Konusunu Oylayın.: Bir yere gidip kızacağından korkulan kişiye gitmedim doğrultusunda ifade vermek caizmidir?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bir yere gidip kızacağından korkulan kişiye gitmedim doğrultusunda ifade vermek caizmidir?
  1. 20.Mayıs.2011, 14:18
    1
    Misafir

    Bir yere gidip kızacağından korkulan kişiye gitmedim doğrultusunda ifade vermek caizmidir?






    Bir yere gidip kızacağından korkulan kişiye gitmedim doğrultusunda ifade vermek caizmidir? Mumsema Merhaba ben Yasemin A.
    benim bir sorum olacak
    ben bu sene Kur'an öğrenmek için kursa gittim.önceden çalışıyordum doğum iznine ayrılmıştım bu arada kur'an ımı öğreneyim dedim.ama iznim diploma almamıza iki ay kala bitti şimdi çalışıyorum.arada kursa da gidiyorum bağlantımı koparmadım.
    Hocamız bir gezi düzenledi ama gezi benim çalıştığım güne denk geliyor onun düzenlediği geziye katılamayacağımı söyledim.aynı yere bir cemaat grubu da gezi düzenliyor. benim çoğu akrabalarımda cemaatle birlikte gidiyor. üstelik te hafta sonu kendi hocamızla gidemeyeceğim kesin bu gurubun geziside benim tatilime uyuyor eğer onlarla gittiğimi hocam duyarsa bana çok kızacağından eminim. gezi konyaya. Mevlanayı çok görmek istiyorum.açıkçası cemaat grubuyla gitmek istiyorum. acaba sizce cemaatle gitmelimiyim?
    ama cemaatle gidersem bunu hocamızın asla öğrenmemesi gerekiyor.ona gitmedim desem ne olur? çok ikilemde kaldım yardım istiyorum.içim hiç rahat değil.yazacağınız cevap için şimdiden teşekkürler.


  2. 20.Mayıs.2011, 14:18
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



    Merhaba ben Yasemin A.
    benim bir sorum olacak
    ben bu sene Kur'an öğrenmek için kursa gittim.önceden çalışıyordum doğum iznine ayrılmıştım bu arada kur'an ımı öğreneyim dedim.ama iznim diploma almamıza iki ay kala bitti şimdi çalışıyorum.arada kursa da gidiyorum bağlantımı koparmadım.
    Hocamız bir gezi düzenledi ama gezi benim çalıştığım güne denk geliyor onun düzenlediği geziye katılamayacağımı söyledim.aynı yere bir cemaat grubu da gezi düzenliyor. benim çoğu akrabalarımda cemaatle birlikte gidiyor. üstelik te hafta sonu kendi hocamızla gidemeyeceğim kesin bu gurubun geziside benim tatilime uyuyor eğer onlarla gittiğimi hocam duyarsa bana çok kızacağından eminim. gezi konyaya. Mevlanayı çok görmek istiyorum.açıkçası cemaat grubuyla gitmek istiyorum. acaba sizce cemaatle gitmelimiyim?
    ama cemaatle gidersem bunu hocamızın asla öğrenmemesi gerekiyor.ona gitmedim desem ne olur? çok ikilemde kaldım yardım istiyorum.içim hiç rahat değil.yazacağınız cevap için şimdiden teşekkürler.


    Benzer Konular

    - Bir fitreyi bölerek bir kaç kişiye vermek olur mu?

    - Seferi olabilecek uzak bir yere gidip, çayırlık bir mahalde on beş gün oturmaya niyyet etseler mukim

    - Ahirette insanların hesap vermek üzere toplanmasını ifade eden üfleme

    - Özürsüz yere oruç tutmayıp fitre vermek caizmidir ?

    - Evleneceğim kişiye yalan yere yemin ettim nasıl tevbe etmeliyim?

  3. 20.Mayıs.2011, 16:34
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Bir yere gidip kızacağından korkulan kişiye gitmedim doğrultusunda ifade vermek caizmidir?




