Konusunu Oylayın.: Yaz Kuran kursların önemi nedir? niçin önemlidir? Yazar: Ahmed Şahin

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Yaz Kuran kursların önemi nedir? niçin önemlidir? Yazar: Ahmed Şahin
  1. 06.Haziran.2011, 15:49
    1
    Misafir

    Yaz Kuran kursların önemi nedir? niçin önemlidir? Yazar: Ahmed Şahin






    Yaz Kuran kursların önemi nedir? niçin önemlidir? Yazar: Ahmed Şahin Mumsema Yaz Kuran kursları neden önemli? Yazar: Ahmed Şahin


  2. 06.Haziran.2011, 18:39
    2
    Altundal
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 09.Nisan.2011
    Üye No: 86504
    Mesaj Sayısı: 579
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 6

    Cevap: Yaz Kuran kursların önemi nedir? niçin önemlidir? Yazar: Ahmed Şahin




    Ahmet Şahin'in makalesinden

    Çocuklarımızın yaz Kur'an kurslarında Kur'an ezberlemelerinin önemini anlamak için şu değerlendirmeleri bir daha hatırlayın lütfen.
    Yolda yürürken yerde gördüğünüz kağıt parçalarına basıp geçersiniz, eğilip alarak yüksek bir yere koyma gereği duymazsınız. Çünkü kağıt boş. Üzerinde hürmeti gerektirecek kutsal bir yazı yoktur.

    Şayet bu kağıdın üzerinde Kur'an'dan ayetler yazılı olsa hemen eğilip alır, yüksek bir yere hürmetle koyarsınız. Çünkü üzerinde Allah'ın kelamını taşımaktadır o kağıt parçası. Ayetler, yazılı olduğu kağıdı hürmet edilecek varlık derecesine yükseltmiştir.


    İşte yavrularımızın kalbi de aynen bu kağıt gibidir. Kutsal konulardan bomboş ise kendini yüceltecek bir değere sahip değil demektir. Böyle değil de, en azından namazda okuyacağı kadar Kur'an'dan sureler, ayetler ezberlemiş, kalbine, gönlüne Allah'ın kelamını yazdırmışsa, artık o yavru boş kağıt değersizliğinden kurtulmuş, kalbinde Allah'ın ayetleri yazılı değerli bir kul derecesine yükselmiştir. Hem öylesine bir değerli kul derecesine yükselmiştir ki, Rabb'imiz kelamını kalbine yazdırmış olan bu kulunu, cennetine layık görmekle kalmıyor, ayrıca şefaat etme izni vereceğini de bildiriyor. Meşhur hadis kitabı İbn-i Maceh'teki hadisi birlikte okuyalım.

    - Kim Kur'an'ı önce okumayı öğrenir, sonra ezberler, ezberlediği Kur'an'ın emirlerine uygun şekilde yaşarsa, o kimseyi Allah, ezberleyip amel ettiği Kur'an hürmetine cennetine almakla kalmaz, ayrıca akrabalarından cehenneme gitmesi kesinleşen on kişiye de şefaat etme izni verir!..

    Demek ki, Kur'an'a gereken hürmeti gösterip ezberleyerek kalbine, gönlüne Kur'an'dan ayetler, sureler yazdıran yavru, cennete girmekle kalmayacak, ayrıca yakınlarından cehenneme gitmesi kesinleşmiş kimselere de şefaat ederek kurtarma salahiyetine de sahip olabilecektir.

    Öyle olunca, bilhassa Kur'an kursuna giderek ya da evini Kur'an kursu durumuna getirerek en azından namazlıklarını ezberleyecek gençlerin yetişmelerine destek verip yardımcı olanlar, şefaatlerine nail olacakları gençleri yetiştiriyor demektir ki, bundan daha kazançlı ne düşünülebilir?

    Aslında konunun en muhteşem örneğini Hazreti Mevlânâ vermektedir. İsterseniz bir de onun örnekliğine bakalım bu konuda.

    Huzuruna giren bir genci ayağa kalkarak karşılayan büyük insan, bununla da kalmaz, genci makamına oturtur, kendisi de karşısında bir talebe gibi hürmetle bekler.

