Konusunu Oylayın.: Melekler niçin ilim yapamıyorlar? Oysa ademoğulları hem ilim, hem de melekler gibi ibadet yapabiliyorlar?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Melekler niçin ilim yapamıyorlar? Oysa ademoğulları hem ilim, hem de melekler gibi ibadet yapabiliyorlar?
  1. 09.Haziran.2011, 10:26
    1
    Misafir

    Melekler niçin ilim yapamıyorlar? Oysa ademoğulları hem ilim, hem de melekler gibi ibadet yapabiliyorlar?






    Melekler niçin ilim yapamıyorlar? Oysa ademoğulları hem ilim, hem de melekler gibi ibadet yapabiliyorlar? Mumsema Melekler niçin ilim yapamıyorlar? Oysa ademoğulları hem ilim, hem de melekler gibi ibadet yapabiliyorlar?


  2. 09.Haziran.2011, 10:32
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Melekler niçin ilim yapamıyorlar? Oysa ademoğulları hem ilim, hem de melekler gibi ibadet yapabiliyorlar?




    1. Meleklerin -Allah tarafından kendilerine öğretilen- vehbî ilmleri vardır. “Sübhansın ya Rab! Senin bize öğrettiğinden başka hiç bir ilmimiz/bilgimiz yoktur?”(Bakara, 2/32) mealindeki ayetin ifadesinden bunu anlamak mümkündür.

    2. İlim amelle yarışan, rekabet eden değil, onunla iç içe, omuz omuza, baş başa verip aynı maksada yürüyen bir unsurdur. Bu sebeple, ilim ile ibadeti ayrı kamplarda kategorize etmek isabetli değildir.

    3. İlim bağımsız olarak varlığını sürdürebilir. Amel/ibadet ise ancak ilme bağlı olarak kendini gösterebilir. Amelsiz ilim olabilir, fakat ilimsiz amel olamaz. Bu sebeple, ilmin her zaman ibadetten üstünlüğü söz konusudur. Nitekim, “Ey inananlar, toplantılarda size "Yer açınız" dendiğinde yer açınız ki Allah da size yer açsın. Size, "Kalkınız" dendiğinde kalkınız ki Allah da içinizdeki inananları ve kendilerine ilim/bilgi verilenleri derecelerle yükseltsin. Aallah tüm yaptıklarınızdan haberdardır”(Mücadele,58/11) mealindeki ayette ilim sahiplerine üstün bir derecenin verildiğine özellikle vurgu yapılmıştır.

    4. Melekler, imtihana tabi olmadıkları için -Allah’ın kendilerine öğrettiği vehbi ilimler dışında- ilim tahsil etmek gibi imtihanın bir malzemesini kullanmak zorunda değiller. İnsanlar ise, imtihana tabidir. İmtihanın en önemli malzemesi ise ilimdir. Herkes öğrendiği ilmi kadar değer kazanır.

    5. Amel ve ibadet ise, kulluğun zorunlu bir sonucudur. Onun için hem melekler, hem de insanlar sahip oldukları ilimleri doğrultusunda ibadetle yükümlüdürler. Yalnız meleklerin bu yükümlülüğü, bir imtihan sorumluluğu değil, bir fıtrat kanunu olarak cereyan etmektedir. Diğer bir ifadeyle, melekler farklı dereceler kazanmak için değil, yaratılış gayeleri doğrultusunda kulluk yapıyorlar. İmtihana tabi tutulmadıkları için onlardan isyan çıkmaz, her konuda Allah’ın emirlerine emirber nefer gibi hizmet ederler. İnsanlar ise, imtihana tabi tutuldukları için isyan da yapabilir, itaat de yapabilirler..

    6. İnsanoğlu, zahir ve bâtın havas ve duygularıyla, bilhâssa derinliğine nihayet olmayan vicdanıyla kâinatı ihata etmiş bir kabiliyettedir. İnsanın yeryüzüne halife olması, Allah'ın hükümlerini icra ve kanunlarını tatbik etmesi içindir. Bu ise, tam bir ilme bağlıdır. Allah, Hz. Âdem'i -nihayetsiz bir ilim öğrenme kabiliyetiyle donatarak melaikeye tercih etmiş ve hilafet istihkakında ilm-i esma ile mümtaz kılmıştır. Yani: “Cenab-ı Hak Âdem'i bütün kemalâtın mebadisini tazammun eden âlî bir fıtratla tasvir etmiştir ve bütün maâlînin tohumlarına mezraa olarak yüksek bir istidad ile halketmiştir ve mevcudatı ihata eden ulvî bir vicdan ve ihatalı on duygu ile teçhiz etmiştir; ve bu üç meziyet sayesinde, bütün hakaik-i eşyayı öğretmeye hazırlamıştır, sonra bütün esmayı kendisine öğretmiştir”(İşaratu’l-İ’caz, talim-i esma meselesi)



