Konusunu Oylayın.: Kurban bayramı ve önemi

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Kurban bayramı ve önemi
  1. 19.Haziran.2011, 22:05
    1
    Misafir

    Kurban bayramı ve önemi

  2. 20.Haziran.2011, 15:28
    2
    Galus
    Özel Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 13
    Mesaj Sayısı: 4,820
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 51
    Bulunduğu yer: Türkiye

    Cevap: kurban bayramı ve önemi




    İslamda Kurban Ve Kurban Bayramının Önemi Nedir?

    Bizleri bayram günlerine kavuşturan ve bayram sevincini yaşama fırsatı veren Yüce Rabbimize hamdü sena, Resul-i Ekrem Efendimize salatü selam olsun.

    Bayram sevinç ve toplanma günü anlamına gelir.Milli ve dini birliği sağladığı için hemen her toplum var olan bayramlarına büyük önem vermişler ve bir takım yeni bayramlar ihdas etmişlerdir. İslam dini de müslümanlara iki bayram armağan etmiştir. Bildiğiniz gibi bunlar Ramazan ve Kurban bayramlarıdır.

    Kurban Allah için maddi fedakarlık yapmak ve bu vesile ile de Allah’a yaklaşmak gayesini taşıyan bir ibadettir.Kurban Hz İbrahim’in bir sünneti olarak gelenekselleşmiştir.

    KURBAN NEDİR?
    Kurban, kelime anlamı ile yakınlaşma demektir.Kurban kesmek; Allah’a yakınlaşma gayesiyle, O’nun verdiği hayvanlardan, kurban edilmesi mümkün olan birini, yine O’nun rızası için kesmek demektir.

    KURBAN NİÇİN KESİLİR?
    Kurban; Cenâb-ı Hakk’ın “Rabbin için namaz kıl, kurban kes” emrine uyarak,rızası kazanılmak için kesilir.Ayrıca Kurban; kendisine kurban kesmek vâcip olanların vücuduna bedel olarak kesilir.

    Kesilen kurbanın akan kanı ile birlikte sahibinin günahlarının da bağışlanacağı Peygamberimiz (s.a.v) tarafından müjdelenmiştir.

    KURBAN KESMEK KİMLERE VÂCİP OLUR?
    Akıllı, hür ve mukim olan, aslî ihtiyaçlarından fazla nisap miktarı mal veya paraya sahip (yani Kurban Bayramı günlerinde bir kurban alıp kesebilecek durumda olan) kadın-erkek her müslümana kurban kesmesi vâciptir.

    KURBAN HANGİ HAYVANLARDAN OLUR?
    Kurban şu dört cins hayvanlardan olur:
    1- Koyun (Bir yaşını doldurmuş olması lâzımdır. Ancak anası kadar gelişmiş ve 6 ayını doldurmuş bir kuzu da kesilebilir)
    2- Keçi (Bir yaşını doldurmuş olması lâzımdır)
    3- Sığır-manda (İki yaşını doldurmuş olması lâzımdır)
    4- Deve (Beş yaşını doldurmuş olması lâzımdır) Bunlardan başka (Tavuk, Ördek, Kaz vb.) hayvanlardan kurbanın hiçbir nev’i (yâni vâcip, adak, akîka) câiz olmaz.

    PEKİ KURBAN KESİLMEZSE NE OLUR?
    Cenab-ı Hakkın üzerimize vacip kıldığı kurban kesilmez ise kurban kesmek vecibesi terk edilmiş olur ve günah yazılır.
    Kurban kesmek o sene içindeki musibetlerden belalardan koruyucu bir vazifedir. Kesilmediğinde kişinin başına olmadık musibetler gelebilir ,kesilmeyen kurbandan çıkacak kan kendisinden çıkabilir.

    İnsanoğlunun kurban bayramında kurban kesmesinden daha sevap bir iş yoktur.

