Konusunu Oylayın.: Eşler arasındaki eşitlikler ve haklar nelerdir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Eşler arasındaki eşitlikler ve haklar nelerdir?
  1. 22.Mayıs.2011, 10:41
    1
    Misafir

    Eşler arasındaki eşitlikler ve haklar nelerdir?






    Eşler arasındaki eşitlikler ve haklar nelerdir? Mumsema eşler arasındaki eşitlik vehaklar


  2. 22.Mayıs.2011, 11:22
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Eşler arasındaki eşitlikler ve haklar nelerdir?




    KARI – KOCA HAKKI

    "O kadınların, üzerlerindeki meşru hak gibi, kendilerinin de hakları vardır." (Bakara 2/228)

    KOCANIN KARISI ÜZERİNDEKİ HAKLARI:

    ► Ellah'a isyan niteliği taşımadığı müddetçe kocasının her isteğine itaat etmesi.
    ► Kendini şâibeli ortam ve işlerden koruması.
    ► Vücudunun güçlenmesi ve dinamik/dinç kalabilmesi için ev işlerini ifa etmesi.
    ► Kocasının malından onun izni olmaksızın hiçbir şey vermemesi.
    ► Kocasının izni olmadan evinden dışarı çıkmaması.
    ► Kocasının yokluğunda vakar ve takvasına bağlılığı; huzurunda da (yanına geldiğinde de) gönlü rahat, mutlu ve neşeli olması.
    ► Onu, kaldıramayacağı külfetler altında bırakmaması. Zira kanaatkarlık, kadının en üstün meziyetlerinden biridir.
    ► Dini vazifelerini yerine getirmede azami gayret sarf etmesi.
    ► Kocasının izni olmadan nafile oruca niyet etmemesi.
    ► Kendi hakkından önce kocasının hakkını gözetmesi, onun akrabalarına özellikle de anasına hürmet ve ikramda bulunması.

    Peygamber Efendimizin (s.a.v) döneminde bir kadın, eve gelen kocasını karşıladığında şöyle derdi: " Efendim ve hane halkımın efendisi hoş geldin!" Üzerindeki elbisesini alıp ayakkabılarını çıkarmasına yardım ederdi. Eğer onu üzgün görmüşse: "Nedir seni üzen? Eğer üzüntün ahirete dair ise, Ellah daha da artırsın. Yok eğer dünya için ise, Ellah sana yardım etsin"….Efendimiz (s.a.v.) bunları duyunca şöyle buyurmuştur: "Ey falanca! Şu kadına benden selam söyle ve kendisinin bir şehid sevabına nail olduğunu haber ver" (Ebde'ul-beyân)

    KADININ KOCASI ÜZERİNDEKİ HAKLARI:

    ► Mehrini ödemesi
    ► Maruf ölçüsünde ona harcamada bulunması
    ► Helal rızık talep ederek eşine o helal maldan harcaması
    ► Dini vazifelerini ona öğretmesi. Aksi halde kadının –kocanın izni olmaksızın- evinden çıkıp dini meseleleri alimlere sorma hakkı doğar.
    ► Hanımının sırlarını ifşa etmemesi. Aynı şey hanımı için de geçerlidir; o da kocasının sırlarını ifşa etmemelidir.
    ► Hanımını kıskanması.
    ► Hanımıyla iyi geçinmesi lazımdır: Dilini hatalardan ve zararlı konuşmalardan korumalıdır. Nitekim Ellahu Teala : "Onlarla iyi geçinin" (Nisa 4/19) buyurmaktadır. Peygamber Efendimizi de: "Kadınlar hakkında Ellah'tan sakının! " buyurmaktadır.
    ► Hanımının cefasına katlanmalıdır. Zira bir hadiste "Peygamber Efendimiz (s.a.v) aile ve çocuklarına karşı insanların en merhametlisiydi" denilmektedir. Yüce Ellah da bir ayet-i kerimede şöyle buyurur: " Sizin için Resulullah'ta güzel bir örnek vardır" (Nisa 20).
    ► Hanımının gönlünü hoş etmek için onunla şakalaşmalı ve oynaşmalıdır. Nitekim Efendimiz de (s.a.v.) hanımlarıyla şakalaşırdı. Hatta bir defasında Hz. Aişete'ye koşu yarışması yapmıştır….Ebu Hureyre'den rivayet edilen bir hadise göre Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: "Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlakı en güzel ve ailesine karşı en fazla hoşgörülü olandır" buyurarak en güzel örneği burada temsil etmiş bulunmaktadır.

    Buraya kadar karı ve koca haklarından bahsetmiş bulunmaktayız. Şimdi aşağıda değineceğim hususlarda eşler arasındaki geçimsizlik, huzursuzluk ve anlaşmazlıkların neler olduğuna değinip burada eşlerin ne yapması gerektiğini beyan edeceğim.

