Konusunu Oylayın.: Hasırcılık mesleğinin geçmişteki ve günümüzdeki önemi nedir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 3 kişi
Hasırcılık mesleğinin geçmişteki ve günümüzdeki önemi nedir?
  1. 22.Mayıs.2011, 18:11
    1
    Misafir

    Hasırcılık mesleğinin geçmişteki ve günümüzdeki önemi nedir?






    Hasırcılık mesleğinin geçmişteki ve günümüzdeki önemi nedir? Mumsema hasırcılık mesleğinin geçmişteki ve günümüzdeki önemi


  2. 22.Mayıs.2011, 18:11
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 03.Ağustos.2013, 09:08
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Hasırcılık mesleğinin geçmişteki ve günümüzdeki önemi nedir?




    Hasırcılık

    Hasır, kurumuş bitki sapları ve saz gövdelerinin birbirine geçirilmesiyle örülen, genellikle taban dösemesi bazen duvar ve tavan kaplamasi olarak kullanilan bir cins yaygidir. Hasirlar, yapildigi sazin incelik, kalinlik ve türüne göre Trablus hasiri, Misir hasiri, Kaba hasir vb.adlar alirdi. Boyanmis sazlarla hasirlara desenler yapilirdi.Osmanlilarda hasircilik, XVII.yy’dan baslayarak önemli zanaat kollarindan biri durumuna geldi. Istanbul’da Hasircilar Çarsisi adiyla çarsisi bile vardi.Günümüzde hasircilik sadece kirsal kesimde belli oranda devam etmektedir.
    Hasır Alm. Strohmatte (f), Fr. Natt (f), İng. Rush mat; matting. Sazdan veya kabuk, yaprak gibi bitki kısımlarıyla örülmüş, taban döşemesi, duvar ve tavan kaplaması gibi çeşitli yerlerde kullanılan bir cins kilim.
    Kurutulmuş veya kurumuş bitkilerin sap, kabuk veya yapraklarından yapıldığı gibi, saz gövdelerinden yahut rafyadan örülen türleri de vardır. Daha çok hasır otu adı verilen ve bataklıklarda yetişen bir sazdan örülür. Hasır otu, hasır kilim örmek maksadıyla kullanıldığı gibi çeşitli şekillerde örülerek çok değişik yerlerde de kullanılabilir. Genellikle alta serilmek üzere yapılan “kaba hasır” denilen bir hasır türü Anadolu’da çok yaygındır. Kalın sazlardan yapılan bu hasır, kır kahvelerinde, evlerde ve camilerde yaygı olarak kullanılır.
    Hasır, eski Türk evlerinde çok kullanılan yaygılardandır. Türklerde taş veya toprak odaların tahta zemin üzerlerine hasır serilirdi. Hasırcılık 17. yüzyılda Osmanlılarda önemli sanat kollarından biri durumundaydı. Yapıldıkları sazların incelik ve kalınlık durumlarına göre Trablus hasırı, Mısır hasırı, kaba hasır gibi isimler alırdı. İstanbul’da ayrı bir Hasırcılar Çarşısı vardı.
    Ayrıca, hindistancevizi elyafından veya abak denilen bir çeşit ottan yapılan hasır, denizcilikte halat olarak kullanılır.
    Hyüzyıldan yapılan çanta, sofra örtüsü, zembil ve şişe koruyucuları günümüzde de kullanılmaktadır. Günümüzde hasırcılıkta bitki lifleri yerine suni elyaftan istifade edilmektedir. Koltuk, tabure, sandalye ve iskemlelerin oturulacak yerlerinde, sun’i elyaftan yapılan hasır örgüler kullanılmaktadır.
    Hasır örgüsü, boydan boya gerilmiş ipler arasından ince sazlardan yapılmış her lif, ya bir alttan, bir üstten veya iki alttan bir üstten geçirilerek tezgahlarda örülür. Küçük eşyalar ve koltuk, sandalye için kullanılacak hasırlar elde örülür.
    Hasır, dürülerek ve yuvarlanarak kaldırıldığı için kullanılması kolaydır. Halıların altında, duvar ve tavanda kullanılırken, rutubet geçirmemesi, havayı tutması, ucuz ve kolay bir dokuma şekli olması yüzünden asırlardır Türkler tarafından çok kullanılan bir yaygı türü olarak bilinmektedir.


    AFYON’DA HASIRCILIK
    Hasırcılık pekçok yörelerde yapılmış olsa da örnek açısından aşağıda Afyon yöremizde hasırcılık verilmiştir.
    İlçemiz Yakasinek kasabası ve Taşköprü’de bazı yaşlı kişilerce hasır ve boyra örücülüğü yapılmaktadır.Hasır, daha çok Akşehir ve Eber Göllerinde yetişen “kındıra” adı verilen bir çeşit su bitkisinin işlenerek basit tezgâhlarda dokunması ile halı ve kilim altlarına serilerek kullanılır. Boyra (kamış hasırı), Akşehir ve Eber Göllerinde yetişen kamışın işlenmesinden sonra tezgâhında örülerek, ahşap evlerin tavan kısımlarının üzerine atılan talâş ve toprakların içeriye sızmasını önlemek için kullanıldığı gibi, çeşitli yerlerde dekorasyon ve kamufle malzemesi olarak da kullanılmaktadır. Ancak, gelişen teknolojik yenilikler, yukarıda anlattığımız hasır ve boyraya karşı olan ilginin azalmasına sebep olmuştur.


