Konusunu Oylayın.: Cinayete şahit olan bir insan, şahitlik yapmaması için tehdit edilirse tavrı nasıl olmalıdır?

5 üzerinden 5.00 | Toplam : 1 kişi
Cinayete şahit olan bir insan, şahitlik yapmaması için tehdit edilirse tavrı nasıl olmalıdır?
  1. 19.Mayıs.2011, 07:18
    1
    Misafir

    Cinayete şahit olan bir insan, şahitlik yapmaması için tehdit edilirse tavrı nasıl olmalıdır?






    Cinayete şahit olan bir insan, şahitlik yapmaması için tehdit edilirse tavrı nasıl olmalıdır? Mumsema Cinayete şahit olan bir insan, şahitlik yapmaması için tehdit edilirse tavrı nasıl olmalıdır?


  2. 19.Mayıs.2011, 07:18
    1
    Kayıtsız Üye - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Kayıtsız Üye
    Misafir



  3. 19.Mayıs.2011, 07:55
    2
    Muhasibi
    Editör

    Profili:
    Üyelik Tarihi: 22.Ağustos.2007
    Üye No: 12
    Mesaj Sayısı: 15,811
    Rep Derecesi:
    Tecrübe Puanı: 160
    Bulunduğu yer: Gönlümün Mürekkep Lekeleri'de Fikir İşçisi

    Cevap: Cinayete şahit olan bir insan, şahitlik yapmaması için tehdit edilirse tavrı nasıl olmalıdır?




    Dinimiz, insanın; inancında, özünde, sözünde, niyetinde, sözleşmelerinde, ticaretinde kısaca bütün fiil ve davranışlarında doğru, dürüst, hakkı gözetir, âdil, ihlaslı ve samîmi olmasını emreder. Hile, yalan, iki yüzlülük ve sahtekârlığı da yasaklar. İslâm'da haram (yasak) olan şeylerin yapılması yasaklandığı gibi haramların yapılmasına göz yummak da yasaklanmıştır. Hz. Peygamber (asm) Efendimiz:
    "Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle onun kötülüğünü söylesin; buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, İman, 78; Tirmizî Fiten. 1I- Nesaî iman 17 İbn Mâce, Fiten, 20). buyurmaktadır.
    Kısaca, yalan söylemek günahtır. Müslümanın her durumda doğruyu söylemesi ve doğru beyanda bulunması gerekir. Nitekim Kur'an'da kendi, anne-babası ve yakınları aleyhine de olsa şahitlikte doğruyu söylemek emredilmiştir. (Nisa, 4/135).
    İsra Sûresinin 36 ıncı Ayet-i Kerimesinde; insanın, gözünün, kulağının ve kalbinin her türlü tasarrufundan sorumlu tutulacağı çok açık bir şekilde dile getirilmektedir.
    İnsan topluluklarının korunmaya, düzene ve adalete ihtiyaçları vardır; devlet de bu ihtiyaçlardan doğmuştur. Adaletin gerçekleşmesinde bağlayıcı hukuk kuralları kadar onları uygulayan yönetici ve hâkimlerle hakkın veya suçun ispatı için gerekli bulunan şahitler önemli rol oynamaktadırlar.
    Toplumsal adaletin gerçekleşmesi için başta hâkim, savcı ve şahitler olmak üzere herkesin üzerine düşen sorumluluğu bihakkın yerine getirme zorunluluğu vardır. Aksi halde maddi manevi bir takım kazanç veya kaygıları dikkate alarak bu sorumluluktan vazgeçildiği veya görev ihmal edildiğinde ise, adaletin tesisine engel olmalarından ve tarafların mağduriyetine sebebiyet vermelerinden ötürü bu kişiler mesul olurlar.
    Bu sebeplerle gerek hâkimlerin ve gerekse şahitlerin haksız tarafa meyletmeleri veya hakkın ortaya çıkmasını, adaletin gerçekleşmesini engellemek için hükümden ve şahitlikten geri durmaları, mahkemeyi oyalayan davranışlar içine girmeleri de yalancı şahitlik ve hukuka aykırı hüküm kadar adalete aykırı bulunduğundan dinimiz bunları yasaklamış, bazı şeyleri halktan gizlemek mümkün olsa bile Allah’tan gizlemenin imkânsız olduğunu vurgulamıştır.
    Bu itibarla kişi, şahit olduğu bir olayı -kendisine yapılan baskı, tehdit ve şantajlara boyun eğmeden- ilgili mercilere usulüne uygun bir şekilde bildirmelidir. Ayrıca, bir hukuk devletinde yaşadığının bilincinde olarak onu bu ulvi görevden alıkoymaya yönelik tehditler konusunda da suç duyurusunda bulunmalıdır.


