Konusunu Oylayın.: Erkek Çocuk Sünneti Üzerine

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Erkek Çocuk Sünneti Üzerine
  1. 25.Mayıs.2011, 13:25
    1
    Misafir

    Erkek Çocuk Sünneti Üzerine

  2. 25.Mayıs.2011, 14:12
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Erkek Çocuk Sünneti Üzerine




    Sosyal-kültürel kavramlar rastgele değil, belirli kurallara ve ölçülere göre meydana gelmektedir. Bu nedenle sosyal hayattaki kavramların özelliklerini ortaya koymak, bir bakıma iğne ile kuyu kazmaya benzer. Çünkü sosyal dünya, sanılanın aksine, determinist ve pozitif karakterli değildir. Bundan dolayı, bir kavram aynı ülkede, hatta aynı il, ilçe ve köyde farklı farklı algılanabilmektedir. Belki de bu anlayışın en çarpıcı örneğini, kirvelik meydana getirmektedir.

    Bilindiği gibi kirvelik, sünnet geleneği ile ilgili sosyo-kültürel bir kurumdur. Yani kirveliğin olması için her şeyden önce ‘sünnetin’, daha doğrusu ‘hitan’ın olması gerekir.

    Sünnet’in lügat manası işlek yol olup, geniş manada Allah’ın yolunu veyahut da insanın âdet haline getirdiği iyi veya kötü davranış ve hareketlerini ifade eder. Kur’an’da bu tabir bütün bu manalarda kullanılmıştır(1) Ayrıca sünnet ‘gulfenin kesilerek alınması’ manasında da kullanılmıştır. Bu manada sünnete ‘hitan’ denir(2). Hitan konusunda Wensinck, şu bilgileri ifade eder:

    “Hitan, sünnet lisan al-arab (h-t-n maddesi)”a göre bu tabir hassaten erkeklerin sünneti hakkında kullanılır; kadınların sünneti için ayrı bir kelime vardır ki o da ‘hafz’ dır”.

    Wensinck bir de Buhari”den “eğer iki sünnet yeri birbiriyle temasta bulunursa gusl lazımdır” hadisini nakleder. Yine Wensinck’a göre “hitan eski Arabistan’da umumi bir âdet idi”. Diğer taraftan “hitan” Wensinck’a göre Kur’an’da değil, hadislerde ve şiirlerde ifade edilmiştir(3).

    Sünnet yani hitan eskiden beri bir çok kavim tarafından kullanılagelmiştir. Meselâ Meydan Larousse’a göre Yahudiler, Müslümanlar ve bazı Afrikalılar tarafından tatbik edilmiştir. Hıristiyanlar arasında ise sadece Habeşistan kilisesine bağlı olanlar bu geleneği tatbik etmektedir. Ana Britannica’ya göre de başta Müslümanlar ve Yahudiler olmak üzere, dünyanın her yerinde çeşitli geleneksel sosyal gruplarda ve bazı Hıristiyanlarda kullanılmaktadır. Wensinck’a göre de hitan Mısırlılar, Araplar, İsrailliler, Edomiler, Muabıtlar, Ammaniler gibi, eski kavimlerce yerine getirilen bir ayindir(4).

    İslâm dinin de hitanın erkekler için vacip kabul edilmesine rağmen, bu konuda farklı görüşler vardır. Meselâ İmâm Şâfî’ye göre ‘hitan’ erkekler için de, kadınlar için de vaciptir. İmâmı Mâlikî’ye göre ise sünnettir. ‘Kadınların sünneti’ için da Arapça’da ‘hafz’ tabiri kullanılır(5). Bu konuda Ana Britannica’da şu bilgiler yazılıdır:

    “Klitoridettomi olarak adlandırılan kadın sünneti (Arapça hafz), farklı topluluklarda farklı biçimlerde uygulanan ve klitorisin bir bölümü kesilerek gerçekleştirilen, gene törensel bir uygulamadır. Yeni Gine, Avustralya, Malakka takım adaları, Etiyopya, Mısır ve Afrika’nın başka kesimleri, Brezilya, Meksika ve Peru’da, ayrıca Ortadoğu, Afrika, Batı Asya ve Hindistan’da yaşayan çeşitli Müslüman topluluklarda yaygındır”(6).

