Konusunu Oylayın.: Dini Terimler Sözlüğü

5 üzerinden 3.86 | Toplam : 7 kişi
Dini Terimler Sözlüğü
  1. 19.Haziran.2011, 23:45
    1
    Misafir

    Dini Terimler Sözlüğü






    Dini Terimler Sözlüğü Mumsema Dini Terimler Sözlüğü


  2. 19.Haziran.2011, 23:45
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 21.Haziran.2011, 13:01
    2
    Yetim
    Hadimul Müslimin

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 31.Ocak.2007
    Üye No: 9
    Mesaj Sayısı: 1,994
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 22
    Bulunduğu yer: Hadimul Müslimin

    Cevap: Dini Terimler Sözlüğü




    Dini Terimler Sözlüğü için Alttaki linkten ulaşabilirsiniz...

    http://www.diyanet.gov.tr/turkish/ba...lar.asp?harf=a


  4. 21.Haziran.2011, 13:01
    2
    Hadimul Müslimin



    Dini Terimler Sözlüğü için Alttaki linkten ulaşabilirsiniz...

    http://www.diyanet.gov.tr/turkish/ba...lar.asp?harf=a


  5. 13.Aralık.2013, 00:51
    3
    yüzbin
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 07.Şubat.2013
    Üye No: 100000
    Mesaj Sayısı: 252
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 3

    Cevap: Dini Terimler Sözlüğü

    DİNİ TERİMLER SÖZLÜĞÜ


    Abid: İbadetle meşgul olan.

    Akıl-balig: Ergenlik çağına ulaşmış olan.

    Akika: Çocuk nimetine karşılık, Allahü teâlâya şükretmek niyetiyle kesilen hayvan.

    Amel-i kesir: Namazı bozan çok hareket.

    Arefe: Zilhiccenin 9. günü. Kurban bayramından önceki gün. Başka güne arefe denmez.

    Aşere-i mübeşşere: Cennete girecekleri, dünyada iken ismen müjdelenen on Sahabi.

    Ateist: Allahü teâlâya inanmayan, dinsiz.

    Bid'at: Dinde sonradan ortaya çıkan şey.

    Caiz: Yapılmasında mahzur, [sakınca] olmayan şey.

    Dar-ül-Harb: İslam ahkamının tatbik edilmediği yer. Kâfir diyarı. İslam ahkamının tatbik edildiği yere, İslam diyarına Dar-ül-İslam denir.

    Edille-i şeriyye: Dinimiz için esas olan ve bunlara bağlı olan deliller. Edille-i şeriyye dörttür. Bunlar, Kitap [Kur'an-ı kerim], Sünnet, İcma ve Kıyastır.

    Eshab: Peygamber efendimizin mübarek arkadaşları. [Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde hepsinden razı olduğunu ve hepsine Cenneti vaat ettiğini bildirmiştir.]

    Fâsık: Harama önem verdiği halde emir ve yasaklara uymayan günahkâr.

    Feyz: İlahi ihsan, lütuf, manevi nimetler.

    Fıkıh: Dinde yapılması ve yapılmaması gereken işleri bildiren ilim. Bu ilimden kendisine lazım olanları öğrenmek farzdır.

    Fakih: İctihad derecesine varmış âlim.

    Fitne: Bölücülük yapmak, insanları sıkıntıya, belaya düşürmek.

    Fuhş: Çirkin söz ve iş.

    Gayrı müslim: Müslüman olmayan. Daha çok hıristiyan ve yahudilere denir.

    Hacamat: Deriyi keserek kan alma. Sülükle de olabilir.

    Halife: Resulullah efendimizin vekili ve bütün müslümanların reisi veya bir tasavvuf büyüğünün vazifelendirdiği talebesi.

    Halvet: Yabancı bir kadınla bir erkeğin, bir yerde yalnız kalması.

    Hasenat: Güzel işler, iyilikler. Seyyiat ise bunun zıddıdır. Kötülükler, günahlar demektir.

    Hatem-ül-enbiya: Peygamberlerin sonuncusu Muhammed aleyhisselam.

    Hubb-i fillah ve Buğd-i fillah: Allah için sevip Allah için düşmanlık etmek.

