Konusunu Oylayın.: Dini kısa hikayeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Dini kısa hikayeler
  1. 19.Haziran.2011, 23:37
    1
    Misafir

    Dini kısa hikayeler

  2. 20.Haziran.2011, 00:12
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: dini kısa hikayeler




    "HIZIRA SÖYLE" konusundaki hikaye

    Bediüzzaman Saidi Nursi Emirdağ veya Afyon hapishanesi'nde yatarken, bir gece Konya'nın Ladik kasabasına Ahmed Ağa'nın yanına geldi. Ahmed Ağa'nın yanında o anda sadece oğlu Zekeriya vardı.

    Bediüzzaman tayy-i mekan ederek gelmişti. Ahmed Ağa'nın odasının eşiğinde, ellerindeki kelepçeyi ve ayaklarındaki zincirleri çözdü, içeri girdi:

    -Bu çıksın, dedi,
    Zekeriya'dan ötürü, konuşacaklarım var...

    Ahmed Ağa:

    -Mahzuru yok kardeşim, yabancımız değildir, oda duysun .., dedi.

    Bediüzzaman:

    -Ahmed Ağa, üstada Hızıra söyle, tahammülüm kalmadı, dedi.

    Ahmed Ağa:

    -Olur, söyleyelim kardeşim Said, dedi.

    Bediüzzaman tekrar anında kelepçeyi ellerine zincirleri ayaklarına takarak geri döndü.

    Bir müddet sonra aynı şekilde Bediüzzaman yine geldi ve:

    -Söyledin mi Ahmed Ağa?... Ne oldu netice? diye sordu.

    Ahmed Ağa:

    - Söyledim kardeşim Said, söyledim, dedi.

    Bediüzzaman:

    -Ne dedi Üstad? diye sordu.

    Ahmed Ağa:

    -Sabretmeni söyledi, dedi.

    Bediüzzaman bu cevabı alınca, bu defa kapıdan değil, pencereden çıkıp gitti. Yine elleri kelepçeli, ayakları zincirli idi.

    Şimdi söyle bir sorulsa, hem tayy-i mekan edebiliyor, hapishaneye girip çıkabiliyor, kelepçelerini çözüp takıyor. Hemde hapishaneden çıkmak için Hazreti Hızır'dan yardım istiyor... Bu nasıl oluyor diye bir soru akla gelebilir.

    Evliyalar bu güce sahiptirler. o kuvvet ve o tasarruf ellerinde var ama, izin almadan kullanamazlar. İşte Bediüzzamanda o tasarruf kendisinde olduğu halde üstadı Hızır'dan izin almadan kullanamamıştır.

    Misafir Rızkıyla Beraber Gelir

    Misafirperver bir sahabi vardı. Hanımı ise her gün kocasının yanında birkaç misafirle gelmesine tahammül edemez ve kocasına:

    -Sen her gün birkaç misafirle geliyorsun, gelen misafirler, çocuklarımızın rızıklarını yiyorlar, der.

    Kocası, aldırış etmez eve gelirken her gün yanında birkaç misafir getirmekte devam eder. Kadın sahabi dayanamayıp, gider durumu Resûlullah'a::

    -Ya resûlallah! Kocam her akşam eve birkaç misafir getiriyor, böylece de kocamın kazandıkları hep misafirlere gidiyor. Bir gün hastalanıverse, açlıktan ölmekten korkarım, der..

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kadının kocasını, huzuruna çağırtır, durumu birde ondan dinler. Sahabi:

    -Ben misafirsiz edemem! Soframda misafir olması, bana neş'e ve bereket veriyor, der.

    Bu sefer Peygamberimiz (s.a.v.) kadına, bundan sonra fazla değil, bir misafire razı olup olmadığını sordu. Kadın buna da razı olmayarak:

    -Ben çocuklarımın rızkını başkalarının yemesine rıza gösteremem, der.