    YALAN VE ZARARLARI


    Yalan kişinin gerçeği gizleyip bildiğinin aksini söylemesidir.
    Yalan hakkında bilgi sahibi olmadığı bir konuda kesin biliyormuş gibi konuşmaktır.
    Yalan kişinin her duyduğunu söylemesidir.
    Yalan çirkin bir davranış ve büyük bir günahtır.
    Yalancının kendisine ve kendisini dinleyenlere saygısı yoktur.
    Yalancılık bir kişilik bozukluğudur. Aşağılık kompleksinin bir ürünüdür.
    İmandan sonra en büyük erdem doğruluktur bunun aksi yalancılık ise en aşağılık huylardan biridir.
    Yalan söyleyenden her türlü kötülük beklenir ve kendisine asla güvenilmez. Mahkemede şahitliği kabul edilmez.
    Müslüman elinden ve dilinden her kesin emin olduğu kimsedir ve mü’min asla yalan konuşmaz belki yanılarak konuşabilir.
    Konu İle İlgili Ayetler:


    يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدً



    يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعْ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا


    “Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin. Böyle davranırsanız Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.”[1]


    وَالَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ وَإِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا


    “Onlar yalana şahitlik etmeyen faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.” [2]
    Konu ile İlgili Hadis-i Şerifler:


    عن صفوان بن سلَيْمٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: قُلْنَا يَا رَسُولَ اللّهِ: أيَكُونُ الْمُؤْمِنُ جَباناً. قَالَ: نَعَمْ. قُلْنَا: أفَيَكُونُ بَخِيً؟ قَالَ: نَعَمْ. قُلْنَا: أفَيَكُونُ كَذّاباً؟ قَال: َ


    Safvan İbnu Süleym (r.a.) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü! dedik mü'min korkak olur mu?"
    "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik yine:
    "Evet!" buyurdular. Biz yine:
    "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır! buyurdular."[3]


    قَالَ رَسُولُ اللّهِ : وَيْلٌ لِلّذِي يُحَدِّثُ بِالْحَدِىثِ لِيَضْحَكَ مِنْهُ الْقَوْمُ، فَيَكْذِبُ. وَيْلٌ لَهُ، وَيْلٌ لَهُ.


    "Yazıklar olsun o kimseye ki insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona yazık ona!" [4]


    عن اِبْنِ مسعد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ، وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الْجَنَّةِ، وَإِنَّ الرَّجُلُ لَيَصْدُقُ، وَيَتَحَرَّى الصِّدْقَ حَتَّى يِكْتَبَ عِنْدَ اللّهِ صِدِّيقَا، وَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ، وَإِنَّ الْفُجُورِ يَهْدِي إِلَى النَّارِ، وَإِنَّ الرَّجُلُ لَيَكْذِبَ وَيَتَحَرَّى الْكَذِبَ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللّهِ كَذَّابَا.


    İbnu Mes'ud (r.a.) anlatıyor: "Rasulullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Sıdk insanı birr'e (Allah'ı razı edecek iyiliğe) götürür birr de cennete götürür. Kişi doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah'ın indinde sıddîk (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah'ın indinde yalancı diye kaydedilir."[5]


    عن ابن عمرو بن العاص رَضِيَ اللّهُ عَنهما قال: قَالَ رَسُولُ اللّهِ : أرْبَعٌ مَنْ كُنَّ فيهِ كَانَ مُنَافِقاً خَالِصاً. وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْهُنَّ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنَ النِّفَاقِ حَتّى يَدَعَهَا: إذَا أُؤْتِمِنَ خَانَ، وَإذَا حَدّثَ كَذَبَ، وإذَا عَاهَدَ غَدَرَ، وَإذَا خَاصَمَ فَجَرَ. أخرجه الخمسة.»الُجُورُ« الكذب والفسق، والمراد به هنا الفحش .


    İbnu Amr İbni'l-As (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:"Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder konuşunca yalan söyler söz verince sözünde durmaz husumet edince haddi aşar." [6]
    عن أبي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال:آية المنافق ثلاث: إذا حدث كذب، وإذا وعد أخلف، وإذا اؤتمن خان.
    Ebu Hüreyre r.a. den rivayete göre Peygamberimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur:“Münafığın belirtisi üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler söz verdiği zaman sözünde durmaz kendisine bir şey emanet edildiği zaman hıyanet eder” [7]
    Abdullah b. Amr (r.a.) diyor ki; Peygamberimizin evimizde bulunduğu bir günde annem “yavrum gel sana bir şey vereceğim” diye beni çağırdı. Peygamberimiz anneme: “Çocuğa ne vermek istedin” diye sordu. Annem: Hurma vermek istedim dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Eğer bir şey vermeseydin sana bir yalan günah yazılırdı” buyurdu.[8]
    Çocuklar yalanı kendilerine verilen sözün tutulmamasından öğrenirler.
    Yalan söylemenin caiz olduğu yerler de vardır:
    Ümmü Külsüm Bintu Ukbe (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.)'ı işittim diyordu ki:"İki kişinin arasını düzelten hayır
    söyleyip hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir."[9]


