Konusunu Oylayın.: Hazırlanan ödevde öğretmen uygulaması nasıl olmalıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Hazırlanan ödevde öğretmen uygulaması nasıl olmalıdır?
  1. 24.Mayıs.2011, 21:12
    1
    Misafir

    Hazırlanan ödevde öğretmen uygulaması nasıl olmalıdır?






    Hazırlanan ödevde öğretmen uygulaması nasıl olmalıdır? Mumsema Merhaba,

    Hazırladığım bir ödeve esas teşkil etmek üzere,
    - içeriği öğrencinin hazır bulunuşluk düzeyine göre düzenleme,
    - bilimsel hata yapmama
    - yerinde ve zamanında uygun örnekler verme
    ile ilgili açıklayıcı bilgi verebilir misiniz?
    Saygılarımla,


  2. 24.Mayıs.2011, 21:12
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Merhaba,

    Hazırladığım bir ödeve esas teşkil etmek üzere,
    - içeriği öğrencinin hazır bulunuşluk düzeyine göre düzenleme,
    - bilimsel hata yapmama
    - yerinde ve zamanında uygun örnekler verme
    ile ilgili açıklayıcı bilgi verebilir misiniz?
    Saygılarımla,


    Benzer Konular

    - Öğretmen nasıl öğrencileri sever?

    - Ben ygs ye hazırlanan bir öğrenciyim nasıl daha verimli ders çalışabilirim ve nasıl bir ders program

    - Allah'tan korkmak nasıl olmalıdır? Nasıl Allah'ın rızasını kazanabiliriz? Ubudiyyet hayatımız nasıl

    - Aile imamı uygulaması nasıl değerlendiriyorsunuz talep eder misiniz ?

    - Ödev hazırlıyorumda kapak nasıl yapılır? word ile hazırlanan harika ödev kapakları

  3. 25.Mayıs.2011, 00:29
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Hazırlanan ödevde öğretmen uygulaması nasıl olmalıdır?




    EĞİTİM DURMUNUN (ÖĞRENME YAŞANTILARININ) ÖZELLİKLERİ (ÖĞRETİM İLKELERİ)

    Öğretim ilkeleri, hedeflere göre seçilen içeriğin düzenlenmesinde ve bu içeriğin öğrenme-öğretme sürecinde / eğitim durumlarında öğretim etkinlikleri aracılığı ile öğretmen tarafından sunulmasında ve değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekir.

    SORU: Öğrenci düzeyine uygunluk ilkesinin sınıf içinde etkili bir biçimde uygulanması için aşağıdakilerden hangisine öncelik verilmelidir?

    A) Öğretmenin öğretim sürecinin dışında kalması,
    B) İçeriğin açık, net ve anlaşılır bir biçimde sunulması,
    C) Öğrencilerin hazır bulunuşluk durumunun dikkate alınması,
    D) Öğrenciler arası etkileşimin artması,
    E) Grupla çalışma tekniklerini uygulanması.

    1- Öğrenciye / Çocuğa Görelik (Düzeye Uygunluk) İlkesi : Öğretimde, öğrencinin ilgi ve ihtiyaçlarının, psikolojik ve fizyolojik özelliklerinin ve düzeyinin dikkate alınmasıdır. Öğrenciye görelik ilkesinde psikoloji biliminin önemli katkısı vardır. Bu ilke “çocuğa uygunluk (düzeye uygunluk)” veya “ bireyselleştirme” olarak da açıklanabilir.

    Eğitimde yeni anlayışlar dikkate alındığında öğrencinin etkin katılımı, kalıcı öğrenmeler gerçekleştirdiği için önemlidir. Düzeye uygunluk ilkesi, bir yaş grubundaki öğrencilerin aynı gelişim seviyesinde bulunacakları, benzer ruhsal özellikler gösterecekleri varsayımına dayanır. Bu ilkenin mükemmel işleyebilmesi için, aynı yaş grubundaki öğrencilerin bilgi ve beceri düzeylerinin de birbirine eşit olması beklenir.

    Öğrenciler aynı yaş grubunda da olsalar, ortak bazı özellikler taşısalar da her öğrencinin yeteneklerinin, zekalarının, ilgi ve eğilimlerinin, çalışma istek ve gayretlerinin farklı olduğu varsayımıyla öğretimin bireyselleştirilmesi de bu ilke kapsamında değerlendirilmelidir. Öğretimde bireysel farklılıklar dikkate alınır ve her öğrencinin bireysel öğrenme hızı ( Skinner’in Programlı Öğrenme Modeli) göz önünde tutulursa öğretim zenginleştirilmiş ve her öğrenci kendi zeka, yetenek, ilgi ve çalışma temposuna göre ilerlemiş olur.

    2- Aktivite (Etkin Katılım ) İlkesi: Bir öğrenci ne kadar çok duyu organı ile öğrenme-öğretme sürecine katılırsa öğrenmeler o kadar etkili ve kalıcı olur. Bu nedenle en kalıcı öğrenmeler, yaparak yaşayarak öğrenme yoluyla gerçekleşir.

    Anlatırsan, unutabilirim; / Gösterirsen anımsayabilirim;
    Beni işin içine katarsan asla unutmam / Öğrenirim (Kızılderili atasözü)

    Öğrencinin katılımı ile hazırlanan ve uygulanan öğretim etkinlikleri öğrencinin ilgisini daha fazla çekebileceği gibi öğrenmelerin etkililiğini de arttırır. Bloom (Tam Öğrenme) ve Skinner (Programlı Öğrenme) gibi eğitimcilerin ortaya attığı öğrenme-öğretme yaklaşımlarında öğretim sürecinin kalitesi ve uygun koşulların sağlanması noktasında etkin katılımı önemli görmüşlerdir .


