Konusunu Oylayın.: Çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum Af'olunur muyum?

5 üzerinden 4.83 | Toplam: 6 kişi oyladı.

  1. 12.Haziran.2011, 15:39
    1
    Misafir

    Çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum Af'olunur muyum?






    Çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum Af'olunur muyum? Mumsema 19 yaşındayım,
    Arkadaş çevrem çok pisti ve onlardan daha pis oldum.
    bu zamana kadar çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum ne diyorsa yaptım yapmaya çalıştım.
    kafirlerin bile yapmadığı şeyleri yüzü kızarmaksızın yaptım.
    1 yıl kadar önce kendime dur dedim tevbe ettim çok geçmeden bozdum sonra gene tevbe ettim gene bozdum bu böyle devam etti tevbelerim lafta tevbe idi.
    şimdi diğerlerine göre çok güzel arkadaşlarım var gerçi diğerlerinden uzak duruyorum ama yine de olmuyor.uzak durmak çok zor o günahlardan.

    o pis şeylere göre daha ''küçük'' günahlarını bazen işliyorum gene kötü oluyorum işte sen busun, sen şerefsizin tekisin sen de hiç bişey değişme olmamış diyorum, yüzlerce tevbenin sonrasında gene aynı pisliksin diyorum.ölmek istiyorum ama Allah a hesap tan çok korkuyorum

    dün yine tevbe ettim tevbemi unutuyorum hep o eski pisliklerim aklıma geliyo Allah seni affetmez diyo bi ses çok kötü oluyorum.ne yapıcam ben??
    kafirlerin bile yapmadığı şeyi yapan ben, bu utançla nasıl yaşıycam??


  2. 12.Haziran.2011, 15:39
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    19 yaşındayım,
    Arkadaş çevrem çok pisti ve onlardan daha pis oldum.
    bu zamana kadar çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum ne diyorsa yaptım yapmaya çalıştım.
    kafirlerin bile yapmadığı şeyleri yüzü kızarmaksızın yaptım.
    1 yıl kadar önce kendime dur dedim tevbe ettim çok geçmeden bozdum sonra gene tevbe ettim gene bozdum bu böyle devam etti tevbelerim lafta tevbe idi.
    şimdi diğerlerine göre çok güzel arkadaşlarım var gerçi diğerlerinden uzak duruyorum ama yine de olmuyor.uzak durmak çok zor o günahlardan.

    o pis şeylere göre daha ''küçük'' günahlarını bazen işliyorum gene kötü oluyorum işte sen busun, sen şerefsizin tekisin sen de hiç bişey değişme olmamış diyorum, yüzlerce tevbenin sonrasında gene aynı pisliksin diyorum.ölmek istiyorum ama Allah a hesap tan çok korkuyorum

    dün yine tevbe ettim tevbemi unutuyorum hep o eski pisliklerim aklıma geliyo Allah seni affetmez diyo bi ses çok kötü oluyorum.ne yapıcam ben??
    kafirlerin bile yapmadığı şeyi yapan ben, bu utançla nasıl yaşıycam??


    Benzer Konular
  3. Çok büyük bir günah işledim
  4. Büyük günahlar işledim utanıyorum kendimden sıkılıyorum vicdan azabı çekiyorum bana b
  5. Çok günah olduğunu bildiğim halde alkolün batağına düşmüş bir kardeşinizim
  6. Bazen öyle bir dalıyorum ki dünyevi hayatın güzelliklerine,gerçekleri bildiğim halde
  7. 7 büyük günah nelerdir ? 7 büyük günah dışındaki günahlar küçük müdür ?
  8. 12.Haziran.2011, 15:59
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 18,122
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 232
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum Af'olunur muyum?




    Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

    قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعاً إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ * وَأَنِيبُوا إِلَى رَبِّكُمْ وَأَسْلِمُوا لَهُ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَكُمُ الْعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ * وَاتَّبِعُوا أَحْسَنَ مَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَكُمُ العَذَابُ بَغْتَةً وَأَنتُمْ لَا تَشْعُرُونَ

    "Deki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki o, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, ona teslim olun, sonra size yardım edilmez. Kendiniz farkında olmayarak, ansızın başınıza azap gelmezden Önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur'ana) tabi olun." (Zümer: 39/53-55)

    Bir başka yerde bu ayetlerin tevbe edenler için olduğunu zikredilmiştir
    (Bkz. mecmua feteva. 4/475)


    "Allah, kendisine ortak/şirk koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar." (Nisa: 4/47)


    Ebu Eyyub (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah Teâla hazretleri sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı."
    Müslim, Tevbe, 9, (2748); Tirmizi, Da'avat 105, (3533).

    - Müslim'de Ebu Hüreyre'nin bir rivayeti şöyledir: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."
    Müslim, Tevbe 9, (2748).
    Rezin şu ziyadede bulundu: "Resûlullah (S.a.v) buyurdu ki: "Nefsim elinde bulunan Zat-ı Zülcelâl'e yemin olsun ki, günah işlemediğiniz takdirde ondan daha büyük olan ucb'e düşeceğinizden korkarım."
    Bu rivayet, Münziri'nin et-Terğib ve't-Terhib'inde kaydedilmiştir (4, 20).

    - Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) (bir hadis-i kudsi'de) Rabbinden naklen buyururlar ki: "Bir kul günah işledi ve: "Ya Rabbi günahımı affet!" dedi.
    Hak Teâla da: "Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.
    Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve: "Ey Rabbim günahımı affet!" der.
    Alllah Teâla Hazretleri de:
    "Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır."
    Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve: "Ey Rabbim beni affeyle!" der. Allah Teâla da:
    "Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle muâhaze eden bir Rabbi olduğunu bildi. Dilediğini yap, ben seni affettim!" buyurdu."
    Buhari, Tevhid 35; Müslim, Tevbe 29, (2758).
    - Hz. Enes (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Allah Teâla Hazretleri diyor ki: "Ey Ademoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümid ettikçe ben senden her ne sâdır olsa, aldırmam, ben seni affederim. Ey Ademoğlu! Senin günahın semanın bulutları kadar bile olsa, sonra bana dönüp istiğfar etsen, çok oluşuna bakmam, seni affederim. Ey ademoğlu! Bana arz dolusu hata ile gelsen, sonunda hiç bir şirk koşmaksızın bana kavuşursan, seni arz dolusu mağfiretimle karşılarım."
    Tirmizi, Da'avat 106, (3534).

    - Cündeb (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir adam: "Vallahi Allah falancayı mağfiret etmiyecek!" diye kesip attı. Allah Teâla Hazretleri de: "Falancaya mağfiret etmiyeceğim hususunda yemin eden de kim? Ben ona mağfiret ettim, senin amelini de iptal ettim!" buyurdu."
    Müslim, Birr 137, (2621).

    - Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Beni İsrail'de birbirine zıd maksad güden iki kişi vardı: Biri günahkardı, diğeri de ibadette gayret gösteriyordu. Abid olan diğerine günah işlerken rastlardı da: "Vazgeç!" derdi. Bir gün, yine onu günah üzerinde yakaladı. Yine, "vazgeç" dedi. Öbürü:
    "Beni Allah'la başbaşa bırak. Sen benim başıma müfettiş misin?" dedi. Öbürü: "Vallahi Allah seni mağfiret etmez. Veya: "Allah seni cennetine koymaz!" dedi. Bunun üzerine Allah ikisinin de ruhlarını kabzetti. Bunlar Rabülâleminin huzurunda bir araya geldiler. Allah Teâla Hazretleri ibadette gayret edene: "Sen benim elimdekine kadir misin?" dedi. Günahkara da dönerek: "Git, rahmetimle cennete gir!" buyurdu. Diğeri için de: "Bunu ateşe götürün!" emretti."
    Ebu Hüreyre (R.a) der ki: "(Adamcağız Allah'ın gadabına dokunan münasebetsiz) bir kelime konuştu, bu kelime dünyasını da, ahiretini de heba etti."
    Ebu Davud, Edeb 51, (4901).

    - Yine Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir adam vardı, (günah işleyerek nefsine zulmetmekte) çok ileri idi. Ölüm gelip çatınca oğullarına dedi ki: "Ben ölünce, cesedimi yakın, külümü iyice ezin ve rüzgarın önünde saçın. Allah'a yemin olsun, eğer Rabbim beni bir yakalarsa hiç kimseye vermediği azabı verir!"
    Ölünce, bu söylediği ona yapıldı. Allah da arz'a emrederek:
    "Sende ondan ne varsa bana toplayıver!" dedi. Arz da topladı. Adam ayakta duruyordu. "Sen böyle bir vasiyeti niye yaptın?" diye Rabb Teâla sordu.
    "Senden korktuğum için ey Rabbim!" cevabını verdi. Allah Teâla Hazretleri bu cevap üzerine onu affetti."
    Buhari, Tevhid 35, Enbiya 50; Müslim, Tevbe 25, (2756); Muvatta, Cenaiz 51, (1, 240); Nesai, Cenaiz 117, (4, 113).

    - Ümmü'd-Derdâ (R.a) anlatıyor: "Ebu'd-derda radıyallahu anh'ı işittim. Demişti ki: "Resûlullah (S.a.v)'ı işittim, şöyle buyurdu: "Müşrik olarak ölenle, bir müslümanı haksız yere öldüren hariç, Allah bütün günahları affedebilir."
    Ebu Davud, Fiten 6, (4270).


  9. 12.Haziran.2011, 15:59
    2
    Silent and lonely rains



    Allah (c.c.) şöyle buyuruyor:

    قُلْ يَا عِبَادِيَ الَّذِينَ أَسْرَفُوا عَلَى أَنفُسِهِمْ لَا تَقْنَطُوا مِن رَّحْمَةِ اللَّهِ إِنَّ اللَّهَ يَغْفِرُ الذُّنُوبَ جَمِيعاً إِنَّهُ هُوَ الْغَفُورُ الرَّحِيمُ * وَأَنِيبُوا إِلَى رَبِّكُمْ وَأَسْلِمُوا لَهُ مِن قَبْلِ أَن يَأْتِيَكُمُ الْعَذَابُ ثُمَّ لَا تُنصَرُونَ * وَاتَّبِعُوا أَحْسَنَ مَا أُنزِلَ إِلَيْكُم مِّن رَّبِّكُم مِّن قَبْلِ أَن يَأْتِيَكُمُ العَذَابُ بَغْتَةً وَأَنتُمْ لَا تَشْعُرُونَ

    "Deki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah'ın rahmetinden ümit kesmeyin! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki o, çok bağışlayan, çok esirgeyendir. Size azap gelip çatmadan önce Rabbinize dönün, ona teslim olun, sonra size yardım edilmez. Kendiniz farkında olmayarak, ansızın başınıza azap gelmezden Önce, Rabbinizden size indirilenin en güzeline (Kur'ana) tabi olun." (Zümer: 39/53-55)

    Bir başka yerde bu ayetlerin tevbe edenler için olduğunu zikredilmiştir
    (Bkz. mecmua feteva. 4/475)


    "Allah, kendisine ortak/şirk koşulmasını asla bağışlamaz; bundan başkasını dilediği kimse için bağışlar." (Nisa: 4/47)


    Ebu Eyyub (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Eğer siz hiç günah işlemeseydiniz, Allah Teâla hazretleri sizi helak eder ve yerinize, günah işleyecek (fakat tevbeleri sebebiyle) mağfiret edeceği kimseler yaratırdı."
    Müslim, Tevbe, 9, (2748); Tirmizi, Da'avat 105, (3533).

    - Müslim'de Ebu Hüreyre'nin bir rivayeti şöyledir: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Nefsim kudret elinde olan Zât'a yemin ederim ki, eğer siz hiç günah işlemeseniz, Allah sizi toptan helak eder; günah işleyen, arkadan da istiğfar eden bir kavim yaratır ve onları mağfiret ederdi."
    Müslim, Tevbe 9, (2748).
    Rezin şu ziyadede bulundu: "Resûlullah (S.a.v) buyurdu ki: "Nefsim elinde bulunan Zat-ı Zülcelâl'e yemin olsun ki, günah işlemediğiniz takdirde ondan daha büyük olan ucb'e düşeceğinizden korkarım."
    Bu rivayet, Münziri'nin et-Terğib ve't-Terhib'inde kaydedilmiştir (4, 20).

    - Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) (bir hadis-i kudsi'de) Rabbinden naklen buyururlar ki: "Bir kul günah işledi ve: "Ya Rabbi günahımı affet!" dedi.
    Hak Teâla da: "Kulum bir günah işledi; arkadan bildi ki günahları affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır.
    Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve: "Ey Rabbim günahımı affet!" der.
    Alllah Teâla Hazretleri de:
    "Kulum bir günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle cezalandıran bir Rabbi vardır."
    Sonra kul dönüp tekrar günah işler ve: "Ey Rabbim beni affeyle!" der. Allah Teâla da:
    "Kulum günah işledi ve bildi ki, günahı affeden veya günah sebebiyle muâhaze eden bir Rabbi olduğunu bildi. Dilediğini yap, ben seni affettim!" buyurdu."
    Buhari, Tevhid 35; Müslim, Tevbe 29, (2758).
    - Hz. Enes (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Allah Teâla Hazretleri diyor ki: "Ey Ademoğlu! Sen bana dua edip, (affımı) ümid ettikçe ben senden her ne sâdır olsa, aldırmam, ben seni affederim. Ey Ademoğlu! Senin günahın semanın bulutları kadar bile olsa, sonra bana dönüp istiğfar etsen, çok oluşuna bakmam, seni affederim. Ey ademoğlu! Bana arz dolusu hata ile gelsen, sonunda hiç bir şirk koşmaksızın bana kavuşursan, seni arz dolusu mağfiretimle karşılarım."
    Tirmizi, Da'avat 106, (3534).