    Bu ifadelerden anlaşılması gereken, sünnetin yani “hitan” ve “hafz”ın bilhassa geleneksel topluluklarda yaygın olduğu, dinî anlamda ise Yahudiler ve Müslümanlarca kabul gören, daha doğrusu gerçekleştirilmesi zarurî olan bir sosyal olaydır. Ancak Anadolu”da “hitan”a sünnet dendiği ve İmam Şâfî’nin hükmüne rağmen Şâfî kadınların niçin sünnet (hafz) olmadığı araştırılması gereken önemli konulardan biridir.

    Şüphesiz kirvelik kurumu doğrudan sünnetle (hitan) alakalı olmasına ve ondan kaynaklanmasına rağmen çok ayrı özellikler sergiler. Bu nedenle kirvelik kurumunun arkasında olan ve temel aldığı sosyo-kültürel yapıya dikkat etmek gerekir. İşte burada da karşımıza ‘kültür sosyolojisi’ çıkar.

    Kirvelik konusunda ülkemizde yapılan iki önemli çalışmada da, bu kelimenin etimolojik anlamı verilmemiştir. Meselâ ülkemizde kirvelik konusunda yazılı tek kitabın sahibi Kudat, ‘Kirvelik’ adlı eserinde kirveliğin menşei hakkında bir yargıya varmasa bile, İran ve Azerbaycan’da en yaygın şekilde kullanıldığını da, Doğu Anadolu’da da olduğunu ifade ederken etimolojisine hiç girmemiştir(7).

    Önemli bir diğer eser ise Türkdoğan’a ait olan geniş muhtevalı bir makaledir. Türkdoğan, bu kelimenin kaynağı hakkında kesin bilgiye varmamız şimdilik mümkün olmamakla beraber, ‘Kir’ Farsça’da ‘tenasül organı’, ‘Kirou’, ‘tutmak, muhafaza etmek’ anlamına gelir(8) der. Kelimenin bu bilinmezliğine rağmen, kirvelik Türkdoğan’a göre, Ardahan’dan Sivas’a kadar olan sahada yani Erzurum, Kars, Erzincan, Artvin, Elazığ, Malatya, Maraş ve Bakü-Amasya çizgisinde yaşayan Karapapaklar’da; Tunceli, Bingöl, Adıyaman, Diyarbakır, Çorum, Kayseri, Mersin, Adana, Tokat ve Yozgat illerinde çok yaygındır. Ayrıca 1969’da Türkdoğan’ın Trakya bölgesinde yaptığı saha araştırmasındaki tesbitine göre, “Bulgaristan’ın Fotin ve Kırcaeli yöresinden gelip Çorlu (Tekirdağ), Pınarhisar (Kırklareli) ve Lüleburgaz (Kırklareli)’a yerleşen Alevi Türklerinde, kirvelik terimi bütün özelliğini muhafaza etmektedir”.

    Diğer yandan Türkdoğan, “İran Azerbaycan”ında, bilhassa Rizaiye şehrinde kirvelik yaygındır. Fakat belirli fonksiyonu yoktur”(9) demektedir. Tokat’ın Almus ilçesinde ve köylerinde de ‘kirve’ tabiri kullanılır ve kirvelerin çocuklarının birbirleriyle evlenmeleri kesinlikle yasaktır(10). Genelde birçok yerde olduğu gibi, Zara’da da ‘kirve’ olanlar birbirleriyle kardeş olur(10a).

    Kudat ise 1974’te yayınlanan eserinde, Doğu Anadolu’ya yaklaşıldıkça kirveliğin yaygınlaştığını ve öneminin arttığını belirterek, Adana’da kirveliğin çok tutulduğunu; Kars, Sivas, Mersin ve Hakkari’nin çevrelediği alanda en yaygın olduğunu ve bu yörelerin dışında kirveliğin bilinmediğini belirtir(11). Kudat, adı geçen eserinde Türkdoğan’ın çalışmasından bahsetmediği gibi, Türkçe yazılı eserlerde, sadece Nur Yalman ve Cahit Tanyol’un birer makalesine -ilgileri çok uzak olmasına rağmen- atıfda bulunulmuştur.



