Konusunu Oylayın.: İslâm Fıkhı'nın Kaynakları Nelerdir? Maddeler halinde

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 10 kişi
İslâm Fıkhı'nın Kaynakları Nelerdir? Maddeler halinde
  1. 02.Haziran.2011, 14:09
    1
    Misafir

    İslâm Fıkhı'nın Kaynakları Nelerdir? Maddeler halinde






    İslâm Fıkhı'nın Kaynakları Nelerdir? Maddeler halinde Mumsema İslâm Fıkhı'nın Kaynakları Nelerdir? İslâm Fıkhı'nın Kaynaklarıyla ilgili bilgiler verir misiniz ?


  2. 02.Haziran.2011, 14:09
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    İslâm Fıkhı'nın Kaynakları Nelerdir? İslâm Fıkhı'nın Kaynaklarıyla ilgili bilgiler verir misiniz ?


    Benzer Konular

    - Erdemli davranışlar nelerdir maddeler halinde

    - İyi huylar nelerdir? Maddeler halinde

    - Kötü huylar nelerdir? Maddeler halinde

    - İslâm Fıkhı'nın Kaynakları

    - Akraba hakkı nelerdir maddeler halinde

  3. 02.Haziran.2011, 15:05
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: İslâm Fıkhı'nın Kaynakları Nelerdir? Maddeler halinde




    İslâm Fıkhı'nın Kaynakları Nelerdir?

    Biz, İslâm fıkhının, Allah'ın kullarına emrettiği birtakım şer'î hüküm­lerden meydana geldiğini söylemiştik. Bu hükümler dört kaynakta top­lanır:

    1. Kur'an
    2. Sünnet
    3. İcma
    4. Kıyas
    Kur'an-ı Kerim

    Kur'an, Allah'ın kelâmıdır. Allah Teâlâ onu efendimiz Hz. Muhammed'e, insanları karanlıklardan nura çıkarması için indirmiştir. O, mushafta yazılmıştır. Kur'an, İslâm hükümlerinin ilk kaynağıdır. Bir me­sele çıktığında, onu önce Allah'ın Kitabi'na arzeder ve onun hükmünü Kur'an'da bulursak onu alır ve başka kaynaklara başvurmayız. Meselâ bize şarap içmenin, kumar oynamanın, putlara tapmanın, fal okları çek­menin hükümleri sorulursa, Allah'ın Kitabı'na müracaat eder ve şu ayeti buluruz:
    Ey inananlar! Şarap, kumar, dikili taşlar, şans okları (çekmek), şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. (Mâide/90)
    Alışveriş ve riba'nın (=faiz'in) hükmü sorulursa, Allah'ın Kitabı'na müracaat eder ve hükmünü şu ayetten alırız:
    Allah alışverişi helâl, ribayı (faizi) haram kılmıştır. (Bakara/275)
    Hicab, yani kadınların örtünmesi hakkında soru sorulursa, Kur'an'a müracaat eder ve hükmünü şu ayetlerden alırız:
    İnanan kadınlara da söyle: Gözlerini (haramdan) sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, süslerini göstermesinler. Ancak kendiliğinden görünenler hariç. Başörtülerini yakalarının üzerine koy(up boyunlarını ört)sünler. (Nûr/3O
    Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle: (Bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine salsınlar (vücutlarını kapatsınlar); onların tanınması ve incitil memesi için en elverişli olan budur. Allah çok bağışlayan, çok merhametli olandır. (Ahzab/59)
    Kur'an-ı Kerim, İslâm fıkhının ilk kaynağıdır. Fakat Kur'an, bütün meseleleri teker teker zikredip hükümlerini açıklamamıştır. Eğer böyle ol­saydı elimizdeki mushaf, birkaç misli daha büyük olurdu. Kur'an, İslâm inanç esaslarının üzerinde ayrıntılı bir şekilde durmuştur. İbadet ve mu­amelâtı ise icmalen beyan etmiştir. Müslümanlar için genel hatları çizmiş, onun detaylarını Sünnet'e bırakmıştır. Meselâ Kur'an, namazı emretmiş, fakat nasıl ve kaç rekât kılınacağını açıklamamıştır. Zekâtı emretmiş, fakat zekâtın nisabını, ne kadar verileceğini ve hangi mallardan verileceğini açıklamamıştır. Akîdlerin yerine getirilmesini emretmiş, fakat sahih ve ye­rine getirilmesi gereken akîdlerin hangileri olduğunu açıklamamıştır. -Bunlar gibi daha birçok örnek verilebilir. Bütün bunların açıklamasını Hz. Peygamber'in Sünneti'ne bırakmıştır. Bu nedenle Kur'an, Sünnet'le sıkı sıkıya bağlıdır. Sünnet, Kur'an'ın genel hatlarını açıklar, mücmel kısımlarını tafsil eder.
    Sünnet

