Konusunu Oylayın.: Günümüzde aile yapısının bozulma nedenleri ve bunun gençlerin ahlaki tavır ve davranışlarındaki bozulmalar

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Günümüzde aile yapısının bozulma nedenleri ve bunun gençlerin ahlaki tavır ve davranışlarındaki bozulmalar
  1. 24.Mayıs.2011, 14:33
    1
    Misafir

    Günümüzde aile yapısının bozulma nedenleri ve bunun gençlerin ahlaki tavır ve davranışlarındaki bozulmalar






    Günümüzde aile yapısının bozulma nedenleri ve bunun gençlerin ahlaki tavır ve davranışlarındaki bozulmalar Mumsema günümüzde aile yapısının bozulma nedenleri ve bunun gençlerin ahlaki tavır ve davranışlarındaki bozulmalar üzerinde etkisi


  2. 24.Mayıs.2011, 14:33
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 24.Mayıs.2011, 15:03
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Günümüzde aile yapısının bozulma nedenleri ve bunun gençlerin ahlaki tavır ve davranışlarındaki bozulmalar




    GÜNÜMÜZDE AİLE YAPISI

    Ailenin giderek zayıfladığı hatta aile bozgunu yaşandığını, evlilik dışı yaşama, evlilik dışı doğum, tek ebeveynli ve çocuksuz aile yaşantısının aile yapısını etkilediğini belirterek anne-babanın otoritesinin gün geçtikçe zayıfladığı belirtiliyor.
    Modernliğin yayılışıyla birlikte gelişen özgürlük, bireyselleşme ve toplumsal ilerleme sonucunda ailenin geleneksel işlevlerini anaokulu, huzurevi, sığınma evi, yetiştirme yurdu gibi yeni kurumlar üstleniyor.
    Anne-babanın otoritesi zayıflıyor. Bu otorite zorunlu eğitimle önce devlete, medya ile de siyasi isimlere ve film yıldızlarına geçiyor.
    El hak bu görüş doğrudur.
    Son yirmi yılda gelişen süreçte aile yapımız her gün biraz daha zayıflatılıyor. Bilhassa resmi ideolojinin isteği doğrultusunda ve mekteplerimizde verilen Batı yanlısı müfredatlar, okutulan ders kitapları değerlerimizi bir bir yok ediyor.
    Reşit olmayan çocuklarımızın kafa yapılarına, düşünce tarzlarına, yaşantılarına, özenti duyduklarına bakarsak; başta cep telefonu, internet, bilgisayar oyunları, aile yapımızla bağdaşmayan birtakım munzur yayınlar çocuklarımızın aklını başından alıyor günümüzde...
    Bir bir değerlerimizi kaybediyoruz.
    Saygı, sevgi, hoşgörü, çalışarak kazanma, aileye katkı, sorumluluk bilinci, hemen hemen gençlerimiz tarafından hiçte önemsenmeyen bir yapıya büründü.
    Geçenlerde ofisime bir arkadaşımın referansı ile pırıl pırıl mühendis olacak 2 üniversite öğrencisi geldi.
    Meslekleri ile ilgili teknik olmasa bile uygulamada karşılaşabilecekleri bir takım temel bilgilerden bahsetmemi ısrarla istediler. Bir mühendisin uygulamada yapması lazım gelen hususları gençlerle paylaşmaya başlamıştım ki bir tanesinin telefonu sürekli çalmaya başladı. Anında cevapta veremiyordu. Telefonun tuşlarını mıncıklamaya başladı. Ne yapacağını şaşırtmıştı genç mühendis adayı arkadaşımız. Zorlandı durdu. Beni mi dinleyecek yoksa karşı tarafla mı ilgilenecekti. Gencin belli ki birinci önceliği telefonuydu. Gencin gönlünü incitmeme pahasına sadece şunu deyiverdim.
    “Ah şu telefonlar. Sussa gençlerimiz söylenenleri dinleyecekler. Ama bir türlü maksat hasıl olmuyor.”
    İki öğrencimize bildiklerimi anlatırken biri dinledi, diğeri de sürekli telefonu ile meşgul oluverdi.
    Günümüzde bu ve buna benzer boş, süfli emel ve arzular insanların birbirlerinden istifade etmelerini bile engelliyor maalesef.
    Esas konumuz olan aile yapımızda bozulmanın birçok sebepleri vardır.
    Son yirmi yıldan bahsettim. Huzurevleri yaygınlaşmaya başladı. Şehir kahvelerinde, köy odalarında, değişik mekânlarda sohbetler esnasında huzur evi gündeme geldiği zaman sonumuz ne olacak deyiverirlerdi de ayıplanırdı.
    Birçok insanın sonumuz huzurevinde mi olacak diye hayıflandıklarını, üzüldüklerini görürdük. Ebeveynlerinin ne pahasına olursa olsun kendi evinde, kendi yatağında hayatını tamamlaması aile efradının birinci ve vazgeçilmez öncülüğüydü.
    Gün geldi huzurevi herkesin gönül rahatlığıyla gidebileceği mekânlar haline geldi.
    Eh ne yapalım.
    Gelininden dayak yiyen, oğlundan kızından azar işiten yaşlılarımız için iyi ki huzurevleri yapılmış. Olmasaydı, bugüki gençlerin mantığıyla ihtiyarların, kimsesizlerin, yolda kalmışların hali nice olurdu?
    İyi ki kadın sığınma evlerimiz, rehabilitasyon merkezlerimiz var.
    Öyle gözüküyor ki, bu günden sonra sarsılan aile yapımız içinde daha çok huzurevine, daha sığınma evlerine, daha çok rehabilitasyon evlerine ihtilaç olacağa benziyor.
    Kaçakcak, sığınacak, aile ocağı yerine bu tür kuruluşlara devletin himayesinde daha çok ihtiyaç duyacak diyorum vesselam..

