Konusunu Oylayın.: Dikkat bozukluğunun giderilmesi için ne yapılabilir?

5 üzerinden 4.00 | Toplam : 6 kişi
Dikkat bozukluğunun giderilmesi için ne yapılabilir?
  1. 06.Haziran.2011, 21:53
    1
    Misafir

    Dikkat bozukluğunun giderilmesi için ne yapılabilir?






    Dikkat bozukluğunun giderilmesi için ne yapılabilir? Mumsema ne tür yiyecekler yenilirse dikkat toplanır?
    zeka nasıl geliştirilebilir?
    vb..


  2. 06.Haziran.2011, 21:53
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 10.Haziran.2011, 00:14
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: dikkat bozukluğunun giderilmesi için ne yapılabilir?




    Dikkat eksikliği

    Konsantrasyon sorunu mu yaşıyorsunuz ya da uzun süre aynı yerde oturamıyor, bir toplantıyı takip etmekte zorlanıyor musunuz? Başladığınız bir işi bitiremiyor, öfke atakları geçiriyor, aklınıza ilk geleni söyleme eğilimi mi gösteriyorsunuz?
    Uzmanlar, bunları, stresli bir yaşamın sonucu olarak yorumlamak yerine, çocukluk döneminde başlayan ve yetişkinlikte de devam edebilen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) hastalığının belirtileri olabileceği uyarısında bulunuyor.
    Tedavi edilmediğinde kişinin yaşam kalitesini düşüren, iş, ev başta olmak üzere sosyal hayatını önemli ölçüde zedeleyebilen hastalığın, uzman hekim kontrolünde tedavi edilmesinin mümkün olduğunu vurgulayan uzmanlar, ilaç ve psikoterapinin etkin tedavi yöntemi olduğunu belirtiyor.
    Türkiye Psikiyatri Derneği Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Bilimsel Çalışma Birimi Koordinatörü ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cengiz Tuğlu, yaptığı açıklamada, DEHB'nin çocukluk çağında başlayan, etkisi tüm bir yaşama yayılabilen, süreğen bir nöropsikiyatrik bozukluk olduğunu söyledi.
    Toplumdaki DEHB yaygınlığının çocuklukta yaklaşık yüzde 8, ergenlikte yüzde 6 ve erişkinlikte yüzde 4 olarak bildirildiğini ifade eden Tuğlu, çocukluk çağında var olan dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsel davranışların ilk olarak okul çağında fark edildiğini belirtti. Tuğlu, “Sınıfta oturamayan, oyunlarda arkadaşları ile yoğun sorunlar yaşayan ve okuma faaliyetlerinde gecikebilen çocuklar görece hızlı fark edilip tıbbi yardım almaları için yönlendirilebilmektedir” dedi.
    Yaşam boyu devam eden dikkatsizlik, dürtüsellik ya da hiperaktivite yakınmaları olan tüm erişkinlerde de DEHB tanısının akla gelmesi gerektiğine işaret eden Tuğlu'nun verdiği bilgiye göre, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yaşama, kişiler arası ilişkilere, okul ve iş dünyasına yansıyan olumsuz etkileri açısından toplumun ve sağlık hizmetlerinin önemli sorunlarından birisini oluşturuyor.
    DEHB ister çocukluk ister erişkinlik döneminde olsun sadece hastaları değil çevrelerini, ailelerini, ebeveynlerini de etkiliyor. Riskli sağlık davranışları açısından tehdit altında olan ergen ve genç erişkinlerde DEHB varlığında, sigara ve madde kötüye kullanımı, yasal sorunlar, kötü akran ilişkileri, kendine güven kaybı, okul ve iş başarısında düşüklük ve psikiyatrik eş tanılar gözlenebiliyor.
    Yaşın ilerlemesiyle birlikte görülme sıklığı düşüyor.
    Yaşın ilerlemesiyle birlikte görülme sıklığındaki düşüş, hastalığın belirtilerinde azalma olduğuna işaret ediyor, ancak belirtiler tamamen ortadan kalkmıyor.
    Azalma eğilimine rağmen erişkin DEHB olan kişilerde bir işe başlayamama, iş yerinde verimsizlik ve kötü zaman yönetimi, çok sayıda işe başlanmasına rağmen bir çoğunu bitirememe, bir toplantı boyunca oturamama, stresle baş edememe ve öfke atakları, aklına ilk geleni söyleme eğilimi, kötü şoförlük sorunları ve evlilik ve sorumluluklarının idaresi ile ilgili yoğun sorunlar sıklıkla ortaya çıkabiliyor.
    Dikkatsizlik daha çok bireyi, diğer bulgular ise daha çok çevreyi rahatsız ediyor. Belirtilerini dışa vuran erkeklerin tersine kız çocuklar genellikle olumsuz geri bildirimleri içselleştirme, özür dileme, uyum sağlamaya çalışma, suçu üzerine alma ve kavga etmeme eğilimi gösteriyor. Beklentileri karşılamak için daha çok çalışarak ve yetersizlikleriyle başa çıkarak başarılı öğrenciler olmayı lise dönemine dek sağlayabiliyor, ama bozukluğun daha sessiz seyrediyor olması ve bu nedenle müdahale edilebilir olan bir sorun alanına gereken müdahaleleri yapamama kadınların yaşamına, özellikle onların akademik gelişimlerine önemli zararlar verebiliyor.
    Başka ruhsal bozukluklar, DEHB belirtilerini gizleyebiliyor
    Çocuklar ve erişkinlerle yapılmış çalışmalara göre, karşıt olma, karşı gelme bozukluğu, davranım bozukluğu, anksiyete bozuklukları, duygu durum bozuklukları, öğrenme bozuklukları ve alkol-madde kullanım bozuklukları olarak adlandırılan ruhsal hastalıklar da psikiyatrik eş tanıları oluşturuyor. Bu ruhsal bozukluklar, bazen DEHB belirtilerinin gizlenmesine ya da ilaçlarla bir bozukluğu tedavi ederken diğerinde bozulmalar ortaya çıkmasına yol açabiliyor.
    Erişkin dönemde başka ruhsal bozuklukların eşlik etmesi ve erişkin yaşamının karmaşıklığı, çocuklardan farklı olarak erişkin DEHB tedavisinde daha kapsamlı tedavi yaklaşımlarının uygulanmasını gerekli kılıyor.
    DEHBİ'de ilaç tedavisi uygulanırken, ilaçların erişkinlerde tıbbi ve ruhsal eş tanıları gözeterek planlanması gerekiyor. Bundan sonra da psikoterapi uygulanabiliyor.
    Bu sorunu yaşayan kişilerin çoğu, yineleyen başarısızlıklar yaşayabiliyor. Bu başarısızlık öyküleri ise kişinin kendi hakkında olumsuz düşünceler geliştirmesine yol açabiliyor. Bu kişiler, üstlendikleri görevler konusunda işlevsel olmayan düşünceler geliştirebiliyor. Ortaya çıkan bu olumsuz düşünce ve inançlar, var olan kaçınma davranışlarını arttırabiliyor. Bunun sonucunda da kişiler, görev ya da sorunla karşı karşıya kaldığında dikkatlerini daha çok kaybedebiliyor.
    DEHB ile ilgili güçlükleri çocukluklarından beri yaşayan kişiler, hem erişkinlik döneminde benzer belirtiler sergiliyor hem de bazen belirtiler gerilese bile çocukluk döneminde almış oldukları hasarların yansımalarını yaşam boyu taşıyorlar.