    - Cündeb (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir adam: "Vallahi Allah falancayı mağfiret etmiyecek!" diye kesip attı. Allah Teâla Hazretleri de: "Falancaya mağfiret etmiyeceğim hususunda yemin eden de kim? Ben ona mağfiret ettim, senin amelini de iptal ettim!" buyurdu."
    Müslim, Birr 137, (2621).

    - Hz. Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Beni İsrail'de birbirine zıd maksad güden iki kişi vardı: Biri günahkardı, diğeri de ibadette gayret gösteriyordu. Abid olan diğerine günah işlerken rastlardı da: "Vazgeç!" derdi. Bir gün, yine onu günah üzerinde yakaladı. Yine, "vazgeç" dedi. Öbürü:
    "Beni Allah'la başbaşa bırak. Sen benim başıma müfettiş misin?" dedi. Öbürü: "Vallahi Allah seni mağfiret etmez. Veya: "Allah seni cennetine koymaz!" dedi. Bunun üzerine Allah ikisinin de ruhlarını kabzetti. Bunlar Rabülâleminin huzurunda bir araya geldiler. Allah Teâla Hazretleri ibadette gayret edene: "Sen benim elimdekine kadir misin?" dedi. Günahkara da dönerek: "Git, rahmetimle cennete gir!" buyurdu. Diğeri için de: "Bunu ateşe götürün!" emretti."
    Ebu Hüreyre (R.a) der ki: "(Adamcağız Allah'ın gadabına dokunan münasebetsiz) bir kelime konuştu, bu kelime dünyasını da, ahiretini de heba etti."
    Ebu Davud, Edeb 51, (4901).

    - Yine Ebu Hüreyre (R.a) anlatıyor: "Resûlullah (S.a.v) buyurdular ki: "Bir adam vardı, (günah işleyerek nefsine zulmetmekte) çok ileri idi. Ölüm gelip çatınca oğullarına dedi ki: "Ben ölünce, cesedimi yakın, külümü iyice ezin ve rüzgarın önünde saçın. Allah'a yemin olsun, eğer Rabbim beni bir yakalarsa hiç kimseye vermediği azabı verir!"
    Ölünce, bu söylediği ona yapıldı. Allah da arz'a emrederek:
    "Sende ondan ne varsa bana toplayıver!" dedi. Arz da topladı. Adam ayakta duruyordu. "Sen böyle bir vasiyeti niye yaptın?" diye Rabb Teâla sordu.
    "Senden korktuğum için ey Rabbim!" cevabını verdi. Allah Teâla Hazretleri bu cevap üzerine onu affetti."
    Buhari, Tevhid 35, Enbiya 50; Müslim, Tevbe 25, (2756); Muvatta, Cenaiz 51, (1, 240); Nesai, Cenaiz 117, (4, 113).

    - Ümmü'd-Derdâ (R.a) anlatıyor: "Ebu'd-derda radıyallahu anh'ı işittim. Demişti ki: "Resûlullah (S.a.v)'ı işittim, şöyle buyurdu: "Müşrik olarak ölenle, bir müslümanı haksız yere öldüren hariç, Allah bütün günahları affedebilir."
    Ebu Davud, Fiten 6, (4270).


  10. 12.Haziran.2011, 16:01
    3
    EarthQuake®
    Yolcu

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 12.Kasım.2009
    Üye No: 64514
    Mesaj Sayısı: 496
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 30
    Bulunduğu yer: Ankara

    Cevap: çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum Af'olunur muyum?

    Allah'tan ümidini kesme kardeşim. Günahlarından tövbe eden günah işlememiş gibidir. Ancak bu konuda iradeli olmalı, seni günaha sürükleyen şeylerden tam anlamıyla elini eteğini çekmelisin. Yoksa şeytan seni tekrar oraya kaydırabilir. İyi arkadaşlar edin, dininin gereklerini öğren, ibadetlerini yap. Şeytanın verdiği ümitsizliğe kapılma. Selametle.

    ________________

    Tevbe; dönmek, pişman olmak demektir. Yani, İslam dininin emir ve hükümleri dahilinde, haram ve yasak olan şeyleri terkedip, helâl ve mübah olan şeyleri yapmak demektir.Kulun işlediği günahlardan dönerek tevbe etmesi ve Allah-u Zülcelal tarafından af ve mağfiret edilmesi, dil ile kalbin birlikte pişmanlık duyarak tevbe etmesine bağlıdır.

    Sadece diliyle tevbe edip, kalbinde günahına devam etme yönünde bir meyil olursa bu tevbe yalancıların tevbesi olur ki Allah-u Zülcelal'in bu şekilde yapılan tevbeleri kabul etmesi mümkün değildir.

    Tevbe hem dil ile hem de kalp ile yapıldığı zaman ve bunun yanında daha önceden yapılmış günahlara düşmemeye azmedilmesi, tevbe eden kişinin tevbesinin kabul olunmasının en büyük alametlerindendir. Çünkü Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Ey iman edenler! Hepiniz toptan Allah'a tevbe ediniz, umulur ki kurtuluşa erersiniz." (Nur; 31)
    Diğer bir ayet-i kerimede de şöyle buyrulmuştur: "O (Allah) kullarının tevbesini kabul eden, kötü hareketlerini bağışlayandır." (Şûra; 25)

    Allah-u Zülcelal, günahkar kulunun tevbesini kabul etmekten öte bundan memnun olur, sevinç duyar. Allah-u Zülcelal'in tevbe edenler için sevinmesi, çölde yiyeceğini ve bineğini kaybeden kimsenin onları bulmasından ötürü sevinmesinden daha büyüktür. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Allah-u Zülcelal gündüz günah işleyenlere tevbe etmeleri için gece kudret elini uzatır. Gece günah işleyenlere, tevbe etmeleri için gündüz kudret elini uzatır. Bu durum güneş batıdan doğuncaya kadar, devam eder."

    Diğer bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur; "Göklere kadar yükselen günah işleseniz de sonra pişman olsanız, Allah-u Zülcelal tevbenizi kabul eder." (Tirmizi: 3540)
    Bütün bu zikrettiğimiz ayet ve hadislerden de anlaşılmaktadır ki tevbe farzdır. Her ne olursa olsun, şüphesiz Allah-u Zülcelal tevbeleri kabul edendir. Tevbesiz ölmek, imansız gitmeye sebep olabilir. Hz. Ali radıyallahu anh şöyle buyurmuştur: "Tevbe etmek farzdır. Fakat tevbeyi gerektiren şeyleri terketmek ondan önce farzdır."

    Şayet bir insan, bu ayet ve hadisleri nazar-ı itibara alırsa, hergün aldığı her nefese karşılık akıllıca bir şekilde tevbe etmelidir. Bundan dolayı bütün hayırlı amellerin başında ve sonunda istiğfar etmek, amelin içinde bulunan gaflete keffarettir. İşte Nakşibendi yolunun mensupları hem ibadet etmekte, hem de gafletle yapmış olduğu ibadetinin akabinde "Estağfirullah" diyerek keffaretini vermektedirler.