    Yalanın Zararları


    · Yalan öncelikle söyleyenini şahsiyetini tahrip eder yalan sahibini mahcup ve rezil eder.
    · İnsanlar arasında güveni sarsar.
    · İnsanlar arasında anlaşmazlıklara kavga ve huzursuzluklara yol açar.
    · Eğer yalan söz başkaları hakkında ise onların da günahını almış olur.
    · Yalancı bir yalanını gizleyebilmek için en az beş altı yalan daha söyler.
    · Yalanı uzun süre gizlemek de mümkün olmaz. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” denilmiştir. Bu atasözü iki şekilde yorumlanır. Söylenenin yalan olduğu uzun süre gizli kalmaz. Eskiden binamazlar akşamdan yatar fakat komşular yatsıyı kılmadan yattı demesinler diye mumunu söndürmezmiş. Söndürülmeden bırakılan mum bir iki saat yandıktan sonra tükenerek kendiliğinden tükenen türden olurmuş. Bu hile fark edilince böyle bir söz atasözü haline gelmiş.
    Yalancı çoban hikayesini bir çoğunuz bilirsiniz.
    Peygamberimiz şaka da olsa yalan söylemeyin buyurmuştur.
    Su-i zan da yalandır. Kişinin her duyduğunu söylemesi de
    Allah sehven de olsa yalan söylemekten ve yalancının şerrinden muhafaza buyursun.
    (Mukadder Arif YÜKSEL Divriği Müftüsü
    (Divriği Merkez Kültür Camii 30.11.2007)




    YALAN VE ZARARLARI


    Yalan kişinin gerçeği gizleyip bildiğinin aksini söylemesidir.
    Yalan hakkında bilgi sahibi olmadığı bir konuda kesin biliyormuş gibi konuşmaktır.
    Yalan kişinin her duyduğunu söylemesidir.
    Yalan çirkin bir davranış ve büyük bir günahtır.
    Yalancının kendisine ve kendisini dinleyenlere saygısı yoktur.
    Yalancılık bir kişilik bozukluğudur. Aşağılık kompleksinin bir ürünüdür.
    İmandan sonra en büyük erdem doğruluktur bunun aksi yalancılık ise en aşağılık huylardan biridir.
    Yalan söyleyenden her türlü kötülük beklenir ve kendisine asla güvenilmez. Mahkemede şahitliği kabul edilmez.
    Müslüman elinden ve dilinden her kesin emin olduğu kimsedir ve mü’min asla yalan konuşmaz belki yanılarak konuşabilir.
    Konu İle İlgili Ayetler:


    يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدً



    يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعْ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا


    “Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin. Böyle davranırsanız Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.”[1]


    وَالَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ وَإِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا


    “Onlar yalana şahitlik etmeyen faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.” [2]
    Konu ile İlgili Hadis-i Şerifler:


    عن صفوان بن سلَيْمٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: قُلْنَا يَا رَسُولَ اللّهِ: أيَكُونُ الْمُؤْمِنُ جَباناً. قَالَ: نَعَمْ. قُلْنَا: أفَيَكُونُ بَخِيً؟ قَالَ: نَعَمْ. قُلْنَا: أفَيَكُونُ كَذّاباً؟ قَال: َ


    Safvan İbnu Süleym (r.a.) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü! dedik mü'min korkak olur mu?"
    "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik yine:
    "Evet!" buyurdular. Biz yine:
    "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır! buyurdular."[3]


    قَالَ رَسُولُ اللّهِ : وَيْلٌ لِلّذِي يُحَدِّثُ بِالْحَدِىثِ لِيَضْحَكَ مِنْهُ الْقَوْمُ، فَيَكْذِبُ. وَيْلٌ لَهُ، وَيْلٌ لَهُ.


