Konusunu Oylayın.: Rahman ve Rahim anlamında hikaye

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 4 kişi
Rahman ve Rahim anlamında hikaye
  1. 29.Mayıs.2011, 01:37
    1
    Misafir

    Rahman ve Rahim anlamında hikaye






    Rahman ve Rahim anlamında hikaye Mumsema okuyan din dersi hocası bana verilen görev konusu rahman ve rahim olan allahın adıyla hikaye istiyom yardım ederseniz cok mennum oluca


  2. 29.Mayıs.2011, 01:37
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    okuyan din dersi hocası bana verilen görev konusu rahman ve rahim olan allahın adıyla hikaye istiyom yardım ederseniz cok mennum oluca


    Benzer Konular

    - Ya Rahman ya Rahim ne demek

    - Rahman ve rahim ne demektir

    - Rahman ve Rahim

    - El Esmaul Husna: Er-Rahman / Er-Rahim

    - Rahman ve Rahim olan ALLAH

  3. 29.Mayıs.2011, 12:43
    2
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    Cevap: Rahman ve Rahim anlamında hikaye




    Besmele

    Vakti zamanında iyi yürekli bir müslüman kadın ile kötü yürekli,inançsız bir kocası varmış.Kadın her işine besmele ile başlar,besmele ile bitirirmiş.Kocası ise bunu saçma bulur,sürekli kadıncağızı azarlar,döver ve hakaretler yağdırırmış.
    Zavallı kadın kocasına saygısızlık etmek istemediğinden ses çıkartamaz,her namazından sonra Allah'a;''Ey yüce yaradan!Şüphasiz sen herşeyi gören ve duyansın.Senin rızan için namaz kılar,senin rızan için dua ederiz.Rabbim,sen kocama doğru yolu göster.Onu şeytanın pençesinden koru Allah'ım.''diye dua edermiş.
    Bir gün kocası onun bu duasını duymuş.Ve çok sinirlenmi.Eşine bir ders vermesi gerektiğini düşünmüş.Ve karısın yanına çağırıp ona bir kese altın vermiş.''Bu altınları al ve güvenli bir yere sakla.Ben gerektiği zaman senden alacağım.''demiş.
    Kadın keseyi almış ve ''Bismillahirrahmanirrahim'' diyerek saklamış.Bu sırada kocası onu izleyerek kesenin yerini öğrenmiş.Ve kadın gider gitmez keseyi almış,içindeki altınları boşaltarak keseyi de kuyuya atmış.
    Aradan bir gün geçtikten sonra kadını çağırarak keseyi getirmesini istemiş.Kadın keseyi sakladığı yere gelerek besmele çekmiş.Tam Elini daldıracakken Allah meleklerini görevlendirmiş.Melekler keseyi kuyudan çıkarmış,içini altın ile doldurarak yerine bırakmış.Kadın keseyi alarak eşine getirmiş.Fakat kesenin neden ıslak olduğunu anlayamamış.Kocası önce çok şaşırmış.Daha sonra eşinin ettiği duaları anımsamış.Gözleri dolu dolu karısına dönerek''Benim iyi yürekli eşim.Önce Allah,sonra sen beni affet!Ben şeytanın oyunlarına boyun eğdim.Seni kırdım,üzdüm ve canını yaktım.Affet beni.Ve tövbe!Binlerce kez tövbe.Artık Rabbimden başkasına inanmam,ondan başkasına kulluk etmem.'' diyerek karısından özür dilemiş.Ve karısı onu affederek Allah'a şükretmiş.Her namazı eşiyle kılarak birlikte dua ediyorlarmış.
    Ve artık namazlarından sonra ''Ey Rabbim.Bir defa daha şahit ourum ki sen en büyük ve en yüce olansın.Sana çok şükür Rabbim...''diyormuş.



