Konusunu Oylayın.: İncil’de sevgiyle ilgili çok ayet olmasına rağmen, Kur’an’da sevgiye önem veren ayetin olmaması nasıl açıklanabilir? All

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
İncil’de sevgiyle ilgili çok ayet olmasına rağmen, Kur’an’da sevgiye önem veren ayetin olmaması nasıl açıklanabilir? All
  1. 28.Mayıs.2011, 06:36
    1
    Misafir

    İncil’de sevgiyle ilgili çok ayet olmasına rağmen, Kur’an’da sevgiye önem veren ayetin olmaması nasıl açıklanabilir? All






    İncil’de sevgiyle ilgili çok ayet olmasına rağmen, Kur’an’da sevgiye önem veren ayetin olmaması nasıl açıklanabilir? All Mumsema İncil’de sevgiyle ilgili çok ayet olmasına rağmen, Kur’an’da sevgiye önem veren ayetin olmaması nasıl açıklanabilir? Allah insanları neden tehdit ediyor da kullarına olan sevgisinden bahsetmiyor?


  2. 28.Mayıs.2011, 06:36
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 28.Mayıs.2011, 06:53
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: İncil’de sevgiyle ilgili çok ayet olmasına rağmen, Kur’an’da sevgiye önem veren ayetin olmaması nasıl açıklanabil




    Değerli kardeşimiz;



    Bu konuda bir kaç noktayı dikkatlere sunmakta fayda vardır:

    Hz. İsa’nın dininde yer almayan şer’î hükümler, Tevrat’tan alınır. İncil, şer’î hükümleri ihtiva etmez; sadece nasihatlere yer verir. Öğütler genellikle insanın gönlüne hitap eder, Şerî hükümler yükümlülükler getirdiğinden nefislere ağır gelir. Tevrat ve Kur’an ile İncil’in üslubundaki bazı farklılıklar bundan kaynaklanmaktadır.

    Hz. İsa -sebebi ne olursa olsun, ilahî hikmetin tensibiyle- maddî cihadla görevli değildir. Savaş atmosferinde söylenmesi gereken sert hükümleri ve kararları vurgulama ihtiyacında değildir. Buna mukabil, Tevrat ve Kur’an’da -savaş atmosferinin bulunduğu mevcut realiteye uygun olarak- savaş hükümlerine de yer vermiştir. Savaşta sevgiden bahsetmek komik düşer. Kur’an’da, savaş atmosferinde inen bu tür ayetlere bakarak Kur’an’da sevginin olmadığını söylemek büyük bir haksızlıktır.

    Sorudaki iddianın aksine, Kur’an’da insanlara çok daha fazla değer verilmiştir. Kur’an’a göre “insan yaratıkların en üstünü, en şereflisi, tertemiz bir fıtrata/yaratılışa sahiptir ve hiç bir kimse başkasının günahından asla sorumlu değidlir”. Hıristiyan inancında ise “insanlar doğuştan günahkârdır”.

    İnsanların bir kısmı sevgiye layık, diğer bir kısmı buna layık olmadığı bir gerçektir. İnsanların nazarında böyle olduğu gibi, Allah katında da bu böyledir. Sevilmeyi hakketmeyen zalim insanları sevmek, çok yanlış olduğu bilinen bir gerçektir. İşte Kur’an’da Allah bu gerçeği nazara alarak -belli vasıflarıyla- sevilmeye layık olan kullarını sevdiğini bir çok ayette açıkça ifade etmiştir. Misal olarak bu ayetlerden bir kaçının meali aşağıda sunulmuştur:

    “Allah imanınızı zayi edecek değildir. Çünkü Allah insanlara karşı pek şefkatlidir, çok merhametlidir”(Bakara, 2/143).

    “Görmedin mi ki Allah yerde olan her şeyi ve Kendi emriyle denizlerde yüzen gemileri, sizin hizmetinize verdi? Yerin üstüne düşmesin diye, göğü O tutuyor. Gök ancak O’nun izniyle düşebilir. Çünkü Allah insanlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir”(Hac, 22/65).