    Sünnet, Hz. Peygamber'den nakledilen söz, fiil ve takrir demektir. Peygamber'den nakledilen söze (=kavl'e) misal olarak şu hadîsi zikredebiliriz:
    Müslümanın müslümana sövmesi fısktır, müslümamn müslümanla kavga etmesi küfürdür.
    Hz. Peygamber'den nakledilen fiile örnek olarak da şu hadîsi zikre­debiliriz:
    Hz. Aişe'ye 'Hz. Peygamber evde ne yapardı' diye sorulduğunda, Hz. Aişe 'Bazen eşlerine yardım ederdi. Namaz vakti gelince de kalkıp namaz kılardı1 demiştir.
    Hz. Peygamber'den nakledilen takrir için de şu hadîsi örnek olarak zikredebiliriz:
    Hz: Peygamber, sabah namazından sonra iki rekât namaz kılan bir kişi gördü ve 'Sabah namazı iki rekâttır' dedi. Adam 'Sabah na­mazından önceki iki rekât sünneti kılmamiştım, onu şimdi kıldım' diye cevap verince Hz. Peygamber sükût etti.
    Hz. Peygamber'in susması, sabah namazından önceki iki rekât sün­neti kılmayan bir kimsenin, sabah namazından sonra o sünneti kılmasının meşru olduğunu göstermektedir.
    Sünnet'in Mertebesi

    Sünnet, Kur'an'dan sonra gelir. Bir mesele olduğunda önce Kur'an'a bakarız, Kur'an'da bulamazsak Sünnet'e müracaat ederiz. Onun hük­münü Sünnet'te bulursak -tıpkı Kur'an'da olduğu gibi- onunla amel ede­riz. Ancak şu şartla ki Sünnet, Hz. Peygamber'den sahih bir senedle sabit olmalıdır.
    Sünnet'in Vazifesi

    Sünnetin vazifesi, Kur'an'daki hükümleri ortaya koyup Kur'an'i açıklamaktır. Daha önce söylediğimiz gibi Kur'an, namazı mutlak olarak emretmiş, Sünnet ise namazın kavlî ve amelî keyfiyetini açıklamıştır. Hz. Peygamber şöyle buyurur:
    Benim namaz kıldığımrgördüğünüz gibi namaz kılın! Sünnet, haccın amel ve menasıkım da açıklamıştır. Bu konuda Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    Haccın menasıkım, hacdaki ibadetlerinizi benden alınız.Sünnet, muamelelerdeki helâl ve haram akidleri ve başka yönleri açıklamıştır. Kur'an tarafından hükmü açıklanmayan hususların hükümle­rini Sünnet kanunlaştırmıştır. Örnek olarak, erkekler için altın yüzük kul­lanmayı ve ipek elbise giymeyi Sünnet haram kılmıştır. Burada söylemek istediğimiz esas şey şudur: Sünnet, Kur'an'dan sonra İslâm şeriatının ikinci kaynağıdır. Sünnet'le amel etmek farzdır. Kur'an'ı anlamak ve amel etmek için Sünnet'e başvurmak zorunludur.
    İcma