    Adam hiç olmazsa bir misafirde ısrar edince; kadın boşanmaktansa, bir misafire razı olur. Fakat o akşam üzeri beyinin, yine eve iki misafirle geldiğini gördü. Kadın sinirlenmişti, içi rahat değildi. Yemek hazırlamak için mutfağa girdi, üç kişilik yemek hazırlayıp tepsiyi kocasına verdi. Biraz sonra da, misafirlerden birinin çıkıp gittiğini gördü. Hazırlanan yemeklerden biri yenmemişti.

    Kadın kocasına:

    -Misafirin biri niçin yemek yemeden çıkıp gitti? diye sorar.

    Adam, ikinci misafirin farkında değildir:

    -Sen hangi misafirden bahsediyorsun. Ben bir misafirle geldim, o da içerde işte, diye cevap verdi.

    Kadın çok iyi görmüştü. Misafirin birisi yemek yemeden çıkmıştı.

    Bu münakaşanın içinden çıkamayacaklarını anlayan karı-koca, hemen Efendimiz Hazretlerine müracaata gittiler ve durumu anlattılar...

    Onları dinleyen Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

    -Evet! Eve iki misafir gelmişti. Fakat bunlardan birisi hakiki insan değil, insan sûretine giren rızıktı. Allah (c.c.) hanımını akıllandırmak için rızkı insan kılığına sokmuştu. Hanımın ise, yine misafirler için bir miktar rızkı gözden çıkarıp hazırladı, ama o rızık, eksilmedi.

    Şunu iyi bilesiniz ki, her misafir kendi rızkı ile gelir. Ve kimse, kimsenin rızkını yiyemez, eksiltemez... Hatta misafir, bir evin bereketini artırır ve o evin rızkında artma olur, buyurdular. Tabiî ki kadın, bu hadiseden sonra itiraz edecek durumda değildi.



  3. 20.Haziran.2011, 00:12
    2
    Özel Üye



    "HIZIRA SÖYLE" konusundaki hikaye

    Bediüzzaman Saidi Nursi Emirdağ veya Afyon hapishanesi'nde yatarken, bir gece Konya'nın Ladik kasabasına Ahmed Ağa'nın yanına geldi. Ahmed Ağa'nın yanında o anda sadece oğlu Zekeriya vardı.

    Bediüzzaman tayy-i mekan ederek gelmişti. Ahmed Ağa'nın odasının eşiğinde, ellerindeki kelepçeyi ve ayaklarındaki zincirleri çözdü, içeri girdi:

    -Bu çıksın, dedi,
    Zekeriya'dan ötürü, konuşacaklarım var...

    Ahmed Ağa:

    -Mahzuru yok kardeşim, yabancımız değildir, oda duysun .., dedi.

    Bediüzzaman:

    -Ahmed Ağa, üstada Hızıra söyle, tahammülüm kalmadı, dedi.

    Ahmed Ağa:

    -Olur, söyleyelim kardeşim Said, dedi.

    Bediüzzaman tekrar anında kelepçeyi ellerine zincirleri ayaklarına takarak geri döndü.

    Bir müddet sonra aynı şekilde Bediüzzaman yine geldi ve:

    -Söyledin mi Ahmed Ağa?... Ne oldu netice? diye sordu.

    Ahmed Ağa:

    - Söyledim kardeşim Said, söyledim, dedi.

    Bediüzzaman:

    -Ne dedi Üstad? diye sordu.

    Ahmed Ağa:

    -Sabretmeni söyledi, dedi.

    Bediüzzaman bu cevabı alınca, bu defa kapıdan değil, pencereden çıkıp gitti. Yine elleri kelepçeli, ayakları zincirli idi.

    Şimdi söyle bir sorulsa, hem tayy-i mekan edebiliyor, hapishaneye girip çıkabiliyor, kelepçelerini çözüp takıyor. Hemde hapishaneden çıkmak için Hazreti Hızır'dan yardım istiyor... Bu nasıl oluyor diye bir soru akla gelebilir.