    Verilen bilgiyi depolayan öğrenci anlayışı, yerini araştıran, sorgulayan, inceleyen, bağlantılar kuran, sonuç ve genellemelere varan, görüşlerini ifade eden öğrenci anlayışı hakimdir. Bu anlayış etkin katılım ilkesinin dikkate alınması ve uygulanması ile gerçekleştirilebilir.


    3- Yaşama Yakınlık İlkesi: İçerikte ve öğrenme-öğretme sürecinde öğrenciye verilen bilgiler öğrencinin günlük yaşamında kullanabileceği ve yararlanabileceği türden olmalıdır. Kullanılabilir bilginin öğrenciye verilmesi hem yaşama yakınlık hem de yansıtıcı düşünceyle doğrudan ilgilidir.

    SORU : Sınıfta matematik problemlerini çözmede başarılı olan bir öğrenci bakkaldan yaptığı alışverişlerde para üstünü hesaplamada güçlük çekmektedir.

    Aşağıdakilerden hangisi bu öğrencinin durumunu en iyi açıklamaktadır?
    A) Sınıfta edinilen bilgilerin günlük yaşama taşınmaması (2006 KPSS)
    B) Sınıf-içi etkinliklerin öğrencinin düzeyine uygun olmaması
    C) Öğrencinin sayısal becerilerinin yetersiz olması
    D) Sınıf-içi etkinliklerde öğrenci farklılıklarının dikkate alınmaması
    E) Sınıf ortamının öğrenmeyi destekleyici bir şekilde düzenlenmemesi

    Öğretim yaşamdan kopuk olmamalıdır; yaşama yakın, yaşamdaki gerçeklerle ilgili, öğrencinin yaşamla bağlantısını koparmayan, yakın çevresiyle ilgili bir öğrenme yaşantısı sunmalıdır. John DEWEY’e göre, eğitim yaşama hazırlıktan öte yaşamın bizzat kendisidir.

    SORU : İletişim konusunda ‘haberleşme’ üzerinde duran bir öğretmenin, öğrencileri postaneye götürüp haberleşme türlerini uygulamalı olarak göstermesinin temel aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Çevreyi tanımak,
    B) Somut yaşantılar sağlamak,
    C) İş birliğini geliştirmek,
    D) Sınıf ortamından farklı yerde ders işlemek,
    E) Öğrenci katılımını sağlamak,


    SORU: Öğretim sürecinde, bireyin gereksinim duyacağı yararlı ve kullanılabilir bilgilerin öğretilmesi önemli bir yer tutar.

    Bu görüşte, aşağıdakilerden hangisinin önemi vurgulanmaktadır?

    A) Yaşama yakınlık
    B) Sadelik
    C) Düzeye Uygunluk D) Bütünlük
    E) Açıklık

    4- Somuttan Soyuta İlkesi : Bireyde zihinsel gelişim somuttan soyuta doğru olmaktadır. Birey, somut olarak gördüğü ve dokunabildiklerini daha kolay öğrenir. Bu nedenle, öğrenci ders konusu olan eşya ve nesnelerle doğrudan karşı karşıya getirilmeli; bu mümkün olmadığında o nesne veya olayın modeli, fotoğrafı veya başka bir simgesi gösterilerek araç-gereçlerden etkili olarak yararlanılmalıdır.

    Özellikle ilköğretim düzeyinde yanı Piaget’e göre somut işlemler döneminde olan öğrencilere, gözüyle görüp eliyle tuttuğu gerçek eşyalar daha anlamlı gelir. Bu somutlaştırma işlemi, araç-gereçlerden yararlanılarak olabileceği gibi öğrencinin soyut konuları ve kavramları somutlaştırmasını sağlayacak olan çarpıcı örneklerle de gerçekleştirilebilir. Görsel-işitsel araçlar ve özellikle bilgisayar teknolojilerindeki son gelişmeler ( bilgisayar destekli öğretim, elektronik öğrenme), bu ilkenin, her öğretim kademesinde uygulanmasını kolaylaştırmıştır.

    5- Bilinenden Bilinmeyene İlkesi : İçerik hazırlarken, öğrenme-öğretme süreci düzenlenirken ve uygulanırken, öğrencinin daha önceki bilgi ve tecrübelerinin dikkate alınması, yeni bilgi ve tecrübelerin bunlar üzerine kurulması öğrenmeyi kolaylaştıracaktır. Ausubel (Anlamlı Öğrenme), yeni bilgiler eski bilgi sistemleri içerisine yerleştirilerek öğrenilebileceğini, böylelikle bilginin anlamlandırılmasına ve yapılandırılmasına olanak tanınması gerektiğini savunmuştur. Yeni bilgileri eski bilgilerle karşılaştırarak, eski bilgilerle ilişkiler kurarak, eskileri doğrulayarak öğrenmek, öğrenmenin kalıcılığını sağlayacaktır.

    6- Yakından Uzağa İlkesi : İçerik hazırlarken, öğrenme-öğretme süreci düzenlenirken ve uygulanırken, öğretilecek bilgiler düzenlenirken, örnekler verilirken, hem doğal hem de sosyal olarak öğrencinin en yakın çevresinden hareket edilmelidir. Bu yakınlık, hem yer, hem yaşayış, hem de zaman açısından dikkate alınmalıdır. Yakından uzağa ilkesi bu nedenle yakın zamandan uzağa, yakın çevreden uzağa ilkesi olarak da bilinir. Çevreye görelik ve topluma görelik de bu ilkenin uygulanmasıyla gerçekleşir ve öğrenmenin etkililiği artar.

    SORU : “Çevremizi tanıyalım” konusunda sırasıyla “Bölgemiz, İlimiz, Yurdumuz, İlçemiz” ile ilgili çalışmalar yaptıran bir öğretmen, bu dersin içeriğinin düzenlenmesinde hangi ilkeye aykırı davranmıştır?

