Konusunu Oylayın.: Genetik hastalıklar, çocukların da aynı hastalıktan imtihan olmasına neden olmuyor mu?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Genetik hastalıklar, çocukların da aynı hastalıktan imtihan olmasına neden olmuyor mu?
  1. 31.Mayıs.2011, 20:31
    1
    Misafir

    Genetik hastalıklar, çocukların da aynı hastalıktan imtihan olmasına neden olmuyor mu?






    Genetik hastalıklar, çocukların da aynı hastalıktan imtihan olmasına neden olmuyor mu? Mumsema Genetik hastalıklar, çocukların da aynı hastalıktan imtihan olmasına neden olmuyor mu?


  2. 31.Mayıs.2011, 20:31
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 01.Haziran.2011, 09:07
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Genetik hastalıklar, çocukların da aynı hastalıktan imtihan olmasına neden olmuyor mu?




    Bütün hastalıkların genetik olarak geldiğini düşünemiyoruz. Mevcut olan hastalıkların büyük bir kısmını tüm insanların paylaştığı bir gerçektir. Kaldı ki bilim, anne-babasında bulunan hastalıkların mutlaka çocuklara geçeceğini söylemiyor, yakınlarında bulunmayan bir hastalıkla kişilerin hasta olamayacağını da söylemiyor. Söylediği şey, bu gibi insanların bu hastalıklara maruz kalma risklerinin daha yüksek olduğudur.
    Bugün, sülalesinde olmayan nice hastalıklarla imtihan olmakta olan binlerce insan vardır. Bu konunun, yakın akraba evliliğinden doğan çocukların sakat olacağı teorisi gibi, oldukça abartılı olduğu kanaatindeyiz.
    Bununla beraber, her çocuk bir insandır ve imtihana tabi olacaktır. Başına gelecek bir hastalık, ister akrabalarında olsun, ister olmasın, hasta olduktan sonra ne fark eder?
    Kaldı ki, çocuklar bile, şeriat- ı fıtriyeye uymadıkları takdirde cezasını bir hastalıkla çekerler. Veya anne-babasının suistimallerinden doğan yanlışlıklar, onun hasta olmasına sebep olabilir. Bu onun için ileriye dönük bir idman, bir tecrübe kazandıracaktır. Vücudun savunma mekanizmalarını güçlendirecektir. Çocukken yapılan aşılar bunu hedeflemiyor mu?
    Bu gibi konularda huzurlu bir kafaya sahip olmak için şu formülü kullanacağız:
    “Allah, Âdildir zulmetmez.. Hakîmdir abes iş yapmaz. Mülkün sahibidir, mülkünde dilediği gibi tasarruf etme hakkına sahiptir.. O, Cemil-i mutlaktır, yaptığı her şey ya doğrudan veya sonuçları itibariyle güzeldir... Ve bizim kısa aklımız onun sonsuz hikmetleri kuşatıp kavrayamaz...

    ________________

    Genetik hastalıklar, çocukların da aynı hastalıktan imtihan olmasına neden olmuyor mu?

    1- Bunun bir cevabı, bu dünyanın tecrübe ve imtihan yeri olması sırrında yatmaktadır. Yani eğer musibet geldiği vakit sadece zalimler ve günahkarlara isabet etse, masumlar ve günahsızlar bu musibetlerden korunsalar o zaman imtihan sırrına zıt bir durum ortaya çıkardı.

    İşte imtihan gereği olarak bir musibet geldiği zaman hem iyileri hem de kötüleri beraber içine alıyor. Böylece imtihan sırrı kaybolmuyor. Eğer musibetlerde ve zulümlerde iyiler kurtulup sadece kötüler zarar görseydi, imtihan sırrı kaybolurdu. Kötüler de iyi olmak zorunda kalırlardı. Böylece Ebubekir r.a. ruhlu insanlar ile Ebucehil ruhlu insanlar aynı seviyede kalırdı. Bu açıdan bazen hiç suçu olmayan günahsız kimseler de zulme maruz kalabiliyorlar.

    2- Zulmedenler yaptıklarının cezasını bu dünyada olmasa bile ebedi alemde hakkıyla çekeceklerdir. Bu bakımdan adalet yerini bulacaktır. Zulme uğrayanlar ise hem zalimlerden haklarını alacaklar, hem de suçsuz ve günahsız olduğu halde bu zulme uğramasından dolayı da Allahın lütfuna ve rahmetine mazhar olarak ebedi alemde sonsuz nimetlere gark olacaklardır. Hatta günahsız olarak böyle zulümlere maruz kalanlara ahirette durumları ve nasıl oldukları sorulacak olsa, "çok az zahmetle çok büyük mükafat aldık ve zulmedenlerin cezalarını hakkıyla aldıklarını da gördük, çok memnunuz" diyeceklerdir.

