Konusunu Oylayın.: Kişileri severken sıralama nasıl olmalıdır,eşe olan sevgi Sahabelerin sevgisinden üstün olabilirmi?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Kişileri severken sıralama nasıl olmalıdır,eşe olan sevgi Sahabelerin sevgisinden üstün olabilirmi?
  1. 21.Mayıs.2011, 19:19
    1
    Misafir

    Kişileri severken sıralama nasıl olmalıdır,eşe olan sevgi Sahabelerin sevgisinden üstün olabilirmi?






    Kişileri severken sıralama nasıl olmalıdır,eşe olan sevgi Sahabelerin sevgisinden üstün olabilirmi? Mumsema Kişileri severken sıralama nasıl olmalıdır? Eşimi sahabelerden hz. Hatice'den daha fazla sevebilir miyim?


  2. 21.Mayıs.2011, 22:17
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Kişileri severken sıralama nasıl olmalıdır,eşe olan sevgi Sahabelerin sevgisinden üstün olabilirmi?




    Öncelikle şu hususa dikkat çekmek gerekir ki: Bir İslam büyüğünü sevmenin ölçüsü ona benzemeye çalışmaktır. Onun gibi İslamiyet'i yaşamaya çalışıyorsak demek ki onu seviyoruz. Onun gibi yaşamaya çalışmıyorsak demek ki onu hakiki olarak sevmiyoruz.
    Bu durumda eşinize olan sevgiyi azaltmak esas değildir. Olması gereken, İslam büyüklerine olan sevgiyi arttırmaktır.
    Biz Müslümanlar başta Peygamberimiz (s.a.v) olmak üzere, Dört Halifeyi, Âl-i Beyt'i, bütün sahabe-i kirâmı Allah nâmına, “Allah onları sevdiği ve sevmemizi istediği” için seviyoruz.



    Şuurlu bir mümin hiçbir şeyi Allah’tan ve Resulullah (asv)’dan daha fazla sevemez. Ancak bu orantıyı her zaman kavramak, doğru algılamak mümkün olmayabilir. Bu sebeple, her mümin hiç olmazsa kendi içinde, niyetinde, zihninde, aklında, kalbinde, Allah ve Resulü (asv)'ı her şeyden daha fazla sevmek durumunda olduğunu ve daha fazla sevmekte olduğunu düşünmeli ve bunu hazmetmelidir.

    Şu bir gerçektir ki, Allah’ı ve Resulü (asv)'ı sevmek, onları yakından tanımakla alakalıdır. Allah’ın sonsuz nimetlerini düşünen bir kimsenin, Allah’ı sonsuz derecede sevmesi gerekir. Allah’ı bize tanıtan, dünya ve ahiret mutluluğunu netice veren, İslam dinini bize getiren, öldükten sonra tekrar diriltip ebedî bir saadeti ihtiva eden cenneti bize müjdeleyen Hz. Peygamber (a.s.m)’i de Allah’tan başka her şeyden daha çok sevmek vicdânın emridir.

    Şunu da belirtelim ki, insanlar her zaman Allah’ı ve Onun Elçisi (asv)'ı düşünüp onlara olan sevgilerini ortaya koymayabilir. Gaflete girmek, dünya ile meşgul olmak, sıkıntı ve sevinç hallerinde değişik atmosferin etkisine girmek gibi hususlar, bu sevginin mükemmel bir şekilde kendini göstermesine engel teşkil edebilir. Bu durumlar, gafil insanların imanlarına zarar vermez, fakat, imandan çıkan şuurun geçici de olsa devre dışı kalması anlamına gelir.

    Buharî, Müslim, Nesaî ve İbn Mace’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (asv) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz beni çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha fazla sevmedikçe -gerçek anlamda- iman etmiş olamaz.”(bk. Kenzu’l-Ummal, h. No: 70).