    Evvela aile olduğumuzun bilincinin yerleşmesi lazım. Toplumun en küçük birimi olan aile bir kadın ve bir erkekten meydana geliyor. Daha sonraları bu kavrama çocuklar dahil oluyor. İlerleyen zamanda ise bu iki kişiden bir başka aile derken toplumlar meydana geliyor. Karı-koca arasındaki geçimsizlik sebeplerine geçmeden önce, evlilik öncesi ve sonrasına ait bazı değerlere atf-ı nazarda bulunalım birlikte. Ben bu değerlere hakkıyla riayet edilse geçimsizlik denen olgunun lügatlarımızdan silineceği, en azından geçimsizlik ve huzursuzluk nedenlerinin aza indirgeneceği kanaatindayim. Sizlerinde bildiği üzere eşler arasında çözüm bulamayanlar ya hocalara gitmişlerdir yada cincilere yada muskacılara. İslam böyle bir şeyi uygun görmemiş ve eşler arasında saygıyı emretmiştir. Günümüzde en büyük sıkıntı eşlerin bir birini dinlememeleri ve maddiyat gelmektedir. Erkekler yapı itibariyle hep baskın gelmekte ve kadına gereği hakkı vermemektedir. Durum böyle olunca İslam’ın ön görmediği şeyler karşımıza çıkmaktadır. Ben bir çok kişiyi gördüm. Hepsine bizzat sordum. Çıkardığım sonuçlardan en önemlisi Eşinden para saklamayan hiçbir kadın yoktur. Ve bu itibarla karşımıza hemen maddiyat çıkıyor. Burada bir çok sorunu dile getireceğim.



  3. 22.Mayıs.2011, 11:22
    2
    Editör



    KARI – KOCA HAKKI

    "O kadınların, üzerlerindeki meşru hak gibi, kendilerinin de hakları vardır." (Bakara 2/228)

    KOCANIN KARISI ÜZERİNDEKİ HAKLARI:

    ► Ellah'a isyan niteliği taşımadığı müddetçe kocasının her isteğine itaat etmesi.
    ► Kendini şâibeli ortam ve işlerden koruması.
    ► Vücudunun güçlenmesi ve dinamik/dinç kalabilmesi için ev işlerini ifa etmesi.
    ► Kocasının malından onun izni olmaksızın hiçbir şey vermemesi.
    ► Kocasının izni olmadan evinden dışarı çıkmaması.
    ► Kocasının yokluğunda vakar ve takvasına bağlılığı; huzurunda da (yanına geldiğinde de) gönlü rahat, mutlu ve neşeli olması.
    ► Onu, kaldıramayacağı külfetler altında bırakmaması. Zira kanaatkarlık, kadının en üstün meziyetlerinden biridir.
    ► Dini vazifelerini yerine getirmede azami gayret sarf etmesi.
    ► Kocasının izni olmadan nafile oruca niyet etmemesi.
    ► Kendi hakkından önce kocasının hakkını gözetmesi, onun akrabalarına özellikle de anasına hürmet ve ikramda bulunması.

    Peygamber Efendimizin (s.a.v) döneminde bir kadın, eve gelen kocasını karşıladığında şöyle derdi: " Efendim ve hane halkımın efendisi hoş geldin!" Üzerindeki elbisesini alıp ayakkabılarını çıkarmasına yardım ederdi. Eğer onu üzgün görmüşse: "Nedir seni üzen? Eğer üzüntün ahirete dair ise, Ellah daha da artırsın. Yok eğer dünya için ise, Ellah sana yardım etsin"….Efendimiz (s.a.v.) bunları duyunca şöyle buyurmuştur: "Ey falanca! Şu kadına benden selam söyle ve kendisinin bir şehid sevabına nail olduğunu haber ver" (Ebde'ul-beyân)

    KADININ KOCASI ÜZERİNDEKİ HAKLARI:

    ► Mehrini ödemesi
    ► Maruf ölçüsünde ona harcamada bulunması
    ► Helal rızık talep ederek eşine o helal maldan harcaması
    ► Dini vazifelerini ona öğretmesi. Aksi halde kadının –kocanın izni olmaksızın- evinden çıkıp dini meseleleri alimlere sorma hakkı doğar.
    ► Hanımının sırlarını ifşa etmemesi. Aynı şey hanımı için de geçerlidir; o da kocasının sırlarını ifşa etmemelidir.
    ► Hanımını kıskanması.
    ► Hanımıyla iyi geçinmesi lazımdır: Dilini hatalardan ve zararlı konuşmalardan korumalıdır. Nitekim Ellahu Teala : "Onlarla iyi geçinin" (Nisa 4/19) buyurmaktadır. Peygamber Efendimizi de: "Kadınlar hakkında Ellah'tan sakının! " buyurmaktadır.
    ► Hanımının cefasına katlanmalıdır. Zira bir hadiste "Peygamber Efendimiz (s.a.v) aile ve çocuklarına karşı insanların en merhametlisiydi" denilmektedir. Yüce Ellah da bir ayet-i kerimede şöyle buyurur: " Sizin için Resulullah'ta güzel bir örnek vardır" (Nisa 20).
    ► Hanımının gönlünü hoş etmek için onunla şakalaşmalı ve oynaşmalıdır. Nitekim Efendimiz de (s.a.v.) hanımlarıyla şakalaşırdı. Hatta bir defasında Hz. Aişete'ye koşu yarışması yapmıştır….Ebu Hureyre'den rivayet edilen bir hadise göre Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurur: "Müminlerin iman bakımından en mükemmeli, ahlakı en güzel ve ailesine karşı en fazla hoşgörülü olandır" buyurarak en güzel örneği burada temsil etmiş bulunmaktadır.

    Buraya kadar karı ve koca haklarından bahsetmiş bulunmaktayız. Şimdi aşağıda değineceğim hususlarda eşler arasındaki geçimsizlik, huzursuzluk ve anlaşmazlıkların neler olduğuna değinip burada eşlerin ne yapması gerektiğini beyan edeceğim.