    Önlenebilir kayıplara engel olabilmek için rahatsızlık fark edildiğinde tüm tedavi imkanları kullanılarak etkin bir tedavinin hızlı ve dikkatli bir biçimde başlatılması gerekiyor. Bunun sağlanması için DEHB belirtileri olanların öncelikle bir psikiyatri uzmanına başvurması ve DEHB yakınmaları olan bireylerin psikiyatri uzmanına yönlendirilmesi tavsiye ediliyor.

    Pediatrist - Pediatrik Nörolog
    Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin



  4. 10.Haziran.2011, 00:14
    2
    Silent and lonely rains



    Dikkat eksikliği

    Konsantrasyon sorunu mu yaşıyorsunuz ya da uzun süre aynı yerde oturamıyor, bir toplantıyı takip etmekte zorlanıyor musunuz? Başladığınız bir işi bitiremiyor, öfke atakları geçiriyor, aklınıza ilk geleni söyleme eğilimi mi gösteriyorsunuz?
    Uzmanlar, bunları, stresli bir yaşamın sonucu olarak yorumlamak yerine, çocukluk döneminde başlayan ve yetişkinlikte de devam edebilen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) hastalığının belirtileri olabileceği uyarısında bulunuyor.
    Tedavi edilmediğinde kişinin yaşam kalitesini düşüren, iş, ev başta olmak üzere sosyal hayatını önemli ölçüde zedeleyebilen hastalığın, uzman hekim kontrolünde tedavi edilmesinin mümkün olduğunu vurgulayan uzmanlar, ilaç ve psikoterapinin etkin tedavi yöntemi olduğunu belirtiyor.
    Türkiye Psikiyatri Derneği Erişkin Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu Bilimsel Çalışma Birimi Koordinatörü ve Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri AD Öğretim Üyesi Doç. Dr. Cengiz Tuğlu, yaptığı açıklamada, DEHB'nin çocukluk çağında başlayan, etkisi tüm bir yaşama yayılabilen, süreğen bir nöropsikiyatrik bozukluk olduğunu söyledi.
    Toplumdaki DEHB yaygınlığının çocuklukta yaklaşık yüzde 8, ergenlikte yüzde 6 ve erişkinlikte yüzde 4 olarak bildirildiğini ifade eden Tuğlu, çocukluk çağında var olan dikkat eksikliği, hiperaktivite ve dürtüsel davranışların ilk olarak okul çağında fark edildiğini belirtti. Tuğlu, “Sınıfta oturamayan, oyunlarda arkadaşları ile yoğun sorunlar yaşayan ve okuma faaliyetlerinde gecikebilen çocuklar görece hızlı fark edilip tıbbi yardım almaları için yönlendirilebilmektedir” dedi.
    Yaşam boyu devam eden dikkatsizlik, dürtüsellik ya da hiperaktivite yakınmaları olan tüm erişkinlerde de DEHB tanısının akla gelmesi gerektiğine işaret eden Tuğlu'nun verdiği bilgiye göre, Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu yaşama, kişiler arası ilişkilere, okul ve iş dünyasına yansıyan olumsuz etkileri açısından toplumun ve sağlık hizmetlerinin önemli sorunlarından birisini oluşturuyor.
    DEHB ister çocukluk ister erişkinlik döneminde olsun sadece hastaları değil çevrelerini, ailelerini, ebeveynlerini de etkiliyor. Riskli sağlık davranışları açısından tehdit altında olan ergen ve genç erişkinlerde DEHB varlığında, sigara ve madde kötüye kullanımı, yasal sorunlar, kötü akran ilişkileri, kendine güven kaybı, okul ve iş başarısında düşüklük ve psikiyatrik eş tanılar gözlenebiliyor.
    Yaşın ilerlemesiyle birlikte görülme sıklığı düşüyor.
    Yaşın ilerlemesiyle birlikte görülme sıklığındaki düşüş, hastalığın belirtilerinde azalma olduğuna işaret ediyor, ancak belirtiler tamamen ortadan kalkmıyor.
    Azalma eğilimine rağmen erişkin DEHB olan kişilerde bir işe başlayamama, iş yerinde verimsizlik ve kötü zaman yönetimi, çok sayıda işe başlanmasına rağmen bir çoğunu bitirememe, bir toplantı boyunca oturamama, stresle baş edememe ve öfke atakları, aklına ilk geleni söyleme eğilimi, kötü şoförlük sorunları ve evlilik ve sorumluluklarının idaresi ile ilgili yoğun sorunlar sıklıkla ortaya çıkabiliyor.
