Konusunu Oylayın.: Peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler

5 üzerinden 4.85 | Toplam : 114 kişi
Peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler
  1. 23.Mayıs.2011, 20:26
    1
    Misafir

    Peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler






    Peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler Mumsema peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler

    bu konuda yarıdmcı olabilir misiniz acil bu akşam lazım


  2. 23.Mayıs.2011, 20:26
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
  3. 23.Mayıs.2011, 20:52
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler




    Peygamberimiz ve doğruluk - Peygamberimizin doğruluğa verdiği önem - Peygamberimizin doğruluk hakkında sözleri - Doğruluk hadisleri

    İslam Dininin getirmiş olduğu ölçüler, insanın günahlarla kirlenmiş gönlünü tertemiz hale getirir, dünyaya dalmış ruhunu uhrevi hayata döndürür, dünyayı ahirete ahireti dünyaya tercih etmeden her ikisini de Yaratanın razı olacağı bir yaşantıya çevirir. Bu sebeple bize sunulmuş olan bu ilkeleri benimsemeli, hayat düsturu haline getirmeliyiz. Bu düsturlardan biride doğruluktur.

    Doğruluk yalancılığın zıddıdır. Doğruluktan kasıt, söz söylemede, söz vermede, yaşantıda, iş hayatında, aile hayatında vs. doğru olmak, yalancılıktan beri olmaktır. Doğruluk kişiyi iyiliğe sevk eder, yalancılık ise kötülüğe sevk eder.

    Peygamber Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır.

    إِنَّ الصَّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الجَنَّةِ ، وَإِنَّ الرَّجُلَ ليصْدُقُ حَتَّى يُكتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقاً ، وإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الفجُورِ وَإِنَّ الفجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ ، وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَكْذِبُ حَتَّى يُكتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّاباً

    “Şüphesiz ki sözde ve işde doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücûr) sürükler. Fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır.”[1]

    Doğruluk ne kadar önemli ise doğru insanlarla beraber olmakta o kadar önemlidir. Yaşam yalnız başına geçirilebilecek tarzda yaratılmamıştır. Birliktelik kaçınılmazdır. Bu birlikteliklerin en güzel şekilde devam edebilmesinin yolu ise doğruluktur.

    Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde bizlere şöyle emretmektedir.

    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيداً

    “Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin.”[2]

    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

    “Ey inananlar! Allah’a karşı saygılı olun ve özü-sözü doğru olanlarla beraber bulunun.”[3]

    “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!”[4]

    “O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir.”[5]

    Doğruluğu hayat haline getirmiş olanlar için nice müjdeler vardır. Kur’an-ı Kerimde bu müjdeler şöyle bildirilmektedir.

    إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    “Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler.”[6]

    “Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.”[7]

    “Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, (evet) işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükâfatları ve nûrları vardır. İnkâr edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır.”[8]

    Doğruluk hayatın temel ilkesidir. Dünya hayatının güzel bir şekilde geçirilmesine vesiledir. Doğru sözlü olmayanların, işlerinde doğru çalışmayanların aile yaşantısında doğru davranışlar sergilemeyenin sonu hüsranlıktır. Birkaç örnekle konumuzu daha iyi anlamaya çalışalım. Aile yaşantısında doğruluğu benimsemeyenler sonunda sıkıntıya düşmüşlerdir. Eve geç gelen koca doğru söz söylemeyerek eşine karşı nerde olduğunu saklar ise, evinde olanlar için kocasına doğru bilgileri kadın sunmaz ise böyle bir hayat yavaş yavaş eşlerin birbirinden uzaklaşmalarına sebep olacaktır. Özellikle çocuklarımızın yanında doğru davranışlar sergilemememiz, doğru sözler söylemememiz telafisi mümkün olmayan hataları beraberinde getirecektir. Mesela evde aile birlikte beraber otururken telefon geldiğinde baba, telefona bakan çocuğuna “babam evde yok de” diye sözlerde bulunursa o zaman çocuk doğru sözün bazı zamanlarda söylenmeyeceğini zanneder ki, zaman sonra büyüdüğünde babası nerdeydin diye sorunca yanlış yerlerde dahi olsa çocuk doğru yerlerde dolaştığı yalanını söyleyecektir. Bu yalana ise başvurmasının altında yatan temel sebep aileden almış olduğu yanlış eğitimdir.

