Konusunu Oylayın.: Kızımı dans kursuna gönderebilir miyim? Bu konuda bir yaş sınırı var mıdır? Tesettür konusunda nasıl bir yol izlemeliyiz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kızımı dans kursuna gönderebilir miyim? Bu konuda bir yaş sınırı var mıdır? Tesettür konusunda nasıl bir yol izlemeliyiz
  1. 09.Haziran.2011, 19:46
    1
    Misafir

    Kızımı dans kursuna gönderebilir miyim? Bu konuda bir yaş sınırı var mıdır? Tesettür konusunda nasıl bir yol izlemeliyiz






    Kızımı dans kursuna gönderebilir miyim? Bu konuda bir yaş sınırı var mıdır? Tesettür konusunda nasıl bir yol izlemeliyiz Mumsema Kızımı dans kursuna gönderebilir miyim? Bu konuda bir yaş sınırı var mıdır? Tesettür konusunda nasıl bir yol izlemeliyiz?


  2. 09.Haziran.2011, 19:50
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Kızımı dans kursuna gönderebilir miyim? Bu konuda bir yaş sınırı var mıdır? Tesettür konusunda nasıl bir yol izle




    Değerli kardeşimiz;



    İleride (büyüyünce) erkeklerle dans etmeyeceğine göre öğrenmesi için de bir ihtiyaç, bir zaruret yoktur. Ergenlik çağından önce erkek çocuklarla oynayıp eğlenebilir ama yine de sınırlara alıştırmak gerekir. (Prof. Dr. Hayrettin Karaman)
    İslam meşru eğlenceleri yasaklamamış, kadınların ve erkeklerin kendi aralarında ve ayrı ayrı ortamlarda eğlenmelerine izin vermiştir. Ancak kadın ve erkeklerin karışık bir şekilde eğlenmelerine belli başlı bazı prensipler ihlal edildiği için izin vermemiştir. Bu bağlamda oyunculuk, bale ve dansın kendisi yasaklanmamıştır.
    Buna göre bir kimse, dinin emir ve yasaklarına uyarak bu sanatları uygun ortamlarda icra ettiğinde, dinen de sorumlu olmuş olmaz. Ancak bu tür sanatların, dinin yasakladığı unsurları taşıması durumunda caiz olmaz.

    Bu noktadaki ölçü İslam'ın bir yasağının çiğnenmesine veya bir buyruğunun terk edilmesine yol açan unsurlardır. Bu itibarla, disko gibi yerlerde kadın ve erkeklerin karışık bir vaziyette dans edip eğlenmeleri, dinimizin mahremiyetle ilgili ölçü ve kurallarına aykırı olduğundan caiz değildir.

    İletişim çağı denilen asrımızda ahlaki bozulma çok hızlı seyretmektedir. Bu sebeple çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlam inanç ve karakterde yetiştirilmeleri gerekmektedir. Bunun için de hepimize, anne-babalara büyük görevler düşmektedir. Bu görevler; eğitim ve irşat tedbirleri ile yerine getirilebilir.

    Ebeveynler öncelikle kendi çocuklarını takip ve kontrol etmeli ve onları eğiterek kötülüklerden korumaya çalışmalıdır. Bu noktada “henüz çocuktur” diyerek küçük yaşta İslam’ın yasakladığı bir şekilde yetiştirdiğimiz çocuklarımızı büyüdükten sonra alıştıkları bu tür ortamlardan korumak ve Allah’ın emrettiği gibi yetiştirmek çok zor olacaktır.
    Ahlaki bozulmayı önlemeye yönelik eğitimin verilmesi, çocukluktan başladığını unutmadan anne ve baba olarak görevimizi yerine getirmeye çalışmalıyız. Bu noktada Hz. Peygamber (s.a.s.)’in şu hadis-i şerifini çok manidardır: “Her doğan çocuk İslam fıtratı üzere doğar..”, “Hiçbir çocuk yoktur ki fıtrat üzere doğmuş olmasın. Sonra onu annesi babası Yahudileştirir, Hıristiyanlaştırır veya Mecusileştirir” (Buhari, Cenaiz, 79)
    Şunu unutmamak gerekir ki, anna-babaya düşen en önemli görevlerden birisi de, çocuklarını namaz, oruç, islama uygun örtünme gibi ibadetlere alıştırmalarıdır.

