir mescid açarlar. Işte bu şekilde açılan cami ve mescidler mescid-i dırardır.

    Bir diğeri çıkıyor, „Efendim, hele Islam devletinden söz etmenin zamanı gelmemiştir. Zaten üstadımız hazretleri böyle bir zaman gelmeden siyasetten, devletten, Islam devletinden söz etmeyin diye buyurmuştu!" gibi sözler söylerler ve bu suretle cemaatı uyuturlar. Ama laik düzenin siyasetine gelince, onu yaşatmak için köy be köy dolaşarak siyaset canbazlarına oy kazandırır, küfür düzenini yaşatırlar. Devlete talip çıkan müslümanların camilerine gitmezler, kendilerine ayrı bir cami açarlar. Işte içinde Islam devletinden söz edilmeyen ve bu maksatla açılan cami ve mescidler de birer mescid-i dırardır.


    Bir başkası çıkıyor, „Şimdi zikir devridir, şeyhi-miz, üstadımız bizi siyasetten, Islam devletinden bahsetmekten men etmiştir. Biz Islam da olsa siyasetten bahsedemeyiz. Çekeriz tesbihimizi, yaparız duamızı, kâfirler kahrolur, gider!" derler ve Islam'ın devletine de sahip çıkan gerçek müslümanların camisinden ve cemaatından ayrılırlar, kendilerine bir mescid açarlar. Işte bir mescid-i dırar da bunların açtığı mesciddir!..


    Daha başkaları çıkıyor, „Efendim, Avrupa'da bir takım cahiller çıkmış, Islam devletinden söz ediyorlar. Bu suretle işçilerimizi kandırıp karanlık yollara sürüklüyorlar. Onlar dağıtılacaklardır, dağıtılmalıdırlar!" diyor, hoca kisvesi altında bir takım kimseleri ortalığa salarak mihraba geçiriyor, kürsüye çıkarıyor ve bunlar vasıtasıyla Islam'ı bütünüyle yaşamak isteyen ve devletsiz Islam'ın yaşamayacağına inanan ve bu imanlarından başka suçları olmayan hakiki müslümanların aleyhinde konuşturuyor, bir takım iradesi zayıf adamları da etraflarına çekerek cemaati bölüyor ve kendilerine göre camiler açıyorlar. Işte böylelerinin açtırdıkları camiler de birer mescid-i dırardır.
    Daha bambaşka bir grup ortaya çıkıyor, Islam'ın kılık ve kıyafetine, cübbe ve sarığına bürünüyor;„Bizler en mümtaz hocalarız, bizler de Şeriatçı'yız, bizler var iken başkalarının esamesi mi okunur; cahiller geçmişler işin başına, onlar zaten kötü niyyetli hain herifler, hoca düşmanıdırlar..." gibi delilsiz, mesnedsiz sözler söyler, iftiralar yağdırırlar.Aynı zamanda Islam'ın devletine sahip, Şeriat'ına bağlı Islam çatısını yıkıp cemaatını dağıtamayınca ne yaparlar? Oyuna getirip kandırabildikleri zayıf iradeli kişilerle gidip bir cami açarlar. Işte bunların açtıkları camiler de birer mescid-i dırardır.



  4. 24.Haziran.2011, 07:51
    2
    Editör



    Mescid-i dırar demek, zarar veren bir mescid demektir. Kime zarar verecek? Hem Islam cemaatına zarar verecek, hem de böyle bir mescid açanlara ve açmak isteyenlere.


    Islam cemaatına zarar verecek; Çünkü Islam birliğini, müslüman cemaatını bölecek, tefrika çıkaracak ve müslüman topluluğunu parçalayacaktır. Işte bu, müslümanlara ve müslümanlığa vurulacak en büyük bir darbedir ve korkunç bir zarardır. Kendilerine de zarardır. Çünkü kendilerini camii ve cemaatleriyle birlikte cehenneme atmışlardır. Bundan daha büyük bir zarar, korkunç bir azap olur mu? Olmaz!..


