Konusunu Oylayın.: Peygamber Efendimize salavat getiren kimse on sevap ve on rahmet kazanıyor,bunu açıklayabilirmisiniz

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Peygamber Efendimize salavat getiren kimse on sevap ve on rahmet kazanıyor,bunu açıklayabilirmisiniz
  1. 30.Mayıs.2011, 11:49
    1
    Misafir

    Peygamber Efendimize salavat getiren kimse on sevap ve on rahmet kazanıyor,bunu açıklayabilirmisiniz






    Peygamber Efendimize salavat getiren kimse on sevap ve on rahmet kazanıyor,bunu açıklayabilirmisiniz Mumsema Peygamber Efendimize salavat getiren kimse on sevap ve on rahmet kazanıyor. Burada geçen rahmet nedir? Allah'ın rahmeti bir kere olsa bizim için yetmez mi?


  2. 30.Mayıs.2011, 11:49
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Peygamber Efendimize salavat getiren kimse on sevap ve on rahmet kazanıyor. Burada geçen rahmet nedir? Allah'ın rahmeti bir kere olsa bizim için yetmez mi?


    Benzer Konular

    - Peygamber efendimize kaç salavat getirilir?

    - Peygamber efendimize salavat göndermek istiyenler

    - Peygamber efendimize salavat örnekleri

    - Peygamber efendimize salavat getirmek ne demektir?

    - Peygamber efendimize salavat getiren kimse 10 sevap ve 10 rahmet kazanıyor. Burada geçen Rahmet nedi

  3. 30.Mayıs.2011, 12:54
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Peygamber Efendimize salavat getiren kimse on sevap ve on rahmet kazanıyor,bunu açıklayabilirmisiniz




    Hadisin meali şöyledir: Hz. Peygamber(a.s.m) buyuruyor: “Kim bana bir defa salavat getirirse, Allah ona on defa salavat getirir, kendisinden on hata düşürülür ve kendisi on derece yükseltilir” (Nesaî, el-Fadlu fi’s-salatı ala’n-Nebî, 55).
    Buradaki rahmetten maksat, her bir salavat için on sevap verilmesidir. Çünkü, normal hak olarak bir iyiliğe karşı bir sevap vermek yeterlidir. Bunu on katına yükseltmek, bir rahmetin yansımasıdır. Her rahmet Allah’tan bir iltifattır. Her bir Rabbanî iltifatta ayrı bir derece, ayrı bir ulviyet, ayrı bir yücelik, ayrı bir ruhanî zevk vardır. Deyim yerindeyse, bir padişahın en yakınında bulunan bir Yaver-i ekremine olan iltifatını göstermek için, günde bir defa onun başını okşaması, arkasında olduğunu söylemesi ile, her gün birkaç defa başını okşaması, çevredeki insanlara ona karşı saygılı olmalarını, her fırsatı değerlendirerek ona olan saygılarını seslendirmelerini istemesi ve her fırsatta onun yanında olduğunu söylemesi arasında dağlar kadar fark vardır. İşte Allah’ın bir değil on kat fazla pirim vermek suretiyle kullarını Hz. Peygamber(a.s.m)’e salavat getirmelerini teşvik etmesinde bu gibi manalar vardır.
    Hz. Peygamber(a.s.m) habibullah unvanını almış bir peygamber olarak bu kadar salavata kendini muhtaç hissetmesinin hikmeti ise şudur: O, bütün ümmetinin saadetiyle alakadar ve ümmetinin her birinin mutluluğuyla hissedardır, onların musibetleriyle endişedardır. İşte kendisinin mertebeleri hadsiz olmakla beraber, ümmetinin hadsiz efradının hadsiz dertleriyle ilgili olup üzüntü duymasından ötürü hadsiz salavata ve rahmete muhtaçtır(bk. Nursi, Mektubat, 301).
    SİE

    __________________

    Allame Ebu Abdullah El Kurtubi (600-671 h/1204-1274 m) Rasullulah (s.a.v)’e salâvat getirilmesini söyleyen Ahzab Suresinin 56. ayetinin tefsirinde der ki:

