Konusunu Oylayın.: İmanı elde tutmak kor ateşi elde tutmak gibi olacak" anlamındaki hadise göre, azda olsa bir süre bile imanlı kalamayacak

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İmanı elde tutmak kor ateşi elde tutmak gibi olacak" anlamındaki hadise göre, azda olsa bir süre bile imanlı kalamayacak
  1. 09.Haziran.2011, 10:27
    1
    Misafir

    İmanı elde tutmak kor ateşi elde tutmak gibi olacak" anlamındaki hadise göre, azda olsa bir süre bile imanlı kalamayacak






    İmanı elde tutmak kor ateşi elde tutmak gibi olacak" anlamındaki hadise göre, azda olsa bir süre bile imanlı kalamayacak Mumsema İmanı elde tutmak kor ateşi elde tutmak gibi olacak" anlamındaki hadise göre, azda olsa bir süre bile imanlı kalamayacak mıyız, o zamanda mıyız, nasıl imanlı kalacağız?


  2. 09.Haziran.2011, 10:27
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 09.Haziran.2011, 10:32
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: İmanı elde tutmak kor ateşi elde tutmak gibi olacak" anlamındaki hadise göre, azda olsa bir süre bile imanlı kala




    Değerli kardeşimiz;



    a. Bu hadisin tam tercümesi şöyledir: Hz. Enes anlatıyor; Resulullah(a.s.m) şöyle buyurdu: “İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki dininin gereklerini yerine getirme konusunda sabırlı/dirençli davranıp müslümanca yaşayan kimse avucunda ateş tutan kimse gibi olacaktır.”(Tirmizî, Fiten,73; Ebu Davud, Melahim,17).

    b. Bu hadiste imansızlıktan söz edilmiyor, bilakis dini yaşamanın zorluğundan bahsediliyor. Demek zor da olsa yaşanıyor.. Nitekim ilgili hadisin bazı varyantlarında Efendimiz; “o günlerde iyi bir iş yapan kimse, başka zamanlarda o işin aynısını yapanın alacağı ecrin, sevabın elli katını alacağını..” müjdelemiştir.(bk. a.g.y).

    c. Efendimizin bahsettiği zaman ahir zaman fitnesidir. Ahirzaman fitnesi yıllarca süren ve şiddetine göre değişik safhaları olan uzun bir zaman dilimidir. Biz elbette ahir zaman fitnesinin içerisindeyiz. “Allah Allah” demenin yasak olduğu, Kur’an okuyanın hapse atıldığı, bazı camilere askerî katırların bağlandığı ve ahırlar haline getirildiği bir zaman dilimini büyüklerimiz bizzat yaşamıştır. Binlerce subayın sırf namaz kıldığı veya sırf eşinin başı örtülü olduğu için görevinden atılması “ateş korunu avucunda tutmak” değil de nedir?

    e. Bu asırda dinsizlik, imansızlık fen ve felsefeden geldiği için, bu materyalist akımlara karşı durmak elbette zor iştir. Ancak her derde devayı ihsan eden Allah bu asırda da “bilimsellik görüntüsü altında” hücuma geçen dinsizlik akımlarına karşı, Kur’an’ın ilmî yönlerini gözler önüne seren bir çok çalışmalara ışık yakmıştır.

    Bu asırda, Kur’an’ın mucizeliği çok büyük önem arz etmektedir. Bu konuda pek çok eser yazılmış ve yazılmaktadır. Kanaatimizce bu eserlerin başında -asrın müceddidi ve Bedüzzaman unvanına sahip Said Nursi hazretleri tarafından yazılan- Risale-i Nur külliyatı gelir. İmanı çok kısa yoldan kuvvetlendiren, vesvese kirlerinden arındıran, iyi ahlak ve güzel amelle destekleyip pekiştiren prensipler ders verdiğine binlerce ilim ve bilim adamı şahitlik etmektedir.

    Orada diyor ki; “Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz”(Sözler/13. söz/2. makam).

