Konusunu Oylayın.: Türkiyede il il kına ağıt örnekleri

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Türkiyede il il kına ağıt örnekleri
  1. 31.Mayıs.2011, 08:24
    1
    Misafir

    Türkiyede il il kına ağıt örnekleri






    Türkiyede il il kına ağıt örnekleri Mumsema Türkiyede il il kına ağıt örnekleri istiyorum lütfen yardımcı olur musunuz


  2. 31.Mayıs.2011, 08:24
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 31.Mayıs.2011, 09:44
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Türkiyede il il kına ağıt örnekleri




    Dağdan keserler meşeyi,
    Hani bu kızın döşeği,
    Gelinim kınan gutlu olsun,
    Orda dirliğin bol olsun.

    Dağdan keserler gürgeni,
    Hani bu kızın yorganı,
    Gelinim kınan al olsun,
    Burda dirliğin bol olsun
    [15]
    .

    Çam ağaçları ve bal üretiminin yoğun olduğu Muğla yöresine ait bir kına ağıtında ise, benzer ifadelere rastlıyoruz.

    Ben balı pekmez sanırdım,
    Çanaktan almaz sanırdım,
    Anadan babadan ayrılan kızı,
    El yüzüne bakmaz sanırdım.

    A gelin, a gardeş kınan kutlu olsun,
    Güveyin yanında sözün tatlı olsun,

    Çam budağı eğilip gelir,
    Kız oğlana dönüp gelir,
    Al duvağı sürükledikçe,
    Güvey atla koşup gelir,

    A gelin, a gardeş kınan kutlu olsun,
    Güveyin yanında sözün tatlı olsun
    [16].

    Gelin olacak kız için baba evinden ayrıldıktan sonra gidilen her yer, mesafe ne olursa olsun, artık “gurbet”tir. Bu nedenle, kına ağıtlarında çok yoğun olarak “ayrılık” ve “gurbet” teması işlenir. Ordu’dan derlenen bir kına ağıdında bu durum şöyle dile getirilmektedir :

    Sazaklara ev yapma anam o batar gider,
    Uzaklara kız verme anam o yiter gider,
    El kadarcık ekmeğin anam o bana yeter.


    Burada uzaklara kız vermek, sazaklara, yani bataklığa ev yapmaya benzetilmekte, ikisi arasında fark olmadığı, kısa sürede ikisinin de yok olacağı belirtilmektedir
    [17]. Benzer sözlere Erzincan’da söylenen bir kına ağıtında da rastlıyoruz.

    Çamura taş atma batar da gider,
    Irağa kız verme yiter de gider
    [18].

    Kazak Türkleri’nde ise; gelinin çok sevdiği yakınları ve akrabalarıyla vedalaşırken, tam evden ayrılacakken söylediği şarkılara “Sınsu” adı verilir. Söyleniş zamanı bakımından Anadolu’dan farklı olsa da, "gurbet" temasını işleyen ve Kazak kadınının acı kaderini dile getiren, aşağıdaki çok tesirli ve gerçekçi ifadeleri, Anadolu’da söylenilen “Kına Ağıtları”ndan ayırmak hemen hemen imkansızdır.

    Kara suya kaz varır,
    Anasından ayrılıp kız varır,
    Kara suya kan döksen akıp gider,
    Yabancıya kız versen,alır gider
    [19].

    Veya:

    Ak attan boz ata indim baba,
    Her şeyin ben olsam da gittim baba,
    Dokuz katlı saray gibi evimizden,
    Bir başımla sığamadım gittim baba
    [20].

    Trabzon’dan derlenen bir kına ağıtında ise;

    Gelin ağlar yaşlı yaşlı,
    Gitmem diye sallar başı,
    Ağlama gelin ağlama,
    Sen gider gene gelirsin,
    Bir iken iki olursun,
    Dertlerini unutursun,
    Ağlama gelin ağlama
    [21]
    .

    sözlerindeki “Bir iken iki olursun, dertlerini unutursun” dizeleriyle, gelin olan kızın çocuk sahibi olduğunda artık onunla meşgul olacağı ve gurbeti düşünmeye fırsatının dahi olmayacağı vurgulanarak, teselli edilmektedir.