    “Yüce Allah, kullarına diğer Nebilere değil, Nebisi Muhammed (s.a.v)’e teşrif olarak salâvat getirmeyi emir etmiştir. Ömürde bir defa ona salâvat getirmenin farz olmasında ihtilaf yoktur. Öyle bir kuvvetli sünnet ki, bundan ancak hayırsız kimseler terk eder, gafil kalır.
    Zemahşeri dedi: Eğer dersen ki, Resulullaha salâvat getirmek vacip midir yoksa mendub mu? Derim ki: Elbet deki vaciptir. Lakin vaciplik halinde ihtilaf etmişler. Bazıları, ismi geçen her defada salâvat getirmeyi vacip kılar. Hadiste şöyle gelir: “Kimin yanında zikir edildiğim halde bana salâvat getirmezse ateşe girer ve Allah onu uzaklaştırır.”Aynı zamanda rivayet edilmiştir ki, ona denildi: “ Ey Allahın Resulu! Allahın – Azze ve Celle - “Hakikaten Allah ve Melekleri Nebiye salâvat getirir” bu kelamı hakkında ne dersin?
    Nebi – sallallahu aleyhi ve sellem – dedi:
    “Bu gizli tutulmuş ilimdendir. Eğer bunu bana sormamış olsaydınız ben size bunun hakkında açıklama yapmayacaktım. Hakikaten Yüce Allah benim için iki meleği vekil kılar.
    Müslüman’ın yanında anılıp, bana salâvat getirince bu iki melek “Allah seni bağışlasın” der. Yüce Allah ve melekleri bu iki meleğe cevaben “âmin” der. Bir Müslüman kulun yanında anılıp, bana salâvat getirmezse bu iki melek der: “Allah seni bağışlamasın”. Yüce Allah ve melekleri bu iki meleğe “âmin” der.”
    İlim ehlinden bazıları, zikri tekrarlansa bile her mecliste bir defa vacip olduğunu söylemiştir. Öyle ki secde ayetinde tilavet secdesi yapmakta olduğu gibi, aksırana “yerhamukellah” denilmesinde olduğu gibi, ayni şekilde bütün dualarda, evvelinde ve ahirinde da hüküm böyledir.
    İlim ehlinden bazıları da, ömürde bir defa farz olduğunu söyler. İki şahadetin açıktan söylenmesindeki hüküm de böyledir.
    Bu konuda varit olmuş haberler sebebiyle, ihtiyata uygun olan, ismi her anılınca salâvat getirmektir.”

    Kaynak: Ebu Abdullah El Kurtubi:
    El Camiu li Ahkamul Kuran: 17/215-216
    Beyrut: Er Risale: Birinci neşir: 1427/2007
    Tahkik: Abdullah Et Turki

    arşivden...


  4. 30.Mayıs.2011, 12:54
    2
    Silent and lonely rains



    Hadisin meali şöyledir: Hz. Peygamber(a.s.m) buyuruyor: “Kim bana bir defa salavat getirirse, Allah ona on defa salavat getirir, kendisinden on hata düşürülür ve kendisi on derece yükseltilir” (Nesaî, el-Fadlu fi’s-salatı ala’n-Nebî, 55).
    Buradaki rahmetten maksat, her bir salavat için on sevap verilmesidir. Çünkü, normal hak olarak bir iyiliğe karşı bir sevap vermek yeterlidir. Bunu on katına yükseltmek, bir rahmetin yansımasıdır. Her rahmet Allah’tan bir iltifattır. Her bir Rabbanî iltifatta ayrı bir derece, ayrı bir ulviyet, ayrı bir yücelik, ayrı bir ruhanî zevk vardır. Deyim yerindeyse, bir padişahın en yakınında bulunan bir Yaver-i ekremine olan iltifatını göstermek için, günde bir defa onun başını okşaması, arkasında olduğunu söylemesi ile, her gün birkaç defa başını okşaması, çevredeki insanlara ona karşı saygılı olmalarını, her fırsatı değerlendirerek ona olan saygılarını seslendirmelerini istemesi ve her fırsatta onun yanında olduğunu söylemesi arasında dağlar kadar fark vardır. İşte Allah’ın bir değil on kat fazla pirim vermek suretiyle kullarını Hz. Peygamber(a.s.m)’e salavat getirmelerini teşvik etmesinde bu gibi manalar vardır.
    Hz. Peygamber(a.s.m) habibullah unvanını almış bir peygamber olarak bu kadar salavata kendini muhtaç hissetmesinin hikmeti ise şudur: O, bütün ümmetinin saadetiyle alakadar ve ümmetinin her birinin mutluluğuyla hissedardır, onların musibetleriyle endişedardır. İşte kendisinin mertebeleri hadsiz olmakla beraber, ümmetinin hadsiz efradının hadsiz dertleriyle ilgili olup üzüntü duymasından ötürü hadsiz salavata ve rahmete muhtaçtır(bk. Nursi, Mektubat, 301).
    SİE