  3. 09.Haziran.2011, 10:32
    2
    Silent and lonely rains



    1. Meleklerin -Allah tarafından kendilerine öğretilen- vehbî ilmleri vardır. “Sübhansın ya Rab! Senin bize öğrettiğinden başka hiç bir ilmimiz/bilgimiz yoktur?”(Bakara, 2/32) mealindeki ayetin ifadesinden bunu anlamak mümkündür.

    2. İlim amelle yarışan, rekabet eden değil, onunla iç içe, omuz omuza, baş başa verip aynı maksada yürüyen bir unsurdur. Bu sebeple, ilim ile ibadeti ayrı kamplarda kategorize etmek isabetli değildir.

    3. İlim bağımsız olarak varlığını sürdürebilir. Amel/ibadet ise ancak ilme bağlı olarak kendini gösterebilir. Amelsiz ilim olabilir, fakat ilimsiz amel olamaz. Bu sebeple, ilmin her zaman ibadetten üstünlüğü söz konusudur. Nitekim, “Ey inananlar, toplantılarda size "Yer açınız" dendiğinde yer açınız ki Allah da size yer açsın. Size, "Kalkınız" dendiğinde kalkınız ki Allah da içinizdeki inananları ve kendilerine ilim/bilgi verilenleri derecelerle yükseltsin. Aallah tüm yaptıklarınızdan haberdardır”(Mücadele,58/11) mealindeki ayette ilim sahiplerine üstün bir derecenin verildiğine özellikle vurgu yapılmıştır.

    4. Melekler, imtihana tabi olmadıkları için -Allah’ın kendilerine öğrettiği vehbi ilimler dışında- ilim tahsil etmek gibi imtihanın bir malzemesini kullanmak zorunda değiller. İnsanlar ise, imtihana tabidir. İmtihanın en önemli malzemesi ise ilimdir. Herkes öğrendiği ilmi kadar değer kazanır.

    5. Amel ve ibadet ise, kulluğun zorunlu bir sonucudur. Onun için hem melekler, hem de insanlar sahip oldukları ilimleri doğrultusunda ibadetle yükümlüdürler. Yalnız meleklerin bu yükümlülüğü, bir imtihan sorumluluğu değil, bir fıtrat kanunu olarak cereyan etmektedir. Diğer bir ifadeyle, melekler farklı dereceler kazanmak için değil, yaratılış gayeleri doğrultusunda kulluk yapıyorlar. İmtihana tabi tutulmadıkları için onlardan isyan çıkmaz, her konuda Allah’ın emirlerine emirber nefer gibi hizmet ederler. İnsanlar ise, imtihana tabi tutuldukları için isyan da yapabilir, itaat de yapabilirler..

    6. İnsanoğlu, zahir ve bâtın havas ve duygularıyla, bilhâssa derinliğine nihayet olmayan vicdanıyla kâinatı ihata etmiş bir kabiliyettedir. İnsanın yeryüzüne halife olması, Allah'ın hükümlerini icra ve kanunlarını tatbik etmesi içindir. Bu ise, tam bir ilme bağlıdır. Allah, Hz. Âdem'i -nihayetsiz bir ilim öğrenme kabiliyetiyle donatarak melaikeye tercih etmiş ve hilafet istihkakında ilm-i esma ile mümtaz kılmıştır. Yani: “Cenab-ı Hak Âdem'i bütün kemalâtın mebadisini tazammun eden âlî bir fıtratla tasvir etmiştir ve bütün maâlînin tohumlarına mezraa olarak yüksek bir istidad ile halketmiştir ve mevcudatı ihata eden ulvî bir vicdan ve ihatalı on duygu ile teçhiz etmiştir; ve bu üç meziyet sayesinde, bütün hakaik-i eşyayı öğretmeye hazırlamıştır, sonra bütün esmayı kendisine öğretmiştir”(İşaratu’l-İ’caz, talim-i esma meselesi)






+ Yorum Gönder