    Kirve kavramı Anadolu’nun çeşitli yörelerinde farklı ağızlarla da olsa, söylenegelmiştir. Meselâ kirve: “Sünnet olan çocuğun elini koluna tutan ve çocuk üzerinde babalık hakkı olan kimse” Emirdağ / Ayfon, Amasya ve köyleri, Giresun, Artvin, Kırşehir, Narman / Erzurum, Diyarbakır, Nazmiye / Tunceli, Urfa, Nizip / Gaziantep, Bor / Niğde; ‘İsim babası’ anlamında Gavurdağ-Osmaniye / Adana; ‘Sağdıç’ anlamında Urfa, Niğde; ‘düğünde damadın yanında duran güzel giyimli çocuk’ anlamında, Samsun, Amasya; ‘bacanak’ anlamında Erzincan. Aynı kavram, yani bacanak Şebinkarahisar / Giresun, Bor / Niğde’de ‘kivre’ olarak geçer. Avanos / Nevşehir’de, ‘kirvelemek’ söyleşmek, konuşmak; Vazıldan-Divri / Sivas’ta da ‘kirve’, ‘Kürt’ anlamında kullanılır(12). Göle / Kars’ta ‘kirve’ ‘krva-kirva’ şeklinde de söylenir(13). Van merkezi ile Muradiye ve Gürpınar ilçelerinde yarı göçebe yaşayan Burukan aşireti arasında, kirve’ye ‘kiriv’ veya ‘kirva’(14), Elazığ merkez köylerinden Sun ve Hal’de ‘küvre’(15), Kars yerlilerince ‘kirva’, Terekemelerce ‘kirve’, Musul bölgesi Telafur Türkleri’nce ‘kirev’ denir. Kerkük Türkleri arasında ise bu kelimenin bilinmediği belirtilmiştir(16). Ermenilerde ise güveyin sağdıcına ve çocukların vaftiz babalarına ‘kirve’ derler(17). Divriği ilçesinde de kirve yerine ‘kirva’ denilirken, Yozgat’ta ‘kirve’ kelimesi kullanılır(18).



  3. 25.Mayıs.2011, 14:12
    2
    Silent and lonely rains



    Sosyal-kültürel kavramlar rastgele değil, belirli kurallara ve ölçülere göre meydana gelmektedir. Bu nedenle sosyal hayattaki kavramların özelliklerini ortaya koymak, bir bakıma iğne ile kuyu kazmaya benzer. Çünkü sosyal dünya, sanılanın aksine, determinist ve pozitif karakterli değildir. Bundan dolayı, bir kavram aynı ülkede, hatta aynı il, ilçe ve köyde farklı farklı algılanabilmektedir. Belki de bu anlayışın en çarpıcı örneğini, kirvelik meydana getirmektedir.

    Bilindiği gibi kirvelik, sünnet geleneği ile ilgili sosyo-kültürel bir kurumdur. Yani kirveliğin olması için her şeyden önce ‘sünnetin’, daha doğrusu ‘hitan’ın olması gerekir.

    Sünnet’in lügat manası işlek yol olup, geniş manada Allah’ın yolunu veyahut da insanın âdet haline getirdiği iyi veya kötü davranış ve hareketlerini ifade eder. Kur’an’da bu tabir bütün bu manalarda kullanılmıştır(1) Ayrıca sünnet ‘gulfenin kesilerek alınması’ manasında da kullanılmıştır. Bu manada sünnete ‘hitan’ denir(2). Hitan konusunda Wensinck, şu bilgileri ifade eder:

    “Hitan, sünnet lisan al-arab (h-t-n maddesi)”a göre bu tabir hassaten erkeklerin sünneti hakkında kullanılır; kadınların sünneti için ayrı bir kelime vardır ki o da ‘hafz’ dır”.

    Wensinck bir de Buhari”den “eğer iki sünnet yeri birbiriyle temasta bulunursa gusl lazımdır” hadisini nakleder. Yine Wensinck’a göre “hitan eski Arabistan’da umumi bir âdet idi”. Diğer taraftan “hitan” Wensinck’a göre Kur’an’da değil, hadislerde ve şiirlerde ifade edilmiştir(3).