    A) Somuttan soyuta
    B) Basitten karmaşığa
    C) Günümüzden geçmişe
    D) Bütünden parçaya
    E) Yakından uzağa

    7- Ekonomiklik İlkesi : “Bir taşla iki kuş vurmak”. Öğretim içeriğinin ve etkinliklerinin düzenlenmesinde zaman, emek ve enerjiden tasarruf sağlayarak yüksek verim elde etmeyi planlamak ekonomiklik ilkesi ile ilgilidir. Ekonomiklik ilkesinin etkili olarak gerçekleştirilmesi ise planlı ve programlı çalışma ile mümkün olacaktır. Öğretmenlerin kazandırmak istediği davranışların öğrencide görülmesi için en uygun öğretim yolunu uygun zaman ve ortamda gerçekleştirmek için uğraş vermeleri ekonomiklik ilkesi ile açıklanabilir.

    Örnek. Eğitimde Program Geliştirme dersi öğreticisinin programların aşamalı sınıflaması konusuna ilişkin bilgileri öğrencilerinin kazanması için verdiği öğretmen yetiştirme programlarına ve niteliklerine ilişkin kavramlar bilgisini de kazandırması ekonomiklik ilkesi ile açıklanır.

    8- Açıklık İlkesi : Öğretmenin iletişim sürecinde kullandığı dil, öğretim hedefleri, içerik ve kitaplar, değerlendirme soruları, açık-seçik, anlaşılır ve anlamlı olmalıdır. Öğrenmeyi kolaylaştırıcı olarak kullanılan materyaller yapılan deneyler gibi içeriğin açıklıkla anlaşılmasını sağlayan etkinlikler açıklık ilkesinin uygulanması olarak değerlendirilebilir. Konular ve kullanılan strateji, yöntem ve teknikler, ne kadar çok duyu organına hitap ederse öğretimde açıklık ta o denli artar.

    9- Bütünlük İlkesi : Kerschensteiner, çocuğun bir bütün olarak ele alınarak değerlendirilmesi gerektiğini savunur. Birey, bedensel ve düşünce, duygu, irade gibi içsel yönleri bakımından bir bütün olarak ele alınmalı ve öğretimde her yönüyle düşünülmelidir. Bireyin bedeni ile içsel faktörleri birbirinden bağımsız değildir. Bu ilke sadece bireyin bütünlüğünü değil bilgilerin bütünlüğünü de savunur.

    Tyler psikolojinin özellikle Bilişsel Kuramcıların program geliştirmeye ve öğretime etkilerinden birini de bütünleşme olarak açıklar. Bütünlük ilkesi, bilgilerin birbirine bağlı ve birbirini tamamlar nitelikte sunulması demektir. Bu ilkeye dayalı olarak Bruner sarmal programlama üzerinde durmuştur. Özellikle ilköğretimin 1. kademesinde, öğrencilerin dersleri ayrı ayrı disiplinler olarak kavraması ve öğrenmesi güçtür. O nedenle de dersler / disiplinler arası ilişkilere dayalı geniş alanlı tasarımların benimsenmesinin altında da bütünlük ilkesi yatar. Ortak özellikleri olan Fizik, Kimya ve Biyolajinin Fen Bilgisi dersi olarak, Tarih, Coğrafyanın Sosyal Bilgiler dersi olarak tasarlanması bütünlük ilkesinin dikkate alınmasıdır.

    10- Sosyallik (Otoriteye İtaat ve Özgürlük) İlkesi : Bireyin sosyalleşmesini sağlamak eğitimin önemli amaçlarından biridir. Bu sosyalleşme sürecinde kurallara uymayı öğrenme de vardır. Bu otoriteye itaat olarak da açıklanabilir. Birey bu kurallara uyarken, bireye, kendi kararını verebilme, kendi kendini yönetme, kritik durumlarda özgür kalabilme, hür kararlar verebilme mutluluğu ve sorumluluğunu da kazandırmak öğretmenin ve okulun görevidir. Çağdaş yönelimler daha çok sosyalleşmenin bu ikinci boyutu, yani özgürlük üzerinde durmaktadır. Öğretmen bu ilkeyi uygularken öğrencinin kendini ifade edebileceği, işbirliği içinde çalışabileceği sınıf ortamını hazırlamalı ve buna uygun strateji, yöntem ve teknikleri kullanmalıdır.

    SORU : Bazı öğrencilerin diğerlerine göre daha sıkılgan ve utangaç olabileceği durumlarda sosyal klüpler önemli bir işlevi yerine getirebilir.
    Bu tür öğrencilerin ders dışı etkinliklere yönlendirilmesi,
    I- bilişsel,
    II- sayısal,
    III- kişisel,
    IV- pratik,
    V – kişiler arası
    Yeterliklerden özellikle hangilerini geliştirmeyi amaçlar?
    A) I ve II B) I ve IV C) II ve III

    D) II ve V E) III ve V
    11-Bilgi ve Becerilerin Güvence Altına Alınması: Öğretimde bireyin ilgi ve ihtiyaçları, toplumun çıkarları ve ihtiyaçları kadar bilginin yani konunun ihtiyaçları da önemlidir. Değişmeyen evrensel bilginin öğretimi bilgi ve becerinin güvence altına alınması ile açıklanabilir.

    Birey kullansın kullanmasın öğretilmesi gereken bilginin yani gerçek bilginin birey tarafından bilinmesi gerektiği bu ilke ile açıklanmaktadır. 21. yy’da bilginin işlevindeki değişme ve gelişmeler bu ilkenin öneminin azalmasına neden olmuştur. Artık bilgiyi depolamak ve aktarmaktan daha önemli görülen olgu, bilgiye ulaşmak olarak görülmektedir. Bu ilkenin öğretimde kullanılması çağdaş anlayışla gerekli tekrarların yapılması olarak ortaya çıkmaktadır. Öğretimde tekrar, öğrenmeyi kalıcı hale getirir ve unutmayı önler.

