Konusunu Oylayın.: Can Sıkıntısına Çare!

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Can Sıkıntısına Çare!
  1. 01.Haziran.2011, 00:40
    1
    Misafir

    Can Sıkıntısına Çare!






    Can Sıkıntısına Çare! Mumsema selamün aleyküm arkadaşlar ben 2-3 aydır namaz kılıyorum ilk zamanlarda hiç içimde sıkıntı olmazdı son zamanlarda hem namazdan önce hemde namazdan sonra çok canım sıkılıyor. namaz kılmayı yüce allaha şükretmeyi onun emirlerini yerine getirmeyi seviyorum ve istiyorum bıkmışta değilim. namaz saatinin gelmesini bekliyorum namaz saati geldiğinde ise hiç kılasım gelmiyor gözümde büyüyor sanki. namaz sırasında her zaman olmasada aklıma dünya işleri geliyor ve huşu halim bozuluyor. bazen tekrar tekrar namazımı bozup yeniden kılıyorum. namazımı bitirdikten sonra da huşu halinde kılamadım şeytana uydum yanlışlık yaptım diye düşünüyorum ve içim çok huzursuz oluyor çok canım sıkılıyor artık namazımın kabul olup olmadığını düşünmekten deliricek haldeyim ne olur bana bir çözüm önerin


  2. 01.Haziran.2011, 00:40
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    selamün aleyküm arkadaşlar ben 2-3 aydır namaz kılıyorum ilk zamanlarda hiç içimde sıkıntı olmazdı son zamanlarda hem namazdan önce hemde namazdan sonra çok canım sıkılıyor. namaz kılmayı yüce allaha şükretmeyi onun emirlerini yerine getirmeyi seviyorum ve istiyorum bıkmışta değilim. namaz saatinin gelmesini bekliyorum namaz saati geldiğinde ise hiç kılasım gelmiyor gözümde büyüyor sanki. namaz sırasında her zaman olmasada aklıma dünya işleri geliyor ve huşu halim bozuluyor. bazen tekrar tekrar namazımı bozup yeniden kılıyorum. namazımı bitirdikten sonra da huşu halinde kılamadım şeytana uydum yanlışlık yaptım diye düşünüyorum ve içim çok huzursuz oluyor çok canım sıkılıyor artık namazımın kabul olup olmadığını düşünmekten deliricek haldeyim ne olur bana bir çözüm önerin


    Benzer Konular

    - Kur'an-ı Kerim'de Küresel ısınmaya veya su sıkıntısına işaret eden, belirtiler varmı?

    - Vesveselere Care..

    - Can sıkıntısına engel olmak için ne yapılmalı

    - Can sıkıntısına karşı ne yapmalıyım,çaresi nedir?

    - Çok ağladım gülemedim ne çare

  3. 01.Haziran.2011, 10:44
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: can sıkıntısına çare




    Ve aleykumusselam ve rahmetullah
    konu hakkında eklediğimiz yazıları okuya bilirsin kardeşim
    Can sıkıntısı manevi boşluktan yada yaşanılan olumsuz
    olaylardan kaynaklanır,dualarla Allah c.c ya sığınılmasını
    ve Bakara suresinden Ayet-el Kürsi ve muhafazateyn surelerini
    sıklıkla okunması tavsiye edilir...
    Allah yar ve yardımcın olsun...amin.



    _________________

    Çağın hastalığı...Can sıkıntısı
    İstatistikler, zengin ve refah seviyesi yüksek ülkelerde, psikiyatri hastalarının daha çok olduğunu gösteriyor. Bu ülkelerde henüz 18 yaşında olmadan tüm heyecan ve zevkleri hızla tüketen gençlik, bulunduğu hiçbir ortamdan zevk alamaz hale gelebilir. Bunun sonucunda da, ruhsal çöküntüler ve kötü alışkanlıklar olabilir.
    Doğal olarak insan, istediği bir şeyi elde edene kadar heyecan duyar. Elde ettiğinde bu heyecan hızla yok olur. Sürekli yeniliklerin arayışına girer. Bu kısır döngü sonunda isteksiz hale gelip, her istediği sıradanlaşmaya başlayana kadar sürer. Toplumun diğer kesimlerine göre her şeyi elde edebilen insanlar, Allah’a şükredeceği yerde, doyumsuz nefsinden dolayı, arayışlarının içinden çıkamaz hale gelir. Sonuç olarak can sıkıntıları başlar.
    Kuran’da Hz. Süleyman’ın kendisinden sonra kimseye nasip olmayan, büyük bir zenginlik ve mülkün sahibi olduğunu ve bu nimete olan şükredici tavrını şöyle anlatılır:
    'Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz sen, karşılıksız armağan edensin.'Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi. O da demişti ki: 'Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim…' (Sad Suresi,32.35.36)