    Kimi kına ağıtlarında gelin kızın ağzından anne ve babasına sitem vardır. Kayseri Sarıoğlan’dan derlenen bir kına ağıtında, bu sitem;

    Kapınızda kulp muyudum?
    Pecenizde ot muyudum?
    Bu yıllıkta dursayıdım,
    Üstünüze yük müyüdüm?
    [22]

    şeklinde söylenirken, Boyabat yöresinde önce babaya,

    Beni uzaklara attın babam,
    Artık evinde rahat yaşa babam,
    Bir köşene ay doğsun babam,
    Bir köşene gün doğsun babam,
    Kolum kapıdan mı çıktıydı babam,
    Başım bacadan mı çıktıydı babam.


    hemen ardından da anneye sitem edilirken ve ayrıca gelin olan kızın karşılaşabileceği güçlükler, duyabileceği kötü sözler ve de yeni bir yaşama alışmanın getireceği zorluklar dile getirilmektedir:

    Ah anam anam; beni düşünmeyen anam,
    Tekneden ekmeğin tükenmesin anam,
    Oluğundan suyun eksilmesin anam,
    Ağır yürürsem tembel derler anam,
    Hızlı yürürsem deli derler anam,
    El evine ben nasıl uyayım anam.
    [23]

    Adana’nın Kadirli ilçesinden derlenen bir kına ağıtında; baba evinden ayrılmanın zorluğu karşısında hem anaya serzeniş, hem emmilerine (amcalarına) beddua, hem de babaya yakarış vardır:

    Ana gızın çok muyudu,
    Bir kız sana yük müyüdü,
    Gırılası emmilerim,
    Heç oğlunuz yok muyudu?

    Baba gadanı alayım,
    Sakalına tel olayım,
    Gapında köle olayım,
    Verme beni gurbet ele.
    [24]

    Avşarlardan derlenen bir kına ağıtında ise, toplumumuzdaki gelin, görümce ilişkisi karşımıza çıkar. Evdeki kızın gelin olmasına, en çok, daha önce evlenmiş olan ağabeylerin eşlerinin sevineceği bir Avşar ağıtında şöyle dile getirilmiştir:

    Baba ekinin bitti mi?
    Kardeş ekmeğin arttı mı?
    İşte koyup gidiyorum,
    El kızı keyfin yetti mi?

    Baba evinde kalan, geride bıraktığı ve özleyeceği her şeyi birer birer sayar:

    Elimi yuduğum arklar,
    Belimi verdiğim dutlar,
    Onu da göresim gelir,
    Yalladığım koca itler.

    Yunak yuduğum taşlar,
    Gölgelendi koc’ağaçlar,
    Şu anama selam söylen,
    Gökyüzünde uçan kuşlar.
    [25]

    Antalya’nın Akseki ilçesinde söylenen bir kına ağıtında, geline anasının ağzından şu öğütlemeye yer verilmektedir.

    Gittiğin yollar hep yokuş,
    Seni göreyim kızım kaynanana yakış,
    Eline yakışsın beklenen her iş,
    Meleğim meleğim allı meleğim,
    Düşmanımız çoktur seni göreyim.
    [26]

    Kastamonu’nun Daday ilçesinde ise benzer öğütlere rastlanılmaktadır.

    A gızım, pazardan aldım kına ile tarak,
    Hanım da yavrum her huyunu ana evinde bırak,
    Bırakmazsan yersin maşayla dayak.
    A gızım, merdivenden aşağı inme,
    Gayınnan, gayıntan da gücünü üzme,
    Yadların karşısında salınıp gezme,
    A gızım, hürmet ararsan (edersen) hürmet bulursun,
    Hürmet iki baştadır, yavrum kadın olursan.
    [27]
    Yörüklerden derlenen bir kına ağıtında, Yörük yaşamının temelini oluşturan konar, göçer yaşam tarzı gözler önüne serilir:

    Kırat gelmiş gemin gever,
    Boz lök çökmüş, çanın döğer,
    Kız oturmuş duvak eğer,
    Kız anam kınan kutlu olsun,
    Söyle dillerin tatlı olsun.


    Bu ağıtta bahsedilen “Kırat” gelinin binip gideceği attır; “boz lök (erkek deve)” de gelinin beraberinde götüreceği çeyiz eşyalarını taşır. Yörük ağıtının devamında ise, gelin gidince, Yörük obası ıssız kalacakmış gibi düşünülür.

    Kız ananı kızsız kodun,
    Ak halkeyi susuz kodun,
    Bir obayı ıssız kodun,
    Kız anam kınan kutlu olsun.
    Söyle dillerin tatlı olsun.
    [28]
    Sonuç olarak; kültür değerlerimizin önemli parçalarından birini teşkil eden ve yapılan bazı türkü tasniflerinde “Tören Türküleri” içinde yer alarak, “Düğün Türküleri” içinde değerlendirilen ve “Kına Türküleri” olarak adlandırılan “Kına Ağıtları”nın, temel yakılış sebebi ayrılık olan “Ağıt” kavramı çerçevesinde değerlendirilerek, bu konuda Türk Dünyası coğrafyasını da kapsayacak şekilde, mukayeseli ve daha geniş bir çalışma yapılmalıdır.