    İcma, İslâm müctehidlerinin herhangibir asırda şer'î bir hüküm üze­rinde ittifak etmeleridir. Müctehidler bir konuda ittifak ettikleri zaman,
    onunla amel etmek vacib olur. Bunun delili Hz. Peygamber'in, müslüman âlimlerin dalâlet üzerinde ittifak etmeyeceklerini söylemesidir. Bu bakımdan müctehidler bir meselede ittifak ederlerse, o hak olur. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    Allah'tan ümmetimi dalâlet üzerinde birleştirmemesini istedim, onu bana verdi.
    Buna misal; sahabîler icma etmişlerdir ki dede ölünün erkek ev­ladıyla beraber kaldığında hak olarak terekenin altıda birini alır.
    İcma'nın Mertebesi

    İcma, müracaat bakımından Kur'an ve Sünnet'ten sonra gelir. Kur'an ve Sünnet'te bulamadığımız bir mesele olursa, o zaman İcma'ya bakarız. Eğer müctehidler o mesele üzerinde ittifak etmişlerse onu alır ve amel ederiz.
    Kıyas

    Hakkında nass olmayan birşeyi, hakkında nass olan birşeye kıyas etmektir. Çünkü ikisinin illeti de aynıdır. Kur'an, Sünnet ve İcma'da bula­madığımız bir mesele olursa Kıyas'a başvururuz.
    Kıyas'm Mertebesi

    Kıyas, Kur'an, Sünnet ve İcma'dan sonra dördüncü mertebededir.
    Kıyas'ın Rükûnları
    Kıyasın rükûnları dörttür:
    1. Kendisine kıyas yapılan bir asi olması,
    2. Kıyas yapılan fer'î bir mesele olması,
    3- Kıyas yapılan asl'ın hükmünün olması,
    4. Asi ile fer'î bir araya getiren ortak bir illet bulunması.
    Kıyasın Misalleri

    Allah Teâlâ, Kur'an nassı ile şarabı haram kılmıştır. Şarabın haram kilmmasmdaki illet, sarhoşluk vermesi, aklı gidermesidir. Bu nedenle sarhoşluk veren bir içki gördüğümüzde -ne isim verilirse verilsin- hami'a
    (şaraba) kıyas ederek onun da haram olduğuna hükmederiz. Çünkü bu­rada haramhğm illeti sarhoşluk vermesidir. Bu ise bütün içkilerde mevcuttur. Bu bakımdan sarhoşluk veren bütün içkiler, tıpkı harnr (şarap) gibi haramdır.
    İşte bunlar, İslâm fıkhının kaynaklandır. Onların tafsilatı Usûl-ü Fıkıh kitaplanndadır.
    İslâm Fıkhına ve Ahkâmına Bağlılık Zorunludur
    Allah Teâlâ müslümanlara, hayatın her alanında İslâm fıkhının hü­kümlerine uymayı vacib kılmıştır. İslâm fıkhının hükümlerinin tümü Kur'an ve Sünnet'e dayanmaktadır. İcma ve kıyas da hakikatte Kur'an ve Sünnet'e bağlıdır. Bu nedenle müslümanlar, İslâm fıkhının hükümlerini terketmeyi. mubah gördüklerinde, Kur'an ve Sünnet'i terketmeyi mubah görmüş olurlar, İslâm'ı muattal kılarlar. Artık onların müslüman olarak adlandınlmalan kendilerine hiçbir yarar sağlamaz. Onların inandık deme­lerinin de hiçbir yaran yoktur. Çünkü gerçek iman, Allah'ın Kitabı'ndaki emir ve hükümleri, Hz. Peygamber'in Sünneti'ni tasdik etmek ve Allah'a itaat edip Hz, Peygamber'in Allah katından getirdiklerini gönüllü olarak yerine getirmektir.
    İslâm fıkhının hükümleri, zamanın değişmesiyle değişmez. O hükümleri terketmek hiçbir durumda mubah olmaz.
    Kur'an ve Sünnetten Deliller

    Kur'an ve Sünnet'te, İslâm fıkhının hükümlerine sımsıkı sarılmanın vacib olduğuna dair birçok delil vardır.
    Kur'an-i Kerim'den Deliller

    Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka velîlere uymayın! (A'raf/3)
    Hayır, rabbin hakkı için onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde bir bu­rukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça inanmış olmazlar. (Nisa/65)
    Rasûl size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan da sakının.(Haşr/7)
    Biz sana Kitab'ı hak ile indirdik ki insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği biçimde hüküm veresin; hainlerin savunucusu olma! (Nisa/105)
    Allah'ın indirdiğine, Hz. Peygamber'in sünnetine, aralarında çıkan ih­tilaflarda Hz. Peygamber'in hükmüne tâbi olmayı emreden bu nasslara binaen Allah'ın ve peygamberinin yolundan başka bir yola giden kimse­nin derin bir sapıklığa yuvarlandığı muhakkaktır.
    Allah ve rasûlü bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek
    ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur(Ahzab/36)
    Sünnet'ten Deliller

    Kur'an'da olduğu gibi bu hususta Sünnet'te de birçok delil vardır. Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır;
    Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Bana isyan eden de Allah'a. isyan etmiş olur.
    Nefsimi kudreti elinde tutan Allah'a yemin ederim ki sizlerden birinin hevası benim getirdiğime tâbi olmadıkça, o kimse iman etmiş sayılmaz.
    Sünnetime sarılın.
    Sizin içinizde öyle birşey bıraktım ki eğer ona yapışırsanız, benden sonra dalâlete düşmezsiniz: Allah'ın Kitabı ve Sünnetim.
    Kur'an ve Sünnet'teki bu deliller, Allah Teâlâ'nın Kitabı'ndaki hüküm­lere ve O'nun Hz. Peygamber'in diliyle kullarına gönderdiklerine tâbi ol­manın farz olduğunu gösterir.
    Peygamber'in çağırmasını, aranızda herhangibirinizin çağırmasıyla bir tutmayın. Allah sizden, birbirinizin arkasına gizlenerek sıvışıp' gidenleri bilir. Peygamber'İn emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belânın çarpmasından yahut onlara acı bir azabın uğramasından sakınsınlar. (Nûr/63)


  4. 02.Haziran.2011, 15:05
    2
    Silent and lonely rains



    İslâm Fıkhı'nın Kaynakları Nelerdir?

    Biz, İslâm fıkhının, Allah'ın kullarına emrettiği birtakım şer'î hüküm­lerden meydana geldiğini söylemiştik. Bu hükümler dört kaynakta top­lanır:

