Konusunu Oylayın.: Mevlana Hazretlerinin Mesnevisinde geçen "Allah da “Bu Kur´an gönül yüzünden bazılarına doğruyu gösterir, bazılarının da

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Mevlana Hazretlerinin Mesnevisinde geçen "Allah da “Bu Kur´an gönül yüzünden bazılarına doğruyu gösterir, bazılarının da
  1. 26.Mayıs.2011, 07:03
    1
    Misafir

    Mevlana Hazretlerinin Mesnevisinde geçen "Allah da “Bu Kur´an gönül yüzünden bazılarına doğruyu gösterir, bazılarının da






    Mevlana Hazretlerinin Mesnevisinde geçen "Allah da “Bu Kur´an gönül yüzünden bazılarına doğruyu gösterir, bazılarının da Mumsema Mevlana Hazretlerinin Mesnevisinde geçen "Allah da “Bu Kur´an gönül yüzünden bazılarına doğruyu gösterir, bazılarının da yolunu azdırır" ifadesini açıklar mısınız? Mevlana, ne demek istiyor?


  2. 26.Mayıs.2011, 07:03
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 26.Mayıs.2011, 07:05
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Mevlana Hazretlerinin Mesnevisinde geçen "Allah da “Bu Kur´an gönül yüzünden bazılarına doğruyu gösterir, bazılar




    Değerli kardeşimiz;



    Önce soruda geçen ifadenin bulunduğu beyitleri okuyalım:

    Bedenler, ağızları kapalı testilere benzerler. Her testide ne var? Sen ona bak.
    O beden testisi, âbıhayatla doludur, bu beden testisi ölüm zehriyle.
    İçindekine bakarsan padişahsın, dışına bakarsan yolunu azıttın gitti.
    Söz, bil ki şu bedene benzer, manâsı da içindeki candır.
    Baş gözü, daima bedeni görür, can gözü ise, hünerli canı.

    Mesnevi’nin sözlerindeki suret de surete kapılanı azdırır, yolunu kaybettirir, manâya bakan kişiye de yol gösterir, doğru yolu buldurur.
    Allah da “Bu Kur’an, gönül yüzünden bazılarına doğru yolu gösterir, bazılarının da yolunu azıtır” buyurmuştur.. (Mevlana, Mesnevi, 6/650-655)

    Mevlana hazretleri “Allah da “Bu Kur’an, gönül yüzünden bazılarına doğru yolu gösterir, bazılarının da yolunu azıtır” buyurmuştur” ifadesiyle özetle şunu söylemek istiyor:

    “Bu dünya bir imtihan meydanıdır. İmtihanda ise, herkese fırsat eşitliği tanımak adaletin gereğidir. Bunun için İlahî imtihanda akla kapı açılır, fakat özgür iradesi elinden alınmaz. Bu sebeple, sözlü veya fiilî sorularda akla doğru-zorunlu istikameti gösteren bir pozisyon olamaz. Bilakis, değişik taraflara çekilebilen, farklı şekilde yorumlanabilen sorular söz konusudur. Benim ifadelerimde de, verdiğim misallerde de, getirdiğim mesel ve temsillerde de bu özellik vardır. Ön yargıyla, basit düşünceyle, yüzeysel bakış açısıyla yaklaşanlar; işin kabuğuyla uğraşanlar benim ifadelerimi yanlış bulabilirler ve bu yanlış yorumlarıyla yanlış yola sapabilirler.

    Buna mukabil, sözlerime objektif yaklaşanlar, derinlemesine onları irdeleyenler, kabuğuna değil, özüne inenler onların hak ve hakikate götüren çok güzel rehberler olduğunu görecektir.

    Sözlerimin bazı kimseler için hidayet yolunu gösterirken, diğer bir kısım insanların sapmasına neden olması yadırganacak bir durum değildir. Nitekim Kur’an’da da bu özellik vardır. Allah da “Bu Kur’an, gönül yüzünden bazılarına doğru yolu gösterir, bazılarının da yolunu azıtır” buyurmuştur...”

    Mevlana bu son ifadesiyle şu ayeti kast etmiş olmalıdır: “Allah gerçeği açıklamak için bir sivrisineği, hatta onun ötesinde olan bir şeyi misal getirmekten çekinmez. İman edenler onun Rab’lerinden gelen gerçek olduğunu bilirler. Kâfirler ise “Allah böyle misal vermekle ne kasdediyor?” derler. Allah bu misal ile birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir; ancak bununla fâsıklardan başkasını şaşırtmaz.” (Bakara, 2/26)

    Bu ayette, münafık veya müşriklerin itirazı ve onlara verilen cevap söz konusu edilmiştir.

    Ankebut suresinde(29/41-43) batıl ilahlar edinenlerin gerçekten ne kadar uzak oldukları, ne kadar delilden yoksun, mesnetsiz/dayanaksız olduğuna işaret etmek için ayakta mecali kalmama noktasında örümcek ağına benzetilmiştir. Hac suresinde(22/73-74) ise müşriklerin taptıkları putların sivrisinekten daha âciz olduklarına vurgu yapılmıştır.

    Müminler, buralarda benzetilen putlar ile kendisine benzetilen örümcek ve sivrisinek arasındaki uyumu kavramakla bu misallerin güzelliklerine hayran kalıp imanlarını arttırırken; inkârcılar sadece işin kabuğuyla uğraşmış, Kur’an’da bu tür küçük hayvancıklara yer verilmesinin doğru olmadığına yoğunlaşmış ve dalaletlerine dalalet katmışlardır.