    ÖZETLE: Öğretim yaşantılarının seçimi ve düzenlenmesi sıralanan bu öğretim ilkelerine göre gerçekleşmelidir. Özellikle öğrencinin düzeyi ve bireysel farklılıklar dikkate alınmalı yani hazırbulunuşluk düzeyine göre etkinlikler düzenlenmelidir. Öğrencinin hazırbulunuşluk düzeyi dikkate alınırken öncelikle önkoşul öğrenmeleri belirlenmeli ve sağlanmalıdır. Eğitimde yeni yaklaşımlar ve yönelimler öğrenme-öğretme sürecinde aşağıdaki noktaları zorunlu kılmaktadır:

    -Öğrencinin etkin katılımı sağlanmalı, -Öğrenmeyi öğrenme sağlanmalı, – Eleştirel, analitik, yansıtıcı, yaratıcı düşünme gibi üst düzey düşünme becerisi kazandırılmalı, – Problem çözme becerisi kazandırılmalı, – Güdüleme (öğrenmeye isteklilik) arttırılmalı, -Araştırma becerisi ve sorumluluğu kazandırılmalı, -Etkinlikler öğrencilerle birlikte planlanmalı.

    Eğitim Durumları (Öğrenme Yaşantıları) Düzeneği Oluşturmada Öğretim İlkelerinin Önemi
    ÖĞRETİM İLKELERİ
    Öğrenci düzeyine uygunluk

    Öğrenme-öğretme etkinliklerinin öğrencinin hazırbulunuşluk (önkoşul bilgilere sahip olma, ilgi ve ihtiyaçlarına uygun) ve sahip olduğu hedef-davranış düzeyine göre düzenlenmesi.
    Öğrenciye Görelik (Çocuğa Görelik ) İlkesi

    Öğretme-öğrenme sürecinde yapılacak tüm etkinliklerin öğrencinin gelişim özelliklerine ve bireysel farklılıklarına göre yapılması ve öğrenciyi merkeze almasıdır. Öğrenme sürecinde öğrencinin ilgi, güdüleri ve tüm bireysel özellikleri dikkate alınmasıdır. Öğrenci merkezli eğitim anlayışına dayanır ve diğer öğretim ilkelerinin temelidir.
    Hedefe Görelik İlkesi

    Eğitim durumları işe koşulduğu hedefe hizmet edebilmeli, onlara ulaşılabilirlik olmalıdır.
    Bilinenden- Bilinmeyene Öğretim İlkesi

    Öğretme-öğrenme sürecinde yeni öğretilecek bilgi ve becerilerin daha önce öğrenilen bilgi ve becerilerden hareket edilerek öğretilmesidir. Böylece öğrencinin hazırbulunuşluk düzeyi dikkate alınır ve sağlam bir altyapı oluşturulur. Kısaca bu ilke, yeni öğrenilecek konular ile önceki öğrenilen konular arasında bağlantı kurmayı gerektirir.
    Somuttan-Soyuta Öğretim İlkesi

    Somut, gözlenen, incelenen ve ölçülebilen nesne, olgu ve olaylardır. Soyut ise duyu organlarından bağımsız düşünebilmedir. Özellikle küçük yaşlarda (İlköğreti 1-5. sınıflar) bulunan öğrencilere yapılan öğretim etkinliklerinin duyu organlarına bağlı olarak gerçekleştirilmesi önemlidir.
    Yaşama Yakınlık (Dönüklük) İlkesi
    Öğretim etkinliklerinin öğrencilerin ilgi ve gereksinimlerini karşılamaya uygunluğu ve yaşamı ilgilendiren konuları kapsayabilmelidir.
    Hayatilik İlkesi

    Bu ilke okulu, öğrencileri yaşama hazırlayan bir yer olmaktan çok, hayatın kendisi olmalıdır anlayışına dayanmaktadır. Öğretme-öğrenme etkinlikleri bireyin yaşamda karşılaşacağı problemlere ve durumlara yönelik olmalıdır.
    Yakından-Uzağa Öğretim İlkesi
    Öğrenmenin yakın çeveden konulardan ve ilgilerden başlayarak uzak çevre, konulara ve ilgilere doğru yönelmesidir.
    Açıklık İlkesi

    Ayanilik ilkesi olarak da ifade edilen bu ilke öğrenme konusu olan konu, nesne, olay ve olgularla öğrencinin direk etkileşimini, karşı karşıya gelmesini ve duyu organlarını etkin olarak kullanmayı gerektirir. Öğretmenin açık ve anlaşılır bir dil kullanması gerekir.
    Ekonomiklik İlkesi

    Yaşantı, zaman, materyal açısından uygun olmalıdır. Bir taşla birkaç kuş vurma anlamında, öğrenme yaşantıları birden fazla davranışı gerçekleştirici olmalıdır. Aynı zamanda diğer yaşantılarla tutarlı olmalıdır.
    Güncellik (Aktüalite) İlkesi

    Öğretme-öğrenme süresindeki etkinliklerin yaşamda geçerli ve ilişkisel olarak ele alınmasıdır. Öğrencilerin yaşadıkları hayatın gerçekleriyle karşı karşıya gelmeleri için ders konularıyla aktüel (güncel) olay ve sorunlar arasında ilişki kurularak öğretim yapılmalıdır.
    Uygulanabilirlik (iş-aktivite, yaparak-yaşayarak öğrenme) İlkesi
    Öğretimin yaparak yaşayarak gerçekleştirilmesidir. Nispeten kalıcı izle davranış değişikliği olarak nitelendirilen öğrenme sürecinde davranışın kalıcılığı yaparak-yaşayarak gerçekleştirilen aktivitelerle kazandırılır.Tümdengelim İlkesiÖğrenme konuları genelden özele düzenlenmelidir. Yani bütün-parça-bütün ilkesine uygun olmalıdır.
    Bütünlük İlkesi

    Eğitimin hedefleri ve konu birimleri düzenlenirken bireyin bütün olarak gelişimini sağlayıcı özellikler dikkate alınmalıdır. Öğrenme konuları ve etkinlikleri birbirine bağlı ve tamamlar şekilde düzenlenmeli ve sunulmalıdır.
    Transfer Edebilme (Bilgi )

    Bireyde meydana gelen öğrenmeler yalnızca sınıfta öğrenilen ve bir duruma ilişkin (doğrudan bilgi) olmamalıdır. Öğrenciler öğrendiği bilgiyi benzer ya da farklı durumlarla ilgili problemlerin çözümünde kullanabilmelidir.
    SORU : Günümüzdeki eğitim anlayışına göre, aşağıdakilerden hangisi öğrenciye kazandırılmaya çalışılan önemli becerilerden biri değildir?