    Can sıkıntısıyla nasıl baş ederiz?
    “Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir.”(En’am Suresi.32)
    Ayetin ifadesiyle, bu oyunun farkına varıp, hayata hep heyecanla bakmaktır. Çünkü, heyecanın ve şevkin bittiği yerde sıkıntılar başlar. Heyecanı sürekli yaşatmanın tek anahtarı Allah inancıyla beraber, dünyadaki var oluşumuzun amacını keşfetmektir.
    Neden var olduk? Bu sorunun cevabını derin düşünerek aramaktır. Bu cevap Kuran'da,
    “Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.”(Zariyat Suresi,56
    '... Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.' (Rad Suresi, 28) ayetiyle haber verilmektedir.

    Ayrıca düşüncelerimizde, geçmişin muhasebesini tekrar-tekrar yapmadan, bedeni ve zihni boş bırakmadan, geleceğe dönük çalıştırmaktır. Kendimizi monotonluktan kurtarıp, her gün yeni bir sayfa açmaktır.
    Sıradanlıktan kurtulmanın bir başka yolu da sabit fikirlerden kurtulup, yeniliklere açık olmaktır. Hangi yaşta olursanız olun, kendinize severek yapacağınız bir meşguliyetiniz mutlaka olmalıdır. Sabah şevkle uyanmanız için size ihtiyacı olan, sizin sorumluluğunuzda olan bir uğraşınız olması gereklidir. Bunlar: Çiçek bakımı olabilir, çocuk olabilir, hayvan olabilir. “Hatta en önemlisi, her yaşta yapılabilen ve en güzel uğraş olan, spor olabilir.”

    Belli bir yaştan sonra (emeklilik ) yaşlarında daha da boş zaman olacaktır. Bu boş zamanlara hazırlık, gençlik yıllarında edinilen faydalı alışkanlıklarla doldurulabilir. Aksi taktirde, emeklilik yaşlarında işlerinin büyük bir kısmında azalmalar olduğundan, can sıkıntısıyla baş etmeleri mümkün olmayacaktır.
    “Unutulmaması gereken en önemli alışkanlık ise, kitap okumaktır. Dolayısıyla insanlara, okuma tiryakisi olmalarını öneriyorum.”
    Sıkıntıları gidermenin bir başka yolu da dua ve ibadet etmektir. Düzenli yapılan ibadetler insanı başıboşluktan ve tembellikten kurtarıp, harekete geçirir. Allah’a karşı olan görevimizi yerine getirmenin, manevi huzurunu vererek vicdanımızı rahatlatır...
    İnsanların arasında yaşanan yalnızlık
    Kalabalıklarda yaşanan yalnızlık bence tüm yalnızlıklardan daha zordur. Bu yalnızlık, kimsenin seni anlayamaması, bulunduğun topluma göre bilgi seviyenin yüksek olması, insanı sessizliğe ve yalnızlığa mahkum edebilir. Hatta, aynı evi paylaşmak zorunda kalan ve eşleriyle anlaşamayan yalnız insanları görmek de mümkündür.
    Yalnızlığı avantaj olarak kullanmak
    “Verimli insanlar yalnız değildir.”
    Fikir üreten güçlü ve zeki insanlar, yalnızlığı avantaj olarak kullanmayı çok iyi bilenlerdir. Belki bu insanlar kalabalıklar arasındaydılar ve hep öndeydiler fakat, düşüncelerinde hep yalnızdılar. Bu insanlar yalnızlıklarını ilim ve biliyle doldurarak, tarih boyunca insanlığa büyük hizmetler ve icatlar yapmış yalnız adamlardır.
    Hatta peygamberler de, düşünce ve ilim açısından hep yalnızdılar. Fakat bu onların Allah’a olan bağlılıkları, inançları ve teslimiyetleri derecesinde, kendilerine verilen akıl ve ilmin, iç dünyalarında yaşadıkları meşguliyetleri ile, kimsenin anlayamadığı dopdolu bir yalnızlıktır.
    Nuran YELKENCİ

    ___________________

    Can Sıkıntısına Çare! (hikaye)

