Konusunu Oylayın.: Peygamberimizin kadınlarla olan diyalogu nasıldı?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamberimizin kadınlarla olan diyalogu nasıldı?
  1. 11.Haziran.2011, 18:28
    1
    Misafir

    Peygamberimizin kadınlarla olan diyalogu nasıldı?






    Peygamberimizin kadınlarla olan diyalogu nasıldı? Mumsema Peygamberimizin kadınlarla olan diyalogu nasıldı?


  2. 11.Haziran.2011, 18:28
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 11.Haziran.2011, 18:38
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Peygamberimizin kadınlarla olan diyalogu nasıldı?




    Bir erkeğin kendisine nikâhı düşebilen yabancı bir kadınla; bir kadının da baba, kardeş ve amcaları gibi mahremleri sayılan erkeklerin dışında diğer erkeklerle tokalaşması caiz görülmemektedir. Bu hususta Resul-i Ekrem Efendimizin (a.s.m.) nasıl hareket ettiği bizim için şaşmaz bir ölçü durumundadır. Efendimiz (a.s.m), kendisine bîat için gelen sahabî hanımlara şöyle buyurmuşlardır:
    “Ben kadınlarla tokalaşmam. Benim yüz kadına söylediğim söz bir kadına söylediğim söz gibidir.”1
    Hz. Âişe Validemiz (r.a.) ise Resulullah'da (a.s.m.) gördüğünü şöyle nakletmektedir:
    “Resulullahın (a.s.m.) mübarek eli hiçbir yabancı kadının eline kesinlikle değmedi.”2
    Hadislerdeki ölçü bu şekilde belirtilmektedir. Bundan dolayı gerek iş hayatında, gerekse ailevî münasebetlerde ve bazı merasimlerde erkeğin kendisine yabancı bir kadınla veya bir kadının yabancı bir erkekle tokalaşması hususunda bir ruhsat bulunmamaktadır. Ayrıca bu bir zaruret de değildir.
    Peygamber Efendimizin (a.s.m.) sahabi hanımlarla konuşması, onların sorularına cevap vermesi, şikâyetlerini dinlemesi, ihtiyaç ve taleplerini karşılamasıdır. Bir örnek olması bakımından şu hadis-i şerifi nakledelim:
    Amr bin Şuayb rivayet ediyor:
    "Bir kadın yanında kızı ile birlikte Resulullaha (a.s.m.) geldi. Kızın kolunda iki altın bilezik vardı. Resulullah (a.s.m.) kadına sordu:
    “Bu bileziklerin zekâtını veriyor musun?” Kadın,
    “Hayır, vermiyorum.” diye cevap verdi. Bunun üzerine Resulullah (a.s.m.) tekrar sordu:
    “Peki, kıyamette bu iki bilezik yerine Allah’ın sana ateşten iki bilezik taktırması hoşuna gider mi?”
    Kadın iki bileziği hemen çıkarıp Resulullaha (a.s.m.) uzattı ve “Bunlar artık Allah ve Resulüne aittir.” dedi.3
    Ebû Said el-Hudrî rivayet ediyor: Bir kadın Resulullaha (a.s.m.) gelerek şöyle dedi:
    “Ya Resulallah! Sohbetinizi dinlemek için erkeklerden bize fırsat kalmıyor. Her zaman huzurunuzda onlar bulunuyor, öğreniyorlar. Müsait zamanınızdan bize de bir gün ayırın, o gün gelelim, Allah’ın size bildirdiğinden bize öğretin.”
    Bunun üzerine Resulullah (a.s.m.) “Falan günde, falan yerde toplanın.” buyurarak sohbet için belli bir gün ayırdı.
    Resulullah (a.s.m.) belirlenen günde hanımların bulunduğu yere geldi ve Allah’ın kendisine öğrettiğinden kadınlara anlattı ve şöyle buyurdu:
    “İçinizden hiçbir kadın yoktur ki, çocuklarından üç tanesini kendinden önce âhirete göndersin de, onlar kendisi ile cehennem arasında bir engel olmasın.”
    Onlardan bir kadın, “İki çocuk da öyle değil mi?” diye sordu.
    Resulullah (a.s.m.) iki defa tekrarlayarak “İkisi için de öyledir.” buyurdu.4
    Hadisin şerhinde Peygamberimize (a.s.m) müracaat eden kadının Esmâ binti Yezid olduğu rivayet edilir.5
    Fethü’l-Bârî’de yer aldığına göre, Ebû Hüreyre böyle bir hadisenin başka bir zamanda da cereyan ettiğini ve Resulullahın (a.s.m.), “Falan hanımın evinde toplanın.” dediğini beyan ederek, Resulullah'ın oraya gidip, hanımlarla sohbet ettiğini bildirir.6
    İbni Hacer, bu hadis-i şerifin açıklamasında ayrıca şu hükme de dikkat çeker:
    “Bu hadis, sahabi kadınların dinlerini öğrenmek için gösterdikleri hırsı ve ciddiyeti gösterdiği gibi, hanımlara dini meseleleri öğretmek için belli bir zaman tayin etmenin caiz olduğunu gösterir.”
    Abdullah bin Abbas rivayet ediyor:
    “Resulullah (a.s.m.) Mescidde vaaz ettikten sonra kadınlara duyuramadım zannıyla yanında Bilal olduğu halde erkek saflarından çıktı, kadınların tarafına geçti ve kadınlara vaaz ederek onlara sadaka vermeyi emretti. Sözleri o kadar tesir etti ki, kadınların kimi kulaklarındaki küpeyi, kimi parmağındaki yüzüğü çıkarıp atmaya başladı. Bilal de onları eteği içine topluyordu."7
    Bu hadisten çıkan hükmü Bedrüddin Aynî İmam Nevevî’den naklen şöyle ifade eder:
    “Bu hadisten, hanımlara vaaz ve nasihat etmenin, onlara âhireti hatırlatmanın, İslâmî hükümleri anlatmanın ve sadakaya teşvik etmenin müstehap olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bütün bunlar yerine getirilirken gerek konuşanda, gerekse dinleyende kalbini fesada sürükleyecek durumların, fitneye düşme endişesi ve benzeri menfi hallerin ortaya çıkmaması gerekmektedir."8
    Hadis-i şeriflerden açıkça görüleceği gibi, Peygamber Efendimiz (a.s.m.) gerek mescitte, gerekse mescidin dışındaki mekânlarda, hattâ bir hanımın evinde toplanan sahabi hanımlara İslâmı tebliğ etmiş, sorularına cevap vermiş; açıklanması istenen mevzularda izahlarda bulunmuştur. Bu toplu halde olduğu gibi, ferdî olarak da bazan kendi evlerinde, bazan mescitte, bazı zamanlarda da değişik zemin ve yerlerde hanım sahabilerin dinî ihtiyaçlarını karşılayıcı bilgiler vermişlerdir.
    Dipnotlar:

