Konusunu Oylayın.: Bir Umre Seyyahının Not Defterinden Uhud Hüseyin Eren

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 2 kişi
Bir Umre Seyyahının Not Defterinden Uhud Hüseyin Eren
  1. 20.Mayıs.2011, 06:52
    1
    Misafir

    Bir Umre Seyyahının Not Defterinden Uhud Hüseyin Eren

  2. 20.Mayıs.2011, 08:38
    2
    Desert Rose
    Silent and lonely rains

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 21.Ocak.2007
    Üye No: 5
    Mesaj Sayısı: 17,685
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 227
    Bulunduğu yer: the silent deserts in my soul

    Cevap: Bir Umre Seyyahının Not Defterinden Uhud Hüseyin Eren




    Bir Umre Seyyahının Not Defterinden
    Uhud


    BUGÜN MEDİNE’DEKİ ziyaret yerleri gezildi. İlk durak “Uhud” idi. “Uhud bizi, biz Uhudu severiz” buyuruyor Fahri Kâinat (A.S.M.) Onun sevdiğini biz de severiz, onun sevdiği bizi de sever inşallah. Çok hikmet ve hakikat barındıran bir savaş, Uhud Savaşı.
    Nebi-i Zişan (A.S.M.) şehirde kalıp Kureyş’lileri karşılama görüşünde idi, fakat yapılan istişare ve alınan karar onunla aynı görüşte değildi. Zırhını giydi, kılıcını kuşandı; düşman şehrin dışında karşılanacaktı.
    Ayneyn tepesine koyduğu 50 civarında okçuyu, savaşın seyri ne olursa olsun tepeyi terk etmemelerini talimatını verdi.
    Başlangıçta Müslümanların galip gelmesi, okçuların – 40 kadar – yerini terk etmesi ve galibiyet yönünün Kureyş’e kayması; iç dünyalarda nasıl bir ibret çağrışımlar uyandırıyor, nefisle olan savaşta nasıl bir taktikler veriyor, kıyamete kadar gelecek Müslümanlara nasıl bir örneklik teşkil ediyor?
    Peygamberimizin (A.S.M.) dişi kırılıyor, düşüyor, kalkıyor, yüzüne zırhın iki demiri batıyor; âlemlerin nurundan yaratıldığı, âlemlere rahmet olarak gönderilen kul Peygamber kulluk zevkini ne güzel sunuyor, biz ganimet düşkünlerine, biz zevkpesentlere.
    Kulluğu ile iftihar eden Yüce Nebi (A.S.M.) acı içiyor, keder yudumluyor, ızdırap soluyor. Bize başka nasıl örnek ve rehber olurdu, biz onu başka nasıl anlardık?
    Baştan sona serapa ibret ve hikmet dolu bir savaştan hakikat ganimetlerini elde etmek için çokça düşünmeli, idrak sınırlarını aşma gayreti içinde olmalı değil miyiz?
    Dağ gibi hakikat karşımızda duruyor; küçük idrakimizle ondan ne kadar ibret taşları alırsak şeytanı recmetmede, nefsimizle olan savaşta, savaşın seyrini galibiyet döndürebiliriz.
    70 sahabe şehit olmuş bu savaşta. Şehitlerin efendisi Hz Hamza ( r.a) burada, Mus’ab Bin Umeyr, Abdullah İbni Çahş’la yakın yakına. Diğer şehitlerin iki, üçü bir kabre defnedilmiş.
    Öyle ki Fahr-ı Âlem (A.S.M.) zaman zaman buraya gelir onları selamlar, dua edermiş.
    Defalarca dağa baktı, zihninin deklanşörü sürekli çalıştı, çektiği suretleri ruhunun belleğine taşıdı. Zihnen ve kalben Uhud ve şehitlerine ziyaret etmeyi düşünüyordu, Nebevi sünneti böyle yapabilirdi belki de. Selam olsun Uhud Şehitlerine, binler ve milyonlar kere selam.




  3. 20.Mayıs.2011, 08:38
    2
    Silent and lonely rains



    Bir Umre Seyyahının Not Defterinden
    Uhud


    BUGÜN MEDİNE’DEKİ ziyaret yerleri gezildi. İlk durak “Uhud” idi. “Uhud bizi, biz Uhudu severiz” buyuruyor Fahri Kâinat (A.S.M.) Onun sevdiğini biz de severiz, onun sevdiği bizi de sever inşallah. Çok hikmet ve hakikat barındıran bir savaş, Uhud Savaşı.
    Nebi-i Zişan (A.S.M.) şehirde kalıp Kureyş’lileri karşılama görüşünde idi, fakat yapılan istişare ve alınan karar onunla aynı görüşte değildi. Zırhını giydi, kılıcını kuşandı; düşman şehrin dışında karşılanacaktı.
    Ayneyn tepesine koyduğu 50 civarında okçuyu, savaşın seyri ne olursa olsun tepeyi terk etmemelerini talimatını verdi.
    Başlangıçta Müslümanların galip gelmesi, okçuların – 40 kadar – yerini terk etmesi ve galibiyet yönünün Kureyş’e kayması; iç dünyalarda nasıl bir ibret çağrışımlar uyandırıyor, nefisle olan savaşta nasıl bir taktikler veriyor, kıyamete kadar gelecek Müslümanlara nasıl bir örneklik teşkil ediyor?
    Peygamberimizin (A.S.M.) dişi kırılıyor, düşüyor, kalkıyor, yüzüne zırhın iki demiri batıyor; âlemlerin nurundan yaratıldığı, âlemlere rahmet olarak gönderilen kul Peygamber kulluk zevkini ne güzel sunuyor, biz ganimet düşkünlerine, biz zevkpesentlere.
    Kulluğu ile iftihar eden Yüce Nebi (A.S.M.) acı içiyor, keder yudumluyor, ızdırap soluyor. Bize başka nasıl örnek ve rehber olurdu, biz onu başka nasıl anlardık?
    Baştan sona serapa ibret ve hikmet dolu bir savaştan hakikat ganimetlerini elde etmek için çokça düşünmeli, idrak sınırlarını aşma gayreti içinde olmalı değil miyiz?
    Dağ gibi hakikat karşımızda duruyor; küçük idrakimizle ondan ne kadar ibret taşları alırsak şeytanı recmetmede, nefsimizle olan savaşta, savaşın seyrini galibiyet döndürebiliriz.
    70 sahabe şehit olmuş bu savaşta. Şehitlerin efendisi Hz Hamza ( r.a) burada, Mus’ab Bin Umeyr, Abdullah İbni Çahş’la yakın yakına. Diğer şehitlerin iki, üçü bir kabre defnedilmiş.
    Öyle ki Fahr-ı Âlem (A.S.M.) zaman zaman buraya gelir onları selamlar, dua edermiş.
    Defalarca dağa baktı, zihninin deklanşörü sürekli çalıştı, çektiği suretleri ruhunun belleğine taşıdı. Zihnen ve kalben Uhud ve şehitlerine ziyaret etmeyi düşünüyordu, Nebevi sünneti böyle yapabilirdi belki de. Selam olsun Uhud Şehitlerine, binler ve milyonlar kere selam.







+ Yorum Gönder