    Çocuklarımızı farz olan ibadetlere alıştırma yaşı ile ilgili anne ve babalara çok önemli görevler düşmektedir. Bunun için bazı hadislerde çocukların namaz, oruç, tesettür, helal-haram gibi konularda alıştırma yaşı olarak kalıcı davranış kazanmaları için, yedi ve on yaşlarına dikkat çekilmekte, bazı tavsiye ve uygulamalar yapılmaktadır. (bk. Ebu Davud, Salat, 26; Buhari, İdeyn 16; Cenaiz, 56)

    Aynı zamanda, çocuklara değişik yollarla ibadetlerin sevdirilmesi ve istek uyandırılması sağlanmalıdır. Mesela çocuğumuz yedi yaşına gelmeden o yaşta yapacakları ibadetlerin kendisine telkin edilmesi ve bazı mükâfatlar verilerek teşvik edilmesi gibi yollan denenebilir. Yine teşvik edici olması bakımından yedi yaşından bulûğ çağına kadar farz olmadığı halde, büyükler gibi namaz kılıp oruç tutan çocuklar, o yaşlarda ölseler, Cennette büyükler gibi otuz üç yaşında olacakları onlara müjdelenebilir. (bk. Nursi, Emirdağ Lahikası II. Envar Neşriyat, İstanbul, 1993, s. 66)

    Diğer taraftan iman ve islamın öğretileri ile uygulamaları çocuklarımıza küçük yaşlarda verilmesinin ileride ne kadar değerli olacağı da bir gerçektir. Yoksa, çocuğun küçüklüğünde kuvvetli bir dini ders ve telkin alamaması durumunda büyüdüğünde pek çok zorlanabileceğini unutmamak gerekir.

    Demek ki; çocuğa yaşına ve kabiliyetine göre; kelime-i şahadet, imanın ve İslam’ın şartları, Kur’an ve peygamber sevgisi, abdest-namaz, tevhit hakikatleri devamlı surette telkin edilmelidir. Ayrıca kız çocukları tedricen tesettüre alıştırılmalıdır.

    Burada yanlış olan zorlamadır. Henüz örtünme ve ibadet ile yükümlü olmamış çocukları, ibadet ve örtünmeye zorlamak, eğitim kaidelerine aykırıdır ve caiz değildir. İleride çocukların, örtünme ve ibadetten nefret etmelerine sebep olabileceği için bu davranıştan mutlaka uzak durulmalı, zorlama yerine teşvik ve sevdirme çarelerine başvurulmalıdır.

    Sonuç olarak çocuklarımızın ruhen, zihnen ve bedenen sağlıklı gelişebilmesi ve bunun sonucu olarak dünya ve ahiret saadetine erebilmesinin yegâne yolu, İslami eğitimdir

    Yoksa çocuklarımız Ahirette bizden davacı olacaklar ve;
    - bize neden islamî bir terbiye vermediniz,
    - bizi küçükken neden eğitmediniz ve İslamî bir hayata hazırlmadınız,
    - dünya mutluluğu için her şeyi vermeye çalışan sizler, ebedi hayatımız olan ahiret mutluluğumuz için neden hiç bir şey yapmadınız, diye bizden hesap soracaklardır.



    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet




  3. 09.Haziran.2011, 19:50
    2
    Editör



    Değerli kardeşimiz;



    İleride (büyüyünce) erkeklerle dans etmeyeceğine göre öğrenmesi için de bir ihtiyaç, bir zaruret yoktur. Ergenlik çağından önce erkek çocuklarla oynayıp eğlenebilir ama yine de sınırlara alıştırmak gerekir. (Prof. Dr. Hayrettin Karaman)
    İslam meşru eğlenceleri yasaklamamış, kadınların ve erkeklerin kendi aralarında ve ayrı ayrı ortamlarda eğlenmelerine izin vermiştir. Ancak kadın ve erkeklerin karışık bir şekilde eğlenmelerine belli başlı bazı prensipler ihlal edildiği için izin vermemiştir. Bu bağlamda oyunculuk, bale ve dansın kendisi yasaklanmamıştır.
    Buna göre bir kimse, dinin emir ve yasaklarına uyarak bu sanatları uygun ortamlarda icra ettiğinde, dinen de sorumlu olmuş olmaz. Ancak bu tür sanatların, dinin yasakladığı unsurları taşıması durumunda caiz olmaz.

    Bu noktadaki ölçü İslam'ın bir yasağının çiğnenmesine veya bir buyruğunun terk edilmesine yol açan unsurlardır. Bu itibarla, disko gibi yerlerde kadın ve erkeklerin karışık bir vaziyette dans edip eğlenmeleri, dinimizin mahremiyetle ilgili ölçü ve kurallarına aykırı olduğundan caiz değildir.

    İletişim çağı denilen asrımızda ahlaki bozulma çok hızlı seyretmektedir. Bu sebeple çocuklarımızın ve gençlerimizin sağlam inanç ve karakterde yetiştirilmeleri gerekmektedir. Bunun için de hepimize, anne-babalara büyük görevler düşmektedir. Bu görevler; eğitim ve irşat tedbirleri ile yerine getirilebilir.