    Vaktiyle her türlü maddi imkana sahip olmasına rağmen can sıkıntısından, hayatın yaşanmaya değmez olduğundan yakınan bir prens vardı. Kardeşleri, arkadaşları gezer, ava gider, eğlenirken o odasına kapanır, sürekli düşünürdü.
    Oğlunun bu haline hükümdar babası çok üzülüyordu. Bir gün hükümdar ülkesinin en bilge kişisini sarayına çağırtıp ona oğlunun durumunu anlattı ve buna bir çözüm bulmasını istedi. Bunun için bilgeye bir hafta süre verdi.Bir hafta içinde bir çözüm bulamazsa bunun hayatına mal olabileceğini de hatırlattı.
    Yaşlı bilge üç beş gün düşünüp taşındı;aklına hiçbir çözüm gelmedi. Bu nedenle canını olsun kurtarmak için ülkeyi terk etmeye karar verdi.Üzgün ve dalgın bir şekilde ülkeyi terk ederken, bir köyün yakınında koyunlarını,keçilerini otlatan küçük yaşta bir çobanla sohbet etti.Bundan cesaret alan küçük çoban yaşlı bilgeye ”Amca şu hayvanlara biraz göz kulak oluver de, ben de şu görünen köyden azık alıp geleyim, bugün azık almayı unutmuşum da”, dedi.Bilge de zevkle kabul etti.
    Bilge, kafası, karşılaştığı olaylarla meşgul bir halde hayvanlara göz kulak olurken, bir koyun yavrusu kenarında oynamakta olduğu uçurumdan aşağı yuvarlanıverdi.Aşağı inip onu çobana verdiği sözü doğru dürüst tutabilmek için kuzuyu kendisi kurtarmaya karar verdi.Bu amaçla uçurumun dibine indi.Önce kuzuyu sırtına bağladı sonra, tırmanmaya başladı.Birkaç tırmanma başarısızlıkla sonuçlandı.Ama Bilge yılmadı.Uğraştı, didindi, zorlandı; ama sonunda kuzuyu yukarı çıkarmayı başardı.
    Küçük dostuna verdiği sözü tutabilmek, bunun için de kuzuyu uçurumdan çıkarmak bir süre kafasını öyle meşgul etti ki, kendini bu işe o kadar verdi ki, başından geçmekte olan olayı, canını kurtarabilmek için ülkeyi terk etmekte oluşunu unuttu.Fakat bu durum onun kafasında bir şimşek çakmasına neden oldu ve şöyle düşündü:“ Bir kimse ciddi olarak bir işle meşgul olur, bir girişimde bulunu bunu başarı ile sonuçlandırmak arzusu benliğini tam olarak kaplarsa, o kimse için can sıkıntısı, eften püften olayları kafasına takmak diye bir şey söz konusu olamaz” Bu gerçek herkes, dolayısıyla hükümdarın oğlu için de geçerlidir.Bilge artık kaçma fikrinden vazgeçip hemen geri döndü ve hükümdarın huzuruna çıkarak şu çözümü sundu:
    "Hükümdarım, eğer oğlunuz can sıkıntısından kurtulmasını hayata bağlanmasını istiyorsanız ona bir sorumluluk yükleyin, zamanını kaplayıcı bir meşguliyet verin.Can sıkıntısının, yaşamaktan şikayet etmenin ana sebebi başıboşluktur. Oğlunuza yükleyeceğiniz sorumluluk ne derece ciddi, sonucu ne derece ağır olursa, kendini o derece can sıkıntısından kurtaracak, yaşama mücadelesi ve azmi o derece artacaktır."


  4. 01.Haziran.2011, 10:44
    2
    Silent and lonely rains



    Ve aleykumusselam ve rahmetullah
    konu hakkında eklediğimiz yazıları okuya bilirsin kardeşim
    Can sıkıntısı manevi boşluktan yada yaşanılan olumsuz
    olaylardan kaynaklanır,dualarla Allah c.c ya sığınılmasını
    ve Bakara suresinden Ayet-el Kürsi ve muhafazateyn surelerini
    sıklıkla okunması tavsiye edilir...
    Allah yar ve yardımcın olsun...amin.