    Bir hadiste şöyle buyurulmuştur:

    “Kurban kıyamet günü boynuzu, tırnağı ve postuyla gelir. Kesilen kurbanın kanı toprağa düşmeden evvel Allah’ın katına ulaşır,şu halde gönül hoşluğuyla kurban kesiniz.”(Tirmizi, Edahi,1)

    Başka bir hadis-i şerifde:

    “Eli geniş iken kurban kesmeyen ma’bedimize yaklaşmasın.” (İbn Mace, İbn Hanbel, Şevkani, V, 116)

    “Para, kurban bayramı günü kurbana harcandığından daha iyi bir yere harcanmaz.” (Darekutni, Şevkani, V, 166)

    Hz. İbrahim’e oğlunu kurban etmesi rüyada emredilmişti. Bunun üzerine Hz. İbrahim oğlu İsmail’i alıp tenha bir yerde kurban etmek istemişti, durumu oğluna söyler, O da Allah’tan gelen emre uyarak kendisini boğazlamasını, bu hususta teslimiyet göstereceğini babasına ifade eder, ama baba bıçağı oğlunun boğazına çalacağı zaman Hak Teala büyük bir koç göndererek oğlu yerine bunu kesmesini Hz. İbrahim’e emretmiştir.Böylece baba-oğul ideal bir itaat, teslimiyet ve fedakârlık örneği vermişlerdir. (bk. Saffat, 37/107). Bu olay Mekke’de şimdi hacıların kurban (hedy) kestikleri yerde vuku bulmuştur.

    Kurban kesmek Hanefilere göre vacip, diğer mezhep imamlarına göre sünnettir.

    Kurban kesmekten esas amaç Allah Teala’nın rızasını kazanıp O’na yaklaşmak ve sevap kazanmaktır. Ancak bu ibadetin topluma yönelik bir takım faydaları vardır ve bunlar son derece önemlidir.

    Yüce Allah Hac suresinde kurbandan bahsederken hayvanların insan için bir nimet olduğuna dikkati çeker. Kurban kesmenin İslam’ın bir şiarı (simgesi) olduğunu açıklar ve şöyle buyurur:

    “Kurbanın etleri ve kanları değil, sadece takvanız Allah’ın katına ulaşır…” (Hac, 22/21-28).

    Kurbanda esas olan kan akıtmak veya et değildir, asl olan takva, yani iyi niyet,ihlastır,samimiyettir.

    Gerçi kurbandan maksat: “Kan akıtmaktır” denir, bu doğrudur ama kan akıtmanın maksadı nedir acaba? Kur’an bu amacı tek kelime ile açıklıyor: Takva!

    Hz. Peygamber kurban etlerinin kavrularak saklandığını ve ihtiyaç sahiplerine verilmediğini görmüş ve: “Hiç bir kimse kestiği kurbanın etini üç günden fazla evinde ve elinde tutmasın” buyurmuştu.

    “Allah için kurban, küp için kıyma” anlayışı yanlıştır.

    Hz. Peygamber’in koyduğu yasağın amacı etin ihtiyaç sahiplerine intikalini sağlamaktı.

    Bundan dolayı aileler komşularına, dostlarına, yoksullara paylarını verdikten sonra geriye kalan etleri daha sonra tüketmek üzere bekletebilirler.

    Kurban keserken çevrenin kirletilmemesi komşuların rahatsız edilmemesi ve kamuya ait yerlerin temiz tutulması önem taşır. Bir sevap işlenirken bir günaha girmekten sakınmalıdır.

    Kurban bir takım manevi değerlerin ve üstün hasletlerin remizleri ve işaretleridir.Müslümanın kurban kesmesi, içindeki kötü duygularını ve onu alçaltan nefsin fena arzularını öldürmesi ve kökünü kazıması, yani bu tür aşağı ve bayağı isteklerini dizginlemesi ve etkisizleştirmesi anlamına gelir.

    Bu anlamda olmak üzere bir mü’min kurban keserken nefsini boğazladığını, ölmeden evvel öldüğünü düşünür. Fakat bu işin bir yönüdür ve esas amaç da bu değildir.

    İnsan nefsânî arzulardan niçin ayrılmak ve uzaklaşmak ister? Allah Teala’nın emirlerine uymak ve dinin hükümlerine göre davranmak için.