    Ebeveynler öncelikle kendi çocuklarını takip ve kontrol etmeli ve onları eğiterek kötülüklerden korumaya çalışmalıdır. Bu noktada “henüz çocuktur” diyerek küçük yaşta İslam’ın yasakladığı bir şekilde yetiştirdiğimiz çocuklarımızı büyüdükten sonra alıştıkları bu tür ortamlardan korumak ve Allah’ın emrettiği gibi yetiştirmek çok zor olacaktır.
    Ahlaki bozulmayı önlemeye yönelik eğitimin verilmesi, çocukluktan başladığını unutmadan anne ve baba olarak görevimizi yerine getirmeye çalışmalıyız. Bu noktada Hz. Peygamber (s.a.s.)’in şu hadis-i şerifini çok manidardır: “Her doğan çocuk İslam fıtratı üzere doğar..”, “Hiçbir çocuk yoktur ki fıtrat üzere doğmuş olmasın. Sonra onu annesi babası Yahudileştirir, Hıristiyanlaştırır veya Mecusileştirir” (Buhari, Cenaiz, 79)
    Şunu unutmamak gerekir ki, anna-babaya düşen en önemli görevlerden birisi de, çocuklarını namaz, oruç, islama uygun örtünme gibi ibadetlere alıştırmalarıdır.

    Çocuklarımızı farz olan ibadetlere alıştırma yaşı ile ilgili anne ve babalara çok önemli görevler düşmektedir. Bunun için bazı hadislerde çocukların namaz, oruç, tesettür, helal-haram gibi konularda alıştırma yaşı olarak kalıcı davranış kazanmaları için, yedi ve on yaşlarına dikkat çekilmekte, bazı tavsiye ve uygulamalar yapılmaktadır. (bk. Ebu Davud, Salat, 26; Buhari, İdeyn 16; Cenaiz, 56)

    Aynı zamanda, çocuklara değişik yollarla ibadetlerin sevdirilmesi ve istek uyandırılması sağlanmalıdır. Mesela çocuğumuz yedi yaşına gelmeden o yaşta yapacakları ibadetlerin kendisine telkin edilmesi ve bazı mükâfatlar verilerek teşvik edilmesi gibi yollan denenebilir. Yine teşvik edici olması bakımından yedi yaşından bulûğ çağına kadar farz olmadığı halde, büyükler gibi namaz kılıp oruç tutan çocuklar, o yaşlarda ölseler, Cennette büyükler gibi otuz üç yaşında olacakları onlara müjdelenebilir. (bk. Nursi, Emirdağ Lahikası II. Envar Neşriyat, İstanbul, 1993, s. 66)

    Diğer taraftan iman ve islamın öğretileri ile uygulamaları çocuklarımıza küçük yaşlarda verilmesinin ileride ne kadar değerli olacağı da bir gerçektir. Yoksa, çocuğun küçüklüğünde kuvvetli bir dini ders ve telkin alamaması durumunda büyüdüğünde pek çok zorlanabileceğini unutmamak gerekir.

    Demek ki; çocuğa yaşına ve kabiliyetine göre; kelime-i şahadet, imanın ve İslam’ın şartları, Kur’an ve peygamber sevgisi, abdest-namaz, tevhit hakikatleri devamlı surette telkin edilmelidir. Ayrıca kız çocukları tedricen tesettüre alıştırılmalıdır.

    Burada yanlış olan zorlamadır. Henüz örtünme ve ibadet ile yükümlü olmamış çocukları, ibadet ve örtünmeye zorlamak, eğitim kaidelerine aykırıdır ve caiz değildir. İleride çocukların, örtünme ve ibadetten nefret etmelerine sebep olabileceği için bu davranıştan mutlaka uzak durulmalı, zorlama yerine teşvik ve sevdirme çarelerine başvurulmalıdır.

    Sonuç olarak çocuklarımızın ruhen, zihnen ve bedenen sağlıklı gelişebilmesi ve bunun sonucu olarak dünya ve ahiret saadetine erebilmesinin yegâne yolu, İslami eğitimdir

    Yoksa çocuklarımız Ahirette bizden davacı olacaklar ve;
    - bize neden islamî bir terbiye vermediniz,
    - bizi küçükken neden eğitmediniz ve İslamî bir hayata hazırlmadınız,
    - dünya mutluluğu için her şeyi vermeye çalışan sizler, ebedi hayatımız olan ahiret mutluluğumuz için neden hiç bir şey yapmadınız, diye bizden hesap soracaklardır.



    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet







+ Yorum Gönder