    _________________

    Çağın hastalığı...Can sıkıntısı
    İstatistikler, zengin ve refah seviyesi yüksek ülkelerde, psikiyatri hastalarının daha çok olduğunu gösteriyor. Bu ülkelerde henüz 18 yaşında olmadan tüm heyecan ve zevkleri hızla tüketen gençlik, bulunduğu hiçbir ortamdan zevk alamaz hale gelebilir. Bunun sonucunda da, ruhsal çöküntüler ve kötü alışkanlıklar olabilir.
    Doğal olarak insan, istediği bir şeyi elde edene kadar heyecan duyar. Elde ettiğinde bu heyecan hızla yok olur. Sürekli yeniliklerin arayışına girer. Bu kısır döngü sonunda isteksiz hale gelip, her istediği sıradanlaşmaya başlayana kadar sürer. Toplumun diğer kesimlerine göre her şeyi elde edebilen insanlar, Allah’a şükredeceği yerde, doyumsuz nefsinden dolayı, arayışlarının içinden çıkamaz hale gelir. Sonuç olarak can sıkıntıları başlar.
    Kuran’da Hz. Süleyman’ın kendisinden sonra kimseye nasip olmayan, büyük bir zenginlik ve mülkün sahibi olduğunu ve bu nimete olan şükredici tavrını şöyle anlatılır:
    'Rabbim, beni bağışla ve benden sonra hiç kimseye nasib olmayan bir mülkü bana armağan et. Şüphesiz sen, karşılıksız armağan edensin.'Böylece rüzgarı onun buyruğu altına verdik. Onun emriyle dilediği yöne yumuşakça eserdi. O da demişti ki: 'Gerçekten ben, mal (veya at) sevgisini Rabbimi zikretmekten dolayı tercih ettim…' (Sad Suresi,32.35.36)

    Can sıkıntısıyla nasıl baş ederiz?
    “Dünya hayatı yalnızca bir oyun ve bir oyalanmadan başkası değildir.”(En’am Suresi.32)
    Ayetin ifadesiyle, bu oyunun farkına varıp, hayata hep heyecanla bakmaktır. Çünkü, heyecanın ve şevkin bittiği yerde sıkıntılar başlar. Heyecanı sürekli yaşatmanın tek anahtarı Allah inancıyla beraber, dünyadaki var oluşumuzun amacını keşfetmektir.
    Neden var olduk? Bu sorunun cevabını derin düşünerek aramaktır. Bu cevap Kuran'da,
    “Ben, cinleri ve insanları yalnızca bana ibadet etsinler diye yarattım.”(Zariyat Suresi,56
    '... Haberiniz olsun; kalpler yalnızca Allah'ın zikriyle mutmain olur.' (Rad Suresi, 28) ayetiyle haber verilmektedir.

    Ayrıca düşüncelerimizde, geçmişin muhasebesini tekrar-tekrar yapmadan, bedeni ve zihni boş bırakmadan, geleceğe dönük çalıştırmaktır. Kendimizi monotonluktan kurtarıp, her gün yeni bir sayfa açmaktır.
    Sıradanlıktan kurtulmanın bir başka yolu da sabit fikirlerden kurtulup, yeniliklere açık olmaktır. Hangi yaşta olursanız olun, kendinize severek yapacağınız bir meşguliyetiniz mutlaka olmalıdır. Sabah şevkle uyanmanız için size ihtiyacı olan, sizin sorumluluğunuzda olan bir uğraşınız olması gereklidir. Bunlar: Çiçek bakımı olabilir, çocuk olabilir, hayvan olabilir. “Hatta en önemlisi, her yaşta yapılabilen ve en güzel uğraş olan, spor olabilir.”

    Belli bir yaştan sonra (emeklilik ) yaşlarında daha da boş zaman olacaktır. Bu boş zamanlara hazırlık, gençlik yıllarında edinilen faydalı alışkanlıklarla doldurulabilir. Aksi taktirde, emeklilik yaşlarında işlerinin büyük bir kısmında azalmalar olduğundan, can sıkıntısıyla baş etmeleri mümkün olmayacaktır.
    “Unutulmaması gereken en önemli alışkanlık ise, kitap okumaktır. Dolayısıyla insanlara, okuma tiryakisi olmalarını öneriyorum.”
    Sıkıntıları gidermenin bir başka yolu da dua ve ibadet etmektir. Düzenli yapılan ibadetler insanı başıboşluktan ve tembellikten kurtarıp, harekete geçirir. Allah’a karşı olan görevimizi yerine getirmenin, manevi huzurunu vererek vicdanımızı rahatlatır...
    İnsanların arasında yaşanan yalnızlık
    Kalabalıklarda yaşanan yalnızlık bence tüm yalnızlıklardan daha zordur. Bu yalnızlık, kimsenin seni anlayamaması, bulunduğun topluma göre bilgi seviyenin yüksek olması, insanı sessizliğe ve yalnızlığa mahkum edebilir. Hatta, aynı evi paylaşmak zorunda kalan ve eşleriyle anlaşamayan yalnız insanları görmek de mümkündür.
    Yalnızlığı avantaj olarak kullanmak
    “Verimli insanlar yalnız değildir.”
    Fikir üreten güçlü ve zeki insanlar, yalnızlığı avantaj olarak kullanmayı çok iyi bilenlerdir. Belki bu insanlar kalabalıklar arasındaydılar ve hep öndeydiler fakat, düşüncelerinde hep yalnızdılar. Bu insanlar yalnızlıklarını ilim ve biliyle doldurarak, tarih boyunca insanlığa büyük hizmetler ve icatlar yapmış yalnız adamlardır.
    Hatta peygamberler de, düşünce ve ilim açısından hep yalnızdılar. Fakat bu onların Allah’a olan bağlılıkları, inançları ve teslimiyetleri derecesinde, kendilerine verilen akıl ve ilmin, iç dünyalarında yaşadıkları meşguliyetleri ile, kimsenin anlayamadığı dopdolu bir yalnızlıktır.
    Nuran YELKENCİ