    Çocuklar tertemiz birer varlıklardır. Bizler onları şekillendirmekteyiz. Bu sebeple onların yanında doğru davranışlar ve doğru sözler sergilememiz geleceğimiz için gereklidir. Bazen eşler birbirlerine yalan söyler, çocuklar müdahale eder “sen çok konuşma bakayım” derler. Çocuk sorduğunda neden doğru söylemiyorsun diye, ana-baba “bazen annelerin veya babaların bilmemesi gereken şeyler vardır” cevabı verilir ki; bu yanlış, zaman sonra “ana-babaların da bilmemesi gereken bazı şeyler vardır” şekline dönüşür. Günümüzde zararlı alışkanlıklara müptela olmuş birçok gencimiz bu şekilde hatalara düşmektedir. Çocuklarımızın nerde olduklarını tam soramıyor, sorsak dahi doğru cevaplar alamıyoruz. Neslimizin dünya mutluluğu elimizdedir ve lütfen yapmış olduğumuz –kendimizce doğru olan- yanlış davranışlarla bu mutluluğu hüzne çevirmeyelim.

    İş hayatında doğruluk ilkesi ışığında çalışmamak kul hakkını ihlal etmek demektir. Bizlere verilmiş olan memuriyet, bütün milletimizin bir emanetidir. Yine ister devlet müesseselerinde, ister özel sektörde iş imkanı bulmuş isek bu bize verilen bir emanettir. Doğruluk ilkesi çerçevesinde çalışmamak ise emanete hıyanetlik etmektir.

    Ticari hayatta doğruluk ise ticari canlılığın devam etmesinin en önemli sebebidir. Yalan üzerine bina edilmiş ticari hayatta, ne esnaf nede müşteri bir fayda elde edemez. Müşteriyi aldatan esnaf aslında kendisini aldatmış demektir. Aldata aldata en sonunda müşterisi kalmayan esnaf elbette iflas edecektir. Esnafı aldatan müşteri ise yine kendini aldatmış demektir. Özellikle borçlu olunan yerlere zamanında borçların ödenmemesi sebebiyle esnaflar mağdur olmakta ve nice küçük müesseseler bu şekilde kapanmak zorunda kalmaktadır. Buda küçük esnafın yok olmasına sebep olmaktadır. Peygamber Efendimizin bir hadisini hatırlamakta fayda var. Efendimiz “bizi aldatan bizden değildir”[9] buyurmaktadır.

    Arkadaşlık ilişkileri ise yine doğrulukla sürdürülebilmektedir. Yalancılarla arkadaş olmak istemeyiz. Doğru sözlü olmayanların zararlarının mutlaka bir gün bize dokunacağını çok iyi bilmekteyiz. Bu sebeple bizde arkadaşlık ilişkilerimizde doğruluktan asla taviz vermeyeceğiz. Çünkü, Müslüman kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için isteyendir

    Doğruluk emin olmak ve güvenilir olmak demektir. Yalancıdan emin olunmaz, yalancının asla güvenirliği yoktur. Efendimiz bir hadislerinde Müslüman’ı şöyle tarif etmektedir. اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.”[10]