    Tevbe, saliklerin vuslata (Allah'a ulaşma) ermek için uğradıkları ilk kapıdır. Taliplerin ulaştıkları ilk makamdır. Tarikat çok temiz ve Allah-u Zülcelal'e vuslata mani olan şeylerden münezzeh olduğu için ancak bütün hata ve günahlarından tevbe edip, kötü fiilleri terkedenleri kabul eder. Bunların dışında kalan türlü günahlara girip, isyankâr olmuş kişileri bünyesine doğrudan kabul edip barındırmaz.

    Seyyid Abdulkadir Geylani kuddise sırruh şöyle buyurmuştur: "Tevbe eden kimse, buluğ zamanından bu yana; kulağından, gözünden, dilinden, elinden, ayağından ve diğer bütün azalarından meydana gelen hatalarını düşünmelidir. Sonra ömrünün her gününe, hatta her saatine göz atıp, kendi kendine günah defterini hatırlayarak, küçük ve büyük günahlarının hepsini mülahaza etmelidir. O hatalarını işlerken yanında bulunan arkadaşlarının, hatasına yardımcı ve ortak olanları, o günahları işledikleri yerleri kendine göre başkalarının görmesinden sakladıkları; fakat:
    "Kiramen kâtipleri yaptıklarınızı bilirler." (İnfitar; 11-12)
    " İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar " (Kaf; 17)
    "Allah-u Zülcelal'in insana müekkel melekleri vardır ki, önünden ve arkasından takip edip Allah-u Zülcelal'in izniyle onu hıfz ederler."

    İşte bu şekilde düşünen kimse, Allah-u Zülcelal'e karşı haya edip utanır, korkar ve böylece kalbinde pişmanlık doğar. Pişmanlık duyan kimse yaptıklarından dolayı acziyetini idrak eder ve hemen tevbe eder.

    Zinnûn-i Mısrî kuddise sırruh şöyle buyurmuştur: "Her bir âzânın tevbesi vardır. Kalp ve gönlün tevbesi, şehveti terketmek için niyet etmektir. Gözün tevbesi, harama bakmayıp, gözü haramdan sakındırmaktır. Dilin tevbesi, kötü söz söylemekten, insanları çekiştirmekten, koğuculuk yapmaktan kaçınmaktır. Kulağın tevbesi, kötü ve yaramaz sözleri dinlememesidir. Ayağın tevbesi, yasak edilen kötü yerlere gitmemesidir. Ağzın tevbesi, haram yemekten kendisini korumaktır. Tenasül uzvunun tevbesi ise fuhuştan uzak durmaktır."

    Günahları terketmek ve emirleri yerine getirmek için tevbe etmek farz; vacibleri yerine getirmek için tevbe etmek vacip, sünnetleri yerine getirmek için tevbe etmek sünnet, mekruh-u tenzihiden sakınmak için tevbe etmek mendup, vesvese ve kalbe gelen havatırdan tevbe etmek de sevap olmak üzere beş kısımdır.

    Tevbenin durumuna göre hükmü böyle olduğu halde, tevbeden kaçmak Allah-u Zülcelal'in af ve mağfiretinden kaçmak, rahat ve huzuru kabul etmemektir. Bu da insanın kendine yapabileceği en büyük zulüm ve işkencedir.

    Allah-u Zülcelal bu kişiler hakkında şöyle buyurmuştur: "Kim günahına tevbe etmezse onlar zalimlerin tâ kendileridir." (Hucurat; 11) Tevbe ancak, sahibinin tevbenin ne demek olduğunu bilmesiyle sahih olur. Bunun için de şu hususların bilinmesi lazımdır:

    1- İnsan tevbe etmediği takdirde, günahların zulmetinden (kirinden) temizlenemeyeceğini bilmelidir.
    2- Tevbe etmeye muvaffak olduğu zaman sevinmelidir.
    3- Allah-u Zülcelal'in her an kendisinin durumunu bildiğini ve her an kalbine nazar ettiğini unutmamalıdır.

    Ebu Zer radıyallahu anh'ın rivayet etmiş olduğu bir hadis-i kudside şöyle buyrulmuştur: "Ey kullarım! Siz hepiniz gece ve gündüz hata işliyorsunuz. Ben de bütün günahları yargılarım. Şu halde günahların mağfiretini taleb edin ki günahlarınızı mağfiret edeyim." (Müslim, Bir:55)
    Allah-u Zülcelal'in rububiyetini (Rablığını) ve kendi acziyetini ve ubudiyetini (kulluğunu) kabul ve idrak eden kişiler hakkında da Allah-u Zülcelal şöyle buyurmuştur: "Onlar; kötü bir iş işledikleri yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı anıp hemen günahlarından tevbe ve istiğfar ederek mağfiret dileyenlerdir. Zaten günahları, Allah'tan başka kim affedebilir? Bir de onlar işledikleri günahta, bile bile ısrar da etmezler." (Al-i İmran; 135) (Müslim,Tevbe:31) (Rad; 11) ayet-i kerimelerinde bildirildiği gibi, bir an bile uyumayan ve yorulmayan gözlerinden ve kendisini koruyan, hayır ve şerrini yazan işlerini, amellerini ve nefeslerini sayan mükerrem meleklerden, gizli ve aşikâre kalplerden geçenleri bilen Allah-u Zülcelal'den gafil bulunduğu yerlerin hepsini bir bir düşünmelidir."



    _____________________

    Alıntı
    *Kaza namazların varsa onları kıl
    *Hayatını tümden dinine ada
    *Her aklına geldiğinde Allah'tan af dileyip besmele çek
    *İbadetlerini doğru dürüst yap
    *Şeytanın vesveseleri seni umutsuzluğa itebilir,itecektir zaten.Vesveselere kanmayıp iyiliklere ibadetlerine devam et.Allah en büyük affedici ve çok merhametli değil midir? Senin pişman olduğunu biliyorsa gayretini görüncede umarım seni affeder inşALLAH

    Star kardeşimizden alıntı.

    Resûlüllah Efendimize, bir adam geldi ve şöyle dedi: - Ben büyük bir günah işledim. Benim için (bu günahı affettirecek) bir tövbe (yolu) var mı? Allah Resûlü, adama sordu: - Annen var mı? Adam:
    - Hayır, yok, dedi. Allah Resûlü, bunun üzerine:
    - (Peki) teyzen var mı? diye sordu. Adam:
    - Evet, var, dedi. Allah Resûlü:
    - (Git) Ona iyilik et, buyurdu.
    [(Tirmizi) ]


  11. 12.Haziran.2011, 16:01
    3
    Allah'tan ümidini kesme kardeşim. Günahlarından tövbe eden günah işlememiş gibidir. Ancak bu konuda iradeli olmalı, seni günaha sürükleyen şeylerden tam anlamıyla elini eteğini çekmelisin. Yoksa şeytan seni tekrar oraya kaydırabilir. İyi arkadaşlar edin, dininin gereklerini öğren, ibadetlerini yap. Şeytanın verdiği ümitsizliğe kapılma. Selametle.