    ___________________

    Can Sıkıntısına Çare! (hikaye)

    Vaktiyle her türlü maddi imkana sahip olmasına rağmen can sıkıntısından, hayatın yaşanmaya değmez olduğundan yakınan bir prens vardı. Kardeşleri, arkadaşları gezer, ava gider, eğlenirken o odasına kapanır, sürekli düşünürdü.
    Oğlunun bu haline hükümdar babası çok üzülüyordu. Bir gün hükümdar ülkesinin en bilge kişisini sarayına çağırtıp ona oğlunun durumunu anlattı ve buna bir çözüm bulmasını istedi. Bunun için bilgeye bir hafta süre verdi.Bir hafta içinde bir çözüm bulamazsa bunun hayatına mal olabileceğini de hatırlattı.
    Yaşlı bilge üç beş gün düşünüp taşındı;aklına hiçbir çözüm gelmedi. Bu nedenle canını olsun kurtarmak için ülkeyi terk etmeye karar verdi.Üzgün ve dalgın bir şekilde ülkeyi terk ederken, bir köyün yakınında koyunlarını,keçilerini otlatan küçük yaşta bir çobanla sohbet etti.Bundan cesaret alan küçük çoban yaşlı bilgeye ”Amca şu hayvanlara biraz göz kulak oluver de, ben de şu görünen köyden azık alıp geleyim, bugün azık almayı unutmuşum da”, dedi.Bilge de zevkle kabul etti.
    Bilge, kafası, karşılaştığı olaylarla meşgul bir halde hayvanlara göz kulak olurken, bir koyun yavrusu kenarında oynamakta olduğu uçurumdan aşağı yuvarlanıverdi.Aşağı inip onu çobana verdiği sözü doğru dürüst tutabilmek için kuzuyu kendisi kurtarmaya karar verdi.Bu amaçla uçurumun dibine indi.Önce kuzuyu sırtına bağladı sonra, tırmanmaya başladı.Birkaç tırmanma başarısızlıkla sonuçlandı.Ama Bilge yılmadı.Uğraştı, didindi, zorlandı; ama sonunda kuzuyu yukarı çıkarmayı başardı.
    Küçük dostuna verdiği sözü tutabilmek, bunun için de kuzuyu uçurumdan çıkarmak bir süre kafasını öyle meşgul etti ki, kendini bu işe o kadar verdi ki, başından geçmekte olan olayı, canını kurtarabilmek için ülkeyi terk etmekte oluşunu unuttu.Fakat bu durum onun kafasında bir şimşek çakmasına neden oldu ve şöyle düşündü:“ Bir kimse ciddi olarak bir işle meşgul olur, bir girişimde bulunu bunu başarı ile sonuçlandırmak arzusu benliğini tam olarak kaplarsa, o kimse için can sıkıntısı, eften püften olayları kafasına takmak diye bir şey söz konusu olamaz” Bu gerçek herkes, dolayısıyla hükümdarın oğlu için de geçerlidir.Bilge artık kaçma fikrinden vazgeçip hemen geri döndü ve hükümdarın huzuruna çıkarak şu çözümü sundu:
    "Hükümdarım, eğer oğlunuz can sıkıntısından kurtulmasını hayata bağlanmasını istiyorsanız ona bir sorumluluk yükleyin, zamanını kaplayıcı bir meşguliyet verin.Can sıkıntısının, yaşamaktan şikayet etmenin ana sebebi başıboşluktur. Oğlunuza yükleyeceğiniz sorumluluk ne derece ciddi, sonucu ne derece ağır olursa, kendini o derece can sıkıntısından kurtaracak, yaşama mücadelesi ve azmi o derece artacaktır."





+ Yorum Gönder