    1 Neseî, Bîy’a: 18; İbni Mâce, Cihad: 43.
    2 Buharî, Ahkâm, 49; İbni Mâce, Cihad: 43.
    3Tirmizî, Zekât: 12.
    4 Buharî, İ’tisâm:9; İlim: 35.
    5 Umdetü’l-Karî, 25: 48.
    6 Fethü’l-Bârî, 1: 158.
    7 Buharî, İliml: 32.
    8 Umdetü’l-Karî, 2: 124.


  4. 11.Haziran.2011, 18:38
    2
    Silent and lonely rains



    Bir erkeğin kendisine nikâhı düşebilen yabancı bir kadınla; bir kadının da baba, kardeş ve amcaları gibi mahremleri sayılan erkeklerin dışında diğer erkeklerle tokalaşması caiz görülmemektedir. Bu hususta Resul-i Ekrem Efendimizin (a.s.m.) nasıl hareket ettiği bizim için şaşmaz bir ölçü durumundadır. Efendimiz (a.s.m), kendisine bîat için gelen sahabî hanımlara şöyle buyurmuşlardır:
    “Ben kadınlarla tokalaşmam. Benim yüz kadına söylediğim söz bir kadına söylediğim söz gibidir.”1
    Hz. Âişe Validemiz (r.a.) ise Resulullah'da (a.s.m.) gördüğünü şöyle nakletmektedir:
    “Resulullahın (a.s.m.) mübarek eli hiçbir yabancı kadının eline kesinlikle değmedi.”2
    Hadislerdeki ölçü bu şekilde belirtilmektedir. Bundan dolayı gerek iş hayatında, gerekse ailevî münasebetlerde ve bazı merasimlerde erkeğin kendisine yabancı bir kadınla veya bir kadının yabancı bir erkekle tokalaşması hususunda bir ruhsat bulunmamaktadır. Ayrıca bu bir zaruret de değildir.
    Peygamber Efendimizin (a.s.m.) sahabi hanımlarla konuşması, onların sorularına cevap vermesi, şikâyetlerini dinlemesi, ihtiyaç ve taleplerini karşılamasıdır. Bir örnek olması bakımından şu hadis-i şerifi nakledelim:
    Amr bin Şuayb rivayet ediyor:
    "Bir kadın yanında kızı ile birlikte Resulullaha (a.s.m.) geldi. Kızın kolunda iki altın bilezik vardı. Resulullah (a.s.m.) kadına sordu:
    “Bu bileziklerin zekâtını veriyor musun?” Kadın,
    “Hayır, vermiyorum.” diye cevap verdi. Bunun üzerine Resulullah (a.s.m.) tekrar sordu:
    “Peki, kıyamette bu iki bilezik yerine Allah’ın sana ateşten iki bilezik taktırması hoşuna gider mi?”
    Kadın iki bileziği hemen çıkarıp Resulullaha (a.s.m.) uzattı ve “Bunlar artık Allah ve Resulüne aittir.” dedi.3
    Ebû Said el-Hudrî rivayet ediyor: Bir kadın Resulullaha (a.s.m.) gelerek şöyle dedi:
    “Ya Resulallah! Sohbetinizi dinlemek için erkeklerden bize fırsat kalmıyor. Her zaman huzurunuzda onlar bulunuyor, öğreniyorlar. Müsait zamanınızdan bize de bir gün ayırın, o gün gelelim, Allah’ın size bildirdiğinden bize öğretin.”
    Bunun üzerine Resulullah (a.s.m.) “Falan günde, falan yerde toplanın.” buyurarak sohbet için belli bir gün ayırdı.
    Resulullah (a.s.m.) belirlenen günde hanımların bulunduğu yere geldi ve Allah’ın kendisine öğrettiğinden kadınlara anlattı ve şöyle buyurdu:
