Konusunu Oylayın.: Leaseng faize giriyor mu? Finans kurumlarının yaptığı uygulamalar da faize benzemektedir? Faizsiz alacağız diye katılım

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Leaseng faize giriyor mu? Finans kurumlarının yaptığı uygulamalar da faize benzemektedir? Faizsiz alacağız diye katılım
  1. 23.Mayıs.2011, 17:50
    1
    Misafir

    Leaseng faize giriyor mu? Finans kurumlarının yaptığı uygulamalar da faize benzemektedir? Faizsiz alacağız diye katılım






    Leaseng faize giriyor mu? Finans kurumlarının yaptığı uygulamalar da faize benzemektedir? Faizsiz alacağız diye katılım Mumsema Leaseng faize giriyor mu? Finans kurumlarının yaptığı uygulamalar da faize benzemektedir? Faizsiz alacağız diye katılım bankasına fazla ödemek caiz midir?


  2. 23.Mayıs.2011, 17:50
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 23.Mayıs.2011, 18:04
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Leaseng faize giriyor mu? Finans kurumlarının yaptığı uygulamalar da faize benzemektedir? Faizsiz alacağız diye k




    Leasing, bir icar, bir kiralama akdidir. İçinde gayrimeşru şartlar barındırmadığı sürece caizdir.
    - Her şeyi haram üzerine işleyen kurum veya şahıslarla muamelede bulunmak doğru değildir.
    - Faiz her yerde haramdır. Bir faiz işlemi bankada haram olduğu gibi, camide de haramdır. İster normal bankalar olsun, ister katılım bankaları olsun, bizim için onların beyanları esastır. Katılım bankaları /Faizsiz Finans Kurumları, “Biz faizle iştigal etmiyoruz. Biz kâr-zarar ortaklığını esas alan bir sisteme göre işliyoruz.” diyorlar. Ve bu konuda onları denetleyen danışma kurumları vardır. Yani işlemlerinin faiz olup olmadığını denetleyen uzmanlarla çalışıyorlar.

    Normal bankalar ise “Biz faizle iştigal ediyoruz; bütün işlemlerimiz faizli sisteme göre işler.” diyorlar. İnsan olarak bize düşen bu her iki kurumun beyanlarını esas almak ve ona göre hareket etmektir. Normal bir banka kurumuna “Sen yalan söylüyorsun, sen faizle iştigal etmiyorsun.” demek, ne kadar anlamsız ise, katılım banka kurumuna da “Sen yalan söylüyorsun, sen faizle iştigal ediyorsun.” demek de o kadar anlamsızdır.
    Eğer bu itirazdan maksat, “faizli sistemde alınan faiz artışı ile, faizsiz sistemde alınan kâr payının aynı olduğu” varsayımı ise, bunun cevabı Kur’an’da verilmiştir:
    "... Bu hal onların "Alım-satım tıpkı faiz gibidir" demeleri yüzündendir...”(Bakara, 2/275).
    Yani; “Alım-satımda alınan fazlalık, faizde alınan fazlalıktan ne farkı vardır; ikisi de fazlılık... Birine helal, öbürüne haram demek isabetli bir karar değil... Ya ikisi de helaldir veya haramdır.“ diyerek, söz konusu ayırıma itiraz ettiler. Kur’an ise, çok veciz ve net bir cevap verdi:
    “... Allah alışverişi / alım-satımı helal; faizi ise haram kıldı...”(Bakara, 2/275-278).
    Yani; Allah’ın değerlendirmesinde, faiz haramdır, çünkü faizde zulüm vardır, haksız kazanç vardır. Kâr-zarar ortaklığında ise, eşitlik ve adalet vardır. Zulüm haram olduğuna göre, faiz de haramdır. Adalet gerekli olduğuna göre, kâr-zarar ortaklığı da insanlık camiası için gereklidir ve tek çıkış yoludur.
    Ayrıca, paranın var olma hikmeti, mutekavvem mal/kıymetli eşyanın değerini biçen bir hakemlik rolüdür. Çünkü, altın, gümüş, dolar ve paranın hiç biri, ne yenir, ne içilir ve ne de giyilir. Kıymetli olması ise, yapısı gereği sosyal bir varlık olan insanların, ihtiyaçlarını karşılamak üzere, zorunlu olarak değişik ürünlerini karşılıklı mübadele esasına dayalı olarak takas ederken, paranın değer biçen bir hakem ve her eşyanın hakkını karara bağlayan bir hâkim durumunda olmasından kaynaklanmaktadır. Eğer siz kalkıp hâkimi hapsederseniz, mahkemeyi işlemez hale getirir ve adalet mekanizmasına dinamit koymuş olursunuz. Bunun anlamı şudur: her türlü para, bir hakemdir, mal üretiminde kullanılmak üzere vardır. Kâr-zarar esasına dayalı olarak işlediği zaman, yatırıma yöneliyor, üretime yönlendiriyor ve hakemliğini güzelce yapıyor, demektir. Şayet, onu faiz sisteminin mahkumu haline getirirseniz, parayı asli görevi olan yatırımdan uzaklaştırmış, paranın parayla bir kumar oynamasını ön gürmüş olursunuz.
    Sonuç olarak faiz ile kâr-zarar ortaklığını aynı saymak, asla doğru olmadığı gibi, sosyal hayattaki ayniyat saymanlığından ve ekonomik muhasebeden habersiz olmak anlamına gelir.