  4. 31.Mayıs.2011, 09:44
    2
    Silent and lonely rains



    Dağdan keserler meşeyi,
    Hani bu kızın döşeği,
    Gelinim kınan gutlu olsun,
    Orda dirliğin bol olsun.

    Dağdan keserler gürgeni,
    Hani bu kızın yorganı,
    Gelinim kınan al olsun,
    Burda dirliğin bol olsun
    [15]
    .

    Çam ağaçları ve bal üretiminin yoğun olduğu Muğla yöresine ait bir kına ağıtında ise, benzer ifadelere rastlıyoruz.

    Ben balı pekmez sanırdım,
    Çanaktan almaz sanırdım,
    Anadan babadan ayrılan kızı,
    El yüzüne bakmaz sanırdım.

    A gelin, a gardeş kınan kutlu olsun,
    Güveyin yanında sözün tatlı olsun,

    Çam budağı eğilip gelir,
    Kız oğlana dönüp gelir,
    Al duvağı sürükledikçe,
    Güvey atla koşup gelir,

    A gelin, a gardeş kınan kutlu olsun,
    Güveyin yanında sözün tatlı olsun
    [16].

    Gelin olacak kız için baba evinden ayrıldıktan sonra gidilen her yer, mesafe ne olursa olsun, artık “gurbet”tir. Bu nedenle, kına ağıtlarında çok yoğun olarak “ayrılık” ve “gurbet” teması işlenir. Ordu’dan derlenen bir kına ağıdında bu durum şöyle dile getirilmektedir :

    Sazaklara ev yapma anam o batar gider,
    Uzaklara kız verme anam o yiter gider,
    El kadarcık ekmeğin anam o bana yeter.


    Burada uzaklara kız vermek, sazaklara, yani bataklığa ev yapmaya benzetilmekte, ikisi arasında fark olmadığı, kısa sürede ikisinin de yok olacağı belirtilmektedir
    [17]. Benzer sözlere Erzincan’da söylenen bir kına ağıtında da rastlıyoruz.

    Çamura taş atma batar da gider,
    Irağa kız verme yiter de gider
    [18].

    Kazak Türkleri’nde ise; gelinin çok sevdiği yakınları ve akrabalarıyla vedalaşırken, tam evden ayrılacakken söylediği şarkılara “Sınsu” adı verilir. Söyleniş zamanı bakımından Anadolu’dan farklı olsa da, "gurbet" temasını işleyen ve Kazak kadınının acı kaderini dile getiren, aşağıdaki çok tesirli ve gerçekçi ifadeleri, Anadolu’da söylenilen “Kına Ağıtları”ndan ayırmak hemen hemen imkansızdır.

    Kara suya kaz varır,
    Anasından ayrılıp kız varır,
    Kara suya kan döksen akıp gider,
    Yabancıya kız versen,alır gider
    [19].

    Veya:

    Ak attan boz ata indim baba,
    Her şeyin ben olsam da gittim baba,
    Dokuz katlı saray gibi evimizden,
    Bir başımla sığamadım gittim baba
    [20].

    Trabzon’dan derlenen bir kına ağıtında ise;

    Gelin ağlar yaşlı yaşlı,
    Gitmem diye sallar başı,
    Ağlama gelin ağlama,
    Sen gider gene gelirsin,
    Bir iken iki olursun,
    Dertlerini unutursun,
    Ağlama gelin ağlama
    [21]
    .

    sözlerindeki “Bir iken iki olursun, dertlerini unutursun” dizeleriyle, gelin olan kızın çocuk sahibi olduğunda artık onunla meşgul olacağı ve gurbeti düşünmeye fırsatının dahi olmayacağı vurgulanarak, teselli edilmektedir.