    Demek oluyor ki, mescid-i dırar öyle bir mesciddir ki, öyle bir camidir ki, hem dine zarar hem de o cami yapanlara ve açanlara; üstelik oraya gidip namaz kılanlara. Aman Ya Rabb'i! Ne korkunç şey! Cami açacaksınız, o camide namaz kılacaksınız, namaz kıldıracaksınız. Ondan sonra da hep birlikte cehenneme yuvarlanıp gideceksiniz. Bu nasıl olur? Evet, maalesef olmuş, olabiliyor ve olabilecektir...Şöyle ki;


    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Medine'ye gelmiş, Islam güneşi bütün berraklığıyla parlamaya başlamıştı. Bundan gözleri kamaşan Islam düşmanları, savaş meydanlarında mağlup olunca yön değiştirmişler. Ne yapacaklar? Islam maskesini takacaklar, „Biz de müslüman olduk!" diyecekler, müslümanların içine girecekler, müslümanlara şirin görünecekler, müslümanın sarığını saracak, cübbesine bürünecekler; daha da ileri gidip, camiler açacaklar, camilerin bir kısmını oralara çekip, bir taraftan da Islam aleyhindeki oyunlarını oynayacaklar, entrikalarını çevirecekler,münafıklarını yapacaklardı. Öyle de oldu!


    Ebu Amir adındaki bir Islam düşmanı savaş meydanlarında mağlup olduktan sonra Şam'a kaçmıştı. Medine'deki münafıklara haber gönderir ve der ki; „Kuba Mescidi'ne yakın bir yerde yeni bir mescid yapın, Peygamber'i de çağırın, oraya gelip bir namaz kıldı mı, müslümanlar a o mescide gelmeye başlarlar. Ben de oraya gelir imam olurum. Orada toplantımızı yapar, Islam'ı yıkmak için planlarımızı hazırlarız. Kaleyi içinden yıkmaya çalışırız!" der. Islam düşmanından bu tâlimatı alan Medine münafıkları, çok hızlı ve heyecanlı bir çalışma ile kısa zamanda Kuba Mescidi'ne yakın bir yerde bir mescid bina ederler. Peygamber'e gelip bir sefer namaz kılmasını isterlerse de Peygamberimiz(s.a.v.), „Şimdi Tebük seferine gidiyoruz, döndüğümüzde inşaallah olur!" cevabını vermişti. Dönüşünde mealini okuyacağımız ayet-i kerime nazil oldu: „Bir de şunlar var ki, tuttular da bir mescid yaptılar inadına; zarar vermek için, küfür için, mü'minlerin arasına tefrika sokmak için ve bundan evvel Allah ve Peygamber'iyle savaşanlara gözcülük yapıvermek için. Bununla beraber, „Iyi niyyetten başka bir maksadımız yoktur!" diye yemin de edecekler.

    Fakat Allah şahittir ki, bunlar şeksiz şüphesiz yalancıdırlar. O mescidin içinde ebediyyen (gidip) namaz kılma! Daha ilk günden itibaren temeli takva üzerine kurulan (Kuba) mescidi içinde kıyamına (namaz kılmana) devam etmen elbette daha layık ve müstehaktır. Onun içerisinde öyle erler var ki, çok temizlenmeyi severler. Allah da çok temizlenenleri sever. O halde binasını Allah korkusu ve rızası üzerine kurmuş olan mı hayırlıdır, yoksa binasını sel kenarında sarkan bir yarın üzerine kurup da onunla beraber cehenneme yuvarlanan mı? Allah zalimler güruhunu hidayete erdirmez. Onların kurmuş oldukları binaları (mescidleri) bir münafıklık ve ızdırap kaynağı olup kalacak ve bu, kalpleri parçalanıncaya kadar devam edecektir."


    Işte aziz müslümanlar!
    Bu ayet-i kerime'ler bir taraftan mescid-i dırarı, yani münafıkların mescidini anlatırken, bir taraftan da müslümanları çok dikkatli, çok uyanık olmaya çağırmaktadır. Bugün de münafıkların, Islam düşmanlarının bu şekilde bölme, parçalanma hareketleri, korkunç oyunları alabildiğine hüküm sürmekte ve ortalığı kasıp kavurmaktadır. Hem de din ismi altında, cübbe ve sarık kisvesi altında, hem de bir çok cepheden. Biri çıkıp diyor ki, „ Bize Islam devleti ne lazım?!.