    Doğruluk konusunda Peygamber Efendimiz bizlere en büyük örnektir. O’nun hayatında yalana asla rastlanmamıştır. Sadece kendine inanalar değil, inanmayanlar dahi onun doğruluğunu tasdik etmişler ve kendisine Muhammedü’l-Emin demişlerdir. Kabe’nin tamirinde Kureyşliler "Hacer-i Esved"i yerine koyma sırası gelince anlaşamadılar. Kureyş'in bütün kolları, bu şerefin kendilerine âit olmasını istiyordu. Anlaşmazlık dört gün sürdü, kan dökülmek üzereydi ki, Harem kapısından ilk girecek zâtın hakem yapılarak, onun vereceği karara uyulmasını" teklif edildi. Bu teklifin kabul edilmesiyle Haremin kapısından gerecek olan beklenmeye başlandı. Kapıdan Hz. Muhammed (s.a.s) girince buna o kadar sevindiler ki, “el-Emîn, el-Emîn,” geldi, O’nun vereceği karara razıyız dediler. Hz. Muhammed (s.a.s.), üzerine Hacer-i Esved-i koyduğu yaygının uçlarını Kureyşin ulularına tutturdu; hep berâber, konulacağı yere kadar taşıdılar. Hz. Peygamber (s.a.s.)'de taşı alıp yerine yerleştirdi. Anlaşmazlığın bu şekilde çözümlenmesi herkesi memnûn etti. Böylece büyük bir felâket önlenmiş oldu.

    Ramazan ayı içerisinde bulunmaktayız. Oruç tutmaktayız. Oruç imsak demektir, yani tutmak demektir. Nasıl ki, yemekten, içmekten ve ailevi ilişkiden kendimizi tutuyor sakındırıyor isek, ahlaken kötü davranışları da öylece tutmalı, hayatımıza aktarmamalıyız. Ramazan ayı bizlere birçok ahlaki güzellikleri kazandırmalıdır. Bu ilkelerin başında doğruluk gelmelidir. Doğru sözlü, doğru özlü olmamak kişiye zarar verdiği gibi ibadetlerine de zarar vermektedir. Oruç ile yalan asla bir araya gelmemelidir. Asıl olan insanla yalan asla bir araya gelmemelidir. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır.

    مَنْ لَمْ يَدعْ قَوْلَ الزُّورِ والعمَلَ بِهِ فلَيْسَ للَّهِ حَاجةٌ في أَنْ يَدَعَ طَعامَهُ وشَرَابهُ

    “Kim yalan konuşmayı ve yalan-dolanla iş yapmayı terk etmezse, Allah o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına kıymet vermez.”[11] Ahlaki ilkeler ibadetlerin tamamlayıcısıdır. İmanın kemale ermesi vesilesidir. Ahlaken olgunluğa ulaşmanın yolu ise İslam Dinini koymuş olduğu ilkelere uymaktır. Bu sebeple ibadetlerimizi korumak, imanımızı ahlaken kemale erdirmek için ahlakımızı güzelleştirmemiz gerekmektedir. Ahlaki ilkelerden olan ve kişiye nimetlerin en güzelini kazandıran doğruluk ise hiçbir zaman terk etmeyeceğimiz bir davranış şeklidir.

    Sözümüzü Sevgili Peygamberimizin tavsiyeleriyle sonlandırıyoruz. Efendimiz şöyle buyuruyor. “Şüpheliyi bırak, şüphe vermeyene bak. Zira gönül, (sözde ve işde) doğrudan huzur, yalandan kuşku duyar”[12]

    [1] Buhâri, Edeb 69

    [2] Ahzab, 33/70

    [3] Tevbe, 9/119

    [4] Bakara, 2/177

    [5] Hud, 11/112

    [6] Fussilet, 41/30

    [7] 5/119

    [8] Hadid, 57/19

    [9] Müslim, Îmân, 164

    [10] Tirmizî, Îmân, 12

    [11] Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1244

    [12] Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 56


  4. 23.Mayıs.2011, 20:52
    2
    Silent and lonely rains



    Peygamberimiz ve doğruluk - Peygamberimizin doğruluğa verdiği önem - Peygamberimizin doğruluk hakkında sözleri - Doğruluk hadisleri

    İslam Dininin getirmiş olduğu ölçüler, insanın günahlarla kirlenmiş gönlünü tertemiz hale getirir, dünyaya dalmış ruhunu uhrevi hayata döndürür, dünyayı ahirete ahireti dünyaya tercih etmeden her ikisini de Yaratanın razı olacağı bir yaşantıya çevirir. Bu sebeple bize sunulmuş olan bu ilkeleri benimsemeli, hayat düsturu haline getirmeliyiz. Bu düsturlardan biride doğruluktur.