    Bunun için bazı veliler tasavvufu:”Nefsin arzularıyla zıtlaşmak, dinin emir ve tavsiyeleriyle kucaklaşmak” şeklinde tanımlamışlardır.İslâm’da: “Canım istiyor, canım istemiyor” gibi ifadeler değil, “Dinin istek ve tavsiyelerine kulak vermek esastır.

    Cüneyd Bağdadi: “Mina’da kurban kesen bir mü’min eğer nefsinin bütün arzularını boğazlamazsa kurban kesmiş olmaz” (Hucvuri, Keşfu’l-Mahcub, Tahran, 1338, 5.425) diyor.

    İbn Arabi’ye göre en büyük kurban nefstir, esas mesele onu boğazlamaktır.

    Evet Allah kurban istiyor ama zorunlu olarak değil, gönüllü olarak.

    “Önce can, sonra canan” değil, “Önce canan sonra can” esastır. Fedakâr olmanın anlamı budur.

    Medyada yapılan tartışmalarda, kurbanın gereksizliğinden, hayvan katliamına; kümes hayvanlarının kurban edilip edilemeyeceğinden, kurban kesme veya hacca gitme yerine fakirlere yardım edilip edilmeyeceğine; kadınların kurban kesip kesemeyeceğinden, sokaklarda ve çocukların önünde kurban kesmenin caiz olup olmayacağından, kurban bayramı diye bir bayramın olup olmadığından, kurban derilerinin irticayı körükleyip körüklemediğine kadar pek çok konu, kimin ne dediği anlaşılmadan konuşuluyor.

    Bu pogramlarda, yanlış doğru, çok şey tartışılıyor da kurbanın ve bayramın sosyal ve ekonomik boyutundan, ülke ekonomisine katkısından, sosyal birlikteliği ve dayanışmayı pekiştirdiğinden,ve en önemlisi de bireylerin kendisi ve çevresiyle barışık olmasının bu ve benzeri günler sayesinde gerçekleştirdiğinden söz edilmiyor veya kimseye söz ettiririlmiyor. Ancak ipe sapa gelmez bir çok konuda gevezelik yapılarak sapla saman birbirine karıştırılıyor. Herhalde amaçlanan da buydu.

    Halkın sesi, mazlumların dili olduğu varsayılan bazı medya,zalimleri ve zenginleri alkışlayarak ekranları magazin programlarıyla dolduruyor.

    Maalesef bağzı medyamız asıl işlevini toplumun kutsallarını alay ve tartışma konusu yapmakla yerine getiriyor.

    Bir taraftan toplumun kutsallarına saldırarak, saldırtarak kafaları karıştırıyor, bir taraftan da hem halk dalkavukluğu yapıyor, hem de en uçuk ve hurafa düşüncelerin pazarlamasına soyunuyor.

    Her Ramazan ayında ve Kurban Bayramı arefesinde hep aynı şeyleri yaşıyoruz. Aynı programlar yeniden yayına hazırlanıyor.

    Bu nedenle mevcut medya, içinde bulunduğu konum gereği elini attığı her şeyi kirleterek tüketmeye çalışıyor. Varlık nedeni toplumu bilgilendirmek olarak kabul edilen medya, bunu yapmak yerine toplumun kutsallarını tartışma ve alay konusu yaparak hem haksızlıkların örtülmesine, yoksullukların artmasına neden oluyor, hem de bulandırdığı denizdeki balıkları toplamaya çalışıyor. Ama bu arada olan topluma ve kutsallarına oluyor.

    Binlerce yıllık dini değerlerini de (doğru yanlış ayırımı yapmadan) işlevsiz hale getiriyor. En azından sulandırıp aşındırıyor.

    Kurbanın ne olup, ne olmadığı, kurban kesmekle neyin ve nelerin amaçlandığı ortaya konmadan, bu konunun televizyonların birinci gündem maddesini oluşturması, ilmi derinliği bulunmayan üç beş medya vaizinin ipe sapa gelmez, ilmi hiçbir değeri olmayan iddialarının televizyonlarda, günlerce hatta haftalarca, ısıtılıp ısıtılıp sunulmasının özel bir amacı yoksa, insanoğlunun merak duygusunu depreştirme ve özgüvenini kaybedip içe kapanma ötesinde bir işe yaramamaktadır.