    “İçinizden hiçbir kadın yoktur ki, çocuklarından üç tanesini kendinden önce âhirete göndersin de, onlar kendisi ile cehennem arasında bir engel olmasın.”
    Onlardan bir kadın, “İki çocuk da öyle değil mi?” diye sordu.
    Resulullah (a.s.m.) iki defa tekrarlayarak “İkisi için de öyledir.” buyurdu.4
    Hadisin şerhinde Peygamberimize (a.s.m) müracaat eden kadının Esmâ binti Yezid olduğu rivayet edilir.5
    Fethü’l-Bârî’de yer aldığına göre, Ebû Hüreyre böyle bir hadisenin başka bir zamanda da cereyan ettiğini ve Resulullahın (a.s.m.), “Falan hanımın evinde toplanın.” dediğini beyan ederek, Resulullah'ın oraya gidip, hanımlarla sohbet ettiğini bildirir.6
    İbni Hacer, bu hadis-i şerifin açıklamasında ayrıca şu hükme de dikkat çeker:
    “Bu hadis, sahabi kadınların dinlerini öğrenmek için gösterdikleri hırsı ve ciddiyeti gösterdiği gibi, hanımlara dini meseleleri öğretmek için belli bir zaman tayin etmenin caiz olduğunu gösterir.”
    Abdullah bin Abbas rivayet ediyor:
    “Resulullah (a.s.m.) Mescidde vaaz ettikten sonra kadınlara duyuramadım zannıyla yanında Bilal olduğu halde erkek saflarından çıktı, kadınların tarafına geçti ve kadınlara vaaz ederek onlara sadaka vermeyi emretti. Sözleri o kadar tesir etti ki, kadınların kimi kulaklarındaki küpeyi, kimi parmağındaki yüzüğü çıkarıp atmaya başladı. Bilal de onları eteği içine topluyordu."7
    Bu hadisten çıkan hükmü Bedrüddin Aynî İmam Nevevî’den naklen şöyle ifade eder:
    “Bu hadisten, hanımlara vaaz ve nasihat etmenin, onlara âhireti hatırlatmanın, İslâmî hükümleri anlatmanın ve sadakaya teşvik etmenin müstehap olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bütün bunlar yerine getirilirken gerek konuşanda, gerekse dinleyende kalbini fesada sürükleyecek durumların, fitneye düşme endişesi ve benzeri menfi hallerin ortaya çıkmaması gerekmektedir."8
    Hadis-i şeriflerden açıkça görüleceği gibi, Peygamber Efendimiz (a.s.m.) gerek mescitte, gerekse mescidin dışındaki mekânlarda, hattâ bir hanımın evinde toplanan sahabi hanımlara İslâmı tebliğ etmiş, sorularına cevap vermiş; açıklanması istenen mevzularda izahlarda bulunmuştur. Bu toplu halde olduğu gibi, ferdî olarak da bazan kendi evlerinde, bazan mescitte, bazı zamanlarda da değişik zemin ve yerlerde hanım sahabilerin dinî ihtiyaçlarını karşılayıcı bilgiler vermişlerdir.
    Dipnotlar:

    1 Neseî, Bîy’a: 18; İbni Mâce, Cihad: 43.
    2 Buharî, Ahkâm, 49; İbni Mâce, Cihad: 43.
    3Tirmizî, Zekât: 12.
    4 Buharî, İ’tisâm:9; İlim: 35.
    5 Umdetü’l-Karî, 25: 48.
    6 Fethü’l-Bârî, 1: 158.
    7 Buharî, İliml: 32.
    8 Umdetü’l-Karî, 2: 124.





+ Yorum Gönder