    ________________

    Tevbe; dönmek, pişman olmak demektir. Yani, İslam dininin emir ve hükümleri dahilinde, haram ve yasak olan şeyleri terkedip, helâl ve mübah olan şeyleri yapmak demektir.Kulun işlediği günahlardan dönerek tevbe etmesi ve Allah-u Zülcelal tarafından af ve mağfiret edilmesi, dil ile kalbin birlikte pişmanlık duyarak tevbe etmesine bağlıdır.

    Sadece diliyle tevbe edip, kalbinde günahına devam etme yönünde bir meyil olursa bu tevbe yalancıların tevbesi olur ki Allah-u Zülcelal'in bu şekilde yapılan tevbeleri kabul etmesi mümkün değildir.

    Tevbe hem dil ile hem de kalp ile yapıldığı zaman ve bunun yanında daha önceden yapılmış günahlara düşmemeye azmedilmesi, tevbe eden kişinin tevbesinin kabul olunmasının en büyük alametlerindendir. Çünkü Allah-u Zülcelal ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur: "Ey iman edenler! Hepiniz toptan Allah'a tevbe ediniz, umulur ki kurtuluşa erersiniz." (Nur; 31)
    Diğer bir ayet-i kerimede de şöyle buyrulmuştur: "O (Allah) kullarının tevbesini kabul eden, kötü hareketlerini bağışlayandır." (Şûra; 25)

    Allah-u Zülcelal, günahkar kulunun tevbesini kabul etmekten öte bundan memnun olur, sevinç duyar. Allah-u Zülcelal'in tevbe edenler için sevinmesi, çölde yiyeceğini ve bineğini kaybeden kimsenin onları bulmasından ötürü sevinmesinden daha büyüktür. Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bir hadis-i şerifte şöyle buyurmuştur: "Allah-u Zülcelal gündüz günah işleyenlere tevbe etmeleri için gece kudret elini uzatır. Gece günah işleyenlere, tevbe etmeleri için gündüz kudret elini uzatır. Bu durum güneş batıdan doğuncaya kadar, devam eder."

    Diğer bir hadis-i şerifte ise şöyle buyurmuştur; "Göklere kadar yükselen günah işleseniz de sonra pişman olsanız, Allah-u Zülcelal tevbenizi kabul eder." (Tirmizi: 3540)
    Bütün bu zikrettiğimiz ayet ve hadislerden de anlaşılmaktadır ki tevbe farzdır. Her ne olursa olsun, şüphesiz Allah-u Zülcelal tevbeleri kabul edendir. Tevbesiz ölmek, imansız gitmeye sebep olabilir. Hz. Ali radıyallahu anh şöyle buyurmuştur: "Tevbe etmek farzdır. Fakat tevbeyi gerektiren şeyleri terketmek ondan önce farzdır."

    Şayet bir insan, bu ayet ve hadisleri nazar-ı itibara alırsa, hergün aldığı her nefese karşılık akıllıca bir şekilde tevbe etmelidir. Bundan dolayı bütün hayırlı amellerin başında ve sonunda istiğfar etmek, amelin içinde bulunan gaflete keffarettir. İşte Nakşibendi yolunun mensupları hem ibadet etmekte, hem de gafletle yapmış olduğu ibadetinin akabinde "Estağfirullah" diyerek keffaretini vermektedirler.

    Tevbe, saliklerin vuslata (Allah'a ulaşma) ermek için uğradıkları ilk kapıdır. Taliplerin ulaştıkları ilk makamdır. Tarikat çok temiz ve Allah-u Zülcelal'e vuslata mani olan şeylerden münezzeh olduğu için ancak bütün hata ve günahlarından tevbe edip, kötü fiilleri terkedenleri kabul eder. Bunların dışında kalan türlü günahlara girip, isyankâr olmuş kişileri bünyesine doğrudan kabul edip barındırmaz.

    Seyyid Abdulkadir Geylani kuddise sırruh şöyle buyurmuştur: "Tevbe eden kimse, buluğ zamanından bu yana; kulağından, gözünden, dilinden, elinden, ayağından ve diğer bütün azalarından meydana gelen hatalarını düşünmelidir. Sonra ömrünün her gününe, hatta her saatine göz atıp, kendi kendine günah defterini hatırlayarak, küçük ve büyük günahlarının hepsini mülahaza etmelidir. O hatalarını işlerken yanında bulunan arkadaşlarının, hatasına yardımcı ve ortak olanları, o günahları işledikleri yerleri kendine göre başkalarının görmesinden sakladıkları; fakat:
    "Kiramen kâtipleri yaptıklarınızı bilirler." (İnfitar; 11-12)
    " İki melek (insanın) sağında ve solunda oturarak yaptıklarını yazmaktadırlar " (Kaf; 17)
    "Allah-u Zülcelal'in insana müekkel melekleri vardır ki, önünden ve arkasından takip edip Allah-u Zülcelal'in izniyle onu hıfz ederler."

    İşte bu şekilde düşünen kimse, Allah-u Zülcelal'e karşı haya edip utanır, korkar ve böylece kalbinde pişmanlık doğar. Pişmanlık duyan kimse yaptıklarından dolayı acziyetini idrak eder ve hemen tevbe eder.

    Zinnûn-i Mısrî kuddise sırruh şöyle buyurmuştur: "Her bir âzânın tevbesi vardır. Kalp ve gönlün tevbesi, şehveti terketmek için niyet etmektir. Gözün tevbesi, harama bakmayıp, gözü haramdan sakındırmaktır. Dilin tevbesi, kötü söz söylemekten, insanları çekiştirmekten, koğuculuk yapmaktan kaçınmaktır. Kulağın tevbesi, kötü ve yaramaz sözleri dinlememesidir. Ayağın tevbesi, yasak edilen kötü yerlere gitmemesidir. Ağzın tevbesi, haram yemekten kendisini korumaktır. Tenasül uzvunun tevbesi ise fuhuştan uzak durmaktır."

    Günahları terketmek ve emirleri yerine getirmek için tevbe etmek farz; vacibleri yerine getirmek için tevbe etmek vacip, sünnetleri yerine getirmek için tevbe etmek sünnet, mekruh-u tenzihiden sakınmak için tevbe etmek mendup, vesvese ve kalbe gelen havatırdan tevbe etmek de sevap olmak üzere beş kısımdır.

    Tevbenin durumuna göre hükmü böyle olduğu halde, tevbeden kaçmak Allah-u Zülcelal'in af ve mağfiretinden kaçmak, rahat ve huzuru kabul etmemektir. Bu da insanın kendine yapabileceği en büyük zulüm ve işkencedir.