    Doğruluk yalancılığın zıddıdır. Doğruluktan kasıt, söz söylemede, söz vermede, yaşantıda, iş hayatında, aile hayatında vs. doğru olmak, yalancılıktan beri olmaktır. Doğruluk kişiyi iyiliğe sevk eder, yalancılık ise kötülüğe sevk eder.

    Peygamber Efendimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır.

    إِنَّ الصَّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الجَنَّةِ ، وَإِنَّ الرَّجُلَ ليصْدُقُ حَتَّى يُكتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقاً ، وإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الفجُورِ وَإِنَّ الفجُورَ يَهْدِي إِلَى النَّارِ ، وَإِنَّ الرَّجُلَ لَيَكْذِبُ حَتَّى يُكتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّاباً

    “Şüphesiz ki sözde ve işde doğruluk hayra ve üstün iyiliğe yöneltir. İyilik de cennete iletir. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğrucu) diye kaydedilir. Yalancılık, yoldan çıkmaya (fücûr) sürükler. Fücûr da cehenneme götürür. Kişi yalancılığı meslek edinince Allah katında çok yalancı (kezzâb) diye yazılır.”[1]

    Doğruluk ne kadar önemli ise doğru insanlarla beraber olmakta o kadar önemlidir. Yaşam yalnız başına geçirilebilecek tarzda yaratılmamıştır. Birliktelik kaçınılmazdır. Bu birlikteliklerin en güzel şekilde devam edebilmesinin yolu ise doğruluktur.

    Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerimde bizlere şöyle emretmektedir.

    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلاً سَدِيداً

    “Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğru söz söyleyin.”[2]

    يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

    “Ey inananlar! Allah’a karşı saygılı olun ve özü-sözü doğru olanlarla beraber bulunun.”[3]

    “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!”[4]

    “O halde seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol! Aşırı da gitmeyin. Çünkü O, sizin yaptıklarınızı çok iyi görendir.”[5]

    Doğruluğu hayat haline getirmiş olanlar için nice müjdeler vardır. Kur’an-ı Kerimde bu müjdeler şöyle bildirilmektedir.

    إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ

    “Şüphesiz, Rabbimiz Allah'tır deyip, sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın, üzülmeyin, size vâdolunan cennetle sevinin! derler.”[6]

    “Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.”[7]

    “Allah'a ve peygamberlerine iman edenler, (evet) işte onlar, Rableri yanında sözü özü doğru olanlar ve şehitlik mertebesine erenlerdir. Onların mükâfatları ve nûrları vardır. İnkâr edip de âyetlerimizi yalanlayanlara gelince, onlar da cehennemin adamlarıdır.”[8]

    Doğruluk hayatın temel ilkesidir. Dünya hayatının güzel bir şekilde geçirilmesine vesiledir. Doğru sözlü olmayanların, işlerinde doğru çalışmayanların aile yaşantısında doğru davranışlar sergilemeyenin sonu hüsranlıktır. Birkaç örnekle konumuzu daha iyi anlamaya çalışalım. Aile yaşantısında doğruluğu benimsemeyenler sonunda sıkıntıya düşmüşlerdir. Eve geç gelen koca doğru söz söylemeyerek eşine karşı nerde olduğunu saklar ise, evinde olanlar için kocasına doğru bilgileri kadın sunmaz ise böyle bir hayat yavaş yavaş eşlerin birbirinden uzaklaşmalarına sebep olacaktır. Özellikle çocuklarımızın yanında doğru davranışlar sergilemememiz, doğru sözler söylemememiz telafisi mümkün olmayan hataları beraberinde getirecektir. Mesela evde aile birlikte beraber otururken telefon geldiğinde baba, telefona bakan çocuğuna “babam evde yok de” diye sözlerde bulunursa o zaman çocuk doğru sözün bazı zamanlarda söylenmeyeceğini zanneder ki, zaman sonra büyüdüğünde babası nerdeydin diye sorunca yanlış yerlerde dahi olsa çocuk doğru yerlerde dolaştığı yalanını söyleyecektir. Bu yalana ise başvurmasının altında yatan temel sebep aileden almış olduğu yanlış eğitimdir.

