Konusunu Oylayın.: Adalet Mülkün Temelidir Duvar Yazısı mıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Adalet Mülkün Temelidir Duvar Yazısı mıdır?
  1. 02.Haziran.2011, 13:40
    1
    Misafir

    Adalet Mülkün Temelidir Duvar Yazısı mıdır?

  2. 06.Haziran.2011, 15:47
    2
    HİZMETKAR
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 01.Mayıs.2011
    Üye No: 86992
    Mesaj Sayısı: 371
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 4
    Bulunduğu yer: Dertlerin Babası

    Cevap: "Adalet Mülkün Temelidir" Duvar Yazısı mıdır?




    ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR’ DUVAR YAZISI MIDIR!

    Anayasa Değişiklik Paketi’yle ilgili yapılan iptal başvurusunun ilk incelemesi sürpriz bir gelişmeye takıldı. Bir üyenin “yeterince inceleyemedim” demesi üzerine paketin görüşülmesi haftaya ertelendi. Anayasa Mahkemesi, kendi yapısı ve HSYK’nın yapısını değiştiren anayasa değişikliklerin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle CHP, DSP ve bağımsız milletvekillerinin açtığı iptal davasını gündemine almıştı.

    Ancak, Anayasa Mahkemesi’nde perşembe öğle saatlerinde yapılan açıklamayla, “Kanunun iptali ve yürürlüğünün durdurulmasına ilişkin ilk incelemeye 8 Haziran 2010 Salı günü devam edilmesine oy birliğiyle karar verildiği” duyuruldu.

    ***

    Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, CHP’nin anayasa değişikliği için Anayasa Mahkemesine yaptığı iptal başvurusu üzerine, ''Ortada henüz kabul edilmiş bir anayasa yok, sadece meclisten geçen bir metin var. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi bu gerekçeyle incelemeyi kabul etmeyebilir. Halk oylamasında kabul edilip edilmeyeceği belli olmayan bir değişikliği Anayasa Mahkemesine götürmek çok gerekli değildi'' uyarısını yapmıştı.

    Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem, Anayasa Mahkemesi’nin şekil açısından incelemeyi tamamlamadığına dikkat çekiyor ve “Anayasa mahkemesi, Anayasa değişikliğini sadece şekil açısından denetleyebilir. Anayasa Mahkemesi’nin referandumdan önce denetim yapamayacağına ilişkin görüşler vardır. Referandumdan sonra denetim yaparsa halk iradesini denetlemiş olur” diyor.

    Yine Prof. Dr. Hasan Tunç, Anayasadaki bir ayrıntıya dikkat çekiyor ve “kural olarak Anayasa Mahkemesi’nin esasa ilişkin inceleme yapması mevcut Anayasa’mız açısından doğru değil. Ama Anayasa Mahkemesi’nin 10 ve 42 madde ile ilgili içtihadı değiştirip değiştirmeyeceğini göreceğiz.(Star-4.6.2010)” diyor.

    Ahmet Altan, Taraf’ taki yazısında; ‘Anayasa Mahkemesi’nin görevleri ve yetkileri bellidir. Bu mahkeme, parlamentonun kararlarını ancak ve ancak “usul” açısından inceleyip değerlendirebilir, asla ve asla “içerik” açısından sorgulayıp yargılayamaz. Çünkü parlamentonun kararlarını “içerik ” açısından yargılayacak bir gücün varlığını kabul etmek ,halkın iradesini temsil eden parlamentonun üzerinde başka bir iradenin varlığını kabul etmek demektir. Hukuk ve demokrasi, halk iradesinin üzerinde bir irade kabul etmez. Bizim yasalarımız da yetmez.” Uyarısını yapıyor.

    ***

    Anayasa Mahkemesi’ nin 411 milletvekilinin oyuyla ‘eğitim hakkı özgürlüğü’ yönündeki düzenlemesini iptal etmesiyle, T.C.’nin Hukuk sayfalarında ‘hukuk garabeti’ olarak yerini alan kararından sonra yargıya güvenin yerlerde süründüğü dönemi yaşıyoruz. Ki Cumhurbaşkanı seçimi sırasındaki yüksek mahkemenin 367 kararını saymıyorum bile.