    "Yazıklar olsun o kimseye ki insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona yazık ona!" [4]


    عن اِبْنِ مسعد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ، وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الْجَنَّةِ، وَإِنَّ الرَّجُلُ لَيَصْدُقُ، وَيَتَحَرَّى الصِّدْقَ حَتَّى يِكْتَبَ عِنْدَ اللّهِ صِدِّيقَا، وَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ، وَإِنَّ الْفُجُورِ يَهْدِي إِلَى النَّارِ، وَإِنَّ الرَّجُلُ لَيَكْذِبَ وَيَتَحَرَّى الْكَذِبَ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللّهِ كَذَّابَا.



  4. 20.Mayıs.2011, 16:34
    2
    Silent and lonely rains



    YALAN VE ZARARLARI


    Yalan kişinin gerçeği gizleyip bildiğinin aksini söylemesidir.
    Yalan hakkında bilgi sahibi olmadığı bir konuda kesin biliyormuş gibi konuşmaktır.
    Yalan kişinin her duyduğunu söylemesidir.
    Yalan çirkin bir davranış ve büyük bir günahtır.
    Yalancının kendisine ve kendisini dinleyenlere saygısı yoktur.
    Yalancılık bir kişilik bozukluğudur. Aşağılık kompleksinin bir ürünüdür.
    İmandan sonra en büyük erdem doğruluktur bunun aksi yalancılık ise en aşağılık huylardan biridir.
    Yalan söyleyenden her türlü kötülük beklenir ve kendisine asla güvenilmez. Mahkemede şahitliği kabul edilmez.
    Müslüman elinden ve dilinden her kesin emin olduğu kimsedir ve mü’min asla yalan konuşmaz belki yanılarak konuşabilir.
    Konu İle İlgili Ayetler:


    يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدً



    يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعْ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا


    “Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin. Böyle davranırsanız Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.”[1]


    وَالَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ وَإِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا


    “Onlar yalana şahitlik etmeyen faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.” [2]
    Konu ile İlgili Hadis-i Şerifler:


    عن صفوان بن سلَيْمٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: قُلْنَا يَا رَسُولَ اللّهِ: أيَكُونُ الْمُؤْمِنُ جَباناً. قَالَ: نَعَمْ. قُلْنَا: أفَيَكُونُ بَخِيً؟ قَالَ: نَعَمْ. قُلْنَا: أفَيَكُونُ كَذّاباً؟ قَال: َ


    Safvan İbnu Süleym (r.a.) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü! dedik mü'min korkak olur mu?"
    "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik yine:
    "Evet!" buyurdular. Biz yine:
    "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır! buyurdular."[3]


    قَالَ رَسُولُ اللّهِ : وَيْلٌ لِلّذِي يُحَدِّثُ بِالْحَدِىثِ لِيَضْحَكَ مِنْهُ الْقَوْمُ، فَيَكْذِبُ. وَيْلٌ لَهُ، وَيْلٌ لَهُ.


    "Yazıklar olsun o kimseye ki insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona yazık ona!" [4]


    عن اِبْنِ مسعد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ، وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الْجَنَّةِ، وَإِنَّ الرَّجُلُ لَيَصْدُقُ، وَيَتَحَرَّى الصِّدْقَ حَتَّى يِكْتَبَ عِنْدَ اللّهِ صِدِّيقَا، وَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ، وَإِنَّ الْفُجُورِ يَهْدِي إِلَى النَّارِ، وَإِنَّ الرَّجُلُ لَيَكْذِبَ وَيَتَحَرَّى الْكَذِبَ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللّهِ كَذَّابَا.


    İbnu Mes'ud (r.a.) anlatıyor: "Rasulullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Sıdk insanı birr'e (Allah'ı razı edecek iyiliğe) götürür birr de cennete götürür. Kişi doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah'ın indinde sıddîk (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah'ın indinde yalancı diye kaydedilir."[5]


    عن ابن عمرو بن العاص رَضِيَ اللّهُ عَنهما قال: قَالَ رَسُولُ اللّهِ : أرْبَعٌ مَنْ كُنَّ فيهِ كَانَ مُنَافِقاً خَالِصاً. وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْهُنَّ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنَ النِّفَاقِ حَتّى يَدَعَهَا: إذَا أُؤْتِمِنَ خَانَ، وَإذَا حَدّثَ كَذَبَ، وإذَا عَاهَدَ غَدَرَ، وَإذَا خَاصَمَ فَجَرَ. أخرجه الخمسة.»الُجُورُ« الكذب والفسق، والمراد به هنا الفحش .