    Çocuklar tertemiz birer varlıklardır. Bizler onları şekillendirmekteyiz. Bu sebeple onların yanında doğru davranışlar ve doğru sözler sergilememiz geleceğimiz için gereklidir. Bazen eşler birbirlerine yalan söyler, çocuklar müdahale eder “sen çok konuşma bakayım” derler. Çocuk sorduğunda neden doğru söylemiyorsun diye, ana-baba “bazen annelerin veya babaların bilmemesi gereken şeyler vardır” cevabı verilir ki; bu yanlış, zaman sonra “ana-babaların da bilmemesi gereken bazı şeyler vardır” şekline dönüşür. Günümüzde zararlı alışkanlıklara müptela olmuş birçok gencimiz bu şekilde hatalara düşmektedir. Çocuklarımızın nerde olduklarını tam soramıyor, sorsak dahi doğru cevaplar alamıyoruz. Neslimizin dünya mutluluğu elimizdedir ve lütfen yapmış olduğumuz –kendimizce doğru olan- yanlış davranışlarla bu mutluluğu hüzne çevirmeyelim.

    İş hayatında doğruluk ilkesi ışığında çalışmamak kul hakkını ihlal etmek demektir. Bizlere verilmiş olan memuriyet, bütün milletimizin bir emanetidir. Yine ister devlet müesseselerinde, ister özel sektörde iş imkanı bulmuş isek bu bize verilen bir emanettir. Doğruluk ilkesi çerçevesinde çalışmamak ise emanete hıyanetlik etmektir.

    Ticari hayatta doğruluk ise ticari canlılığın devam etmesinin en önemli sebebidir. Yalan üzerine bina edilmiş ticari hayatta, ne esnaf nede müşteri bir fayda elde edemez. Müşteriyi aldatan esnaf aslında kendisini aldatmış demektir. Aldata aldata en sonunda müşterisi kalmayan esnaf elbette iflas edecektir. Esnafı aldatan müşteri ise yine kendini aldatmış demektir. Özellikle borçlu olunan yerlere zamanında borçların ödenmemesi sebebiyle esnaflar mağdur olmakta ve nice küçük müesseseler bu şekilde kapanmak zorunda kalmaktadır. Buda küçük esnafın yok olmasına sebep olmaktadır. Peygamber Efendimizin bir hadisini hatırlamakta fayda var. Efendimiz “bizi aldatan bizden değildir”[9] buyurmaktadır.

    Arkadaşlık ilişkileri ise yine doğrulukla sürdürülebilmektedir. Yalancılarla arkadaş olmak istemeyiz. Doğru sözlü olmayanların zararlarının mutlaka bir gün bize dokunacağını çok iyi bilmekteyiz. Bu sebeple bizde arkadaşlık ilişkilerimizde doğruluktan asla taviz vermeyeceğiz. Çünkü, Müslüman kendisi için istediğini Müslüman kardeşi için isteyendir

    Doğruluk emin olmak ve güvenilir olmak demektir. Yalancıdan emin olunmaz, yalancının asla güvenirliği yoktur. Efendimiz bir hadislerinde Müslüman’ı şöyle tarif etmektedir. اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ “Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.”[10]

    Doğruluk konusunda Peygamber Efendimiz bizlere en büyük örnektir. O’nun hayatında yalana asla rastlanmamıştır. Sadece kendine inanalar değil, inanmayanlar dahi onun doğruluğunu tasdik etmişler ve kendisine Muhammedü’l-Emin demişlerdir. Kabe’nin tamirinde Kureyşliler "Hacer-i Esved"i yerine koyma sırası gelince anlaşamadılar. Kureyş'in bütün kolları, bu şerefin kendilerine âit olmasını istiyordu. Anlaşmazlık dört gün sürdü, kan dökülmek üzereydi ki, Harem kapısından ilk girecek zâtın hakem yapılarak, onun vereceği karara uyulmasını" teklif edildi. Bu teklifin kabul edilmesiyle Haremin kapısından gerecek olan beklenmeye başlandı. Kapıdan Hz. Muhammed (s.a.s) girince buna o kadar sevindiler ki, “el-Emîn, el-Emîn,” geldi, O’nun vereceği karara razıyız dediler. Hz. Muhammed (s.a.s.), üzerine Hacer-i Esved-i koyduğu yaygının uçlarını Kureyşin ulularına tutturdu; hep berâber, konulacağı yere kadar taşıdılar. Hz. Peygamber (s.a.s.)'de taşı alıp yerine yerleştirdi. Anlaşmazlığın bu şekilde çözümlenmesi herkesi memnûn etti. Böylece büyük bir felâket önlenmiş oldu.

