Konusunu Oylayın.: Delilerin dünya sınavında ne işi var?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Delilerin dünya sınavında ne işi var?
  1. 22.Mayıs.2011, 13:35
    1
    Misafir

    Delilerin dünya sınavında ne işi var?






    Delilerin dünya sınavında ne işi var? Mumsema Delilerin sınav dünyasında ne işi var?


  2. 22.Mayıs.2011, 14:10
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Delilerin dünya sınavında ne işi var?




    İnsan aklı sayesinde neye, niçin inandığını kavrar. İslam dini akıl sahibi insanları muhatab alır ve onlara sorumluluk yükler. “Aklı olmayanın dini de yoktur” ifadesini bu anlamda düşünmek gerekir.

    Bütün İslâm âlimleri aklı, insanın dinin emir ve yasaklarıyla sorumlu tutulmasının temel şartı olarak söylemişler, akıldan yoksun olanlara hiçbir sorumluluğun yüklenemeyeceği görüşünde birleşmişlerdir. Mesela; namaz, oruç, zekât, hacc gibi ibadetleri yerine getirebilmenin ilk şartı âkıl-bâliğ olmak, yani deli olmamak ve ergen olmaktır. Ayrıca zamanının en akıllısı olmayı (fetânet) peygamberlerin temel vasıflarından kabul etmişlerdir. İslam alimleri, imandan sonra en büyük nimet olarak gördükleri akla, dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmaya vesile olması dolayısıyla büyük değer vermişlerdir.

    Aklın önemi ve değeri ile ilgili birkaç ayet meali:

    ... İlimde ileri gidenler; biz ona inandık, hepsi de Rabbimizin katındandır derler. Bunu ise ancak aklını isabetle kullanabilenler akledip düşünebilir.” (Al-i imran, 7)

    “ Bu Kur’an insanlara bir tebliğdir. İnsanlar bununla uyarılsınlar, O’nun tek ilah olduğunu bilsinler ve akıllarını kullansınlar da düşünüp ibret alsınlar.” (İbrahim, 50)

    “... Onları müjdele, onlar ki sözü dinlerler ve o sözün en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir, onlar akl-ı selim sahipleridir.”(Zümer, 18)

    Ve akılla ilgili birkaç vecize, güzel söz:

    * Aklı olmayanın dini de yoktur.
    * En akıllı insan öğüt alan insandır.
    * Her nimetin bir şükrü vardır. Akıl nimetinin şükrü de düşünüp öğüt almaktır.
    * İki şey var ki, asla sonuna erişilmez. İlim ve akıl
    * İlim tükenmez hazine, akıl eskimez elbisedir.
    * Akıl ve iman ikiz kardeştir. Allah biri olmadan diğerini kabul etmez.
    * İman kalp sayesinde inanılan ve yaşanan, akıl sayesinde de düşünülen ve idrak edilen bir gerçektir.
    * Bir saat (kısa bir an) tefekkür (düşünmek), bir gece nafile ibadet etmekten daha hayırlıdır.

    _____________________

    Allah her varlığı ne için yarattıysa, ona uygun özelliklerle donatmıştır. Bu nedenle insan gibi değerli bir varlığın akıl gibi bir nimetten mahrum kalması, onun yaratılış gayesine uygun olmazdı. Güneşin ışıksız, insanın ruhsuz olması nasıl düşünülemezse, insanın da akılsız olması düşünülemez.

    - Eğer Allah, delileri de sorumlu tutsaydı, o takdirde Allah’ın hikmetine ve adaletine uygun olmazdı. Çünkü, sorular imtihana tabi olanların kaldırabileceği bir seviyede olmalıdır. İlkokul öğrencisine, yüksek fizik dersi verilmez. Yabancı dil bilmeyen öğrencilere, İngilizce sorular sorulmaz. Aynı şekilde, imtihanın asıl muhatabı olan akıldan yoksun kimselerin imtihana alınmaları fırsat eşitliğine aykırı olduğundan adalet ve hikmet ölçüleriyle bağdaşamaz.

    - Akıllı olma iddiasında olan bir kimsenin, kendini akılsızlarla mukayese etmesi ilginçtir. Akıl gibi kendisine bahşedilen en büyük bir nimeti, nefsine kurban ederek, yerli yerince kullanmayıp delice hayat sürdükten sonra da, sorumluluktan kurtulmak için gerçek bir deli olmayı arzu etmesi, imtihanı kaybetmenin nelere mal olacağını göstermesi bakımından dikkate değer bir tablodur.

    - Kur’an’da, Amme Suresi'nin sonunda, inkârcıların “Keşke toprak olsaydım” demek zorunda kalacağı bir sahneye yer verilmiştir. Alimlerin açıklamalarına göre, inkârcılar, diğer canlıların/hayvanların hepsinin -bedensel yönleriyle- toprak olduğunu görünce bu sözleri söyleyecekler. Bunun bir anlamı da şudur: “Keşke insan olacağıma hayvan olsaydım da, onlar gibi bugün toprak olsaydım...”