    İbnu Amr İbni'l-As (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:"Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder konuşunca yalan söyler söz verince sözünde durmaz husumet edince haddi aşar." [6]
    عن أبي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال:آية المنافق ثلاث: إذا حدث كذب، وإذا وعد أخلف، وإذا اؤتمن خان.
    Ebu Hüreyre r.a. den rivayete göre Peygamberimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur:“Münafığın belirtisi üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler söz verdiği zaman sözünde durmaz kendisine bir şey emanet edildiği zaman hıyanet eder” [7]
    Abdullah b. Amr (r.a.) diyor ki; Peygamberimizin evimizde bulunduğu bir günde annem “yavrum gel sana bir şey vereceğim” diye beni çağırdı. Peygamberimiz anneme: “Çocuğa ne vermek istedin” diye sordu. Annem: Hurma vermek istedim dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Eğer bir şey vermeseydin sana bir yalan günah yazılırdı” buyurdu.[8]
    Çocuklar yalanı kendilerine verilen sözün tutulmamasından öğrenirler.
    Yalan söylemenin caiz olduğu yerler de vardır:
    Ümmü Külsüm Bintu Ukbe (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.)'ı işittim diyordu ki:"İki kişinin arasını düzelten hayır
    söyleyip hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir."[9]


    Yalanın Zararları


    · Yalan öncelikle söyleyenini şahsiyetini tahrip eder yalan sahibini mahcup ve rezil eder.
    · İnsanlar arasında güveni sarsar.
    · İnsanlar arasında anlaşmazlıklara kavga ve huzursuzluklara yol açar.
    · Eğer yalan söz başkaları hakkında ise onların da günahını almış olur.
    · Yalancı bir yalanını gizleyebilmek için en az beş altı yalan daha söyler.
    · Yalanı uzun süre gizlemek de mümkün olmaz. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” denilmiştir. Bu atasözü iki şekilde yorumlanır. Söylenenin yalan olduğu uzun süre gizli kalmaz. Eskiden binamazlar akşamdan yatar fakat komşular yatsıyı kılmadan yattı demesinler diye mumunu söndürmezmiş. Söndürülmeden bırakılan mum bir iki saat yandıktan sonra tükenerek kendiliğinden tükenen türden olurmuş. Bu hile fark edilince böyle bir söz atasözü haline gelmiş.
    Yalancı çoban hikayesini bir çoğunuz bilirsiniz.
    Peygamberimiz şaka da olsa yalan söylemeyin buyurmuştur.
    Su-i zan da yalandır. Kişinin her duyduğunu söylemesi de
    Allah sehven de olsa yalan söylemekten ve yalancının şerrinden muhafaza buyursun.
    (Mukadder Arif YÜKSEL Divriği Müftüsü
    (Divriği Merkez Kültür Camii 30.11.2007)




    YALAN VE ZARARLARI


    Yalan kişinin gerçeği gizleyip bildiğinin aksini söylemesidir.
    Yalan hakkında bilgi sahibi olmadığı bir konuda kesin biliyormuş gibi konuşmaktır.
    Yalan kişinin her duyduğunu söylemesidir.
    Yalan çirkin bir davranış ve büyük bir günahtır.
    Yalancının kendisine ve kendisini dinleyenlere saygısı yoktur.
    Yalancılık bir kişilik bozukluğudur. Aşağılık kompleksinin bir ürünüdür.
    İmandan sonra en büyük erdem doğruluktur bunun aksi yalancılık ise en aşağılık huylardan biridir.
    Yalan söyleyenden her türlü kötülük beklenir ve kendisine asla güvenilmez. Mahkemede şahitliği kabul edilmez.
    Müslüman elinden ve dilinden her kesin emin olduğu kimsedir ve mü’min asla yalan konuşmaz belki yanılarak konuşabilir.
    Konu İle İlgili Ayetler:


    يَاأَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اتَّقُوا اللَّهَ وَقُولُوا قَوْلًا سَدِيدً



    يُصْلِحْ لَكُمْ أَعْمَالَكُمْ وَيَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَمَنْ يُطِعْ اللَّهَ وَرَسُولَهُ فَقَدْ فَازَ فَوْزًا عَظِيمًا