    1. Kur'an
    2. Sünnet
    3. İcma
    4. Kıyas
    Kur'an-ı Kerim

    Kur'an, Allah'ın kelâmıdır. Allah Teâlâ onu efendimiz Hz. Muhammed'e, insanları karanlıklardan nura çıkarması için indirmiştir. O, mushafta yazılmıştır. Kur'an, İslâm hükümlerinin ilk kaynağıdır. Bir me­sele çıktığında, onu önce Allah'ın Kitabi'na arzeder ve onun hükmünü Kur'an'da bulursak onu alır ve başka kaynaklara başvurmayız. Meselâ bize şarap içmenin, kumar oynamanın, putlara tapmanın, fal okları çek­menin hükümleri sorulursa, Allah'ın Kitabı'na müracaat eder ve şu ayeti buluruz:
    Ey inananlar! Şarap, kumar, dikili taşlar, şans okları (çekmek), şeytan işi birer pisliktir. Bunlardan kaçının ki kurtuluşa eresiniz. (Mâide/90)
    Alışveriş ve riba'nın (=faiz'in) hükmü sorulursa, Allah'ın Kitabı'na müracaat eder ve hükmünü şu ayetten alırız:
    Allah alışverişi helâl, ribayı (faizi) haram kılmıştır. (Bakara/275)
    Hicab, yani kadınların örtünmesi hakkında soru sorulursa, Kur'an'a müracaat eder ve hükmünü şu ayetlerden alırız:
    İnanan kadınlara da söyle: Gözlerini (haramdan) sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, süslerini göstermesinler. Ancak kendiliğinden görünenler hariç. Başörtülerini yakalarının üzerine koy(up boyunlarını ört)sünler. (Nûr/3O
    Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve inananların kadınlarına söyle: (Bir ihtiyaç için dışarı çıktıkları zaman) örtülerini üstlerine salsınlar (vücutlarını kapatsınlar); onların tanınması ve incitil memesi için en elverişli olan budur. Allah çok bağışlayan, çok merhametli olandır. (Ahzab/59)
    Kur'an-ı Kerim, İslâm fıkhının ilk kaynağıdır. Fakat Kur'an, bütün meseleleri teker teker zikredip hükümlerini açıklamamıştır. Eğer böyle ol­saydı elimizdeki mushaf, birkaç misli daha büyük olurdu. Kur'an, İslâm inanç esaslarının üzerinde ayrıntılı bir şekilde durmuştur. İbadet ve mu­amelâtı ise icmalen beyan etmiştir. Müslümanlar için genel hatları çizmiş, onun detaylarını Sünnet'e bırakmıştır. Meselâ Kur'an, namazı emretmiş, fakat nasıl ve kaç rekât kılınacağını açıklamamıştır. Zekâtı emretmiş, fakat zekâtın nisabını, ne kadar verileceğini ve hangi mallardan verileceğini açıklamamıştır. Akîdlerin yerine getirilmesini emretmiş, fakat sahih ve ye­rine getirilmesi gereken akîdlerin hangileri olduğunu açıklamamıştır. -Bunlar gibi daha birçok örnek verilebilir. Bütün bunların açıklamasını Hz. Peygamber'in Sünneti'ne bırakmıştır. Bu nedenle Kur'an, Sünnet'le sıkı sıkıya bağlıdır. Sünnet, Kur'an'ın genel hatlarını açıklar, mücmel kısımlarını tafsil eder.
    Sünnet

    Sünnet, Hz. Peygamber'den nakledilen söz, fiil ve takrir demektir. Peygamber'den nakledilen söze (=kavl'e) misal olarak şu hadîsi zikredebiliriz:
    Müslümanın müslümana sövmesi fısktır, müslümamn müslümanla kavga etmesi küfürdür.
    Hz. Peygamber'den nakledilen fiile örnek olarak da şu hadîsi zikre­debiliriz:
    Hz. Aişe'ye 'Hz. Peygamber evde ne yapardı' diye sorulduğunda, Hz. Aişe 'Bazen eşlerine yardım ederdi. Namaz vakti gelince de kalkıp namaz kılardı1 demiştir.
    Hz. Peygamber'den nakledilen takrir için de şu hadîsi örnek olarak zikredebiliriz:
    Hz: Peygamber, sabah namazından sonra iki rekât namaz kılan bir kişi gördü ve 'Sabah namazı iki rekâttır' dedi. Adam 'Sabah na­mazından önceki iki rekât sünneti kılmamiştım, onu şimdi kıldım' diye cevap verince Hz. Peygamber sükût etti.
    Hz. Peygamber'in susması, sabah namazından önceki iki rekât sün­neti kılmayan bir kimsenin, sabah namazından sonra o sünneti kılmasının meşru olduğunu göstermektedir.
    Sünnet'in Mertebesi

    Sünnet, Kur'an'dan sonra gelir. Bir mesele olduğunda önce Kur'an'a bakarız, Kur'an'da bulamazsak Sünnet'e müracaat ederiz. Onun hük­münü Sünnet'te bulursak -tıpkı Kur'an'da olduğu gibi- onunla amel ede­riz. Ancak şu şartla ki Sünnet, Hz. Peygamber'den sahih bir senedle sabit olmalıdır.
    Sünnet'in Vazifesi