    Zaten Islam'da siyaset yoktur. Islam devletinden bahsedilen camiye biz gitmeyiz, ayrı bir cami açar, namazımızı kılar, kimsenin etlisine sütlüsüne karışmayız!" derler ve Islam cemaatından ayrılır gider kendilerine bir mescid açarlar. Işte bu şekilde açılan cami ve mescidler mescid-i dırardır.

    Bir diğeri çıkıyor, „Efendim, hele Islam devletinden söz etmenin zamanı gelmemiştir. Zaten üstadımız hazretleri böyle bir zaman gelmeden siyasetten, devletten, Islam devletinden söz etmeyin diye buyurmuştu!" gibi sözler söylerler ve bu suretle cemaatı uyuturlar. Ama laik düzenin siyasetine gelince, onu yaşatmak için köy be köy dolaşarak siyaset canbazlarına oy kazandırır, küfür düzenini yaşatırlar. Devlete talip çıkan müslümanların camilerine gitmezler, kendilerine ayrı bir cami açarlar. Işte içinde Islam devletinden söz edilmeyen ve bu maksatla açılan cami ve mescidler de birer mescid-i dırardır.


    Bir başkası çıkıyor, „Şimdi zikir devridir, şeyhi-miz, üstadımız bizi siyasetten, Islam devletinden bahsetmekten men etmiştir. Biz Islam da olsa siyasetten bahsedemeyiz. Çekeriz tesbihimizi, yaparız duamızı, kâfirler kahrolur, gider!" derler ve Islam'ın devletine de sahip çıkan gerçek müslümanların camisinden ve cemaatından ayrılırlar, kendilerine bir mescid açarlar. Işte bir mescid-i dırar da bunların açtığı mesciddir!..


    Daha başkaları çıkıyor, „Efendim, Avrupa'da bir takım cahiller çıkmış, Islam devletinden söz ediyorlar. Bu suretle işçilerimizi kandırıp karanlık yollara sürüklüyorlar. Onlar dağıtılacaklardır, dağıtılmalıdırlar!" diyor, hoca kisvesi altında bir takım kimseleri ortalığa salarak mihraba geçiriyor, kürsüye çıkarıyor ve bunlar vasıtasıyla Islam'ı bütünüyle yaşamak isteyen ve devletsiz Islam'ın yaşamayacağına inanan ve bu imanlarından başka suçları olmayan hakiki müslümanların aleyhinde konuşturuyor, bir takım iradesi zayıf adamları da etraflarına çekerek cemaati bölüyor ve kendilerine göre camiler açıyorlar. Işte böylelerinin açtırdıkları camiler de birer mescid-i dırardır.
    Daha bambaşka bir grup ortaya çıkıyor, Islam'ın kılık ve kıyafetine, cübbe ve sarığına bürünüyor;„Bizler en mümtaz hocalarız, bizler de Şeriatçı'yız, bizler var iken başkalarının esamesi mi okunur; cahiller geçmişler işin başına, onlar zaten kötü niyyetli hain herifler, hoca düşmanıdırlar..." gibi delilsiz, mesnedsiz sözler söyler, iftiralar yağdırırlar.Aynı zamanda Islam'ın devletine sahip, Şeriat'ına bağlı Islam çatısını yıkıp cemaatını dağıtamayınca ne yaparlar? Oyuna getirip kandırabildikleri zayıf iradeli kişilerle gidip bir cami açarlar. Işte bunların açtıkları camiler de birer mescid-i dırardır.



  5. 24.Haziran.2011, 07:51
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Mescid-i Dırar ve bugünkü münafıklar

    Muhterem müslümanlar!
    Bütün bunlar yalancıdırlar, iftiracıdırlar. Bunların söylediklerini gerçek manada ne bir hoca, ne bir üstad ve ne de bir şeyh söyler. Bunlar, hem Islam'a iftira ediyorlar, hem de bu zatlara. Peygamberimiz böyle mi yaptı, sadece zikir ve dua ile mi yetindi? Savaşlara gitmedi mi, Islam Devleti'ni kurmadı mı? Ve Islam'ın devleti olmazsa her şey çorap söküntüsü gibi çözülür gider demedi mi? Keza, âlimler talebeleriyle, şeyhler müridleriyle Islam'ı ve Islam Devleti'ni korumak ve bu yolla Islam'ı yaymak için cepheden cepheye koşmadılar mı?