    “De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, ter dökerek kazandığınız mallar, kesada uğramasından endişe ettiğiniz ticaret, hoşunuza giden konaklar, size Allah’tan ve Resulü (asv)'den ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ve önemli ise...o halde Allah emrini gönderinceye kadar bekleyin! Allah öyle fâsıklar güruhunu hidâyet etmez, umduklarına eriştirmez.” (Tevbe, 9/24)
    SİE


  3. 21.Mayıs.2011, 22:17
    2
    Silent and lonely rains



    Öncelikle şu hususa dikkat çekmek gerekir ki: Bir İslam büyüğünü sevmenin ölçüsü ona benzemeye çalışmaktır. Onun gibi İslamiyet'i yaşamaya çalışıyorsak demek ki onu seviyoruz. Onun gibi yaşamaya çalışmıyorsak demek ki onu hakiki olarak sevmiyoruz.
    Bu durumda eşinize olan sevgiyi azaltmak esas değildir. Olması gereken, İslam büyüklerine olan sevgiyi arttırmaktır.
    Biz Müslümanlar başta Peygamberimiz (s.a.v) olmak üzere, Dört Halifeyi, Âl-i Beyt'i, bütün sahabe-i kirâmı Allah nâmına, “Allah onları sevdiği ve sevmemizi istediği” için seviyoruz.



    Şuurlu bir mümin hiçbir şeyi Allah’tan ve Resulullah (asv)’dan daha fazla sevemez. Ancak bu orantıyı her zaman kavramak, doğru algılamak mümkün olmayabilir. Bu sebeple, her mümin hiç olmazsa kendi içinde, niyetinde, zihninde, aklında, kalbinde, Allah ve Resulü (asv)'ı her şeyden daha fazla sevmek durumunda olduğunu ve daha fazla sevmekte olduğunu düşünmeli ve bunu hazmetmelidir.

    Şu bir gerçektir ki, Allah’ı ve Resulü (asv)'ı sevmek, onları yakından tanımakla alakalıdır. Allah’ın sonsuz nimetlerini düşünen bir kimsenin, Allah’ı sonsuz derecede sevmesi gerekir. Allah’ı bize tanıtan, dünya ve ahiret mutluluğunu netice veren, İslam dinini bize getiren, öldükten sonra tekrar diriltip ebedî bir saadeti ihtiva eden cenneti bize müjdeleyen Hz. Peygamber (a.s.m)’i de Allah’tan başka her şeyden daha çok sevmek vicdânın emridir.

    Şunu da belirtelim ki, insanlar her zaman Allah’ı ve Onun Elçisi (asv)'ı düşünüp onlara olan sevgilerini ortaya koymayabilir. Gaflete girmek, dünya ile meşgul olmak, sıkıntı ve sevinç hallerinde değişik atmosferin etkisine girmek gibi hususlar, bu sevginin mükemmel bir şekilde kendini göstermesine engel teşkil edebilir. Bu durumlar, gafil insanların imanlarına zarar vermez, fakat, imandan çıkan şuurun geçici de olsa devre dışı kalması anlamına gelir.

    Buharî, Müslim, Nesaî ve İbn Mace’nin rivayet ettiği bir hadis-i şerifte Peygamberimiz (asv) şöyle buyurdu: “Sizden biriniz beni çocuğundan, babasından ve bütün insanlardan daha fazla sevmedikçe -gerçek anlamda- iman etmiş olamaz.”(bk. Kenzu’l-Ummal, h. No: 70).

    “De ki: “Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım ve akrabanız, ter dökerek kazandığınız mallar, kesada uğramasından endişe ettiğiniz ticaret, hoşunuza giden konaklar, size Allah’tan ve Resulü (asv)'den ve O’nun yolunda cihad etmekten daha sevimli ve önemli ise...o halde Allah emrini gönderinceye kadar bekleyin! Allah öyle fâsıklar güruhunu hidâyet etmez, umduklarına eriştirmez.” (Tevbe, 9/24)
    SİE





+ Yorum Gönder