    Ahmet Büyüksoy


  4. 24.Mayıs.2011, 15:03
    2
    Silent and lonely rains



    GÜNÜMÜZDE AİLE YAPISI

    Ailenin giderek zayıfladığı hatta aile bozgunu yaşandığını, evlilik dışı yaşama, evlilik dışı doğum, tek ebeveynli ve çocuksuz aile yaşantısının aile yapısını etkilediğini belirterek anne-babanın otoritesinin gün geçtikçe zayıfladığı belirtiliyor.
    Modernliğin yayılışıyla birlikte gelişen özgürlük, bireyselleşme ve toplumsal ilerleme sonucunda ailenin geleneksel işlevlerini anaokulu, huzurevi, sığınma evi, yetiştirme yurdu gibi yeni kurumlar üstleniyor.
    Anne-babanın otoritesi zayıflıyor. Bu otorite zorunlu eğitimle önce devlete, medya ile de siyasi isimlere ve film yıldızlarına geçiyor.
    El hak bu görüş doğrudur.
    Son yirmi yılda gelişen süreçte aile yapımız her gün biraz daha zayıflatılıyor. Bilhassa resmi ideolojinin isteği doğrultusunda ve mekteplerimizde verilen Batı yanlısı müfredatlar, okutulan ders kitapları değerlerimizi bir bir yok ediyor.
    Reşit olmayan çocuklarımızın kafa yapılarına, düşünce tarzlarına, yaşantılarına, özenti duyduklarına bakarsak; başta cep telefonu, internet, bilgisayar oyunları, aile yapımızla bağdaşmayan birtakım munzur yayınlar çocuklarımızın aklını başından alıyor günümüzde...
    Bir bir değerlerimizi kaybediyoruz.
    Saygı, sevgi, hoşgörü, çalışarak kazanma, aileye katkı, sorumluluk bilinci, hemen hemen gençlerimiz tarafından hiçte önemsenmeyen bir yapıya büründü.
    Geçenlerde ofisime bir arkadaşımın referansı ile pırıl pırıl mühendis olacak 2 üniversite öğrencisi geldi.
    Meslekleri ile ilgili teknik olmasa bile uygulamada karşılaşabilecekleri bir takım temel bilgilerden bahsetmemi ısrarla istediler. Bir mühendisin uygulamada yapması lazım gelen hususları gençlerle paylaşmaya başlamıştım ki bir tanesinin telefonu sürekli çalmaya başladı. Anında cevapta veremiyordu. Telefonun tuşlarını mıncıklamaya başladı. Ne yapacağını şaşırtmıştı genç mühendis adayı arkadaşımız. Zorlandı durdu. Beni mi dinleyecek yoksa karşı tarafla mı ilgilenecekti. Gencin belli ki birinci önceliği telefonuydu. Gencin gönlünü incitmeme pahasına sadece şunu deyiverdim.
    “Ah şu telefonlar. Sussa gençlerimiz söylenenleri dinleyecekler. Ama bir türlü maksat hasıl olmuyor.”
    İki öğrencimize bildiklerimi anlatırken biri dinledi, diğeri de sürekli telefonu ile meşgul oluverdi.
    Günümüzde bu ve buna benzer boş, süfli emel ve arzular insanların birbirlerinden istifade etmelerini bile engelliyor maalesef.
    Esas konumuz olan aile yapımızda bozulmanın birçok sebepleri vardır.
    Son yirmi yıldan bahsettim. Huzurevleri yaygınlaşmaya başladı. Şehir kahvelerinde, köy odalarında, değişik mekânlarda sohbetler esnasında huzur evi gündeme geldiği zaman sonumuz ne olacak deyiverirlerdi de ayıplanırdı.
    Birçok insanın sonumuz huzurevinde mi olacak diye hayıflandıklarını, üzüldüklerini görürdük. Ebeveynlerinin ne pahasına olursa olsun kendi evinde, kendi yatağında hayatını tamamlaması aile efradının birinci ve vazgeçilmez öncülüğüydü.
    Gün geldi huzurevi herkesin gönül rahatlığıyla gidebileceği mekânlar haline geldi.
    Eh ne yapalım.
    Gelininden dayak yiyen, oğlundan kızından azar işiten yaşlılarımız için iyi ki huzurevleri yapılmış. Olmasaydı, bugüki gençlerin mantığıyla ihtiyarların, kimsesizlerin, yolda kalmışların hali nice olurdu?
    İyi ki kadın sığınma evlerimiz, rehabilitasyon merkezlerimiz var.
    Öyle gözüküyor ki, bu günden sonra sarsılan aile yapımız içinde daha çok huzurevine, daha sığınma evlerine, daha çok rehabilitasyon evlerine ihtilaç olacağa benziyor.
    Kaçakcak, sığınacak, aile ocağı yerine bu tür kuruluşlara devletin himayesinde daha çok ihtiyaç duyacak diyorum vesselam..

    Ahmet Büyüksoy





+ Yorum Gönder