    A)Bilgiye ulaşma B)Bilgi üretme
    C)Bilgiyi paylaşma D)Bilgiyi yorumlama
    E)Bilgiyi ezberleme


  4. 25.Mayıs.2011, 00:29
    2
    Silent and lonely rains



    EĞİTİM DURMUNUN (ÖĞRENME YAŞANTILARININ) ÖZELLİKLERİ (ÖĞRETİM İLKELERİ)

    Öğretim ilkeleri, hedeflere göre seçilen içeriğin düzenlenmesinde ve bu içeriğin öğrenme-öğretme sürecinde / eğitim durumlarında öğretim etkinlikleri aracılığı ile öğretmen tarafından sunulmasında ve değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekir.

    SORU: Öğrenci düzeyine uygunluk ilkesinin sınıf içinde etkili bir biçimde uygulanması için aşağıdakilerden hangisine öncelik verilmelidir?

    A) Öğretmenin öğretim sürecinin dışında kalması,
    B) İçeriğin açık, net ve anlaşılır bir biçimde sunulması,
    C) Öğrencilerin hazır bulunuşluk durumunun dikkate alınması,
    D) Öğrenciler arası etkileşimin artması,
    E) Grupla çalışma tekniklerini uygulanması.

    1- Öğrenciye / Çocuğa Görelik (Düzeye Uygunluk) İlkesi : Öğretimde, öğrencinin ilgi ve ihtiyaçlarının, psikolojik ve fizyolojik özelliklerinin ve düzeyinin dikkate alınmasıdır. Öğrenciye görelik ilkesinde psikoloji biliminin önemli katkısı vardır. Bu ilke “çocuğa uygunluk (düzeye uygunluk)” veya “ bireyselleştirme” olarak da açıklanabilir.

    Eğitimde yeni anlayışlar dikkate alındığında öğrencinin etkin katılımı, kalıcı öğrenmeler gerçekleştirdiği için önemlidir. Düzeye uygunluk ilkesi, bir yaş grubundaki öğrencilerin aynı gelişim seviyesinde bulunacakları, benzer ruhsal özellikler gösterecekleri varsayımına dayanır. Bu ilkenin mükemmel işleyebilmesi için, aynı yaş grubundaki öğrencilerin bilgi ve beceri düzeylerinin de birbirine eşit olması beklenir.

    Öğrenciler aynı yaş grubunda da olsalar, ortak bazı özellikler taşısalar da her öğrencinin yeteneklerinin, zekalarının, ilgi ve eğilimlerinin, çalışma istek ve gayretlerinin farklı olduğu varsayımıyla öğretimin bireyselleştirilmesi de bu ilke kapsamında değerlendirilmelidir. Öğretimde bireysel farklılıklar dikkate alınır ve her öğrencinin bireysel öğrenme hızı ( Skinner’in Programlı Öğrenme Modeli) göz önünde tutulursa öğretim zenginleştirilmiş ve her öğrenci kendi zeka, yetenek, ilgi ve çalışma temposuna göre ilerlemiş olur.

    2- Aktivite (Etkin Katılım ) İlkesi: Bir öğrenci ne kadar çok duyu organı ile öğrenme-öğretme sürecine katılırsa öğrenmeler o kadar etkili ve kalıcı olur. Bu nedenle en kalıcı öğrenmeler, yaparak yaşayarak öğrenme yoluyla gerçekleşir.

    Anlatırsan, unutabilirim; / Gösterirsen anımsayabilirim;
    Beni işin içine katarsan asla unutmam / Öğrenirim (Kızılderili atasözü)

    Öğrencinin katılımı ile hazırlanan ve uygulanan öğretim etkinlikleri öğrencinin ilgisini daha fazla çekebileceği gibi öğrenmelerin etkililiğini de arttırır. Bloom (Tam Öğrenme) ve Skinner (Programlı Öğrenme) gibi eğitimcilerin ortaya attığı öğrenme-öğretme yaklaşımlarında öğretim sürecinin kalitesi ve uygun koşulların sağlanması noktasında etkin katılımı önemli görmüşlerdir .


    Verilen bilgiyi depolayan öğrenci anlayışı, yerini araştıran, sorgulayan, inceleyen, bağlantılar kuran, sonuç ve genellemelere varan, görüşlerini ifade eden öğrenci anlayışı hakimdir. Bu anlayış etkin katılım ilkesinin dikkate alınması ve uygulanması ile gerçekleştirilebilir.


    3- Yaşama Yakınlık İlkesi: İçerikte ve öğrenme-öğretme sürecinde öğrenciye verilen bilgiler öğrencinin günlük yaşamında kullanabileceği ve yararlanabileceği türden olmalıdır. Kullanılabilir bilginin öğrenciye verilmesi hem yaşama yakınlık hem de yansıtıcı düşünceyle doğrudan ilgilidir.

    SORU : Sınıfta matematik problemlerini çözmede başarılı olan bir öğrenci bakkaldan yaptığı alışverişlerde para üstünü hesaplamada güçlük çekmektedir.