    Bunlar Şeriatçı da olamazlar, bu sözleri de yalanve iftiradır. Çünkü Şeriatçı olan, Şeriat'ın şiddetle men ettiği bölücülüğü yapamazlar, şeriatçı olan bir Islam cemaatını bölemezler, Allah'tan korkar.
    Bütün bunlar, Islam cemaatını bölmeleriyle, bile-rek veya bilmeyerek Islam'a değil, Islam düş-manlarına hizmet ediyor, onların ekmeğine yağ sürüyor ve nihayet Islam düşmanlarının küfür ve kâfir saltanatlarının devam etmesine çalışıyorlar. Işte bunların açtıkları cami ve mescidler de bu gibi şerirlerin şerlerine âlet olmuş oluyor...


    O halde, çok dikkatli olalım, çok uyanık olalım. Böyle camilere ne yardım edelim ne de gidip oralarda namaz kılalım! Islam bir bütündür; ibadeti de vardır, siyaseti de vardır, devleti de vardır. Bunlar ruhla beden gibi birbirinden ayrılamazlar. Binaenaleyh, Islam'ın devletine sahip çıkın, sahip çıkanlarla beraber olun, Islam düşmanlarının oyununa gelip de mescid-i dırar cemaatından olmayın! Yoksa cahiliyet ölümüyle ölür, o mescidlerle birlikte cehenneme atılırsınız! (Allah korusun!)



  6. 24.Haziran.2011, 07:51
    3
    Editör
    Muhterem müslümanlar!
    Bütün bunlar yalancıdırlar, iftiracıdırlar. Bunların söylediklerini gerçek manada ne bir hoca, ne bir üstad ve ne de bir şeyh söyler. Bunlar, hem Islam'a iftira ediyorlar, hem de bu zatlara. Peygamberimiz böyle mi yaptı, sadece zikir ve dua ile mi yetindi? Savaşlara gitmedi mi, Islam Devleti'ni kurmadı mı? Ve Islam'ın devleti olmazsa her şey çorap söküntüsü gibi çözülür gider demedi mi? Keza, âlimler talebeleriyle, şeyhler müridleriyle Islam'ı ve Islam Devleti'ni korumak ve bu yolla Islam'ı yaymak için cepheden cepheye koşmadılar mı?


    Bunlar Şeriatçı da olamazlar, bu sözleri de yalanve iftiradır. Çünkü Şeriatçı olan, Şeriat'ın şiddetle men ettiği bölücülüğü yapamazlar, şeriatçı olan bir Islam cemaatını bölemezler, Allah'tan korkar.
    Bütün bunlar, Islam cemaatını bölmeleriyle, bile-rek veya bilmeyerek Islam'a değil, Islam düş-manlarına hizmet ediyor, onların ekmeğine yağ sürüyor ve nihayet Islam düşmanlarının küfür ve kâfir saltanatlarının devam etmesine çalışıyorlar. Işte bunların açtıkları cami ve mescidler de bu gibi şerirlerin şerlerine âlet olmuş oluyor...


    O halde, çok dikkatli olalım, çok uyanık olalım. Böyle camilere ne yardım edelim ne de gidip oralarda namaz kılalım! Islam bir bütündür; ibadeti de vardır, siyaseti de vardır, devleti de vardır. Bunlar ruhla beden gibi birbirinden ayrılamazlar. Binaenaleyh, Islam'ın devletine sahip çıkın, sahip çıkanlarla beraber olun, Islam düşmanlarının oyununa gelip de mescid-i dırar cemaatından olmayın! Yoksa cahiliyet ölümüyle ölür, o mescidlerle birlikte cehenneme atılırsınız! (Allah korusun!)






+ Yorum Gönder