  4. 29.Mayıs.2011, 12:43
    2
    Devamlı Üye



    Besmele

    Vakti zamanında iyi yürekli bir müslüman kadın ile kötü yürekli,inançsız bir kocası varmış.Kadın her işine besmele ile başlar,besmele ile bitirirmiş.Kocası ise bunu saçma bulur,sürekli kadıncağızı azarlar,döver ve hakaretler yağdırırmış.
    Zavallı kadın kocasına saygısızlık etmek istemediğinden ses çıkartamaz,her namazından sonra Allah'a;''Ey yüce yaradan!Şüphasiz sen herşeyi gören ve duyansın.Senin rızan için namaz kılar,senin rızan için dua ederiz.Rabbim,sen kocama doğru yolu göster.Onu şeytanın pençesinden koru Allah'ım.''diye dua edermiş.
    Bir gün kocası onun bu duasını duymuş.Ve çok sinirlenmi.Eşine bir ders vermesi gerektiğini düşünmüş.Ve karısın yanına çağırıp ona bir kese altın vermiş.''Bu altınları al ve güvenli bir yere sakla.Ben gerektiği zaman senden alacağım.''demiş.
    Kadın keseyi almış ve ''Bismillahirrahmanirrahim'' diyerek saklamış.Bu sırada kocası onu izleyerek kesenin yerini öğrenmiş.Ve kadın gider gitmez keseyi almış,içindeki altınları boşaltarak keseyi de kuyuya atmış.
    Aradan bir gün geçtikten sonra kadını çağırarak keseyi getirmesini istemiş.Kadın keseyi sakladığı yere gelerek besmele çekmiş.Tam Elini daldıracakken Allah meleklerini görevlendirmiş.Melekler keseyi kuyudan çıkarmış,içini altın ile doldurarak yerine bırakmış.Kadın keseyi alarak eşine getirmiş.Fakat kesenin neden ıslak olduğunu anlayamamış.Kocası önce çok şaşırmış.Daha sonra eşinin ettiği duaları anımsamış.Gözleri dolu dolu karısına dönerek''Benim iyi yürekli eşim.Önce Allah,sonra sen beni affet!Ben şeytanın oyunlarına boyun eğdim.Seni kırdım,üzdüm ve canını yaktım.Affet beni.Ve tövbe!Binlerce kez tövbe.Artık Rabbimden başkasına inanmam,ondan başkasına kulluk etmem.'' diyerek karısından özür dilemiş.Ve karısı onu affederek Allah'a şükretmiş.Her namazı eşiyle kılarak birlikte dua ediyorlarmış.
    Ve artık namazlarından sonra ''Ey Rabbim.Bir defa daha şahit ourum ki sen en büyük ve en yüce olansın.Sana çok şükür Rabbim...''diyormuş.



  5. 29.Mayıs.2011, 12:43
    3
    VanLi*
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 02.Nisan.2010
    Üye No: 74830
    Mesaj Sayısı: 1,056
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 12
    Bulunduğu yer: Van Erciş

    Cevap: Rahman ve Rahim anlamında hikaye

    Küçük Zeynep




    Zeynep'le annesi, o içinde her şey olan kitabı, yani Kur'ân'ı okumaya başladılar.

    Önce annesinin ağzından bir fısıltı duyar gibi oldu Zeynep.
    "Efendim?" dedi. Kendisine bir şey söylendiğini sanmıştı.
    "Besmele çektim." dedi annesi. "Bismillahirrahmanirrahim."

    Zeynep şimdi daha iyi duymuştu. "Dedem beni kucağına alırken de aynı şeyi söylemişti." dedi.

    Annesi gülümsedi.

    "Çünkü her işin başı 'Bismillah'tır. Her işe başlarken
    'Bismillahirrahmanirrahim' deriz. Kur'ân okumaya başlarken de, yemek yapmaya başlarken de..."

    Zeynepcik sormadan edemedi:

    "Neden bismillah diyoruz ki? Sebebini tam anlayamadım."

    Annesi gözlerinin içine baktı Zeynep'in. Bu bakış çok hoşuna giderdi.Annesinin gözlerinin içinde kendisini görebiliyordu.

    Annesi anlatmaya başladı.

    "Hani, hatırlar mısın, bir masalda, 'Açıl susam açıl!' deyince açılan bir kapı vardı. Kapı bu sözü söylemeden açılmıyordu."

    Zeynep başını salladı. Annesinin gözlerinin içindeki Zeynep de salladı başını.

    "Biz bu söze 'parola' diyoruz. Dün seyrettiğimiz filmde de vardı,
    hatırlasana. Kapıya bir yabancı gelirse, parolayı soruyorlardı.
    Bilemezse içeri almıyorlardı. Parolayı bilmeyen dışarda kalıyor,
    yabancı ve düşman sayılıyor. Ama parolayı söyleyince, herkes dost olduğunu anlıyor ve sana öyle davranıyor."

    Zeynep bütün bunların "Bismillahirrahmanirrahim"le ilgisini merak ediyordu. Gözlerini annesinin gözlerinden ayırmadan öylece durdu.Dudakları aralanmıştı meraktan.

    "Bismillah da onun gibi bir parola işte!" dedi annesi. "Bir işi
    yapmaya başlayınca, varlıklar âleminin kapısını aralarsın. Onların seni tanımasını, sana destek olmasını umarsın. O zaman bir işe başlar başlamaz, kendini tanıtman gerek. Onları ve seni yaratan Allah adına burada olduğunu söylemelisin. İşte 'Bismillah' diyerek, Allah'ın adıyla iş yaptığını hatırlatırsın, O'nun kulu olduğunu hatırlarsın,

    O'nun izniyle hareket ettiğini söylemiş olursun. Yani, bu âlemin
    parolasını fısıldamış olursun. Eğer parolayı söylemezsen, yabancı vedüşman sanılırsın. Bir bahçeye izinsiz girmek gibi bir şey bu! O zaman sana kapılar açılmaz, işlerin kolaylaşmaz. Parolayı söylersen kapılar açılır, yabancılık çekmezsin, hiçbir şey de sana yabancı ve düşmanmış gibi gözükmez.