    Dikkatsizlik daha çok bireyi, diğer bulgular ise daha çok çevreyi rahatsız ediyor. Belirtilerini dışa vuran erkeklerin tersine kız çocuklar genellikle olumsuz geri bildirimleri içselleştirme, özür dileme, uyum sağlamaya çalışma, suçu üzerine alma ve kavga etmeme eğilimi gösteriyor. Beklentileri karşılamak için daha çok çalışarak ve yetersizlikleriyle başa çıkarak başarılı öğrenciler olmayı lise dönemine dek sağlayabiliyor, ama bozukluğun daha sessiz seyrediyor olması ve bu nedenle müdahale edilebilir olan bir sorun alanına gereken müdahaleleri yapamama kadınların yaşamına, özellikle onların akademik gelişimlerine önemli zararlar verebiliyor.
    Başka ruhsal bozukluklar, DEHB belirtilerini gizleyebiliyor
    Çocuklar ve erişkinlerle yapılmış çalışmalara göre, karşıt olma, karşı gelme bozukluğu, davranım bozukluğu, anksiyete bozuklukları, duygu durum bozuklukları, öğrenme bozuklukları ve alkol-madde kullanım bozuklukları olarak adlandırılan ruhsal hastalıklar da psikiyatrik eş tanıları oluşturuyor. Bu ruhsal bozukluklar, bazen DEHB belirtilerinin gizlenmesine ya da ilaçlarla bir bozukluğu tedavi ederken diğerinde bozulmalar ortaya çıkmasına yol açabiliyor.
    Erişkin dönemde başka ruhsal bozuklukların eşlik etmesi ve erişkin yaşamının karmaşıklığı, çocuklardan farklı olarak erişkin DEHB tedavisinde daha kapsamlı tedavi yaklaşımlarının uygulanmasını gerekli kılıyor.
    DEHBİ'de ilaç tedavisi uygulanırken, ilaçların erişkinlerde tıbbi ve ruhsal eş tanıları gözeterek planlanması gerekiyor. Bundan sonra da psikoterapi uygulanabiliyor.
    Bu sorunu yaşayan kişilerin çoğu, yineleyen başarısızlıklar yaşayabiliyor. Bu başarısızlık öyküleri ise kişinin kendi hakkında olumsuz düşünceler geliştirmesine yol açabiliyor. Bu kişiler, üstlendikleri görevler konusunda işlevsel olmayan düşünceler geliştirebiliyor. Ortaya çıkan bu olumsuz düşünce ve inançlar, var olan kaçınma davranışlarını arttırabiliyor. Bunun sonucunda da kişiler, görev ya da sorunla karşı karşıya kaldığında dikkatlerini daha çok kaybedebiliyor.
    DEHB ile ilgili güçlükleri çocukluklarından beri yaşayan kişiler, hem erişkinlik döneminde benzer belirtiler sergiliyor hem de bazen belirtiler gerilese bile çocukluk döneminde almış oldukları hasarların yansımalarını yaşam boyu taşıyorlar.

    Önlenebilir kayıplara engel olabilmek için rahatsızlık fark edildiğinde tüm tedavi imkanları kullanılarak etkin bir tedavinin hızlı ve dikkatli bir biçimde başlatılması gerekiyor. Bunun sağlanması için DEHB belirtileri olanların öncelikle bir psikiyatri uzmanına başvurması ve DEHB yakınmaları olan bireylerin psikiyatri uzmanına yönlendirilmesi tavsiye ediliyor.

    Pediatrist - Pediatrik Nörolog
    Prof. Dr. Sabiha Paktuna Keskin



  5. 10.Haziran.2011, 00:24
    3
    musab.b.umeyr
    Hamım, pişme yolunda.

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 18.Mart.2011
    Üye No: 85969
    Mesaj Sayısı: 477
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 5
    Yaş: 28

    Cevap: dikkat bozukluğunun giderilmesi için ne yapılabilir?

    Dikkat Arttırma Teknikleri



    Dikkat eksikliği sorununu zamanında herkes yaşamıştır .Zamanın birinden mutlakadikkat arttırma tekniklerine ihtiyaç duymuşsunuzdur çAyrıca ilerleyen yıllarda da dikkat arttırma tekniklerine ihtiyaç duyan bir çok yetişkile de tanışmışsınızdır. Tabi hepsinin özünd edaha dikkatli olmak için yapılması gerekenlerin başında dikkat arttırma teknikleri sayseinde bişeyler başarmaktan geçmektedir. Yapılan araştırmalar çeşitli tekniklerle dikkatin yoğunlaşabileceğini göstermiştir.