    Sonuç olarak Mevlana söz konusu ifadeleriyle demek istiyor ki; Kur’an’ın derin hikmetlerine bakarak imanlarını arttıranların yanında, bu hikmetlere akıl erdiremeyip imanlarını kaybedenler olduğu gibi, kendi eserlerine de bakıp imanlarını kuvvetlendirenlerin yanı sıra, dalalete düşenler de olabilecektir.



    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet




  4. 26.Mayıs.2011, 07:05
    2
    Editör



    Değerli kardeşimiz;



    Önce soruda geçen ifadenin bulunduğu beyitleri okuyalım:

    Bedenler, ağızları kapalı testilere benzerler. Her testide ne var? Sen ona bak.
    O beden testisi, âbıhayatla doludur, bu beden testisi ölüm zehriyle.
    İçindekine bakarsan padişahsın, dışına bakarsan yolunu azıttın gitti.
    Söz, bil ki şu bedene benzer, manâsı da içindeki candır.
    Baş gözü, daima bedeni görür, can gözü ise, hünerli canı.

    Mesnevi’nin sözlerindeki suret de surete kapılanı azdırır, yolunu kaybettirir, manâya bakan kişiye de yol gösterir, doğru yolu buldurur.
    Allah da “Bu Kur’an, gönül yüzünden bazılarına doğru yolu gösterir, bazılarının da yolunu azıtır” buyurmuştur.. (Mevlana, Mesnevi, 6/650-655)

    Mevlana hazretleri “Allah da “Bu Kur’an, gönül yüzünden bazılarına doğru yolu gösterir, bazılarının da yolunu azıtır” buyurmuştur” ifadesiyle özetle şunu söylemek istiyor:

    “Bu dünya bir imtihan meydanıdır. İmtihanda ise, herkese fırsat eşitliği tanımak adaletin gereğidir. Bunun için İlahî imtihanda akla kapı açılır, fakat özgür iradesi elinden alınmaz. Bu sebeple, sözlü veya fiilî sorularda akla doğru-zorunlu istikameti gösteren bir pozisyon olamaz. Bilakis, değişik taraflara çekilebilen, farklı şekilde yorumlanabilen sorular söz konusudur. Benim ifadelerimde de, verdiğim misallerde de, getirdiğim mesel ve temsillerde de bu özellik vardır. Ön yargıyla, basit düşünceyle, yüzeysel bakış açısıyla yaklaşanlar; işin kabuğuyla uğraşanlar benim ifadelerimi yanlış bulabilirler ve bu yanlış yorumlarıyla yanlış yola sapabilirler.

    Buna mukabil, sözlerime objektif yaklaşanlar, derinlemesine onları irdeleyenler, kabuğuna değil, özüne inenler onların hak ve hakikate götüren çok güzel rehberler olduğunu görecektir.

    Sözlerimin bazı kimseler için hidayet yolunu gösterirken, diğer bir kısım insanların sapmasına neden olması yadırganacak bir durum değildir. Nitekim Kur’an’da da bu özellik vardır. Allah da “Bu Kur’an, gönül yüzünden bazılarına doğru yolu gösterir, bazılarının da yolunu azıtır” buyurmuştur...”

    Mevlana bu son ifadesiyle şu ayeti kast etmiş olmalıdır: “Allah gerçeği açıklamak için bir sivrisineği, hatta onun ötesinde olan bir şeyi misal getirmekten çekinmez. İman edenler onun Rab’lerinden gelen gerçek olduğunu bilirler. Kâfirler ise “Allah böyle misal vermekle ne kasdediyor?” derler. Allah bu misal ile birçoklarını şaşırtır, yine onunla birçoklarını yola getirir; ancak bununla fâsıklardan başkasını şaşırtmaz.” (Bakara, 2/26)

    Bu ayette, münafık veya müşriklerin itirazı ve onlara verilen cevap söz konusu edilmiştir.

    Ankebut suresinde(29/41-43) batıl ilahlar edinenlerin gerçekten ne kadar uzak oldukları, ne kadar delilden yoksun, mesnetsiz/dayanaksız olduğuna işaret etmek için ayakta mecali kalmama noktasında örümcek ağına benzetilmiştir. Hac suresinde(22/73-74) ise müşriklerin taptıkları putların sivrisinekten daha âciz olduklarına vurgu yapılmıştır.

    Müminler, buralarda benzetilen putlar ile kendisine benzetilen örümcek ve sivrisinek arasındaki uyumu kavramakla bu misallerin güzelliklerine hayran kalıp imanlarını arttırırken; inkârcılar sadece işin kabuğuyla uğraşmış, Kur’an’da bu tür küçük hayvancıklara yer verilmesinin doğru olmadığına yoğunlaşmış ve dalaletlerine dalalet katmışlardır.

    Sonuç olarak Mevlana söz konusu ifadeleriyle demek istiyor ki; Kur’an’ın derin hikmetlerine bakarak imanlarını arttıranların yanında, bu hikmetlere akıl erdiremeyip imanlarını kaybedenler olduğu gibi, kendi eserlerine de bakıp imanlarını kuvvetlendirenlerin yanı sıra, dalalete düşenler de olabilecektir.



    Selam ve dua ile...
    Sorularla İslamiyet







+ Yorum Gönder