    Gelinen noktada ise meselenin, senin hukukun benim hukukçum açısından değerlendirilecek kadar basit olmadığıdır.

    Çünkü Anayasa değişiklik paketinin, yüksek mahkemede ele alınması, Türkiye’de Evrensel insani ve hukuk açısından kuralların yeniden şekillenmesi açısından milat olacağıdır.

    Bu yüzden hukukun bir gün herkese lazım olacağını hatırlatmakta fayda görüyorum.

    ***

    Ankara’da, yüksek mahkeme üyelerine yönelik yakın markajların yapıldığı kulislerde çok ciddi şekilde konuşulanlardan.

    Adem Yavuz Aslan, “Mahkeme üyelerine bire bir markaj uygulandığı artık herkesin malumu. Yüksek mahkemenin referanduma sunulacak paketi yamalı bohçaya çevirip düzenlemeleri işlevsizleştireceği konuşuluyor. Türban kararında olduğu gibi yine Anayasa'yı ihlal ederek 'siyasi bir karar' vereceği herkesin dilinde.(Bugün-4.6.2010)” Vurgusunu yapıyor.

    Cüzdan ile vicdan arasında karar vermenin zorluğunu dile getiren bazı hukukçularımızın olduğundan haberdardık.

    Şimdi buna bir de Ankara’nın ‘şantaj kokulu’ havasını eklersek, Sanırım adaletin tecellisindeki zorluğu anlamış oluruz.

    Adalet saraylarımızda, ‘Adalet mülkün temelidir’ cümlesi göze batacak kadar büyük yazılıdır.

    Görünün o ki! Bazı hukukçular bu sözü, duvar yazısı olarak kalmaya çoktan mahkum etmişler.

    ***

    Bütün bunlara rağmen, Demokratik teamüllerden-kurallardan öte insan hakkının güvenliğinden sorumlu yüksek mahkeme üyelerinin hukuktan ve adaletten yana tavır alacağından şüphemiz yok

    MAZHAR ARSLANOĞLU


  3. 06.Haziran.2011, 15:47
    2
    Devamlı Üye



    ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR’ DUVAR YAZISI MIDIR!

    Anayasa Değişiklik Paketi’yle ilgili yapılan iptal başvurusunun ilk incelemesi sürpriz bir gelişmeye takıldı. Bir üyenin “yeterince inceleyemedim” demesi üzerine paketin görüşülmesi haftaya ertelendi. Anayasa Mahkemesi, kendi yapısı ve HSYK’nın yapısını değiştiren anayasa değişikliklerin iptali ve yürürlüğünün durdurulması istemiyle CHP, DSP ve bağımsız milletvekillerinin açtığı iptal davasını gündemine almıştı.

    Ancak, Anayasa Mahkemesi’nde perşembe öğle saatlerinde yapılan açıklamayla, “Kanunun iptali ve yürürlüğünün durdurulmasına ilişkin ilk incelemeye 8 Haziran 2010 Salı günü devam edilmesine oy birliğiyle karar verildiği” duyuruldu.

    ***

    Eski Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, CHP’nin anayasa değişikliği için Anayasa Mahkemesine yaptığı iptal başvurusu üzerine, ''Ortada henüz kabul edilmiş bir anayasa yok, sadece meclisten geçen bir metin var. Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi bu gerekçeyle incelemeyi kabul etmeyebilir. Halk oylamasında kabul edilip edilmeyeceği belli olmayan bir değişikliği Anayasa Mahkemesine götürmek çok gerekli değildi'' uyarısını yapmıştı.

    Prof. Dr. Fazıl Hüsnü Erdem, Anayasa Mahkemesi’nin şekil açısından incelemeyi tamamlamadığına dikkat çekiyor ve “Anayasa mahkemesi, Anayasa değişikliğini sadece şekil açısından denetleyebilir. Anayasa Mahkemesi’nin referandumdan önce denetim yapamayacağına ilişkin görüşler vardır. Referandumdan sonra denetim yaparsa halk iradesini denetlemiş olur” diyor.