    Sünnet yani hitan eskiden beri bir çok kavim tarafından kullanılagelmiştir. Meselâ Meydan Larousse’a göre Yahudiler, Müslümanlar ve bazı Afrikalılar tarafından tatbik edilmiştir. Hıristiyanlar arasında ise sadece Habeşistan kilisesine bağlı olanlar bu geleneği tatbik etmektedir. Ana Britannica’ya göre de başta Müslümanlar ve Yahudiler olmak üzere, dünyanın her yerinde çeşitli geleneksel sosyal gruplarda ve bazı Hıristiyanlarda kullanılmaktadır. Wensinck’a göre de hitan Mısırlılar, Araplar, İsrailliler, Edomiler, Muabıtlar, Ammaniler gibi, eski kavimlerce yerine getirilen bir ayindir(4).

    İslâm dinin de hitanın erkekler için vacip kabul edilmesine rağmen, bu konuda farklı görüşler vardır. Meselâ İmâm Şâfî’ye göre ‘hitan’ erkekler için de, kadınlar için de vaciptir. İmâmı Mâlikî’ye göre ise sünnettir. ‘Kadınların sünneti’ için da Arapça’da ‘hafz’ tabiri kullanılır(5). Bu konuda Ana Britannica’da şu bilgiler yazılıdır:

    “Klitoridettomi olarak adlandırılan kadın sünneti (Arapça hafz), farklı topluluklarda farklı biçimlerde uygulanan ve klitorisin bir bölümü kesilerek gerçekleştirilen, gene törensel bir uygulamadır. Yeni Gine, Avustralya, Malakka takım adaları, Etiyopya, Mısır ve Afrika’nın başka kesimleri, Brezilya, Meksika ve Peru’da, ayrıca Ortadoğu, Afrika, Batı Asya ve Hindistan’da yaşayan çeşitli Müslüman topluluklarda yaygındır”(6).

    Bu ifadelerden anlaşılması gereken, sünnetin yani “hitan” ve “hafz”ın bilhassa geleneksel topluluklarda yaygın olduğu, dinî anlamda ise Yahudiler ve Müslümanlarca kabul gören, daha doğrusu gerçekleştirilmesi zarurî olan bir sosyal olaydır. Ancak Anadolu”da “hitan”a sünnet dendiği ve İmam Şâfî’nin hükmüne rağmen Şâfî kadınların niçin sünnet (hafz) olmadığı araştırılması gereken önemli konulardan biridir.

    Şüphesiz kirvelik kurumu doğrudan sünnetle (hitan) alakalı olmasına ve ondan kaynaklanmasına rağmen çok ayrı özellikler sergiler. Bu nedenle kirvelik kurumunun arkasında olan ve temel aldığı sosyo-kültürel yapıya dikkat etmek gerekir. İşte burada da karşımıza ‘kültür sosyolojisi’ çıkar.

    Kirvelik konusunda ülkemizde yapılan iki önemli çalışmada da, bu kelimenin etimolojik anlamı verilmemiştir. Meselâ ülkemizde kirvelik konusunda yazılı tek kitabın sahibi Kudat, ‘Kirvelik’ adlı eserinde kirveliğin menşei hakkında bir yargıya varmasa bile, İran ve Azerbaycan’da en yaygın şekilde kullanıldığını da, Doğu Anadolu’da da olduğunu ifade ederken etimolojisine hiç girmemiştir(7).