    Mesela Risale-i Nur’dan 7. Şua imanı çok kuvvetlendiren hakikatlerle doludur. O risalede ifade edilen şu sözler büyük öneme sahiptir;

    “...ve madem bir zerre kuvvet-i imaniyenin ziyadeleşmesi, bir batman marifet ve kemalâttan daha kıymetlidir ve yüz ezvakın balından daha tatlıdır. Ve madem bin seneden beri iman ve Kur'an aleyhinde teraküm eden Avrupa feylesoflarının itirazları ve şübheleri yol bulup ehl-i imana hücum ediyor. Ve bir saadet-i ebediyenin ve bir hayat-ı bâkiyenin ve bir Cennet-i daimenin anahtarı, medarı, esası olan erkân-ı imaniyeyi sarsmak istiyorlar. Elbette herşeyden evvel imanımızı taklidden tahkike çevirip kuvvetlendirmeliyiz.”



  4. 09.Haziran.2011, 10:32
    2
    Editör



    Değerli kardeşimiz;



    a. Bu hadisin tam tercümesi şöyledir: Hz. Enes anlatıyor; Resulullah(a.s.m) şöyle buyurdu: “İnsanların üzerine öyle bir zaman gelecek ki dininin gereklerini yerine getirme konusunda sabırlı/dirençli davranıp müslümanca yaşayan kimse avucunda ateş tutan kimse gibi olacaktır.”(Tirmizî, Fiten,73; Ebu Davud, Melahim,17).

    b. Bu hadiste imansızlıktan söz edilmiyor, bilakis dini yaşamanın zorluğundan bahsediliyor. Demek zor da olsa yaşanıyor.. Nitekim ilgili hadisin bazı varyantlarında Efendimiz; “o günlerde iyi bir iş yapan kimse, başka zamanlarda o işin aynısını yapanın alacağı ecrin, sevabın elli katını alacağını..” müjdelemiştir.(bk. a.g.y).

    c. Efendimizin bahsettiği zaman ahir zaman fitnesidir. Ahirzaman fitnesi yıllarca süren ve şiddetine göre değişik safhaları olan uzun bir zaman dilimidir. Biz elbette ahir zaman fitnesinin içerisindeyiz. “Allah Allah” demenin yasak olduğu, Kur’an okuyanın hapse atıldığı, bazı camilere askerî katırların bağlandığı ve ahırlar haline getirildiği bir zaman dilimini büyüklerimiz bizzat yaşamıştır. Binlerce subayın sırf namaz kıldığı veya sırf eşinin başı örtülü olduğu için görevinden atılması “ateş korunu avucunda tutmak” değil de nedir?

    e. Bu asırda dinsizlik, imansızlık fen ve felsefeden geldiği için, bu materyalist akımlara karşı durmak elbette zor iştir. Ancak her derde devayı ihsan eden Allah bu asırda da “bilimsellik görüntüsü altında” hücuma geçen dinsizlik akımlarına karşı, Kur’an’ın ilmî yönlerini gözler önüne seren bir çok çalışmalara ışık yakmıştır.

    Bu asırda, Kur’an’ın mucizeliği çok büyük önem arz etmektedir. Bu konuda pek çok eser yazılmış ve yazılmaktadır. Kanaatimizce bu eserlerin başında -asrın müceddidi ve Bedüzzaman unvanına sahip Said Nursi hazretleri tarafından yazılan- Risale-i Nur külliyatı gelir. İmanı çok kısa yoldan kuvvetlendiren, vesvese kirlerinden arındıran, iyi ahlak ve güzel amelle destekleyip pekiştiren prensipler ders verdiğine binlerce ilim ve bilim adamı şahitlik etmektedir.

    Orada diyor ki; “Hayatın lezzetini ve zevkini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız ve feraizle zînetlendiriniz ve günahlardan çekinmekle muhafaza ediniz”(Sözler/13. söz/2. makam).

    Mesela Risale-i Nur’dan 7. Şua imanı çok kuvvetlendiren hakikatlerle doludur. O risalede ifade edilen şu sözler büyük öneme sahiptir;

    “...ve madem bir zerre kuvvet-i imaniyenin ziyadeleşmesi, bir batman marifet ve kemalâttan daha kıymetlidir ve yüz ezvakın balından daha tatlıdır. Ve madem bin seneden beri iman ve Kur'an aleyhinde teraküm eden Avrupa feylesoflarının itirazları ve şübheleri yol bulup ehl-i imana hücum ediyor. Ve bir saadet-i ebediyenin ve bir hayat-ı bâkiyenin ve bir Cennet-i daimenin anahtarı, medarı, esası olan erkân-ı imaniyeyi sarsmak istiyorlar. Elbette herşeyden evvel imanımızı taklidden tahkike çevirip kuvvetlendirmeliyiz.”






+ Yorum Gönder