    Bir öğrencinin ders çalışırken, ders dinlerken, test çözerken veya sınav olurken dikkat sorunu yaşaması için mutlaka dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) yaşıyor olması şart değildir. Ortada böyle bir sorun olmasa da sınıftaki öğrenciler, dikkatlerini toparlamakta zorlanabilirler.

    Günümüzde öğrenci olsun olmasın bütün insanların dikkatinin kolayca dağılmasının nedenleri arasında, insanların biyolojik yapısının, avcılık-toplayıcılık dönemindeki her harekete ve sese anında yönelebilen bir özelliğe sahip olduğu ve bu biyolojik yapının bugün de devam ettiği ama günümüzde artan uyaran sayısı karşısında dikkati belirli birkaç unsura vermekten çok, birbirinden farklı olan yüzlerce faktöre yönelme zorunluluğunun ortaya çıktığı kabul edilir. Bunun da, başta öğrencilik olmak üzere, görev ve sorumluluklara dair dikkatin, bu unsurların arasında kaybolduğu gerçeğinin altı çizilir.

    Bu sebeple, dikkat sorunu yaşayan öğrencilerin çalışma ortamı ve çalışma planları, yapılandırılırken, dikkat dağıtıcı unsurlardan arındırılması gerekmektedir. Karmaşık bir çalışma planı ve karmaşık bir çalışma odasında öğrencilerden yeterince dikkat ve konsantrasyon beklenmemelidir. Çağımızda hem annenin hem de babanın çalışması, onların çalışmadığı hafta sonları ise çocukların özel kurslara gitmesi, aile-çocuk iletişimini soldukça az olan sıfır noktasına kadar geriletmiştir. Duygusal ihtiyacı karşılanmayan çocuklar ise, sade öfkeli, haylaz,gergin ve huzursuz olmakla kalmamakta, aynı zamanda dikkatleri de toparlayamamaktadırlar.

    Yetiştirme yurtlarındaki çocukların dikkat sürelerinin kısa olmasının nedenlerinin başında, bu duygusal ihtiyacın karşılanmıyor olması gelir. Bu nedenle ailelerin çocukları ile ona duygusal doyum sağlayan gerçekçi ve doğal ilişkiler kurması gerekmektedir.

    Diğer yandan günümüzde, çocuklardan eğitim adına çok büyük başarılar beklenmektedir. Bu durum çocukta beklenti baskısı meydana getirmekte ve beklenti baskısı da dikkatin dağılmasına neden olmaktadır.

    Aileler çocuklarından, ne tür ve hangi seviyede bir beklenti içerisinde olduklarını sıklıkla dile getirerek onun çalışmasını sağlamayı amaçlarlar. Oysa böyle bir yaklaşım öğrenciyi masada tutmak gibi bir sonuç doğursa da, dikkatin dağılması ve konuları anlayamama gibi asıl olumsuz sonucu da beraberinde getirmektedir.

    Öğrencide yaşanan dikkat sorunlarından biri de; ailelerin her şeye olumsuz bakmasından kaynaklanan dikkat sorunudur.

    Eğer aile tepkisel bir tutum ile her şeye karşı çıkıyorsa, çocuk olumsuz duyguların etkisi altında kalarak, duygusal enerjisini yitiriyor bu da dikkatin toparlanamamasına yol açıyor.

    Bu nedenle ailelerin, sınav sistemini, okulları, kitapları eleştirmekten vazgeçip çocuğu eğitim gerçeklerine odaklamaya çalışmalarında fayda vardır.

    Çocuk içinde bulunduğu eğitim gerçekleri ile barışık olursa, duygusal enerjisi artacağından dikkat düzeyi de kendiliğinden artmış olacaktır.

    POZİTİF STRES DİKKATİ ARTTIRIR

    Dopamin ve dopaminden sentezlenen noradrenalin dikkat, konsantrasyon ve bunların etkisiyle motivasyon, uyanıklık gibi işlevleri arttırmaktadır.

    Bugün stres anında salgılanan noradrenalinin öğrencilerin dikkatlerinin artmasındaki etkisi bilim çevreleri tarafından kabul edilmektedir.

    Bu nedenle belirli bir düzeydeki stres, öğrencilerin ders ve sınav başarıları açısından gerekli olan bir unsurdur.

    Öğrenci, az miktarda da olsa başaramayacağından korkmalı ve noradrenalin salgılamalı ki dikkatinde artışlar olabilsin. Noradrenalin aynı zamanda öğrenciye sorulara karşı meydan okuma gücü vermek gibi artı bir fonksiyon daha kazandırmaktadır.

    Bu nedenle, ailelerin çocuklarının faydalı stresini ortadan kaldırmaya çalışmamalarını öneriyoruz.

    Peki zararlı stresi faydalı stresten nasıl ayırtedebiliriz?

    Eğer çocukta aşırı el terlemesi, mide sancıları, istifra etmek gibi fiziksel belirtiler var ise, bu durum olumsuz stres yaşanmakta olduğunun göstergesidir. Hemen bir uzmana başvurulması gerekmektedir.

    Dikkatli Olmamızı Sağlayan Beynimizdeki Frontal Lobu Aktif Halde Tutmalıyız.