    Aşağıdakilerden hangisi bu öğrencinin durumunu en iyi açıklamaktadır?
    A) Sınıfta edinilen bilgilerin günlük yaşama taşınmaması (2006 KPSS)
    B) Sınıf-içi etkinliklerin öğrencinin düzeyine uygun olmaması
    C) Öğrencinin sayısal becerilerinin yetersiz olması
    D) Sınıf-içi etkinliklerde öğrenci farklılıklarının dikkate alınmaması
    E) Sınıf ortamının öğrenmeyi destekleyici bir şekilde düzenlenmemesi

    Öğretim yaşamdan kopuk olmamalıdır; yaşama yakın, yaşamdaki gerçeklerle ilgili, öğrencinin yaşamla bağlantısını koparmayan, yakın çevresiyle ilgili bir öğrenme yaşantısı sunmalıdır. John DEWEY’e göre, eğitim yaşama hazırlıktan öte yaşamın bizzat kendisidir.

    SORU : İletişim konusunda ‘haberleşme’ üzerinde duran bir öğretmenin, öğrencileri postaneye götürüp haberleşme türlerini uygulamalı olarak göstermesinin temel aşağıdakilerden hangisidir?

    A) Çevreyi tanımak,
    B) Somut yaşantılar sağlamak,
    C) İş birliğini geliştirmek,
    D) Sınıf ortamından farklı yerde ders işlemek,
    E) Öğrenci katılımını sağlamak,


    SORU: Öğretim sürecinde, bireyin gereksinim duyacağı yararlı ve kullanılabilir bilgilerin öğretilmesi önemli bir yer tutar.

    Bu görüşte, aşağıdakilerden hangisinin önemi vurgulanmaktadır?

    A) Yaşama yakınlık
    B) Sadelik
    C) Düzeye Uygunluk D) Bütünlük
    E) Açıklık

    4- Somuttan Soyuta İlkesi : Bireyde zihinsel gelişim somuttan soyuta doğru olmaktadır. Birey, somut olarak gördüğü ve dokunabildiklerini daha kolay öğrenir. Bu nedenle, öğrenci ders konusu olan eşya ve nesnelerle doğrudan karşı karşıya getirilmeli; bu mümkün olmadığında o nesne veya olayın modeli, fotoğrafı veya başka bir simgesi gösterilerek araç-gereçlerden etkili olarak yararlanılmalıdır.

    Özellikle ilköğretim düzeyinde yanı Piaget’e göre somut işlemler döneminde olan öğrencilere, gözüyle görüp eliyle tuttuğu gerçek eşyalar daha anlamlı gelir. Bu somutlaştırma işlemi, araç-gereçlerden yararlanılarak olabileceği gibi öğrencinin soyut konuları ve kavramları somutlaştırmasını sağlayacak olan çarpıcı örneklerle de gerçekleştirilebilir. Görsel-işitsel araçlar ve özellikle bilgisayar teknolojilerindeki son gelişmeler ( bilgisayar destekli öğretim, elektronik öğrenme), bu ilkenin, her öğretim kademesinde uygulanmasını kolaylaştırmıştır.

    5- Bilinenden Bilinmeyene İlkesi : İçerik hazırlarken, öğrenme-öğretme süreci düzenlenirken ve uygulanırken, öğrencinin daha önceki bilgi ve tecrübelerinin dikkate alınması, yeni bilgi ve tecrübelerin bunlar üzerine kurulması öğrenmeyi kolaylaştıracaktır. Ausubel (Anlamlı Öğrenme), yeni bilgiler eski bilgi sistemleri içerisine yerleştirilerek öğrenilebileceğini, böylelikle bilginin anlamlandırılmasına ve yapılandırılmasına olanak tanınması gerektiğini savunmuştur. Yeni bilgileri eski bilgilerle karşılaştırarak, eski bilgilerle ilişkiler kurarak, eskileri doğrulayarak öğrenmek, öğrenmenin kalıcılığını sağlayacaktır.

    6- Yakından Uzağa İlkesi : İçerik hazırlarken, öğrenme-öğretme süreci düzenlenirken ve uygulanırken, öğretilecek bilgiler düzenlenirken, örnekler verilirken, hem doğal hem de sosyal olarak öğrencinin en yakın çevresinden hareket edilmelidir. Bu yakınlık, hem yer, hem yaşayış, hem de zaman açısından dikkate alınmalıdır. Yakından uzağa ilkesi bu nedenle yakın zamandan uzağa, yakın çevreden uzağa ilkesi olarak da bilinir. Çevreye görelik ve topluma görelik de bu ilkenin uygulanmasıyla gerçekleşir ve öğrenmenin etkililiği artar.

    SORU : “Çevremizi tanıyalım” konusunda sırasıyla “Bölgemiz, İlimiz, Yurdumuz, İlçemiz” ile ilgili çalışmalar yaptıran bir öğretmen, bu dersin içeriğinin düzenlenmesinde hangi ilkeye aykırı davranmıştır?

    A) Somuttan soyuta
    B) Basitten karmaşığa
    C) Günümüzden geçmişe
    D) Bütünden parçaya
    E) Yakından uzağa

    7- Ekonomiklik İlkesi : “Bir taşla iki kuş vurmak”. Öğretim içeriğinin ve etkinliklerinin düzenlenmesinde zaman, emek ve enerjiden tasarruf sağlayarak yüksek verim elde etmeyi planlamak ekonomiklik ilkesi ile ilgilidir. Ekonomiklik ilkesinin etkili olarak gerçekleştirilmesi ise planlı ve programlı çalışma ile mümkün olacaktır. Öğretmenlerin kazandırmak istediği davranışların öğrencide görülmesi için en uygun öğretim yolunu uygun zaman ve ortamda gerçekleştirmek için uğraş vermeleri ekonomiklik ilkesi ile açıklanabilir.

    Örnek. Eğitimde Program Geliştirme dersi öğreticisinin programların aşamalı sınıflaması konusuna ilişkin bilgileri öğrencilerinin kazanması için verdiği öğretmen yetiştirme programlarına ve niteliklerine ilişkin kavramlar bilgisini de kazandırması ekonomiklik ilkesi ile açıklanır.