    Kimi kına ağıtlarında gelin kızın ağzından anne ve babasına sitem vardır. Kayseri Sarıoğlan’dan derlenen bir kına ağıtında, bu sitem;

    Kapınızda kulp muyudum?
    Pecenizde ot muyudum?
    Bu yıllıkta dursayıdım,
    Üstünüze yük müyüdüm?
    [22]

    şeklinde söylenirken, Boyabat yöresinde önce babaya,

    Beni uzaklara attın babam,
    Artık evinde rahat yaşa babam,
    Bir köşene ay doğsun babam,
    Bir köşene gün doğsun babam,
    Kolum kapıdan mı çıktıydı babam,
    Başım bacadan mı çıktıydı babam.


    hemen ardından da anneye sitem edilirken ve ayrıca gelin olan kızın karşılaşabileceği güçlükler, duyabileceği kötü sözler ve de yeni bir yaşama alışmanın getireceği zorluklar dile getirilmektedir:

    Ah anam anam; beni düşünmeyen anam,
    Tekneden ekmeğin tükenmesin anam,
    Oluğundan suyun eksilmesin anam,
    Ağır yürürsem tembel derler anam,
    Hızlı yürürsem deli derler anam,
    El evine ben nasıl uyayım anam.
    [23]

    Adana’nın Kadirli ilçesinden derlenen bir kına ağıtında; baba evinden ayrılmanın zorluğu karşısında hem anaya serzeniş, hem emmilerine (amcalarına) beddua, hem de babaya yakarış vardır:

    Ana gızın çok muyudu,
    Bir kız sana yük müyüdü,
    Gırılası emmilerim,
    Heç oğlunuz yok muyudu?

    Baba gadanı alayım,
    Sakalına tel olayım,
    Gapında köle olayım,
    Verme beni gurbet ele.
    [24]

    Avşarlardan derlenen bir kına ağıtında ise, toplumumuzdaki gelin, görümce ilişkisi karşımıza çıkar. Evdeki kızın gelin olmasına, en çok, daha önce evlenmiş olan ağabeylerin eşlerinin sevineceği bir Avşar ağıtında şöyle dile getirilmiştir:

    Baba ekinin bitti mi?
    Kardeş ekmeğin arttı mı?
    İşte koyup gidiyorum,
    El kızı keyfin yetti mi?

    Baba evinde kalan, geride bıraktığı ve özleyeceği her şeyi birer birer sayar:

    Elimi yuduğum arklar,
    Belimi verdiğim dutlar,
    Onu da göresim gelir,
    Yalladığım koca itler.

    Yunak yuduğum taşlar,
    Gölgelendi koc’ağaçlar,
    Şu anama selam söylen,
    Gökyüzünde uçan kuşlar.
    [25]

    Antalya’nın Akseki ilçesinde söylenen bir kına ağıtında, geline anasının ağzından şu öğütlemeye yer verilmektedir.

    Gittiğin yollar hep yokuş,
    Seni göreyim kızım kaynanana yakış,
    Eline yakışsın beklenen her iş,
    Meleğim meleğim allı meleğim,
    Düşmanımız çoktur seni göreyim.
    [26]

    Kastamonu’nun Daday ilçesinde ise benzer öğütlere rastlanılmaktadır.

    A gızım, pazardan aldım kına ile tarak,
    Hanım da yavrum her huyunu ana evinde bırak,
    Bırakmazsan yersin maşayla dayak.
    A gızım, merdivenden aşağı inme,
    Gayınnan, gayıntan da gücünü üzme,
    Yadların karşısında salınıp gezme,
    A gızım, hürmet ararsan (edersen) hürmet bulursun,
    Hürmet iki baştadır, yavrum kadın olursan.
    [27]
    Yörüklerden derlenen bir kına ağıtında, Yörük yaşamının temelini oluşturan konar, göçer yaşam tarzı gözler önüne serilir:

    Kırat gelmiş gemin gever,
    Boz lök çökmüş, çanın döğer,
    Kız oturmuş duvak eğer,
    Kız anam kınan kutlu olsun,
    Söyle dillerin tatlı olsun.


    Bu ağıtta bahsedilen “Kırat” gelinin binip gideceği attır; “boz lök (erkek deve)” de gelinin beraberinde götüreceği çeyiz eşyalarını taşır. Yörük ağıtının devamında ise, gelin gidince, Yörük obası ıssız kalacakmış gibi düşünülür.

    Kız ananı kızsız kodun,
    Ak halkeyi susuz kodun,
    Bir obayı ıssız kodun,
    Kız anam kınan kutlu olsun.
    Söyle dillerin tatlı olsun.
    [28]
    Sonuç olarak; kültür değerlerimizin önemli parçalarından birini teşkil eden ve yapılan bazı türkü tasniflerinde “Tören Türküleri” içinde yer alarak, “Düğün Türküleri” içinde değerlendirilen ve “Kına Türküleri” olarak adlandırılan “Kına Ağıtları”nın, temel yakılış sebebi ayrılık olan “Ağıt” kavramı çerçevesinde değerlendirilerek, bu konuda Türk Dünyası coğrafyasını da kapsayacak şekilde, mukayeseli ve daha geniş bir çalışma yapılmalıdır.







+ Yorum Gönder