    Hurmet-i müsahere: Herhangi bir kadına, şehvetle dokunmakla hasıl olan durum. Bir kadının herhangi bir yerine şehvetle dokunmak, hurmet-i müsahereye sebep olur. Yani o kadının neseb ile ve süt ile olan anası ve kızları ile, o erkeğin evlenmesi haram olur.

    Hüsn-i zan: İyi zan.

    İctihad: Müctehid âlimlerin Kur'an-ı kerim ve hadis-i şeriflerden çıkardıkları hüküm.

    İddet: Boşanan veya kocasının ölümü ile dul kalan kadının başka erkekle evlenebilmesi için beklemesi gereken zaman.

    İhlas: Bütün iş ve ibadetlerini yalnız Allah için yapmak. İhlas sahibine muhlis denir.

    İrtidad: Müslüman iken, İslam dinini terk etme. Terk edene mürted denir.

    Îsâr: Cömertlik, kendine ihtiyacı olmayan şeyleri vermek, îsâr ise, kendine gereken şeyleri vermektir. Yani başkalarını kendine tercih etmektir.

    İskat ve Devir: Ölen müslümanı, namaz oruç gibi borcundan kurtarmak için yapılan iş.

    İstiğfar: Allahü teâlâdan mağfiret, af dilemek.

    İstihare: Bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için, iki rekat namaz kıldıktan sonra, rüya görmek üzere uykuya yatma.

    İstihaza: Adet ve lohusalık dışında gelip oruca, namaza mani olmayan hastalık kanı.

    İtikad: Peygamber efendimizin, Allahü teâlâ tarafından, Peygamber olarak bütün insanlara getirdiği ve bildirdiği hususların hepsini kalben tasdik ederek inanma.

    Kefaret: Yanlışlıkla veya kasten işlenen bir günahın affı için dinin emrettiğini yapma.

    Kelime-i Tevhid: "La ilahe illallah Muhammedün resulullah" sözü.

    Kelime-i Temcid: "La havle vela kuvvete illa billah" sözü.

    Kerahet: İşlenen amelin sevabını gideren şeyler. Buna mekruh da denir.

    Mahrem: Nikah düşmeyen kimse. Namahrem, yabancı, kendisiyle evlenilmesi haram olmayan demektir. Herkese söylenmeyen gizli şeylere de mahrem denir.

    Mahşer: Kıyamette bütün mahlukatın dirildikten sonra hesap için toplanacakları yer.

    Mendub: Yapılması halinde sevap, yapılmazsa günah olmayan şeyler.

    Mubah: Dinimizde yapılması emir olunmayan ve yasak da edilmeyen şeyler.

    Müdahene: Gücü yettiği halde, haram işleyene mani olmamak.

    Müdara: Dini veya dünyayı zarardan kurtarmak için, dünya menfaatinden vermek.

    Mümin: Resul-i Ekremin bildirdiklerinin hepsini beğenip, kalbi ile kabul eden, inanmayıp inkâr edene münkir veya kâfir denir.

    Münafık: İnanmadığı halde, müslümanları aldatmak için, müslüman görünen kimse.

    Riyazet: Nefsin isteklerini yapmamak. Nefsin istemediğini yapmak ise mücahededir.

    Ruhsat: İslamiyet’in meşakkat ve zaruret gibi sebeplere bağlı olarak, ibadetlerde ve diğer işlerde tanıdığı izin ve kolaylık, kolaylık yolu, azimetin zıddı.

    Salih: Ehl-i sünnet itikadında olup genel olarak günah işlemeyen kimse.

    Sapık: İtikad veya ibadetlerde Ehl-i sünnetten ayrılan.

    Su-i zan: kötü zan.

    Sütre: Namaz kılanın önüne diktiği yarım metreden uzun çubuk.

    Tahmid: "Elhamdülillah" sözü.

    Riya: İki yüzlülük, Allah’tan başkası için ibadet etme.

    Nifak: Münafıklık.

    Şikak: Uyuşmazlık.

    Nefs-i emmare: Kötülük yapmak isteyen nefs.

    Rüşdü hidayet : Doğru yolu arayıp bulma.

    İstikamet: Doğru yol.

    Erzel-i ömür: Başkalarına muhtaç olunan sıkıntılı ihtiyarlık dönemi.

    Murat: Seçilmiş kimse.

    Muhlas: Devamlı ihlas sahibi.