    8- Açıklık İlkesi : Öğretmenin iletişim sürecinde kullandığı dil, öğretim hedefleri, içerik ve kitaplar, değerlendirme soruları, açık-seçik, anlaşılır ve anlamlı olmalıdır. Öğrenmeyi kolaylaştırıcı olarak kullanılan materyaller yapılan deneyler gibi içeriğin açıklıkla anlaşılmasını sağlayan etkinlikler açıklık ilkesinin uygulanması olarak değerlendirilebilir. Konular ve kullanılan strateji, yöntem ve teknikler, ne kadar çok duyu organına hitap ederse öğretimde açıklık ta o denli artar.

    9- Bütünlük İlkesi : Kerschensteiner, çocuğun bir bütün olarak ele alınarak değerlendirilmesi gerektiğini savunur. Birey, bedensel ve düşünce, duygu, irade gibi içsel yönleri bakımından bir bütün olarak ele alınmalı ve öğretimde her yönüyle düşünülmelidir. Bireyin bedeni ile içsel faktörleri birbirinden bağımsız değildir. Bu ilke sadece bireyin bütünlüğünü değil bilgilerin bütünlüğünü de savunur.

    Tyler psikolojinin özellikle Bilişsel Kuramcıların program geliştirmeye ve öğretime etkilerinden birini de bütünleşme olarak açıklar. Bütünlük ilkesi, bilgilerin birbirine bağlı ve birbirini tamamlar nitelikte sunulması demektir. Bu ilkeye dayalı olarak Bruner sarmal programlama üzerinde durmuştur. Özellikle ilköğretimin 1. kademesinde, öğrencilerin dersleri ayrı ayrı disiplinler olarak kavraması ve öğrenmesi güçtür. O nedenle de dersler / disiplinler arası ilişkilere dayalı geniş alanlı tasarımların benimsenmesinin altında da bütünlük ilkesi yatar. Ortak özellikleri olan Fizik, Kimya ve Biyolajinin Fen Bilgisi dersi olarak, Tarih, Coğrafyanın Sosyal Bilgiler dersi olarak tasarlanması bütünlük ilkesinin dikkate alınmasıdır.

    10- Sosyallik (Otoriteye İtaat ve Özgürlük) İlkesi : Bireyin sosyalleşmesini sağlamak eğitimin önemli amaçlarından biridir. Bu sosyalleşme sürecinde kurallara uymayı öğrenme de vardır. Bu otoriteye itaat olarak da açıklanabilir. Birey bu kurallara uyarken, bireye, kendi kararını verebilme, kendi kendini yönetme, kritik durumlarda özgür kalabilme, hür kararlar verebilme mutluluğu ve sorumluluğunu da kazandırmak öğretmenin ve okulun görevidir. Çağdaş yönelimler daha çok sosyalleşmenin bu ikinci boyutu, yani özgürlük üzerinde durmaktadır. Öğretmen bu ilkeyi uygularken öğrencinin kendini ifade edebileceği, işbirliği içinde çalışabileceği sınıf ortamını hazırlamalı ve buna uygun strateji, yöntem ve teknikleri kullanmalıdır.

    SORU : Bazı öğrencilerin diğerlerine göre daha sıkılgan ve utangaç olabileceği durumlarda sosyal klüpler önemli bir işlevi yerine getirebilir.
    Bu tür öğrencilerin ders dışı etkinliklere yönlendirilmesi,
    I- bilişsel,
    II- sayısal,
    III- kişisel,
    IV- pratik,
    V – kişiler arası
    Yeterliklerden özellikle hangilerini geliştirmeyi amaçlar?
    A) I ve II B) I ve IV C) II ve III

    D) II ve V E) III ve V
    11-Bilgi ve Becerilerin Güvence Altına Alınması: Öğretimde bireyin ilgi ve ihtiyaçları, toplumun çıkarları ve ihtiyaçları kadar bilginin yani konunun ihtiyaçları da önemlidir. Değişmeyen evrensel bilginin öğretimi bilgi ve becerinin güvence altına alınması ile açıklanabilir.

    Birey kullansın kullanmasın öğretilmesi gereken bilginin yani gerçek bilginin birey tarafından bilinmesi gerektiği bu ilke ile açıklanmaktadır. 21. yy’da bilginin işlevindeki değişme ve gelişmeler bu ilkenin öneminin azalmasına neden olmuştur. Artık bilgiyi depolamak ve aktarmaktan daha önemli görülen olgu, bilgiye ulaşmak olarak görülmektedir. Bu ilkenin öğretimde kullanılması çağdaş anlayışla gerekli tekrarların yapılması olarak ortaya çıkmaktadır. Öğretimde tekrar, öğrenmeyi kalıcı hale getirir ve unutmayı önler.

    ÖZETLE: Öğretim yaşantılarının seçimi ve düzenlenmesi sıralanan bu öğretim ilkelerine göre gerçekleşmelidir. Özellikle öğrencinin düzeyi ve bireysel farklılıklar dikkate alınmalı yani hazırbulunuşluk düzeyine göre etkinlikler düzenlenmelidir. Öğrencinin hazırbulunuşluk düzeyi dikkate alınırken öncelikle önkoşul öğrenmeleri belirlenmeli ve sağlanmalıdır. Eğitimde yeni yaklaşımlar ve yönelimler öğrenme-öğretme sürecinde aşağıdaki noktaları zorunlu kılmaktadır:

    -Öğrencinin etkin katılımı sağlanmalı, -Öğrenmeyi öğrenme sağlanmalı, – Eleştirel, analitik, yansıtıcı, yaratıcı düşünme gibi üst düzey düşünme becerisi kazandırılmalı, – Problem çözme becerisi kazandırılmalı, – Güdüleme (öğrenmeye isteklilik) arttırılmalı, -Araştırma becerisi ve sorumluluğu kazandırılmalı, -Etkinlikler öğrencilerle birlikte planlanmalı.

