Konusunu Oylayın.: Sadaka ile ilgili menkıbeler

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Sadaka ile ilgili menkıbeler
  1. 19.Haziran.2011, 23:01
    1
    Misafir

    Sadaka ile ilgili menkıbeler






    Sadaka ile ilgili menkıbeler Mumsema sadaka ile ilgili menkıbeler


  2. 19.Haziran.2011, 23:01
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 19.Haziran.2011, 23:42
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: sadaka ile ilgili menkıbeler




    Bir annenin evlenecek kızına nasihati
    İslâm Kadın Alimelerinden Ve Ahlakcılarından Ümame, Kızına izdivaç Yapacağı Zaman Şöyle Nasihatte Bulunmuştur:- Bak yavrum! Öğüt vermek, yani bir insana hayırlı yolu göstermek, eğer o kimsenin edebli ve terbiyeli olması ile veya büyük adam evladından olarak herkesin yanında makbul ve haysiyetli bulunmasıyla terkedilmiş olaydı, ben de sana nasihat etmeye ihtiyaç görmezdim; lakin, öyle olmayıp nasihat, bilenin tekrar hatırına gelmesine, bilmeyenin de yeniden öğrenip, bilgi sahibi olmasına sebeb olacağından herkes hakkında faydalı ve lüzumludur.
    Kızım! Bir kız ana ve babasının zenginliği halinde kocaya varmayacak olsaydı, sen asla kocaya varmaya muhtaç olmazdın. lakin öyle değil, erkekler bizim için yaratıldığı gibi, biz de onlar için yaratılmışızdır.
    Kızım! Sen artık büyüyüp, yetişmiş olduğun yerden, gezip yürüdüğün yuvadan çıkıp bilmediğin bir yuvaya girecek ve şimdiye kadar konuşup, görüşmediğin bir hayat arkadaşı ile karşılaşacaksın! Sen ona tam bir sadakat göster ki, o da sana olanca sevgisiyle bağlansın. Şimdi, sana on tane nasihat vereceğim. Bunları iyice aklında tutar, sırası geldikçe aynen takbik edersen, güzelce geçinirsiniz, aranız asla bozulmaz.
    BİRİNCİSİ: Haline razı ol! Yani, kocan yenilecek ve giyileceğe dair her ne alır, getirirse kabul et. Zira, kalb rahatlığının ilk yolu kanaattir.
    İKİNCİSİ: Dinlediğin sözlerine itaat ederek konuş, itiraz ve isyan ederek hürmet ve itaatte kusur etme. Anlaşma ve itaat ile yapılan sohbetlerden Allahü Teala razı olur.
    ÜÇÜNCÜSÜ: Efendinin göreceği yerlere dikkat ve ehemmiyet ver, sakın çirkin bir şey gözüne çarpmasın.
    DÖRDÜNCÜSÜ: Kokusu olabilecek yerleri kolla, daima güzel kokulu durmasını temin et, burnuna kötü koku gitmesin. Şunu unutma ki, güzellik ve temizlik getiren nesnelerin en iyisi ve alası su'dur.
    BEŞİNCİSİ: Yemek saatini iyi tesbit et, istediği anda hemen hazır bulundur.
    ALTINCISI: Uyuyacağı vakti geciktirme. Adeti ne zamansa o zamanda yemeğini ve yatağını hazırla. Zira açlık insanı huysuzlandırdığı gibi, uykusuzluk da asîleştirir, geçiminizin bozulmasına sebeb olur.
    YEDİNCİSİ: Mal ve eşyasını muhafaza etmekte titizlik göster. Çünkü mal muhafaza etmek, işbilmekten doğar.
    SEKİZİNCİSİ: Akraba ve yakınlarına hürmette kusur etme. Kocanın hısım-akrabasına hürmet etmek de iyi idare ve tedbirli olmaktan ileri gelir.
    DOKUZUNCUSU: Efendinin, haberdar olduğun sırlarını sakın kimseye duyurma, Eğer duyuracak olursan itimadını kaybeder, sen de ondan emin olamazsın.
    ONUNCUSU: Dine muhalif olmayan isteklerini yerine getirmekte ihmal gösterme. Emirlerini yerine getirmekte ihmal gösterirsen, darıltıp, kendine düşman etmekten başka bir şey kazanamazsın. O kederli olduğu zaman, sen neş'eli olmaktan, o neş'eli olduğu vakit sen hüzünlü görünmekten çekin! Zira onun üzüntülü zamanında senin neş'eli görünmen, neş'eli zamanında da kederli bulunman onu sevmemenin, hislerine dertlerine ortak olmamanın delilidir. Bu hal ise, sizi birbirinizden ayırmaya kadar götüren bozuk bir davranıştır. Sen eşinin dertlerine ve düşüncelerine ne kadar ortak olur, alaka gösterirsen, ondan da o kadar alaka görür, sevgisini kazanırsın.
    Şunu bil ki, bu nasihatlarımı yerine getirip, söylediğim gibi hareket edebilmen için isteklerine, efendinin isteklerini tercih etmen gerekmektedir. Onun isteklerini nefsinin isteklerine tercih edebilirsen söylediklerimi kolayca yapabilirsin." (İzahlı Kadın ilmihali, A.Uysal,M.Uysal, Konya, Uysal Y. S.499)