    “Ve güzel davranışları sergileyin; şüphesiz Allah güzel davranış sergileyenleri sever”(Bakara, 2/195).

    “Şüphesiz Allah tövbe edenleri de sever, -maddî-manevî kirlerden- temizlenenleri de sever”(Bakara, 2/222).

    “Kim ahde vefa gösterir ve haramlardan sakınırsa, bilsin ki Allah da o sakınanları sever”(Ali İmran, 3/76)

    “O takva sahipleri ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyi davrananları sever.”(Ali İmran,3/134).

    “Nice peygamberler gelip geçti ki onlarla beraber, kendisini Allah’a adamış birçok rabbanîler savaştı. Onlar, Allah yolunda başlarına gelen zorluklar sebebiyle asla yılmadılar, zayıflık göstermediler, düşmanlarına boyun da eğmediler. Allah böyle sabırlı insanları sever”(Ali İmran, 3/146).

    “Resulüm! De ki: “Ey insanlar, eğer Allah’ı seviyorsanız, gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah gafurdur, rahimdir!/çok affedicidir, engin merhamet ve ihsan sahibidir”(Ali İmran, 3/31).

    “Şayet (o insanlar arasında) hükmedersen, aralarında adaletle hükmet! Çünkü Allah âdilleri sever”(Maide, 5/42)

    “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorludurlar. Allah yolunda mücahede eder ve bu hususta dil uzatan hiçbir kimsenin ayıplamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın öyle bir lütfudur ki dilediğine verir. Allah vâsi ve alîmdir/ihsanı boldur, her şeyi hakkıyla bilir”(Maide, 5/54)..

    Şunu unutmamak gerekir ki, Kur’an baştan sona Allah’ın merhametinden bahseder. Surelerin başında kendini Rahman ve Rahim olarak takdim eder. Ayrıca, 57 defa Rahman, 114 defa Rahim ismiyle kendini tanıtmaktadır. Rahmet ve şefkat sevgiden daha üstündür. Çünkü, -yukarıda arz edildiği üzere- sevgi ancak sevgiyi hakkedenlere gösterilir. Merhamet ve şefkat ise, sevgiyi hakketmeyen, cezayı hakkeden suçlu kimseleri de kapsar. Kur’an’ın, bu yerinde vurguları gerçekten şayan-ı takdir ve hürmettir.



  4. 28.Mayıs.2011, 06:53
    2
    Editör



    Değerli kardeşimiz;



    Bu konuda bir kaç noktayı dikkatlere sunmakta fayda vardır:

    Hz. İsa’nın dininde yer almayan şer’î hükümler, Tevrat’tan alınır. İncil, şer’î hükümleri ihtiva etmez; sadece nasihatlere yer verir. Öğütler genellikle insanın gönlüne hitap eder, Şerî hükümler yükümlülükler getirdiğinden nefislere ağır gelir. Tevrat ve Kur’an ile İncil’in üslubundaki bazı farklılıklar bundan kaynaklanmaktadır.

    Hz. İsa -sebebi ne olursa olsun, ilahî hikmetin tensibiyle- maddî cihadla görevli değildir. Savaş atmosferinde söylenmesi gereken sert hükümleri ve kararları vurgulama ihtiyacında değildir. Buna mukabil, Tevrat ve Kur’an’da -savaş atmosferinin bulunduğu mevcut realiteye uygun olarak- savaş hükümlerine de yer vermiştir. Savaşta sevgiden bahsetmek komik düşer. Kur’an’da, savaş atmosferinde inen bu tür ayetlere bakarak Kur’an’da sevginin olmadığını söylemek büyük bir haksızlıktır.

    Sorudaki iddianın aksine, Kur’an’da insanlara çok daha fazla değer verilmiştir. Kur’an’a göre “insan yaratıkların en üstünü, en şereflisi, tertemiz bir fıtrata/yaratılışa sahiptir ve hiç bir kimse başkasının günahından asla sorumlu değidlir”. Hıristiyan inancında ise “insanlar doğuştan günahkârdır”.