    Bunların bedenlerine yapılan çirkinlikler ise sadece dünya yönüyledir. Ahirette onların hiç bir eseri olmayacaktır. Siyaha boyanmış bir çekirdek ağaç olunca, onun çekirdeğindeki siyahlık ağacın, yaprak, çiçek ve meyvelerinde olmayacağı gibi, bu dünyada değişik zulümlere uğrayan masum insanların ahiret alemlerinde hiç bir eseri ve izi kalmayacaktır.

    3- Ayrıca böyle zulümlere maruz kalanların istikballeri noktasından da bir rahmet olacağı düşünülebilir. Gerek kendileri gerekse de aile, eş ve dostları açısından bir rahmet eseri olarak Allahın değişik rahmet tecellilerine mazhar olabilirler. Bunun bir örneğini Kuran-ı Kerimde görmekteyiz. Hz. Hızır ile yolculuk yapan Hz Musa aleyhimesselam bir gemiye binerler. "Bunun üzerine kalkıp gittiler. Nihayet bir gemiye rastlayıp ona bindiler ve o zat gemiyi deldi. Mûsâ duramayıp: “Ne yaptın öyle?” dedi “İçindeki yolcuları denizde boğmak için mi yaptın bunu? Vallahi çok müthiş bir iş yaptın!” diyor. İşin iç yüzünü bilmeyen Musa aleyhisselamın itirazına yolculuk sonunda verilen cevap şöyledir: "O gemi, denizde çalışan birtakım fakirlere ait idi. Ben onu kasden bir miktar zedeledim. Zira öte yanda, sağlam olan bütün gemileri gasbeden zalim bir hükümdar vardı. (Kehf Suresi, 70-80) Bu olay görünüşte gemiye bir zarar vermek gibi olsa da gerçekte geminin tamamen kurtulmasına neden olmuştur.

    İşte hiç günahı olmadığı halde başına böyle zulümler gelen çocuklar ve kadınlar da kendilerine yapılan bu zulümlerden dolayı, gerek dünyada gerekse ahiret alemlerinde öyle büyük sıkıntılardan kurtulacaklar ve öyle büyük rahmetlere gark olacaklardır ki bunu anladıklarında şikayet bir tarafa çok şükredecekler ve Allahın sonsuz rahmeti karşısında memnun ve mesrur olacaklardır.


  4. 01.Haziran.2011, 09:07
    2
    Silent and lonely rains



    Bütün hastalıkların genetik olarak geldiğini düşünemiyoruz. Mevcut olan hastalıkların büyük bir kısmını tüm insanların paylaştığı bir gerçektir. Kaldı ki bilim, anne-babasında bulunan hastalıkların mutlaka çocuklara geçeceğini söylemiyor, yakınlarında bulunmayan bir hastalıkla kişilerin hasta olamayacağını da söylemiyor. Söylediği şey, bu gibi insanların bu hastalıklara maruz kalma risklerinin daha yüksek olduğudur.
    Bugün, sülalesinde olmayan nice hastalıklarla imtihan olmakta olan binlerce insan vardır. Bu konunun, yakın akraba evliliğinden doğan çocukların sakat olacağı teorisi gibi, oldukça abartılı olduğu kanaatindeyiz.
    Bununla beraber, her çocuk bir insandır ve imtihana tabi olacaktır. Başına gelecek bir hastalık, ister akrabalarında olsun, ister olmasın, hasta olduktan sonra ne fark eder?
    Kaldı ki, çocuklar bile, şeriat- ı fıtriyeye uymadıkları takdirde cezasını bir hastalıkla çekerler. Veya anne-babasının suistimallerinden doğan yanlışlıklar, onun hasta olmasına sebep olabilir. Bu onun için ileriye dönük bir idman, bir tecrübe kazandıracaktır. Vücudun savunma mekanizmalarını güçlendirecektir. Çocukken yapılan aşılar bunu hedeflemiyor mu?
    Bu gibi konularda huzurlu bir kafaya sahip olmak için şu formülü kullanacağız:
    “Allah, Âdildir zulmetmez.. Hakîmdir abes iş yapmaz. Mülkün sahibidir, mülkünde dilediği gibi tasarruf etme hakkına sahiptir.. O, Cemil-i mutlaktır, yaptığı her şey ya doğrudan veya sonuçları itibariyle güzeldir... Ve bizim kısa aklımız onun sonsuz hikmetleri kuşatıp kavrayamaz...