    Allah-u Zülcelal bu kişiler hakkında şöyle buyurmuştur: "Kim günahına tevbe etmezse onlar zalimlerin tâ kendileridir." (Hucurat; 11) Tevbe ancak, sahibinin tevbenin ne demek olduğunu bilmesiyle sahih olur. Bunun için de şu hususların bilinmesi lazımdır:

    1- İnsan tevbe etmediği takdirde, günahların zulmetinden (kirinden) temizlenemeyeceğini bilmelidir.
    2- Tevbe etmeye muvaffak olduğu zaman sevinmelidir.
    3- Allah-u Zülcelal'in her an kendisinin durumunu bildiğini ve her an kalbine nazar ettiğini unutmamalıdır.

    Ebu Zer radıyallahu anh'ın rivayet etmiş olduğu bir hadis-i kudside şöyle buyrulmuştur: "Ey kullarım! Siz hepiniz gece ve gündüz hata işliyorsunuz. Ben de bütün günahları yargılarım. Şu halde günahların mağfiretini taleb edin ki günahlarınızı mağfiret edeyim." (Müslim, Bir:55)
    Allah-u Zülcelal'in rububiyetini (Rablığını) ve kendi acziyetini ve ubudiyetini (kulluğunu) kabul ve idrak eden kişiler hakkında da Allah-u Zülcelal şöyle buyurmuştur: "Onlar; kötü bir iş işledikleri yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı anıp hemen günahlarından tevbe ve istiğfar ederek mağfiret dileyenlerdir. Zaten günahları, Allah'tan başka kim affedebilir? Bir de onlar işledikleri günahta, bile bile ısrar da etmezler." (Al-i İmran; 135) (Müslim,Tevbe:31) (Rad; 11) ayet-i kerimelerinde bildirildiği gibi, bir an bile uyumayan ve yorulmayan gözlerinden ve kendisini koruyan, hayır ve şerrini yazan işlerini, amellerini ve nefeslerini sayan mükerrem meleklerden, gizli ve aşikâre kalplerden geçenleri bilen Allah-u Zülcelal'den gafil bulunduğu yerlerin hepsini bir bir düşünmelidir."



    _____________________

    Alıntı
    *Kaza namazların varsa onları kıl
    *Hayatını tümden dinine ada
    *Her aklına geldiğinde Allah'tan af dileyip besmele çek
    *İbadetlerini doğru dürüst yap
    *Şeytanın vesveseleri seni umutsuzluğa itebilir,itecektir zaten.Vesveselere kanmayıp iyiliklere ibadetlerine devam et.Allah en büyük affedici ve çok merhametli değil midir? Senin pişman olduğunu biliyorsa gayretini görüncede umarım seni affeder inşALLAH

    Star kardeşimizden alıntı.

    Resûlüllah Efendimize, bir adam geldi ve şöyle dedi: - Ben büyük bir günah işledim. Benim için (bu günahı affettirecek) bir tövbe (yolu) var mı? Allah Resûlü, adama sordu: - Annen var mı? Adam:
    - Hayır, yok, dedi. Allah Resûlü, bunun üzerine:
    - (Peki) teyzen var mı? diye sordu. Adam:
    - Evet, var, dedi. Allah Resûlü:
    - (Git) Ona iyilik et, buyurdu.
    [(Tirmizi) ]


  12. 03.Ekim.2012, 03:29
    4
    ebediyyetyolcusu
    Emekli

    Üyelik Tarihi: 27.Mayıs.2012
    Üye No: 96330
    Mesaj Sayısı: 678
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 0
    Yaş: 40
    Bulunduğu yer: imtihan dünyası

    Cevap: çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum

    Selamün aleyküm,

    Allahu teala Kuranı Kerim'de şöyle buyurur

    Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', (Şems Suresi, 7)

    Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve
    ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). (Şems Suresi, 8)

    Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz.
    Biz ona şahdamarından daha yakınız. (Kaf Suresi, 16)



    Nefs günahlara karşı meyillidir, insan yüz kere de tevbe etse de nefsini kontrol edemediği sürece yine Şeytana uyar ve günah işlemeye başlar.

    "(Yine de) Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir." (Yusuf Suresi, 53)


    Ayetlerde bildirildiği üzere Cenabı Allah nefsi yarattığı gibi ona iyiliği ve kötülüğü ilham etmiştir
    ve onu idare edecek aklı yani cüzi iradeyi bahşetmiştir. Nefs yaratıldığı hal üzere bırakılır ve
    ihmal edilirse insanı felaketlere sürüklemesi kaçınılmazdır. Nefsi küçük bir çoçuğu terbiye eder gibi
    kontrol etmek ve terbiye etmek lazımdır.


    Nefsi üç kısma göre tarif edebiliriz

    1. Şehvet nefsi
    2. Gazab nefsi
    3. Konuşan nefis (Akıl / Cüzi irade)


    Şehvet Nefsi, insanı azdırabilecek ve tahrik edecek her türlü şehvani kötü fiiller bu nefs'den ileri gelir.
    Gazab Nefsi, aşırı hırs, kin, şiddet ve öfke, intikam duygusu vs. bu nefs'den ileri gelir.
    Konuşan Nefs (Akıl) bu insanın cüzi iradesidir ki her iki nefsi iyiye veya kötüye yönlendirir.

    Bir örnek verelim, nasıl ki Bilgisayarınıza virüs bulaşır sizi uğraştırır en sonunda bilgisayarınızı formatlarsınız,
    böylece bulaştığınız günahlardan ve kötü hallerden, kötü arkadaşlardan kurtulmanız lazım ve
    tevbeyle Cenabı Allah'a yönelip sizi günahlara sürükleyen nefsinizi cüzi iradenizi kullanarak kontrol etmeniz lazım.
    Kötü arkadaşların yerini, iyi arkadaşlar almalı ve kötü huyların yerini iyi huylar almalı.
    İbadetiniz azda olsa devamlı olmalı.

    Unutmayın iblis şeytan her işlenen günahı fırsat bilerek insanı dinden soğutmaya çalışır, halbuki Allahu teala günahınız ne kadar çok olursa olsun benim rahmetimden ümidinizi kesmeyin buyuruyor !


  13. 03.Ekim.2012, 03:29
    4
    Selamün aleyküm,

    Allahu teala Kuranı Kerim'de şöyle buyurur

    Nefse ve ona 'bir düzen içinde biçim verene', (Şems Suresi, 7)

    Sonra ona fücurunu (sınır tanımaz günah ve kötülüğünü) ve
    ondan sakınmayı ilham edene (andolsun). (Şems Suresi, 8)

    Andolsun, insanı Biz yarattık ve nefsinin ona ne vesveseler vermekte olduğunu biliriz.
    Biz ona şahdamarından daha yakınız. (Kaf Suresi, 16)



    Nefs günahlara karşı meyillidir, insan yüz kere de tevbe etse de nefsini kontrol edemediği sürece yine Şeytana uyar ve günah işlemeye başlar.