    Evvela aile olduğumuzun bilincinin yerleşmesi lazım. Toplumun en küçük birimi olan aile bir kadın ve bir erkekten meydana geliyor. Daha sonraları bu kavrama çocuklar dahil oluyor. İlerleyen zamanda ise bu iki kişiden bir başka aile derken toplumlar meydana geliyor. Karı-koca arasındaki geçimsizlik sebeplerine geçmeden önce, evlilik öncesi ve sonrasına ait bazı değerlere atf-ı nazarda bulunalım birlikte. Ben bu değerlere hakkıyla riayet edilse geçimsizlik denen olgunun lügatlarımızdan silineceği, en azından geçimsizlik ve huzursuzluk nedenlerinin aza indirgeneceği kanaatindayim. Sizlerinde bildiği üzere eşler arasında çözüm bulamayanlar ya hocalara gitmişlerdir yada cincilere yada muskacılara. İslam böyle bir şeyi uygun görmemiş ve eşler arasında saygıyı emretmiştir. Günümüzde en büyük sıkıntı eşlerin bir birini dinlememeleri ve maddiyat gelmektedir. Erkekler yapı itibariyle hep baskın gelmekte ve kadına gereği hakkı vermemektedir. Durum böyle olunca İslam’ın ön görmediği şeyler karşımıza çıkmaktadır. Ben bir çok kişiyi gördüm. Hepsine bizzat sordum. Çıkardığım sonuçlardan en önemlisi Eşinden para saklamayan hiçbir kadın yoktur. Ve bu itibarla karşımıza hemen maddiyat çıkıyor. Burada bir çok sorunu dile getireceğim.



  4. 22.Mayıs.2011, 11:23
    3
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Eşler arasındaki eşitlikler ve haklar nelerdir?

    1- İman zayıflığı,
    2- Maddiyat,
    3- İletişim kopukluğu,
    4- Eğitim,
    5- Saygı – sevgi,
    6- Cahillik – çok bilmişlik,
    7- Boş işlerle uğraşıp bilgi edinmeme,
    8- İnat,
    9- İtaatsizlik ; kadın kendisi olsun ister erkek kendisi olsun ister çatışma çıkar.
    10- Biz demeyip bizzat benim sözün geçsin düşüncesi,
    11- Bir şeye kızıldığında hiddet ve şiddetin olması,
    12- Eşine karşı izzet hürmet göstermeyip ona ait şeyleri hazırlamaması, eşine suratsızlık yapması, dediği olmadı diye inat yapıp araya soğukluk katması,
    13- Evde kendine özen göstermeyip dışarıda başkasına nispet edercesine özen göstermesi
    14- Çalışan bayanların kendi kazançları ile bende çalışıyorum eşe ne ihtiyacım var düşünceleri
    15- Kadın kocasının anlamasını istiyor fakat ortada sebebsiz yere bir anlaşmazlık olunca da hoş olmayan durumlar karşımıza çıkıyor.
    16- Arada bir dengenin olması lazımdır. Bu denge eşlerin birbirine olan güven ve yaklaşımlarını belirleyecektir.
    17- Erkek bir iş yaparken karısının da onu dinlemesini istiyor. Nitekim günümüz erkeklerinin bir çoğu böyle yapmamaktadır.
    18- Erkeğin hanımından güler yüzle karşılamasını bekleyip asık suratla karşılanması ve akşama kadar dışarıda olan yorgunluğunun üzerine bununda eklenmesi kaçınılmaz bir didişme ve kavgaya dönüşebilir.
    19- Eşlerden birinin çok eğitimli olması diğerini aşağı düşürüyor gibi algılaması bir diğer sebeb olarak karşımıza geliyor.
    20- Erkeğin anne babaya olan düşkünlüğü onu birazda olsa evden uzak edip eşine vakit ayırmamasına neden olmakta düşüncesi ve erkeğinde hanımı için böyle düşünmesi araya kırgınlık ve soğukluk katmaktadır.



    Yukarıda zikrettiğim hususlar karşılaştıklarımızdan belli başlılarıdır. Evvela burada ilk yapılması gereken eşlerin birbirine destek olmaları ve bir problem olduğunda bunun çözümü için dışarıda değil ailenin içinde çözülmesini sağlamalıdır. Bazı zaman olur görüyorum kadınlar evlerinde huzur bulamıyor dışarıda huzur arıyorlar. İşte bu durum hoş olmayan sonuçları da beraberinde getiriyor. Hayatta erkek kadına kadında erkeğe muhtaç şekilde ve fıtratta yaratılmıştır. Ama zaman oluyor arada saygı - sevgi unutuluyor. Eşlerden geçim erkeğin üzerine farz kılındığı gibi kadınında bir takım sebeplerden ötürü çalışmayı istemesi, eşine karşı bağımsız ve ondan çok kazanma isteğinin olması bir başka neden oluyor. Burada eşlerin karşılıklı anlaşarak rıza üzerinde olmaları lazım geliyor. Her zaman ailenin temel bir devlet yapısı olduğunu vurgulayıp, devletin temelinden sarsıldığını beyan ettim. Aile üzerinde temel aile birliği adı altında tüm sıla-i rahim’i ziyaret edip her birinin görüşlerini aldım. Ama hoş olmayan sonuçlarla karşılaştım. Aile geçimsizliklerine, çatışmalara ve iletişim bozukluklarına son vermeyi veyahutta en aza indirgemek için bu risaleyi sizlere yazmayı uygun gördüm. Sizlerinde bildiği üzere her geçen gün artan hayat şartları, boşanmalar, ve eşlerin hayattan bir beklentisinin olmaması ve buna benzer birçok sayılabilecek şeyler…

    Bir toplumun sağlıklı ve dengeli oluşu, aile bireylerinin mutluluğuna ve refahına bağlıdır. Biz burada bu refah ve mutluluğun yollarını zikredip sizlere faideli olmaya çalışacağız inşaellahuteala.