    İnsanların bir kısmı sevgiye layık, diğer bir kısmı buna layık olmadığı bir gerçektir. İnsanların nazarında böyle olduğu gibi, Allah katında da bu böyledir. Sevilmeyi hakketmeyen zalim insanları sevmek, çok yanlış olduğu bilinen bir gerçektir. İşte Kur’an’da Allah bu gerçeği nazara alarak -belli vasıflarıyla- sevilmeye layık olan kullarını sevdiğini bir çok ayette açıkça ifade etmiştir. Misal olarak bu ayetlerden bir kaçının meali aşağıda sunulmuştur:

    “Allah imanınızı zayi edecek değildir. Çünkü Allah insanlara karşı pek şefkatlidir, çok merhametlidir”(Bakara, 2/143).

    “Görmedin mi ki Allah yerde olan her şeyi ve Kendi emriyle denizlerde yüzen gemileri, sizin hizmetinize verdi? Yerin üstüne düşmesin diye, göğü O tutuyor. Gök ancak O’nun izniyle düşebilir. Çünkü Allah insanlara karşı çok şefkatli ve merhametlidir”(Hac, 22/65).

    “Ve güzel davranışları sergileyin; şüphesiz Allah güzel davranış sergileyenleri sever”(Bakara, 2/195).

    “Şüphesiz Allah tövbe edenleri de sever, -maddî-manevî kirlerden- temizlenenleri de sever”(Bakara, 2/222).

    “Kim ahde vefa gösterir ve haramlardan sakınırsa, bilsin ki Allah da o sakınanları sever”(Ali İmran, 3/76)

    “O takva sahipleri ki bollukta da darlıkta da Allah yolunda harcarlar, kızdıklarında öfkelerini yutar, insanların kusurlarını affederler. Allah da böyle iyi davrananları sever.”(Ali İmran,3/134).

    “Nice peygamberler gelip geçti ki onlarla beraber, kendisini Allah’a adamış birçok rabbanîler savaştı. Onlar, Allah yolunda başlarına gelen zorluklar sebebiyle asla yılmadılar, zayıflık göstermediler, düşmanlarına boyun da eğmediler. Allah böyle sabırlı insanları sever”(Ali İmran, 3/146).

    “Resulüm! De ki: “Ey insanlar, eğer Allah’ı seviyorsanız, gelin bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah gafurdur, rahimdir!/çok affedicidir, engin merhamet ve ihsan sahibidir”(Ali İmran, 3/31).

    “Şayet (o insanlar arasında) hükmedersen, aralarında adaletle hükmet! Çünkü Allah âdilleri sever”(Maide, 5/42)

    “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse bilsin ki, Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler. Onlar müminlere karşı alçak gönüllü, kâfirlere karşı onurlu ve zorludurlar. Allah yolunda mücahede eder ve bu hususta dil uzatan hiçbir kimsenin ayıplamasından korkmazlar. İşte bu, Allah’ın öyle bir lütfudur ki dilediğine verir. Allah vâsi ve alîmdir/ihsanı boldur, her şeyi hakkıyla bilir”(Maide, 5/54)..

    Şunu unutmamak gerekir ki, Kur’an baştan sona Allah’ın merhametinden bahseder. Surelerin başında kendini Rahman ve Rahim olarak takdim eder. Ayrıca, 57 defa Rahman, 114 defa Rahim ismiyle kendini tanıtmaktadır. Rahmet ve şefkat sevgiden daha üstündür. Çünkü, -yukarıda arz edildiği üzere- sevgi ancak sevgiyi hakkedenlere gösterilir. Merhamet ve şefkat ise, sevgiyi hakketmeyen, cezayı hakkeden suçlu kimseleri de kapsar. Kur’an’ın, bu yerinde vurguları gerçekten şayan-ı takdir ve hürmettir.






+ Yorum Gönder