    "(Yine de) Ben nefsimi temize çıkaramam. Çünkü gerçekten nefis, -Rabbimin kendisini esirgediği dışında- var gücüyle kötülüğü emredendir. Şüphesiz, benim Rabbim, bağışlayandır, esirgeyendir." (Yusuf Suresi, 53)


    Ayetlerde bildirildiği üzere Cenabı Allah nefsi yarattığı gibi ona iyiliği ve kötülüğü ilham etmiştir
    ve onu idare edecek aklı yani cüzi iradeyi bahşetmiştir. Nefs yaratıldığı hal üzere bırakılır ve
    ihmal edilirse insanı felaketlere sürüklemesi kaçınılmazdır. Nefsi küçük bir çoçuğu terbiye eder gibi
    kontrol etmek ve terbiye etmek lazımdır.


    Nefsi üç kısma göre tarif edebiliriz

    1. Şehvet nefsi
    2. Gazab nefsi
    3. Konuşan nefis (Akıl / Cüzi irade)


    Şehvet Nefsi, insanı azdırabilecek ve tahrik edecek her türlü şehvani kötü fiiller bu nefs'den ileri gelir.
    Gazab Nefsi, aşırı hırs, kin, şiddet ve öfke, intikam duygusu vs. bu nefs'den ileri gelir.
    Konuşan Nefs (Akıl) bu insanın cüzi iradesidir ki her iki nefsi iyiye veya kötüye yönlendirir.

    Bir örnek verelim, nasıl ki Bilgisayarınıza virüs bulaşır sizi uğraştırır en sonunda bilgisayarınızı formatlarsınız,
    böylece bulaştığınız günahlardan ve kötü hallerden, kötü arkadaşlardan kurtulmanız lazım ve
    tevbeyle Cenabı Allah'a yönelip sizi günahlara sürükleyen nefsinizi cüzi iradenizi kullanarak kontrol etmeniz lazım.
    Kötü arkadaşların yerini, iyi arkadaşlar almalı ve kötü huyların yerini iyi huylar almalı.
    İbadetiniz azda olsa devamlı olmalı.

    Unutmayın iblis şeytan her işlenen günahı fırsat bilerek insanı dinden soğutmaya çalışır, halbuki Allahu teala günahınız ne kadar çok olursa olsun benim rahmetimden ümidinizi kesmeyin buyuruyor !


  14. 25.Aralık.2015, 17:47
    5
    Sabri
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 14.Aralık.2015
    Üye No: 107369
    Mesaj Sayısı: 330
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4

    Cevap: Çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum Af'olunur muyum?

    çok günah işledim ve bile bile günah işledim diyen kardeşlerim
    Günahınız ne kadar çoksa bilerek de yapmış olsanız Allah affedicidir.
    Pişmansanız tevbe edin hemen silinir.


  15. 25.Aralık.2015, 17:47
    5
    Devamlı Üye
    çok günah işledim ve bile bile günah işledim diyen kardeşlerim
    Günahınız ne kadar çoksa bilerek de yapmış olsanız Allah affedicidir.
    Pişmansanız tevbe edin hemen silinir.


  16. 17.Ocak.2016, 00:07
    6
    Misafir

    Cevap: Çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum Af'olunur muyum?

    Merhaba. Galiba ikimizde neredeyse, ayni kaderi paylasiyoruz... Bende Günah isledim ayni günahi iki kere bile bile hatta ama nefsime Dur diyemedim ne yaZikki ve kendimi hic affedemiyorum ve kötü hissediyorum


  17. 17.Ocak.2016, 00:07
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Merhaba. Galiba ikimizde neredeyse, ayni kaderi paylasiyoruz... Bende Günah isledim ayni günahi iki kere bile bile hatta ama nefsime Dur diyemedim ne yaZikki ve kendimi hic affedemiyorum ve kötü hissediyorum


  18. 04.Şubat.2016, 15:08
    7
    Misafir

    Cevap: Çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum Af'olunur muyum?

    evet bende çok günah işledim ve bunları bile bile allaha dua edip tövbe ediyorum ama aynısını tekrar yapıyorum buna yapmak istemiyorum ama şeytan bena ves vese veriyor istemiyorum aslında ne yapmam gerek ama bundan sonra allaha dua edip tekrar tövbe ettim bida aynı şey olmıyacak diye allah İNŞALLAH kabul etmiş dir lütfen benim için dua edin şimdiden allah razı olsun hakkınızda hayırlısı neyse o olsun


  19. 04.Şubat.2016, 15:08
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    evet bende çok günah işledim ve bunları bile bile allaha dua edip tövbe ediyorum ama aynısını tekrar yapıyorum buna yapmak istemiyorum ama şeytan bena ves vese veriyor istemiyorum aslında ne yapmam gerek ama bundan sonra allaha dua edip tekrar tövbe ettim bida aynı şey olmıyacak diye allah İNŞALLAH kabul etmiş dir lütfen benim için dua edin şimdiden allah razı olsun hakkınızda hayırlısı neyse o olsun


  20. 05.Şubat.2016, 03:34
    8
    Misafir

    Cevap: Çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum Af'olunur muyum?

    Kardesim selamun aleykum bilmiyorum belkide bu yorumu mu gormessin ama bende su an 22 yasindayim universite ogrencisiyim bizimde yasantimiz asagi yukari senin gibiydi namaza basladik ve her seyin farkina vardir.Gunahlardan yavas yavas uzaklasmaya basladik sanada tavsiyem namaza baslaman ve arkadas cevrenden uzaklasman.Rabbim cok bagaslayan cok affedendir.Rabbimin kudretinden sual olunmaz.Belkide senin sinavin bu sekilde oluyo.Her insan farkli konularda sinanir ve rabbimin bize bahs ettigi hayat bitincede dunyada ne yaptiklarimiz bir bir onumuze dokulmeye baslar.Cehennemi olumu aklina getir olunce cekilecegimiz hesabi aklina getir.Soyluyeceklerim bu kadar kardesim insallah faydasi olur hayirli aksamlar diliyorum herkese.


  21. 05.Şubat.2016, 03:34
    8
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Kardesim selamun aleykum bilmiyorum belkide bu yorumu mu gormessin ama bende su an 22 yasindayim universite ogrencisiyim bizimde yasantimiz asagi yukari senin gibiydi namaza basladik ve her seyin farkina vardir.Gunahlardan yavas yavas uzaklasmaya basladik sanada tavsiyem namaza baslaman ve arkadas cevrenden uzaklasman.Rabbim cok bagaslayan cok affedendir.Rabbimin kudretinden sual olunmaz.Belkide senin sinavin bu sekilde oluyo.Her insan farkli konularda sinanir ve rabbimin bize bahs ettigi hayat bitincede dunyada ne yaptiklarimiz bir bir onumuze dokulmeye baslar.Cehennemi olumu aklina getir olunce cekilecegimiz hesabi aklina getir.Soyluyeceklerim bu kadar kardesim insallah faydasi olur hayirli aksamlar diliyorum herkese.