    Biri bizi gözetliyor!
    Dünya binlerce senedir içindeki canlıları sürekli doldurup boşaltarak ilerleyen büyük bir ulaşım aracı gibi.Milyarlarca insan ve onların sıra dışı hikayeleri acıları ve sevinçleri ile yaşanıp ortadan kaybolup gidiyor mu?Hayır. Dinimizin bize öğrettiği en önemli şey, bu dünyada yaptığımız her şeyin Hafaza melekleri tarafından amel defterimize sürekli kaydedilmekte olduğudur.
    Kısacık dünya hayatımızı ve yaşadıklarımızı, alelacele gerçekleştirdiğimiz bir market alış verişine benzetebiliriz. Her tarafta kameralar doludur. Her yapılan hareket kumanda odasından izlenmektedir. Her ürünün üzerindeki özel barkod eğer o ürün ücreti ödenmeden dışarı çıkarılmaya çalışılırsa kapıda sahibini fena halde mahcup edebilmektedir.
    Herkes özellikle büyük şehirlerde mutlaka karlaşmıştır. Çıkıştaki özel elektronik kapıdan çıkan sinir bozucu sesi market güvenlik elemanlarının rahatsız edici telaşlı koşuşturmaları izler ve hedefteki müşteri kibarca kenarı alınır. ‘’Hey Alla, çocuk koymuş!’’ ifadeleri çoğu kez haklı olsa da o an yaşanan ‘’yer yarılsa da içine girsem’’ duygusu sahibini haftalarca meşgul edecek kötülüktedir.
    İşte bunun gibi, on nefesimizde Cenab-ı Hakk’ın varlığı ve birliğine olan şahadetimizi yaptıktan sonra esas dünyaya geçiş yapacağız. Milyarlar, trilyonlarla sene ile bile ifade edilmeyecek olan ‘ebedi’ hayat için 60-80 senelik bu dünya hayatı gerçekten de ‘İki taşın arasında yapılmış bir alış verişten ’ farklı değil mi?
    Efendimiz de zaten dünya hayatının mealen ‘bir kervanın ağacın altında yaptığı kısa dinlenme kadar’ olduğunu ifade ediyor.İnsanın biri sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki kaydedici melek (Hafaza melekleri) onun yaptıklarını alıp kaydetmektedir. (Kâf 17) Hemen bir sonraki ayette ise ‘İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında yaptıklarını gözetleye ve kaydeden hazır bir melek bulunmasın’ denmektedir.
    Günah işlerkenki umursamazlığımızı kırmak için Kur’an bizi şöyle uyarıyor: ‘’Siz günahları işlerken kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınıyordunuz.’’(Fussilet 22) Peki, Ahirette bu pişmanlık duygusunu yaşamamak için neler yapmamız gerekiyor?
    Tek çare elimizden geldiğince Cenab-ı Hakk’ın huzurunda olduğumuzu unutmamak, eğer bir günah işlemişsek hemen samimi olarak tövbe etmektir.Bir tatlı sözün, bir sadakanın, her vakit için alacağımız taze abdestin küçük günahları sileceğini unutmamalıyız.
    Yoksa ahirette bizi kim kurtarabilir ki?Ayette ne diyor: ‘’O gün, biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.’’(Yasin 65)