    __________________

    Allame Ebu Abdullah El Kurtubi (600-671 h/1204-1274 m) Rasullulah (s.a.v)’e salâvat getirilmesini söyleyen Ahzab Suresinin 56. ayetinin tefsirinde der ki:

    “Yüce Allah, kullarına diğer Nebilere değil, Nebisi Muhammed (s.a.v)’e teşrif olarak salâvat getirmeyi emir etmiştir. Ömürde bir defa ona salâvat getirmenin farz olmasında ihtilaf yoktur. Öyle bir kuvvetli sünnet ki, bundan ancak hayırsız kimseler terk eder, gafil kalır.
    Zemahşeri dedi: Eğer dersen ki, Resulullaha salâvat getirmek vacip midir yoksa mendub mu? Derim ki: Elbet deki vaciptir. Lakin vaciplik halinde ihtilaf etmişler. Bazıları, ismi geçen her defada salâvat getirmeyi vacip kılar. Hadiste şöyle gelir: “Kimin yanında zikir edildiğim halde bana salâvat getirmezse ateşe girer ve Allah onu uzaklaştırır.”Aynı zamanda rivayet edilmiştir ki, ona denildi: “ Ey Allahın Resulu! Allahın – Azze ve Celle - “Hakikaten Allah ve Melekleri Nebiye salâvat getirir” bu kelamı hakkında ne dersin?
    Nebi – sallallahu aleyhi ve sellem – dedi:
    “Bu gizli tutulmuş ilimdendir. Eğer bunu bana sormamış olsaydınız ben size bunun hakkında açıklama yapmayacaktım. Hakikaten Yüce Allah benim için iki meleği vekil kılar.
    Müslüman’ın yanında anılıp, bana salâvat getirince bu iki melek “Allah seni bağışlasın” der. Yüce Allah ve melekleri bu iki meleğe cevaben “âmin” der. Bir Müslüman kulun yanında anılıp, bana salâvat getirmezse bu iki melek der: “Allah seni bağışlamasın”. Yüce Allah ve melekleri bu iki meleğe “âmin” der.”
    İlim ehlinden bazıları, zikri tekrarlansa bile her mecliste bir defa vacip olduğunu söylemiştir. Öyle ki secde ayetinde tilavet secdesi yapmakta olduğu gibi, aksırana “yerhamukellah” denilmesinde olduğu gibi, ayni şekilde bütün dualarda, evvelinde ve ahirinde da hüküm böyledir.
    İlim ehlinden bazıları da, ömürde bir defa farz olduğunu söyler. İki şahadetin açıktan söylenmesindeki hüküm de böyledir.
    Bu konuda varit olmuş haberler sebebiyle, ihtiyata uygun olan, ismi her anılınca salâvat getirmektir.”

    Kaynak: Ebu Abdullah El Kurtubi:
    El Camiu li Ahkamul Kuran: 17/215-216
    Beyrut: Er Risale: Birinci neşir: 1427/2007
    Tahkik: Abdullah Et Turki

    arşivden...





+ Yorum Gönder