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan çocukların frontal loblarında beyin kan akımı ve metabolik hızında azalma olduğu gözlenmiştir (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Prof.Dr.Selahattin Şenol, Doç.Dr.Elvan İşeri, Uzm.Psk.Aylin İlden Koçkar, HYB Yayıncılık).

    Frontal lobun görevleri:

    - Alınan bilgileri sıraya koyma

    - Yeni bilgileri eski bilgilerle ilişkilendirme

    - Davranışları kontrol altında tutma

    - Uygun olmayan tepkileri baskılama

    - Geleceğe ilişkin plan ve program yapma

    Bunlar frontal lobun yürütücü işlevleri olarak da bilinmektedir.

    Yürütücü işlev, dikkati başlatmak, sürdürmek ve dikkati başka yönlere aktarabilmek anlamına gelir.

    Öğrencilerin, frontal lobun işlevini artırmak, ders ve sınav anı dikkatlerini yükseltmek için özellikle şunları yerine getirmeleri gerekmektedir:

    I. Öğrenciler gördükleri her yeni konuyu birbiri ile ilişki içerisinde sıraya koyar ise dikkatlerinde artışlar olacaktır. Sistematik bilgi dikkati arttıran en temel unsurlardan biridir. Odamız dağınık iken dikkatimiz dağılıyor da bilgilerimiz dağınık iken dikkatimiz dağılmaz mı? Elbette ki dağılır. Buna mutlaka dikkat etmeliyiz.

    II. Öğrenciler mutlaka gördükleri her dersin konusunu önceki derslerin konuları ile ilişkilendirmeliler ve o bilgiyi diğer bilgilere bağlayarak anlamlandırmalıdırlar. Beyin anlamlandırılmamış, ilişkilendirilmemiş olan bilgiye yoğunlaşamaz. Onu kısa sürede bellekten atar.

    III. Eğer öğrenciler, ders çalışma planlarına aynen uyarlarsa anne ve babanın uyarısına meydan vermeden çalışmaya başlarlarsa dikkatleri yükselecektir. Çünkü içsel plan ve program beynin dikkat kısmını uyaracak ve öğrenci daha dikkatli olacaktır.

    IV. Öğrenci, öğretmenine veya ailesine karşı ani tepki gösterme gibi davranışlarını kontrol altına almaya çalışırsa, dikkati artacaktır. Oysa bu tepkiyi göstermesi halinde, dikkati tamamen dağılacaktır.

    V. Öğrencilerin dikkatini arttıran diğer önemli bir etken de, plan ve program yaparak çalışmaktır. Beyin bir sonraki hamleyi göremez ise kişi aşırı strese kapılır ve bu da dikkat dağılmasına yol açar. Bu nedenle dikkati yükseltmenin en pratik ve kısa yollarından biri, plan ve programa uygun halde çalışmaktır.

    VI. Diğer yandan beyinde derse karşı ilgi uyanması sağlamak için, mutlaka o gün derste anlatılacak olan konuya on dakika kadar bir göz gezdirip derse öyle gitmek gerekir.

    Bu ön çalışma öğrencinin dersi iyi dinlemesine ve konuyu anlamasına yol açmaktadır.

    DİKKAT DAĞINIKLIĞI YAŞAYAN ÖĞRENCİ KONULARI ÇABUK UNUTUR

    Belirli orandaki dikkat, beynin bilgiyi işlemesi, anlamlandırması ve kullanması için vazgeçilemez temel koşullardan biridir.

    Beynin ön bölgesinin yani prefrontal korteksin en önemli işlevlerinden biri yürütücü işlevlerdir.

    YÜRÜTÜCÜ İŞLEVLER:

    - Hatırlama

    - Bir görevi tamamlama

    - Bilgileri değerlendirme

    - Bilgileri uygulama ve hayata geçirme

    - Bunlarla ilgili plan ve program yapma

    gibi özelliklerden oluşur.

    Öğrenciler, sistematik tekrar yaparak hatırlama fonksiyonlarını artırırken dikkatlerinin de artacağını bilmelidirler.

    Öğrenciler yine, hiçbir ödevi yarım bırakmadıkları ve onu kesinlikle tamamladıkları durumda dikkatlerinin artacağını göreceklerdir.

    Öğrencilerin, ders tekrarlarını, ezber şeklinde değil de değerlendirme, yorumlama, başka anlamlara ulaşma şeklinde yapmaları halinde dikkatlerinin artacağını bilmeleri gerekir.

    Yine bilgileri gerek testlerle gerek deneylerle, gerekse de hayatın içinde uygulayarak dikkatin arttırılması mümkündür.

    DEPRESYON VE AŞIRI KAYGI DİKKATİ DAĞITIR

    Özellikle ders başarısına ve genel sınavlarla ilgili başarı beklentisine karşı öğrencilerde kaygı ve depresyona bağlı olarak, hırçınlık, huzursuzluk, öfke nöbetleri, aşırı hareketlilik ve dikkatsizlik sorunları ortaya çıkmaktadır.

    Öğrencilerin kaygı bozukluğu yaşayanlarında başaramama korkusu, uykusuzluk, güvensizlik, takıntılı düşünce ve davranışlar görülür.

    Bu gibi durumlarda çocuklar çoğunlukla gerçek olmayan korkulara kapılırlar, sevilmediklerini ve dışlandıklarını düşünürler.

    Bu öğrenciler dikkatlerini toparlayamadıkları için ödevlerini tamamlayamazlar ve bundan dolayı da yoğun bir kaygı yaşarlar.

    Okulunu, öğretmenini, arkadaş çevresini reddederek bunlardan uzaklaşırlar.