    Yine Prof. Dr. Hasan Tunç, Anayasadaki bir ayrıntıya dikkat çekiyor ve “kural olarak Anayasa Mahkemesi’nin esasa ilişkin inceleme yapması mevcut Anayasa’mız açısından doğru değil. Ama Anayasa Mahkemesi’nin 10 ve 42 madde ile ilgili içtihadı değiştirip değiştirmeyeceğini göreceğiz.(Star-4.6.2010)” diyor.

    Ahmet Altan, Taraf’ taki yazısında; ‘Anayasa Mahkemesi’nin görevleri ve yetkileri bellidir. Bu mahkeme, parlamentonun kararlarını ancak ve ancak “usul” açısından inceleyip değerlendirebilir, asla ve asla “içerik” açısından sorgulayıp yargılayamaz. Çünkü parlamentonun kararlarını “içerik ” açısından yargılayacak bir gücün varlığını kabul etmek ,halkın iradesini temsil eden parlamentonun üzerinde başka bir iradenin varlığını kabul etmek demektir. Hukuk ve demokrasi, halk iradesinin üzerinde bir irade kabul etmez. Bizim yasalarımız da yetmez.” Uyarısını yapıyor.

    ***

    Anayasa Mahkemesi’ nin 411 milletvekilinin oyuyla ‘eğitim hakkı özgürlüğü’ yönündeki düzenlemesini iptal etmesiyle, T.C.’nin Hukuk sayfalarında ‘hukuk garabeti’ olarak yerini alan kararından sonra yargıya güvenin yerlerde süründüğü dönemi yaşıyoruz. Ki Cumhurbaşkanı seçimi sırasındaki yüksek mahkemenin 367 kararını saymıyorum bile.



    Gelinen noktada ise meselenin, senin hukukun benim hukukçum açısından değerlendirilecek kadar basit olmadığıdır.

    Çünkü Anayasa değişiklik paketinin, yüksek mahkemede ele alınması, Türkiye’de Evrensel insani ve hukuk açısından kuralların yeniden şekillenmesi açısından milat olacağıdır.

    Bu yüzden hukukun bir gün herkese lazım olacağını hatırlatmakta fayda görüyorum.

    ***

    Ankara’da, yüksek mahkeme üyelerine yönelik yakın markajların yapıldığı kulislerde çok ciddi şekilde konuşulanlardan.

    Adem Yavuz Aslan, “Mahkeme üyelerine bire bir markaj uygulandığı artık herkesin malumu. Yüksek mahkemenin referanduma sunulacak paketi yamalı bohçaya çevirip düzenlemeleri işlevsizleştireceği konuşuluyor. Türban kararında olduğu gibi yine Anayasa'yı ihlal ederek 'siyasi bir karar' vereceği herkesin dilinde.(Bugün-4.6.2010)” Vurgusunu yapıyor.

    Cüzdan ile vicdan arasında karar vermenin zorluğunu dile getiren bazı hukukçularımızın olduğundan haberdardık.

    Şimdi buna bir de Ankara’nın ‘şantaj kokulu’ havasını eklersek, Sanırım adaletin tecellisindeki zorluğu anlamış oluruz.

    Adalet saraylarımızda, ‘Adalet mülkün temelidir’ cümlesi göze batacak kadar büyük yazılıdır.

    Görünün o ki! Bazı hukukçular bu sözü, duvar yazısı olarak kalmaya çoktan mahkum etmişler.

    ***

    Bütün bunlara rağmen, Demokratik teamüllerden-kurallardan öte insan hakkının güvenliğinden sorumlu yüksek mahkeme üyelerinin hukuktan ve adaletten yana tavır alacağından şüphemiz yok

    MAZHAR ARSLANOĞLU





+ Yorum Gönder