    Rükün: Namazın içindeki bir farz.

    Rüku: Namazda, elleri dize koyup yaklaşık 90 derece eğilmek.

    Necaset: Gaita, idrar, kan gibi pislik.

    Teganni: Teganni, ırlamak, sesini hançeresinde tekrarlayıp türlü sesler çıkarmaktır. Yani, musiki perdesine uydurmak için, hareke, harf ve med [uzatmak] eklemek veya çıkarmak suretiyle kelimeleri bozmak demektir.

    Tefekkür: Allah’ın varlığını birliğini ve yarattıklarındaki hikmetleri düşünmek demektir.


  6. 13.Aralık.2013, 00:51
    3
    Devamlı Üye
    DİNİ TERİMLER SÖZLÜĞÜ


    Abid: İbadetle meşgul olan.

    Akıl-balig: Ergenlik çağına ulaşmış olan.

    Akika: Çocuk nimetine karşılık, Allahü teâlâya şükretmek niyetiyle kesilen hayvan.

    Amel-i kesir: Namazı bozan çok hareket.

    Arefe: Zilhiccenin 9. günü. Kurban bayramından önceki gün. Başka güne arefe denmez.

    Aşere-i mübeşşere: Cennete girecekleri, dünyada iken ismen müjdelenen on Sahabi.

    Ateist: Allahü teâlâya inanmayan, dinsiz.

    Bid'at: Dinde sonradan ortaya çıkan şey.

    Caiz: Yapılmasında mahzur, [sakınca] olmayan şey.

    Dar-ül-Harb: İslam ahkamının tatbik edilmediği yer. Kâfir diyarı. İslam ahkamının tatbik edildiği yere, İslam diyarına Dar-ül-İslam denir.

    Edille-i şeriyye: Dinimiz için esas olan ve bunlara bağlı olan deliller. Edille-i şeriyye dörttür. Bunlar, Kitap [Kur'an-ı kerim], Sünnet, İcma ve Kıyastır.

    Eshab: Peygamber efendimizin mübarek arkadaşları. [Allahü teâlâ, Kur’an-ı kerimde hepsinden razı olduğunu ve hepsine Cenneti vaat ettiğini bildirmiştir.]

    Fâsık: Harama önem verdiği halde emir ve yasaklara uymayan günahkâr.

    Feyz: İlahi ihsan, lütuf, manevi nimetler.

    Fıkıh: Dinde yapılması ve yapılmaması gereken işleri bildiren ilim. Bu ilimden kendisine lazım olanları öğrenmek farzdır.

    Fakih: İctihad derecesine varmış âlim.

    Fitne: Bölücülük yapmak, insanları sıkıntıya, belaya düşürmek.

    Fuhş: Çirkin söz ve iş.

    Gayrı müslim: Müslüman olmayan. Daha çok hıristiyan ve yahudilere denir.

    Hacamat: Deriyi keserek kan alma. Sülükle de olabilir.

    Halife: Resulullah efendimizin vekili ve bütün müslümanların reisi veya bir tasavvuf büyüğünün vazifelendirdiği talebesi.

    Halvet: Yabancı bir kadınla bir erkeğin, bir yerde yalnız kalması.

    Hasenat: Güzel işler, iyilikler. Seyyiat ise bunun zıddıdır. Kötülükler, günahlar demektir.

    Hatem-ül-enbiya: Peygamberlerin sonuncusu Muhammed aleyhisselam.

    Hubb-i fillah ve Buğd-i fillah: Allah için sevip Allah için düşmanlık etmek.

    Hurmet-i müsahere: Herhangi bir kadına, şehvetle dokunmakla hasıl olan durum. Bir kadının herhangi bir yerine şehvetle dokunmak, hurmet-i müsahereye sebep olur. Yani o kadının neseb ile ve süt ile olan anası ve kızları ile, o erkeğin evlenmesi haram olur.

    Hüsn-i zan: İyi zan.

    İctihad: Müctehid âlimlerin Kur'an-ı kerim ve hadis-i şeriflerden çıkardıkları hüküm.

    İddet: Boşanan veya kocasının ölümü ile dul kalan kadının başka erkekle evlenebilmesi için beklemesi gereken zaman.

    İhlas: Bütün iş ve ibadetlerini yalnız Allah için yapmak. İhlas sahibine muhlis denir.