    "İşte biz de 'Bismillah' diyerek başlıyoruz okumaya; tâ ki Rabbimizin söyledikleri bize açılsın ve ne sorumuz varsa cevaplansın."

    Zeynep, "Şimdi 'Bismillah' deyince Kur'ân'ın kapağı kendiliğinden mi açılacak?" diye sordu.

    Annesi bu masumca soruya tebessümle karşılık verdi. Biraz gülüştüler.

    "Aslında, evet!" dedi annesi. "Biz Allah adına açacağız Kur'ân'ı ve o da bize sırlarını açacak, sorularımızı cevaplayacak."

    "Hadi var mısın?" dedi annesi. Elinden tuttu Zeynep'in.

    Kur'ân'ın ilk kapağını Zeynep'in minik elleri kaldırdı. Ama önce
    parolayı söyledi: "Mismillah!"

    Senai Demirci



  6. 29.Mayıs.2011, 12:43
    3
    Devamlı Üye
    Küçük Zeynep




    Zeynep'le annesi, o içinde her şey olan kitabı, yani Kur'ân'ı okumaya başladılar.

    Önce annesinin ağzından bir fısıltı duyar gibi oldu Zeynep.
    "Efendim?" dedi. Kendisine bir şey söylendiğini sanmıştı.
    "Besmele çektim." dedi annesi. "Bismillahirrahmanirrahim."

    Zeynep şimdi daha iyi duymuştu. "Dedem beni kucağına alırken de aynı şeyi söylemişti." dedi.

    Annesi gülümsedi.

    "Çünkü her işin başı 'Bismillah'tır. Her işe başlarken
    'Bismillahirrahmanirrahim' deriz. Kur'ân okumaya başlarken de, yemek yapmaya başlarken de..."

    Zeynepcik sormadan edemedi:

    "Neden bismillah diyoruz ki? Sebebini tam anlayamadım."

    Annesi gözlerinin içine baktı Zeynep'in. Bu bakış çok hoşuna giderdi.Annesinin gözlerinin içinde kendisini görebiliyordu.

    Annesi anlatmaya başladı.

    "Hani, hatırlar mısın, bir masalda, 'Açıl susam açıl!' deyince açılan bir kapı vardı. Kapı bu sözü söylemeden açılmıyordu."

    Zeynep başını salladı. Annesinin gözlerinin içindeki Zeynep de salladı başını.

    "Biz bu söze 'parola' diyoruz. Dün seyrettiğimiz filmde de vardı,
    hatırlasana. Kapıya bir yabancı gelirse, parolayı soruyorlardı.
    Bilemezse içeri almıyorlardı. Parolayı bilmeyen dışarda kalıyor,
    yabancı ve düşman sayılıyor. Ama parolayı söyleyince, herkes dost olduğunu anlıyor ve sana öyle davranıyor."

    Zeynep bütün bunların "Bismillahirrahmanirrahim"le ilgisini merak ediyordu. Gözlerini annesinin gözlerinden ayırmadan öylece durdu.Dudakları aralanmıştı meraktan.

    "Bismillah da onun gibi bir parola işte!" dedi annesi. "Bir işi
    yapmaya başlayınca, varlıklar âleminin kapısını aralarsın. Onların seni tanımasını, sana destek olmasını umarsın. O zaman bir işe başlar başlamaz, kendini tanıtman gerek. Onları ve seni yaratan Allah adına burada olduğunu söylemelisin. İşte 'Bismillah' diyerek, Allah'ın adıyla iş yaptığını hatırlatırsın, O'nun kulu olduğunu hatırlarsın,

    O'nun izniyle hareket ettiğini söylemiş olursun. Yani, bu âlemin
    parolasını fısıldamış olursun. Eğer parolayı söylemezsen, yabancı vedüşman sanılırsın. Bir bahçeye izinsiz girmek gibi bir şey bu! O zaman sana kapılar açılmaz, işlerin kolaylaşmaz. Parolayı söylersen kapılar açılır, yabancılık çekmezsin, hiçbir şey de sana yabancı ve düşmanmış gibi gözükmez.

    "İşte biz de 'Bismillah' diyerek başlıyoruz okumaya; tâ ki Rabbimizin söyledikleri bize açılsın ve ne sorumuz varsa cevaplansın."

    Zeynep, "Şimdi 'Bismillah' deyince Kur'ân'ın kapağı kendiliğinden mi açılacak?" diye sordu.

    Annesi bu masumca soruya tebessümle karşılık verdi. Biraz gülüştüler.

    "Aslında, evet!" dedi annesi. "Biz Allah adına açacağız Kur'ân'ı ve o da bize sırlarını açacak, sorularımızı cevaplayacak."

    "Hadi var mısın?" dedi annesi. Elinden tuttu Zeynep'in.

    Kur'ân'ın ilk kapağını Zeynep'in minik elleri kaldırdı. Ama önce
    parolayı söyledi: "Mismillah!"

    Senai Demirci






+ Yorum Gönder