  4. 23.Mayıs.2011, 18:04
    2
    Editör



    Leasing, bir icar, bir kiralama akdidir. İçinde gayrimeşru şartlar barındırmadığı sürece caizdir.
    - Her şeyi haram üzerine işleyen kurum veya şahıslarla muamelede bulunmak doğru değildir.
    - Faiz her yerde haramdır. Bir faiz işlemi bankada haram olduğu gibi, camide de haramdır. İster normal bankalar olsun, ister katılım bankaları olsun, bizim için onların beyanları esastır. Katılım bankaları /Faizsiz Finans Kurumları, “Biz faizle iştigal etmiyoruz. Biz kâr-zarar ortaklığını esas alan bir sisteme göre işliyoruz.” diyorlar. Ve bu konuda onları denetleyen danışma kurumları vardır. Yani işlemlerinin faiz olup olmadığını denetleyen uzmanlarla çalışıyorlar.

    Normal bankalar ise “Biz faizle iştigal ediyoruz; bütün işlemlerimiz faizli sisteme göre işler.” diyorlar. İnsan olarak bize düşen bu her iki kurumun beyanlarını esas almak ve ona göre hareket etmektir. Normal bir banka kurumuna “Sen yalan söylüyorsun, sen faizle iştigal etmiyorsun.” demek, ne kadar anlamsız ise, katılım banka kurumuna da “Sen yalan söylüyorsun, sen faizle iştigal ediyorsun.” demek de o kadar anlamsızdır.
    Eğer bu itirazdan maksat, “faizli sistemde alınan faiz artışı ile, faizsiz sistemde alınan kâr payının aynı olduğu” varsayımı ise, bunun cevabı Kur’an’da verilmiştir:
    "... Bu hal onların "Alım-satım tıpkı faiz gibidir" demeleri yüzündendir...”(Bakara, 2/275).
    Yani; “Alım-satımda alınan fazlalık, faizde alınan fazlalıktan ne farkı vardır; ikisi de fazlılık... Birine helal, öbürüne haram demek isabetli bir karar değil... Ya ikisi de helaldir veya haramdır.“ diyerek, söz konusu ayırıma itiraz ettiler. Kur’an ise, çok veciz ve net bir cevap verdi:
    “... Allah alışverişi / alım-satımı helal; faizi ise haram kıldı...”(Bakara, 2/275-278).
    Yani; Allah’ın değerlendirmesinde, faiz haramdır, çünkü faizde zulüm vardır, haksız kazanç vardır. Kâr-zarar ortaklığında ise, eşitlik ve adalet vardır. Zulüm haram olduğuna göre, faiz de haramdır. Adalet gerekli olduğuna göre, kâr-zarar ortaklığı da insanlık camiası için gereklidir ve tek çıkış yoludur.
    Ayrıca, paranın var olma hikmeti, mutekavvem mal/kıymetli eşyanın değerini biçen bir hakemlik rolüdür. Çünkü, altın, gümüş, dolar ve paranın hiç biri, ne yenir, ne içilir ve ne de giyilir. Kıymetli olması ise, yapısı gereği sosyal bir varlık olan insanların, ihtiyaçlarını karşılamak üzere, zorunlu olarak değişik ürünlerini karşılıklı mübadele esasına dayalı olarak takas ederken, paranın değer biçen bir hakem ve her eşyanın hakkını karara bağlayan bir hâkim durumunda olmasından kaynaklanmaktadır. Eğer siz kalkıp hâkimi hapsederseniz, mahkemeyi işlemez hale getirir ve adalet mekanizmasına dinamit koymuş olursunuz. Bunun anlamı şudur: her türlü para, bir hakemdir, mal üretiminde kullanılmak üzere vardır. Kâr-zarar esasına dayalı olarak işlediği zaman, yatırıma yöneliyor, üretime yönlendiriyor ve hakemliğini güzelce yapıyor, demektir. Şayet, onu faiz sisteminin mahkumu haline getirirseniz, parayı asli görevi olan yatırımdan uzaklaştırmış, paranın parayla bir kumar oynamasını ön gürmüş olursunuz.
    Sonuç olarak faiz ile kâr-zarar ortaklığını aynı saymak, asla doğru olmadığı gibi, sosyal hayattaki ayniyat saymanlığından ve ekonomik muhasebeden habersiz olmak anlamına gelir.





+ Yorum Gönder