  3. 20.Haziran.2011, 15:28
    2
    Özel Üye



    İslamda Kurban Ve Kurban Bayramının Önemi Nedir?

    Bizleri bayram günlerine kavuşturan ve bayram sevincini yaşama fırsatı veren Yüce Rabbimize hamdü sena, Resul-i Ekrem Efendimize salatü selam olsun.

    Bayram sevinç ve toplanma günü anlamına gelir.Milli ve dini birliği sağladığı için hemen her toplum var olan bayramlarına büyük önem vermişler ve bir takım yeni bayramlar ihdas etmişlerdir. İslam dini de müslümanlara iki bayram armağan etmiştir. Bildiğiniz gibi bunlar Ramazan ve Kurban bayramlarıdır.

    Kurban Allah için maddi fedakarlık yapmak ve bu vesile ile de Allah’a yaklaşmak gayesini taşıyan bir ibadettir.Kurban Hz İbrahim’in bir sünneti olarak gelenekselleşmiştir.

    KURBAN NEDİR?
    Kurban, kelime anlamı ile yakınlaşma demektir.Kurban kesmek; Allah’a yakınlaşma gayesiyle, O’nun verdiği hayvanlardan, kurban edilmesi mümkün olan birini, yine O’nun rızası için kesmek demektir.

    KURBAN NİÇİN KESİLİR?
    Kurban; Cenâb-ı Hakk’ın “Rabbin için namaz kıl, kurban kes” emrine uyarak,rızası kazanılmak için kesilir.Ayrıca Kurban; kendisine kurban kesmek vâcip olanların vücuduna bedel olarak kesilir.

    Kesilen kurbanın akan kanı ile birlikte sahibinin günahlarının da bağışlanacağı Peygamberimiz (s.a.v) tarafından müjdelenmiştir.

    KURBAN KESMEK KİMLERE VÂCİP OLUR?
    Akıllı, hür ve mukim olan, aslî ihtiyaçlarından fazla nisap miktarı mal veya paraya sahip (yani Kurban Bayramı günlerinde bir kurban alıp kesebilecek durumda olan) kadın-erkek her müslümana kurban kesmesi vâciptir.

    KURBAN HANGİ HAYVANLARDAN OLUR?
    Kurban şu dört cins hayvanlardan olur:
    1- Koyun (Bir yaşını doldurmuş olması lâzımdır. Ancak anası kadar gelişmiş ve 6 ayını doldurmuş bir kuzu da kesilebilir)
    2- Keçi (Bir yaşını doldurmuş olması lâzımdır)
    3- Sığır-manda (İki yaşını doldurmuş olması lâzımdır)
    4- Deve (Beş yaşını doldurmuş olması lâzımdır) Bunlardan başka (Tavuk, Ördek, Kaz vb.) hayvanlardan kurbanın hiçbir nev’i (yâni vâcip, adak, akîka) câiz olmaz.

    PEKİ KURBAN KESİLMEZSE NE OLUR?
    Cenab-ı Hakkın üzerimize vacip kıldığı kurban kesilmez ise kurban kesmek vecibesi terk edilmiş olur ve günah yazılır.
    Kurban kesmek o sene içindeki musibetlerden belalardan koruyucu bir vazifedir. Kesilmediğinde kişinin başına olmadık musibetler gelebilir ,kesilmeyen kurbandan çıkacak kan kendisinden çıkabilir.

    İnsanoğlunun kurban bayramında kurban kesmesinden daha sevap bir iş yoktur.