    Ramazan ayı içerisinde bulunmaktayız. Oruç tutmaktayız. Oruç imsak demektir, yani tutmak demektir. Nasıl ki, yemekten, içmekten ve ailevi ilişkiden kendimizi tutuyor sakındırıyor isek, ahlaken kötü davranışları da öylece tutmalı, hayatımıza aktarmamalıyız. Ramazan ayı bizlere birçok ahlaki güzellikleri kazandırmalıdır. Bu ilkelerin başında doğruluk gelmelidir. Doğru sözlü, doğru özlü olmamak kişiye zarar verdiği gibi ibadetlerine de zarar vermektedir. Oruç ile yalan asla bir araya gelmemelidir. Asıl olan insanla yalan asla bir araya gelmemelidir. Sevgili Peygamberimiz bir hadislerinde şöyle buyurmaktadır.

    مَنْ لَمْ يَدعْ قَوْلَ الزُّورِ والعمَلَ بِهِ فلَيْسَ للَّهِ حَاجةٌ في أَنْ يَدَعَ طَعامَهُ وشَرَابهُ

    “Kim yalan konuşmayı ve yalan-dolanla iş yapmayı terk etmezse, Allah o kimsenin yemesini, içmesini bırakmasına kıymet vermez.”[11] Ahlaki ilkeler ibadetlerin tamamlayıcısıdır. İmanın kemale ermesi vesilesidir. Ahlaken olgunluğa ulaşmanın yolu ise İslam Dinini koymuş olduğu ilkelere uymaktır. Bu sebeple ibadetlerimizi korumak, imanımızı ahlaken kemale erdirmek için ahlakımızı güzelleştirmemiz gerekmektedir. Ahlaki ilkelerden olan ve kişiye nimetlerin en güzelini kazandıran doğruluk ise hiçbir zaman terk etmeyeceğimiz bir davranış şeklidir.

    Sözümüzü Sevgili Peygamberimizin tavsiyeleriyle sonlandırıyoruz. Efendimiz şöyle buyuruyor. “Şüpheliyi bırak, şüphe vermeyene bak. Zira gönül, (sözde ve işde) doğrudan huzur, yalandan kuşku duyar”[12]

    [1] Buhâri, Edeb 69

    [2] Ahzab, 33/70

    [3] Tevbe, 9/119

    [4] Bakara, 2/177

    [5] Hud, 11/112

    [6] Fussilet, 41/30

    [7] 5/119

    [8] Hadid, 57/19

    [9] Müslim, Îmân, 164

    [10] Tirmizî, Îmân, 12

    [11] Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 1244

    [12] Riyazü’s-Salihin, Hadis No: 56


  5. 07.Kasım.2013, 15:44
    3
    Hoca
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 06.Şubat.2007
    Üye No: 11
    Mesaj Sayısı: 29,585
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 335
    Bulunduğu yer: çalışma odam:)

    Cevap: Peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler

    Hz. Muhammed (sav)in doğrulukla ilgili sözleri

    Hz. Ayşe Peygamberimizin yalan konusundaki hassasiyetini şöyle anlatır: "Allah Resulü’nün (s.a.) hiç hoşlanmadığı ve çok kızdığı huy, yalan söylemektir. Bir kimse Allah Resulünün (s.a.) yanında yalan söylerseo kişinin hemen tövbe edip o günahından temizlenmesini isterdi.” Nesai, Sehiv, 61