    Evliyalar bu güce sahiptirler. o kuvvet ve o tasarruf ellerinde var ama, izin almadan kullanamazlar. İşte Bediüzzamanda o tasarruf kendisinde olduğu halde üstadı Hızır'dan izin almadan kullanamamıştır.

    Misafir Rızkıyla Beraber Gelir

    Misafirperver bir sahabi vardı. Hanımı ise her gün kocasının yanında birkaç misafirle gelmesine tahammül edemez ve kocasına:

    -Sen her gün birkaç misafirle geliyorsun, gelen misafirler, çocuklarımızın rızıklarını yiyorlar, der.

    Kocası, aldırış etmez eve gelirken her gün yanında birkaç misafir getirmekte devam eder. Kadın sahabi dayanamayıp, gider durumu Resûlullah'a::

    -Ya resûlallah! Kocam her akşam eve birkaç misafir getiriyor, böylece de kocamın kazandıkları hep misafirlere gidiyor. Bir gün hastalanıverse, açlıktan ölmekten korkarım, der..

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) kadının kocasını, huzuruna çağırtır, durumu birde ondan dinler. Sahabi:

    -Ben misafirsiz edemem! Soframda misafir olması, bana neş'e ve bereket veriyor, der.

    Bu sefer Peygamberimiz (s.a.v.) kadına, bundan sonra fazla değil, bir misafire razı olup olmadığını sordu. Kadın buna da razı olmayarak:

    -Ben çocuklarımın rızkını başkalarının yemesine rıza gösteremem, der.

    Adam hiç olmazsa bir misafirde ısrar edince; kadın boşanmaktansa, bir misafire razı olur. Fakat o akşam üzeri beyinin, yine eve iki misafirle geldiğini gördü. Kadın sinirlenmişti, içi rahat değildi. Yemek hazırlamak için mutfağa girdi, üç kişilik yemek hazırlayıp tepsiyi kocasına verdi. Biraz sonra da, misafirlerden birinin çıkıp gittiğini gördü. Hazırlanan yemeklerden biri yenmemişti.

    Kadın kocasına:

    -Misafirin biri niçin yemek yemeden çıkıp gitti? diye sorar.

    Adam, ikinci misafirin farkında değildir:

    -Sen hangi misafirden bahsediyorsun. Ben bir misafirle geldim, o da içerde işte, diye cevap verdi.

    Kadın çok iyi görmüştü. Misafirin birisi yemek yemeden çıkmıştı.

    Bu münakaşanın içinden çıkamayacaklarını anlayan karı-koca, hemen Efendimiz Hazretlerine müracaata gittiler ve durumu anlattılar...

    Onları dinleyen Peygamber Efendimiz şöyle buyurdu:

    -Evet! Eve iki misafir gelmişti. Fakat bunlardan birisi hakiki insan değil, insan sûretine giren rızıktı. Allah (c.c.) hanımını akıllandırmak için rızkı insan kılığına sokmuştu. Hanımın ise, yine misafirler için bir miktar rızkı gözden çıkarıp hazırladı, ama o rızık, eksilmedi.

    Şunu iyi bilesiniz ki, her misafir kendi rızkı ile gelir. Ve kimse, kimsenin rızkını yiyemez, eksiltemez... Hatta misafir, bir evin bereketini artırır ve o evin rızkında artma olur, buyurdular. Tabiî ki kadın, bu hadiseden sonra itiraz edecek durumda değildi.



  4. 16.Ocak.2014, 22:46
    3
    Misafir

    Cevap: dini kısa hikayeler

    Güzel bir hikaye paylaşım için teşekkürler


  5. 16.Ocak.2014, 22:46
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Güzel bir hikaye paylaşım için teşekkürler





+ Yorum Gönder