    Evvela eşlerin kendilerini aile gibi hissetmeleri ve yüklendiği sorumluluğun bilincinde olmaları gerekmektedir. Hiçbir şeyi olumsuz düşünmemeli ve demeliler ki, biz bir aileyiz ve beraberce her işin üstesinden geleceğiz düşüncesini yerleştirmelilerdir. Hayat herkes için çok ağır şartları yükletmektedir. Bu bilinçle hareketle herkesin kendince maddi veya manevi birçok sıkıntısı vardır. Hiçbir şekilde bunu görmezden geçmiyorum. Ama hayatın her zaman güzel yanını görmeli ve hayattan nasıl mutlu olunur bunu düşünmeliyiz. Üzerimizden Ellah korkusunu hiçbir şekilde atmamalıyız. Ziyade Ellah’tan korkmayan kişi her şeyi yapar. Kur’an’a ve sünnete her daim uymaya gayret göstermeli ve yukarıda bahsettiğim eşler arasındaki haklara riayet edilmelidir. Ellah c.c. kulunu hiçbir zaman rızıksız bırakmamıştır. Kulun imanı ve akaidi bu yönde olsun ve Ellah’ın emirlerini yasaklarını tutsun diye öğüt vermiştir. Şimdi sizlerin aklına şu sual gelebilir. Haklısınız ama şunu da unutmamak gerekir ki; Ellah c.c. kulunu her türlü şekilde imtihan eder ve karşılığını bu dünyada olmasa ahir zamanda verir. Diyeceksiniz ki; eşim çalışmıyor eve parada getirmiyor ve eline geçen para ile evin rızıklarına değil başka şeylere harcıyor. İman ehli kişi böyle bir durumda da olsa Ellah’tan ümit kesmez ve ondan yardım bekler. Ben birçok kez görmüş idim. Adam devlet memuru idi ve bizden dua istenmişti. Dediler ki; eşi abdestinde namazında ama adam böyle ediyor içki gibi kötü amel işliyor. Herkesin kendince derdi çoktur. İnkar etmem. Keşke elimizden gelse de her birine yardımımız dokunsa. İnşaellahuteala dualarımız hep böyle kişilere Ellah’ın yardımı ve ihsanı üzerlerine olsun ve Ellah c.c. en yakın zamanlarda hidayet ve ihsanlar buyursun.



  5. 22.Mayıs.2011, 11:23
    3
    Editör
    1- İman zayıflığı,
    2- Maddiyat,
    3- İletişim kopukluğu,
    4- Eğitim,
    5- Saygı – sevgi,
    6- Cahillik – çok bilmişlik,
    7- Boş işlerle uğraşıp bilgi edinmeme,
    8- İnat,
    9- İtaatsizlik ; kadın kendisi olsun ister erkek kendisi olsun ister çatışma çıkar.
    10- Biz demeyip bizzat benim sözün geçsin düşüncesi,
    11- Bir şeye kızıldığında hiddet ve şiddetin olması,
    12- Eşine karşı izzet hürmet göstermeyip ona ait şeyleri hazırlamaması, eşine suratsızlık yapması, dediği olmadı diye inat yapıp araya soğukluk katması,
    13- Evde kendine özen göstermeyip dışarıda başkasına nispet edercesine özen göstermesi
    14- Çalışan bayanların kendi kazançları ile bende çalışıyorum eşe ne ihtiyacım var düşünceleri
    15- Kadın kocasının anlamasını istiyor fakat ortada sebebsiz yere bir anlaşmazlık olunca da hoş olmayan durumlar karşımıza çıkıyor.
    16- Arada bir dengenin olması lazımdır. Bu denge eşlerin birbirine olan güven ve yaklaşımlarını belirleyecektir.
    17- Erkek bir iş yaparken karısının da onu dinlemesini istiyor. Nitekim günümüz erkeklerinin bir çoğu böyle yapmamaktadır.
    18- Erkeğin hanımından güler yüzle karşılamasını bekleyip asık suratla karşılanması ve akşama kadar dışarıda olan yorgunluğunun üzerine bununda eklenmesi kaçınılmaz bir didişme ve kavgaya dönüşebilir.
    19- Eşlerden birinin çok eğitimli olması diğerini aşağı düşürüyor gibi algılaması bir diğer sebeb olarak karşımıza geliyor.
    20- Erkeğin anne babaya olan düşkünlüğü onu birazda olsa evden uzak edip eşine vakit ayırmamasına neden olmakta düşüncesi ve erkeğinde hanımı için böyle düşünmesi araya kırgınlık ve soğukluk katmaktadır.