  22. 10.Mayıs.2016, 20:33
    9
    Misafir

    Cevap: Çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum Af'olunur muyum?

    Canım kardeşim öncelikle günah işlediğinin farkındasın ve en önemlisi Allah sana tövbe etmene fırsat vermiş.


  23. 10.Mayıs.2016, 20:33
    9
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Canım kardeşim öncelikle günah işlediğinin farkındasın ve en önemlisi Allah sana tövbe etmene fırsat vermiş.


  24. 11.Mayıs.2016, 10:31
    10
    Misafir

    Cevap: Çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum Af'olunur muyum?

    Kardeşim sen git bi cemaat yurduna başla faydalı olacak Süleymanlı cemaatini öneririm tabi her yerde günahkar olacaktır cemaatte bile ama sen o günahkarlarada uyma


  25. 11.Mayıs.2016, 10:31
    10
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Kardeşim sen git bi cemaat yurduna başla faydalı olacak Süleymanlı cemaatini öneririm tabi her yerde günahkar olacaktır cemaatte bile ama sen o günahkarlarada uyma


  26. 25.Mayıs.2016, 13:28
    11
    Misafir

    Cevap: Çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum Af'olunur muyum?

    Aynı şeyleri yaşayan hayatlarında hiç bişey olmamış gibi davranan çok sayıda insan var ve bizim gibi düşünüp bunlar yüzünden yaptigimiz yanlışlar yüzünden azap çekenlerde bugünlere gelmek bu yaşlara gelmek günümüzde gerçekten kolay değil bende şükür ediyorum tövbeyi nasip etti diye fakat içimde içimi yiyor ilerde ne olacak diye düşünüyorum günlerin çekilmez bi hal alıyor ama hayat devam ediyor diyorum aynı duyguları paylaşıyorz şu hayatta her insanın çoğu insanın elinin tersi ile itemeyecegı şey paradır şu dünyayı satın alacak parayi koysalar yaptığın yanlışın günahın birini yap deseler elimin tersi ile iterm çünki insan belli bi yaştan sonra anlıyor neyin ne olduğunu Cenabı Allahım cümlemizin yardımcısı olsun üstü kapalı konuşuyoruz yaşadıklarımızi biri duysa diyoruz kaçacak yer ararız zor bi durum arkadaşlar bence bunları atmak için bu tarz yerlerde devamli konuşmak gerekiyor fakat yine insan oğluyuz kimseye güvenmiyoruz


  27. 25.Mayıs.2016, 13:28
    11
    Kayıtsız - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız
    Misafir
    Aynı şeyleri yaşayan hayatlarında hiç bişey olmamış gibi davranan çok sayıda insan var ve bizim gibi düşünüp bunlar yüzünden yaptigimiz yanlışlar yüzünden azap çekenlerde bugünlere gelmek bu yaşlara gelmek günümüzde gerçekten kolay değil bende şükür ediyorum tövbeyi nasip etti diye fakat içimde içimi yiyor ilerde ne olacak diye düşünüyorum günlerin çekilmez bi hal alıyor ama hayat devam ediyor diyorum aynı duyguları paylaşıyorz şu hayatta her insanın çoğu insanın elinin tersi ile itemeyecegı şey paradır şu dünyayı satın alacak parayi koysalar yaptığın yanlışın günahın birini yap deseler elimin tersi ile iterm çünki insan belli bi yaştan sonra anlıyor neyin ne olduğunu Cenabı Allahım cümlemizin yardımcısı olsun üstü kapalı konuşuyoruz yaşadıklarımızi biri duysa diyoruz kaçacak yer ararız zor bi durum arkadaşlar bence bunları atmak için bu tarz yerlerde devamli konuşmak gerekiyor fakat yine insan oğluyuz kimseye güvenmiyoruz


  28. 25.Haziran.2016, 09:07
    12
    Misafir

    Cevap: Çok büyük günahlar işledim hem de günah olduğunu bildiğim halde nefsime uydum Af'olunur muyum?




    Abiler selamun aleykum bana ilkte vesveseler geldigi icin murted mi oldum diye sayikliyordum kendi kendime ve bu kotu evhamlardan kurtulamadigim icin de devamli bi korku vardi bende imanda suphe etmek kufurdur diyolar ama ben vesvesede oldugum icin murted mi oldum diye geciriyordum ve uzuluyordum yani boyle dusunmek de kufur mudur.Bi de sarkilarin ritimleri takiliyor kulagima ve ben Allah adini geciriyorum icimden bazen de sessiz soyluyorum ama abi sarkilara Allah adini karistirmak kufur diyolar ama benim niyetim sarkinin icinde onu soylemek degil zaten birden aklima sarkilar calinca Allah demek istegi geliyor Allah diyorum icinden abi bu konuda cok takintiliyim kufre dusme konusunda sorularim biraz da bundan ve abi bu sabah uyaninca aklima Onlara kulluk edin diye bi dusunce geldi ya abi benim kendi dusuncemdi bu ama sonra pisman oldum boyle sey geldigi icin ben. Tovbe estagfirullah dedim sonra Ona kuluk edin diye dedim. Yani Allaha kulluk edin dedim kendime.Normalde vesvese sahibi bi insandim ani bu dusunce birden aklima gdi ve kendi istegimdi ama birden geldi ve ben daja sibra tovbe tivbe dedim ani amacim Allah a saygisizlik degil nolur yardim edin dinden cikmamisuim dir degil mi


  29. 25.Haziran.2016, 09:07
    12
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Abiler selamun aleykum bana ilkte vesveseler geldigi icin murted mi oldum diye sayikliyordum kendi kendime ve bu kotu evhamlardan kurtulamadigim icin de devamli bi korku vardi bende imanda suphe etmek kufurdur diyolar ama ben vesvesede oldugum icin murted mi oldum diye geciriyordum ve uzuluyordum yani boyle dusunmek de kufur mudur.Bi de sarkilarin ritimleri takiliyor kulagima ve ben Allah adini geciriyorum icimden bazen de sessiz soyluyorum ama abi sarkilara Allah adini karistirmak kufur diyolar ama benim niyetim sarkinin icinde onu soylemek degil zaten birden aklima sarkilar calinca Allah demek istegi geliyor Allah diyorum icinden abi bu konuda cok takintiliyim kufre dusme konusunda sorularim biraz da bundan ve abi bu sabah uyaninca aklima Onlara kulluk edin diye bi dusunce geldi ya abi benim kendi dusuncemdi bu ama sonra pisman oldum boyle sey geldigi icin ben. Tovbe estagfirullah dedim sonra Ona kuluk edin diye dedim. Yani Allaha kulluk edin dedim kendime.Normalde vesvese sahibi bi insandim ani bu dusunce birden aklima gdi ve kendi istegimdi ama birden geldi ve ben daja sibra tovbe tivbe dedim ani amacim Allah a saygisizlik degil nolur yardim edin dinden cikmamisuim dir degil mi



Git 12 Sonuncu