    ________________

    Genetik hastalıklar, çocukların da aynı hastalıktan imtihan olmasına neden olmuyor mu?

    1- Bunun bir cevabı, bu dünyanın tecrübe ve imtihan yeri olması sırrında yatmaktadır. Yani eğer musibet geldiği vakit sadece zalimler ve günahkarlara isabet etse, masumlar ve günahsızlar bu musibetlerden korunsalar o zaman imtihan sırrına zıt bir durum ortaya çıkardı.

    İşte imtihan gereği olarak bir musibet geldiği zaman hem iyileri hem de kötüleri beraber içine alıyor. Böylece imtihan sırrı kaybolmuyor. Eğer musibetlerde ve zulümlerde iyiler kurtulup sadece kötüler zarar görseydi, imtihan sırrı kaybolurdu. Kötüler de iyi olmak zorunda kalırlardı. Böylece Ebubekir r.a. ruhlu insanlar ile Ebucehil ruhlu insanlar aynı seviyede kalırdı. Bu açıdan bazen hiç suçu olmayan günahsız kimseler de zulme maruz kalabiliyorlar.

    2- Zulmedenler yaptıklarının cezasını bu dünyada olmasa bile ebedi alemde hakkıyla çekeceklerdir. Bu bakımdan adalet yerini bulacaktır. Zulme uğrayanlar ise hem zalimlerden haklarını alacaklar, hem de suçsuz ve günahsız olduğu halde bu zulme uğramasından dolayı da Allahın lütfuna ve rahmetine mazhar olarak ebedi alemde sonsuz nimetlere gark olacaklardır. Hatta günahsız olarak böyle zulümlere maruz kalanlara ahirette durumları ve nasıl oldukları sorulacak olsa, "çok az zahmetle çok büyük mükafat aldık ve zulmedenlerin cezalarını hakkıyla aldıklarını da gördük, çok memnunuz" diyeceklerdir.

    Bunların bedenlerine yapılan çirkinlikler ise sadece dünya yönüyledir. Ahirette onların hiç bir eseri olmayacaktır. Siyaha boyanmış bir çekirdek ağaç olunca, onun çekirdeğindeki siyahlık ağacın, yaprak, çiçek ve meyvelerinde olmayacağı gibi, bu dünyada değişik zulümlere uğrayan masum insanların ahiret alemlerinde hiç bir eseri ve izi kalmayacaktır.

    3- Ayrıca böyle zulümlere maruz kalanların istikballeri noktasından da bir rahmet olacağı düşünülebilir. Gerek kendileri gerekse de aile, eş ve dostları açısından bir rahmet eseri olarak Allahın değişik rahmet tecellilerine mazhar olabilirler. Bunun bir örneğini Kuran-ı Kerimde görmekteyiz. Hz. Hızır ile yolculuk yapan Hz Musa aleyhimesselam bir gemiye binerler. "Bunun üzerine kalkıp gittiler. Nihayet bir gemiye rastlayıp ona bindiler ve o zat gemiyi deldi. Mûsâ duramayıp: “Ne yaptın öyle?” dedi “İçindeki yolcuları denizde boğmak için mi yaptın bunu? Vallahi çok müthiş bir iş yaptın!” diyor. İşin iç yüzünü bilmeyen Musa aleyhisselamın itirazına yolculuk sonunda verilen cevap şöyledir: "O gemi, denizde çalışan birtakım fakirlere ait idi. Ben onu kasden bir miktar zedeledim. Zira öte yanda, sağlam olan bütün gemileri gasbeden zalim bir hükümdar vardı. (Kehf Suresi, 70-80) Bu olay görünüşte gemiye bir zarar vermek gibi olsa da gerçekte geminin tamamen kurtulmasına neden olmuştur.

    İşte hiç günahı olmadığı halde başına böyle zulümler gelen çocuklar ve kadınlar da kendilerine yapılan bu zulümlerden dolayı, gerek dünyada gerekse ahiret alemlerinde öyle büyük sıkıntılardan kurtulacaklar ve öyle büyük rahmetlere gark olacaklardır ki bunu anladıklarında şikayet bir tarafa çok şükredecekler ve Allahın sonsuz rahmeti karşısında memnun ve mesrur olacaklardır.





+ Yorum Gönder