Konusunu Oylayın.: Zerdüşlüğün inancı nedir neye inanırlar?

5 üzerinden 4.69 | Toplam : 13 kişi
Zerdüşlüğün inancı nedir neye inanırlar?
  1. 07.Haziran.2011, 09:03
    1
    Misafir

    Zerdüşlüğün inancı nedir neye inanırlar?






    Zerdüşlüğün inancı nedir neye inanırlar? Mumsema Zerdüşlüğün inancı nedir Zerdüşler neye inanırlar? Zerdüşler hakkında bilgi verir misiniz ?


  2. 07.Haziran.2011, 09:03
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 07.Haziran.2011, 11:04
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Zerdüşlüğün inancı nedir neye inanırlar?




    Zerdüştçülük, Zerdüştilik ya da yerel dilde Mazdayasna, Zerdüşt tarafından kurulan ve M.Ö. 1400´den M.Ö. 1000´e kadar devam eden antik bir İran dinidir.

    Zerdüştçülük, tek tanrı olan Ahura Mazda inanışını öğretir. Zerdüştçülüğün en önemli özelliği, en eski tek tanrılı din olarak kabul edilmesidir. Fakat daha sonraları dualist bir din olmuş, dualizmin en tanınmış örneklerinden birini oluşturmuştur. Bu dinde müminlerin beden öldükten sonra dirilip Ahura Mazda´nin huzuruna çıkacağına ve orada sorgulanacaklarına inanılır.

    Bu dinin temelinde tanrı ve şeytanın savaşı yatar. Zerdüşt, yeryüzündeki kavganın tanrının ruhu Spenta Mainyu ile şeytanın ruhu arasında olduğuna inanırdı ve her inananın iyilik icin savaşması gerekirdi.

    Zerdüşt, Gatalar denen dörtlükler yazmıştı. Bu dörtlükler Avesta denen kutsal kitapta toplanmıştı. Bu yazılar Zerdüşt´ün neye inandığını anlatan tek belgedir. Zerdüştçülükteki şeytan inancı ile batı dinlerindeki melek anlayışı arasında benzerlikler vardır.

    Zerdüştlük inancına göre Tanrı kadın ve erkeği bir arada ve birbirine arkadaş yaratmıştır. Arkadaşlar arasında eşitliği temel alan bu inançta kadın ve erkek eşit olarak kabul edilmektedir. Zerdüşt inancının gelişip yayıldığı bölgelerde çok eşliliğin azaldığı ve tek eşliliğin arttığı görülmüştür. Zerdüştilikte, doğru yaşama, ahlaki emirlere uyma esastır. Ahlaki emirler; iyi düşünce, iyi söz, iyi iş diye özetlenir. Fakirlere cömert davranma, yabancılara misafirperverlik, bütün lekelerden uzak kalma, toprağı sürme, sığırlara bakma, sıkıcı şeyleri imha da faziletli işlerden sayılır. Bazı cinsi konular ve ölü bedenine temas, kirlenmeye yol açar, özel ayinler gerektirir. Yine Zerdüşt inancı her alanda tarım ve hayvancılıkla uğraşılıp bol üretimin sağlanmasını tavsiye etmektedir. Temiz hayvanlardan sayılan köpek ve kedinin öldürülmesini büyük günah saymaktadır. Döllenmeyi ve çiftleşmeyi önleme kesin olarak yasaklanmıştır. Bu inançta şarap içkisi için, dini ibadetle ilgili olup, dini düşüncelerin geliştirilip derinleştirilmesi ve ruh gözünün açılması amacıyla içilmekte olduğu vurgulanır. Avesta'nın Gatha bölümünde belirtildiğine göre dini inanç alanında şarkı ve şiirlerin önemli bir yeri olduğu görülür. Cenneti şarkılı bir yer olarak değerlendirdiği dikkate alınırsa bunun önemi daha iyi kavranır. Görünen odur ki; yaklaşık 3000 yıllık bir tarihi olan Zerdüştlük inancının çıkış dönemlerindeki koşulların da düşünecek olursak, bunun sadece inanç biçimi olarak değerlendirmenin hatalı olacağını söyleyebiliriz. Yaşam biçimleri ve öğretilerine bakıldığında ise günümüzdeki birçok inanç biçiminin çok ilerisinde olduğunu da görmek mümkündür. Bu noktada akla gelen diğer bir konu ise bu türden bir inancı yaşamış bir haklın felsefi ve inanç boyutunda ne denli derin değerlere sahip olduğudur.