    Oysa yukarda anlattığımız dikkat arttırıcı uygulamaları yaparsa, derslerini de anlayacak, ödevlerini de tamamlayacak ve bu sorunları yaşamayacaktır.

    OLUMLU İLETİŞİM ÇOCUĞUN DİKKATİNİ ARTTIRIR

    Çocuğun olumsuz tutumu ya da ders başarısındaki düşüş karşısında, ona karşı olumsuz bir duruş sergilemek, onu hep eleştirmek, öfkeye kapılmak, çocuğun dikkat ve konsantrasyonunu tamamen bozmaktadır.

    Dikkat sorunu yaşayan çocuklarda öncelikle, özgüven veren ve onun kendi benliğine olan saygısını arttıracak davranışları ortaya koymak gerekir.

    Çocuk taktir edildikçe ve zaman zaman anlamlı ödüller aldıkça sevildiğini hissedecek ve kendisini değerli olarak görecektir. Bu da onun dikkatinde kayda değer artışlara yol açacaktır.

    Çocuğun dikkati arttıkça ders başarısı artacak, ders başarısı arttıkça da özgüveni artacaktır.

    Anne babanın disipline yönelik davranışlarındaki tutarsızlıklar, çelişkiler, reddedici, ilgisiz ya da aşırı cezalandırıcı yaklaşımlar çocuktaki dikkat azalmasını hızlandırmaktadır.

    EGZERSİZ VE SPOR DİKKATİ ARTTIRIR

    Egzersiz, nefes alma ve sporun dikkati artırmaktaki rolü herkesçe kabul edilen bir durumdur.

    Aşırı hareketlilik nedeniyle oluşturulamayan dikkatin spor aktiviteleri sonrasında yerine geldiği saptanmıştır.

    Gerek egzersiz gerekse de düzenli ve doğru nefes alıp verme durumunda beyindeki kan dolaşımının bundan olumlu etkilendiği ve dikkatte artışlar olduğu yine bilimsel olarak ispat edilmiştir.

    Değerli anne babalar sevgili öğrenciler, her sorun gibi dikkat sorunu da şüphesiz ki üzerine gidildiği zaman çözümlenebilen bir sorundur.

    _____________

    Form kuralları 13. madde


    13. İmza alanlarına , konulara ve verilen cevaplarda her türlü reklam amaçlı site ve forum linki veya üyelik isteyen ticari site linki yazılması Yasaktır.


  6. 10.Haziran.2011, 00:24
    3
    Hamım, pişme yolunda.
    Dikkat Arttırma Teknikleri



    Dikkat eksikliği sorununu zamanında herkes yaşamıştır .Zamanın birinden mutlakadikkat arttırma tekniklerine ihtiyaç duymuşsunuzdur çAyrıca ilerleyen yıllarda da dikkat arttırma tekniklerine ihtiyaç duyan bir çok yetişkile de tanışmışsınızdır. Tabi hepsinin özünd edaha dikkatli olmak için yapılması gerekenlerin başında dikkat arttırma teknikleri sayseinde bişeyler başarmaktan geçmektedir. Yapılan araştırmalar çeşitli tekniklerle dikkatin yoğunlaşabileceğini göstermiştir.


    Bir öğrencinin ders çalışırken, ders dinlerken, test çözerken veya sınav olurken dikkat sorunu yaşaması için mutlaka dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB) yaşıyor olması şart değildir. Ortada böyle bir sorun olmasa da sınıftaki öğrenciler, dikkatlerini toparlamakta zorlanabilirler.

    Günümüzde öğrenci olsun olmasın bütün insanların dikkatinin kolayca dağılmasının nedenleri arasında, insanların biyolojik yapısının, avcılık-toplayıcılık dönemindeki her harekete ve sese anında yönelebilen bir özelliğe sahip olduğu ve bu biyolojik yapının bugün de devam ettiği ama günümüzde artan uyaran sayısı karşısında dikkati belirli birkaç unsura vermekten çok, birbirinden farklı olan yüzlerce faktöre yönelme zorunluluğunun ortaya çıktığı kabul edilir. Bunun da, başta öğrencilik olmak üzere, görev ve sorumluluklara dair dikkatin, bu unsurların arasında kaybolduğu gerçeğinin altı çizilir.

    Bu sebeple, dikkat sorunu yaşayan öğrencilerin çalışma ortamı ve çalışma planları, yapılandırılırken, dikkat dağıtıcı unsurlardan arındırılması gerekmektedir. Karmaşık bir çalışma planı ve karmaşık bir çalışma odasında öğrencilerden yeterince dikkat ve konsantrasyon beklenmemelidir. Çağımızda hem annenin hem de babanın çalışması, onların çalışmadığı hafta sonları ise çocukların özel kurslara gitmesi, aile-çocuk iletişimini soldukça az olan sıfır noktasına kadar geriletmiştir. Duygusal ihtiyacı karşılanmayan çocuklar ise, sade öfkeli, haylaz,gergin ve huzursuz olmakla kalmamakta, aynı zamanda dikkatleri de toparlayamamaktadırlar.

    Yetiştirme yurtlarındaki çocukların dikkat sürelerinin kısa olmasının nedenlerinin başında, bu duygusal ihtiyacın karşılanmıyor olması gelir. Bu nedenle ailelerin çocukları ile ona duygusal doyum sağlayan gerçekçi ve doğal ilişkiler kurması gerekmektedir.