    Eğitim Durumları (Öğrenme Yaşantıları) Düzeneği Oluşturmada Öğretim İlkelerinin Önemi
    ÖĞRETİM İLKELERİ
    Öğrenci düzeyine uygunluk

    Öğrenme-öğretme etkinliklerinin öğrencinin hazırbulunuşluk (önkoşul bilgilere sahip olma, ilgi ve ihtiyaçlarına uygun) ve sahip olduğu hedef-davranış düzeyine göre düzenlenmesi.
    Öğrenciye Görelik (Çocuğa Görelik ) İlkesi

    Öğretme-öğrenme sürecinde yapılacak tüm etkinliklerin öğrencinin gelişim özelliklerine ve bireysel farklılıklarına göre yapılması ve öğrenciyi merkeze almasıdır. Öğrenme sürecinde öğrencinin ilgi, güdüleri ve tüm bireysel özellikleri dikkate alınmasıdır. Öğrenci merkezli eğitim anlayışına dayanır ve diğer öğretim ilkelerinin temelidir.
    Hedefe Görelik İlkesi

    Eğitim durumları işe koşulduğu hedefe hizmet edebilmeli, onlara ulaşılabilirlik olmalıdır.
    Bilinenden- Bilinmeyene Öğretim İlkesi

    Öğretme-öğrenme sürecinde yeni öğretilecek bilgi ve becerilerin daha önce öğrenilen bilgi ve becerilerden hareket edilerek öğretilmesidir. Böylece öğrencinin hazırbulunuşluk düzeyi dikkate alınır ve sağlam bir altyapı oluşturulur. Kısaca bu ilke, yeni öğrenilecek konular ile önceki öğrenilen konular arasında bağlantı kurmayı gerektirir.
    Somuttan-Soyuta Öğretim İlkesi

    Somut, gözlenen, incelenen ve ölçülebilen nesne, olgu ve olaylardır. Soyut ise duyu organlarından bağımsız düşünebilmedir. Özellikle küçük yaşlarda (İlköğreti 1-5. sınıflar) bulunan öğrencilere yapılan öğretim etkinliklerinin duyu organlarına bağlı olarak gerçekleştirilmesi önemlidir.
    Yaşama Yakınlık (Dönüklük) İlkesi
    Öğretim etkinliklerinin öğrencilerin ilgi ve gereksinimlerini karşılamaya uygunluğu ve yaşamı ilgilendiren konuları kapsayabilmelidir.
    Hayatilik İlkesi

    Bu ilke okulu, öğrencileri yaşama hazırlayan bir yer olmaktan çok, hayatın kendisi olmalıdır anlayışına dayanmaktadır. Öğretme-öğrenme etkinlikleri bireyin yaşamda karşılaşacağı problemlere ve durumlara yönelik olmalıdır.
    Yakından-Uzağa Öğretim İlkesi
    Öğrenmenin yakın çeveden konulardan ve ilgilerden başlayarak uzak çevre, konulara ve ilgilere doğru yönelmesidir.
    Açıklık İlkesi

    Ayanilik ilkesi olarak da ifade edilen bu ilke öğrenme konusu olan konu, nesne, olay ve olgularla öğrencinin direk etkileşimini, karşı karşıya gelmesini ve duyu organlarını etkin olarak kullanmayı gerektirir. Öğretmenin açık ve anlaşılır bir dil kullanması gerekir.
    Ekonomiklik İlkesi

    Yaşantı, zaman, materyal açısından uygun olmalıdır. Bir taşla birkaç kuş vurma anlamında, öğrenme yaşantıları birden fazla davranışı gerçekleştirici olmalıdır. Aynı zamanda diğer yaşantılarla tutarlı olmalıdır.
    Güncellik (Aktüalite) İlkesi

    Öğretme-öğrenme süresindeki etkinliklerin yaşamda geçerli ve ilişkisel olarak ele alınmasıdır. Öğrencilerin yaşadıkları hayatın gerçekleriyle karşı karşıya gelmeleri için ders konularıyla aktüel (güncel) olay ve sorunlar arasında ilişki kurularak öğretim yapılmalıdır.
    Uygulanabilirlik (iş-aktivite, yaparak-yaşayarak öğrenme) İlkesi
    Öğretimin yaparak yaşayarak gerçekleştirilmesidir. Nispeten kalıcı izle davranış değişikliği olarak nitelendirilen öğrenme sürecinde davranışın kalıcılığı yaparak-yaşayarak gerçekleştirilen aktivitelerle kazandırılır.Tümdengelim İlkesiÖğrenme konuları genelden özele düzenlenmelidir. Yani bütün-parça-bütün ilkesine uygun olmalıdır.
    Bütünlük İlkesi

    Eğitimin hedefleri ve konu birimleri düzenlenirken bireyin bütün olarak gelişimini sağlayıcı özellikler dikkate alınmalıdır. Öğrenme konuları ve etkinlikleri birbirine bağlı ve tamamlar şekilde düzenlenmeli ve sunulmalıdır.
    Transfer Edebilme (Bilgi )

    Bireyde meydana gelen öğrenmeler yalnızca sınıfta öğrenilen ve bir duruma ilişkin (doğrudan bilgi) olmamalıdır. Öğrenciler öğrendiği bilgiyi benzer ya da farklı durumlarla ilgili problemlerin çözümünde kullanabilmelidir.
    SORU : Günümüzdeki eğitim anlayışına göre, aşağıdakilerden hangisi öğrenciye kazandırılmaya çalışılan önemli becerilerden biri değildir?

    A)Bilgiye ulaşma B)Bilgi üretme
    C)Bilgiyi paylaşma D)Bilgiyi yorumlama
    E)Bilgiyi ezberleme





+ Yorum Gönder