    İrtidad: Müslüman iken, İslam dinini terk etme. Terk edene mürted denir.

    Îsâr: Cömertlik, kendine ihtiyacı olmayan şeyleri vermek, îsâr ise, kendine gereken şeyleri vermektir. Yani başkalarını kendine tercih etmektir.

    İskat ve Devir: Ölen müslümanı, namaz oruç gibi borcundan kurtarmak için yapılan iş.

    İstiğfar: Allahü teâlâdan mağfiret, af dilemek.

    İstihare: Bir işin hayırlı olup olmayacağını anlamak için, iki rekat namaz kıldıktan sonra, rüya görmek üzere uykuya yatma.

    İstihaza: Adet ve lohusalık dışında gelip oruca, namaza mani olmayan hastalık kanı.

    İtikad: Peygamber efendimizin, Allahü teâlâ tarafından, Peygamber olarak bütün insanlara getirdiği ve bildirdiği hususların hepsini kalben tasdik ederek inanma.

    Kefaret: Yanlışlıkla veya kasten işlenen bir günahın affı için dinin emrettiğini yapma.

    Kelime-i Tevhid: "La ilahe illallah Muhammedün resulullah" sözü.

    Kelime-i Temcid: "La havle vela kuvvete illa billah" sözü.

    Kerahet: İşlenen amelin sevabını gideren şeyler. Buna mekruh da denir.

    Mahrem: Nikah düşmeyen kimse. Namahrem, yabancı, kendisiyle evlenilmesi haram olmayan demektir. Herkese söylenmeyen gizli şeylere de mahrem denir.

    Mahşer: Kıyamette bütün mahlukatın dirildikten sonra hesap için toplanacakları yer.

    Mendub: Yapılması halinde sevap, yapılmazsa günah olmayan şeyler.

    Mubah: Dinimizde yapılması emir olunmayan ve yasak da edilmeyen şeyler.

    Müdahene: Gücü yettiği halde, haram işleyene mani olmamak.

    Müdara: Dini veya dünyayı zarardan kurtarmak için, dünya menfaatinden vermek.

    Mümin: Resul-i Ekremin bildirdiklerinin hepsini beğenip, kalbi ile kabul eden, inanmayıp inkâr edene münkir veya kâfir denir.

    Münafık: İnanmadığı halde, müslümanları aldatmak için, müslüman görünen kimse.

    Riyazet: Nefsin isteklerini yapmamak. Nefsin istemediğini yapmak ise mücahededir.

    Ruhsat: İslamiyet’in meşakkat ve zaruret gibi sebeplere bağlı olarak, ibadetlerde ve diğer işlerde tanıdığı izin ve kolaylık, kolaylık yolu, azimetin zıddı.

    Salih: Ehl-i sünnet itikadında olup genel olarak günah işlemeyen kimse.

    Sapık: İtikad veya ibadetlerde Ehl-i sünnetten ayrılan.

    Su-i zan: kötü zan.

    Sütre: Namaz kılanın önüne diktiği yarım metreden uzun çubuk.

    Tahmid: "Elhamdülillah" sözü.

    Riya: İki yüzlülük, Allah’tan başkası için ibadet etme.

    Nifak: Münafıklık.

    Şikak: Uyuşmazlık.

    Nefs-i emmare: Kötülük yapmak isteyen nefs.

    Rüşdü hidayet : Doğru yolu arayıp bulma.

    İstikamet: Doğru yol.

    Erzel-i ömür: Başkalarına muhtaç olunan sıkıntılı ihtiyarlık dönemi.

    Murat: Seçilmiş kimse.

    Muhlas: Devamlı ihlas sahibi.

    Rükün: Namazın içindeki bir farz.

    Rüku: Namazda, elleri dize koyup yaklaşık 90 derece eğilmek.

    Necaset: Gaita, idrar, kan gibi pislik.

    Teganni: Teganni, ırlamak, sesini hançeresinde tekrarlayıp türlü sesler çıkarmaktır. Yani, musiki perdesine uydurmak için, hareke, harf ve med [uzatmak] eklemek veya çıkarmak suretiyle kelimeleri bozmak demektir.

    Tefekkür: Allah’ın varlığını birliğini ve yarattıklarındaki hikmetleri düşünmek demektir.





+ Yorum Gönder