  4. 19.Haziran.2011, 23:42
    2
    Özel Üye



    Bir annenin evlenecek kızına nasihati
    İslâm Kadın Alimelerinden Ve Ahlakcılarından Ümame, Kızına izdivaç Yapacağı Zaman Şöyle Nasihatte Bulunmuştur:- Bak yavrum! Öğüt vermek, yani bir insana hayırlı yolu göstermek, eğer o kimsenin edebli ve terbiyeli olması ile veya büyük adam evladından olarak herkesin yanında makbul ve haysiyetli bulunmasıyla terkedilmiş olaydı, ben de sana nasihat etmeye ihtiyaç görmezdim; lakin, öyle olmayıp nasihat, bilenin tekrar hatırına gelmesine, bilmeyenin de yeniden öğrenip, bilgi sahibi olmasına sebeb olacağından herkes hakkında faydalı ve lüzumludur.
    Kızım! Bir kız ana ve babasının zenginliği halinde kocaya varmayacak olsaydı, sen asla kocaya varmaya muhtaç olmazdın. lakin öyle değil, erkekler bizim için yaratıldığı gibi, biz de onlar için yaratılmışızdır.
    Kızım! Sen artık büyüyüp, yetişmiş olduğun yerden, gezip yürüdüğün yuvadan çıkıp bilmediğin bir yuvaya girecek ve şimdiye kadar konuşup, görüşmediğin bir hayat arkadaşı ile karşılaşacaksın! Sen ona tam bir sadakat göster ki, o da sana olanca sevgisiyle bağlansın. Şimdi, sana on tane nasihat vereceğim. Bunları iyice aklında tutar, sırası geldikçe aynen takbik edersen, güzelce geçinirsiniz, aranız asla bozulmaz.
    BİRİNCİSİ: Haline razı ol! Yani, kocan yenilecek ve giyileceğe dair her ne alır, getirirse kabul et. Zira, kalb rahatlığının ilk yolu kanaattir.
    İKİNCİSİ: Dinlediğin sözlerine itaat ederek konuş, itiraz ve isyan ederek hürmet ve itaatte kusur etme. Anlaşma ve itaat ile yapılan sohbetlerden Allahü Teala razı olur.
    ÜÇÜNCÜSÜ: Efendinin göreceği yerlere dikkat ve ehemmiyet ver, sakın çirkin bir şey gözüne çarpmasın.
    DÖRDÜNCÜSÜ: Kokusu olabilecek yerleri kolla, daima güzel kokulu durmasını temin et, burnuna kötü koku gitmesin. Şunu unutma ki, güzellik ve temizlik getiren nesnelerin en iyisi ve alası su'dur.
    BEŞİNCİSİ: Yemek saatini iyi tesbit et, istediği anda hemen hazır bulundur.
    ALTINCISI: Uyuyacağı vakti geciktirme. Adeti ne zamansa o zamanda yemeğini ve yatağını hazırla. Zira açlık insanı huysuzlandırdığı gibi, uykusuzluk da asîleştirir, geçiminizin bozulmasına sebeb olur.
    YEDİNCİSİ: Mal ve eşyasını muhafaza etmekte titizlik göster. Çünkü mal muhafaza etmek, işbilmekten doğar.
    SEKİZİNCİSİ: Akraba ve yakınlarına hürmette kusur etme. Kocanın hısım-akrabasına hürmet etmek de iyi idare ve tedbirli olmaktan ileri gelir.
    DOKUZUNCUSU: Efendinin, haberdar olduğun sırlarını sakın kimseye duyurma, Eğer duyuracak olursan itimadını kaybeder, sen de ondan emin olamazsın.
    ONUNCUSU: Dine muhalif olmayan isteklerini yerine getirmekte ihmal gösterme. Emirlerini yerine getirmekte ihmal gösterirsen, darıltıp, kendine düşman etmekten başka bir şey kazanamazsın. O kederli olduğu zaman, sen neş'eli olmaktan, o neş'eli olduğu vakit sen hüzünlü görünmekten çekin! Zira onun üzüntülü zamanında senin neş'eli görünmen, neş'eli zamanında da kederli bulunman onu sevmemenin, hislerine dertlerine ortak olmamanın delilidir. Bu hal ise, sizi birbirinizden ayırmaya kadar götüren bozuk bir davranıştır. Sen eşinin dertlerine ve düşüncelerine ne kadar ortak olur, alaka gösterirsen, ondan da o kadar alaka görür, sevgisini kazanırsın.
    Şunu bil ki, bu nasihatlarımı yerine getirip, söylediğim gibi hareket edebilmen için isteklerine, efendinin isteklerini tercih etmen gerekmektedir. Onun isteklerini nefsinin isteklerine tercih edebilirsen söylediklerimi kolayca yapabilirsin." (İzahlı Kadın ilmihali, A.Uysal,M.Uysal, Konya, Uysal Y. S.499)