    Sahabilerden Berke (ra) “Allah Resulü (s.a.) ile oturuyorduk. ‘Büyük günahların en büyüğünü size haber vereyim mi?’ buyurdu. Biz de ‘Evet, haber ver ey Allah’ın Peygamberi!’ dedik. Bunun üzerine Allah ‘a ortak koşmak, anaya-babaya isyan ve eziyet etmektir.’ buyurdu. Sonra, dayandığı yerden doğrulup oturdu ve ‘İyi dinleyin! Bir de yalan söz ve yalancı şahitliktir. Dikkat edin, bir de yalan söz ve yalancı şahitliktir!’ buyurdu. Bu sözü durmadan tekrar ediyordu. Öyle ki ben, kendi kendime, “Allah’ın Peygamberi herhâlde susmayacak.’ dedim.” Buhari, Edeb, 6.

    Hz. Peygamber bir gün, yiyecek maddesi satan birinin yanına uğradı.. Elini tahıl çuvallarından birine daldırdı. Çuvalın üst kısmı kuru, alt kısmı ise yaş olduğundan Hz. Peygamberin parmakları ıslandı. Hz. Peygamber satıcıya, “Bu nedir?” diye sordu. Satıcı, tahılın yağmurdan ıslandığını söyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.) satıcıyı, “Islak kısmı, insanların görebilmesi için yiyeceğin üzerine neden koymadın? Bizi aldatan bizden değildir!” buyurarak uyardı. (Müslim, İman, 164)


  6. 07.Kasım.2013, 15:44
    3
    Moderatör
    Hz. Muhammed (sav)in doğrulukla ilgili sözleri

    Hz. Ayşe Peygamberimizin yalan konusundaki hassasiyetini şöyle anlatır: "Allah Resulü’nün (s.a.) hiç hoşlanmadığı ve çok kızdığı huy, yalan söylemektir. Bir kimse Allah Resulünün (s.a.) yanında yalan söylerseo kişinin hemen tövbe edip o günahından temizlenmesini isterdi.” Nesai, Sehiv, 61

    Sahabilerden Berke (ra) “Allah Resulü (s.a.) ile oturuyorduk. ‘Büyük günahların en büyüğünü size haber vereyim mi?’ buyurdu. Biz de ‘Evet, haber ver ey Allah’ın Peygamberi!’ dedik. Bunun üzerine Allah ‘a ortak koşmak, anaya-babaya isyan ve eziyet etmektir.’ buyurdu. Sonra, dayandığı yerden doğrulup oturdu ve ‘İyi dinleyin! Bir de yalan söz ve yalancı şahitliktir. Dikkat edin, bir de yalan söz ve yalancı şahitliktir!’ buyurdu. Bu sözü durmadan tekrar ediyordu. Öyle ki ben, kendi kendime, “Allah’ın Peygamberi herhâlde susmayacak.’ dedim.” Buhari, Edeb, 6.

    Hz. Peygamber bir gün, yiyecek maddesi satan birinin yanına uğradı.. Elini tahıl çuvallarından birine daldırdı. Çuvalın üst kısmı kuru, alt kısmı ise yaş olduğundan Hz. Peygamberin parmakları ıslandı. Hz. Peygamber satıcıya, “Bu nedir?” diye sordu. Satıcı, tahılın yağmurdan ıslandığını söyledi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.) satıcıyı, “Islak kısmı, insanların görebilmesi için yiyeceğin üzerine neden koymadın? Bizi aldatan bizden değildir!” buyurarak uyardı. (Müslim, İman, 164)


  7. 23.Aralık.2014, 18:45
    4
    Misafir

    Cevap: Peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler

    Peygamber efendimiz hayatı boyunca hep doğru ve güzel şeyler yapmaya çalıştı rabbimiz için ve bu doğru yoldan gitmeyi bize de önerdi onu biz kitaplardan tanıdık ve inşallah yüceler yücesi Rabbimiz onun yolundan gitmeyi bize de nasip etsin(amin)


  8. 23.Aralık.2014, 18:45
    4
    erda - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    erda
    Misafir
    Peygamber efendimiz hayatı boyunca hep doğru ve güzel şeyler yapmaya çalıştı rabbimiz için ve bu doğru yoldan gitmeyi bize de önerdi onu biz kitaplardan tanıdık ve inşallah yüceler yücesi Rabbimiz onun yolundan gitmeyi bize de nasip etsin(amin)


  9. 28.Mart.2015, 19:31
    5
    Misafir

    Cevap: Peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler

    Yüce Rabbim ettiğin duayı Allah yolunda ve her zaman ismini kalbinde yani peygamber efendimizi (sav) taşıyanlar için olsun.


