Konusunu Oylayın.: Küllün selameti için cüzün katli vaciptir diye bir söz var mıdır Varsa eğer bu sözün günümüz olayları içerisinde uyg

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Küllün selameti için cüzün katli vaciptir diye bir söz var mıdır Varsa eğer bu sözün günümüz olayları içerisinde uyg
  1. 09.Haziran.2011, 10:12
    1
    Misafir

    Küllün selameti için cüzün katli vaciptir diye bir söz var mıdır Varsa eğer bu sözün günümüz olayları içerisinde uyg






    Küllün selameti için cüzün katli vaciptir diye bir söz var mıdır Varsa eğer bu sözün günümüz olayları içerisinde uyg Mumsema "Küllün selameti için cüzün katli vaciptir." diye bir söz var mıdır? Varsa eğer bu sözün günümüz olayları içerisinde uygulanması nasıl olmalıdır?


  2. 09.Haziran.2011, 10:12
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 09.Haziran.2011, 10:25
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: "Küllün selameti için cüzün katli vaciptir." diye bir söz var mıdır? Varsa eğer bu sözün günümüz olayları içerisi




    “Adalat-i izafiyede; küllün selameti için, cüz’ feda edilir. Cemaat için ferdin hakkı nazara alınmaz.”(bk. Nursi, Mektubat, s.54).
    Ve bu düşünce, gerçek güzelliği temsil etmeyen bir anlayışın ürünüdür. Bu konu, tamamen iki adalet anlayışıyla ilgilidir. Hakikî adalet ve izafî adalet...
    Hakikî adalet veya adalet-i mahza, şudur ki; bir masumun hakkı, bütün halk için de olsa iptal edilmez. Umumun selameti için fertler feda edilmez.
    “Kim katil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur.”(Maide, 5/32)
    mealindeki ayetin işaret ettiği hakikî adalet anlayışında ve Allah’ın nazar-ı merhametinde hak haktır; hakkın küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Çünkü hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez. Bütün bir memleketin, bir cemaatin selameti adına da olsa, ferdin rızası olmadan onun hakkı, hukuku ve hayatı feda edilemez. Hamiyet namına, rızasıyla olsa o ayrı bir meseledir.
    Adalet-i izafiyede ise, yukarıda belirtildiği üzere, küllün hatırı için gerekirse cüz’ feda edilebilir. Bu tür bir adalet anlayışı, -adı üstünde- izafî, nisbî, göreceliği olan bir adalettir. Bu sebeple de, hakikî adaletin tatbiki mümkün olduğu yerde, bu adalete gidilmez, gidilse, zulüm olur.(a.g.e).
    Mesela, kangren olmuş bir parmağın ilaçla tedavisi mümkün olduğu halde, cerrahi bir müdahaleyle onu koparıp almak suçtur. İlaçla tedavîsi mümkün değilse, bu takdirde küll olan kolun selameti için cüz olan parmak kesilebilir.
    Kur’an’ın öngördüğü adalet anlayışı adalet-i mahzadır.
    “Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez.”(Enam, 6/164)
    mealindeki ayette bu adalet anlayışına vurgu yapılmaktadır. Bu adalet anlayışına göre, bir gemide ölümü hak etmiş yüz cani olsa, içinde bir tek masum bulunsa, bu gemi batırılamaz. Bir eşkıya yüzünden onun akrabasına, yakınlarına, potansiyel eşkıya nazarıyla bakılamaz.
    Bir kişinin zalim sıfatları yüzünden masum sıfatları mahkum edilemez, kötü huyları yüzünden iyi huyları yok sayılamaz. Söz gelimi iman esasları gibi paha biçilmez değerlere sahip olan bir kimsenin, bir takım değersiz tavır ve davranışları yüzünden imanla alakalı kardeşlik bağları koparılamaz.


  4. 09.Haziran.2011, 10:25
    2
    Silent and lonely rains



    “Adalat-i izafiyede; küllün selameti için, cüz’ feda edilir. Cemaat için ferdin hakkı nazara alınmaz.”(bk. Nursi, Mektubat, s.54).
    Ve bu düşünce, gerçek güzelliği temsil etmeyen bir anlayışın ürünüdür. Bu konu, tamamen iki adalet anlayışıyla ilgilidir. Hakikî adalet ve izafî adalet...
    Hakikî adalet veya adalet-i mahza, şudur ki; bir masumun hakkı, bütün halk için de olsa iptal edilmez. Umumun selameti için fertler feda edilmez.
    “Kim katil olmayan ve yeryüzünde fesat çıkarmayan bir kişiyi öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur.”(Maide, 5/32)
    mealindeki ayetin işaret ettiği hakikî adalet anlayışında ve Allah’ın nazar-ı merhametinde hak haktır; hakkın küçüğüne büyüğüne bakılmaz. Çünkü hakkın hatırı âlidir, hiçbir hatıra feda edilmez. Bütün bir memleketin, bir cemaatin selameti adına da olsa, ferdin rızası olmadan onun hakkı, hukuku ve hayatı feda edilemez. Hamiyet namına, rızasıyla olsa o ayrı bir meseledir.
    Adalet-i izafiyede ise, yukarıda belirtildiği üzere, küllün hatırı için gerekirse cüz’ feda edilebilir. Bu tür bir adalet anlayışı, -adı üstünde- izafî, nisbî, göreceliği olan bir adalettir. Bu sebeple de, hakikî adaletin tatbiki mümkün olduğu yerde, bu adalete gidilmez, gidilse, zulüm olur.(a.g.e).
    Mesela, kangren olmuş bir parmağın ilaçla tedavisi mümkün olduğu halde, cerrahi bir müdahaleyle onu koparıp almak suçtur. İlaçla tedavîsi mümkün değilse, bu takdirde küll olan kolun selameti için cüz olan parmak kesilebilir.
    Kur’an’ın öngördüğü adalet anlayışı adalet-i mahzadır.
    “Hiçbir suçlu başkasının suçunu yüklenmez.”(Enam, 6/164)
    mealindeki ayette bu adalet anlayışına vurgu yapılmaktadır. Bu adalet anlayışına göre, bir gemide ölümü hak etmiş yüz cani olsa, içinde bir tek masum bulunsa, bu gemi batırılamaz. Bir eşkıya yüzünden onun akrabasına, yakınlarına, potansiyel eşkıya nazarıyla bakılamaz.
    Bir kişinin zalim sıfatları yüzünden masum sıfatları mahkum edilemez, kötü huyları yüzünden iyi huyları yok sayılamaz. Söz gelimi iman esasları gibi paha biçilmez değerlere sahip olan bir kimsenin, bir takım değersiz tavır ve davranışları yüzünden imanla alakalı kardeşlik bağları koparılamaz.





+ Yorum Gönder