  4. 07.Haziran.2011, 11:04
    2
    Silent and lonely rains



    Zerdüştçülük, Zerdüştilik ya da yerel dilde Mazdayasna, Zerdüşt tarafından kurulan ve M.Ö. 1400´den M.Ö. 1000´e kadar devam eden antik bir İran dinidir.

    Zerdüştçülük, tek tanrı olan Ahura Mazda inanışını öğretir. Zerdüştçülüğün en önemli özelliği, en eski tek tanrılı din olarak kabul edilmesidir. Fakat daha sonraları dualist bir din olmuş, dualizmin en tanınmış örneklerinden birini oluşturmuştur. Bu dinde müminlerin beden öldükten sonra dirilip Ahura Mazda´nin huzuruna çıkacağına ve orada sorgulanacaklarına inanılır.

    Bu dinin temelinde tanrı ve şeytanın savaşı yatar. Zerdüşt, yeryüzündeki kavganın tanrının ruhu Spenta Mainyu ile şeytanın ruhu arasında olduğuna inanırdı ve her inananın iyilik icin savaşması gerekirdi.

    Zerdüşt, Gatalar denen dörtlükler yazmıştı. Bu dörtlükler Avesta denen kutsal kitapta toplanmıştı. Bu yazılar Zerdüşt´ün neye inandığını anlatan tek belgedir. Zerdüştçülükteki şeytan inancı ile batı dinlerindeki melek anlayışı arasında benzerlikler vardır.

    Zerdüştlük inancına göre Tanrı kadın ve erkeği bir arada ve birbirine arkadaş yaratmıştır. Arkadaşlar arasında eşitliği temel alan bu inançta kadın ve erkek eşit olarak kabul edilmektedir. Zerdüşt inancının gelişip yayıldığı bölgelerde çok eşliliğin azaldığı ve tek eşliliğin arttığı görülmüştür. Zerdüştilikte, doğru yaşama, ahlaki emirlere uyma esastır. Ahlaki emirler; iyi düşünce, iyi söz, iyi iş diye özetlenir. Fakirlere cömert davranma, yabancılara misafirperverlik, bütün lekelerden uzak kalma, toprağı sürme, sığırlara bakma, sıkıcı şeyleri imha da faziletli işlerden sayılır. Bazı cinsi konular ve ölü bedenine temas, kirlenmeye yol açar, özel ayinler gerektirir. Yine Zerdüşt inancı her alanda tarım ve hayvancılıkla uğraşılıp bol üretimin sağlanmasını tavsiye etmektedir. Temiz hayvanlardan sayılan köpek ve kedinin öldürülmesini büyük günah saymaktadır. Döllenmeyi ve çiftleşmeyi önleme kesin olarak yasaklanmıştır. Bu inançta şarap içkisi için, dini ibadetle ilgili olup, dini düşüncelerin geliştirilip derinleştirilmesi ve ruh gözünün açılması amacıyla içilmekte olduğu vurgulanır. Avesta'nın Gatha bölümünde belirtildiğine göre dini inanç alanında şarkı ve şiirlerin önemli bir yeri olduğu görülür. Cenneti şarkılı bir yer olarak değerlendirdiği dikkate alınırsa bunun önemi daha iyi kavranır. Görünen odur ki; yaklaşık 3000 yıllık bir tarihi olan Zerdüştlük inancının çıkış dönemlerindeki koşulların da düşünecek olursak, bunun sadece inanç biçimi olarak değerlendirmenin hatalı olacağını söyleyebiliriz. Yaşam biçimleri ve öğretilerine bakıldığında ise günümüzdeki birçok inanç biçiminin çok ilerisinde olduğunu da görmek mümkündür. Bu noktada akla gelen diğer bir konu ise bu türden bir inancı yaşamış bir haklın felsefi ve inanç boyutunda ne denli derin değerlere sahip olduğudur.





+ Yorum Gönder