  10. 28.Mart.2015, 19:31
    5
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Yüce Rabbim ettiğin duayı Allah yolunda ve her zaman ismini kalbinde yani peygamber efendimizi (sav) taşıyanlar için olsun.


  11. 30.Mart.2015, 19:59
    6
    Misafir

    Cevap: Peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler

    çok işime yaradı çok teşekkür ederim


  12. 30.Mart.2015, 19:59
    6
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    çok işime yaradı çok teşekkür ederim


  13. 22.Haziran.2015, 15:25
    7
    Misafir

    Cevap: Peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler

    Allah kim yazdıysa devamını erdirsin çok güzel


  14. 22.Haziran.2015, 15:25
    7
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    Allah kim yazdıysa devamını erdirsin çok güzel


  15. 17.Mart.2016, 23:38
    8
    Şema
    Moderatör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 20.Mart.2007
    Üye No: 123
    Mesaj Sayısı: 9,332
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 103

    Cevap: Peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler

    Doğruluk ile ilgili hadisler



    Bir sahabi Hz. Peygambere Ya Rasûlullah bana İslâmı öyle tanıt ki, senden başka birine sorma ihtiyacını duymayayım deyince, Rasûlullah şöyle buyurmuştur: Allaha inandım de, sonra da dosdoğru ol

    Doğru olunuz, kurtuluşa erersiniz


  16. 17.Mart.2016, 23:38
    8
    Moderatör
    Doğruluk ile ilgili hadisler



    Bir sahabi Hz. Peygambere Ya Rasûlullah bana İslâmı öyle tanıt ki, senden başka birine sorma ihtiyacını duymayayım deyince, Rasûlullah şöyle buyurmuştur: Allaha inandım de, sonra da dosdoğru ol

    Doğru olunuz, kurtuluşa erersiniz


  17. 03.Nisan.2016, 14:46
    9
    Misafir

    Cevap: Peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler

    ayn çok güzel oldu 100 aldım performansdan


  18. 03.Nisan.2016, 14:46
    9
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    ayn çok güzel oldu 100 aldım performansdan


  19. 28.Kasım.2016, 22:52
    10
    Misafir

    Yorum: Peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler

    H.Z MUHAMMED s.a.v demiş ki şu dağın ardından bir ordu geldiğini söylesem inanır mısınız . Halifelerden evet inanırız demiş.

    Bu DOĞRULUK MU yoksa GÜVENİRLİK Mİ


  20. 28.Kasım.2016, 22:52
    10
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir
    H.Z MUHAMMED s.a.v demiş ki şu dağın ardından bir ordu geldiğini söylesem inanır mısınız . Halifelerden evet inanırız demiş.

    Bu DOĞRULUK MU yoksa GÜVENİRLİK Mİ


  21. 29.Kasım.2016, 17:59
    11
    mum
    Administrator

    Profili:
    mum
    Üyelik Tarihi: 20.Ocak.2007
    Üye No: 2
    Mesaj Sayısı: 6,094
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 10

    Yorum: Peygamberimizin doğruluk ile ilgili hadisleri ve hayatından örnekler

    Bu Peygamberimizin hiç yalan söylememiş olması yani doğruluktan dolayı idi. Sözünü ettiğiniz kişiler halifeler değil mekke müşrikleriydi.


  22. 29.Kasım.2016, 17:59
    11
    mum
    Administrator
    Bu Peygamberimizin hiç yalan söylememiş olması yani doğruluktan dolayı idi. Sözünü ettiğiniz kişiler halifeler değil mekke müşrikleriydi.





+ Yorum Gönder