    Diğer yandan günümüzde, çocuklardan eğitim adına çok büyük başarılar beklenmektedir. Bu durum çocukta beklenti baskısı meydana getirmekte ve beklenti baskısı da dikkatin dağılmasına neden olmaktadır.

    Aileler çocuklarından, ne tür ve hangi seviyede bir beklenti içerisinde olduklarını sıklıkla dile getirerek onun çalışmasını sağlamayı amaçlarlar. Oysa böyle bir yaklaşım öğrenciyi masada tutmak gibi bir sonuç doğursa da, dikkatin dağılması ve konuları anlayamama gibi asıl olumsuz sonucu da beraberinde getirmektedir.

    Öğrencide yaşanan dikkat sorunlarından biri de; ailelerin her şeye olumsuz bakmasından kaynaklanan dikkat sorunudur.

    Eğer aile tepkisel bir tutum ile her şeye karşı çıkıyorsa, çocuk olumsuz duyguların etkisi altında kalarak, duygusal enerjisini yitiriyor bu da dikkatin toparlanamamasına yol açıyor.

    Bu nedenle ailelerin, sınav sistemini, okulları, kitapları eleştirmekten vazgeçip çocuğu eğitim gerçeklerine odaklamaya çalışmalarında fayda vardır.

    Çocuk içinde bulunduğu eğitim gerçekleri ile barışık olursa, duygusal enerjisi artacağından dikkat düzeyi de kendiliğinden artmış olacaktır.

    POZİTİF STRES DİKKATİ ARTTIRIR

    Dopamin ve dopaminden sentezlenen noradrenalin dikkat, konsantrasyon ve bunların etkisiyle motivasyon, uyanıklık gibi işlevleri arttırmaktadır.

    Bugün stres anında salgılanan noradrenalinin öğrencilerin dikkatlerinin artmasındaki etkisi bilim çevreleri tarafından kabul edilmektedir.

    Bu nedenle belirli bir düzeydeki stres, öğrencilerin ders ve sınav başarıları açısından gerekli olan bir unsurdur.

    Öğrenci, az miktarda da olsa başaramayacağından korkmalı ve noradrenalin salgılamalı ki dikkatinde artışlar olabilsin. Noradrenalin aynı zamanda öğrenciye sorulara karşı meydan okuma gücü vermek gibi artı bir fonksiyon daha kazandırmaktadır.

    Bu nedenle, ailelerin çocuklarının faydalı stresini ortadan kaldırmaya çalışmamalarını öneriyoruz.

    Peki zararlı stresi faydalı stresten nasıl ayırtedebiliriz?

    Eğer çocukta aşırı el terlemesi, mide sancıları, istifra etmek gibi fiziksel belirtiler var ise, bu durum olumsuz stres yaşanmakta olduğunun göstergesidir. Hemen bir uzmana başvurulması gerekmektedir.

    Dikkatli Olmamızı Sağlayan Beynimizdeki Frontal Lobu Aktif Halde Tutmalıyız.

    Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu yaşayan çocukların frontal loblarında beyin kan akımı ve metabolik hızında azalma olduğu gözlenmiştir (Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu, Prof.Dr.Selahattin Şenol, Doç.Dr.Elvan İşeri, Uzm.Psk.Aylin İlden Koçkar, HYB Yayıncılık).

    Frontal lobun görevleri:

    - Alınan bilgileri sıraya koyma

    - Yeni bilgileri eski bilgilerle ilişkilendirme

    - Davranışları kontrol altında tutma

    - Uygun olmayan tepkileri baskılama

    - Geleceğe ilişkin plan ve program yapma

    Bunlar frontal lobun yürütücü işlevleri olarak da bilinmektedir.

    Yürütücü işlev, dikkati başlatmak, sürdürmek ve dikkati başka yönlere aktarabilmek anlamına gelir.

    Öğrencilerin, frontal lobun işlevini artırmak, ders ve sınav anı dikkatlerini yükseltmek için özellikle şunları yerine getirmeleri gerekmektedir:

    I. Öğrenciler gördükleri her yeni konuyu birbiri ile ilişki içerisinde sıraya koyar ise dikkatlerinde artışlar olacaktır. Sistematik bilgi dikkati arttıran en temel unsurlardan biridir. Odamız dağınık iken dikkatimiz dağılıyor da bilgilerimiz dağınık iken dikkatimiz dağılmaz mı? Elbette ki dağılır. Buna mutlaka dikkat etmeliyiz.

    II. Öğrenciler mutlaka gördükleri her dersin konusunu önceki derslerin konuları ile ilişkilendirmeliler ve o bilgiyi diğer bilgilere bağlayarak anlamlandırmalıdırlar. Beyin anlamlandırılmamış, ilişkilendirilmemiş olan bilgiye yoğunlaşamaz. Onu kısa sürede bellekten atar.

    III. Eğer öğrenciler, ders çalışma planlarına aynen uyarlarsa anne ve babanın uyarısına meydan vermeden çalışmaya başlarlarsa dikkatleri yükselecektir. Çünkü içsel plan ve program beynin dikkat kısmını uyaracak ve öğrenci daha dikkatli olacaktır.

    IV. Öğrenci, öğretmenine veya ailesine karşı ani tepki gösterme gibi davranışlarını kontrol altına almaya çalışırsa, dikkati artacaktır. Oysa bu tepkiyi göstermesi halinde, dikkati tamamen dağılacaktır.