    Yukarıda zikrettiğim hususlar karşılaştıklarımızdan belli başlılarıdır. Evvela burada ilk yapılması gereken eşlerin birbirine destek olmaları ve bir problem olduğunda bunun çözümü için dışarıda değil ailenin içinde çözülmesini sağlamalıdır. Bazı zaman olur görüyorum kadınlar evlerinde huzur bulamıyor dışarıda huzur arıyorlar. İşte bu durum hoş olmayan sonuçları da beraberinde getiriyor. Hayatta erkek kadına kadında erkeğe muhtaç şekilde ve fıtratta yaratılmıştır. Ama zaman oluyor arada saygı - sevgi unutuluyor. Eşlerden geçim erkeğin üzerine farz kılındığı gibi kadınında bir takım sebeplerden ötürü çalışmayı istemesi, eşine karşı bağımsız ve ondan çok kazanma isteğinin olması bir başka neden oluyor. Burada eşlerin karşılıklı anlaşarak rıza üzerinde olmaları lazım geliyor. Her zaman ailenin temel bir devlet yapısı olduğunu vurgulayıp, devletin temelinden sarsıldığını beyan ettim. Aile üzerinde temel aile birliği adı altında tüm sıla-i rahim’i ziyaret edip her birinin görüşlerini aldım. Ama hoş olmayan sonuçlarla karşılaştım. Aile geçimsizliklerine, çatışmalara ve iletişim bozukluklarına son vermeyi veyahutta en aza indirgemek için bu risaleyi sizlere yazmayı uygun gördüm. Sizlerinde bildiği üzere her geçen gün artan hayat şartları, boşanmalar, ve eşlerin hayattan bir beklentisinin olmaması ve buna benzer birçok sayılabilecek şeyler…

    Bir toplumun sağlıklı ve dengeli oluşu, aile bireylerinin mutluluğuna ve refahına bağlıdır. Biz burada bu refah ve mutluluğun yollarını zikredip sizlere faideli olmaya çalışacağız inşaellahuteala.

    Evvela eşlerin kendilerini aile gibi hissetmeleri ve yüklendiği sorumluluğun bilincinde olmaları gerekmektedir. Hiçbir şeyi olumsuz düşünmemeli ve demeliler ki, biz bir aileyiz ve beraberce her işin üstesinden geleceğiz düşüncesini yerleştirmelilerdir. Hayat herkes için çok ağır şartları yükletmektedir. Bu bilinçle hareketle herkesin kendince maddi veya manevi birçok sıkıntısı vardır. Hiçbir şekilde bunu görmezden geçmiyorum. Ama hayatın her zaman güzel yanını görmeli ve hayattan nasıl mutlu olunur bunu düşünmeliyiz. Üzerimizden Ellah korkusunu hiçbir şekilde atmamalıyız. Ziyade Ellah’tan korkmayan kişi her şeyi yapar. Kur’an’a ve sünnete her daim uymaya gayret göstermeli ve yukarıda bahsettiğim eşler arasındaki haklara riayet edilmelidir. Ellah c.c. kulunu hiçbir zaman rızıksız bırakmamıştır. Kulun imanı ve akaidi bu yönde olsun ve Ellah’ın emirlerini yasaklarını tutsun diye öğüt vermiştir. Şimdi sizlerin aklına şu sual gelebilir. Haklısınız ama şunu da unutmamak gerekir ki; Ellah c.c. kulunu her türlü şekilde imtihan eder ve karşılığını bu dünyada olmasa ahir zamanda verir. Diyeceksiniz ki; eşim çalışmıyor eve parada getirmiyor ve eline geçen para ile evin rızıklarına değil başka şeylere harcıyor. İman ehli kişi böyle bir durumda da olsa Ellah’tan ümit kesmez ve ondan yardım bekler. Ben birçok kez görmüş idim. Adam devlet memuru idi ve bizden dua istenmişti. Dediler ki; eşi abdestinde namazında ama adam böyle ediyor içki gibi kötü amel işliyor. Herkesin kendince derdi çoktur. İnkar etmem. Keşke elimizden gelse de her birine yardımımız dokunsa. İnşaellahuteala dualarımız hep böyle kişilere Ellah’ın yardımı ve ihsanı üzerlerine olsun ve Ellah c.c. en yakın zamanlarda hidayet ve ihsanlar buyursun.



  6. 22.Mayıs.2011, 11:23
    4
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Eşler arasındaki eşitlikler ve haklar nelerdir?

    Diğer yandan erkek eşin yapı itibariyle kimi zaman çok asabi olduğu gözlenmektedir. İşle ilgili olabilir veyahut başka bir sebepten olabilir istenmedik davranışlar sergileyebilir. Bu durumda hanımın eşine karşı susup onu yatıştırıcı olması lazım gelir. Kim ki, eşin ondan razı olarak vefat eden hanım ise ona ehli cennet vardır. Ziyade kadının kocasına Ellah’ın emrine isyan olmadığı müddetçe eşine itaati gerekmektedir, buda bize nakil olunan bir diğer rivayettir. Eşi sinirli ve kızgın geldiğinde dediğimiz gibi onu yatıştırmaya gayret etmeli ve eşine sabır etmesini tavsiye etmeli ve kendisinin de eşinin yanında olduğunu hissettirmelidir.