  4. 19.Mayıs.2011, 07:55
    2
    Editör



    Dinimiz, insanın; inancında, özünde, sözünde, niyetinde, sözleşmelerinde, ticaretinde kısaca bütün fiil ve davranışlarında doğru, dürüst, hakkı gözetir, âdil, ihlaslı ve samîmi olmasını emreder. Hile, yalan, iki yüzlülük ve sahtekârlığı da yasaklar. İslâm'da haram (yasak) olan şeylerin yapılması yasaklandığı gibi haramların yapılmasına göz yummak da yasaklanmıştır. Hz. Peygamber (asm) Efendimiz:
    "Sizden kim bir kötülük görürse onu eliyle değiştirsin; buna gücü yetmezse diliyle onun kötülüğünü söylesin; buna da gücü yetmezse kalbiyle ona buğzetsin. Bu ise imanın en zayıf derecesidir." (Müslim, İman, 78; Tirmizî Fiten. 1I- Nesaî iman 17 İbn Mâce, Fiten, 20). buyurmaktadır.
    Kısaca, yalan söylemek günahtır. Müslümanın her durumda doğruyu söylemesi ve doğru beyanda bulunması gerekir. Nitekim Kur'an'da kendi, anne-babası ve yakınları aleyhine de olsa şahitlikte doğruyu söylemek emredilmiştir. (Nisa, 4/135).
    İsra Sûresinin 36 ıncı Ayet-i Kerimesinde; insanın, gözünün, kulağının ve kalbinin her türlü tasarrufundan sorumlu tutulacağı çok açık bir şekilde dile getirilmektedir.
    İnsan topluluklarının korunmaya, düzene ve adalete ihtiyaçları vardır; devlet de bu ihtiyaçlardan doğmuştur. Adaletin gerçekleşmesinde bağlayıcı hukuk kuralları kadar onları uygulayan yönetici ve hâkimlerle hakkın veya suçun ispatı için gerekli bulunan şahitler önemli rol oynamaktadırlar.
    Toplumsal adaletin gerçekleşmesi için başta hâkim, savcı ve şahitler olmak üzere herkesin üzerine düşen sorumluluğu bihakkın yerine getirme zorunluluğu vardır. Aksi halde maddi manevi bir takım kazanç veya kaygıları dikkate alarak bu sorumluluktan vazgeçildiği veya görev ihmal edildiğinde ise, adaletin tesisine engel olmalarından ve tarafların mağduriyetine sebebiyet vermelerinden ötürü bu kişiler mesul olurlar.
    Bu sebeplerle gerek hâkimlerin ve gerekse şahitlerin haksız tarafa meyletmeleri veya hakkın ortaya çıkmasını, adaletin gerçekleşmesini engellemek için hükümden ve şahitlikten geri durmaları, mahkemeyi oyalayan davranışlar içine girmeleri de yalancı şahitlik ve hukuka aykırı hüküm kadar adalete aykırı bulunduğundan dinimiz bunları yasaklamış, bazı şeyleri halktan gizlemek mümkün olsa bile Allah’tan gizlemenin imkânsız olduğunu vurgulamıştır.
    Bu itibarla kişi, şahit olduğu bir olayı -kendisine yapılan baskı, tehdit ve şantajlara boyun eğmeden- ilgili mercilere usulüne uygun bir şekilde bildirmelidir. Ayrıca, bir hukuk devletinde yaşadığının bilincinde olarak onu bu ulvi görevden alıkoymaya yönelik tehditler konusunda da suç duyurusunda bulunmalıdır.





+ Yorum Gönder