    Önemli bir diğer eser ise Türkdoğan’a ait olan geniş muhtevalı bir makaledir. Türkdoğan, bu kelimenin kaynağı hakkında kesin bilgiye varmamız şimdilik mümkün olmamakla beraber, ‘Kir’ Farsça’da ‘tenasül organı’, ‘Kirou’, ‘tutmak, muhafaza etmek’ anlamına gelir(8) der. Kelimenin bu bilinmezliğine rağmen, kirvelik Türkdoğan’a göre, Ardahan’dan Sivas’a kadar olan sahada yani Erzurum, Kars, Erzincan, Artvin, Elazığ, Malatya, Maraş ve Bakü-Amasya çizgisinde yaşayan Karapapaklar’da; Tunceli, Bingöl, Adıyaman, Diyarbakır, Çorum, Kayseri, Mersin, Adana, Tokat ve Yozgat illerinde çok yaygındır. Ayrıca 1969’da Türkdoğan’ın Trakya bölgesinde yaptığı saha araştırmasındaki tesbitine göre, “Bulgaristan’ın Fotin ve Kırcaeli yöresinden gelip Çorlu (Tekirdağ), Pınarhisar (Kırklareli) ve Lüleburgaz (Kırklareli)’a yerleşen Alevi Türklerinde, kirvelik terimi bütün özelliğini muhafaza etmektedir”.

    Diğer yandan Türkdoğan, “İran Azerbaycan”ında, bilhassa Rizaiye şehrinde kirvelik yaygındır. Fakat belirli fonksiyonu yoktur”(9) demektedir. Tokat’ın Almus ilçesinde ve köylerinde de ‘kirve’ tabiri kullanılır ve kirvelerin çocuklarının birbirleriyle evlenmeleri kesinlikle yasaktır(10). Genelde birçok yerde olduğu gibi, Zara’da da ‘kirve’ olanlar birbirleriyle kardeş olur(10a).

    Kudat ise 1974’te yayınlanan eserinde, Doğu Anadolu’ya yaklaşıldıkça kirveliğin yaygınlaştığını ve öneminin arttığını belirterek, Adana’da kirveliğin çok tutulduğunu; Kars, Sivas, Mersin ve Hakkari’nin çevrelediği alanda en yaygın olduğunu ve bu yörelerin dışında kirveliğin bilinmediğini belirtir(11). Kudat, adı geçen eserinde Türkdoğan’ın çalışmasından bahsetmediği gibi, Türkçe yazılı eserlerde, sadece Nur Yalman ve Cahit Tanyol’un birer makalesine -ilgileri çok uzak olmasına rağmen- atıfda bulunulmuştur.



    Kirve kavramı Anadolu’nun çeşitli yörelerinde farklı ağızlarla da olsa, söylenegelmiştir. Meselâ kirve: “Sünnet olan çocuğun elini koluna tutan ve çocuk üzerinde babalık hakkı olan kimse” Emirdağ / Ayfon, Amasya ve köyleri, Giresun, Artvin, Kırşehir, Narman / Erzurum, Diyarbakır, Nazmiye / Tunceli, Urfa, Nizip / Gaziantep, Bor / Niğde; ‘İsim babası’ anlamında Gavurdağ-Osmaniye / Adana; ‘Sağdıç’ anlamında Urfa, Niğde; ‘düğünde damadın yanında duran güzel giyimli çocuk’ anlamında, Samsun, Amasya; ‘bacanak’ anlamında Erzincan. Aynı kavram, yani bacanak Şebinkarahisar / Giresun, Bor / Niğde’de ‘kivre’ olarak geçer. Avanos / Nevşehir’de, ‘kirvelemek’ söyleşmek, konuşmak; Vazıldan-Divri / Sivas’ta da ‘kirve’, ‘Kürt’ anlamında kullanılır(12). Göle / Kars’ta ‘kirve’ ‘krva-kirva’ şeklinde de söylenir(13). Van merkezi ile Muradiye ve Gürpınar ilçelerinde yarı göçebe yaşayan Burukan aşireti arasında, kirve’ye ‘kiriv’ veya ‘kirva’(14), Elazığ merkez köylerinden Sun ve Hal’de ‘küvre’(15), Kars yerlilerince ‘kirva’, Terekemelerce ‘kirve’, Musul bölgesi Telafur Türkleri’nce ‘kirev’ denir. Kerkük Türkleri arasında ise bu kelimenin bilinmediği belirtilmiştir(16). Ermenilerde ise güveyin sağdıcına ve çocukların vaftiz babalarına ‘kirve’ derler(17). Divriği ilçesinde de kirve yerine ‘kirva’ denilirken, Yozgat’ta ‘kirve’ kelimesi kullanılır(18).






+ Yorum Gönder