    Malumunuz bir çok kadın eşinin ay başı maaşı geldiğinde eve bir şeyler almasını bekler ve kendisine biraz da olsa haçlık vermesini bekler. Gözlemlediğim bir olay eşin evin ihtiyacına değil başka yerlere yaptığı harcamalardır. Bu durum eşlerin arasında çok büyük huzursuzluklara sebep oluyor. Daha ileri durumda kadının eşinden para saklamasına ve yalana teşvik oluyor. Hiçbir kadın eşinin evin dışında harcama yapmasını hoş görmez. Burada erkek eş adaletli davranmalı ve hanımının rızasını almalıdır. Bir ihtiyacı olup olmadığını sormalı ve eşinin gönlünü almalıdır. Kadınlarında eşlerine güler yüz göstermesi ve eşlerine karşı, ona buna bunu aldın, bize de bir şey almıyorsun deyip eşiyle yersiz tartışmaya girmemesi lazımdır. Bir taraf dert der diğer taraf mert der işte bu olay hoş olmayan sonuçları doğurur. Karşılıklı anlayış, hoşgörü ve saygının yerini hiçbir şey tutamaz.
    Diğer yandan kadının okumuş olması, erkeğin ise okuyamayıp hep işte çalışması, erkeğin ezilmesine sebep gibi görünüyor. Kadına karşı eziklik hissettiğini ben birçok kez görüyorum. Kadınlardan yapmalarını istediğimiz, eşinin ezik olmadığının ve sen benim beyimsin diyerek onun gönlünü almasını ve her zaman yanında olduğunu, eşinin böyle bir düşünceye kapılmamasını söylemesidir. Ziyade kadın her ne kadar erkeğinden onun hoşnut olacağı sözü duymakla hoşlanırsa eşi de ondan duymakla hoşnut olur. Kadının okumamış olması ve toplumda kızlar kadınlar da mı okur düşüncesi bir çok kadının okumamasına sebep olmuş ve başkalarından bir şeylerin görülmesiyle eşlere karşı sanki savaş açarcasına bir durum sergilenmiştir. Yukarıda beyan ettiğim gibi kadının eşine güzel söz sarf etmesi eşine güzel muamele edip onu her daim her konuda olduğu gibi bu konuda da koruyup eşini hem ilmi hem de dini konuda eğitip onun eksikliğini değil, bilhassa aile içinde hanım olduğunu hissettirmesi gerekmektedir.

    Bir diğer husus da eşlerin bir birlerini tanımamalarından kaynaklanıyor. 20 senelik evli olan kişiler bile bir birini daha iyi tanımadıklarını söylüyorlar. Eşlerin bir birlerini tanımaları için bir birlerini denememeleri lazımdır. Onları olduğu gibi kabul edip karşılıklı açıklarını kapatmak gerekmektedir. Bu durum erkek ve kadınlar arasında yaygın bir kötü adet haline gelmiştir. Kadınlar bir araya gelince aa diyor şu kişi böyleymiş, diğeri diyor yaa benim herif de bana şunu yapıyor, diğeri diyor yaa sorma benim adam da bana böyle yaptı bende ona böyle yapacam diyor. Erkek ise birkaç kişi bir araya gelince diyor, yav bu kadından çektiğim ne böyle diğeri diyor sorma bilader bizim hanımda ben gel diyorum gelmiyor yemek isterim git mutfağa hazırla kendin diyor, diğeri de diyor ki eve geliyom surat beş karış ne hoş geldin var ne paltoyu alma var. Geçer televizyonun başına bilmem ne programları izler. Eve geldiğimde sorarım akşama kadar ne yaptın, hiçbir şey yapmadım diyor ben babamın evinden buraya hizmetçi gelmedim diyor. Burada bahsettiğim olaylar hepsi gerçektir. Ama acı bir gerçektir. Şimdi bayanlardan istediğim biraz daha dikkatli ve titiz olmaları, saygı çerçevesinde yuvalarını devam ettirmeleri ve eşleriyle yersiz tartışmaya girmemeleri, ve rasulullahı örnek alıp onun yaptığı gibi yapmalarıdır ve eşlerinin açıklarını hiçbir şekilde dışarıda konuşmamalı ve söylememelidir. Erkek eşlerde hanımlarına yardım etmeli ve lüzumu ölçüde ailesine ve hanımına değer verip ona yardım etmelidir. Nitekim sahabe aişete ra’a sordu. Ya müminlerin annesi peygamber evde ne yapardı. O mübarek de dedi ki; evin işlerine yardım ederdi, yemek yapılacağı zaman kap kacak getirir, sofraya yardım ederdi. Yemek bitince kaldırır kab kacakları yıkamaya yardım ederdi. Söküğü olunca kendisi yamardı. İşte bu hadisi şerifi delil alıp erkeklerin eşlerine nezaket ile yaklaşmaları ve onlara yardım etmeleri gerekmektedir. Karşılıklı güvenin ve saygının olduğu her yerde her şey güzel olur. Ben bu kanaatteyim.



  7. 22.Mayıs.2011, 11:23
    4
    Editör
    Diğer yandan erkek eşin yapı itibariyle kimi zaman çok asabi olduğu gözlenmektedir. İşle ilgili olabilir veyahut başka bir sebepten olabilir istenmedik davranışlar sergileyebilir. Bu durumda hanımın eşine karşı susup onu yatıştırıcı olması lazım gelir. Kim ki, eşin ondan razı olarak vefat eden hanım ise ona ehli cennet vardır. Ziyade kadının kocasına Ellah’ın emrine isyan olmadığı müddetçe eşine itaati gerekmektedir, buda bize nakil olunan bir diğer rivayettir. Eşi sinirli ve kızgın geldiğinde dediğimiz gibi onu yatıştırmaya gayret etmeli ve eşine sabır etmesini tavsiye etmeli ve kendisinin de eşinin yanında olduğunu hissettirmelidir.