    - Şunu unutmamak gerekir ki, Allah âdildir, kullarına zulmetmez. Bazılarına ayrı lütuflarda bulunması -başkasının hakkını-hukukunu ihlal etmediği için- bir haksızlık değildir.

    - Dünyada iken, hangimiz deli olmak ister?

    - Cennet kapılarını açmak için verilen akıl anahtarını yanlış kullanarak, kendisi için cehennem kapısını açacak bir şekle sokmak gibi bir cinayeti işledikten sonra, faturayı Allah’a kesmeye çalışmak ayrıca bir cinayettir.

    - Eğer herkes deli olsaydı, imtihan diye bir şey olmazdı. Çünkü, meleklerde yalnız akıl olduğu için imtihana alınmamıştır. Hayvanlarda ise yalnız nefis olduğu için, onlar da –deliler gibi- imtihana tabi tutulmamıştır. Hem aklı hem de nefsi olan insan oğlu imtihana alınmıştır. İmtihana alınmıştır ki, -nefsine rağmen- aklını kullanıp dosdoğru yolda yürüdüğü takdirde imtihanı kazansın; -aklına rağmen- nefsinin peşine takılıp hayvan gibi bir hayatı tercih etmesi halinde de imtihanı kaybetsin.. Ta ki, bilenlerle bilmeyenler, iyilerle kötüler, inananlarla inanmayanlar, akılını kullananlarla kullanmayanlar aynı kefeye konmasın, herkes hak ettiğini görsün ve böylece adalet yerini bulsun...
    Rabbimiz cümlemize hidayeti nasip etsin.

    Akıllıca hareket etmeye muvaffak eylesin.





  3. 22.Mayıs.2011, 14:10
    2
    Silent and lonely rains



    İnsan aklı sayesinde neye, niçin inandığını kavrar. İslam dini akıl sahibi insanları muhatab alır ve onlara sorumluluk yükler. “Aklı olmayanın dini de yoktur” ifadesini bu anlamda düşünmek gerekir.

    Bütün İslâm âlimleri aklı, insanın dinin emir ve yasaklarıyla sorumlu tutulmasının temel şartı olarak söylemişler, akıldan yoksun olanlara hiçbir sorumluluğun yüklenemeyeceği görüşünde birleşmişlerdir. Mesela; namaz, oruç, zekât, hacc gibi ibadetleri yerine getirebilmenin ilk şartı âkıl-bâliğ olmak, yani deli olmamak ve ergen olmaktır. Ayrıca zamanının en akıllısı olmayı (fetânet) peygamberlerin temel vasıflarından kabul etmişlerdir. İslam alimleri, imandan sonra en büyük nimet olarak gördükleri akla, dünya ve ahiret mutluluğunu kazanmaya vesile olması dolayısıyla büyük değer vermişlerdir.

    Aklın önemi ve değeri ile ilgili birkaç ayet meali:

    ... İlimde ileri gidenler; biz ona inandık, hepsi de Rabbimizin katındandır derler. Bunu ise ancak aklını isabetle kullanabilenler akledip düşünebilir.” (Al-i imran, 7)

    “ Bu Kur’an insanlara bir tebliğdir. İnsanlar bununla uyarılsınlar, O’nun tek ilah olduğunu bilsinler ve akıllarını kullansınlar da düşünüp ibret alsınlar.” (İbrahim, 50)

    “... Onları müjdele, onlar ki sözü dinlerler ve o sözün en güzeline uyarlar. İşte onlar Allah’ın kendilerini doğru yola ilettiği kimselerdir, onlar akl-ı selim sahipleridir.”(Zümer, 18)

    Ve akılla ilgili birkaç vecize, güzel söz:

    * Aklı olmayanın dini de yoktur.
    * En akıllı insan öğüt alan insandır.
    * Her nimetin bir şükrü vardır. Akıl nimetinin şükrü de düşünüp öğüt almaktır.
    * İki şey var ki, asla sonuna erişilmez. İlim ve akıl
    * İlim tükenmez hazine, akıl eskimez elbisedir.
    * Akıl ve iman ikiz kardeştir. Allah biri olmadan diğerini kabul etmez.
    * İman kalp sayesinde inanılan ve yaşanan, akıl sayesinde de düşünülen ve idrak edilen bir gerçektir.
    * Bir saat (kısa bir an) tefekkür (düşünmek), bir gece nafile ibadet etmekten daha hayırlıdır.

    _____________________

    Allah her varlığı ne için yarattıysa, ona uygun özelliklerle donatmıştır. Bu nedenle insan gibi değerli bir varlığın akıl gibi bir nimetten mahrum kalması, onun yaratılış gayesine uygun olmazdı. Güneşin ışıksız, insanın ruhsuz olması nasıl düşünülemezse, insanın da akılsız olması düşünülemez.