    “Ey iman edenler! Allah’tan sakının ve doğru söz söyleyin. Böyle davranırsanız Allah işlerinizi düzeltir ve günahlarınızı bağışlar. Kim Allah ve Resulüne itaat ederse büyük bir kurtuluşa ermiş olur.”[1]


    وَالَّذِينَ لَا يَشْهَدُونَ الزُّورَ وَإِذَا مَرُّوا بِاللَّغْوِ مَرُّوا كِرَامًا


    “Onlar yalana şahitlik etmeyen faydasız boş bir şeyle karşılaştıkları zaman vakar ve hoşgörü ile geçip gidenlerdir.” [2]
    Konu ile İlgili Hadis-i Şerifler:


    عن صفوان بن سلَيْمٍ رَضِيَ اللّهُ عَنْه قال: قُلْنَا يَا رَسُولَ اللّهِ: أيَكُونُ الْمُؤْمِنُ جَباناً. قَالَ: نَعَمْ. قُلْنَا: أفَيَكُونُ بَخِيً؟ قَالَ: نَعَمْ. قُلْنَا: أفَيَكُونُ كَذّاباً؟ قَال: َ


    Safvan İbnu Süleym (r.a.) anlatıyor: "Ey Allah'ın Resulü! dedik mü'min korkak olur mu?"
    "Evet!" buyurdular. "Pekiyi cimri olur mu?" dedik yine:
    "Evet!" buyurdular. Biz yine:
    "Pekiyi yalancı olur mu?" diye sorduk. Bu sefer: "Hayır! buyurdular."[3]


    قَالَ رَسُولُ اللّهِ : وَيْلٌ لِلّذِي يُحَدِّثُ بِالْحَدِىثِ لِيَضْحَكَ مِنْهُ الْقَوْمُ، فَيَكْذِبُ. وَيْلٌ لَهُ، وَيْلٌ لَهُ.


    "Yazıklar olsun o kimseye ki insanları güldürmek için konuşur ve yalan söylerler! Yazık ona yazık ona!" [4]


    عن اِبْنِ مسعد رَضِىَ اللّهُ عَنْهُ قَالَ: قَالَ رَسُولُ للّهِ صَلَّي اللّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ إِنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إِلَى الْبِرِّ، وَإِنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إِلَى الْجَنَّةِ، وَإِنَّ الرَّجُلُ لَيَصْدُقُ، وَيَتَحَرَّى الصِّدْقَ حَتَّى يِكْتَبَ عِنْدَ اللّهِ صِدِّيقَا، وَإِنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إِلَى الْفُجُورِ، وَإِنَّ الْفُجُورِ يَهْدِي إِلَى النَّارِ، وَإِنَّ الرَّجُلُ لَيَكْذِبَ وَيَتَحَرَّى الْكَذِبَ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللّهِ كَذَّابَا.



  5. 20.Mayıs.2011, 16:35
    3
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Bir yere gidip kızacağından korkulan kişiye gitmedim doğrultusunda ifade vermek caizmidir?

    İbnu Mes'ud (r.a.) anlatıyor: "Rasulullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Sıdk insanı birr'e (Allah'ı razı edecek iyiliğe) götürür birr de cennete götürür. Kişi doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah'ın indinde sıddîk (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah'ın indinde yalancı diye kaydedilir."[5]


    عن ابن عمرو بن العاص رَضِيَ اللّهُ عَنهما قال: قَالَ رَسُولُ اللّهِ : أرْبَعٌ مَنْ كُنَّ فيهِ كَانَ مُنَافِقاً خَالِصاً. وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْهُنَّ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنَ النِّفَاقِ حَتّى يَدَعَهَا: إذَا أُؤْتِمِنَ خَانَ، وَإذَا حَدّثَ كَذَبَ، وإذَا عَاهَدَ غَدَرَ، وَإذَا خَاصَمَ فَجَرَ. أخرجه الخمسة.»الُجُورُ« الكذب والفسق، والمراد به هنا الفحش .