    Çevredekilerin itiraz yollu bakışlarına ise şöyle cevap verir:

    - Bu genç Kur'an'ı ezberlemiş bir hafızdır. Kalbinde Kur'an yazılıdır. Siz sokakta üzerinde Allah yazılı bir kağıdı görünce hemen hürmet göstererek eğilip alıyor, yüksek bir yere koyuyorsunuz. Ben de kalbine Kur'an'ın tamamını yazdırmış bir gence hürmet gösteriyor, ayağa kalkıyorum. Sizin hürmet gösterdiğiniz kağıt üzerindeki yazıdan daha fazlası bu gencin kalbinde yazılıdır!..

    Hazret-i Mevlânâ sözlerini şöyle tamamlar:

    - Sadece ben değil, Allah (cc) da kelamını ezberleyerek gereğiyle amel edene büyük değer veriyor, onu cennetine almakla kalmıyor, ayrıca ona şefaat etme izni de veriyor, akrabalarından cehenneme gidecek on kişiye de şefaat ederek kurtarma hakkı tanıyor!..

    Evet, Hazreti Mevlânâ da böyle anlatıyor Kur'an'ı ezberleyenin, ezberlediğiyle de amel edenin ahirette şefaat etme iznine sahip olacağını.

    Demek ki, fırsat bulunca Kur'an'ın tamamını olmasa da, Yasin'i, Tebareke'yi, en azından namazda okuyacakları sureleri ezberleyenler, boş bir kağıt gibi ayak altında çiğnenecek durumdan çıkıyor, üzerinde ayet yazılı Kur'an sayfaları gibi hürmet ve saygıya layık hale geliyorlar. Hatta, şefaat izni alacak duruma bile yükselmeleri söz konusu olabiliyor, Mevlânâ'yı dahi ayağa kaldıracak itibara sahip olabiliyorlar...

    Ne dersiniz? Yaz tatilinde çocuklarımızın bomboş kalplerine Kur'an'dan ayetler, sureler yazdıralım da şefaat etme izni alacaklar arasına girme imkanı kazansınlar mı? Hz. Mevlânâ'yı ayağa kaldıracak itibara sahip olsunlar mı?

    Bu bakımdan şu tatil devresi hem çocuklarımız hem de bizim için değerlendirilmesi gereken büyük bir fırsat sayılmaz mı? Bunlar düşünülmeye değer konular değil mi


  3. 06.Haziran.2011, 18:39
    2
    Devamlı Üye



    Ahmet Şahin'in makalesinden

    Çocuklarımızın yaz Kur'an kurslarında Kur'an ezberlemelerinin önemini anlamak için şu değerlendirmeleri bir daha hatırlayın lütfen.
    Yolda yürürken yerde gördüğünüz kağıt parçalarına basıp geçersiniz, eğilip alarak yüksek bir yere koyma gereği duymazsınız. Çünkü kağıt boş. Üzerinde hürmeti gerektirecek kutsal bir yazı yoktur.

    Şayet bu kağıdın üzerinde Kur'an'dan ayetler yazılı olsa hemen eğilip alır, yüksek bir yere hürmetle koyarsınız. Çünkü üzerinde Allah'ın kelamını taşımaktadır o kağıt parçası. Ayetler, yazılı olduğu kağıdı hürmet edilecek varlık derecesine yükseltmiştir.


    İşte yavrularımızın kalbi de aynen bu kağıt gibidir. Kutsal konulardan bomboş ise kendini yüceltecek bir değere sahip değil demektir. Böyle değil de, en azından namazda okuyacağı kadar Kur'an'dan sureler, ayetler ezberlemiş, kalbine, gönlüne Allah'ın kelamını yazdırmışsa, artık o yavru boş kağıt değersizliğinden kurtulmuş, kalbinde Allah'ın ayetleri yazılı değerli bir kul derecesine yükselmiştir. Hem öylesine bir değerli kul derecesine yükselmiştir ki, Rabb'imiz kelamını kalbine yazdırmış olan bu kulunu, cennetine layık görmekle kalmıyor, ayrıca şefaat etme izni vereceğini de bildiriyor. Meşhur hadis kitabı İbn-i Maceh'teki hadisi birlikte okuyalım.