    V. Öğrencilerin dikkatini arttıran diğer önemli bir etken de, plan ve program yaparak çalışmaktır. Beyin bir sonraki hamleyi göremez ise kişi aşırı strese kapılır ve bu da dikkat dağılmasına yol açar. Bu nedenle dikkati yükseltmenin en pratik ve kısa yollarından biri, plan ve programa uygun halde çalışmaktır.

    VI. Diğer yandan beyinde derse karşı ilgi uyanması sağlamak için, mutlaka o gün derste anlatılacak olan konuya on dakika kadar bir göz gezdirip derse öyle gitmek gerekir.

    Bu ön çalışma öğrencinin dersi iyi dinlemesine ve konuyu anlamasına yol açmaktadır.

    DİKKAT DAĞINIKLIĞI YAŞAYAN ÖĞRENCİ KONULARI ÇABUK UNUTUR

    Belirli orandaki dikkat, beynin bilgiyi işlemesi, anlamlandırması ve kullanması için vazgeçilemez temel koşullardan biridir.

    Beynin ön bölgesinin yani prefrontal korteksin en önemli işlevlerinden biri yürütücü işlevlerdir.

    YÜRÜTÜCÜ İŞLEVLER:

    - Hatırlama

    - Bir görevi tamamlama

    - Bilgileri değerlendirme

    - Bilgileri uygulama ve hayata geçirme

    - Bunlarla ilgili plan ve program yapma

    gibi özelliklerden oluşur.

    Öğrenciler, sistematik tekrar yaparak hatırlama fonksiyonlarını artırırken dikkatlerinin de artacağını bilmelidirler.

    Öğrenciler yine, hiçbir ödevi yarım bırakmadıkları ve onu kesinlikle tamamladıkları durumda dikkatlerinin artacağını göreceklerdir.

    Öğrencilerin, ders tekrarlarını, ezber şeklinde değil de değerlendirme, yorumlama, başka anlamlara ulaşma şeklinde yapmaları halinde dikkatlerinin artacağını bilmeleri gerekir.

    Yine bilgileri gerek testlerle gerek deneylerle, gerekse de hayatın içinde uygulayarak dikkatin arttırılması mümkündür.

    DEPRESYON VE AŞIRI KAYGI DİKKATİ DAĞITIR

    Özellikle ders başarısına ve genel sınavlarla ilgili başarı beklentisine karşı öğrencilerde kaygı ve depresyona bağlı olarak, hırçınlık, huzursuzluk, öfke nöbetleri, aşırı hareketlilik ve dikkatsizlik sorunları ortaya çıkmaktadır.

    Öğrencilerin kaygı bozukluğu yaşayanlarında başaramama korkusu, uykusuzluk, güvensizlik, takıntılı düşünce ve davranışlar görülür.

    Bu gibi durumlarda çocuklar çoğunlukla gerçek olmayan korkulara kapılırlar, sevilmediklerini ve dışlandıklarını düşünürler.

    Bu öğrenciler dikkatlerini toparlayamadıkları için ödevlerini tamamlayamazlar ve bundan dolayı da yoğun bir kaygı yaşarlar.

    Okulunu, öğretmenini, arkadaş çevresini reddederek bunlardan uzaklaşırlar.

    Oysa yukarda anlattığımız dikkat arttırıcı uygulamaları yaparsa, derslerini de anlayacak, ödevlerini de tamamlayacak ve bu sorunları yaşamayacaktır.

    OLUMLU İLETİŞİM ÇOCUĞUN DİKKATİNİ ARTTIRIR

    Çocuğun olumsuz tutumu ya da ders başarısındaki düşüş karşısında, ona karşı olumsuz bir duruş sergilemek, onu hep eleştirmek, öfkeye kapılmak, çocuğun dikkat ve konsantrasyonunu tamamen bozmaktadır.

    Dikkat sorunu yaşayan çocuklarda öncelikle, özgüven veren ve onun kendi benliğine olan saygısını arttıracak davranışları ortaya koymak gerekir.

    Çocuk taktir edildikçe ve zaman zaman anlamlı ödüller aldıkça sevildiğini hissedecek ve kendisini değerli olarak görecektir. Bu da onun dikkatinde kayda değer artışlara yol açacaktır.

    Çocuğun dikkati arttıkça ders başarısı artacak, ders başarısı arttıkça da özgüveni artacaktır.

    Anne babanın disipline yönelik davranışlarındaki tutarsızlıklar, çelişkiler, reddedici, ilgisiz ya da aşırı cezalandırıcı yaklaşımlar çocuktaki dikkat azalmasını hızlandırmaktadır.

    EGZERSİZ VE SPOR DİKKATİ ARTTIRIR

    Egzersiz, nefes alma ve sporun dikkati artırmaktaki rolü herkesçe kabul edilen bir durumdur.

    Aşırı hareketlilik nedeniyle oluşturulamayan dikkatin spor aktiviteleri sonrasında yerine geldiği saptanmıştır.

    Gerek egzersiz gerekse de düzenli ve doğru nefes alıp verme durumunda beyindeki kan dolaşımının bundan olumlu etkilendiği ve dikkatte artışlar olduğu yine bilimsel olarak ispat edilmiştir.

    Değerli anne babalar sevgili öğrenciler, her sorun gibi dikkat sorunu da şüphesiz ki üzerine gidildiği zaman çözümlenebilen bir sorundur.

    _____________

    Form kuralları 13. madde


    13. İmza alanlarına , konulara ve verilen cevaplarda her türlü reklam amaçlı site ve forum linki veya üyelik isteyen ticari site linki yazılması Yasaktır.





+ Yorum Gönder