    - Eğer Allah, delileri de sorumlu tutsaydı, o takdirde Allah’ın hikmetine ve adaletine uygun olmazdı. Çünkü, sorular imtihana tabi olanların kaldırabileceği bir seviyede olmalıdır. İlkokul öğrencisine, yüksek fizik dersi verilmez. Yabancı dil bilmeyen öğrencilere, İngilizce sorular sorulmaz. Aynı şekilde, imtihanın asıl muhatabı olan akıldan yoksun kimselerin imtihana alınmaları fırsat eşitliğine aykırı olduğundan adalet ve hikmet ölçüleriyle bağdaşamaz.

    - Akıllı olma iddiasında olan bir kimsenin, kendini akılsızlarla mukayese etmesi ilginçtir. Akıl gibi kendisine bahşedilen en büyük bir nimeti, nefsine kurban ederek, yerli yerince kullanmayıp delice hayat sürdükten sonra da, sorumluluktan kurtulmak için gerçek bir deli olmayı arzu etmesi, imtihanı kaybetmenin nelere mal olacağını göstermesi bakımından dikkate değer bir tablodur.

    - Kur’an’da, Amme Suresi'nin sonunda, inkârcıların “Keşke toprak olsaydım” demek zorunda kalacağı bir sahneye yer verilmiştir. Alimlerin açıklamalarına göre, inkârcılar, diğer canlıların/hayvanların hepsinin -bedensel yönleriyle- toprak olduğunu görünce bu sözleri söyleyecekler. Bunun bir anlamı da şudur: “Keşke insan olacağıma hayvan olsaydım da, onlar gibi bugün toprak olsaydım...”

    - Şunu unutmamak gerekir ki, Allah âdildir, kullarına zulmetmez. Bazılarına ayrı lütuflarda bulunması -başkasının hakkını-hukukunu ihlal etmediği için- bir haksızlık değildir.

    - Dünyada iken, hangimiz deli olmak ister?

    - Cennet kapılarını açmak için verilen akıl anahtarını yanlış kullanarak, kendisi için cehennem kapısını açacak bir şekle sokmak gibi bir cinayeti işledikten sonra, faturayı Allah’a kesmeye çalışmak ayrıca bir cinayettir.

    - Eğer herkes deli olsaydı, imtihan diye bir şey olmazdı. Çünkü, meleklerde yalnız akıl olduğu için imtihana alınmamıştır. Hayvanlarda ise yalnız nefis olduğu için, onlar da –deliler gibi- imtihana tabi tutulmamıştır. Hem aklı hem de nefsi olan insan oğlu imtihana alınmıştır. İmtihana alınmıştır ki, -nefsine rağmen- aklını kullanıp dosdoğru yolda yürüdüğü takdirde imtihanı kazansın; -aklına rağmen- nefsinin peşine takılıp hayvan gibi bir hayatı tercih etmesi halinde de imtihanı kaybetsin.. Ta ki, bilenlerle bilmeyenler, iyilerle kötüler, inananlarla inanmayanlar, akılını kullananlarla kullanmayanlar aynı kefeye konmasın, herkes hak ettiğini görsün ve böylece adalet yerini bulsun...
    Rabbimiz cümlemize hidayeti nasip etsin.

    Akıllıca hareket etmeye muvaffak eylesin.





  4. 22.Mayıs.2011, 17:20
    3
    Mürid74
    Devamlı Üye

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 28.Ocak.2011
    Üye No: 83646
    Mesaj Sayısı: 186
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 2

    Cevap: Delilerin dünya sınavında ne işi var?

    Deli bir insani gören akli yerinde insanlar cesitli sekilde davranirlar.
    Kimi deli olan kisiyle alay gecer, kimi ise üzülür ve merhamet edip yardim etmeye calisir, kimide deli olan kisiyi görüp kendisi akli yerinde oldugu icin Rabbine sükreder.
    Sonucda deli olan bir insan akli yerinde olmadigi icin yaptikalrindan dolayi sorumlu degildir insallah, fakat o deli olan kisiyle alay eden, merhamet edip yardim eden veya Rabbine akli yerinde oldugu icin sükreden insanlar sorumludur.
    O halde Rabbimiz deli olan bir kisiyi imtihan etmek icin degil, deli olmuyanlari onu vesile ederek imtihan etmek icin yaratmisdir insallah.

    Allah (c.c.) yardimcimiz olsun!!!


  5. 22.Mayıs.2011, 17:20
    3
    Devamlı Üye
    Deli bir insani gören akli yerinde insanlar cesitli sekilde davranirlar.
    Kimi deli olan kisiyle alay gecer, kimi ise üzülür ve merhamet edip yardim etmeye calisir, kimide deli olan kisiyi görüp kendisi akli yerinde oldugu icin Rabbine sükreder.
    Sonucda deli olan bir insan akli yerinde olmadigi icin yaptikalrindan dolayi sorumlu degildir insallah, fakat o deli olan kisiyle alay eden, merhamet edip yardim eden veya Rabbine akli yerinde oldugu icin sükreden insanlar sorumludur.
    O halde Rabbimiz deli olan bir kisiyi imtihan etmek icin degil, deli olmuyanlari onu vesile ederek imtihan etmek icin yaratmisdir insallah.

    Allah (c.c.) yardimcimiz olsun!!!





+ Yorum Gönder