    Biri bizi gözetliyor!
    Dünya binlerce senedir içindeki canlıları sürekli doldurup boşaltarak ilerleyen büyük bir ulaşım aracı gibi.Milyarlarca insan ve onların sıra dışı hikayeleri acıları ve sevinçleri ile yaşanıp ortadan kaybolup gidiyor mu?Hayır. Dinimizin bize öğrettiği en önemli şey, bu dünyada yaptığımız her şeyin Hafaza melekleri tarafından amel defterimize sürekli kaydedilmekte olduğudur.
    Kısacık dünya hayatımızı ve yaşadıklarımızı, alelacele gerçekleştirdiğimiz bir market alış verişine benzetebiliriz. Her tarafta kameralar doludur. Her yapılan hareket kumanda odasından izlenmektedir. Her ürünün üzerindeki özel barkod eğer o ürün ücreti ödenmeden dışarı çıkarılmaya çalışılırsa kapıda sahibini fena halde mahcup edebilmektedir.
    Herkes özellikle büyük şehirlerde mutlaka karlaşmıştır. Çıkıştaki özel elektronik kapıdan çıkan sinir bozucu sesi market güvenlik elemanlarının rahatsız edici telaşlı koşuşturmaları izler ve hedefteki müşteri kibarca kenarı alınır. ‘’Hey Alla, çocuk koymuş!’’ ifadeleri çoğu kez haklı olsa da o an yaşanan ‘’yer yarılsa da içine girsem’’ duygusu sahibini haftalarca meşgul edecek kötülüktedir.
    İşte bunun gibi, on nefesimizde Cenab-ı Hakk’ın varlığı ve birliğine olan şahadetimizi yaptıktan sonra esas dünyaya geçiş yapacağız. Milyarlar, trilyonlarla sene ile bile ifade edilmeyecek olan ‘ebedi’ hayat için 60-80 senelik bu dünya hayatı gerçekten de ‘İki taşın arasında yapılmış bir alış verişten ’ farklı değil mi?
    Efendimiz de zaten dünya hayatının mealen ‘bir kervanın ağacın altında yaptığı kısa dinlenme kadar’ olduğunu ifade ediyor.İnsanın biri sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki kaydedici melek (Hafaza melekleri) onun yaptıklarını alıp kaydetmektedir. (Kâf 17) Hemen bir sonraki ayette ise ‘İnsan hiçbir söz söylemez ki onun yanında yaptıklarını gözetleye ve kaydeden hazır bir melek bulunmasın’ denmektedir.
    Günah işlerkenki umursamazlığımızı kırmak için Kur’an bizi şöyle uyarıyor: ‘’Siz günahları işlerken kulaklarınızın, gözlerinizin ve derilerinizin, aleyhinize şahitlik etmesinden sakınıyordunuz.’’(Fussilet 22) Peki, Ahirette bu pişmanlık duygusunu yaşamamak için neler yapmamız gerekiyor?
    Tek çare elimizden geldiğince Cenab-ı Hakk’ın huzurunda olduğumuzu unutmamak, eğer bir günah işlemişsek hemen samimi olarak tövbe etmektir.Bir tatlı sözün, bir sadakanın, her vakit için alacağımız taze abdestin küçük günahları sileceğini unutmamalıyız.
    Yoksa ahirette bizi kim kurtarabilir ki?Ayette ne diyor: ‘’O gün, biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder.’’(Yasin 65)






+ Yorum Gönder