    İbnu Amr İbni'l-As (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:"Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder konuşunca yalan söyler söz verince sözünde durmaz husumet edince haddi aşar." [6]
    عن أبي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال:آية المنافق ثلاث: إذا حدث كذب، وإذا وعد أخلف، وإذا اؤتمن خان.
    Ebu Hüreyre r.a. den rivayete göre Peygamberimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur:“Münafığın belirtisi üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler söz verdiği zaman sözünde durmaz kendisine bir şey emanet edildiği zaman hıyanet eder” [7]
    Abdullah b. Amr (r.a.) diyor ki; Peygamberimizin evimizde bulunduğu bir günde annem “yavrum gel sana bir şey vereceğim” diye beni çağırdı. Peygamberimiz anneme: “Çocuğa ne vermek istedin” diye sordu. Annem: Hurma vermek istedim dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Eğer bir şey vermeseydin sana bir yalan günah yazılırdı” buyurdu.[8]
    Çocuklar yalanı kendilerine verilen sözün tutulmamasından öğrenirler.
    Yalan söylemenin caiz olduğu yerler de vardır:
    Ümmü Külsüm Bintu Ukbe (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.)'ı işittim diyordu ki:"İki kişinin arasını düzelten hayır
    söyleyip hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir."[9]


    Yalanın Zararları


    · Yalan öncelikle söyleyenini şahsiyetini tahrip eder yalan sahibini mahcup ve rezil eder.
    · İnsanlar arasında güveni sarsar.
    · İnsanlar arasında anlaşmazlıklara kavga ve huzursuzluklara yol açar.
    · Eğer yalan söz başkaları hakkında ise onların da günahını almış olur.
    · Yalancı bir yalanını gizleyebilmek için en az beş altı yalan daha söyler.
    · Yalanı uzun süre gizlemek de mümkün olmaz. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” denilmiştir. Bu atasözü iki şekilde yorumlanır. Söylenenin yalan olduğu uzun süre gizli kalmaz. Eskiden binamazlar akşamdan yatar fakat komşular yatsıyı kılmadan yattı demesinler diye mumunu söndürmezmiş. Söndürülmeden bırakılan mum bir iki saat yandıktan sonra tükenerek kendiliğinden tükenen türden olurmuş. Bu hile fark edilince böyle bir söz atasözü haline gelmiş.
    Yalancı çoban hikayesini bir çoğunuz bilirsiniz.
    Peygamberimiz şaka da olsa yalan söylemeyin buyurmuştur.
    Su-i zan da yalandır. Kişinin her duyduğunu söylemesi de
    Allah sehven de olsa yalan söylemekten ve yalancının şerrinden muhafaza buyursun.
    (Mukadder Arif YÜKSEL Divriği Müftüsü
    (Divriği Merkez Kültür Camii 30.11.2007)

    [1]Ahzab 33/70-71

    [2]Furkan 25/72

    [3]Muvatta Kelam 19 (2 990)

    [4]Ebu Davud Edeb40/ 88 (V 265)

    [5]Buharî Edeb78/ 69 (VII 95); Müslim Birr45/ 102 103 (III 2012); Muvatta Kelam: 16 (2 989); Ebu Dâvud Edeb40/ 88 (V264)

    [6]Buharî İman2/ 24 (I14)

    [7] Buhari İman 2/24 (I14)

    [8] Ebu Davud Edeb 45/80 (V265)

    [9] Müslim Birr45/ 101 (III 2011)



  6. 20.Mayıs.2011, 16:35
    3
    Silent and lonely rains
    İbnu Mes'ud (r.a.) anlatıyor: "Rasulullah (s.a.v.) buyurdular ki: "Sıdk insanı birr'e (Allah'ı razı edecek iyiliğe) götürür birr de cennete götürür. Kişi doğru söyler ve doğruyu arar da sonunda Allah'ın indinde sıddîk (doğru sözlü) diye kaydedilir. Yalan da kişiyi haddi aşmaya götürür. Haddi aşmak da ateşe götürür. Kişi yalan söyler ve yalanı araştırır da sonunda Allah'ın indinde yalancı diye kaydedilir."[5]


    عن ابن عمرو بن العاص رَضِيَ اللّهُ عَنهما قال: قَالَ رَسُولُ اللّهِ : أرْبَعٌ مَنْ كُنَّ فيهِ كَانَ مُنَافِقاً خَالِصاً. وَمَنْ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنْهُنَّ كَانَتْ فِيهِ خَصْلَةٌ مِنَ النِّفَاقِ حَتّى يَدَعَهَا: إذَا أُؤْتِمِنَ خَانَ، وَإذَا حَدّثَ كَذَبَ، وإذَا عَاهَدَ غَدَرَ، وَإذَا خَاصَمَ فَجَرَ. أخرجه الخمسة.»الُجُورُ« الكذب والفسق، والمراد به هنا الفحش .