    Bir hadiste şöyle buyurulmuştur:

    “Kurban kıyamet günü boynuzu, tırnağı ve postuyla gelir. Kesilen kurbanın kanı toprağa düşmeden evvel Allah’ın katına ulaşır,şu halde gönül hoşluğuyla kurban kesiniz.”(Tirmizi, Edahi,1)

    Başka bir hadis-i şerifde:

    “Eli geniş iken kurban kesmeyen ma’bedimize yaklaşmasın.” (İbn Mace, İbn Hanbel, Şevkani, V, 116)

    “Para, kurban bayramı günü kurbana harcandığından daha iyi bir yere harcanmaz.” (Darekutni, Şevkani, V, 166)

    Hz. İbrahim’e oğlunu kurban etmesi rüyada emredilmişti. Bunun üzerine Hz. İbrahim oğlu İsmail’i alıp tenha bir yerde kurban etmek istemişti, durumu oğluna söyler, O da Allah’tan gelen emre uyarak kendisini boğazlamasını, bu hususta teslimiyet göstereceğini babasına ifade eder, ama baba bıçağı oğlunun boğazına çalacağı zaman Hak Teala büyük bir koç göndererek oğlu yerine bunu kesmesini Hz. İbrahim’e emretmiştir.Böylece baba-oğul ideal bir itaat, teslimiyet ve fedakârlık örneği vermişlerdir. (bk. Saffat, 37/107). Bu olay Mekke’de şimdi hacıların kurban (hedy) kestikleri yerde vuku bulmuştur.

    Kurban kesmek Hanefilere göre vacip, diğer mezhep imamlarına göre sünnettir.

    Kurban kesmekten esas amaç Allah Teala’nın rızasını kazanıp O’na yaklaşmak ve sevap kazanmaktır. Ancak bu ibadetin topluma yönelik bir takım faydaları vardır ve bunlar son derece önemlidir.

    Yüce Allah Hac suresinde kurbandan bahsederken hayvanların insan için bir nimet olduğuna dikkati çeker. Kurban kesmenin İslam’ın bir şiarı (simgesi) olduğunu açıklar ve şöyle buyurur:

    “Kurbanın etleri ve kanları değil, sadece takvanız Allah’ın katına ulaşır…” (Hac, 22/21-28).

    Kurbanda esas olan kan akıtmak veya et değildir, asl olan takva, yani iyi niyet,ihlastır,samimiyettir.

    Gerçi kurbandan maksat: “Kan akıtmaktır” denir, bu doğrudur ama kan akıtmanın maksadı nedir acaba? Kur’an bu amacı tek kelime ile açıklıyor: Takva!

    Hz. Peygamber kurban etlerinin kavrularak saklandığını ve ihtiyaç sahiplerine verilmediğini görmüş ve: “Hiç bir kimse kestiği kurbanın etini üç günden fazla evinde ve elinde tutmasın” buyurmuştu.

    “Allah için kurban, küp için kıyma” anlayışı yanlıştır.

    Hz. Peygamber’in koyduğu yasağın amacı etin ihtiyaç sahiplerine intikalini sağlamaktı.

    Bundan dolayı aileler komşularına, dostlarına, yoksullara paylarını verdikten sonra geriye kalan etleri daha sonra tüketmek üzere bekletebilirler.

    Kurban keserken çevrenin kirletilmemesi komşuların rahatsız edilmemesi ve kamuya ait yerlerin temiz tutulması önem taşır. Bir sevap işlenirken bir günaha girmekten sakınmalıdır.

    Kurban bir takım manevi değerlerin ve üstün hasletlerin remizleri ve işaretleridir.Müslümanın kurban kesmesi, içindeki kötü duygularını ve onu alçaltan nefsin fena arzularını öldürmesi ve kökünü kazıması, yani bu tür aşağı ve bayağı isteklerini dizginlemesi ve etkisizleştirmesi anlamına gelir.

    Bu anlamda olmak üzere bir mü’min kurban keserken nefsini boğazladığını, ölmeden evvel öldüğünü düşünür. Fakat bu işin bir yönüdür ve esas amaç da bu değildir.

    İnsan nefsânî arzulardan niçin ayrılmak ve uzaklaşmak ister? Allah Teala’nın emirlerine uymak ve dinin hükümlerine göre davranmak için.

    Bunun için bazı veliler tasavvufu:”Nefsin arzularıyla zıtlaşmak, dinin emir ve tavsiyeleriyle kucaklaşmak” şeklinde tanımlamışlardır.İslâm’da: “Canım istiyor, canım istemiyor” gibi ifadeler değil, “Dinin istek ve tavsiyelerine kulak vermek esastır.