    Malumunuz bir çok kadın eşinin ay başı maaşı geldiğinde eve bir şeyler almasını bekler ve kendisine biraz da olsa haçlık vermesini bekler. Gözlemlediğim bir olay eşin evin ihtiyacına değil başka yerlere yaptığı harcamalardır. Bu durum eşlerin arasında çok büyük huzursuzluklara sebep oluyor. Daha ileri durumda kadının eşinden para saklamasına ve yalana teşvik oluyor. Hiçbir kadın eşinin evin dışında harcama yapmasını hoş görmez. Burada erkek eş adaletli davranmalı ve hanımının rızasını almalıdır. Bir ihtiyacı olup olmadığını sormalı ve eşinin gönlünü almalıdır. Kadınlarında eşlerine güler yüz göstermesi ve eşlerine karşı, ona buna bunu aldın, bize de bir şey almıyorsun deyip eşiyle yersiz tartışmaya girmemesi lazımdır. Bir taraf dert der diğer taraf mert der işte bu olay hoş olmayan sonuçları doğurur. Karşılıklı anlayış, hoşgörü ve saygının yerini hiçbir şey tutamaz.
    Diğer yandan kadının okumuş olması, erkeğin ise okuyamayıp hep işte çalışması, erkeğin ezilmesine sebep gibi görünüyor. Kadına karşı eziklik hissettiğini ben birçok kez görüyorum. Kadınlardan yapmalarını istediğimiz, eşinin ezik olmadığının ve sen benim beyimsin diyerek onun gönlünü almasını ve her zaman yanında olduğunu, eşinin böyle bir düşünceye kapılmamasını söylemesidir. Ziyade kadın her ne kadar erkeğinden onun hoşnut olacağı sözü duymakla hoşlanırsa eşi de ondan duymakla hoşnut olur. Kadının okumamış olması ve toplumda kızlar kadınlar da mı okur düşüncesi bir çok kadının okumamasına sebep olmuş ve başkalarından bir şeylerin görülmesiyle eşlere karşı sanki savaş açarcasına bir durum sergilenmiştir. Yukarıda beyan ettiğim gibi kadının eşine güzel söz sarf etmesi eşine güzel muamele edip onu her daim her konuda olduğu gibi bu konuda da koruyup eşini hem ilmi hem de dini konuda eğitip onun eksikliğini değil, bilhassa aile içinde hanım olduğunu hissettirmesi gerekmektedir.

    Bir diğer husus da eşlerin bir birlerini tanımamalarından kaynaklanıyor. 20 senelik evli olan kişiler bile bir birini daha iyi tanımadıklarını söylüyorlar. Eşlerin bir birlerini tanımaları için bir birlerini denememeleri lazımdır. Onları olduğu gibi kabul edip karşılıklı açıklarını kapatmak gerekmektedir. Bu durum erkek ve kadınlar arasında yaygın bir kötü adet haline gelmiştir. Kadınlar bir araya gelince aa diyor şu kişi böyleymiş, diğeri diyor yaa benim herif de bana şunu yapıyor, diğeri diyor yaa sorma benim adam da bana böyle yaptı bende ona böyle yapacam diyor. Erkek ise birkaç kişi bir araya gelince diyor, yav bu kadından çektiğim ne böyle diğeri diyor sorma bilader bizim hanımda ben gel diyorum gelmiyor yemek isterim git mutfağa hazırla kendin diyor, diğeri de diyor ki eve geliyom surat beş karış ne hoş geldin var ne paltoyu alma var. Geçer televizyonun başına bilmem ne programları izler. Eve geldiğimde sorarım akşama kadar ne yaptın, hiçbir şey yapmadım diyor ben babamın evinden buraya hizmetçi gelmedim diyor. Burada bahsettiğim olaylar hepsi gerçektir. Ama acı bir gerçektir. Şimdi bayanlardan istediğim biraz daha dikkatli ve titiz olmaları, saygı çerçevesinde yuvalarını devam ettirmeleri ve eşleriyle yersiz tartışmaya girmemeleri, ve rasulullahı örnek alıp onun yaptığı gibi yapmalarıdır ve eşlerinin açıklarını hiçbir şekilde dışarıda konuşmamalı ve söylememelidir. Erkek eşlerde hanımlarına yardım etmeli ve lüzumu ölçüde ailesine ve hanımına değer verip ona yardım etmelidir. Nitekim sahabe aişete ra’a sordu. Ya müminlerin annesi peygamber evde ne yapardı. O mübarek de dedi ki; evin işlerine yardım ederdi, yemek yapılacağı zaman kap kacak getirir, sofraya yardım ederdi. Yemek bitince kaldırır kab kacakları yıkamaya yardım ederdi. Söküğü olunca kendisi yamardı. İşte bu hadisi şerifi delil alıp erkeklerin eşlerine nezaket ile yaklaşmaları ve onlara yardım etmeleri gerekmektedir. Karşılıklı güvenin ve saygının olduğu her yerde her şey güzel olur. Ben bu kanaatteyim.



  8. 22.Mayıs.2011, 11:24
    5
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,810
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Eşler arasındaki eşitlikler ve haklar nelerdir?