    İbnu Amr İbni'l-As (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.) buyurdular ki:"Dört haslet vardır; kimde bu hasletler bulunursa o kimse halis münafıktır. Kimde de bunlardan biri bulunursa onu bırakıncaya kadar kendinde nifaktan bir haslet var demektir: Emanet edilince hıyanet eder konuşunca yalan söyler söz verince sözünde durmaz husumet edince haddi aşar." [6]
    عن أبي هريرة، عن النبي صلى الله عليه وسلم قال:آية المنافق ثلاث: إذا حدث كذب، وإذا وعد أخلف، وإذا اؤتمن خان.
    Ebu Hüreyre r.a. den rivayete göre Peygamberimiz s.a.v. şöyle buyurmuştur:“Münafığın belirtisi üçtür: Konuştuğu zaman yalan söyler söz verdiği zaman sözünde durmaz kendisine bir şey emanet edildiği zaman hıyanet eder” [7]
    Abdullah b. Amr (r.a.) diyor ki; Peygamberimizin evimizde bulunduğu bir günde annem “yavrum gel sana bir şey vereceğim” diye beni çağırdı. Peygamberimiz anneme: “Çocuğa ne vermek istedin” diye sordu. Annem: Hurma vermek istedim dedi. Bunun üzerine Peygamberimiz: “Eğer bir şey vermeseydin sana bir yalan günah yazılırdı” buyurdu.[8]
    Çocuklar yalanı kendilerine verilen sözün tutulmamasından öğrenirler.
    Yalan söylemenin caiz olduğu yerler de vardır:
    Ümmü Külsüm Bintu Ukbe (r.a.) anlatıyor: "Resulullah (s.a.v.)'ı işittim diyordu ki:"İki kişinin arasını düzelten hayır
    söyleyip hayır tebliğ eden kimse yalancı değildir."[9]


    Yalanın Zararları


    · Yalan öncelikle söyleyenini şahsiyetini tahrip eder yalan sahibini mahcup ve rezil eder.
    · İnsanlar arasında güveni sarsar.
    · İnsanlar arasında anlaşmazlıklara kavga ve huzursuzluklara yol açar.
    · Eğer yalan söz başkaları hakkında ise onların da günahını almış olur.
    · Yalancı bir yalanını gizleyebilmek için en az beş altı yalan daha söyler.
    · Yalanı uzun süre gizlemek de mümkün olmaz. “Yalancının mumu yatsıya kadar yanar.” denilmiştir. Bu atasözü iki şekilde yorumlanır. Söylenenin yalan olduğu uzun süre gizli kalmaz. Eskiden binamazlar akşamdan yatar fakat komşular yatsıyı kılmadan yattı demesinler diye mumunu söndürmezmiş. Söndürülmeden bırakılan mum bir iki saat yandıktan sonra tükenerek kendiliğinden tükenen türden olurmuş. Bu hile fark edilince böyle bir söz atasözü haline gelmiş.
    Yalancı çoban hikayesini bir çoğunuz bilirsiniz.
    Peygamberimiz şaka da olsa yalan söylemeyin buyurmuştur.
    Su-i zan da yalandır. Kişinin her duyduğunu söylemesi de
    Allah sehven de olsa yalan söylemekten ve yalancının şerrinden muhafaza buyursun.
    (Mukadder Arif YÜKSEL Divriği Müftüsü
    (Divriği Merkez Kültür Camii 30.11.2007)

    [1]Ahzab 33/70-71

    [2]Furkan 25/72

    [3]Muvatta Kelam 19 (2 990)

    [4]Ebu Davud Edeb40/ 88 (V 265)

    [5]Buharî Edeb78/ 69 (VII 95); Müslim Birr45/ 102 103 (III 2012); Muvatta Kelam: 16 (2 989); Ebu Dâvud Edeb40/ 88 (V264)

    [6]Buharî İman2/ 24 (I14)

    [7] Buhari İman 2/24 (I14)

    [8] Ebu Davud Edeb 45/80 (V265)

    [9] Müslim Birr45/ 101 (III 2011)






+ Yorum Gönder