    Cüneyd Bağdadi: “Mina’da kurban kesen bir mü’min eğer nefsinin bütün arzularını boğazlamazsa kurban kesmiş olmaz” (Hucvuri, Keşfu’l-Mahcub, Tahran, 1338, 5.425) diyor.

    İbn Arabi’ye göre en büyük kurban nefstir, esas mesele onu boğazlamaktır.

    Evet Allah kurban istiyor ama zorunlu olarak değil, gönüllü olarak.

    “Önce can, sonra canan” değil, “Önce canan sonra can” esastır. Fedakâr olmanın anlamı budur.

    Medyada yapılan tartışmalarda, kurbanın gereksizliğinden, hayvan katliamına; kümes hayvanlarının kurban edilip edilemeyeceğinden, kurban kesme veya hacca gitme yerine fakirlere yardım edilip edilmeyeceğine; kadınların kurban kesip kesemeyeceğinden, sokaklarda ve çocukların önünde kurban kesmenin caiz olup olmayacağından, kurban bayramı diye bir bayramın olup olmadığından, kurban derilerinin irticayı körükleyip körüklemediğine kadar pek çok konu, kimin ne dediği anlaşılmadan konuşuluyor.

    Bu pogramlarda, yanlış doğru, çok şey tartışılıyor da kurbanın ve bayramın sosyal ve ekonomik boyutundan, ülke ekonomisine katkısından, sosyal birlikteliği ve dayanışmayı pekiştirdiğinden,ve en önemlisi de bireylerin kendisi ve çevresiyle barışık olmasının bu ve benzeri günler sayesinde gerçekleştirdiğinden söz edilmiyor veya kimseye söz ettiririlmiyor. Ancak ipe sapa gelmez bir çok konuda gevezelik yapılarak sapla saman birbirine karıştırılıyor. Herhalde amaçlanan da buydu.

    Halkın sesi, mazlumların dili olduğu varsayılan bazı medya,zalimleri ve zenginleri alkışlayarak ekranları magazin programlarıyla dolduruyor.

    Maalesef bağzı medyamız asıl işlevini toplumun kutsallarını alay ve tartışma konusu yapmakla yerine getiriyor.

    Bir taraftan toplumun kutsallarına saldırarak, saldırtarak kafaları karıştırıyor, bir taraftan da hem halk dalkavukluğu yapıyor, hem de en uçuk ve hurafa düşüncelerin pazarlamasına soyunuyor.

    Her Ramazan ayında ve Kurban Bayramı arefesinde hep aynı şeyleri yaşıyoruz. Aynı programlar yeniden yayına hazırlanıyor.

    Bu nedenle mevcut medya, içinde bulunduğu konum gereği elini attığı her şeyi kirleterek tüketmeye çalışıyor. Varlık nedeni toplumu bilgilendirmek olarak kabul edilen medya, bunu yapmak yerine toplumun kutsallarını tartışma ve alay konusu yaparak hem haksızlıkların örtülmesine, yoksullukların artmasına neden oluyor, hem de bulandırdığı denizdeki balıkları toplamaya çalışıyor. Ama bu arada olan topluma ve kutsallarına oluyor.

    Binlerce yıllık dini değerlerini de (doğru yanlış ayırımı yapmadan) işlevsiz hale getiriyor. En azından sulandırıp aşındırıyor.

    Kurbanın ne olup, ne olmadığı, kurban kesmekle neyin ve nelerin amaçlandığı ortaya konmadan, bu konunun televizyonların birinci gündem maddesini oluşturması, ilmi derinliği bulunmayan üç beş medya vaizinin ipe sapa gelmez, ilmi hiçbir değeri olmayan iddialarının televizyonlarda, günlerce hatta haftalarca, ısıtılıp ısıtılıp sunulmasının özel bir amacı yoksa, insanoğlunun merak duygusunu depreştirme ve özgüvenini kaybedip içe kapanma ötesinde bir işe yaramamaktadır.






+ Yorum Gönder