    - Kim Kur'an'ı önce okumayı öğrenir, sonra ezberler, ezberlediği Kur'an'ın emirlerine uygun şekilde yaşarsa, o kimseyi Allah, ezberleyip amel ettiği Kur'an hürmetine cennetine almakla kalmaz, ayrıca akrabalarından cehenneme gitmesi kesinleşen on kişiye de şefaat etme izni verir!..

    Demek ki, Kur'an'a gereken hürmeti gösterip ezberleyerek kalbine, gönlüne Kur'an'dan ayetler, sureler yazdıran yavru, cennete girmekle kalmayacak, ayrıca yakınlarından cehenneme gitmesi kesinleşmiş kimselere de şefaat ederek kurtarma salahiyetine de sahip olabilecektir.

    Öyle olunca, bilhassa Kur'an kursuna giderek ya da evini Kur'an kursu durumuna getirerek en azından namazlıklarını ezberleyecek gençlerin yetişmelerine destek verip yardımcı olanlar, şefaatlerine nail olacakları gençleri yetiştiriyor demektir ki, bundan daha kazançlı ne düşünülebilir?

    Aslında konunun en muhteşem örneğini Hazreti Mevlânâ vermektedir. İsterseniz bir de onun örnekliğine bakalım bu konuda.

    Huzuruna giren bir genci ayağa kalkarak karşılayan büyük insan, bununla da kalmaz, genci makamına oturtur, kendisi de karşısında bir talebe gibi hürmetle bekler.

    Çevredekilerin itiraz yollu bakışlarına ise şöyle cevap verir:

    - Bu genç Kur'an'ı ezberlemiş bir hafızdır. Kalbinde Kur'an yazılıdır. Siz sokakta üzerinde Allah yazılı bir kağıdı görünce hemen hürmet göstererek eğilip alıyor, yüksek bir yere koyuyorsunuz. Ben de kalbine Kur'an'ın tamamını yazdırmış bir gence hürmet gösteriyor, ayağa kalkıyorum. Sizin hürmet gösterdiğiniz kağıt üzerindeki yazıdan daha fazlası bu gencin kalbinde yazılıdır!..

    Hazret-i Mevlânâ sözlerini şöyle tamamlar:

    - Sadece ben değil, Allah (cc) da kelamını ezberleyerek gereğiyle amel edene büyük değer veriyor, onu cennetine almakla kalmıyor, ayrıca ona şefaat etme izni de veriyor, akrabalarından cehenneme gidecek on kişiye de şefaat ederek kurtarma hakkı tanıyor!..

    Evet, Hazreti Mevlânâ da böyle anlatıyor Kur'an'ı ezberleyenin, ezberlediğiyle de amel edenin ahirette şefaat etme iznine sahip olacağını.

    Demek ki, fırsat bulunca Kur'an'ın tamamını olmasa da, Yasin'i, Tebareke'yi, en azından namazda okuyacakları sureleri ezberleyenler, boş bir kağıt gibi ayak altında çiğnenecek durumdan çıkıyor, üzerinde ayet yazılı Kur'an sayfaları gibi hürmet ve saygıya layık hale geliyorlar. Hatta, şefaat izni alacak duruma bile yükselmeleri söz konusu olabiliyor, Mevlânâ'yı dahi ayağa kaldıracak itibara sahip olabiliyorlar...

    Ne dersiniz? Yaz tatilinde çocuklarımızın bomboş kalplerine Kur'an'dan ayetler, sureler yazdıralım da şefaat etme izni alacaklar arasına girme imkanı kazansınlar mı? Hz. Mevlânâ'yı ayağa kaldıracak itibara sahip olsunlar mı?

    Bu bakımdan şu tatil devresi hem çocuklarımız hem de bizim için değerlendirilmesi gereken büyük bir fırsat sayılmaz mı? Bunlar düşünülmeye değer konular değil mi





+ Yorum Gönder