    Son bir hususu daha arz edeceğim. Dini çok iyi biliyorum deyip dine göre yaşıyorum deyip dinden haberi olmayanlarında akıbetini hiç hayır görmedim. Neden diyecek olursanız dini gerçekten yaşayan insan hayattan tat alır. Ama yaşadığını zanneden hayatı kendine zindan eder. Bir olaya tanık olmuştum. Kişinin kıskançlığı tamam olacak ama, aşırısı şüphe doğurur. Evden çıksa benim arkamdan ne işler çeviriyor. Ne haltlar karıştırıyor diyerek şüphe tarzı işleri aklına getirmesi, eşine güvenmemesi vs olaylar hoş olmayan diğer durumları karşımıza getiriyor. Aşırı uçta olan kesimlerin dini farklı şekilde anlatmaları kişiler üzerinde farklı etkilere sebep olmaktadır. Dini yaşayanların bile farklı şekilde anlamalarına sebep olmaktadırlar. Herkes gereğince dinini yaşasa, helale harama uysa, Ellah’ın emirini tutup peygamberin sözünü tutup gereğince eşine izzet etse ben inanıyorum ki; aşılamayacak hiçbir sıkıntı yoktur. Ellah kuluna darlık vermez kulu darlığı seçer. İnşaellahuteala Ellah’ın dinini yaşayan ve rasulünün sünneti üzerine kurulan yuvalar hepimizin ve sizlerin olsun.

    Cemiyetimizde ve toplum kültüründe hep dışarıdan görme ve adet edinme olaylar boy göstermekte ve günümüz televizyonlarında hiç hoş olmayan programların yapılıp kişiler üzerinde olumsuz etki yapması bizi de zor duruma sokmaktadır. Bu durum içler acısı ve gerçek bir durumdur. Eşlerin bir başkasından değil bil hassa her şeyi kendi aralarında çözmeyi bir adet haline getirmeleri, en ufak şeyleri bile kinlenip kusmamaları lazım gelir. Haa sen bana şu zaman böyle yaptın bende sana onun için bunu yaptım deyip kurulu düzenlerini ve yuvalarını bozmamaları gerekmektedir. Kanın damarda dolaştığı gibi şeytanda insana nüfus eder. Ziyade şeytanın kadınları kandırması kolay olduğu gibi kadınında erkek üzerinde ki etkisi böyle olabiliyor.

    Cümlelerime burada son verirken büyüklerime Hürmet ve selam ederim. Küçüklerimin gözlerinden öper ve hayırlı gelecekler dilerim. Her birinizin ayrı ayrı sofralarınızdan bereket, gönüllerinizden esenlik, ağzınızdan güzel söz ve Ellah ‘ın hoşnut olduğu sözler, bedeninizden ibadet ve sadakat ,dilinizden doğru söz eksik olmasın. Ellah’ın rahmeti rasulünün şefaati siz dahil tüm ehli Müslim ve ehli ümmeti Muhammed ile olsun.hepinize hayırlı ve mutlu yuvalar saadet dolu gelecekler…….



  9. 22.Mayıs.2011, 11:24
    5
    Editör
    Son bir hususu daha arz edeceğim. Dini çok iyi biliyorum deyip dine göre yaşıyorum deyip dinden haberi olmayanlarında akıbetini hiç hayır görmedim. Neden diyecek olursanız dini gerçekten yaşayan insan hayattan tat alır. Ama yaşadığını zanneden hayatı kendine zindan eder. Bir olaya tanık olmuştum. Kişinin kıskançlığı tamam olacak ama, aşırısı şüphe doğurur. Evden çıksa benim arkamdan ne işler çeviriyor. Ne haltlar karıştırıyor diyerek şüphe tarzı işleri aklına getirmesi, eşine güvenmemesi vs olaylar hoş olmayan diğer durumları karşımıza getiriyor. Aşırı uçta olan kesimlerin dini farklı şekilde anlatmaları kişiler üzerinde farklı etkilere sebep olmaktadır. Dini yaşayanların bile farklı şekilde anlamalarına sebep olmaktadırlar. Herkes gereğince dinini yaşasa, helale harama uysa, Ellah’ın emirini tutup peygamberin sözünü tutup gereğince eşine izzet etse ben inanıyorum ki; aşılamayacak hiçbir sıkıntı yoktur. Ellah kuluna darlık vermez kulu darlığı seçer. İnşaellahuteala Ellah’ın dinini yaşayan ve rasulünün sünneti üzerine kurulan yuvalar hepimizin ve sizlerin olsun.

    Cemiyetimizde ve toplum kültüründe hep dışarıdan görme ve adet edinme olaylar boy göstermekte ve günümüz televizyonlarında hiç hoş olmayan programların yapılıp kişiler üzerinde olumsuz etki yapması bizi de zor duruma sokmaktadır. Bu durum içler acısı ve gerçek bir durumdur. Eşlerin bir başkasından değil bil hassa her şeyi kendi aralarında çözmeyi bir adet haline getirmeleri, en ufak şeyleri bile kinlenip kusmamaları lazım gelir. Haa sen bana şu zaman böyle yaptın bende sana onun için bunu yaptım deyip kurulu düzenlerini ve yuvalarını bozmamaları gerekmektedir. Kanın damarda dolaştığı gibi şeytanda insana nüfus eder. Ziyade şeytanın kadınları kandırması kolay olduğu gibi kadınında erkek üzerinde ki etkisi böyle olabiliyor.

    Cümlelerime burada son verirken büyüklerime Hürmet ve selam ederim. Küçüklerimin gözlerinden öper ve hayırlı gelecekler dilerim. Her birinizin ayrı ayrı sofralarınızdan bereket, gönüllerinizden esenlik, ağzınızdan güzel söz ve Ellah ‘ın hoşnut olduğu sözler, bedeninizden ibadet ve sadakat ,dilinizden doğru söz eksik olmasın. Ellah’ın rahmeti rasulünün şefaati siz dahil tüm ehli Müslim ve ehli ümmeti Muhammed ile olsun.hepinize hayırlı ve mutlu yuvalar saadet dolu gelecekler…….






+ Yorum Gönder