  4. 03.Ağustos.2013, 09:08
    2
    Editör



    Hasırcılık

    Hasır, kurumuş bitki sapları ve saz gövdelerinin birbirine geçirilmesiyle örülen, genellikle taban dösemesi bazen duvar ve tavan kaplamasi olarak kullanilan bir cins yaygidir. Hasirlar, yapildigi sazin incelik, kalinlik ve türüne göre Trablus hasiri, Misir hasiri, Kaba hasir vb.adlar alirdi. Boyanmis sazlarla hasirlara desenler yapilirdi.Osmanlilarda hasircilik, XVII.yy’dan baslayarak önemli zanaat kollarindan biri durumuna geldi. Istanbul’da Hasircilar Çarsisi adiyla çarsisi bile vardi.Günümüzde hasircilik sadece kirsal kesimde belli oranda devam etmektedir.
    Hasır Alm. Strohmatte (f), Fr. Natt (f), İng. Rush mat; matting. Sazdan veya kabuk, yaprak gibi bitki kısımlarıyla örülmüş, taban döşemesi, duvar ve tavan kaplaması gibi çeşitli yerlerde kullanılan bir cins kilim.
    Kurutulmuş veya kurumuş bitkilerin sap, kabuk veya yapraklarından yapıldığı gibi, saz gövdelerinden yahut rafyadan örülen türleri de vardır. Daha çok hasır otu adı verilen ve bataklıklarda yetişen bir sazdan örülür. Hasır otu, hasır kilim örmek maksadıyla kullanıldığı gibi çeşitli şekillerde örülerek çok değişik yerlerde de kullanılabilir. Genellikle alta serilmek üzere yapılan “kaba hasır” denilen bir hasır türü Anadolu’da çok yaygındır. Kalın sazlardan yapılan bu hasır, kır kahvelerinde, evlerde ve camilerde yaygı olarak kullanılır.
    Hasır, eski Türk evlerinde çok kullanılan yaygılardandır. Türklerde taş veya toprak odaların tahta zemin üzerlerine hasır serilirdi. Hasırcılık 17. yüzyılda Osmanlılarda önemli sanat kollarından biri durumundaydı. Yapıldıkları sazların incelik ve kalınlık durumlarına göre Trablus hasırı, Mısır hasırı, kaba hasır gibi isimler alırdı. İstanbul’da ayrı bir Hasırcılar Çarşısı vardı.
    Ayrıca, hindistancevizi elyafından veya abak denilen bir çeşit ottan yapılan hasır, denizcilikte halat olarak kullanılır.
    Hyüzyıldan yapılan çanta, sofra örtüsü, zembil ve şişe koruyucuları günümüzde de kullanılmaktadır. Günümüzde hasırcılıkta bitki lifleri yerine suni elyaftan istifade edilmektedir. Koltuk, tabure, sandalye ve iskemlelerin oturulacak yerlerinde, sun’i elyaftan yapılan hasır örgüler kullanılmaktadır.
    Hasır örgüsü, boydan boya gerilmiş ipler arasından ince sazlardan yapılmış her lif, ya bir alttan, bir üstten veya iki alttan bir üstten geçirilerek tezgahlarda örülür. Küçük eşyalar ve koltuk, sandalye için kullanılacak hasırlar elde örülür.
    Hasır, dürülerek ve yuvarlanarak kaldırıldığı için kullanılması kolaydır. Halıların altında, duvar ve tavanda kullanılırken, rutubet geçirmemesi, havayı tutması, ucuz ve kolay bir dokuma şekli olması yüzünden asırlardır Türkler tarafından çok kullanılan bir yaygı türü olarak bilinmektedir.


    AFYON’DA HASIRCILIK
    Hasırcılık pekçok yörelerde yapılmış olsa da örnek açısından aşağıda Afyon yöremizde hasırcılık verilmiştir.
    İlçemiz Yakasinek kasabası ve Taşköprü’de bazı yaşlı kişilerce hasır ve boyra örücülüğü yapılmaktadır.Hasır, daha çok Akşehir ve Eber Göllerinde yetişen “kındıra” adı verilen bir çeşit su bitkisinin işlenerek basit tezgâhlarda dokunması ile halı ve kilim altlarına serilerek kullanılır. Boyra (kamış hasırı), Akşehir ve Eber Göllerinde yetişen kamışın işlenmesinden sonra tezgâhında örülerek, ahşap evlerin tavan kısımlarının üzerine atılan talâş ve toprakların içeriye sızmasını önlemek için kullanıldığı gibi, çeşitli yerlerde dekorasyon ve kamufle malzemesi olarak da kullanılmaktadır. Ancak, gelişen teknolojik yenilikler, yukarıda anlattığımız hasır ve boyraya karşı olan ilginin azalmasına sebep olmuştur.





+ Yorum Gönder