    Sünnetin vazifesi, Kur'an'daki hükümleri ortaya koyup Kur'an'i açıklamaktır. Daha önce söylediğimiz gibi Kur'an, namazı mutlak olarak emretmiş, Sünnet ise namazın kavlî ve amelî keyfiyetini açıklamıştır. Hz. Peygamber şöyle buyurur:
    Benim namaz kıldığımrgördüğünüz gibi namaz kılın! Sünnet, haccın amel ve menasıkım da açıklamıştır. Bu konuda Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    Haccın menasıkım, hacdaki ibadetlerinizi benden alınız.Sünnet, muamelelerdeki helâl ve haram akidleri ve başka yönleri açıklamıştır. Kur'an tarafından hükmü açıklanmayan hususların hükümle­rini Sünnet kanunlaştırmıştır. Örnek olarak, erkekler için altın yüzük kul­lanmayı ve ipek elbise giymeyi Sünnet haram kılmıştır. Burada söylemek istediğimiz esas şey şudur: Sünnet, Kur'an'dan sonra İslâm şeriatının ikinci kaynağıdır. Sünnet'le amel etmek farzdır. Kur'an'ı anlamak ve amel etmek için Sünnet'e başvurmak zorunludur.
    İcma

    İcma, İslâm müctehidlerinin herhangibir asırda şer'î bir hüküm üze­rinde ittifak etmeleridir. Müctehidler bir konuda ittifak ettikleri zaman,
    onunla amel etmek vacib olur. Bunun delili Hz. Peygamber'in, müslüman âlimlerin dalâlet üzerinde ittifak etmeyeceklerini söylemesidir. Bu bakımdan müctehidler bir meselede ittifak ederlerse, o hak olur. Hz. Peygamber şöyle buyurmuştur:
    Allah'tan ümmetimi dalâlet üzerinde birleştirmemesini istedim, onu bana verdi.
    Buna misal; sahabîler icma etmişlerdir ki dede ölünün erkek ev­ladıyla beraber kaldığında hak olarak terekenin altıda birini alır.
    İcma'nın Mertebesi

    İcma, müracaat bakımından Kur'an ve Sünnet'ten sonra gelir. Kur'an ve Sünnet'te bulamadığımız bir mesele olursa, o zaman İcma'ya bakarız. Eğer müctehidler o mesele üzerinde ittifak etmişlerse onu alır ve amel ederiz.
    Kıyas

    Hakkında nass olmayan birşeyi, hakkında nass olan birşeye kıyas etmektir. Çünkü ikisinin illeti de aynıdır. Kur'an, Sünnet ve İcma'da bula­madığımız bir mesele olursa Kıyas'a başvururuz.
    Kıyas'm Mertebesi

    Kıyas, Kur'an, Sünnet ve İcma'dan sonra dördüncü mertebededir.
    Kıyas'ın Rükûnları
    Kıyasın rükûnları dörttür:
    1. Kendisine kıyas yapılan bir asi olması,
    2. Kıyas yapılan fer'î bir mesele olması,
    3- Kıyas yapılan asl'ın hükmünün olması,
    4. Asi ile fer'î bir araya getiren ortak bir illet bulunması.
    Kıyasın Misalleri

    Allah Teâlâ, Kur'an nassı ile şarabı haram kılmıştır. Şarabın haram kilmmasmdaki illet, sarhoşluk vermesi, aklı gidermesidir. Bu nedenle sarhoşluk veren bir içki gördüğümüzde -ne isim verilirse verilsin- hami'a
    (şaraba) kıyas ederek onun da haram olduğuna hükmederiz. Çünkü bu­rada haramhğm illeti sarhoşluk vermesidir. Bu ise bütün içkilerde mevcuttur. Bu bakımdan sarhoşluk veren bütün içkiler, tıpkı harnr (şarap) gibi haramdır.
    İşte bunlar, İslâm fıkhının kaynaklandır. Onların tafsilatı Usûl-ü Fıkıh kitaplanndadır.
    İslâm Fıkhına ve Ahkâmına Bağlılık Zorunludur
    Allah Teâlâ müslümanlara, hayatın her alanında İslâm fıkhının hü­kümlerine uymayı vacib kılmıştır. İslâm fıkhının hükümlerinin tümü Kur'an ve Sünnet'e dayanmaktadır. İcma ve kıyas da hakikatte Kur'an ve Sünnet'e bağlıdır. Bu nedenle müslümanlar, İslâm fıkhının hükümlerini terketmeyi. mubah gördüklerinde, Kur'an ve Sünnet'i terketmeyi mubah görmüş olurlar, İslâm'ı muattal kılarlar. Artık onların müslüman olarak adlandınlmalan kendilerine hiçbir yarar sağlamaz. Onların inandık deme­lerinin de hiçbir yaran yoktur. Çünkü gerçek iman, Allah'ın Kitabı'ndaki emir ve hükümleri, Hz. Peygamber'in Sünneti'ni tasdik etmek ve Allah'a itaat edip Hz, Peygamber'in Allah katından getirdiklerini gönüllü olarak yerine getirmektir.
    İslâm fıkhının hükümleri, zamanın değişmesiyle değişmez. O hükümleri terketmek hiçbir durumda mubah olmaz.
    Kur'an ve Sünnetten Deliller

    Kur'an ve Sünnet'te, İslâm fıkhının hükümlerine sımsıkı sarılmanın vacib olduğuna dair birçok delil vardır.
    Kur'an-i Kerim'den Deliller

    Rabbinizden size indirilene uyun ve O'ndan başka velîlere uymayın! (A'raf/3)
    Hayır, rabbin hakkı için onlar, aralarında çıkan çekişmeli işlerde seni hakem yapıp, sonra da senin verdiğin hükme karşı içlerinde bir bu­rukluk duymadan tam anlamıyla teslim olmadıkça inanmış olmazlar. (Nisa/65)
    Rasûl size ne verdiyse onu alın, size neyi yasakladıysa ondan da sakının.(Haşr/7)
    Biz sana Kitab'ı hak ile indirdik ki insanlar arasında Allah'ın sana gösterdiği biçimde hüküm veresin; hainlerin savunucusu olma! (Nisa/105)
    Allah'ın indirdiğine, Hz. Peygamber'in sünnetine, aralarında çıkan ih­tilaflarda Hz. Peygamber'in hükmüne tâbi olmayı emreden bu nasslara binaen Allah'ın ve peygamberinin yolundan başka bir yola giden kimse­nin derin bir sapıklığa yuvarlandığı muhakkaktır.
    Allah ve rasûlü bir işte hüküm verdiği zaman, artık inanmış bir erkek
    ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur(Ahzab/36)
    Sünnet'ten Deliller

    Kur'an'da olduğu gibi bu hususta Sünnet'te de birçok delil vardır. Hz. Peygamber şöyle buyurmaktadır;
    Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Bana isyan eden de Allah'a. isyan etmiş olur.
    Nefsimi kudreti elinde tutan Allah'a yemin ederim ki sizlerden birinin hevası benim getirdiğime tâbi olmadıkça, o kimse iman etmiş sayılmaz.
    Sünnetime sarılın.
    Sizin içinizde öyle birşey bıraktım ki eğer ona yapışırsanız, benden sonra dalâlete düşmezsiniz: Allah'ın Kitabı ve Sünnetim.
    Kur'an ve Sünnet'teki bu deliller, Allah Teâlâ'nın Kitabı'ndaki hüküm­lere ve O'nun Hz. Peygamber'in diliyle kullarına gönderdiklerine tâbi ol­manın farz olduğunu gösterir.
    Peygamber'in çağırmasını, aranızda herhangibirinizin çağırmasıyla bir tutmayın. Allah sizden, birbirinizin arkasına gizlenerek sıvışıp' gidenleri bilir. Peygamber'İn emrine aykırı davrananlar, kendilerine bir belânın çarpmasından yahut onlara acı bir azabın uğramasından sakınsınlar. (Nûr/63)


  5. 29.Aralık.2014, 17:35
    3
    Misafir

    Cevap: İslâm Fıkhı'nın Kaynakları Nelerdir? Maddeler halinde

    1. Kur'an
    2. Sünnet
    3. İcma
    4. Kıyas
    5. İctihad


  6. 29.Aralık.2014, 17:35
    3
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    1. Kur'an
    2. Sünnet
    3. İcma
    4. Kıyas
    5. İctihad





+ Yorum Gönder